GÜNDEM
  • 21-09-2021

    Şair ve yazar Hans Magnus Enzensberger’in 20. yüzyılın kalburüstü 99 yazarını bilgiye dayanan sağlam bir tasvirle beraber öznel yorumunu da esirgemeden anlattığı kitabı Hayatta Kalma Sanatçıları - 20. Yüzyıldan 99 Edebî Vinyet, Tanıl Bora’nın çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Enzensberger, kimisi kahramanca kimisi utandırıcı yollarla, ama esas olarak eseriyle hayatta kalabilmiş, bütün dünyadan yazarların kısa portrelerini çiziyor. Bu yazarlar arasında Hamsun, Gorki, Colette, Jaroslav Haek, Ezra Pound, Ivo Andriç, Céline, Breton, Brecht, Neruda, Baldwin, İsmail Kadare... gibi isimlerin yanı sıra Orhan Veli Kanık da var. Kadri bilinmeyenler de var, şöhretle şişirilmiş olanlar da. Komünistler, faşistler ve “renksizler” var. Hırs küpleri de var, inzivasına çekilmiş olanlar da. Fikri bir yana zikri bir yana saçılanlar da var, sağlam tutarlılar da.

    “Kitap büyüklük hummasına kapılan, gümbürtülü başarılar kazanan, sonradan görmeler gibi böbürlenen ve gıcırtılı bir yoksulluk içinde batıp giden yazarları bir araya getiriyor.” - Christian Thomas Frankfurter Rundschau

    ​Görsel künye: Carl Spitzweg, “Fakir Şair”, 1839

    0
    0
    1085
  • 21-09-2021

    Erdem Tepegöz’ün dünya prömiyerini 42. Moskova Uluslararası Film Festivali’de yapan ve festivalden “Jüri Özel Ödülü - Gümüş George” ile dönen son filmi Gölgeler İçinde, 24 Eylül’de Türkiye’de vizyona giriyor.

    Tepegöz’ün yazıp yönettiği, yapımcılığını Contact Film Works’un, ortak yapımcılığını ise TRT’nin üstlendiği film ilkel teknolojiyle yönetilen bir fabrikada işçilerden birinin sistemi sorgulamasıyla değişmeye başlayan hayatlarına odaklanıyor. Distopik bir dünyaya kuşkucu bir bakış̧ atan bilimkurgu türündeki filmin başrolünü HomelandPrison BreakAladdin gibi uluslararası projelerde rol alan Numan Acar üstlenirken, ona filmde Vedat Erincin, Ahmet Melih Yılmaz, Emrullah Çakay, Muharrem Bayrak, Selin Kavak gibi deneyimli ve genç oyuncular eşlik ediyor.

    ​Türkiye prömiyerini 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gerçekleştiren Gölgeler İçinde, festivalden “Film-Yön En İyi Yönetmen” ve “SİYAD En İyi Film” ödülleri başta olmak üzere toplam 5 ödülle dönmüştü. Antalya’dan hemen sonra Türkiye’deki festival yolculuğuna 8. Boğaziçi Film Festivali’nde devam eden Gölgeler İçinde, jüri tarafından “En İyi Yönetmen”” ve En İyi Görüntü Yönetmeni” (Hayk Kirakosyan) ödüllerine layık görülmüştü. Fantaspoa Uluslararası Fantastik Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu” (Numan Acar), Los Angeles’ta düzenlenen Güney Doğu Avrupa Film Festivali’nde ise “En İyi Sinematografi” ödüllerini kazanan film, ulusal ve uluslararası arenadaki çeşitli festivallerde toplam 10 ödülün sahibi oldu.

    0
    0
    1980
  • 21-09-2021

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık iş birliğiyle düzenlenen İBB Kent Müzesi Koleksiyonları ve Atatürk Kitaplığı Arşivleri’nden yapılan bir seçki ve çağdaş sanat yapıtlarının yer aldığı “BURASI” sergisi 27 Şubat 2022 tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Kevser Güler’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, tarihsel ve güncel imgelerin izini sürerek İstanbul’u kent ve ekoloji çerçevesinde yeniden düşünmeye yönlendiriyor. Adını Füsun Onur’un 1993 tarihli aynı isimli eserinden alan sergi kenti, doğal çevre açısından yaşadığı tarihsel, kültürel ve politik dönüşümlere dikkat çekerek ele alıyor. Sergide İBB arşiv ve koleksiyonlarından İstanbul bağlamında kent, çevre ve doğa ile ilgili resimler, hat çalışmaları, haritalar, fotoğraflar, albümler, gazeteler, dergiler ve kentin farklı tarihsel dönemlerinden günlük yaşama dair parçalardan oluşan bir seçki yer alıyor. Seçkinin yanı sıra çağdaş sanatçıların kent bağlamında ekoloji ve çevre adaleti temalarını çeşitli perspektiflerden yorumlayarak ürettikleri yapıtlar da sergi kapsamında izleyiciyle buluşuyor.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu serginin açılışında şunları söyledi: “Gerek yerel, gerek uluslararası ölçekte kıymetli kültür - sanat etkinliklerinin İstanbul'da bir buluşma noktası olduğu, böylesi bir kentte nicelerini hem İstanbulluya hem de ziyaret eden milyonlarca misafirine sunmak çabası içerisindeyiz. Ve bunu tüm paydaşlarımızla, halkımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, özel ve kamu kuruluşlarımızla el ele vererek yapmak istiyoruz. Bu süreci beraberce güzelleştireceğimizi ve geliştireceğimizi biliyoruz. Ve özellikle yönetişim modelimizin en önemli prensibinin ortak akıl olduğu bir süreçte, bizimle bu güzel iş birliğini sağlayan değerli kurumumuz YKKSY’ye ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.”

    Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Müdürü Tülay Güngen ise şu açıklamalarda bulundu: “Günümüzde dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de iklim krizi ve çevre sorunları yıkıcı etkilerini tüm gücüyle hissettiriyor. Bu nedenle İstanbul’un havasını, suyunu, ağacını ve hayvanlarını kent yaşamının paydaşları olarak görmeyi öneren bir sergi olan ‘BURASI’, kent ve doğa ilişkilerine kültür ve sanat yapıtları üzerinden İstanbul bağlamında bakmayı önerirken hem kentin hem de kültür sanat üretiminin ekosistemini düşünmeye de davet ediyor.”

    ​“BURASI” sergisi 27 Şubat 2022 tarihine kadar Beyoğlu’ndaki Yapı Kredi Kültür Sanat binasında görülebilir.

    0
    0
    4011
  • 21-09-2021

    Varoluşçuluk akımının temsilcilerinden Miguel de Unamuno’nun yazmayla ilgili formüller vermek yerine okuru zihninde bir yolculuğa çıkardığı Roman Nasıl Oluşturulur, Beyza Fırat’ın çevirisiyle Ketebe Yayınları’nın Exlibris dizisinden çıktı.

    20. yüzyıl İspanya’sını ve ülkesinde yaşanan iç savaşı eserlerine taşıyan Unamuno, 1924 yılında diktatör Miguel Primo de Rivera tarafından Fransa’ya sürgüne gönderildi. Sürgündeyken yazdığı Roman Nasıl Oluşturulur anlatısını yıllar sonra yeniden ele alan yazar, kitapta aradan geçen zamanda eklemek istediği şeyler için parantezler açarak okura değişen ve dönüşen yönlerini de gösteriyor.

    ​Tasarladığı romanı ve kahramanı Jugo de la Raza’mı merkeze alan eserde Unamuno, okuduğu kitaplardan, şiirlerden ve yaşadığı dönemin ruh hâlinden pek çok alıntıyı alarak yorumluyor bir bakıma. Ortaya roman yazan bir yazarın karmaşık duygu ve düşüncelerinden serpilen yeni fikirler ve zihin haritası çıkıyor. Okurla samimi bir sohbet şeklinde ilerleyen kitap, onu da yazma eylemine dahil ediyor. Miguel de Unamuno, iki öznenin bir olduğu yeri şöyle anlatıyor: “Bir roman nasıl oluşturulur, iyi bir soru ama roman ne için ve neden oluşturulur diye sorulması daha doğru olur. Bir roman ne için veya neden oluşturulur? Romancı olmak için. İyi de ne için romancı olunur? Okura dönüşmek, kişinin okurla bir olmasını sağlamak için. Ve kişi ancak ve ancak hem romancı hem de romanın okuru olduğunda her ikisi birden radikal yalnızlıklarından kurtulmayı başarabilir. Bir olmayı başarır başarmaz da güncellenir ve güncellenerek ebedileşirler.”

    0
    0
    1941
  • 20-09-2021

    Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu'ndan bir sene sonra yayımladığı, Uzakdoğu düşüncesinin radikal farkını ele aldığı kitabı Çakma: Çince Yapıbozum, Sibel Atam’ın çevirisiyle Telemak Kitap’tan çıktı.

    Bugün "Çin" denildiğinde ilk akla gelen şey ucuz, çakma metaların curcunası. Dünyadaki her şeyin sahtesi Çin'den fışkırıyor, tüm kürede rafları dolduruyor. Çakma Eyfel kuleleri, sahte anıtlar, taklit şehirler... Han, Çakma'da hiçbir şeyin nihai ve biricik olmadığı, daimi dönüşüme ve başkalaşmaya tâbi olduğu, yaratımın yıkılarak çoğaldığı radikal bir başkalığın felsefesine ve imkânlarına kapıyı aralıyor. Orijinali reddeden, tözlerin değil süreçlerin örgütlediği bir düşüncenin modern çağın kategorileri ile anlaşılamayacağını gösterip, Uzakdoğu düşüncesinin sanattan yaşama yansımalarının mantığını serimliyor.

    “İleri sürüldüğü gibi gök kubbe altında söylenmemiş söz ya da bakanı hayrete düşürmemiş imge yoksa eğer, sanatı mutlak anlama sabitleyen ve özgünlüğü baş tacı eden Batılı anlayışın krizler yaşaması da başka kültürlerin üretimlerini kusurlu bulması da doğal görünüyor. Byung-Chul Han, yankısını kadim Çin’de bulduğu, Batılı kavrayışın görüş açısına girmeyen alımlama ve üretim biçimlerindeki farkın çağdaş Çin’deki yeni bir görünümüne dikkat çekiyor. Bir anlamda teknolojinin doğaya öykünen yönüne, Hegel’i tedirgin eden o Çin usulü nihilizmle eleştirel bakma potansiyeli taşıyan shanzhai, Çincede de yeni bir kelime; çakma/taklit/sahte anlamını taşıyor. Han, shanzhai'yi yaratımın yıkımı olarak belirliyor. Örneğin Marxizmin, Maoizm ile nasıl “çakma” bir form kazandığını gösteriyor. İleride Çin tipi çakma bir demokrasiyle karşılaşabileceğimizin buruk müjdesini de veriyor.” - Özlem Hemiş

    0
    0
    2750
  • 20-09-2021

    Ozan Ünal’ın “Rüya anıdan sayılır mı?” başlıklı sergisi Galeri Selvin küratörlüğünde 15 Ekim - 15 Kasım tarihleri arasında İstanbul Ortaköy Hüsrev Kethüda Hamamı’nda sanatseverlerle buluşuyor.

    Figüratif işleriyle heykel disiplininde hikâyeler yazan sanatçı, yeni sergisiyle iklimsel, sosyolojik, politik, etik bozulmaların etkisiyle her geçen gün daha da zorlanan ruhlarımıza; gerçek acıttıkça altına saklandığımız örtülerin altından, kaçtığımız rüya evrenlerinin manzaralarından bakıyor. Sergide Ünal “Büyülü gerçekçi” hikâyelerini beton, demir, paslanmaz çelik ve bronz malzemelerle çalıştığı heykeller aracılığıyla katılımcılarla paylaşıyor. Sanatçının bu süreçte dolmakalem ve divit ile çalıştığı desenlerinden oluşan 500 eskiz koleksiyonu da sergi süresince Nişantaşı Galeri Selvin’de sergilenecek. Ayrıca sergi kapsamında sanatçının yazıp çizip karaladığı tüm eskiz defteri de 250 edisyon basılarak sunulacak.

    Ozan Ünal “Rüya anıdan sayılır mı?” sergisi hakkında şunları söylüyor: “Üzerinde 3 yıla yakındır çalıştığım bu sergi belki otuza yakın heykel olarak karşınıza çıkıyor ancak altında yüzü geçkin sayfa yazım denemem karalamam var. Yapmadığım; ancak başka bir heykele ilham olmuş, detayından vermiş, ruhundan bağışlamış onlarca heykel çizimim var. Bu hikâyenin bir parçası onlar da ve görülmelerini istedim. Onları da onurlandırmak istedim ve bir kitapta topladım. Eğer sanattan bahsedeceksek bu o yolun tamamıdır bence çünkü.”

    “Uyanıklılıkla hala uyuyorluk arasındaki sınırsız boşlukta yüzerken; tamamen ayıklığa dönüşün ilk görüntünün beyne yollanmasıyla başlayan algı; yerin, günün, hayatın ve kendinin hatırlanması; varlığın bilinci artı hatırlanmalar artı algı toplamı eşittir idrak... İdrak ettiğin gerçekliğin, gördüğün rüyanın karşısındaki sıkıcılığı, üzücülüğü, yetersizliği… eşittir hayalkırıklığı…”

    Ozan Ünal’ın “Rüya anıdan sayılır mı?” sergisini 15 Ekim - 15 Kasım tarihleri arasında İstanbul Ortaköy Hüsrev Kethüda Hamamı’nda ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    10633
  • 20-09-2021

    Hannah Peck’in yolcularla dolu bir tren, çırpma telleri, kedi bıyıkları ve leziz bir macera sunduğu kitabı Kate İşbaşında, Merve Sevtap Ilgın’ın çevirisiyle 22 Eylül’de İthaki Çocuk’tan yayımlanacak.

    “Kuzey Kutbu’na giden trende büyük gizem!
    Özel muhabir olmak üzere kendini eğiten Kate ve fare dostu Rupert, Kate’in Kuzey Kutbu’ndaki kâşif annesini ziyaret etmek için babasıyla bir tren yolculuğuna çıkarlar. Fakat daha tren hareket eder etmez gizemli şeyler olmaya başlar...

    ​Kayıp kurabiyeler, çalınan kupalar, ortadan kaybolan el yazmaları... Tüm bunların ardındaki kişiyi bulup çarpıcı bir haber yapmak elbette ki Kate’in işidir! Şaşırtıcı bir karşılaşmaya dek tüm oklar, trenin en seçkin ve en aksi yolcusu Madam Maude’u işaret etmektedir. Ama sonra...”

    0
    0
    1245
  • 19-09-2021

    Zorlu PSM #dünyandeğişsin mottosuyla yola çıktığı 9. sezonunda, İsveçli koreograf Johan Inger’in yeni bir bakış açısıyla ele aldığı opera tarihinin ikonik eserlerinden Carmen’i 24 ve 25 Eylül tarihlerinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde izleyiciyle buluşturuyor.

    Dünyaca ünlü koreograf Johan Inger imzalı, Benois de la Danse ödüllü Carmen dans gösterisi İspanya’nın önde gelen çağdaş dans topluluğu Compañía Nacional de Danza de España dansçılarının dinamik ve güçlü bir performansıyla sanatseverlerle buluşacak. Bizet’in ikonik eseri Carmen’in bu yeni uyarlamasının kavramsal temelini, güçlü bir görselliğin yanı sıra net form ve figürlerin yer aldığı sade ve açık bir sahne oluşturuyor. Carmen, dans dünyasının önemli isimlerinden Joaquín De Luz’ün sanat yönetmenliğinde, Compañía Nacional de Danza de España dansçılarının performansı, Curt Allen Wilmer tarafından tasarlanan set ve İspanyol moda tasarımcısı David Delfín’in kostümleri ile izleyiciyle buluşuyor. Klasik baleye entegre edilen modern dansla sahnede duygusallık ve tutkunun görüntüsü birleştiren Carmen daha önce hiç görmemiş bir yorumla 24 ve 25 Eylül tarihlerinde ilk kez Türkiye’de Zorlu PSM sahnesinde olacak. Gösterinin biletlerine Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.

    Klasik baleyi modern dansla birleştiren Compañía Nacional de Danza de España, kurulduğu 1979 yılından itibaren İspanyol kültürel ve folklorik köklerine dayanan kendine özgü kimliğini korurken, klasik bale ilkelerinden vazgeçmeden daha çağdaş bir tarza doğru evrilerek dans dünyasında kendine önemli bir yer edindi.

    0
    0
    2021
  • 19-09-2021

    Kasa Galeri, Misal Adnan Yıldız’ın küratörlüğünde düzenlenen “Dünyanın Ağırlığı” başlıklı karma sergiyi 22 Eylül - 5 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Dünyanın Ağırlığı” sergisinde Nevin Aladağ, Mahmut Celayir, Cansu Çakar, İpek Duben, Dennis (Mehmet Refik) Gün, Neşe Karasipahi, Berk Kır, Murat Morova, Agnieszka Polska, Peter Robinson, Furkan Öztekin, Ayfer Tutkan ve Billy Apple®’ın eserleri yer alıyor. Seri mantığıyla rezonans hâlinde çıkan edebi, şiirsel, kavramsal ve soyut sanatsal üretimler ile ekrana sığmayan ve asla ekrandan izlenemeyecek işler seçkinin odağını oluşturuyor. Serginin küratörü Misal Adnan Yıldız ile Kasa Galeri’nin direktörü Derya Yücel’in mimari, kavramsal ve küratöryel arayışlarından yola çıkan sohbetlerinden bugüne gelen ve Yıldız’a bir nevi eve geri dönüş bileti olan sergi, ziyaretçilerin kendi yorumunu bırakacağı şiirsel bir alan ya da her an değişen bir anlatı mekânı oluşturarak aşk, yansıma ve iç gözlemin birleşeceği bir olasılık yaratıyor. Sergi, Kasa galerinin organizasyonuyla çevrimiçi bir araştırma sunumuna dönüşüyor. Her bir oda için, kıymetli bir edebi referansı geri çağıran küratörün, izleyiciye önerisi sergiyi yalnız gezmeleri ve mümkün olduğu kadar gözleriyle düşünmeleri:

    "Dünyanın ağırlığı aşktır
    Yalnızlığın yükü altında
    Memnuniyetsizliğin yükü altında
    Ağırlık, taşıdığımız ağırlık aşktır.” 
    Allen Ginsberg

    "(...) ölüm döşeğinde, sana bir gün daha bahşedileceği söylenseydi, geçirdiğin ömrün hangi gününü yeniden yaşamak isterdin ey bilge dostum?"
    Antranik Dzarugyan, Çocukluğu Olmayan Adamlar 

    “Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır.”
    Şems Tebrizi 

    ​“Dünyanın Ağırlığı” başlıklı karma sergiyi 22 Eylül - 5 Kasım tarihlerinde hafta içi her gün 10:00 - 18:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    2416
  • 19-09-2021

    Deniz Gezgin’in farklı coğrafya ve kültürlerde, bitkilerin kültür dünyasında yer buluş biçimlerini aktardığı çalışması Bitki Mitosları, Pinhan Yayıncılık’tan çıktı.

    Bitki Mitosları’nda kökündeki ölümcül inatla çığlıkları duyulan adamotundan, ölmezağaç zeytine dek bitkilerin binlerce yıllık anlam yolculuğunun izi sürülüyor. İnsanın anlam arayışının ve inşasının ürünü olan mitoslar, insanla ilişkide olan tüm diğer varlıklar gibi bitkilerin de çağlar boyu dönüşümünü ilk ağızdan aktarıyorlar.

    Her şeyden önce ve her şeyden sonra yaşam, daima bir tür yeşerme olarak ifade bulmuştur. Doğumda ve dirimde, bollukta ve doyumda bu yeşermenin varlığı duyulur. Hayat ağacı dünyanın merkezinde, sayısız yuvayla donanmış dallarıyla, kökten göğe tohum saçar. Yeryüzünün tüm bitkileri bu tohumlardan toprağa düşer, yayılır ve yaşama karışır. İçlerinde ölümsüzlüğüne inanılan ulu gölgeli ağaçlar da vardır, zehirli, şifalı, dikenli dikensiz otlar da. Bazısı uykuya dalar, mevsimleri çevirir, ruhu bir ilahın bedenine yerleşir. Onunla uyanır bahar ve o kaybolunca esmeye başlar soğutucu rüzgârlar. Yaşam bitkilerin yanı sıra devinir. Bitkileri böylelikle duyarız, onlar hakkında bildiklerimiz milyonlarca yıllık bir birlikte yaşam deneyiminden taşınır.

    0
    0
    1303
DAHA FAZLA
Geldanlage