0 YAPILAN YORUMLAR
2111 GÖRÜNTÜLENME
1 TAKİPÇİ
0 BEĞENİ
EUDAIMONIA VE GEÇMİŞİN GÖLGELERİ

EUDAIMONIA  VE GEÇMİŞİN GÖLGELERİ

Sonia Serpil Aslan’ın  2014 yılında Maçka Sanat Galerisi’nde açtığı Amigdala başlıklı sergisinden sonra 30 Nisan 2016’da Coliseum Fifth’te açılan ve 26 Mayıs’a kadar devam edecek olan  Eudaimonia sergisi’ni gezerken ilk  duygularınız  serginin ismi ile garip bir şekilde çelişen “Mutsuzluk” ve “ Gizem” ekseninde şekilleniyorlar.

Oysa Eudaimonia kavramı,(Yunacada Eu:İyi, Daimon: Ruh) iyi olma,iyi hissetme hali, mutluluk olarak isimlendiriliyor.

Çok sevimli ve mutlu yaşlarda olması beklenen bir dizi çocuk heykeli, gözlerindeki uykusuzluk veya gözyaşlarının izlerini taşıyan kızarıklıklar ve ne kadar çocuksu bir oyunun içinde olurlarsa olsunlar bakışlarındaki derin –hüzünlü kaçışlar ile sizi her bir eserin önünde önce adeta hipnotize ediyor, sonra, ilk şoku atlattığınızda sadece anlamak istiyorsunuz, yaşadıkları travmaları,onlardan çocukluklarını çalan korkularını,unutmak istediklerini…

Hiperrealizme yakın olarak değerlendirebileceğimiz,heykel serisindeki eserler, bize George Mueck, Patricia Piccinini, Duane Hanson, Maurizio Cattelan gibi sanatçıları anımsatıyor, özellikle çarpıcı konularıyla.  Fakat Sonia Aslan’ın heykellerini hiperrealizmden ayıran bu çocukların hiç de yumuşak olmayan, adeta ölümü çağrıştıran gri-beyaz soğuk ve uzak ten renkleri sanırım. Hiperrealist heykellerde etin yumuşaklığı ,pembe-sarı ten rengi, tek tek tüyleri , kılcal damarları görebileceğiniz insan vücuduna ait detaylar ne kadar yoğun bir gerçeklik ile verilmiş ise, bu çocuklardaki sanki “Araf”ta kalmışlarcasına çevreleri ile aralarına koydukları buz gibi mesafe  de o kadar hissedilir bir yoğunlukta  verilmiş. Buna karşılık yüzlerdeki,bakışlardaki  ifadeler bir o kadar, gerçek,hazin ve incinmiş.Sanki bir mim tiyatrosunda daha önce hiç görmediğiniz, ilk defa şahit olduğunuz bir çarpıcı gösteri tadında.

Kıyafetleri ile gördüğümüz heykeller, eserlerin herbirini neredeyse tek ve tekrarlanamaz kılıyor. Kullanılan malzemeler ve mazemelerin dayanıklılığı belliki  sanatçı için özel bir önem taşıyor. Lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Birleşik Sanatlar Ana Dalı’nda ( Combine Art) yapmış olmasının onu malzeme  çeşitliliği konusunda deneysel  olma yolunda  cesaretlendirdiğini düşünmek mümkün. Amigdala sergisinden önce bakır ve tel kullanarak tasarladığı kıyafetler onun bu konudaki arayışlarının br göstergesi belki de…

Sonia Serpil Aslan, ilk çocukluğundan bu yana her zaman çizimi ve deseni kuvvetli bir öğrenci olmuş ve ortaokul-lise yıllarında aldığı pek çok ödül mevcut. Daha sonra yaptığı Grafik –Tasarım yüksek lisansı onu desene geri döndürüyor.Lisans bitirme tezi olan “ Bedenler Üzerine Süreçler” ve Yüksek Lisans bitirme tezi olan “ Reklamlarda Beden Kullanımı” onun her zaman insan vücüdu ve bu vücudun sanatsal bağlamda ifade gücü ile ilgili kafasının arka planında sürekli çalışan bir mekanizmanın varolduğunu gösteriyor. Ama insan vücudu seçiminde çocuk bedenine yönelmesi,aslında kendi söylemi ile “Çocukluk Psişeni” üzerinden bir anlatış seçmiş olması kendisinin kişiliğine yönelik, sanatçı duyarlılığının ötesinde bir kırılganlığa işaret ediyor. Her ne kadar “Zamanı Parçalamadan” bir sorgulama içinde olduğunun altını çizsede, hayatın bazı insanlar için, çocuklukta donup kaldığını ve bir ileri adımı atmanın mümkün olmadığını anlatıyor eserleri.

Gizli Saklı (Hide Away) isimli eserinin önünde, küçük bir kız çocuğunun, belki yetişkin bir kadın olma yolunda ama hala anne karnındaki cenin pozisyonunda ve  tüm dünyadan kaçmak isteyen bakışlarını saklayan kapalı gözkapaklarının karşısında kalbimiz buz kesilmiş  , fırfırlarla süslenmiş yatağının içindeki bu küçük çocuğu kucağımıza almak ve başını omzumuza yaslamak isteği ile kalkalıyoruz. Hepimizin geçmişinde varolan, kaçmak istediğimiz olayların ne kadarını hergün ama hergün tekrar tekrar hatırladığımızı, ne kadarını ise birdaha hiç hatırlamamak üzere geçmişe gömdüğümüzü,mutsuzluklarımızı isimlendirmeye çalışırken bu hatırlamadıklarımız parentezini kaç kişinin açmaya cesaret edebildiğini düşünüyoruz.

Ya da Facinium adlı eserde, yerde kırılmış ayna parçacıcıkları üzerinde çıplak ayakları ile durmuş, kırılan parçalardan birisine adeta kendi kişiliğine ait bir gizi apaçık görmüş gibi bir ifadeyle bakan çocuğu cam kırıklarının üzerinden biran önce uzaklaştırmak isteği ile kendinizin sergi alanından kaçıp uzaklaşmak isteği arasında ikilemde, eserin etrafında dönüyor, bir küçük çocuğa, bir aynadaki yüz ifadesine bakarak , geçmişi parçalayıp yoketmeye çalıssanızda ,ondan kaçmanın asla mümkün olamayacağını hissediyorsunuz.

Amigdala ( Beyindeki endişe ve korkunun kaynağı olan bademcik biçimindeki bölüm) sergisinin getirdiği ses , Aslan’a 2015 yılının Aralık Ayı’nda  Miami Art Fuarı’nda eserlerini sergileme imkanını veriyor. Daha sonra 2016 yılında ise Newyork-Art Expo Fuarı’nın kapılarını açıyor. Bu fuarda, Amerikalı şair Sameena’nın şiir kitabı “ Life and Death Laments” “ Yaşam ve Ölüm Ağıtları” isimli kitabı için çizmiş olduğu illüstrasyonları da sergileme imkanı buluyor.

Serpil Sonia Aslan, seçmiş olduğu temalar, ifade etmede kullandığı yöntemler, görünenin arkasında usulca bize göstermek istediği gizemler ve acılar ile bizi çok yoğun ve çelişkili duygularla ayrılacağımız bir sergiye davet ediyor. Bu sergiden herkes kendi payına , kendi çocukluğuna, kendi kaçışlarına düşeni alarak ayrılacak ve belkide önce hatırlayacak sonra yüzleşmesi gerekenle yüzleşecek.

Eudaimonia, keyif içinde dolaşıp, eğleneceğiniz bir sergi değil belki ama Aslan’ın sunduğu bu tek figürlü kompozisyonlarda ifade gücü çok yüksek bir sanatsal söylem göreceksiniz, sanatın hiç bir söze gerek kalmaksızın, izleyene verdiği dehşet, şaşkınlık, hüzün, kızgınlık ve empati duygusunu yüreğinizin en derinlerinde hissedecek ve uzun süre size uzanan minik elleri, uykusuz gözleri hatırlayacak , çocukluğun kırılganlığını tekrar yaşayacaksınız.

0
2111
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle