
Yerli alternatif müzik sahnesinin en sevilen gruplarından Dolu Kadehi Ters Tut, 15 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek.
Dinamik ritimleri, duygusal yoğunluğu ve mizahı bir araya getiren tarzıyla Dolu Kadehi Ters Tut, indie ve alternatif rock ekseninde dolaşan müziğinde gündelik hayatın küçük kırılmalarını, ilişkileri ve iç sesle yapılan uzun konuşmaları şarkılara dönüştürüyor. Söz merkezli yaklaşımı ve ironiyi elden bırakmayan anlatımıyla grup, son yıllarda Türkiye’de öne çıkan isimler arasında yer alıyor.
+1 katkıları ve URU organizasyonuyla düzenlenen Dolu Kadehi Ters Tut konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Casper Faassen’in İstanbul’daki ilk kişisel sergisi “ReCollecting Anatolia” 3 Nisan-17 Mayıs tarihleri arasında Martch Art Project’te sanatseverlerle buluşacak.
“Leiden’daki stüdyosundan çalışan Casper Faassen, Batı müze koleksiyonlarının nasıl oluştuğunu ve kültürel otoritenin tarihsel olarak nasıl inşa edildiğini inceliyor. Sanatçı şöyle diyor: “Yakın dönem jeopolitik gelişmeleri, daha geniş bir tarihsel bağlam olmadan anlamlandırmak zor. Son yıllarda Batı’da, sömürgeci, emperyal ve ırkçı geçmişlerin günümüzü nasıl şekillendirmeye devam ettiğine dair artan bir farkındalık var. Kültürel nesnelerin kökenlerini görsel olarak sorgulamak, bu mirasla yüzleşmenin yollarından biridir.”
Faassen, “ReCollecting” olarak adlandırdığı bir süreç aracılığıyla farklı yerlere dağılmış nesnelerin izini sürüyor ve onları yeni bir bağlam içinde yeniden fotoğraflayarak koleksiyonların nasıl oluşturulduğuna dair yerleşik anlatıları sorguluyor.
Tabloda betimlenen taşınma sahnesi, Hilaire’in bölgedeki seyahatleri sırasında eşlik ettiği Fransız büyükelçisi Comte de Choiseul-Gouffier ile ilişkilidir. Bu sahne, 18. yüzyılda Osmanlı topraklarından Batı Avrupa’ya kültürel eserlerin taşınması yönündeki daha geniş bir pratiği yansıtır; bu süreç çoğu zaman eşitsiz güç ilişkileri tarafından şekillendirilmiştir.
Faassen, tabloda görülen mermer nesnelerin izini sürmeyi başarmış ve bu eserlerin bugün büyük ölçüde Louvre Museum koleksiyonunda bulunduğunu tespit etmiştir. Sanatçı, bu nesneleri kendine özgü görsel dili içinde fotoğraf aracılığıyla yeniden bir araya getirir. Yarı saydam katmanların arkasında örtülmüş ve craquelé yüzeylerle kaplanmış heykeller; zaman, bellek ve yer değiştirme tarafından işaretlenmiş kırılgan imgeler olarak görünür.
Tarihsel birer ganimet gibi sunulmak yerine sessiz tanıklar olarak konumlanan bu çalışmalar, kültürel eserlerin yerinden edilmesi ve müze koleksiyonlarını şekillendirmeye devam eden anlatılar üzerine düşünmeye davet eder.”
Künye:
1. Casper Faassen, 2026, Psyche, Mansonia çerçevesi içerisinde Setasan UV Baskı, 81 x 100 cm
2. Casper Faassen, 2026, Nereid Dancer III, Mansonia çerçevesi içerisinde Setasan UV Baskı, 150x98cm
Julie Bogart’ın anne babalara tutkuyla öğrenen, vicdanlı düşünen ve empati kurabilen bireyler yetiştirme konusunda bir rehber sunan kitabı Eleştirel Düşünen Çocuklar Yetiştirmek, Cemre Ömürsuyu Seyis’in çevirisiyle hep kitap’tan çıktı.
Her yaşa hitap eden zihin açıcı örnekler, etkileyici hikâyeler ve uygulaması kolay etkinliklerle Eleştirel Düşünen Çocuklar Yetiştirmek, genç okurların dünyayı keşfetme heveslerini desteklerken, aidiyet ihtiyacının ve önyargıların düşüncelerimizi nasıl şekillendirdiğini fark etmelerine yardımcı oluyor. Çocuklar yalnızca kendilerine öğretileni tekrar etmek yerine, kendi görüşlerini inşa etmeyi öğreniyorlar.
Eğitim, yalnızca bilgi ve beceri edinmekten ibaret değildir; neye, nasıl ve neden inandığımızı anlamaktır. İnternetin sunduğu filtresiz ve sınırsız içerik, çocukların okuduklarını ve gördüklerini nasıl yorumlayacağına dair endişeleri artırıyor. Bu kaosun içinde farklı bakış açılarını merakla ve sağduyuyla değerlendirmek elzem bir yaşam becerisine dönüştü. Peki, anne babalar bu beceriyi çocuklarına nasıl kazandırabilir?
BGST Tiyatro, yeni prodüksiyonu Bahar Noktası Soruşturması, 24 Mart Salı saat 20.30’da Moda Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.
Klasik metni, çağdaş bir dramaturjiyle buluşturan Bahar Noktası Soruşturması, William Shakespeare’in A Midsummer Night’s Dream adlı eserinin, Can Yücel imzalı Bahar Noktası çevirisini merkezine alıyor.
BGST Tiyatro’nun yeni oyunu, Shakespeare’in şiirsel dünyasını Can Yücel’in güçlü Türkçesiyle sahneye taşırken; klasik ile çağdaş anlatım biçimlerini bir araya getiren deneysel bir tiyatro tecrübesi sunuyor. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
“Ülkenin başkanının düğünü için sahnelenmek üzere seçilen güvenli ve köklü bir klasik, temsil sırasında yaşanan beklenmedik bir gelişmeyle farklı bir boyuta taşınır. Shakespeare’in aşıkları, perileri ve zanaatkârları sahnedeki yerini alırken; oyun ilerledikçe temsil ile gerçeklik iç içe geçer. ‘Bahar Noktası Soruşturması’ iki katmanlı yapısıyla dikkat çeker:
Bir yanda Shakespeare’in büyülü dünyası,
diğer yanda sorgu tutanakları ve oyuncuların ifadeleri…
Oyuncular bir yandan klasik metni oynamayı sürdürürken, bir yandan da sahnede yaşananların hesabını vermek zorunda kalırlar. Böylece rüya mekânı yavaş yavaş bir soruşturma alanına dönüşür. Oyun, tiyatronun ifade alanını ve sahne ile kamusal alan arasındaki ilişkiyi ölçülü ama hissedilir bir politik arka planla tartışmaya açıyor.”
Künye:
Yazan: William Shakespeare
Çeviren: Can Yücel
Reji, Metin Yazımı ve Kurgu:
Aysel Yıldırım, Cüneyt Yalaz, Dilan Kurhan, İlker Yasin Keskin, Metin Göksel
Reji ve Metin Danışmanı: Sevilay Saral
Oyuncular: Aysel Yıldırım, Banu Açıkdeniz, Burcu İsra Kanbakoğlu, Cüneyt Yalaz, Eser Dilsöz, İlker Yasin Keskin, Metin Göksel, Nevzat Eser
Müzik: Cansun Küçüktürk
Sahne Tasarımı: Veli Kahraman
Kostüm: Ayşenur Arslanoğlu
Işık Tasarımı: Levent Soy
Teknik Uygulama: İrem Dağdeviren, Yasemin Özer
Fotoğraf: Kenan Özcan
Hera Büyüktaşcıyan’ın “Hayalet Kuartet” başlıklı kişisel sergisine eşlik eden kitabın yazarlarından sanatçı Aykan Safoğlu, 17 Mart’ta bir sergi turu gerçekleştirecek.
Hera Büyüktaşcıyan’ın Arter’de devam eden “Hayalet Kuartet” başlıklı kişisel sergisine eşlik eden kitabın yazarlarından sanatçı Aykan Safoğlu, 17 Mart Salı akşamı saat 19.00’da Yorumlama Etkinlikleri kapsamında bir sergi turu verecek. Safoğlu turda, sanatsal form ve üslup açısından yapıt incelemesini öne çıkaracak. Katılımcıları serginin kavramsal çerçevesiyle ilişkileri bağlamında eserleri tek tek düşünmeye davet eden etkinlik, soru ve izlenimlerin paylaşılabileceği bir bölümle sona erecek.
Arter Öğrenme Programı kapsamında gerçekleşen Yorumlama Etkinlikleri, yapıtlar aracılığıyla ortaya çıkan sorulardan hareketle düzenlenen konuşma, sohbet, okuma ve tartışmalara yer veriyor.
Sınırlı sayıda katılımcıyla ücretsiz olarak düzenlenen tura katılmak için ogrenme@arter.org.tr adresine e-posta göndererek kayıt yaptırılabilirsiniz.
Künye:
1. Hera Büyüktaşcıyan: Hayalet Kuartet Sergiden görünüm Küratör: Nilüfer Şaşmazer Arter, 2025 Fotoğraf: Murat Germen
2. Hera Büyüktaşcıyan Hafif Bir Dokunuşla Başlayan Bir Çığ Gibi (detay) 2023 [2025] Endüstriyel halı, ahşap 14,9 × 3,17 m Fotoğraf: Murat Germen
3. Hera Büyüktaşcıyan Ateş Kuşları (detay) 2025 Porselen kuş figürinleri, jeotekstil keçe, ahşap Değişken boyutlar Green Art Gallery Dubai, Galerist ve sanatçının izniyle Fotoğraf: Murat Germen
Pg Art Gallery, Cansu Sönmez’in 2013–2025 yılları arasındaki üretimini bir araya getiren Cansu Sönmez 2013–2025 başlıklı monografiyi yayın programının ilk kitabı olarak duyurdu.
Editörlüğünü ve sunuş metnini Derya Yücel’in, tasarımını Vahit Tuna’nın üstlendiği yayın sanatçının on iki yıllık bir dönemini kapsıyor. Kitap, sanatçının pratiğinde öne çıkan kavramsal yaklaşımları ve üretim sürecindeki dönüşümleri kapsamlı bir seçki üzerinden ele alıyor. Yayında Uğur Ugan ile gerçekleştirilen bir söyleşinin yanı sıra Ceylan Önalp, Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar tarafından kaleme alınan inceleme yazıları yer alıyor.
Kitap, sanatçının üretimine dair kapsamlı bir arşiv sunarken Pg Art Gallery’nin sanat üretimine ve sanatçıların uzun soluklu pratiklerine eşlik etmeyi amaçlayan araştırma ve yayın faaliyetlerinin de başlangıcını işaret ediyor.
Özkan Çelik’in imzasını taşıyan, Altın Koza ve Ankara Film Festivallerinden ödüllerle dönen Perde filmi 3 Nisan’da vizyona girecek.
Tülin Özen, Cem Zeynel Kılıç, Faruk Barman, İpek Türktan, Duygu Karaca, Bedir Bedir, Özlem Durmaz, Kürşat Demir ve Pınar Akgüney’den oluşan geniş bir oyuncu kadrosuna sahip olan Perde; vicdan ve ikiyüzlülük üzerine kurulu bir “kara komedi” örneği sunuyor. Özkan Çelik’in imzasını taşıyan Perde, tek bir evin içinde maskelerin düştüğü, gergin ve bir o kadar da eğlenceli bir akşam yemeğini beyaz perdeye taşıyor.
Samet’in genel müdürlüğe terfi kutlamasıyla başlayan gece, bir anlık merak ve açık kalan bir perde yüzünden bambaşka bir kaosa sürükleniyor. Samet’in omuzlarına binen utanç ve suçluluk, tüm davetlilerin dahil olduğu trajikomik bir vicdan muhasebesine dönüşüyor. Tek mekânda artan klostrofobik atmosfer, karakterlerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarırken seyirciyi de “Sen olsan ne yapardın?” sorusuyla baş başa bırakıyor.
Serginin kurgusu Huo Rf tarafından gerçekleştirilen, 24 sanatçıyı bir araya getiren “Vanilya, Çimen, Badem” başlıklı sergi 6 Nisan-28 Haziran tarihleri arasında Kendi Koleksiyonu’nda sanatseverlerle buluşacak.
“Vanilya, Çimen, Badem”, daha önce ürettikleri yayınlara geri dönen ve bu yayınlara güncel müdahalelerde bulunarak kitap nesnesini yaşayan bir forma dönüştüren 24 sanatçıyı buluşturuyor. Sergi, kitapları sabit ve tamamlanmış nesneler olarak konumlandırmak yerine; düşünme, yeniden yorumlama ve maddi dönüşüm alanları olarak ele alıyor.
Sergi adını eskiyen kitaplardaki kâğıt, mürekkep ve cilt malzemelerinin zamanla kimyasal olarak çözünmesi sonucu ortaya çıkan vanilya, çimen ve badem notalarından alıyor. Yunanca biblion (kitap) ve osme (koku) kelimelerinden türeyen bibliosmia kavramına referansla, bu kokuları yalnızca fiziksel bir süreç olarak değil; sanatçıların geçmişleri, coğrafyaları ve bellekleriyle kurdukları ilişkilerin duyusal bir yansıması olarak yorumluyor.
Sergide yer alan her yayın, sanatçısı tarafından gerçekleştirilen yeni müdahaleleri içeriyor. Bu müdahaleler, notlar eklemek, organik veya inorganik malzemeler kullanmak, kolaj yapmak ya da kitabı heykelsi veya ses temelli bir forma dönüştürmek gibi farklı yöntemlerle gerçekleşiyor. Böylece kitap, tamamlanmış bir nesne olmaktan çıkarak zaman içinde dönüşmeye devam eden bir üretim alanına açılıyor. Farklı coğrafyalardan sanatçıları bir araya getiren sergi, sanatçıların kendi yayınlarına zaman içinde nasıl geri döndüklerini ve onları yeni perspektiflerle nasıl dönüştürdüklerini görünür kılıyor. Proje aynı zamanda sanatçı kitaplarını kişisel bellek, malzeme deneyi ve anlatı olanaklarının kesiştiği bir alan olarak düşünmeyi öneriyor.
Sergide; Ahmet Civelek, Antonia Breme, Aslı Çavuşoğlu, Berkay Tuncay, Ecem Yüksel, Elif Kahveci, Emirkan Cörüt, Furkan Öztekin, Gülşah Mursaloğlu, Joseph Imhauser, Kadir Çıtak, E S Kibele Yarman, Lara Ögel, Metehan Özcan, Neslihan Başer, Rahel Zoller, Rhonda Khalifeh, Sena Başöz, Sevil Tunaboylu, Sevim Sancaktar, Thukral & Tagra, Ufuk Barış Mutlu, Vardal Caniş, Yasemin Özcan yer alıyor. Mekân tasarımı Zeynep Tümertekin, sergi grafik tasarımı ise E S Kibele Yarman imzası taşıyor.
Mari Teede’nin yazdığı, Marja-Liisa Plats’ın resimlediği değişimle baş etmeyi, doğayla kurulan bağı ve büyümenin sakin ama güçlü yolculuğunu anlatan İngmar ve Deniz, Hakan Kayısoy’un çevirisiyle İlksatır Çocuk’tan çıktı.
İngmar ve Deniz, 9 yaş ve üzeri okuruna kayıplarla başlayan bir yolculuğun içinden geçerek umudu bulan sessiz ama derin bir büyüme hikâyesi sunuyor. Bu kitap; Estonya Çocuk Hikâyesi Yarışması ödüllü; Estonya Kültür Fonu ve Tartu Çocuk Edebiyatı ödüllerine aday, The White Ravens 2024 seçkisinde yer almış, “İyi Çocuk Kitabı” listesine seçilmiş ve Letonya Ulusal Okuma Programı’na dahil edildi.
Hayatı bir anda değişen İngmar, annesiyle birlikte deniz kenarındaki yeni evine taşınır. Başta her şey yabancı ve ürkütücü görünse de deniz, martılar ve kıyıda geçirdiği günler ona yeni arkadaşlıkların ve küçük keşiflerin kapısını açar. Yeni bir ev, yeni bir okul, kimseyi tanımadığı bir hayat… Ama martılar, kar, kıyıya vuran cam parçaları ve yeni dostluklar küçük İngmar'a şunu öğretir: Değişim zor olabilir, ama bazen seni tam da olmak istediğin yere götürür.
Gypsy punk akımının öncüsü Gogol Bordello, 5 Eylül akşamı Pulse organizasyonu +1’in katkılarıyla JJ Arena Ataşehir’de konser verecek.
Kökenlerini New York City’nin yeraltı müzik sahnesinden alan, kendine özgü enerjisi ve kaotik sahne performanslarıyla tanınan Gogol Bordello, punk müziği Doğu Avrupa melodileriyle harmanlayarak kendine has bir tarz yarattı.
Grubun karizmatik solisti Eugene Hütz’ün ateşli vokalleriyle şekillenen bu müzik dili; göç, kimlik ve kültürlerarası özgürlük gibi temaları isyan, coşku ve mizahla bir araya getiriyor. Bu özgün yaklaşım, Gogol Bordello’yu gypsy punk akımının dünya çapındaki en önemli temsilcilerinden biri hâline getirdi. Keman, akordeon ve ritim gitarın güçlü birlikteliğiyle şekillenen grubun sahne performansları, sadece bir konser değil adeta kolektif bir kutlama atmosferi yaratıyor. Gogol Bordello’nun enerjik ve sınır tanımayan müziği; her kültürden dinleyiciyi aynı ritimde buluşturan, kaotik olduğu kadar büyüleyici bir deneyime dönüşüyor.
5 Eylül akşamı JJ Arena Ataşehir’de gerçekleşecek Gogol Bordello konserinin biletlerine JoJo, Paribu Pass, Biletix, Bubilet ve Biletinial üzerinden ulaşabilirsiniz.