
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 25 yıldır Garanti BBVA sponsorluğunda gerçekleştirilen İstanbul Caz Festivali kapsamında düzenlenen +1’li Gece Gezmesi, 2 Temmuz Cumartesi akşamı yeniden Kadıköy sokaklarına yayılacak.
29. İstanbul Caz Festivali kapsamında gerçekleştirilecek +1’li Gece Gezmesi, 2 Temmuz Cumartesi akşamı Kadıköy-Moda hattındaki mekânlarda müzikseverleri bir araya getirecek. Gece Gezmesi mekânları kapılarını 19.00’da açacak, konserler ise 20.00’de başlayacak.
Festivalin gelenekselleşen etkinliği bu yıl +1’in desteğiyle, yedinci kez düzenleniyor. Etkinlik kapsamında tek bir biletle Kadıköy ve Moda’daki beş mekânda, on konsere giriş yapılabilecek. Moda Sahnesi, Dorock XL, Kadıköy Sahne, The Wall ve Kadıköy Sineması’nın ev sahipliği yapacağı etkinlikle aynı gün festival, saat 18.00’de Kadıköy Süreyya Operası’nda Deniz Tekin’i ve Portrait and a Dream’in eşliğindeki Mehmet Ali Şimaylı'yı ağırlayacak.
1970’lerin saykedelik ruhunu günümüze taşıyan Ayyuka, VeYasin’in elektronik projesi Hey! Douglas aynı gecede +1’li Gece Gezmesi sahnelerinde olacak. Güney Doğu Asya’nın 60’lı ve 70’li yıllarının müziklerini disko ve funk öğeleriyle harmanlayan Hollandalı Yin Yin de hem solo olarak hem de Ayyuka sahnesinde karşımızda olacak. Yin Yin konserinde Velican Sagun da izleyicilerle buluşacak.
+1'li Gece Gezmesi’nde Portekizli müzisyen David Santos’un projesi Noiserv sahnede olacak. Farklı disiplinler ve türlere ev sahipliği yapacak etkinlikte konserlerinin yanında besteci ve şarkı sözü yazarı Simge Pınar; gitar melodileriyle türlerin üstünde duran bir hikâye anlatıcısına dönüşen Ahmet Ali Arslan; Cannes Film Festivali’nde de sahneye çıkan Cümbüş Cemaat; afro jazz, funk, fusion elementlerini Anadolu ritimleriyle bir araya getiren Deli Bakkal; genç prodüktör Karakter; Doğu kültürü ve 90’lar rock müziğini indie folk çatısı altında toplayan grup Bahr gibi isimlerle de yer alacak.
+1’li Gece Gezmesi’nin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Pi Artworks İstanbul’un galeri-üniversite iş birliği kapsamında düzenlediği ilk sergisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden 2020 ve 2021 mezunlarının eserlerinden oluşan “Yine Boya”, 30 Haziran’a kadar Pi Artworks İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor. Sergi kapsamında 18 Haziran saat 14.00’te Murat Alat’ın moderatörlüğünde sergide yer alan sanatçılarla birlikte bir sergi konuşması düzenlenecek.
Pi Artworks, Londra’da başlattığı galeri-üniversite iş birliklerine İstanbul’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ile başlıyor. Galerinin gerçekleştirdiği iş birlikleri arasında Londra’da Goldsmiths Üniversitesi’yle hazırladığı ve her yaz döneminde gerçekleştirdiği gelenekselleşmiş “Curatorial Open” programı öne çıkıyor. Pi Artworks, bu iş birlikleriyle yeni nesil sanatçıların ve küratörlerin sanat piyasasına ilk adımlarını atmalarını ve profesyonel galeri deneyimi kazanmalarını sağlayarak, görünürlük kazandırmayı ve desteklemeyi hedefliyor.
Can Aytekin ve Yasemin Nur tarafından düzenlenen “Yine Boya” sergisinde; Furkan Akhan, Elif Aktaş, Müge Bakır, Merve Gözde Bingül, Daniela Budişteanu, Damla Çil, Emel Ezal, Tansu Köse, Ayşe Şener ve Naz Tansel’in eserleri yer alıyor. Bu genç sanatçılar, pandeminin başladığı, hızla yayıldığı, kapanmaların damga vurduğu, dolayısıyla küresel, natürel ve biyolojik nitelikli bu travmanın etkisinin kuvvetli olduğu 2020 ve 2021 dönemlerinde mezun oldu. Sergide yer alan çalışmalar, tuval ve pentürü bir imkân olarak değerlendirirken, bugün ve şimdi karşımıza çıkan resimlerinde neredeyse sonsuz zenginlikteki resim tarihine öznel göndermeler de yapıyor.
“Yine Boya” başlıklı sergi 30 Haziran’a kadar Pi Artworks İstanbul’un Piyalepaşa’daki yeni mekânında görülebilir.
Künye:
1. Ayşe Şener, Untitled, 2021, Oil on Canvas, 90 x 160 cm
2. Elif Aktas, Mars, 2020, Oil on Canvas, 80 x 100 cm
3. Emel Ezal, Habitat, 2020, Oil on Canvas, 140 x 154 cm
4. Furkan Akhan, Virtous, 2022, Oil on Canvas, 131 x 200 cm
Çağnam Erkmen’in ayakta durmaya çalışan bir kadının, yakınlaşma fırsatını kaçırmış bir anne kızın hikâyesini anlattığı yeni romanı Sana Kim Sarılacak?, Doğan Kitap’tan çıktı.
Annenin ölümü, beş kardeşi pek yakında yıkılacak aile evinde bir araya getirir. Abla Yaprak’ın huzursuz kumandasında geçirilen bir hafta sonunda, yaşarken kendini ele vermeyen annenin ufak tefek sırları ortaya çıkar. Yaprak, annesiyle ne çocukken ne de o ölüme giderken kurabildiği yakınlığı anlamlandırmak peşindedir. Anneyi ve yıllar önce bir deniz kazasında ölen kaptan baba ile annenin arasındaki tuhaf ilişkiyi çözebilmek için çocukluk anılarının parçalarını birleştirmeye çalışır…
“Keşke dişli bir kadın olsaydı. Dengesiz, buhranlı davranabilseydi, bir deliyi bile kaçıracak kadar manyaklaşsaydı. Sakin, uyumlu bir kadındı, kimseyi incitmemişti, başkalarının önceliklerini gözetmişti. Belki kendini incitmek de kötülüktü. Sırf bu sebeple kötü kadındı belki. Bunca susması, durması, basiretsizliğindendi, belki onda gelişmemiş bir ahlak açığı veya toplumsal rolünde olgunlaşmamış bir köşe vardı.”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür Dairesi Başkanlığı’nın FilmKoop iş birliği ile düzenlediği SİNEMADA’nın 2. edisyonu 18 - 26 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
SİNEMADA kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra yönetmen ve oyuncularla söyleşiler, ustalık sınıfları ve atölyeler de gerçekleştirilecek. SİNEMADA, 18 Haziran Cumartesi günü saat 17:00’de Büyükada Çelik Gülersoy Kültür Merkezi’nde oyuncu Deniz Türkali ve sinema eleştirmeni Alin Taşçıyan’ın katılımıyla gerçekleşecek “Geçmişten Günümüze Sinemada Kadın” konulu söyleşi ile başlayacak.
Geçtiğimiz sene gerçekleştirilen atölyeler bu yıl da katılımcılarla buluşmaya devam edecek. Çocuklar Film Çeviriyor, Genç Sinema Atölye, Meraklısına Açık Atölye ve Yunanistan’ın ünlü yönetmeni Theo Angelopulos’un birçok filminin senaryosunu yazan, Heybeliada doğumlu Petros Markaris ile Senaryo Ustalık Sınıfı atölyeleri gerçekleşecek.
Çocuklar Film Çeviriyor başlıklı birer günlük modüller hâlinde üç gün sürecek stop motion atölye çalışmalarına 8 - 12 yaş grubu çocuklar katılabilecek. 22 - 24 Haziran tarihleri arasında Büyükada’da düzenlenecek atölyeyle, çocuklar izledikleri filmlerin kamera arkasını deneyimleme fırsatı bulacak. FilmKoop’tan Gürşat Özdamar yönetiminde gerçekleştirilecek, 15 çocuğun katılabileceği atölyeye 16 - 20 Haziran tarihlerinde Büyükada Adalar İBB Ek Hizmet Binası’ndan kayıt olunabilecek.
