
The Walt Disney Company’nin dijital yayın platformu Disney+, 14 Haziran Salı akşamı Tersane İstanbul’da düzenlediği lansman partisiyle Türkiye’de yayın hayatına başlamasını kutladı. Gecede DISNEY+’ın marka yüzünün Tarkan olduğu açıklandı.
Gecede konukları; Disney, Pixar, Marvel, Star Wars, National Geographic ve diğer içeriklerin dünyasından izler taşıyan büyülü bir dünya karşıladı. Çağla Şikel’in açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte The Walt Disney Company Genel Müdürü Cenk Soner, tüm misafirleri Disney+’ın büyülü dünyasına davet etti. Gecede İstanbul Film Müzikleri Orkestrası İFMO; Disney film müziklerinden derledikleri, düzenlemesi Esin Aydıngöz tarafından yapılan çok özel bir seçki ile Kerem Esemen şefliğinde unutulmaz bir dinleti sundu.
Gecenin sürprizi Türkiye’nin megastarı Tarkan’ın sahne alması ve DISNEY+’ın marka yüzü olduğunu açıklaması oldu. Yaklaşık 1500 kişiye unutulmaz bir gece yaşatan Tarkan şunları söyledi: “Disney+‘ın Türkiye’de yayın hayatına başladığı bu özel günde burada olmak, sahne almak çok güzel. Bir Disney fanı olarak bu günün heyecanını paylaşmak, Disney ailesinin bir parçası olmak mutluluk verici ve onurlandırıcı benim için. Hissediyorum ki iş birliğimizle çok güzel projelere imza atacağız. Bu arada benim yaklaşık 3 yıl aradan sonraki ilk İstanbul konserim bu. İstanbul’da yeniden sahnede olmak harika. Çok özlemişim.”
Geceye katılanlar arasında geçtiğimiz günlerde Disney+ yetenek yüzleri olarak açıklanan Aslı Enver, Burak Deniz, Cansu Dere, Demet Özdemir, Eda Ece, Engin Akyürek, Halit Ergenç, Hande Erçel, Pınar Bulut, Pınar Deniz ve Zeynep Günay Tan yer aldı. Davete aynı zamanda Disney+’ın şu ana kadar açıklanan yerli orijinal yapımlarında rol alacağı duyurulan Buğra Gülsoy, Hafsanur Sancaktutan, Zerrin Tekindor, İbrahim Selim, İrem Helvacıoğlu, Onur Bay, Leyla Tanlar, Ebru Özkan gibi ünlü oyuncular katılırken, medya dünyasından da birçok önde gelen isim davetliler arasındaydı.
Disney+’ın ilk yerli orijinal dizisi Kaçış 14 Haziran’da platformda gösterilmeye başlarken; Demet Özdemir ve Buğra Gülsoy’un başrollerini paylaştığı Dünyayla Benim Aramda, Timuçin Esen’in başrolde olduğu Gri ve Pınar Deniz’in başrolde olduğu Avcı kod adlı diziler ile Recep İvedik 7 ve Kral Şakir Geri Dönüşüm filmlerinin de kısa süre sonra yayına girmesi planlanıyor. Platform; 1.000’den fazla film, 16.000’den fazla bölümden oluşan dizi, film, özel içerik ile Disney, Pixar, Marvel, Star Wars, National Geographic ve daha fazlasına ait 170 orijinal yapımdan oluşan bir liste sunacak.
Nilüfer Belediyesi’nin “Dünyayı sev, geyiği öp, festivale gel” sloganıyla düzenlediği Nilüfer Müzik Festivali, bu yıl 2 - 4 Eylül tarihleri arasında Balat Atatürk Ormanı’nda gerçekleşecek.
Türkiye ve dünya sahnelerinin önde gelen isimlerin sahne alacağı Nilüfer Müzik Festivali’nin programının bir bölümü duyuruldu. Program kapsamında Mor ve Ötesi, Ceza, The Blaze, Melike Şahin, Köfn, Sena Şener, Ozbi, Jakuzi ve No Land gibi isimler konser verecek. Önümüzdeki günlerde festivalde yer alacak diğer isimler açıklanacak.
Türkiye’de bir kamu kurumunun düzenlediği en büyük müzik festivali olma özelliği taşıyan Nilüfer Müzik Festivali, Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinden müzikseveri 200.000 m2’lik dev festival alanında bir araya getirecek. Festival kapsamında müzik dışı etkinlikler, sürprizler ve yarışmalar da gerçekleştirilecek. Müzik ve eğlencenin yanı sıra çevrenin ve ekolojik dengenin korunması amacıyla her sene çeşitli çalışmalar yürüten festival, bu yıl da Nilüfer Belediyesi’nin “İklim Yılı” teması çerçevesinde katılımcılara sorumluluk aşılayacak etkinlikler düzenlenecek. Festival alanında, iki ayrı sahne, eğlence alanları, yiyecek ve içecek stantları yer alacak. Yöresel lezzetlerin yanı sıra, vegan gıda seçenekleri de bulunacak. Ayrıca festival süresince hem Bursa’dan hem de şehir dışından gelen katılımcılar için Balat Atatürk Ormanı’na ücretsiz servisler kaldırılacak. Hazırlanan kamp alanında girişler 2 Eylül Cuma günü başlayacak. Kamp alanında gece stand-up gösterileri gerçekleştirilecek.
Versus Art Project, İsviçre’nin fotoğraf temelli sanata adanmış ilk ve tek uluslararası sanat fuarı Photo Basel’de Türkiye’den katılan tek galeri olarak yer alıyor.
Şimdiye dek Türkiye’den bir galerinin yer almadığı Photo Basel’de bu sene Türkiye’den katılan ilk ve tek galeri Versus Art Project oldu. Galeri, temsil ettiği sanatçılardan Ege Kanar, Metehan Özcan, Selim Süme, Yusuf Murat Şen ve Serkan Taycan’ın eserlerini fuarda izleyicilerin beğenisine sunuyor. Yaklaşık 40 uluslararası galerinin yer aldığı yedinci edisyonuyla 14 - 19 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşan Photo Basel’de, toplam 130 sanatçının 550 fotoğrafı yer alıyor. Art Basel ile eş zamanlı olarak düzenlenen fuarın sanat yönetmenliğini yazar ve küratör Sonia Voss üstleniyor.
12 - 15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Londra’nın fotoğraf odaklı tek sanat fuarı olan Photo London’da Ege Kanar, Yusuf Murat Şen, Larissa Araz’ı temsil eden Versus Art Project, ağustos ayında ise Kopenhag’ta gerçekleşecek Enter Art Fair’e altıncı kez katılacak.
Künye:
1. Metehan Özcan, Illustrated Information Series, B06, 2013, Archival pigment print, wooden frame, 60 x 87 cm
2. Selim Süme, Untitled, 2021, Archival pigment print, 60 x 90 cm
3. Yusuf Murat Şen, Wet City Series No. 100, Northern Forest No.26, 2013, Wet Plate Collodion - Clear Glass Ambrotype,18 x 13 cm
4. Serkan Taycan, Shell #01, 2010, Archival Pigment Print, Wooden Frame, 125 x 160 cm
5. Ege Kanar, VOAT Series 02, Archival Silver Gelatin Print, each 18 x 13 cm, Unique
Zeynep Miraç’ın incelikli sorularıyla Metin Akpınar'ı bir zaman tüneline sokarak onun hem tiyatro tutkusuna hem de özel hayatına dair anılarını gün yüzüne çıkarttığı, aynı zamanda bir Türkiye tarihi kesiti sunduğu biyografik çalışması Metin Akpınar: Sahneye Adanmış Bir Ömür, Mundi Kitap’tan çıktı.
Kitap; Metin Akpınar'ın tiyatro tutkusunu, en yakını Zeki Alasya'yla dostluklarını, eşi Göksel Akpınar'la aşkını, Anadolu'daki turnelerini, Ulvi Uraz'dan Haldun Taner'e "hocalar"ını bir bir anlatıyor. Ayrıca bu anlatı muhtıralar, ihtilaller, sansürler, davalarla belki örselenen, ama asla tutkusundan vazgeçmeyen tüm sanat emekçilerinin çok iyi bildiği bir direnme hikâyesi barındırıyor.
Aksaray'da kalabalık bir konakta doğan, etrafı gözleyerek büyüyen, her duyduğunu zihnine kaydeden bir çocuk… Daha lisedeyken öğretmenine, "Sen en iyisi tiyatrocu ol oğlum," dedirtecek kadar mayasını belli eden, gizli cevher bir genç… Eşiyle altmış iki yıl aynı yastığa baş koyacak kadar derin bir âşık… Türkiye'de kabare kültürünü başlatan, yüzlerce temsilde yer alan, Yeşilçam'da da birbirinden unutulmaz karakterlere hayat vermiş bir oyuncu… Karşınızda her yönüyle Metin Akpınar.
“Herkes kendini inşa eder, şu veya bu şekilde. Metin Akpınar büyük olanaklar içine doğmuş, sahip olduklarını kolay edinmiş biri değil. Kötüyü, kötülüğü görüp oyunu iyiden yana kullanmış, yolunu güzeli aramak için çizmiş, emeğini ve enerjisini doğruya yöneltmiş biri. Kendi hamurunu yoğururken azla yetinmemiş, çoğa da boyun eğmemiş. Bahanelere sığınmayan, bilme iştahını yitirmeyen, sadece esprileriyle değil varlığıyla da yüzümüzü güldüren bir hayat hikâyesi bu... Bize "başka türlü bir yaşam"ın da mümkün olduğunu gösteriyor.”
Türkçe punk’ı grunge, ska ve reggae tınılarıyla harmanlayan Cemiyette Pişiyorum, 19 Haziran Pazar günü Zorlu PSM %100 Studio Sahnesi’nde konser verecek.
Türkiye punk sahnesinin önemli isimlerinden Cemiyette Pişiyorum öncesinde sahneye saat 20.00’de solo punk rock projesi olan Holistic Tsunami çıkacak. 2015 yılında Lila Records etiketiyle yayımladıkları Hayvanat Bahçesi isimli albümlerinde yer alan “Süper Aşk Şarkısı” şarkısıyla tanınan ve Türkçe punk’ı grunge, ska ve reggae tınılarıyla bir araya getiren Cemiyette Pişiyorum, 19 Haziran Pazar günü saat 21.00’de Zorlu PSM %100 Studio Sahnesi’nde dinleyiciyle uluşacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Amerikalı sanatçı Jonathan Monaghan’ın şu ana kadar en kapsamlı kişisel sergisi olan “ŞAŞAA”, 27 Ağustos’a kadar Kalyon Kültür’de sanatseverlerle buluşuyor.
Baskı, heykel ve animasyon teknikleri gibi pek çok farklı medyumla işler üreten, NFT ve dijital sanatın ilk uygulayıcılarından biri olan Jonathan Monaghan’ın 20’den fazla eseri Ceren ve Irmak Arkman küratörlüğünde Kalyon Kültür’de sergileniyor. Sanatçının sergide öne çıkan eserleri arasında; Barok çağın savurganlığı ile dijital çağın aşırılığı arasında paralelliklere dikkat çeken, gelecek ve yok olan doğal yaşam hakkındaki kaygıları ortaya serdiği Superfluity başlıklı üç ekranlı video enstalasyonu, Den of Wolves başlıklı popüler kültür, kurumsal otorite ve teknolojiye aşırı bağımlılık arasındaki bağlantıları sürükleyici ve rüya gibi bir yolculuk çizerek gösterdiği tek kamera ile çekilmiş video enstalasyonu ve terk edilmiş bir alışveriş merkezi, lüks bir otel lobisi gibi boş ticari alanlarda dolaşan bir tek boynuzlu atı konu eden, teknoloji ve materyalizmin modern tutsaklığı için yeni bir mitoloji yaratmayı amaçladığı Disco Beast bulunuyor.
Bilimkurgudan Barok dönemi mimarisine kadar sanatın farklı tarzlarından esinlenen ve video oyunu yaratıcılarıyla Hollywood profesyonellerinin de kullandığı en gelişmiş teknolojileri kullanan sanatçı, sergisinde izleyicileri masalsı ve bir o kadar da sınırları zorlayıcı hikâyelere tanık olmaya davet ediyor.
Jonathan Monaghan’ın “ŞAŞAA” başlıklı kişisel sergisini 27 Ağustos tarihine kadar Nişantaşı Taş Konak Kalyon Kültür binasında ziyaret edebilirsiniz.
Künye: Jonathan Monogan, "ŞAŞAA" Sergisi, Kalyon Kültür, 2022
Anıl Basılı’nın günümüz çocuklarını “okur olma” kavramıyla tanıştırdığı ve onları kitapların zengin dünyasına davet ettiği kitabı Çekilin Ben Okurum!, Eda Ertekin Toksöz’ün resimleriyle Doğan Çocuk’tan çıktı.
8 yaş ve üzeri tüm okurlara hitap eden Çekilin Ben Okurum!’da birbirinden farklı karakterlerin yer aldığı 10 öyküde okur hakları eğlenceli bir dille işleniyor, her öykünün sonunda yer alan soruyla konuya dair verimli bir tartışma açılması amaçlanıyor.
Çocukları hayal gücünün rengarenk diyarına çeken desenleriyle Çekilin Ben Okurum!, onlara kendi okuma alışkanlıklarını da yeniden düşündürtüyor.
19 - 23 Temmuz tarihleri arasında İzmir’in Urla ilçesinde gerçekleştirilecek İzmir İlk Film Projesi Geliştirme Kampı için başvurular başladı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Vakfı, İzelman’ın katkılarıyla İzmir Sinema Ofisi ve Solis Cinema Sessions tarafından düzenlenen İzmir İlk Film Projesi Geliştirme Kampı için başvurular 1 Temmuz’a kadar devam edecek. İzmir’den beş uzun metraj film projesinin seçileceği İzmir İlk Film Projesi Geliştirme Kampı’nda, projelerin yönetmen, yapımcı ve senaristleri beş günlük yoğun bir proje geliştirme eğitime katılacaklar. Konaklama masrafları İzmir İlk Film Projesi Geliştirme Kampı tarafından karşılanacak. Kampta sektörde yeni olan sinemacılar, tretman aşamasındaki ilk uzun metraj film projelerini geliştirme fırsatı bulacaklar. Kampa, İzmir’de yaşayan veya geliştirdiği projeyi İzmir’de çekmeyi planlayan sinemacılar başvuru yapabilecek.
Sinema alanında uzman bir seçici kurul tarafından belirlenecek katılımcılar; yönetmenlik, senaryo, bütçeleme, yapım, dağıtım gibi konularda sektörde uzman kişilerle çalışarak film projelerini uluslararası film marketlerine ve potansiyel ortak yapımcılara sunabilecekler. Eğitimler yapımcı Müge Özen ve yönetmen, senarist Ali Vatansever’in yürütücülüğünde yönetmen Çağıl Bocut, yapımcı ve dağıtımcı Ersan Çongar, oyuncu Nezaket Erden, yapımcı Armağan Lale, yönetmen ve senarist Tunç Şahin, festival direktörü Azize Tan, yapımcı ve senarist Emine Yıldırım’ın yer aldığı uzman bir eğitim kadrosu tarafından verilecek. Kampta ayrıca yapımcı Zeynep Atakan ve yönetmen Pelin Esmer, Ustalık Sınıfı konuşmalarıyla katılımcılarla deneyimlerini paylaşacaklar. Kampın sonunda katılımcılar başta yurt içi ve yurt dışı fonlar olmak üzere film marketlere başvurmaya hazır olacaklar. Katılımcıların filmleri hayata geçtiğinde “İzmir İlk Film Projesi Geliştirme Kampı” logosunu taşıyacaklar. Eğitimler ve konaklama K2 Urla Nefes Alanı’nda gerçekleşecek.
