0 YAPILAN YORUMLAR
8914 GÖRÜNTÜLENME
0 TAKİPÇİ
0 BEĞENİ
Romeo ve Juliet: İZDOB Gururlandırdı

Aşk düşmanlık tanımaz. Ölüm de... 

Dünyaca tanınmış yazar William Shakespeare'in Romeo ve Juliet'i de, tam da bu gerçeği anlatır.

19 Kasım 2016'da gerçekleştirilen prömiyer ve 22 Kasım 2016'da gerçekleştirilen gala ile, İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçıları bu şahane eserden yarattıkları büyüleyici koreografi ile izleyenlere İzmir Elhamra Sahnesi'nde unutulmayacak bir gece yaşattı ve İzmir kültür sanat yaşamınaa parmak uçlarıyla unutulmayacak bir iz bıraktılar... Öncelikle, sanatın bize yaşama gücü vermesine ihtiyaç duyduğumuz böyle günlerden geçerken bu eseri İZDOB'a kazandıran Baş Koreograf Kıvanç Ekin'i, ekibini ve baş öğretmen Tolga İyiuyarlar'ı tebrik etmek gerekiyor.

Koreografisi Volkan Ersoy ve Armağan Davran'a ait bu güzel eserin müzikleri Çaykovski imzalı.... Müzik düzenlemesini Tolga Taviş'in yaptığı eserin orkestra şefliğini İbrahim Yazıcı ve Zdravko Yazarov yapmış. Belirtmek gerekli ki, İZDOB ekibi sihirli... Gerçekten sihirli... Volkan Ersoy ve Armağan Davran'ın  ruhlarının büyüsü de yaptıkları koreografiye ve sahneye çok güzel taşınmış.

Bu aşk, aşıklar şehri İtalya'nın güzeller güzeli Verona şehrinde filizleniyor. Verona'nın birbirine düşman iki ailesi -Capulet'ler ve Montague'ler- hayatlarının hesabını yaparken bir şeyi atlıyorlar. Gerçek aşkı... Bu hikaye, aşk acısı çeken Romeo'nun katıldığı bir partide Capulet'lerin bir başkasıyla görüşen kızları Juliet'e aşık olmasıyla başlıyor. "Hayat, siz planlar yaparken olanlardır" sözünü kanıtlar yeni ve planlanmamış bir aşk olarak... Gerçek aşktan, ne kadar isteseniz de kaçamazsınız. Juliet'in odasının önünde genç kıza reverans yapan Romeo, Juliet'in kalbini çoktan fethetmiştir ve ikili gizlice kaçarak rahip Laurence'tan kendilerini evlendirmesini isterler. Ancak hayat bu ya, evlendikleri gün  Romeo, Juliet'in kuzeni Tybalt'la karşılaşır. Romeo'nun arkadaşı Mercutio kışkırtmalar sonucu Tybalt'la dövüşür ve onu öldürür. Bunun karşısında Romeo da Tybalt'ı öldürerek arkadaşının intikamını alır... Romeo ve Juliet için şimdi acının zamanıdır...

Olayları öğrenen aile, Juliet'in evli olduğunu bilmeden onu daha önceden görüştüğü Paris'le evlendirmeye karar verir. Bunun üzerine rahipten kendisini uzun süre uyutacak bir ilaç alan Juliet, uzun süreli bir uykuya dalar. Taa ki, ona haber götürmesi gereken rahip kendisine ulaşamadığı için Romeo gelip sevgilisinin öldüğünü zannedene ve onun baş ucunda gerçek bir zehir içip ölene dek uyur Juliet... Uykusundan uyanan Juliet acı gerçekle yüzleştiğinde çok geçtir... Aşk düşmanlık tanımadığı gibi, ayrılığı da kabul edemez kalp... Juliet bu kez sevdiği adamın bedeni üzerinde kendisini bıçaklayarak gerçekten ölüme bırakır ve Rahip Laurence onları Tanrı'nın önünde kutsarken perdeler kapanır...

Kostümler, ışık düzenlemesi, sahne tasarımı adeta sizi o zamanların yaşanmışlığına çeker gibi... Öyle güzel bir organizasyon ve koreografi yapılmış ki, aşkı da, ölümü de iliklerine kadar hissediyor insan. Öyle ki, Juliet rolündeki İZDOB baş balerini Aslı Çilek sahnede Romeo'nun eli elinde çığlık attığında, bir an kalbiniz yerinizden sökülmüş gibi hissediyorsunuz... O derece içten, o derece hayattan, o kadar kalplerinize yakın bir koreografi olmuş sahnelenen... Aslı'ysa duruluğu, sahnedeki gerçekliği, tutkusu ve büründüğü her rol ile adeta bütünleşen ruhunun gücü ile izleyiciyi kendisine hayran bırakıyor.Onunla gülüyor, onunla aşık oluyor, onunla acı çekiyor, onunla ölüyorsunuz oturduğunuz koltukta. Çünkü o dans etmiyor, yaşıyor.

Romeo rolünde karşımıza çıkan Boğaçhan Bozcaada, kesinlikle hem teknikte hem de liftlerde çok iyi görünüyordu... Juliet'i havalarda gördüğüm her an, uyumlarına hayran kaldım dersem abartmış olmam... Her bir pas de deux ben de dengeli bir uyum ve estetik izi bıraktı... Ki zordur bir pas de deux'nün hakkını bunca uyumlu verebilmek... Kendi bedenin kadar, karşındakinin bedenini de hissedebilmeyi, kontrol edebilmeyi ve yönetebilmeyi gerektirir. Aslı ve Boğaçhan son derece güven verici bir duruş sergiliyorlardı sahnede...

Lady Capulet rolünde Yasemin Altınel, Lord Capulet rolünde Bülent Özdemir çıkıyor karşımıza. Her biri, bale sanatının inceliklerinin hakkını fazlaca vermiş, kıyafetleriyle sahnede adeta uçuşuyorlar. Beni en çok etkileyenlerden biri ise, Rahip Laurence rolündeki Oktay Keresteci idi. Bir eser ancak bu kadar çok büyük ismi bir arada barındırabilirdi. Öyle ki, bir süre sahnede rahibe bakarken "Acaba o mu?" derken buldum kendimi... Öyle ya, büyük isim Oktay Keresteci... Çok da büyük oynamış rolünü... Tam bir rahibe yaraşır nitelikte. Saygıyla eğilmek gerek...

Esere sponsor olan Tab Sanat Akademi yetkilileri çok değerli bale sanatçısı Ömür Uyanık ve eşi de prömiyerdelerdi. Öyle güzel bir ekip sahip çıkmış ki bu dünyaca ünlü esere, yabancı balelere taş çıkartan bir sonuç çıkmış ortaya. Gurur duyulası, onur duyulası bir sonuç... Hem de sanata sahip çıkmaya bunca ihtiyaç duyduğumuz böylesi günlerde... Kalbim güm güm attı, kalkıp sahneden ellerini öpmek istedim tek tek.

Bence bu eserde dikkat çekilmesi gereken bir nokta daha var. Sahnede aşkı, partiyi, dansı, geçmiş zamanları anlatmak alışılagelmiş senaryolardır ve hepsini anlatmanın çeşitli yolları, mimikleri, sanatçıların kullandığı bireysel beden dilleri vardır. Ama bu eseri izlerken fark ettim ki, ekip belki en zor olan alanlardan birini daha başarıyla yönetmiş. Savaş, kavga ve dövüş sahneleri... Bedeni kullanıp yöneten bir sanatçının aynı anda bir savaş aletini kullanması ve bunu izleyiciye adeta gerçekmiş gibi hissettirebilmesi ve bunu karşıdaki bedeni de son derece ustalıkla hizalayarak yapabilmesi başarı gerektiriyor. Çok başarılılardı...

Eserin final bölümünde yer alan ölüm sahnesi ise, insanı oturduğu koltukta sürekli yutkunur hale getiriyordu. Ölüm hiç kimsenin kabul edebildiği bir gerçeklik değilken, henüz doyasıya yaşanamamış bir aşkın ölümünün üzerinden gelebilmek... Sahne nasıl olsa uzak diye düşünmemek lazım, mimikler, sahnelenen eserin nasıl da hissedilerek sahneye konduğunu öyle güzel yansıtıyor ki, sanatlarının önünde saygıyla eğilmek gerek...

Mercutio rolünde dönüşümlü olarak Sertan Yetkinoğlu ve Hazar Özideş, Tybalt rolünde ise dönüşümlü olarak Dolun Doyran ve Yiğit Erhan çıkıyor karşımıza... Lady Montegue'i Göksu Kaçan ve Lord Montegue'i ise Güçlü Kılıç'ın canlandırdığı temsil 22 Kasım, 8-10 Aralık ve 25-28 Şubat 2017 tarihlerinde yeniden sahnede olacak. Bu şahane eser için neredeyse tüm biletler tükenmiş olsa da, şansınızı denemeye fazlaca değer. Davetiyesini şimdiden almış olanlara keyifli seyirler...

İZDOB kendisini seneler içerisinde fazlaca aşmış ve şu anda yönetimde olan genç ekibin her işe yüreklerindeki tutkuyu kattıkları gerçeği sahne ışıkları altına fazlaca yansımış. İki perde, yaklaşık 110 dakika süren eser boyunca, aşkı iliklerinizde hissederken, o aşkın yaşandığı yüzyıla adeta seyahate çıkıyor, o yüzyılın Romeo'su, bu yüzyılın Juliet'i olmak istiyorsunuz... Elhamra'nın kırmızı koltuklarında siz William Shakespeare'in yazdığı bu aşkın yüzyılına doğru bir zaman yolculuğuna çıkarken, aşkın tadı damağınızda, sesi kulaklarınızda, izi ruhunuzda kalacak... Tebrikler İZDOB! Sanatınız ayakta alkışlanır güzellikte ve tabii kıymette...

Bir de not düşmek lazım: Böylesi güzel bir eser için bu kadar az temsil çok az hakikaten; kesinlikle İzmir halkı birkaç temsil daha konmasını hak ediyor bence... Kimbilir, belki İZDOB sesimizi duyar... 

Tüm castlar ve eser hakkında detaylı bilgi için: https://secure.dobgm.gov.tr/opera2013/devopera.aspx?Mud=3#


  • İZDOB
  • Juliet
  • Romeo ve Juliet
  • Romeo
  • Romeo ve Juliet
  • Lady Capulet
İZDOB

İZDOB-Romeo ve Juliet ekibi

0
1423
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle