NELER OLUYOR
  • 07-07-2020

    Brooklyn Nine-Nine’ın başrol oyuncularından Andy Samberg, son dönemde Amerika’da yaşanan polis şiddeti protestoları sonrası dizinin güncel durumunu yeniden gözden geçireceklerini açıkladı.

    Dizide Jake Peralta karakterine hayat veren Samberg, People’a verdiği bir demeçte Brooklyn Nine-Nine’ın geleceği hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Dizinin geri dönmesi için çalışmaların sürdüğünü söyleyen Samberg, özellikle son dönemdeki protesto gösterilerinin ardından kendilerini moral olarak buna hazır hissetmedikleri sürece çalışmaya dönmeyeceklerini de belirtti.

    Samberg, açıklamalarının devamında ise şu ifadeleri kullandı:

    “Ekip olarak sürekli iletişim hâlindeyiz ve polisler üzerine bir komedi şovuna devam etme konusunda önemli tartışmalar yaşıyoruz. Eğer bu konuda kendimizi mental olarak iyi hissedersek diziye geri dönebiliriz. Bunu bir şekilde atlatacağımızı biliyoruz ve bu süreci bu konuyu tartışmak için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.”

    Geçtiğimiz aylarda Amerika’da polis tarafından öldürülen George Floyd’un ardından ırkçılık karşıtı protestolar devam ediyor. Ülkenin dört bir yanında süren protestolar, kimi bölgelerde oldukça şiddetli tartışmalara neden oluyor.

    ​Öte taraftan Brooklyn Nine-Nine ekibi geçtiğimiz günlerde the National Bail Fund Network’a 100 bin dolar değerinde bağış yaparak protestoculara olan desteklerini de açıkça gösterdi.

    0
    0
    12
  • 05-07-2020

    The Weeknd, Black Lives Matters hareketine yaptığı bağıştan sonra şimdi de Toronto’da bir sağlık organizasyonuna 500 bin Kanada doları bağışladığını duyurdu.

    The Scarborough Health Network Foundation’a yapılan bağış, temel olarak şehirdeki sağlık kurumlarının eksiklerinin giderilmesi ve salgın nedeniyle ihtiyaç duyulan ekipmanların temin edilmesinde kullanılacak. Scarborough, salgın sürecinde diğer birçok şehirde görüldüğü gibi ciddi bir biçimde tıbbi ekipman, yatak ve çeşitli elektronik araç gerece ihtiyaç duymuştu.

    Konuyla ilgili kısa bir açıklama yapan The Weeknd ise şunları ifade etti: “Scarborough’da büyüdüm ve yetiştiğim topluma hizmet etmenin, onlar için yararlı bir şeyler yapmanın çok önemli olduğunu hissettim. Onlar zor zamanlarımda bana yardım etti, ben de salgın sırasında onlara ediyorum.”

    The Weeknd son dönemde The Scarborough Health Network haricinde Black Lives Matter hareketi kapsamında da çeşitli bağışlarda bulunmuştu. The Black Lives Matter Global Movement, The Colin Kaepernick Know Your Rights Camp Legal Defense Initiative ve the National Bail Out sanatçının yakın dönemde bağışta bulunduğu kuruluşlar arasında yer alıyor.

    ​Kaynak: Somewhere Magazine

    0
    0
    218
  • 04-07-2020

    Komedyen Scott Aukerman ve aktör Adam Scott, yeni bir podcast serisiyle uzun bir aranın ardından dinleyicilerle buluşuyor. Daha önce birlikte gerçekleştirdikleri projelerle büyük başarı yakalayan ikili, bu kez odağına Red Hot Chili Peppers’i alıyor ve grup hakkında detaylı bir podcast serisiyle dinleyicilerin karşısına çıkıyor.

    Konuyla ilgili geçtiğimiz gün bir açıklama yapan Scott Aukerman’a göre bu podcast  dizisi “Red Hot Chili Peppers hakkındaki her şeyin kapsamlı ve ansiklopedik bir özeti”ni sunuyor.

    The Red Hot Chili Peppers isimli podcast serisi, Aukerman ve Scott’ın müzik merkezli yeni çalışması olarak gerçekleştiriliyor. İkili daha önce, 2018 yılında, R.E.M. ile ilgili R U Talkin’ R.E.M. RE: ME? ve U2 hakkında gerçekleştirdikleri U Talkin’ U2 To Me? serileriyle de büyük bir başarı yakalamıştı.

    Podcast serisine buradan ulaşabilirsiniz.

    ​Kaynak: Pitchfork

    0
    0
    192
  • 03-07-2020

    Dünyanın en çok merak edilen müzelerinden biri olan Tokyo’daki Ghibli Museum, şimdi sanal bir tur aracılığıyla sanatseverlerle buluşuyor. Özellikle sınırları içerisinde fotoğraf ve video çekimini yasaklayan politikasıyla bilinen Ghibli Museum, şimdi kendi sosyal medya kanalları aracılığıyla müzeyi dünyanın dört bir yanındaki insanların beğenisine sunuyor. İzleyiciler, Hayao Miyazaki ve Studio Ghibli işlerinin bir bölümünü bu sanal tur aracılığıyla keşfedebiliyor.

    YouTube kanalı aracılığıyla sanal bir tur düzenleyen Ghibli Museum, müzenin belirli bölümlerine erişim imkânı sağlıyor. Hayao Miyazaki’nin bizzat kendisi tarafından tasarlanan müze, stüdyonun animasyon çalışmaları, bu süreçte yaşananlar, bir animasyon filminin nasıl ortaya çıktığı gibi birçok merak edilen soruya cevap veriyor. Çeşitli animasyonlara ait çizim, illüstrasyon ve görselleri içeren müze, şimdi evlerine kapanan sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.

    Sanal turun bir diğer önemli yanıysa sadece Ghibli Museum’a özel olarak tasarlanan animasyonlardan da örnekler sunması.

    Sloganı “Haydi yolumuzu birlikte kaybedelim,” olan müzenin YouTube kanalına buradan ulaşabilirsiniz.

    ​Kaynak: The Film Stage

    0
    1
    841
  • 03-07-2020

    Tate Britain, bu yıl iptal edilen Turner Prize’ın yerine 10 sanatçıya burs vereceğini duyurdu.

    Tate Britain tarafından yapılan çalışma doğrultusunda bu yıl Turner’a aday gösterilen ancak ödüllerin iptal edilmesiyle zor bir sürece giren sanatçıların mağduriyetlerinin en aza indirilmesi hedefleniyor. Her birine 10 bin Pound’luk bir çek verilecek sanatçıların bu zorlu süreçte üretimlerine ara vermeden devam etmeleri amaçlanıyor.

    Tate Britain tarafından verilecek bursu kazanan isimler arasında Siyah gençleri ve onların kültürel değerlerini fotoğraflamasıyla ünlü Liz Johnson Artur ve Edinburg merkezli politik sanat organizasyonu Arika gibi isimler de yer alıyor. Diğer bursiyerler arasında ise Oreet Ashery, Shawanda Corbett, Jamie Crewe, Sean Edwards, Sidsel Meineche Hansen, Ima-Abasi Okon, Imran Perretta ve Alberta Whittle bulunuyor.

    Konuya ilgili Tate Britain Başkanı ve jüri üyesi Alex Farquharson şu değerlendirmelerde bulundu: “Oldukça titiz bir çalışmanın ardından Tate jürisi çağdaş İngiliz sanatına katkı sunan 10 fantastik sanatçıda karar kıldı. Seramikten filme, fotoğraftan performansa kadar birçok disiplinde çalışma yürüten bu sanatçılar, oldukça heyecan verici işler gerçekleştiriyor ve bu zor süreçte desteği hak ediyorlar.”

    Jüri tarafından seçilen sanatçılar fotoğraftan film, seramikten performans sanatlarına kadar birçok farklı alanda faaliyet yürütüyor. Sanatçıların büyük çoğunluğu kimlik ve aidiyet sorununu ele alırken günlük sanat pratiklerinde farklı konulara da değiniyorlar.

    ​Kaynak: Artsy

    0
    0
    162
  • 03-07-2020

    Karantina sürecinde geçmiş yıllara ait konser kayıtlarını YouTube üzerinden erişime açan Radiohead, son bir kayıtla seriyi tamamlıyor. Radiohead, 4 Temmuz 1997 tarihinde 1997 Against Demons Tour kapsamında Les Eurockéennes in Belfort, Fransa’da gerçekleştirilen konser kaydını 3 Temmuz’da (bugün) erişime açıyor. Kayıt, “Ok Compoter Live Concert” başlığını taşıyor.

    Konser kaydı İngiltere ve Avrupa saatine göre 17.00’de yayımlanacak. Kayıt, Radiohead’in OK Computer albümü kapsamında Fransa’da gerçekleştirdiği bir konseri izleyicilerin beğenisine sunacak.

    Radiohead, 13 hafta süren boyunca karantina konser serisinde paylaştıkları kayıtlarla, dinleyicilerini Radiohead tarihinde uzun bir yolculuğa çıkarttı. Radiohead’in YouTube kanalına ve önceki konser kayıtlarına buradan ulaşabilirsiniz.

    ​Kaynak: DancingAstronaut

    0
    0
    149
  • 03-07-2020

    Londra’da yer alan modern sanat galerisi Hauser & Wirth, Alman heykeltıraş Isa Genzken sergisiyle yeniden sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Sanatçının birçok farklı parçadan oluşan sergisi, sosyal ve mimari bir unsur olan pencerenin iç ve dış dünyamız arasındaki metaforik anlamlarını araştırıyor.

    Genzken, çok çeşitli bir üretim pratiği sergilemekle birlikte yeni çalışmasında birçok farklı türden materyali birbirine entegre ederek kullanıyor. Genzken’in çalışması minimalizmin estetiğini, punk kültürünü ve montaj sanatını bir araya getirerek ortaya yeni bir ürün çıkarıyor. Sanatçı, yeni çalışmasında kapitalizmin rahatsız edici yönlerini ve çağdaş insan olma deneyimini iç içe geçiriyor. Genzken, sergi kapsamında görülen işinde seyahat teması üzerinde duruyor. Dış yapıdan uzak bir uçak kabinini gösteren eserde pencereler, iç ve dış mekânlar arasında bir geçit olma görevini üstleniyor.

    Serginin odak noktası olarak uçağın parçaları ön plana çıkıyor. Göz kapakları gibi yarı aralık 15 pencere, sanki birer tabloymuş ve duvara asılılarmış gibi bir izlenim uyandırıyor. Bu bozuk görüntü bizim dünyaya bakışımızı ve onu algılayış biçimimizi sorguluyor. Eserin ortasında 3 sıra hâlinde gözüken boş koltuk takımları ise insana melankoliyi hatırlatan birer unsura dönüşüyor. Genzken’de seyahat, insana dünyayı yeni perspektiflerden görmesini sağlayan olumlu bir eylem olarak anlam kazanıyor.

    Pencerelerin görsel bir araç olarak oldukça dikkat çekici olduğunu belirten galeri ise eserle ilgili şu ifadeleri kullanıyor: “Buradaki temel fikir sizin kendisini aşmanız ve görmek için yeni yollar bulmanız. Bu heykel için birden fazla referans söz konusu.”

    Eser, 1 Temmuz’da tekrar açılan Hauser & Wirth’te 1 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilecek.

    ​Kaynak: Ignant

    0
    0
    184
  • 02-07-2020

    Nick Cave, 23 Temmuz 2020’de yeni solo piyano performansını izleyicilerle buluşturacak. Geçtiğimiz ay Alexandra Palace’da kaydedilen film, biletli olarak müzikseverlerin beğenisine sunulacak ve hayat boyu bir daha yayımlanmayacak. Cave, solo konser sırasında the Bad Seeds’ten geçen yıl yayımlanan son çalışması Ghosteen’e kadar birçok çalışmasına yeniden hayat verecek.

    İzleyiciler, yalnızca bir defaya mahsus olarak gösterilecek Idiot Prayer: Nick Cave Alone at Alexandra Palace isimli filmi belirlenen saatte herhangi bir durdurma veya geriye sarma işlemi olmadan izlemek zorunda olacak. Konser filmi, Kuzey ve Güney Amerika saatiyle gece 10’da, İngiltere ve Avrupa saatiyle akşam 8’de, Asya ve Avustralya saat dilimiyle ise akşam 8’de seyredilebilecek.

    Öte taraftan filmin sinematografisinde Robbie Ryan’ın, görsel düzenlemesinde ise Nick Emerson’un imzası bulunuyor.

    Bu özel yapım için biletleri buradan temin edebilirsiniz.

    Kaynak: Pitchfork

    0
    0
    206
  • 02-07-2020

    Geçtiğimiz günlerde bir İspanyol sanat tüccarı, Frida Kahlo’nun uzun zamandır kayıp olan 1940 tarihli The Wounded Table isimli tablosunu bulduğunu iddia etti. Associated Press’e açıklama yapan Cristian López isimli tüccar, tablo sahibinin isminin açıklanmasını istemediğini ve eserin güncel değerinin yaklaşık 40 milyon euro olduğunu belirtti.

    Öte taraftan konuyla ilgili çalışma yürüten bilim insanları López’in iddialarını reddetti. Uzun zamandır kayıp olan eser üzerine çalışmalar yürüten bir sanat tarihçisi olan Helga Prignitz-Poda, AP’ye yaptığı açıklamada özellikle tablodaki detaylar konusunda eserin orijinaliyle büyük farklılıklar gösterdiğini, üstelik tabloda kullanılan materyallerin de farklı olduğunu söyledi. Orijinal eserin ahşap üzerine yapıldığını belirten Prignitz-Poda, López tarafından öne sürülen eserinse tuval üzerine bir kopyasının olduğunu da ifade etti.

    Frida Kahlo’nun The Wounded Table isimli tabloyu eşi Diego Rivera’dan boşandıktan kısa bir süre yaptığı biliniyor. Bu çalkantılı süreçte yaşadığı zorlukları, depresif ruh hâlini ve sıkıntılarını esere taşıyan sanatçı, iskeletler, canavarlar ve kan sızan bir masa gibi kişisel yaşamına ait birçok detay da ekledi. Kahlo, eserini 1945 yılında Sovyet Rusyası’ndaki the Museum of Western Art in Moscow’a bağışladı. Eser, Kahlo’nun ölümünün ardından 1954’te geçici bir sergi için başka bir Sovyet blok ülkesine götürülürken ortadan kayboldu. Tablo son olarak Varşova’da görüldü.

    ​Kaynak: Artsy

    0
    0
    212
  • 02-07-2020

    Yönetmen ve senarist Charlie Kaufman’ın yeni filmi I’m Thinking of Ending Things, 4 Eylül 2020’de Netflix’te yayımlanacak. Yaptığı karmaşık ve sıra dışı filmlerle tanınan Kaufman, izleyicilere yeni projesinde de psikolojik bir korku filminden çok daha fazlasını vadediyor.

    Ian Reid’in aynı isimli romanından Charlie Kaufman tarafından sinemaya uyarlanan I’m Thinking of Ending Things’in başrollerinde Jessie Buckley, David Thewlis, Toni Collette ve Jesse Plemons gibi isimler yer alıyor. Yeni kız arkadaşını şehirden uzak bir yerde bir çiftlikte yaşayan ebeveynlerini ziyarete götüren ana karakter, bu süreçte ilişkilerine dair birçok farklı sorunla yüzleşmek zorunda kalır. Çiftin birbirlerine karşı davranışları ve ilişkilerinin geleceği üzerine olan düşünceleriyse yolculuk sırasında başlarına gelen bir olayla tamamen değişir.

    Oldukça iyi bir oyuncu kadrosuna sahip I’m Thinking of Ending Things’in başrol oyuncularından Jesse Plemons, filmle ilgili şu açıklamalarda bulunuyor:

    “Başlarda oldukça endişeliydim çünkü günde ortalama 11 sayfalık bir çekim yapıyorduk. Her gün stüdyodaydık. Neredeyse psikolojik bir işkence gibiydi ve çok zorluydu. Ama bunun üzerimizde garip bir etkisi oldu ve Jesse ile çok iyi anlaştık. Birlikte çok iyi çalıştık ve çok eğlendik.”

    ​Kaynak: Collider

    0
    0
    166
DAHA FAZLA
Geldanlage