GÜNDEM
  • 13-07-2026

    Evren Erol’un “Başka Bir Pencere” başlıklı kişisel sergisi 17-31 Temmuz tarihleri arasında Gümüşlük Akademisi’nde sanatseverlerle buluşacak.

    “Evren Erol’un Başka Bir Pencere başlıklı sergisi en sade ifadeyle, ‘doğa bize nasıl bakar, ne görür?’ sorusundan hareket ediyor. Serginin, düşünceden üretime evrilen süreci, Erol’un son birkaç yılda üzerinde çalıştığı temalardan, pek çok günlük yaşam karşılaşmalarından, sanatçının okuma ve araştırmalarından gelişmiş ve bu birikim sergideki formları ortaya çıkarmıştır.

    Başka Bir Pencere izleyiciyi alışık olmadığı bir bakışa davet ediyor: Bir de doğanın gözleriyle yeryüzüne ve üzerinde gelişen ilişkiler bütününe bakmayı öneriyor. İzleyiciyi, doğaya bakarken kendisi görmeye çağırıyor. Faunanın ve floranın gözünden insana doğru yöneltilen bir karşı bakış ihtimalini önümüze getiriyor.

    Sergide sekiz adet kaide üzerinde, iki ayağı üzerinde duran hayvan – insan karışımı metamorfoz bedenler ve on adet duvar heykeli bulunuyor. Kaideler üzerinde yükselen formların oluşturduğu kompozisyonlar ilk bakışta insanlar arası ilişkilerde sıklıkla gördüğümüz gergin, iktidar odaklı bakışı imleyen sahnelerden oluşmakta ancak formlardaki insansı ve hayvansı özelliklerinin bir araya gelişi bir karşı bakış ihtimali olarak doğanın bakışını önümüze getiriyor.

    Erol’un üretim pratiğinde yer alan duvar heykelleri, bu kez floranın bakışı ile ‘insan kimdir ne yaşar, ne yaşatır?’ sorularına odaklanıyor. Her zaman içeriden dış dünyaya baktığımız pencereler bu defa üzerlerinde açılan yırtık ve yarıklarla oluşan görüntülerin taşıyıcısı oluyorlar. Bir bitkinin varoluş formunun aşamaları biçimlerde ifade buluyor. Her pencere yaşanan yüzleşmelere ve karşı karşıya gelme anlarına tanıklık ediyor.

    Anlatının bütünü hayvan, bitki ve insan arasındaki ayrımları askıya alıyor. Evren Erol bizi bazen bir hayvanın gözünden yankılanan, bazen bir yaprağın damarlarında dolaşan, bazen de bir heykelin yüzeyinde şekillenen formlarla baş başa bırakıyor.

    Sergi doğayı dışarıdan izlenen bir nesne olmaktan çıkarıyor ve insanı doğanın bir parçası olarak ele alıyor. İnsan ile insan olmayan tüm canlıları eşitliyor; aralarındaki hiyerarşik ilişkiyi sıfıra indiriyor. Yerine iki yönlü yeni bir ilişki kuruyor. Bir yanıyla gerginliği, kaygıyı, tekinsizliği ya da tahammülsüzlüğü düşündüren durumlar diğer yanıyla huzuru, güveni ve sevgiyi çağrıştıran ortamlar yaratıyor.

    Başka Bir Pencere şu sorulara eğiliyor: İnsan doğanın efendisi değilse, kimdir? Doğa yalnızca çevre değilse, nedir? Ve bakılan olduğumuzu fark ettiğimiz anda varoluşumuz nasıl değişir?”

    Künye:
    1. "İkilem / Dilemma" 42x34x25cm Ahşap / Wood 2026
    2. "Temas / Touch" 45x44x23 cm Ahşap / Wood 2026
    3. "Gelecek / The Future" 36x45x16cm Ahşap / Wood 2026
    ​4. "Başka Bir Pencere / Another Window No:5" 40x40x7 cm Ahşap / Wood 2026

    0
    0
    357
  • 13-07-2026

    Ron Heussen, Anne Mikus ve Farid Rivas’ın yayıncılığı merak eden okurları sonu kitabevinde biten bir yolculuğa çıkardıkları Kitapların Gizli Yaşamı adlı eseri, Sevengül Sönmez’in çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    Kitapların Gizli Yaşamı, kitap kurtlarını kendileri ve sevdikleri için en güzel kitapları bulabilecekleri yerlere götürüyor.

    ​Yazar fikirlerini sözcüklere döker, çizer çizimlere renk katar, tasarımcı harflerin arasına nefes alacak boşluklar bırakır. Yayın yönetmeni iyi bir kitabın kokusunu alır, editör güzel bir fikrin ve kitabın peşinden koşar, yazara rehberlik eder. Üretim sorumlusu bir kitap için gerekli her şeyle ilgilenir, matbaacı makineleri çalıştırır, mücellit rengârenk kâğıt yığınlarını kitaba dönüştürür.

    0
    0
    300
  • 12-07-2026

    Müzisyen, akademisyen ve kültür yöneticisi T. Volkan Aslan’ın geleneksel Anadolu enstrümanlarını çağdaş ve minimal düzenlemelerle bir araya getirdiği Seyir adlı ilk stüdyo albümü Sony Music etiketiyle yayımlandı.

    Yedi şarkıdan oluşan enstrümantal albümün tamamı Aslan’ın bestelerinden oluşuyor. BaBa ZuLa ve Deniz Mahir Kartal’ın remix’leri albümün atmosferini farklı yönlere taşıyor. Albümdeki düzenlemeler T. Volkan Aslan, Kerem Can Aslan ve Rodizan imzası taşırken, Cahit Berkay başta olmak üzere, farklı disiplinlerden ve müzikal geleneklerden gelen isimler albüme eşlik ediyor.

    Seyir’de, geleneksel Anadolu çalgılarının karakteri korunurken, çağdaş dokunuşlarla sinematik bir atmosfer oluşturuluyor. Bu birliktelik, geçmiş ile bugünü aynı nefeste buluşturuyor. Albümde; yaylı tamburda Cahit Berkay, trompette Şenova Ülker, meyde T. Volkan Aslan, kemanede Ozan Bircan, neyde Burak Malçok, trombonda Mathew Benjamin Solomon, kemanda Gabriel Jean Jose Meidinger, perküsyonda Kerem Can Aslan ve Alşan Ozan Aslan, kavalda Serkan Yıldırım, gitarda Çağrı Gözeten ve Utku Çakmak, piyanoda Mert Ağırlar, basta Onur Kamer, kamançada Arslan Hazreti, dudukta Gürkan Akyol, saksafonda Deniz Pektaş, tulumda Selim Bölükbaşı, 6 telli oğur sazında Burak Aykaç ve klavyede Mert Ağırlar yer alıyor. Albümün mix ve mastering’i Mert Ağırlar’a, tasarım ve animasyonu Mert Ağbulak ve Ozan Varol’a, fotoğrafları Sami Türk’e ve iletişimi Özlem Demirkıran’a ait.

    ​T. Volkan Aslan’ın ilk albümü Seyir’e tüm dijital platformlardan ulaşabilirsiniz.
    Fotoğraf: Sami Türk 

    0
    0
    307
  • 12-07-2026

    İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 35. Uluslararası Virginia Woolf Konferansı kapsamında hazırlanan “Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar” başlıklı sergi 24 Temmuz’a kadar Enerji Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    Çağdaş sanatın farklı ifade biçimlerini Virginia Woolf’un edebi dünyasıyla buluşturan “Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar” sergisi, ses, hafıza ve mekân ekseninde kurguladığı disiplinlerarası yaklaşımıyla Woolf’un eserlerini İstanbul’un kültürel ve duyusal atmosferinde yeniden ele alıyor. Bu yıl “Virginia Woolf ve Ses” teması etrafında şekillenen sergi, Woolf’un eserlerinde öne çıkan ses, sessizlik, hafıza, mekân ve duyusal deneyim kavramlarını çağdaş sanatın farklı ifade biçimleriyle yeniden yorumluyor.

    Küratörlüğünü Demet Karabulut Dede, Levent Tökün ve Derya Sayın'ın üstlendiği sergide; Ayşe Orhon, Bengisu Bayrak, Eda Çekil, Gülsün Orhon, Hasan Nazif Yılmaz, İrem Güngez, Mesrure Melis Bilgin Koen, Naz Işıksoy, Özlem İşbilir, Paola Giorgi, Rebecca Wood, Sinan Aruser ve Zeynep Abacı'nın eserleri yer alıyor.

    ​İstanbul'un kendine özgü ses peyzajından ilham alan sergi, Woolf'un metinlerini yalnızca okunacak eserler olarak değil; görülebilen, duyulabilen ve deneyimlenebilen anlatılar olarak ele alıyor. Metin ile mekân, sessizlik ile yankı, bireysel deneyim ile kolektif hafıza arasındaki ilişkiyi odağına alan sergi, Virginia Woolf’un edebiyatının farklı coğrafya ve kültürlerde yeniden yankılanışına dikkat çekiyor.

    0
    0
    586
  • 12-07-2026

    Rie Kudan’ın yapay zekâ çağında dilin güzelliği ve kimliğin doğası üzerine kehanet niteliğindeki, Akutagava Ödüllü romanı Tokyo Empati Kulesi, Ebru Sarıkaya’nın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Kısmen yapay zekâyla yapılan konuşmalardan da ilham alan kitap; insanlar tarafından yazılan dilin gücünün sıra dışı bir savunusunu, hayal gücü dürtüsünün dokunaklı bir keşfini ve modern dünyamızın amansız tek tipliliğinin bir yergisini sunuyor.

    “Yarının Japonya’sına hoş geldiniz. Burada, suçlulara karşı radikal bir empati besleme pratiği norm hâline gelmiştir. Tokyo’nun kalbinde yapılacak büyük bir gökdelenin, suçluları şefkat dolu konforuyla içinde barındırması planlanmaktadır: Tokyo Empati Kulesi.

    ​Ödüllü mimar Sara Makina, şehrin bu yeni gözbebeğini tasarlamakla görevlendirilmiştir ancak kendisi şüpheler içinde kıvranmaktadır. Gençlik yıllarında başından geçen korkunç bir suçun gölgesinde yaşarken, kariyerinin zirvesi olabilecek bu projenin değerlerine karşı olup olmadığını sorgular. Sara bu çelişkili duygularla boğuşurken, kendisinden çok daha genç ve çekici erkek arkadaşıyla ilişkisi de giderek gerilir. Teselli arayan ve yaratıcı bir ilhama ihtiyaç duyan Sara, her şeyi bilen bir yapay zekâ sohbet robotunun bilgece sözlerine sığınacaktır.”

    0
    0
    377
  • 11-07-2026

    Britpop’un efsane gruplarından Suede, Antidepressants albümünün turnesi kapsamında, Epifoni ve Zorlu PSM organizasyonuyla 17 Temmuz akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.

    1990’ların başında Britpop akımının kapılarını aralayan, Britpop’un altın çağını başlatan, bir neslin estetik, müzikal ve duygusal kodlarını şekillendiren Suede, yıllar sonra İstanbul’a geri dönüyor. Glam rock’tan art rock’a uzanan geniş sonik dünyası ve Brett Anderson’ın sahnede yarattığı benzersiz karakter, Suede’i yalnızca bir grup değil, bir kuşağın duygusal belleği hâline getirdi. ​Suede, onuncu stüdyo albümü Antidepressants ile dinleyicilerini yeni bir atmosferin içine çekiyor. Grup, bu albümdeki parçaları İstanbul’da ilk kez canlı seslendirecek.

    ​%100 Müzik katkılarıyla gerçekleşecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1345
  • 11-07-2026

    İBB Miras ve İBB Kültür tarafından düzenlenen, sanatçı Ali Gün Yıldırım’ın proje sorumlusu olduğu “Bağışla Beni N’olur” başlıklı sergi, 23 Ağustos’a kadar Haliç Tersanesi’nde yer alan, İstanbul’un ilk kamusal çağdaş sanat müzesi İstanbul Sanat Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    “Bağışla Beni N’olur”, 64 sanatçının farklı mecralarda üretilmiş güncel eserlerini, organ bağışına dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla bir araya getiriyor. Bu sergi, sanatın dönüştürücü gücüyle organ bağışının önemini görünür kılmayı, sessiz bekleyişleri duyulur hâle getirmeyi ve her birimizi bu hayati sorumluluk üzerine yeniden düşündürmeyi amaçlıyor. “Bağışla Beni N’Olur” bir insanın ardından bırakabileceği en değerli mirasın yaşamın ta kendisi olduğunu vurguluyor.

    Sergide; Adil Salih, ‎Ahmet Vehbi Doğramacı, ‎Ahu Akgün, ‎Ali Gün Yıldırım, ‎Antonio Cosentino, ‎Ayça Telgeren, ‎Beyza Boynudelik, ‎Betül Akzambaklar, ‎Bilal Hakan Karakaya, ‎Buket Güreli, ‎Burcu Erden, ‎Can Aytekin, ‎Cengiz Üstün, ‎Çağrı Saray, ‎Çetin Pireci, ‎Deniz Pireci, ‎Derya Ülker, ‎Dilara Gürener, ‎Ekber Sürsal, ‎Elif Çelebi, ‎Emel Başarık, ‎Ercan Kizir, ‎Evrim Kavcar, ‎Evrim Özeskici, ‎Fatih Temiz, ‎Fulya Çetin, ‎Gazi Sansoy, ‎Genco Gülan, ‎Gizem Sezen Özçelik, ‎Gökay Günindi, ‎Güler Güçlü, ‎Hakan Gürsoytrak, ‎Halil Yavuz Ertürk, ‎Haşim Nur Gürel, ‎Levent Türkan, ‎Memed Erdener, MeMeT Güreli, ‎Merve Vural, ‎Murat Akagündüz, ‎Murat İrtem, ‎Neslihan Pala, ‎Özgür Korkmazgil, ‎Pınar Soytürk, ‎Saadet Sorgunlu, ‎Saim Erken, ‎Salih Keleş, ‎Sedef Özge, ‎Seçil Erel, ‎Selçuk Fergökçe, ‎Selim Birsel, ‎Semia Öztürk, ‎Serdar Şencan, ‎Sevgi Yanar, ‎Seyfi Arıkan, ‎Seyhan Musaoğlu, ‎Şive Neşe Baydar, ‎Tan Cemal Genç, ‎Taner Güven, ‎Tuğçe Diri, ‎Uğurcan Ataoğlu, ‎Volkan Kızıltunç, ‎Zeycan Alkış, Zeynep Abacı, ‎Zulal yer alıyor.

    “Tek bir kararla sekiz insanı ölümün kıyısından çekip aldığınızı, elliden fazla insanın yaşam kalitesini artırdığınızı hayal edin. Bir çocuğun yeniden koşabildiğini, bir annenin evladına sarılabildiğini, bir gencin geleceğe umutla bakabildiğini düşünün. Bu bir mucize değil; organ bağışının sessiz ama gerçek gücü.

    Bugün Türkiye’de yaklaşık 33 bin insan, yaşama tutunabilmek için organ nakli bekliyor. Her biri bir telefonun çalmasını, bir umudun yeşermesini, ikinci bir yaşam şansını bekliyor. Ancak ne yazık ki bu umut çoğu zaman gerçekleşemiyor. Son bir yılda beyin ölümü gerçekleşen 2.351 kişinin yalnızca %20,4’ünün ailesi organ bağışına onay verdi. Bu da 1.871 potansiyel donörün, beraberinde taşıdığı yaşam olasılıklarıyla birlikte toprağa karıştığı anlamına geliyor.”

    0
    0
    456
  • 11-07-2026

    Asuman Kafaoğlu-Büke'nin binlerce yıldır erkek anlatılarıyla şekillenen kadın temsillerini; mitoloji, kutsal metinler, sanat tarihi, edebiyat ve felsefe ekseninde yeniden değerlendirdiği kitabı Antikçağda Kadın Olmak, Kafka Kitap’tan çıktı.

    Asuman Kafaoğlu-Büke bu kitabında mitolojinin ve kutsal metinlerin kadın kahramanlarını bugünün gözünden yeniden okuyor. Yüzyıllardır "cadı", "günahkâr", "baştan çıkarıcı", "itaatkâr eş" ya da "tehlikeli kadın" olarak anlatılan kadınlar gerçekten kimdi? Mitoloji, kutsal metinler ve sanat tarihi boyunca kadınlar neden çoğunlukla erkeklerin yazdığı hikâyelerin kahramanı oldu? gibi sorulara cevaplar buluyor.

    ​Mitoloji, tarih, felsefe, psikoloji, sanat tarihi ve edebiyatı aynı potada buluşturan eser; Havva'dan Medea'ya, Kassandra'dan Penelope'ye, Helen'den Ariadne'ye kadar kültür tarihinin en güçlü kadın karakterlerine farklı bir perspektiften yaklaşıyor. Bugün hâlâ günlük hayatımızı şekillendiren pek çok kadın imgesinin kökenini sorgulayan kitap, geçmişi anlatırken aslında bugünün toplumsal hafızasına ayna tutuyor. Bu kitap insanlık tarihinin en eski anlatılarındaki kadın figürlerini yalnızca yeniden anlatmıyor; onları binlerce yıldır üzerlerine yapışan önyargılardan arındırarak yeniden okumaya davet ediyor.

    0
    0
    476
  • 10-07-2026

    Thrash metalin iki köklü grubu Kreator ve Overkill, 15 Kasım Pazar akşamı Stagepass organizasyonuyla Volkswagen Arena’da aynı sahneyi paylaşmaya hazırlanıyor.

    Kırk yılı aşkın kariyerleri boyunca thrash metalin gelişiminde önemli rol oynayan iki grup, klasikleşmiş şarkılarının yanı sıra güncel repertuvarlarından parçaları da İstanbul’daki dinleyicileriyle buluşturacak.

    1982 yılında Almanya’nın Essen kentinde kurulan Kreator, bu yıl yayımladığı 16. stüdyo albümü Krushers of the World kapsamında hazırladığı turne ile İstanbul’a gelecek. Grup, yeni albümden şarkıları Türkiye’de ilk kez canlı seslendirecek. Albüm öncesinde yayımlanan Hate & Hope belgeseli ve solist Mille Petrozza’nın otobiyografisi de grubun son dönem çalışmalarını oluşturuyor.

    1980 yılında ABD’nin New Jersey eyaletinde kurulan Overkill ise iki yıl aradan sonra yeniden İstanbul’da sahne alacak. Agresif riffleri ve solist Bobby “Blitz” Ellsworth’ün karakteristik vokaliyle tanınan grup, Feel the FireTaking Over ve The Years of Decay gibi albümleriyle thrash metalin klasik yapımları arasında gösteriliyor.

    Avrupa ve Amerika thrash metal sahnesinin önde gelen temsilcileri arasında yer alan Kreator ile Overkill, 15 Kasım’da Volkswagen Arena’da müzikseverlerle buluşacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    424
  • 10-07-2026

    Sergen Şehitoğlu’nun “Çatallanan Yollar” başlıklı kişisel sergisi, 25 Temmuz’a kadar SANATORIUM’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Adını Jorge Luis Borges’in “Yolları Çatallanan Bahçe” adlı hikâyesinden alan sergi; sürekli seçimler, çıkışsız yollar ve sonsuz tekrarlar üzerinden kurgulanan bir labirent modeli aracılığıyla, içinde yaşadığımız dünyanın yapısal dinamiklerine odaklanıyor. Serginin merkezinde yer alan labirent, gözetim, yönlendirilmiş seçimler ve kaçışsızlık gibi günümüz varoluş koşullarına dair güçlü çağrışımlar üretirken; izleyiciyi bu sistemin işleyişiyle doğrudan yüzleşmeye davet ediyor. Mekânsal düzen, çıkış noktaları, çıkmaz sokaklar ve sonsuz döngüler aracılığıyla belirli bir algoritmik zorunluluğun sonucu olarak şekilleniyor. Bu yapı içerisinde her yol, önceden tanımlanmış değişkenlerin bir çıktısı olarak ortaya çıkarken; izleyici, sistemin dışında değil, doğrudan içinde konumlanıyor.

    ​René Descartes’ın analitik geometri yaklaşımından ilhamla geliştirilen proje, matematiği estetik bir formdan çok bir sistem ve süreç olarak ele alıyor. Satranç tahtasını andıran ızgara düzeni üzerinden koordinat sisteminin mekânsal bir karşılığı kurulurken, matematiksel fonksiyonlar bu zemin üzerinde işleyerek dinamik bir yapı oluşturuyor. Şehitoğlu, matematiksel bir formu fiziksel bir mekâna dönüştürerek, soyut bir sistemin somut karşılığını üretiyor. Koşulları önceden belirlenmiş 64x64 boyutlu bir komşuluk matrisine dayanan bu yapı, katı bir düzenin ifadesi olmanın ötesinde, kendi kurallarına göre işleyen kapalı bir sistem olarak var oluyor. Bu bağlamda matematik, temsiliyetten sıyrılmış, kendi kendine yeterli bir ifade biçimi olarak konumlanıyor. Sergide yer alan 17 dakikalık video ise bu kapalı sistemin dışına, dış dünyanın akışına yöneliyor. Labirentin soyut ve matematiksel yapısıyla karşıtlık kuran video, bireyin dış dünyayla kurduğu ilişkiyi düşünceler, duygular ve içsel yönelimler üzerinden ele alıyor.

    0
    0
    1774
DAHA FAZLA
Geldanlage