Genç Sinema Atölye başlıklı gençlere yönelik film atölyesinde, gençler adada kısa film çekecek ve kurgulayacak. Büyükada Çelik Gülersoy Kültür Merkezi’nde 17 - 19 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek atölyede, 18 - 25 yaş aralığında 20 gençten oluşan grup, iki gün boyunca yönetmen Hüseyin Karabey’in koordinatörlüğünde, oyuncu Gizem Erman Soysaldı ve kurgucu Sercan Subaşı’dan sinemanın temel ilkelerine dair dersler alma fırsatı bulacak.
Sinemanın mutfağına meraklılar için “Yaratıcı Yapımcılık Nedir?”, “Film Tasarımında Yapımcının Rolü, Pitch Nasıl Yapılır?” ve “Dramatik Fikirden Senaryoya” başlıkları altında açık atölye düzenlenecek. Meraklısına Açık Atölye, Büyükada’da Adalar Belediyesi Çelik Gülersoy Kültür Merkezi’de 25 - 26 Haziran tarihleri arasında, yapımcı Emine Yıldırım, yönetmen ve senarist Sefa Öztürk ve senaryo danışmanı Gülengül Altıntaş yürütücülüğünde düzenlenecek.
Yunanistan’ın ünlü yönetmeni Theo Angelopulos’un birçok filminin senaryosunu yazan, Heybeliada doğumlu Petros Markaris, 22 Haziran Çarşamba günü saat 21.00’de senaryo ustalık sınıfı atölyesinde çevrim içi olarak katılımcılarla buluşacak. Ayrıca Petros Markaris’in senaryosunu yazdığı Unutma Beni İstanbul filmi, 26 Haziran Pazar günü saat 20:15’de Heybeliada Değirmenburnu’nda gösterilecek. Gösterim sonrasında ise Petros Markaris ile Hüseyin Karabey söyleşisi düzenlenecek.
SİNEMADA kapsamında 2022’de İstanbul Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü alan Tayfun Pirselimoğlu’nun Kerr filmi, İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin 2021 Cannes Jüri Özel ödüllünü kazanan filmi Kahraman (A Hero), oyuncu Anthony Hopkins’e En İyi Oyuncu Oscarı’nı kazandıran Baba (The Father), Stefan Zweig uyarlaması Satranç (Schachnovelle), Pedro Almodovar’ın son filmi Paralel Anneler (Madres paralelas) ve Hayao Miyazaki’nin ünlü anime filmi Komşum Totoro (Tonari no Totoro) gibi 20 filmden oluşan bir seçki izleyicilerle buluşacak. Bağımsız Türkiye Sineması’ndan Çatlak, Okul Tıraşı, Yaramaz Çocuklar, İki Şafak Arasında, Bilmemek, Sen Ben Lenin ve Hakikat: Şeyh Bedrettin filmleri de gösterilecek.
İstanbul Şehir Hatları sinema günlerini kapsamında dokuz gün boyunca Adalar’a özel sefer düzenleyecek. 18 - 26 Haziran tarihleri arasında saat 23:00’de Büyükada-Heybeliada-Burgazada-Kınalıada-Bostancı şeklinde sefer yapılacak. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlik programına buradan ulaşabilirsiniz.
Yiğit Yazıcı, Mehmet İçöz, Bıyıkof x Kerem Ardahan, Asya Koç, Hakan Sorar, Barış Sarıbaş ve Kerim Yetkin’in eserlerinden oluşan “Bir Yaz Gecesi Rüyası” başlıklı sergi, Ortaköy’ün yeni kültür sanat mekânı OrtakAlan’da 2 Temmuz’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.
Bireyin sanatla kurduğu estetik deneyim ve duyumsama üzerinden yaz mevsiminin bıraktığı hislere odaklanan sergi adını William Sheakspeare’in ünlü oyunundan alıyor. Sergi sanatçıların üretim pratikleri içerisine dolaylı yoldan etki eden mevsimsel değişim ile çeşitlenmiş yaz mevsimi çağrışımlarını yansıtıyor.
Sanat eseri üzerinden duyulan estetik haz, insanın kendi dışında bulunan bir nesneyle kendini ilişkilendirmesinden doğar. Bu noktada nesnede duyulan şey yaşam enerjisidir. Bu enerji, kuvvet, işleyiş, amaç edinme ve gerçekleştirme üzerinden yürüyor. Estetik deneyim; psikolojik, biyolojik ve çevresel olarak ele alınabilir. Deneyimin ihtiyaçlarının karşılığı olarak birey, psikolojik olarak hakikati arar, biyolojik olarak dopamin üretir ve çevresel olarak kendini ilişkilendirir. Yaz mevsiminin gelişiyle, açık alanlarda geçirilen süreler uzar, kişiler kendilerini daha enerjik hisseder ve sosyalleşmeye daha açık olurlar. Bu etmenler psikolojik olarak coşku ve rahatlama sağlarken beraberinde yükselen serotonin ve dopamin ile yaz mevsimi insanın sınırlarını zorlayabildiği bir dönemdir.
“Bir Yaz Gecesi Rüyası” başlıklı karma sergiyi OrtakAlan’da 2 Temmuz’a kadar ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Mehmet İçöz, 2022, İsimsiz, Panel üzerine yağlı boya, 35 x 70 cm
2. Bıyıkof x Kerem Ardahan 2022 İki Tuval üzerine akrilik ve sprey boya 85 x 120 cm
3. Asya Koç 2022 Çığırından Çıkmış Zaman Tuval üzerine akrilik boya 40 x 40 cm
Bill Fontana’nın, İstanbul’a kulak veren, dünya prömiyerini Arter’de yapan çok kanallı ses ve video yerleştirmesi “İo’nun Yeni Sesi”ne derinlemesine bir bakış sunan Bill Fontana: İo’nun Yeni Sesi adlı kitap Arter Yayınları’nın “Yakın Plan” başlıklı yayın dizisinde yayımlandı.
Arter’in “Sesli Dizi” serisi kapsamında Arter’in Kurucu Direktörü Melih Fereli küratörlüğünde gerçekleşen beşinci sergisi, kurumun Bill Fontana’ya özel sipariş ettiği “İo’nun Yeni Sesi” isimli çok kanallı ses/video yerleştirmesini Karbon’da izleyiciyle buluşturuyor. “İo’nun Yeni Sesi” sanatçının, İstanbul Boğazı’nın çeşitli noktalarında, ayrıca Bizans döneminden kalan Şerefiye (Theodosius) Sarnıcı ve Yerebatan (Bazilika) Sarnıcı’nda gerçekleştirdiği kayıtları temel alıyor. Serginin yapımı ve yapıtın Arter Koleksiyonu’na dahil edilmesi süreciyle ilgili finansman ihtiyacının tümünü karşılayan Grundig’in katkılarıyla izleyiciyle buluşan “İo’nun Yeni Sesi”, sanatçının Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olmasının yanı sıra Fontana’nın Acoustical Visions [Akustik Görüntüler] isimli serisine de eşsiz bir ekleme özelliği taşıyor.
Yayın, Arter’in Kurucu Direktörü ve serginin küratörü Melih Fereli’nin Bill Fontana ile gerçekleştirdiği kapsamlı söyleşi aracılığıyla serginin ortaya çıkış serüvenine ışık tutuyor. “İo’nun Yeni Sesi”ne eşlik eden yayında, Arter ekibinin eserin araştırma ve üretim süreçlerinde çektiği kareler ve Orhan Cem Çetin’in yerleştirme fotoğrafları yer alıyor. Tasarımını Esen Karol’un üstlendiği kitap, Boğaz’ın gizemli “hafızası” ile iki Bizans sarnıcından gelen zengin karşılığın birleşmesine bir saygı duruşu niteliğinde.
Grundig’in finansman desteğiyle gerçekleştirilen Bill Fontana: İo’nun Yeni Sesi başlıklı kitap, Arter Kitabevi’nden satın alınabilir veya kitabevi@arter.org.tr e-posta adresi üzerinden sipariş edilebilir; Pazartesi hariç her gün ücretsiz ziyaret edilebilen Arter Kütüphanesi’nde kitabın sayfaları karıştırılabilir.
Künye: Bill Fontana - İo’nun Yeni Sesi (Akustik Görüntüler serisinden), 2019–2022
Çok kanallı ses ve video yerleştirmesi, Değişken boyutlar, Arter Koleksiyonu
Yerleştirme görüntüsü: Bill Fontana: İo’nun Yeni Sesi, Arter, 2022
Küratör: Melih Fereli
Fotoğraf: Sena Nur Taştekne
Bu yıl 10’uncu kez 17 - 23 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek Engelsiz Filmler Festivali, çevrim içi programının yanı sıra fiziksel olarak da Ankara’da Büyülü Fener Sineması’nda sinemaseverlerle buluşacak.
Herkesin sinemaya eşit koşullarda erişimini sağlamak için hayata geçirilen Engelsiz Filmler Festivali 10’uncu yılında; “Ulusal Uzun Film Yarışması” ile kısa film kültürünü yaygınlaştırarak, kısa filmcilere daha fazla ifade alanı açmak için geçtiğimiz yıl ilk kez gerçekleştirdiği “Kısa Film Yarışması” ve “Oditoryum”, “Kaleydoskop” ve “Çocuklar İçin” başlıkları altında oluşturacağı seçkileri izleyicinin beğenisine sunacak.
Puruli Kültür Sanat tarafından 2013 yılından beri gerçekleştirilen Engelsiz Filmler Festivali kapsamında bugüne kadar Türkiye’den ve dünyadan 316 film gösterimi ve 105’i yönetmenler ve film ekiplerinin katılımıyla gerçekleşen söyleşi olmak üzere toplam 118 yan etkinlik erişilebilir olarak çevrim içi ve fizikselde 180 binden fazla izleyiciye ulaştı.
Engelsiz Filmler Festivali kapsamında düzenlenen gösterimler ve yan etkinlikler erişilebilir olarak gerçekleştiriyor. Festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Vision Art Platform, Mehmet Öğüt’ün “Ateşin Gölgesi Yoktur” başlıklı kişisel sergisini 28 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Küratörlüğünü Ezgi Bakçay’ın üstlendiği sergi, Mehmet Öğüt’ün uzun yıllardır geliştirdiği teknikle yaptığı ateş resimlerini ve yeni dönem işlerini izleyiciye sunuyor. Sanatçı taş, su, ateş gibi doğal unsurları olduğu gibi polaroid fotoğraf kağıdını, mekanik hareketi ve videonun dijital yüzeyini de aynı soruları derinleştirmek için kullanıyor. Sanatçı oyun alanını benzerlik ve benzeşmezlik, ışık ve gölge, rastlantı ve zorunluluk arasında kuruyor.
Mehmet Öğüt’ün tüm üretimini kat eden, dijital ifade biçimlerine de başvuran araştırmanın kaynağında, kıvılcım ve alevle boyadığı, kazıdığı, yonttuğu kâğıt işleri bulunuyor. Kültür denen şeyin mihenk taşı olan ateşle birlikte düşünmek ve eylemek Öğüt’ün sanatına antropolojik bir bağlam kazandırmış. Sanatçının çalışmaları mağara resimlerinden, batılı resim tarihinin kurucu mitlerine, kimyasal süreçlerden toplumsal örgütlenme biçimlerine kadar uzanan geniş bir alandan ilham alıyor. Başlık olarak seçtiği cümle izleyiciyi “insan elinin ilk mağaraya ilk bizonu çizdiği” andan günümüze insanın ateşe çıraklığının ve gölgesiyle savaşının gizli sürekliliğini izlemeye davet ediyor.
Mehmet Öğüt’ün “Ateşin Gölgesi Yoktur” başlıklı sergisini 28 Haziran’a kadar Vision Art Platform’da ziyaret edebilirsiniz.
Sanatçı Gökçe Yavaş Önal’ın hamilelik ile çocuk sahibi olma sürecinde bir kadın olarak neler yaşayıp hissettiğini mizahi bir dille çizgilerine taşıdığı Anne Bak!, Desen Yayınları’ndan çıktı.
Anne Bak!; toplumun kadına yüklediği rollerin yanı sıra hurafe, dedikodu ve önyargıların, üzerinde yarattığı baskıyı ve dayatılan mükemmellik algısını da komik bir perspektiften ele alarak anlatıyor. Anneliği, kimilerinin ısrarla savunduğu gibi kutsal bir görev gibi görmeyip, tamamen içgüdüleriyle hareket etmeyi tercih ettiğini söyleyen Gökçe Yavaş Önal; anneliğin biraz da yolda öğrenilen bir şey olduğunu ve anne-çocuk ilişkisinde yaşanan her şeyin aslında kendiliğinden geliştiğini ifade ediyor.
Anne Bak!, zaten yeterince ''kirlenen'' dünyaya masum bir bebek getirme ikileminden hem fiziksel hem de duygusal anlamda anneliğe hazır olup olmama sorunsalına; hamileliğin yorucu ama bir o kadar da tatlı sürecinden bebeğin ilk kez kucağa alındığı o unutulmaz anlara; lohusa sendromundan babalık müessesesi ve diğer aile büyükleri ile ilişkilerdeki gelgitlere; bebeğin, dünya için küçük ama ebeveyn için büyük(!) önem taşıyan ''ilk''lerinden bebeğin göz açıp kapayıncaya kadar çocukluğa terfi etmesine kadar pek çok şeyi; kısaca anneliğin binbir hâlini sayfalarına taşıyor.
The Walt Disney Company’nin dijital yayın platformu Disney+, 14 Haziran Salı akşamı Tersane İstanbul’da düzenlediği lansman partisiyle Türkiye’de yayın hayatına başlamasını kutladı. Gecede DISNEY+’ın marka yüzünün Tarkan olduğu açıklandı.
Gecede konukları; Disney, Pixar, Marvel, Star Wars, National Geographic ve diğer içeriklerin dünyasından izler taşıyan büyülü bir dünya karşıladı. Çağla Şikel’in açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte The Walt Disney Company Genel Müdürü Cenk Soner, tüm misafirleri Disney+’ın büyülü dünyasına davet etti. Gecede İstanbul Film Müzikleri Orkestrası İFMO; Disney film müziklerinden derledikleri, düzenlemesi Esin Aydıngöz tarafından yapılan çok özel bir seçki ile Kerem Esemen şefliğinde unutulmaz bir dinleti sundu.
Gecenin sürprizi Türkiye’nin megastarı Tarkan’ın sahne alması ve DISNEY+’ın marka yüzü olduğunu açıklaması oldu. Yaklaşık 1500 kişiye unutulmaz bir gece yaşatan Tarkan şunları söyledi: “Disney+‘ın Türkiye’de yayın hayatına başladığı bu özel günde burada olmak, sahne almak çok güzel. Bir Disney fanı olarak bu günün heyecanını paylaşmak, Disney ailesinin bir parçası olmak mutluluk verici ve onurlandırıcı benim için. Hissediyorum ki iş birliğimizle çok güzel projelere imza atacağız. Bu arada benim yaklaşık 3 yıl aradan sonraki ilk İstanbul konserim bu. İstanbul’da yeniden sahnede olmak harika. Çok özlemişim.”
Geceye katılanlar arasında geçtiğimiz günlerde Disney+ yetenek yüzleri olarak açıklanan Aslı Enver, Burak Deniz, Cansu Dere, Demet Özdemir, Eda Ece, Engin Akyürek, Halit Ergenç, Hande Erçel, Pınar Bulut, Pınar Deniz ve Zeynep Günay Tan yer aldı. Davete aynı zamanda Disney+’ın şu ana kadar açıklanan yerli orijinal yapımlarında rol alacağı duyurulan Buğra Gülsoy, Hafsanur Sancaktutan, Zerrin Tekindor, İbrahim Selim, İrem Helvacıoğlu, Onur Bay, Leyla Tanlar, Ebru Özkan gibi ünlü oyuncular katılırken, medya dünyasından da birçok önde gelen isim davetliler arasındaydı.
Disney+’ın ilk yerli orijinal dizisi Kaçış 14 Haziran’da platformda gösterilmeye başlarken; Demet Özdemir ve Buğra Gülsoy’un başrollerini paylaştığı Dünyayla Benim Aramda, Timuçin Esen’in başrolde olduğu Gri ve Pınar Deniz’in başrolde olduğu Avcı kod adlı diziler ile Recep İvedik 7 ve Kral Şakir Geri Dönüşüm filmlerinin de kısa süre sonra yayına girmesi planlanıyor. Platform; 1.000’den fazla film, 16.000’den fazla bölümden oluşan dizi, film, özel içerik ile Disney, Pixar, Marvel, Star Wars, National Geographic ve daha fazlasına ait 170 orijinal yapımdan oluşan bir liste sunacak.