GÜNDEM
  • 21-05-2024

    Şef Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni ve Fransız viyolonsel sanatçısı Edgar Moreau, 52. İstanbul Müzik Festivali kapsamında 9 Haziran’da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda konser verecek.

    Daimi şef ve sanat direktörü Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni, genç ve başarılı viyolonsel sanatçısı Edgar Moreau eşliğinde, sevilen başyapıtlardan oluşan bir programla müzikseverlerle buluşacak. Konserde; Tekfen Filarmoni, romantik dönem bestecilerinden Charles Gounod’un, Goethe’nin Faust eserinden esinlenerek bestelediği aynı adlı operasından bale müziği ile müzik literatürünün en renkli, en sürükleyici eserlerinden biri olan Nikolay Rimski-Korsakov’un senfonik süiti Şehrazad’ı seslendirirken; Moreau, Shostakovich ile Rachmaninov’un “viyolonsel için yazılmış en iyi konçerto” olarak tanımladığı Camille Saint-Saëns’in 1 numaralı viyolonsel konçertosunu çalacak.

    11 yaşındayken Torino’da Teatro Regio Orkestrası ile Dvorak’ın çello konçertosunu çalan Edgar Moreau, dünyanın her yerinde ünlü şeflerle, önemli konser salonlarında performanslar sergiledi. 2011 Rostropovich yarışması, Tchaikovsky yarışması ve 2014 Genç Konser Sanatçısı Ödülleri’nde birinciliğe layık görülen Mareau’nun zengin bir diskografisi bulunuyor. Sanatçı, Fransızların Grammy’si olarak kabul gören “Victoires de la Musique Classique” ödülünü 2013 ve 2015’te olmak üzere iki kez kazandı ve 2017’de ise ECHO Rising Star seçildi.

    ​9 Haziran akşamı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleşecek festival konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    177
  • 21-05-2024

    Ruzy Gallery, matematiğin ve sanatın doğadan aldığı ilham ve estetik değerlere odaklanan “Evvel” başlıklı yeni karma sergisini 15 Eylül tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Begüm Güney’in küratörlüğünü üstlendiği “Evvel” başlıklı sergide; Suat Akdemir, Mahmut Aydın, Nazan Azeri, Melis Buyruk, Mahmut Celayir, Leyla Emadi, Tom Fellows, Gülfem Kessler, Başak Özocak ve Jake Michael Singer’ın eserleri yer alıyor. Matematiğin evrensel diliyle sanatın gizemli dünyası arasındaki ilişkiyi araştıran sergi, sanatın dilinden varoluşun kökenini sorguluyor, plastik sanatlarla matematiğin ilişkisini inceliyor, insanın matematiğine odaklanıyor.

    ​Sergi, ünlü İngiliz matematikçi G.H. Hardy’nin Bir Matematikçinin Savunması kitabındaki “Bir matematikçinin yaptığı şey bir ressamın ya da şairinki kadar güzel olmalıdır. Düşünceler, renkler ve sözcükler gibi uyumlu bir biçimde birbirini tamamlamalıdır. Dünyada çirkin bir matematik için kalıcı bir yer yoktur.” sözlerinden ilham alıyor. Plastik sanatlarla matematiğin ilişkisini konu alan sergi, matematiği keşfeden insanın doğasında ne var? sorusu üzerinden her iki disiplinin de doğadan aldığı referanslar ve estetik değerler üzerine düşündürüyor.

    0
    0
    163
  • 21-05-2024

    Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Olga Tokarczuk’un dini tartışmaların odağında yer almış tarihi bir figür olan Yakup Frank’ın hikâyesini anlattığı romanı Yakup’un Kitapları, Neşe Taluy Yüce’nin çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı.

    Yakup Frank; Musevi, Hıristiyan, Müslüman geleneklerinin tümünden beslenen, 18. yüzyılın ortalarında dinler sahnesine bütün esrarıyla adım atan, etrafında topladığı cemaatle bugüne kadar tartışılan bir karakter. Yakup’un Kitapları, yeni dünyanın tehlikelerle dolu eşiğinden hem kendi zamanına hem de geleceğe aynı kusursuz dikkat, ihtiyat, bilgelik ve mizahla bakıyor.

    ​“18. yüzyılda, Polonya’da genç bir Yahudi ortaya çıkar, Yankiele ya da Jacob Frank ya da sadece Yakup ya da… isimlerinin sonu gelmez, unvanlarının, hallerinin ve karakterlerinin de; ama o daima parlar. Önce Müslüman, sonra Katolik olur. Dinden dine dönenleri de “ışığa” üşüşen kelebekler gibi etrafına toplar. Yakup kâh büyücü kâh efendi, baba, ağabey, kardeş, kâh “sahte” peygamber kâh Mesih olur. Bir aşağılanır bir göklere çıkarılır, bir durulur bir gürler, bir sevilir bir nefret edilir.”

    0
    0
    176
  • 21-05-2024

    Melisa Önel’in senaryosunu Feride Çiçekoğlu’yla birlikte kaleme aldığı, dünya prömiyerini 35. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde, Avrupa prömiyerini ise Rotterdam Film Festivali’nde yapan Aniden, 25 Mayıs’ta MUBI’de gösterime girecek.

    Melisa Önel imzalı Aniden, koku alma duyusunu yitiren bir kadının kendini arama hikâyesini anlatıyor. Filmde Defne Kayalar, Öner Erkan, Şerif Erol, Ayşenil Şamlıoğlu ve Dilan Çiçek Deniz rol alıyor.

    Uzun süredir Hamburg’da yaşayan Reyhan (Defne Kayalar), kocasının işi sebebiyle bir süreliğine İstanbul’a gelir. Geri dönmeye hazırlanırken, koku alamadığını fark eder. Bunun ciddi bir problem olabileceğini kabullenmek yerine, geçmişiyle yüzleşmeyi, şehrin içinde kendini aradığı bir yolculuğa çıkmayı tercih eder.

    Filmin yönetmeni Melisa Önel, Aniden filmi hakkında şunları söylüyor: “Senaryo yazımı konusunda Feride Çiçekoğlu ile üçüncü ortaklığımızdayız. Karakterimiz Reyhan’ın ortadan kaybolmasının hem toplumsal normların aşılması hem de failliği ve kadınlığı sorgulamanın bir yolu olduğunu düşündük. Senaryo üzerinde çalışırken, kadın arzusu açısından nelerin ‘uygun’ sayıldığını irdeledik. Kadın olmanın, bencil olmanın, arzulamanın ve sokaklarda yürümenin anlamını sorguladık. Sokaklarda amaçsızca dolaşıp insanları izleyen biri olmak, kahramanımız Reyhan’ın kimliğini yeniden şekillendirebilir mi? Ona bir özgürleşme imkânı sunabilir mi?”

    ​25 Mayıs’tan itibaren MUBI’de gösterime girecek Aniden’in fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=x9dY70Y5erI

    0
    0
    223
  • 21-05-2024

    Antonio Cosentino’nun yeni üretimlerinden oluşan “Öğleden Sonra” sergisi, 25 Mayıs’tan itibaren İMALAT-HANE’de sanatseverlerle buluşacak.

    Antonio Cosentino, bir üçleme olarak görülebilecek “cigara viski kolileri denizlerde, ferâre sevgilim” (2016), “Yaz Güzel Bir Gündü” (2018) ve “JPEG Takımadaları” (2020) adlı kişisel sergilerinin ardından “Öğleden Sonra” ile yeni bir panorama sunuyor. Cosentino’nun “kent” kavramı etrafında şekillenen sanatsal pratiği, sanatçının eserlerini bir nevi görsel şehir envanterine dönüştürüyor. Sanatçı, sokak manzaralarının rastlantısal günlüğünü tutan bir kent gezgini gibi, çalışma sürecinde de sergisini bir maceraya dönüştüren çağrışımlara ve anlık etkilere izin veren açık bir yol izliyor. Sanatçı, sergilerindeki görsel anlatıya eşlik eden hikâye yazma geleneğini bu sergisinde de sürdürüyor.

    Antonio Cosentino, “Öğleden Sonra” sergisi için yazdığı bu metinde çalışma pratiğini şu sözlerle anlatıyor: “Önemli bulduğum hafıza parçacıklarını, temaları, iç içe geçtiğim nesneleri, kişileri, üsluplar arası, anti sistematik bir sezi ile bir arada tutmaya çalışıyorum. İşlerle aramda kurup tasarlamış olduğum ve anlamına inandığım duyusal bir bağ olmalı. Bazen melodram denebilecek sahneler, alegoriler, odaklandığım nesneler, durumlar üzerine bir sezi ile yaklaşırım, ne tür anlamların oluştuğunu iş meydana geldikten sonra düşünürüm. Öngörülemezlik, belirsizlik temel çıkış noktam. Sergi oluşurken bir lahzada oluşan durumlar arzu ettiğim düzeneğe iyi geliyorlar, daha doğrusu tek ve büyük hayalim öngöremediğim durumların ışıması, izleyici her zaman ışıyan durumu dikkatlice fark ediyor. Işıyan yapıt kendi hikâyesini ve gerçekliğini oluşturuyor.”

    Künye:
    1. 170x220cm İTC'nin bahçesinde 2024 tüyb
    ​2. 150x210cm Kubi 2024 tüyb

    0
    0
    251
  • 21-05-2024

    Kerem Görkem’in günümüz toplumunu, toplumdaki bireylerin açmazlarını büyüteç altına yatırdığı yeni romanı Gerçek Hayat, Sia Kitap’tan çıktı.

    Gerçek Hayat, ortak yanlarımızı, bizi birbirimizden nelerin ayırdığını ya da ayırmadığını, o toplumun, toplum çarkının tam ortasından anlatıyor.

    “Sıradanlaşmayı bir kurtuluşa eşliyoruz.

    Arzularımızdan vazgeçerek tüketmeye, örneğin bir noktada konut kredisi borçlusu olmaya ya da yılın tamamında iki haftalık yurtdışı tatilini planlamaya meylediyoruz. İhtiyacımız olmayan pahalı kıyafetlere, en yeni cep telefonlarına, ayakkabılara, gözlüklere erişmek için uyanıyoruz her gün; günü de bunlara erişebildiğimizi göstermeye ayırıyoruz. Çok çalışan, sık tüketen, haddinden fazla şeye sahip olan birer sıradan oluyoruz böylelikle. Toplum bizi takdir ediyor, açık açık söylemiyor ama kitap yazmak gibi boş hayallerin peşinde sürüklenmektense bütün bunları başarmış olduğumuz için kabul ediyor bizi. Tercihimiz yeni bir ben yaratıyor

    – bu yeni ben herkese çok benziyor.”

    0
    0
    211
  • 20-05-2024

    Ahmet Sarı’nın “Deep Time” başlıklı kişisel sergisi 22 Haziran tarihine kadar OneArc Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.

    Ahmet Sarı’nın “Deep Time” sergisi izleyiciye tarih öncesi zamanlardan günümüze uzanan, kültürel ve estetik öğeleri ustalıkla birleştiren bir senkretizm sunuyor. Doğu ve Batı’nın simgesel öğelerini entegre eden sanatçı, biyomorfik ve somut nesnel formları iç içe geçirerek, kültürel belleğimizin derinliklerine dokunan bir görsel dil yaratıyor. Bu eserler, Batı ve Doğu arasındaki kültürel mirasın içinde yaşadığımız döneme nasıl yansıdığını aktarırken gerçeküstü ve mistik bir atmosfer sunarak, hermetik sembolizm ve psikedelik sürrealizm dolaylarında gezen izleyicileri ezoterik bir algı alanına taşıyor.

    ​Sergideki eserler, antik çağlardan günümüze uzanan estetik öğeleri harmanlayarak, izleyicilere hem tarihsel bir derinlik hem de zamandan bağımsız bir sanat deneyimi sunuyor. Modernlik ve antikite arasındaki bellek füzyonu ile benzersiz olan sergi, farklı zaman dilimlerinden ve kültürlerden alıntılar yaparak sanatın evrensel ve zaman üstü doğasını ortaya koyuyor. Sergi, kültürel ve estetik sınırları aşan eserleriyle sanatın birleştirici gücünü ve tarihsel sürekliliğini vurguluyor.

    0
    0
    222
  • 20-05-2024

    Peter Brooks’un melodramın modern edebiyatın önemli bir ifade biçimi olduğunu Balzac ve Henry James’i merkeze alarak savunduğu kitabı Melodramatik Muhayyile - Balzac ve Henry James'te Aşırılık Kipi, Suzan Sarı’nın çevirisiyle VakıfBank Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    Melodramatik Muhayyile yazıldığı günden bugüne tiyatro, roman ve sinemayı anlamak için temel bir eser olma özelliğini koruyor. Melodram, başta Hollywood olmak üzere Türk sineması gibi ulusal sinemaların popüler hikayelerini anlamak için sıklıkla kullanılan bir kavram. Peter Brooks, kavrama teorik bir derinlik kazandıran bu duru ve etkileyici kitabında melodramın modern edebiyatın önemli bir ifade biçimi olduğunu savunuyor.

    ​Brooks, romanda Balzac ve Henry James’i merkeze alarak bu “gerçekçi” romancıların melodramın retoriğini ve aşırılığını, özellikle de sekülerleştirilmiş iyilik-kötülük, felaha erme-lanetlenme karşıtlıklarını kullanarak nasıl hikâyeler anlattıklarını gösteriyor.

    0
    0
    230
  • 20-05-2024

    İstanbul Modern, Paribu’nun desteğiyle gerçekleştirilen “Sizin Perşembeniz” Sanatçı Buluşmaları kapsamında 23 Mayıs Perşembe günü Bager Akbay ve Deniz İkizler’i konuk edecek.

    Bager Akbay ve Deniz İkizler’in sanatseverlerle buluşacağı “Sanat Nesnesi Olarak Sistem ve Yapay Zekâ Semineri” başlıklı etkinlikte teknolojik gelişmeler ve günümüz sanatının geleceği yorumlanacak. Sanatsal üretim dinamiklerinde yapay zekâ araçlarının olanakları ve sistemin bir sanat nesnesi olarak ele alınacağı seminer, teknoloji ve sanatı buluşturan sanatçı ve eğitimci Bager Akbay ile koşullanma kavramı üzerine çalışan sanatçı Deniz İkizler’i bir araya getirecek. Seminerde yapay zekâ araçlarıyla üretilmiş farklı sanat çalışmaları da incelenecek.

    ​3 Mayıs Perşembe günü saat 13.00’te İstanbul Modern Oditoryum’unda gerçekleşecek “Sanat Nesnesi Olarak Sistem ve Yapay Zekâ Semineri” hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    267
  • 20-05-2024

    Türk sanatının bilinen değerli sanatçılarının, bilinmeyen işlerine odaklanan “Aykırı İşler” başlıklı sergi, 31 Ağustos’a kadar Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda sanatseverlerle buluşuyor.

    Oğuz Erten’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, “Aykırı İşler” başlığıyla, sergide yer alan sanatçıların daha çok bilmediğimiz veya içerik anlamında yeniden aykırı okumalara açık işlerine odaklanıyor. Sergide Halil Akdeniz, Ercan Akın, Ali Alışır, Özdemir Altan, Cihat Burak, Server Demirtaş, Sinan Demirtaş, İnci Eviner, Murat Germen, Can Göknil, Meriç Hızal, Tülay İçöz, Balkan Naci İslimyeli, Kazım Karakaya, Nur Koçak, Gamze Taşdan, Ömer Uluç gibi birçok değerli sanatçının izleyiciyi şaşırtabilecek özellikli yapıtları yer alıyor. Sanat tarihine bilinen kliklerin dışında bakmaya ve okumaya imkân veren sergi, aynı zamanda yeni ve alternatif bir sanat tarihi yazımının da mümkün olduğunu ortaya koyup, yeni düşünce biçimlerine yol açmayı hedefliyor.

    Sanatın bir laboratuvar alanı, sanatçının ise bir bilim insanı gibi sürekli ve yeniden ve yeniden deneyen biri olduğunu düşünürsek, arzu ettiği sonucu bulmak için çıktığı araştırmalarda yaptığı denemelerin sonuç için olmazsa olmaz olduğu değerlendirilirse, bu sapmalarda ortaya çıkan ‘Aykırı İşler’ adeta sanat tarihi için devleşiyor. Aykırı işlerde devam etseydi sanatının nereye gideceği konusu ise işin asıl zihinsel doruk noktası oluyor. Aynı zamanda ‘Aykırı İşler’ sanatçının üslubunu bulması için ne kadar çok deneme ve emek verdiğinin de bir göstergesi. Thomas Edison’un bu konudaki değerli bir sözü ise süreci çok iyi özetliyor; ‘Dehanın yüzde biri ilham, Yüzde doksan dokuzu terdir.’

    Künye:
    1. Server Demirtaş, Rüya, 2017, motor, mekanik sistemler, 165 x 120 x 40 cm
    2. Ercan Akın, İsimsiz, 2022, panel üzerine el kesimi akrilik boyalı ahşap küpler (37.415 adet küp), 235 x 160 cm
    3. Ali Alışır, Sanal Bedenler, 2009, Ünik arşivsel pigment baskı, 155 x 110 cm
    ​4. İnci Eviner, İsimsiz, 1999, Karışık teknik, 74 x 36 x 29 cm

    0
    0
    538
DAHA FAZLA
Geldanlage