1 YAPILAN YORUMLAR
3769 GÖRÜNTÜLENME
0 TAKİPÇİ
0 BEĞENİ
KİMSİN SEN?

Havanın soğuk olduğu bir pazartesi günü yine uykulu halde bindiğim metrobüste biri ile karşılaştım. Benim aksime hiç uykulu değildi gözleri. Tüm insanların aksine benim gibi, insanları yara yara metrobüse binmeye çalışmıyordu; belli ki mesaisine daha vardı. Onunla aynı metrobüse binmek için yanına doğru biraz daha yanaştım ve yapacaklarını izlemeye başladım. Metrobüs yanaştı biz en öndeydik ve yavaş hareketler ile sakin sakin orta kapıdan bindi ve cam kenarı bir koltuğa oturdu, bende onun arkasında olan koltuğa, çaprazına oturabilmek için bir bayanı cam kenarına buyur ettim. Sağ elinde tuttuğu kitabı kucağına yerleştirdi. İneceğim durağa daha on durak vardı fakat son durağa kadar da gitse ondan sonra ineceğim artık kesindi. Avcılar durağına geldiğimizde metrobüsün yarısı boşaldı, ikimizin de yanı boş kaldı.Ben işe geç kaldığımın farkında bile olmadan iş yerimi yirmi durak geçmiştim bile. Ayakta duran bir genç diğer durakta ineceğini işaret ederek düğmeye bastı, adam ise gözlerini ilk defa camdan ayırıp sağ tarafa kapının olduğu yere doğru çevirdi. Durağa yaklaşıldığında sağ eliyle oturmadığı koltuğa abanıp kitabı bıraktı ve kendini kaldırdı oturduğu koltuktan. Metrobüsün kapıları açılır açılmaz adam indi. Ben, sanki ona bakmıyormuş gibi durakların yazılı olduğu ekrana bakıyor hem onu görüyor hem de kitabı kimsenin almadığını izliyordum. Otobüs duraktan uzaklaşır uzaklaşmaz kitaba uzanıp aldım. Kitabın ilk sayfasında bir not yazlıydı: Bu kitabı Galatasaray Aslıhan Pasajı’nda ki bir sahaftan aldım, birileri okumuş, ben okudum, şimdi sen oku. Otobüsten az önce inen bu adamın sesini hiç duymamış olmama rağmen sesi kulağımda yankılandı yazıyı okurken. Hangi kitap olduğunu merak edip açtığımda Oğuz Atay Eylembilim olduğunu gördüm. Bir sonraki durakta inip ters taraftan metrobüse binip işime gittim fakat bir türlü odaklanamadım ve uyarı aldım. Ertesi gün yine aynı adamı görebilmek için, dün orada olduğum saatten bir saat önce turnikelerin orada onu bekledim. Sonunda geldi ve biz yine peş peşe metrobüste aynı yerlerimize oturduk. Adamın yanında bu sefer erken ineceği belli olan bir bayan oturuyordu. Elindeki kitabı açtı ve son sayfasını okumaya başladı. Bir durak ilerledik ve yanında oturan bayan indi. Bir sonraki durakta adam yine aynı ustalıkla kitabı oturmadığı tarafa koyup kendini kaldırdı ve otobüsten indi. Ben bu sefer ani bir hareketle kitabı aldım ve hızlıca ilk sayfasını açtım; içinde yine aynı not vardı, fakat bu sefer başka bir yerden alınmıştı kitap; Bu kitabı Beyazıt sahaflar çarşısından aldım, birileri okumuş, ben okudum, şimdi sen oku. Yine Oğuz Atay’dı, Korkuyu Beklerken. Gözlerim fal taşı gibi açıldı; bu adam Ubor-Metenga gizli mezhebinden olabilir miydi?

0
1194
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle