GÜNDEM
  • 06-08-2022

    Gate 27 ve Residency Unlimited iş birliğinde gerçekleştirilen konuk sanatçı programı için yapılan çekişte sanatçı Ana Prvacki seçildi.

    Disiplinler arası etkileşimi hedefleyen uluslararası bir konuk sanatçı programı olan Gate 27, ABD’nin ilk konuk sanatçı programlarına öncülük eden Residency Unlimited ile iş birliği yaptı. Bu iş birliği kapsamında Gate 27 ve New York’ta yer alan Residency Unlimited, sanatçılar için konuk sanatçı programı çekilişi düzenledi. New York’a Residency Unlimited kurucu ortağı ve Direktörü Nathalie Anglès ve Gate 27 Kurucusu Melisa Tapan’ın katılımıyla konuk sanatçı programı çekilişi gerçekleştirildi.

    Residency Unlimited programına üye veya bağımsız sanatçılar ve sanatçıların destekleyen sponsorları bu ilk kez yapılan çekilişe katılabilmek için bilet aldılar. Özel olarak organize edilen ve sanatçıların katıldığı etkinlikte Gate 27’ye konuk sanatçı olarak gelecek sanatçının belirlenmesi için kura çekildi. Berlin’de yaşayan kavramsal sanat ve enstalasyon sanatçısı Ana Prvacki bu çekilişin kazanarak Gate 27 Yeniköy’de bir ay boyunca konuk sanatçı programına katılma hakkının sahibi oldu. Programın Sonbahar/Kış 2023’te gerçekleşmesi planlanıyor. Ana Prvacki mimari, güzel sanatlar ve arıcılık alanındaki eğitim geçmişi ile birlikte sanat pratiği olarak müzik, tiyatro, suluboya, video, performans ve karma gerçeklik gibi disiplinlerarası bir yol izliyor.

    ​Bu program ile kazanan sanatçı Gate 27 Yeniköy’de bir ay boyunca konuk sanatçı olarak konaklama, üretim ve araştırma yapma ve İstanbul’un dinamik çağdaş sanat ortamını ve zanaatını keşfetme fırsatı bulacak. Program sonunda sanatçı çalışmalarının çıktılarını halka açık bir etkinlikte sanatseverlerle buluşturacak.

    0
    0
    1516
  • 06-08-2022

    Aykut Köksal’ın mimarlıktan kente, çağdaş sanat değerlendirmelerinden tarih yazımına kitaplaşmamış kuramsal metinlerinden oluşan Bu Mekân Artık Bu Yer Değil - Modern/izm/i Tartışmak, Arketon’dan çıktı.

    Rifat Gökhan Koçyiğit kitap için yazdığı önsözde şöyler diyor:

    “Aykut Köksal’ın, kuramsal çalışmalar yoluyla sanata ama özellikle de mimarlığa katkısında zaman ve mekân yoluyla yapmış olduğu çözümlemeler önemli bir yer tutuyor. Bu yönüyle Kantçı bakışı çağdaş mimarlık ve sanat gerekleri doğrultusunda yeniden yorumlayan Köksal, görsel sanatların yalnız kendi içinde değil, aynı zamanda bu sanatların müzik, edebiyat gibi sıralı düzene dayalı sanatlarla ilişkisini a priori koşullar bağlamında güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.

    Kant’ın duyarlığın ön koşulu olarak ortaya koyduğu zaman ve mekân, sanatsal varoluşun da ön koşulu olarak hâlihazırda, a priori olarak verilidir. Kant’ta a priori, nesneye ait bir şart değil, bilen öznenin bilinen nesneye kattıklarının bilgisidir. Bu yalnızca deneyimden bağımsız ve deneyimi önceleyen değil, aynı zamanda evrensel ve zorunludur. Kant zaman ve mekânı öznenin içine almakla birlikte öznenin aktif etkilerinin ulaşamayacağı bir yere koyar. Buna göre mekân nesnelere, zaman da olaylara göre belirlenmez, tam tersine mekânın sunduğu a priori şartlar nesnelerin, zaman da olayların belirleyici formudur.

    ​Köksal, sanatın kurgusallığından ve temsil gücünden yararlanarak bu a priori şartların doğasını, insan duyarlığındaki sınırlarını, çerçevesini kuramsal alanda farklı perspektiflerden ortaya çıkarıyor. Sanatın temsil gücünü, dönüşlü düşünceyi harekete geçiren bir manivela gibi kullanıyor. Mekânın mekânda temsili, zamanın zamanda temsili gibi ikinci düzey temsil etkinliklerinde, öznenin a priori koşulları nasıl değiştirip dönüştürerek sanatsal üretimin kurucu koşullarını belirleyebildiğini gösteriyor. Köksal bu yolla, Kant’ın izleğini takip etmesine rağmen Kant’tan farklı olarak zaman ve mekânı öznenin aktif etkilerinin ulaşamayacağı yerden çıkarıyor. Daha da ileri giderek sanatsal etkinliklerde zamanın mekânda temsil edilerek mekânsallaşması, mekânın da zamanda temsil edilerek zamansallaşması yönünde yaratıcı öznenin nasıl aktif bir konum üstlenebildiğini göstererek izleyiciyi sanatın beliriş koşulları konusunda uyarıyor.”

    0
    0
    2663
  • 06-08-2022

    Melisa Kesmez’in aile olmanın her zaman bir arada olmak için yeterli bir koşul olmadığını okura sarsıcı duygular eşliğinden gösterdiği yeni kitabı Küçük Yuvarlak Taşlar, İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Kesmez, doğayı, denizi, güneşi, doğumu ve ölümü de atlamadan iç içe geçmiş birbirinden farklı hayatları kendine özgü diliyle anlatıyor; insan ilişkilerini bir kuyumcu titizliğiyle işleyip, “büyük resmin” detaylarını ustalıkla ortaya koyuyor. Bunların içinde başlayıp biten aşklar, terk edişler, mutsuzluklar, annelik hâlleri, yalnızlıklar, çaresizlikler, yarım kalan hesaplar, pişmanlıklar, denize dönüşler, tekrar ayağa kalkışlar, çocukluktan kalan tatlı hisler, yüzleşmeler, umutlar ve nicesi var.

    “Toprak ayağımızın altında yumuşacık, kırmızı. Bacaklarımızı ısıran dikenlere aldırmıyoruz. Çalıların içinde bin bir çeşit hışırtı, kıpırtı, çıtırtı, vızıltı... Kuşlar, böcekler, taşlar... Uçanlar, koşanlar, sürünenler, sıçrayanlar ve dahi öylece durmayı seçenler. Doğa, yavaş yavaş yükselen güneşle birlikte başlıyor günlük serüvenine. Hep birlikte uyanıyoruz. Hep birlikte yaşayacağız gelen günü. Birimiz diğerimizden ne daha az ne daha çok var olacak. Her şey yan yana ve her nasılsa öyle.”

    0
    0
    1820
  • 05-08-2022

    Selcen Ergun’un ilk uzun metrajlı filmi Kar ve Ayı, dünya prömiyerini 8 - 18 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek 47. Toronto Uluslararası Film Festivali’nde yapacak.

    Selcen Ergun’un yönettiği ve senaryosunu Yeşim Aslan ile birlikte yazdığı Kar ve Ayı, Toronto Uluslararası Film Festivali’nin önemli keşif filmlerine yer verilen Discovery Bölümü’ne bu sene Türkiye’den seçilen tek yapım oldu. Merve Dizdar ve Saygın Soysal’ın başrollerinde yer aldığı filmde onlara Asiye Dinçsoy, Erkan Bektaş, Derya Pınar Ak, Onur Gürçay ve Muttalip Müjdeci eşlik ediyor. Film, kışın bitmek bilmediği uzak bir kasabaya atanan genç bir hemşirenin oradaki erk ilişkileri, sır ortaklıkları ve şüpheyle yüzleşme hikâyesini anlatıyor. Florent Herry’nin görüntü yönetmenliğini üstlendiği, Çiçek Kahraman’ın kurgusunu yaptığı filmin müzikleri Erdem Helvacıoğlu’na ait.

    ​Türkiye-Almanya-Sırbistan ortak yapımı olan filmin çekimleri 2020 yılı kış aylarında Artvin - Şavşat bölgesinde gerçekleştirildi. Proje aşamasında Köprüde Buluşmalar ve Bosphorus Film Lab’tan birçok ödül kazanan Kar ve Ayı; Eurimages, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Medienboard Berlin Brandenburg, Almanya Hamburg Schleswig-Holstein ve Sırbistan Film Merkezi destekleriyle tamamlandı.

    0
    0
    2551
  • 05-08-2022

    Akmerkez Üçgen Teras’ta her yıl düzenlenen Açık Hava Sineması, bu yıl Yemeksepeti ana sponsorluğunda Bir Film iş birliğiyle 20 Ağustos tarihlerine kadar gerçekleşecek.

    Program kapsamında ElvisSevginin Gücü (Leon: The Professional), Yaşamaya Bak (C’mon C’mon), Fransız Postası (The French Dispatch), Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once), Paralel Anneler (Parallel Mothers), VortexThe DoorsAşk Her Yerde (Love Actually) ve Batı Yakasının Hikâyesi (West Side Story) filmleri Bir Film iş birliğiyle Yemeksepeti Açık Hava Sineması’nda sinemaseverlerle buluşacak. Birbirinden özel filmlerin beyazperdeyi renklendireceği sinema etkinliği, Gucci Ailesi filminin gösterimi ile 2 Ağustos’ta başladı. Gösterimler bu hafta 5 Ağustos Cuma (bugün) Elvis ve 6 Ağustos Cumartesi Her Şey Her Yerde Aynı Anda filmleriyle devam edecek. Filmler 20 Ağustos’a kadar her salı, çarşamba, cuma ve cumartesi saat 21.00’de izleyiciyle buluşacak.

    Gösterimlerden önce Yemeksepeti ve Yemeksepeti Market tarafından yapılacak çeşitli ikramlar, farklı yeme-içme alternatifleri, canlı müzik ve fotoğraf alanları ile misafirler yazlık sinema ambiyansını yaşama fırsatı bulacak. Açık Hava Sineması biletlerine biletinial.com üzerinden ulaşabilirsiniz.

    Açık Hava Sineması Programı:

    5 Ağustos Cuma - Elvis
    6 Ağustos Cumartesi - Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once)
    9 Ağustos Salı - Paralel Anneler (Parallel Mothers)
    10 Ağustos Çarşamba - Sevginin Gücü (Leon: The Professional)
    12 Ağustos Cuma - Fransız Postası (The French Dispatch)
    13 Ağustos Cumartesi - Vortex
    16 Ağustos Salı - The Doors
    17 Ağustos Çarşamba - Aşk Her Yerde (Love Actually)
    19 Ağustos Cuma - Yaşamaya Bak (C’mon C’mon)
    ​20 Ağustos Cumartesi - Batı Yakasının Hikâyesi (West Side Story)

    0
    0
    9905
  • 05-08-2022

    Yazar Akın Olgun’un hem senaryosunu yazdığı hem de yapımcılığını üstlendiği, Savaş Alpaltun’un yönettiği kısa film Fısıltılar (Whispers), İskoçya’da düzenlenen Feel The Reel Uluslararası Film Festivali’nin haziran ayı seçkisinde üç dalda ödül kazandı.

    Görüntü yönetmenliğini Ali Cihan Yılmaz’ın üstlendiği Fısıltılar, Türkiye’den İngiltere’ye siyasi nedenlerle iltica eden bir ailenin, tek çocukları Arif’in biyolojik cinsiyetiyle çatışma yaşamasıyla başlayan yüzleşme sürecini anlatıyor. Dilek Yorulmaz, Fatih Dönmez ve Rohat Ünek’in rol aldığı film, altı yıldır İskoçya’da düzenlenen Feel The Reel Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Kısa Film”, “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Erkek Oyuncu” ödüllerinin sahibi oldu. Film ayrıca Glasgow ve Romanya’da da sinemaseverlerle buluşacak.

    Fısıltılar; Leeds Uluslararası Film Festivali, Raindance Film Festivali, Aesthetica Kısa Film Festivali, Londra Kısa Film Festivali, 29. Adana Altın Koza Film Festivali’nin de aralarında bulunduğu 30 uluslararası festivalde yarışacak.

    Türkiye’den İngiltere’ye siyasi nedenlerle iltica eden Emine (38) ve Kadir’in (45) hayatları, çocukları Arif’in biyolojik cinsiyetiyle çatışmasını fark etmeleriyle alt üst olur, çünkü reddettikleri baskıcı toplum zihniyetinin kendilerini içten içe ele geçirdiğini görürler. Yıllarca kaçtıkları insanlara dönüşmemek için fısıldamaya başlarlar.

    Anne ve baba arasında başlayan “Ne yapacağız?” sorusu bir yüzleşmeye dönüşür. Modern görünümlerinin altından çıkan, toplumsal cinsiyet rollerine bağlılıkları ve var olan durumu kabullenmeme hâli, ikisinin fısıltılarını gittikçe yüksek sese dönüştürür ve içlerinde taşıdıkları duygular dışarı taşırır.

    0
    0
    2510
  • 05-08-2022

    İstanbul Festivali, kürasyonunu ve koordinasyonunu Esra Özkan ile Ege Sevinçli üstlendiği “Heykelpark” ve “Yeni Medya: NFT” sergileriyle sanatseverleri estetik çağdaş sanat eserini ile bir araya getiriyor.

    İstanbul Festivali, katılımcılara müziğin ve etkinliklerin yanı sıra sanatın her alanında deneyim kazanabilecekleri alanlar sunuyor. 12 heykeltıraşın eserlerinin yer aldığı 400 m2’ye yayılan Heykelpark’ın hemen yanında ise yeni medya alanında 13 sanatçının NFT eserleri izleyiciyle buluşuyor. Bu iki alanın birleşiminde Balkan Karışman’ın AR [Augmented Reality Artırılmış Gerçeklik] eseri çağdaş sanat ile yeni medyayı bir araya getiren bir köprü oluşturuyor.

    “Heykelpark” sergisinde Ozan Acıpınar, Haydar Akdağ, Özgür Ballı, Reach Geblo, Songül Girgin, Sesil Kalaycıyan, Arzu Parten, Chiara de Rocchi, Ezgi Sönmez, Erdinç Topçu, Nermin Ülker ve Güliclal Öner Yıldız’ın eserleri yer alıyor.

    “Yeni Medya: NFT” sergisinde ise Burcu Atasoy (bircibirci.eth), Gizem Doğan, Bahadır Efe (BEFE), Ceren Su Çelik, Seden Erşen, Nesren Jake, Barış Kabalak, Murat Kalkavan, Gözde Mutluer, Hande Uğur (Handy Queen), Hilal Özdemir, Fırat Yıldız ve Hakan Yılmaz’ın eserleri bulunuyor.

    ​İstanbul Festivali kapsamında gerçekleştirilen “Heykelpark” ve “Yeni Medya: NFT “sergilerini 14 Ağustos tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz. Festival hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1793
  • 05-08-2022

    Sakıp Sabancı Müzesi (SSM)’nin gelenekselleşen açık hava etkinliği Müzede Sahne, bu yıl iklim krizi ve ekolojik yıkım odağında “Dünya 419 PPM Bir Sahne” başlığıyla 10-14 Ağustos tarihlerinde seyircisiyle buluşacak.

    Her yıl bir tema etrafında gösteri sanatları alanındaki eserleri buluşturan Müzede Sahne’nin bu yılki başlığı geçtiğimiz yıl açıklanan ve atmosferde ölçülen en yüksek karbondioksit oranı olan 419 ppm’e dikkat çekmek amacıyla belirlendi. Emre Koyuncuoğlu’nun sanat yönetmenliğinde bu yıl altıncısı gerçekleştirilen Müzede Sahne için üç farklı yazara iklim kriziyle ilgili oyun sipariş edildi ve üç farklı sahneyle prodüksiyon anlaşması yapıldı. İlk gösterimleri Müzede Sahne’de yapıldıktan sonra oyunlar sezon boyunca farklı tiyatro sahnelerinde izleyicileriyle buluşacak.

    Müzede Sahne, 10 Ağustos Çarşamba günü sanat yönetmeni Emre Koyuncuoğlu’nun açılış konuşması ve ardından Açık Radyo’nun kurucusu, siyaset bilimci ve yazar Ömer Madra ve genç neslin iklim aktivisti Atlas Sarrafoğlu’nun “Dünya 419 PPM Bir Sahne” üzerine hazırladıkları konuşmalarla başlayacak.  Ardından prodüksiyonu desteklenen ve ilk kez Müzede Sahne’de dünya prömiyeri yapacak oyunlardan Şebnem İşigüzel’in yazdığı, Zinnure Türe’nin yönettiği Taş oyunu sahnelenecek. Nadir Sönmez’in yazdığı ve Ayşe Lebriz Berkem’in yönettiği Libido ile Volkan Çıkıntoğlu’nun yazdığı, Gülhan Kadim’in yönettiği Tek Kullanımlık Hikâye isimli oyunlar da ilk kez Müzede Sahne’de seyirci karşısına çıkacak. Ayrıca bu yıl ilk defa Müzede Sahne’de bir araya gelen dansçı Nazlı Durak ve ressam Nalan Yırtmaç’ın temaya özel geliştirdikleri projeleri, tiyatro araştırmacısı Eylem Ejder’in ve sanatçı Nejbir Erkol’un Müzede Sahne için uyarladıkları performansları, Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın Taşıdıklarımız ve Tatavla Tiyatro’nun İnsanlık Çağı oyunları da Müzede Sahne’nin bu yılki programında yer alacak. Oyunlardan önce ücretsiz gerçekleştirelecek panellerde çevre politikalarında uzman sanatçı, akademisyen, araştırmacı ve aktivist Hande Paker, Atıf Akın, İlksen Mavituna, Eraslan Sağlam, Ezgi Hamzaçebi, Selver Sezen Kutup, Deniz Gündoğan İbrişim ve Işın Eliçin izleyicilerle buluşacak. Etkinlikte ayrıca pop-up olarak adlandırılan; 50'lerin sonunda ortaya çıkıp, performans sanatını müjdeleyen happeninglerin ruhunu taşıyan; doğaçlamaya açık, “çevre” temalı süpriz okumalar da gerçekleştirilecek.

    Oyunlar, performanslar, konuşmalar ve panellerin de yer aldığı Müzede Sahne’nin biletlerini Mobilet üzerinden temin edebilirsiniz. Ayrıntılı program broşürüne buradan ulaşabilirsiniz. 

    0
    0
    1863
  • 04-08-2022

    Çeşme’de yer alan Dizayn Art Gallery, Nagihan Özel’in proje direktörlüğünü ve küratörlüğünü üstlendiği “Humor and Human” başlıklı karma sergiyi 5 - 22 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Humor and Human” başlıklı sergi; Ergin İnan, Bubi, Yiğit Yazıcı, Ekrem Yalçındağ, Alea Pınar Dupre, Fatih Yalın, Ayça Öksüm, Ali Emre Doğramacı, Rüya İdil Sincer ve Ege Ertükel’in farklı disiplinlerdeki eserlerinden oluşuyor.

    Sadece düşünme yetisine sahip olan türe içkin olan yargı ve humor, var oluştan beri hiçbir pratik amaç gütmeksizin yalnızca hayranlık duygusu ile doğayı seyreden insanın, kör belirlenmişliklerin geniş kitlelere ulaşarak ele alma çabasına en estetik ve ussal manifestosudur. Yaşamda söylemesi güç, güzel olarak ifadesi olanaksız olan fenomenler yaşamın tümlüğüne dahildirler, bu fenomenlerin eksikliği yaşamın doğruluktan yoksunluğunu gösterir. Humor’un en olgunlaşmış biçimi ile dile gelen bu sergi, yaşamın içinden doğan mizahın, insanlıkla yaşıt olduğuna işaret ederken aynı zamanda yaratanın ve kavrayanın ortak çıktısı olduğuna da dikkat çekiyor. Sanatla uyanılan en derin dogmatik uykularının kesiştiği noktada yani sonsuzlukta birleşmenin ve sizlerle buluşmanın verdiği hazla izleyicileriyle buluşuyor.

    “Humor and Human” başlıklı karma sergiyi 5 - 22 Ağustos tarihleri arasında Çeşme’de yer alan Dizayn Art Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.

    ​Adres: Ilıca Mahallesi 5066 Sokak No: 5 Çeşme/İzmir

    0
    0
    1916
  • 04-08-2022

    Bu yıl Seyir Derneği tarafından ilk kez düzenlenecek Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin açılış filmi, 2022 Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazanan Park Chan-Wook imzalı Ayrılma Kararı (Decision to Leave) olacak.

    Direktörlüğünü Azize Tan’ın, program danışmanlığını Fatih Özgüven’in üstlendiği Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 16 - 21 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. Açılış filmi Ayrılma Kararı (Decision to Leave), 16 Eylül akşamı Ayvalık Büyük Park Amfitiyatro’da açılış töreninin ardından gösterilecek.

    Ayvalık’ta bu yıl kurulan Seyir Derneği, Ayvalık’ı başta sinema olmak üzere farklı sanat dalları için bir merkez hâline getirme amacıyla yıl boyunca farklı projeler üretmeyi ve Ayvalık dışında da kültür sanat etkinlikleri düzenlemeyi planlıyor. Ayrıca 16 - 21 Eylül tarihlerinde Ayvalık’ta düzenlenecek festivalin ardından 24 ve 25 Eylül tarihleri arasında festival programından özel bir seçki, Diyarbakır’da sinemaseverlerle buluşacak.

    Yarışma içermeyen Ayvalık Uluslararası Film Festivali programı kapsamında filmlerle ilişkili söyleşiler, güncel meselelere dair paneller, çocuklar için düzenlenecek atölyeler ve film gösterimleri gerçekleştirilecek. Festivalde ayrıca, Türkiye’nin farklı üniversitelerinden gelecek öğrencilerle düzenlenecek Genç Sinema programıyla genç sinemacılara sinema profesyonelleri ile buluşma fırsatı yaratılacak, aynı zamanda öğrenciler festival organizasyonunda görev alacak.

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin açılış filmi olan yakın dönem Güney Kore sinemasının usta yönetmeni Park Chan-Wook’un son filmi Ayrılma Kararı (Decision to Leave) araştırdığı cinayetin şüphelisi kadına âşık olan ve soruşturma ile duyguları arasında sıkışıp kalan bir dedektifin hikâyesini anlatıyor.

    Shoplifters, Like Father Like Son, After Life filmleriyle tanıdığımız Kore-Eda Hirokazu’nun bebeklerine bakamayacak durumda olan ebeveynlerin kimliklerini gizleyerek bebeklerini Bebek Kutusu olarak adlandırılan kutulara bırakmalarını konu aldığı filmi Bebek Servisi (Broker) festival kapsamında izleyiciyle buluşacak. Cannes Film Festivali’nde Ekümenik Jüri Ödülü’nü alan film, başrolünde yer alan Oscar ödüllü Parasite filminin yıldızı Song Kang-Ho’ya En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı.

    Mia Hansen-Løve’ın küçük kızıyla yaşayan ve hasta babası için uygun bir bakımevi arayan genç bir kadına odaklandığı, Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yarışan filmi Güzel Bir Sabah (One Fine Morning) ve Cannes Film Festivali Jüri Özel Ödülü kazanan, Baltazar adlı bir eşeğin bir Polonya sirkinde başlayan ve bir İtalyan mezbahasında biten hikâyesini konu alan, Jerzy Skolimowski imzalı EO filmi de festival seçkisinde yer alıyor.

    Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü kazanan Claire Denis’nin, Denis Johnson’ın aynı adlı romanından uyarladığı The Stars at Noon filmi de festivalde gösterilecek fimler arasında bulunuyor. Film, 1984 yılında Nikaragua’da gizemli bir iş insanı ve inatçı bir gazeteci arasında tansiyonu yüksek bir ortamda gelişen romantik ilişkiyi anlatıyor.

    Festivalde gösterilecek Jean-Pierre Dardenne ve Luc Dardenne imzalı film Tori And Lokita ülkelerinden birlikte kaçmış, aralarında kan bağı olmamasına rağmen Avrupa’da oturma izni alabilmek için kardeş olduklarını kanıtlamaları gereken Tori ve Lokita isimli iki çocuğun hayat mücadelesini anlatıyor.

    Charlotte Wells’in bir kadının çocukken babasıyla Türkiye’de çıktığı bir tatili anlattığı, Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası kapsamında gösterilen ve çekimleri Muğla’da gerçekleştirilen filmi Güneş Sonrası (Aftersun), Manuela Martelli’nin 1976’da Şili’de Pinochet döneminde bir kadının kendisini, beklemediği bir mücadele içinde bulduğu filmi 1976, Screen Dergisi tarafından 2021 yılında Geleceğin Yıldızları arasında gösterilen Thomas Hardiman imzalı Medusa Delux ve bu yıl Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterilen Erige Sehiri imzalı Under the Fig Trees festival kapsamında gösterilecek filmler arasında bunuluyor. Festival programında yer alacak diğer filmler ilerleyen günlerde açıklanacak.

    ​Ayvalık Uluslararası Film Festivali gösterimleri Vural Sineması’nda ve Ayvalık Büyük Park Amfitiyatro’da gerçekleşecek. Festival biletleri ise 9 Eylül’de Biletix’te satışa çıkacak. Festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1911
DAHA FAZLA
Geldanlage