
Kaan Müjdeci’nin yazıp yönettiği ilk dizisi Hamlet 19 Ekim’den itibaren GAİN’de izleyiciyle buluşuyor.
Kaan Müjdeci’nin Shakespeare’in ölümsüz eseri Hamlet’ten uyarlayarak gerçek bir hikâyeyle harmanladığı dizisi, Büyükada’daki “fayton krallığı” üzerinden hem hayatın hem de Türkiye’nin akıl almaz görünen, çarpıcı ve bir o kadar da absürt gerçeklerine ışık tutuyor. Cinayet, intikam, keder, ihanet, aşk unsurlarıyla bezeli bir aile draması olan Hamlet’te Erdal Beşikçioğlu, Elit İşcan, Şebnem Bozoklu, Hatice Aslan, Ahmet Rıfat Şungar, Murat Kılıç, Çiğdem Selışık Onat, Cihat Tamer, Serdar Orçin, Emrullah Çakay, Ozan Çelik, Kutay Sandıkçı, Çiçek Acar ve Mustafa Alabora rol alıyor.
GAİN ve Asteros Film ortak yapımı olan Hamlet, geçtiğimiz ay Avrupa’nın en büyük televizyon içeriği festivali Series Mania’ya seçilen ilk Türk yapım olmuş ve uluslararası kategoride dünya prömiyerini gerçekleştirmişti.
“Kaan Müjdeci’nin çağdaş bir yorumla uyarladığı ve yönettiği ‘Hamlet’, 16. yüzyıldaki krallığın yıkılışına ve güç dengelerinin değişimine bugünkü ‘fayton krallığı’ üzerinden bakıyor. Üstelik bu kez, Hamlet genç bir kadın… İstanbul Büyükada’da, 81 atın topluca gömüleceği bir gece, faytonların sahibi olan adam öldürülür. Katilse erkek kardeşidir. Maktulün genç kızı, babasının katilini bulmak ve karanlık ilişkileri ortaya çıkarmak için bir intikam planı hazırlar: Şüpheli olan herkesi TV’nin en meşhur reality show’unda, sahnede buluşturacaktır.”
Yedi bölümden oluşan Hamlet, tüm bölümleriyle 19 Ekim’den itibaren GAİN’de izlenebilecek. Dizinin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
Muse Contemporary, Güney Afrikalı genç sanatçı Jake Michael Singer’ın özgürlük ve esaret, düzen ve kaos arasında bir metafor oluşturan dev soyut kuş heykellerini “Bennu Stasis: Aydınlıkta Yeniden Buluşacağız” enstalasyonunu 30 Kasım’a kadar Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nda sanatseverlerle buluşturuyor.
Muse Contemporary’nin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Güney Afrika Ankara Büyükelçiliği himayelerinde ve Fatih Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirdiği proje kapsamında St. Antuan Kilisesi’nde düzenlenen “Angel” başlıklı sergisiyle Türkiye’de ismini ilk defa duyuran Güney Afrikalı genç sanatçı Jake Michael Singer, iki yıl sonra mekâna özgü yerleştirme “Bennu Stasis: Aydınlıkta Yeniden Buluşacağız’” ile tekrar İstanbullularla buluşuyor. Antik yaratılış efsanesindeki yenilenmeyi, dirilişi ve yükselen güneşi simgeleyen Bennu’ya atfen isimi alan projenin ana temasını bölünme ve birlik, düzen ve kaos, acı çekme ve bunun üstesinden gelme arasındaki diyalog oluşturuyor.
Enstalasyonda insan boyunda 13 kuş heykeli, yeni kesilmiş çimen kokusu, müzik ve heykelleri çevreleyen demir sazlıklar ve sanatçının bu tema çerçevesinde yaptığı resimler yer alıyor. Mekânın kadınlar hamamı kubbesinin altına yerleştirilmiş kendi kendini taşıyan bir çelik strüktüre asılmış, kubbedeki fenerden içeriye sızan ışığa doğru yükselen helezon şeklindeki kuş heykelleri, gökyüzünde uçan kuşların koreografisini ifade ediyor. Çürümekte olan “performans heykelleri” ise ana enstalasyona tezat oluşturarak akışkanlığı vurguluyor.
Muse Contemporary’nin kurucusu ve proje yöneticisi Ayşe Pınar Akalın projeyi şöyle anlatıyor: “İki yıldır Jake Michael Singer ve ekibimizle bu projeyi kurguluyoruz. Kararı vermemizden enstalasyonu gerçekleştirene kadar uzanan pandemi dönemi ve çalışma şartları önümüze birçok engeli beraberinde getirdi. Biz inandığımız yolda yılmadan devam ederek sanatseverlerin karşısına çıktık.”
Küratör Sinan Polvan mekâna özgü yerleştirme hakkında şunları söylüyor: “Cibali semtinde yer alan ve İstanbul’un en büyük çifte hamamlarından olan 544 yıllık Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nın seçilmesindeki amaç yapının proje için ideal bir hacim sağlamasıdır.”
Proje için Türkiye’ye gelen Güney Afrikalı sanatçı ve Zimbabweli iki asistanı 3 aylık hazırlık sürecinde Türk ustalarla birlikte çalışarak, denizcilik sınıfı paslanmaz çelik çubukların birbirine kaynak yapılmasıyla oluşan soyut kuş heykellerini oluşturdular. Jake Michael Singer hazırlık süreci şöyle anlatıyor: “Kullandığım çelik çubuklar daha çok çitler için üretilmekte. Bu, eserde bir paradoks yaratır; heykelin şekli özgürlük, göç ve ilahi olanın arketipi olan kuşu çağrıştırır ve çitler hapsedilme, sınır ve bölünmeyi sembolize eder. Bu heykelleri İstanbul’da oluşturduğumuz ekibin sinerjisi ile yaratmış olmaktan mutluyum.”
Natsuko İmamura’nın kıskançlığın dinamikleri, işyerindeki iktidar mekanizmaları ve yalnız kadınları zayıf gören toplum gibi konuları irdelediği Akutagawa Ödülü'nün sahibi romanı Mor Etekli Kadın, Ali Volkan Erdemir’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
İmamura, bu romanda ele aldığı temel meselelerin yanı sıra okurunu kuralları muğlak, gerilimli bir oyuna davet ediyor.
Mor Etekli Kadın kendi dünyasında yaşıyor. Varlığıyla çektiği tepkilerin farkında olmadan dolaşıyor kalabalıkların arasında. Her öğlen parktaki aynı banka oturuyor, çörek yiyor ve dikkatini çekmeye çalışan çocukları görmezden geliyor.
Farkında olmasa da Mor Etekli Kadın'ı izleyen biri var; daima görüş alanının hemen dışında duruyor, bindiği otobüs seferlerini, ne yediğini, kimlerle konuştuğunu not ediyor. Fakat Mor Etekli Kadın'ı gözlemleyen kişi bir sapık değil. Bu, göründüğünden çok daha karmaşık bir mesele…
İş Yatırım’ın 25. yılı kutlamaları kapsamında OMM Eğitim Programları iş birliği ile ekim, kasım ve aralık ayları boyunca sürdürülebilirlik ve dijital sanat odaklı beş farklı proje gerçekleştirilecek. İş birliğinin ilk programı olan Sürdürülebilir Dünya Film Günleri kapsamında sekiz filmden oluşan bir seçki 13 Ekim - 5 Kasım tarihleri arasında her çarşamba ve cuma saat 19.00’da OMM’da izleyiciyle buluşacak.
Müzeyi ve kaynaklarını herkes için öğrenme olanağına dönüştürmeyi hedefleyen OMM, sürdürülebilirlik ve dijital sanat odaklı beş farklı projeyi İş Yatırım iş birliğiyle hayata geçiriyor. Çevresel sorunların çözümüne odaklanan Sürdürülebilir Dünya Film Günleri Damon Gameau’nun 2040 adlı filmiyle 13 Ekim’de başlıyor. Sekiz filmden oluşan program kapsamında 5 Kasım’a kadar her çarşamba ve cuma saat 19.00’da OMM’da Türkçe alt yazılı olarak ücretsiz gösterimler gerçekleştirilecek. Ayrıca Dünya Film Günleri’nde gezegenin geleceği üzerine düşünen ve üreten sanatçılarla sürdürülebilirlik atölyeleri ve podcast serisi, dijital sanatın gelişimi, üretimi ve paylaşımına dair Dijital Sanat Seminerleri ve Atölyeleri OMM’un gelecek programında yer alıyor. 40 kişilik kontenjanla sınırlı olan gösterimlere 0222 221 27 37 numaralı telefondan rezervasyon yaptırarak katılabilirsiniz. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Sürdürülebilir Dünya Film Günleri Programı:
13 Ekim Çarşamba, 19.00 - 2040
15 Ekim Cuma, 19.00 - Büyükbabamın Bahçesi
20 Ekim Çarşamba, 19.00 - Hayatta Kalma Bilgeliği
22 Ekim Cuma, 19.00 - Gezegen Sil Baştan
27 Ekim Çarşamba, 19.00 - Cesur Barış
29 Ekim Cuma, 19.00 - Toplayıcılar
3 Kasım Çarşamba, 19.00 - Gıdayla Gelen Dönüşüm
5 Kasım Cuma, 19.00 - Johannesburg Altını
Künye:
1. OMM by Kengo Kuma and Associates. Fotoğraf ©NAARO
Amsterdamlı görsel sanatçı Heleen Blanken’in taş, fosil ve mercan gibi organik eserlerin 3 boyutlu taramalarını içeren Habitat enstalasyonu, Zorlu Energy Solutions (ZES) desteğiyle 31 Ekim tarihine kadar PSM Sky Lounge’ta sanatseverlerle buluşuyor.
Amsterdamlı görsel sanatçı Heleen Blanken’in Habitat eseri ilk olarak Zorlu PSM’de Sonar+D programı çerçevesinde sergilendi. Blanken’in veriye dayalı enstalasyonu Habitat by Heleen Blanken, Leiden Naturalis Biyoçeşitlilik Merkezi’nden taş, fosil ve mercan gibi organik eserlerin 3 boyutlu taramalarını, oyun benzeri, meditatif bir ortama dönüştürüyor. Doğa harikalarını sanat ve teknolojiyle harmanlayan Habitat enstalasyonunda izleyici, farklı sesleri içeren ortamlara eşlik edip sürekli gelişen bir dijital dünyada gezinirken bir yandan da doğa harikalarıyla yeniden bağlantı kurma fırsatı buluyor.
Doğa tarihi müzelerine de dijital bir bakış sunan eser, insanlığın doğayla etkileşiminin bir simgesi olarak; insanlığın doğanın kontrolünde olmadığına ışık tutarken doğa üzerindeki etkimizin her zaman hemen fark edilmediğini vurguluyor. Blanken, doğayı zaman ve mekân içinde sabitleyerek fiziksel olarak korumayı amaçlayan doğa tarihi müzesi yaklaşımını, arşiv materyallerini veriye dönüştürerek dijital bağlamda geliştiriyor.
Yakınlık ve uzaklık ölçer sensörleri sayesinde Habitat’ın sosyolojik yanı da bu çalışmada araştırılıyor. Veriye dayalı kurulumlar genellikle izleyiciye çok fazla kontrol sunmasıyla bilinir. Habitat by Heleen Blanken ise bu noktada bu kontrol ile oynayarak seyircinin hareketlerine hemen tepki vermiyor bunun yerine gecikmelerle tepki veriyor. Sonuç olarak, bir izleyiciden gelen bir eylem bir sonraki için farklı bir görsel sonuç yaratabiliyor. Görsel ve işitsel akış, işin içinde mi yoksa eyleminizin bir sonucu mu olduğundan şüphe duyabileceğiniz şekilde değiştiriliyor. İzleyiciler 36 dakika boyunca bu enstalasyonu deneyimleyerek doğa içinde yolculuğa çıkma fırsatı yakalıyorlar.
Heleen Blanken’in Habitat eseri 31 Ekim’e kadar PSM Sky Lounge’ta ziyaret edebilirsiniz. Biletlere ise buradan ulaşabilirsiniz.
Sefa Kaplan’ın A’dan Z’ye Tanpınar’ı anlattığı, Tanpınar’a dair çok bilinen ve az bilinen hususlara yeni bir pencereden baktığı çalışması Ahmet Hamdi Tanpınar Sözlüğü, Holden Kitap’tan çıktı.
Kaplan, geçtiğimiz aylarda yayımlanan Oğuz Atay Sözlüğü’nden sonra bu kez Ahmet Hamdi Tanpınar Sözlüğü ile okurla buluştu. Kaplan, Tanpınar’ın portresini çizerken sanatçıyı döneminden bağımsız düşünmüyor, herkesin bildiği mevzuları sıralama kolaylığına kaçmıyor. Kimi zaman ona yazdığı, kimi zaman ise onun ağzından yazdığı mektuplarla sözlüğü zenginleştiriyor. Onun eksikliklerini, kusurlarını yani insani yönlerini de gözler önüne seriyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarını, ülkenin siyasi çalkantılarını, edebiyat ortamını ele almayı ihmal etmiyor. Onun çocukluğunda yaşadığı travmalarla; gençliğinde ve hatta yaşlılığında yaşadığı travmalar arasındaki bağlantıları da çözümlüyor.
Sefa Kaplan bizlere yalnızca hakiki Ahmet Hamdi Tanpınar’ı göstermeye çalışıyor. “Acı çeken, gülen, sevinen, kıskanan, kızan, seven, öfkelenen, yazan, yazdıklarını kimi zaman beğenen kimi zaman beğenmeyen, dişleri erken yaşta döküldüğü için kendini leyleğe benzeten” bir Tanpınar anlatıyor.
BBC’nin “Avrupa’nın En İyi Sanatçısı” ödülünü üst üste üç kez ülkesi Portekiz’e kazandıran ve Grammy Ödülleri’ne aday gösterilen ilk Portekizli sanatçı olan Mariza, 30 Ekim akşamı Zorlu PSM’de müzikseverlerle buluşacak.
Portekiz Devleti tarafından Portekiz kültürünü yurt dışında en iyi temsil eden sanatçı ünvanı alan Mariza, 1999 yılında efsanevi Fado şarkıcısı Amalia Rodrigues’in adını taşıyan vakıf tarafından “Fado'nun Sesi” unvanını aldı. Fado müziğinin dünya çapında en etkili isimlerinden olan Mariza, gerçekleştirdiği sahne performanslarıyla dinleyenleri melankoli ile huzur arasında bir yolculuğa çıkartıyor. Mariza müziğini şöyle açıklıyor: “Fado yalnızca bir müzik değil, bir histir. Üzücü değil melankoliktir. Ben bu müziği seçmedim, bu benim kaderimdi.”
Portekiz geleneği Fado şarkılarını dünyaya ulaştıran ve tüm dünyada bir milyondan fazla albüm satışıyla Fado’nun önemli temsilcilerinden biri olan Mariza, 30 Ekim’de Zorlu PSM’de sahnede olacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
The Artisan İstanbul Hotel, Contemporary İstanbul ile eşzamanlı başlayan “Müdahale / Intervention” başlıklı karma sergiye 7 Kasım’a kadar ev sahipliği yapıyor.
Farklı bir şekilde kurgulanan sergide sanatçılar “Müdahale” kavramını ele alarak otele müdahale ediyorlar. Sosyo-politik konulara, insanlığa ve toplumsal eşitliğe ses olan eserler, toplumun her kesimine hitap ederken; yaşayan bir mekânda evrensel bütünlüğe ithaf edilmiş disiplinler arası bir deneyim olarak sanatseverlerle buluşuyor. Ayça Telgeren, Azade Köker, Canan, Elif Uras, Eşref Yıldırım, Fırat Engin, Fırat Neziroğlu, Lara Ögel, Leyla Emadi, Memed Erdener, Merve Dündar ve Nancy Atakan’ın eserlerinin yer aldığı sergiye Prof. Dr. Marcus Graf ve Mari Spirito yazılarıyla katkıda bulunuyor. Kadın hakları ve sosyal eşitlik kavramları için farkındalık yaratmak fikriyle hazırlanan mekâna özgü sergi, günlük yaşantımızda karşımıza çıkan evrensel değerlere çok boyutlu anlamlar katmayı amaçlıyor.
Sergi kataloğunun ön yazısında Prof. Dr. Marcus Graf şunları söylüyor: “Oteller insanların seyahatlerinde anlık hikâyelerini paylaştıkları mistik yerlerdir. Oteller aynı zamanda geçmişin anılarını odalarında saklayan dinamik mekânlardır. Konuklar her yere benzersiz bir karakter kimlik kazandırmak için sürekli değişen ruhuna yeni parçalar eklemek için çabalıyor. Otellerin kültür sanatın evriminde büyük rol oynamasının sebebi budur” ve ekliyor: “Birçok film, şarkı ve sanat eseri otelleri konu aldı. Görsel sanatçı Sophie Calle’nin The Million Dollar Hotel filmi, ‘Hotel California’ veya ‘Hotel Room’ şarkısını düşünün. Chelsea Hotel gibi ikonik bazı yerler de sanatçılara çalışacakları ve yaşayacakları yerler verdiler. Dolayısıyla bir otel sanatın yaratılması ve sergilenmesi için harika bir yerdir. Modern metropollerde günümüzün acil sorunlarının ortaya çıkarılıp, tartışılabileceği kalıcı diyalog ve değişim için etkili bir platformdur. Bu neden Müdahale sergisi yerini akıllıca seçmiştir. Artisan’da 12 sanatçının eserleri, binanın farklı yerlerinde sergileniyor. Sergi kapsamında eserler otelin mimarisine entegre edildiği için mekâna özel çok özel bir durum çıkıyor karşımıza. Bu nedenle Müdahale, cesur bir sergidir. Sıra dışı mekânsal karakteri, iyi sanatçı seçimi ve güçlü yapıtlarıyla insanların farklılıklarına rağmen özgürlük ve eşitlik içinde yaşayabilecekleri bir toplumun oluşmasına güçlü bir katkı sağlamayı amaçlıyor.”
The Artisan İstanbul Hotel’in koleksiyon küratörü Yasemin Vargı ile sanat yöneticisi Meriç Aktaş Ateş tarafından hazırlanan “Müdahale / Intervention” başlıklı sergi, 7 Kasım’a kadar belirlenen gün ve saatlerde ziyaret edilebilecek.
Mavisel Yener’in gökyüzünde süzülen uçan bir mavi balonla Türkiye’nin yedi bölgesinde yedi çocuğun öyküsünü anlattığı ve Bige Doğu’nun resimlediği kitabı Türkiye’yi Gezen Mavi Balonlu Öyküler, Redhouse Kidz (SEV Yayıncılık) tarafından yayımlandı.
Türkiye’yi Gezen Mavi Balonlu Öyküler, yedi öyküsüyle okurlarını hem Türkiye’nin farklı yerlerinde yaşayan çocuklarla tanıştırıyor hem de o bölgelere özgü̈ neler varmış keşfe çıkarıyor. Okurlar mavi balonun izinde bazen Göbeklitepe’de bazen Ihlara Vadisi’nde buluyor kendini. Öykülerin sonunda, hikâyenin geçtiği bölgenin haritası yer alıyor. Kitabın sonunda ise haritalar birleşiyor ve meraklı okurların, detaylarını keyifle inceleyeceği bir Türkiye haritasına dönüşüyor. Kitabın arka kapağındaki karekodu telefon ya da tablete okutarak ulaşılabilecek etkinlik kitapçığı da okuduklarını pekiştirmek isteyen okurları bekliyor.
“Mavi bir uçan balon Ege Bölgesi’nden havalanıyor, başlıyor güzel ülkemizde gezmeye. Kaz Dağı’nın zeytinliklerinde, Göbeklitepe’de, Ihlara Vadisi’nde… Gökyüzünde süzülen ipine de Türkiye’nin yedi bölgesinden yedi çocuğun öyküsü̈ takılıyor…”
Sanat, kültür yaşam ve edebiyat alanlarında izleyicisine nitelikli haber ve özgün içerik sunan Artful Living’in Contemporary İstanbul’un 5-10 Ekim tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşecek 16. edisyonuna katılacağını duyurmaktan mutluluk duyarız.
16. Contemporary İstanbul, 5-6 Ekim'de ön izleme, 7-10 Ekim'de ise genel ziyaretçiye açık olarak yerli ve yabancı çağdaş sanat galerilerini Tersane İstanbul’da bir araya getiriyor.
Kültür sanat alanında dijital yayınlar içinde önemli bir yere sahip olan Artful Living, bu yıl bir ilk olarak fuarda bir sanatçıyı temsil ediyor. Temsil edeceği ilk sanatçı ise eserlerinde “düzen” kavramının peşinden giden Edi oluyor. Her şeyin doğasında temel bir düzen olduğunu söyleyen sanatçı Edi’nin bu düzenin işleyişini oluşturan parçalar arasındaki ilişkilere vurgu yaptığı eserleri, elektronik hurdaların özellikle devre kartları, ana kartlar ve devre parçalarının farklı kompozisyonlarda ahşap, ayna, pleksiglas gibi malzemeler üzerinde bir arada düzenlenmesinden oluşuyor. Sanatçı eserlerini “Benim yaptığım her iş, bu muhteşem düzenin arayışıdır, kavrayabildiğim kadarıyla bir yansıması, şekle bürünmesidir. Renk, boy ve şekil olarak farklı olan parçaların arasındaki doğru ilişkileri bularak bütünde düzene ulaşma çabasıdır” olarak açıklıyor.
Sanatsal üretimlerine 2012 yılında başlayan ve çalışmaları önümüzdeki dönemde Artopol Art Gallery tarafından temsil edilecek sanatçının sanatseverlerle ilk buluşması 16. Contemporary İstanbul’da Artful Living ile oluyor.
Tüm katılımcıları 5-10 Ekim tarihleri arasında Tersane İstanbul’da, T9’da yer alacak Artful Living standına uğrayarak bizlerle tanışmaya ve sanatçımız Edi’nin eserlerini görmeye davet ediyoruz.