İzmir İlk Film Projesi Geliştirme Kampı’na 1 Temmuz’a kadar buradan başvuru yapabilirsiniz.
The Letter Art Gallery, İzmir’de çalışan sanatçılara ithaf ettiği “İzmir’den sevgilerle” başlıklı açılış sergisini GoyaHub’ın İzmir Kemeraltı Antikacılar Çarşısı’ndaki galeri alanında 9 Temmuz’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Her sene gerçekleşmesi planlanan sergi serisinin ilk edisyonu “İzmir’den sevgilerle” sergisi, İzmir’de yaşayan, çoğunlukla güzel sanatlar eğitimlerini bu şehirde almış, kariyerlerinde ilerlemekte olan sanatçıların ve eğitimlerini sürdüren genç sanatçıların çalışmalarından oluşuyor. Sergide İzmir’de çalışmalarını sürdüren Hazal Arol, Sinem Erginekon, Ceylan Eşit, Gizem Güler, Aysel Güneş, Ali Kanal, Arzu Oto, Başak Özkutlu, Papyx ve Duygu Süzen’in çalışmalarından oluşan bir seçki sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Galeri, tohumlarının sergide yer alan sanatçılar sayesinde filizlenmiş olmasından dolayı ilk sergisini İzmir’de çalışan sanatçılara ithaf ediyor. Sergi, İzmir sanat ortamının geçirdiği tarihsel süreç ve karşılaştığı güncel engelleri göz önünde bulundurarak İzmir’deki sanatçılara ve çalışmalarına görünürlük kazandırmayı amaçlıyor.
The Letter Art Gallery eserleri hem GoyaHub’ın galeri alanında fiziksel olarak, hem de çevrim içi imkânlar ve iletişim kanalları aracılığıyla izleyiciyle buluşturuyor. Galeri, sanatçıların daha geniş bir sanatsever kitlesine erişimlerinin kolaylaşmasına, şahıs ve işletmelerde koleksiyonerlik ve sponsorluk bilincinin yaygınlaşmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.
“İzmir’den sevgilerle” başlıklı grup sergisini GoyaHub’ta fiziksel olarak ziyaret edebilir; sergide yer alan eserleri buradan görebilirsiniz.
Adres: GoyaHub, Kemeraltı Antikacılar Çarşısı Konak, İzmir
Künye:
1. Ceylan Eşit, Masal Kent, 2019, tuval üzerine akrilik ve karışık teknik, 70 x 100 cm
2. Duygu Süzen, Nergis, 2015, kağıt üzerine mürekkep, 73 x 152 cm
3. Arzu Oto, Temas serisi, (Boynuz), 2017, tuval üzerine yağlı boya, 28 x 35 cm
4. Başak Özkutlu, Otoportre, 2010, Tuval üzerine yağlıboya, çap 130 cm
Cahit Zarifoğlu’nun bütün eserleri gözden geçirilmiş yeni edisyonları ile Ketebe Yayınları çatısı altında bir araya getirildi.
Zarifoğlu’nun düzyazı ve şiirleri, yazarın hayatta olduğu dönemde yapılan baskılardan yola çıkılarak hazırlandı, şiirler ayrıca dönemin dergilerinde yayımlanan hâlleri ve şairin daha sonraki zamanlarda yaptığı değişiklikler göz önünde bulundurularak elden geçirildi.
Ketebe Yayınları’ndan yayımlanan ilk sekiz kitap; plan, içerik, kapsam ve biçimsel özellikleri bakımından, Zarifoğlu’nun tercihlerini korunmasıyla önem arz ediyor. Cahit Zarifoğlu’nun 7 Haziran’da, vefatının 35’inci yılında yayımlanan sekiz kitap şunlar oldu: İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış, İns, Savaş Ritimleri, Yaşamak, Bir Değirmendir Bu Dünya.