
Aranjör ve piyanist Scott Bradlee tarafından kurulan müzik kolektifi Postmodern Jukebox, dünya turnesi kapsamında Piu Entertainment Organizasyonu ile 30 Haziran Perşembe günü Turkcell Vadi’de konser verecek.
Pop müziği bir zaman makinesinde yorumlaması ile tanınan Postmodern Jukebox, modern müzik tarihinin hitlerini geçmiş dönemlerin klasik tarzlarında seslendiriyor. Geçtiğimiz eylül ayında başlayan The Grand Reopening Tour ile ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Avrupa, Avustralya ve Yeni Zelanda’yı kapsayan büyük bir turneye çıkan topluluğa her konserde sürpriz konuklar da eşlik ediyor.
Jazz Age estetiğine derinden kök salmış bir grup olan Postmodern Jukebox’un 30 Haziran Perşembe günü Vadi İstanbul’da yer alan Turkcell Vadi’de vereceği konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Fırat İtmeç’in “bedtime lullaby dinlendirici crackling fire çamurdan ev yapımı 3 hours full HD 4K” başlıklı kişisel sergisi 14 Haziran’da (bugün) 5533’te açılıyor.
Fırat İtmeç, neredeyse her gece uykuya dalabilmek için zihninde birtakım nesnelerle inşa ettiği derme çatma barınakları, huzurlu bir yuvanın peşine düşerek fiziksel dünyaya taşıyor. Çocukluğun bitmesiyle geride kalan, yerleşik sıcak yuvasının ve doğayla kurduğu daha dolaysız ilişkinin yerini tutabilecek nesneleri, uyku yerlerini inşa etmekte kullanıyor. Sanatçı bunu, bazen asıl arzusuna uygun olarak işlenmemiş malzemeler ve ilkel yöntemlerle, bazen de organik yaşamı taklit eden, insanın yabancılaşmasını dindirmeye yönelik ürünlerle yapıyor. Şehir alışkanlıklarını tek gecelik mülklerinde de sürdürüyor; dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı yuvasını koruyor, ortamı konforlu hâle getirmek için kişisel eşyalarla donatıyor ve yer kendine ait olsun diye etrafını tılsımlarla süslüyor. Barınaklar, uykuya dalma anıyla bölünen sahipsiz kalıntılar olarak mekânda bir arada bulunuyor.
Fırat İtmeç’in “bedtime lullaby dinlendirici crackling fire çamurdan ev yapımı 3 hours full HD 4K” sergisini 14 Haziran - 9 Temmuz tarihleri arasında 5533’te görebilirsiniz.
Adres: İMÇ 5.Blok no: 5533 Unkapanı / İstanbul
“Hakim'in Yolculuğu” üçlemesiyle tanınan Fransız çizer Fabien Toulmé'nin hayatı ıskalamadan doyasıya yaşamaya ve herkesi kendi hikâyesinin peşine düşmeye davet ettiği grafik romanı İki Yaşam, Damla Kellecioğlu’nun çevirisiyle Desen Yayınları’ndan çıktı.
Hayallerimizi gerçekleştirmek için ne kadar ileri gidebileceğimizi sorgulatan kitap, sahte mutluluklar uğruna “icat ettiğimiz” yersiz ihtiyaçların hayatımızı nasıl da tükettiğini gösteriyor.
Grafik roman; başrolünde yıllarca kendisine ait olmayan bir hayatın figüranı olarak yaşayan Baudouin'ın hüzünlü ama ilham verici hikâyesini anlatıyor. Çocukluğundan bu yana müthiş bir özveriyle hayallerini hep askıya almak zorunda kalan Baudouin, otuzlu yaşlarında, yalnız bir adamdır. Sanatla ve felsefeyle ilgilenen, kadınları baştan çıkarmakta kimsenin eline su dökemeyeceği, seyahat tutkunu abisi Luc'ün tam aksine monoton ve sıkıcı bir yaşantısı vardır. İyi bir eğitimi, dolgun maaşlı bir işi ve güzel bir evi olmasına rağmen aşka, sıkı dostluklara ve küçük uçarılıklara karşı hep mesafelidir. Sakin dünyası, hiç beklemediği bir anda aldığı sarsıcı haberle başına yıkılır: Sadece birkaç aylık ömrü kalmıştır. Genç adam, hayalini kurduğu hiçbir şeyi gerçekleştirememiş olmanın pişmanlığı ve öfkesi ile baş başadır. Hastalığını öğrenen Luc, kardeşinin her şeyi geride bırakıp kendisiyle Afrika'ya gitmesi konusunda onu ikna eder. Düşlediklerini yapmaya bir türlü cesaret edemeyen Baudouin için artık kozasından çıkma vaktidir. İkinci hayatını yaşayabilmek için önünde uzanan yolda bu kez zamanı sınırlı olsa da hayalleri sınırsızdır...
''Korkmuyorum artık... Kendime ait olmayan bir hayat sürmek için ne kadar zaman kaybettiğimi fark ediyorum.''
Salt’ın Perşembe Sineması’nın “Normal dediğin nedir ki?” temalı gösterim programı, 10 Temmuz’a kadar her perşembe Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da, cumadan pazara ise çevrim içi olarak izleyiciyle buluşacak.
Kazakistan’dan Singapur’a, Japonya’dan Almanya ve İtalya’ya uzanan bir seçkiyle pandemi sonrası dünyada normallik kavramına odaklanan program, bir yandan günümüzün ortak kaygılarını yansıtırken, bir yandan da dünyayla ilişkilenme biçimlerimize dair farklı olasılıkları vurguluyor. Seçkide yer alan filmler, farklı kültürlerin özgül bağlamları üzerinden toplumsal yapılara odaklanarak, yerleşik düşünce biçimlerinin içinde yaşadığımız büyük ölçekli sistemleri nasıl etkilediğini sorguluyor. Geleceği tahayyül etmede hikâye anlatımının önemine işaret eden program, normallik kavramını bireysel ve kolektif anlatılar üzerinden tartışmaya açıyor.
Program kapsamında Totul nu va fi bine [Hiçbir Şey Güzel Olmayacak] (2020) isimli belgesel film, 9 Haziran Perşembe günü saat 19.00’da SALT Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da izleyiciyle buluştu. Programda yer alan diğer filmler ise şöyle; yönetmen ve müzisyen Diego Pascal Panarello’nun Sicilya’dan Sibirya’ya uzanan yolculuğunu konu alan Lo strano suono della felicità [Mutluluğun Tuhaf Sesi] (2017), yönetmen Liao Jiekai ile koreograf Sudhee Liao’nun dans, fotoğraf ve filmi buluşturarak ifade edilmesi güç duygulara odaklandığı Faraway My Shadow Wandered [Uzaklarda Dolaşan Gölgem] (2020), New York’ta yaşayan bir yazar ve Singapur’da yıllar önce terk ettiği kızı etrafında gelişen olaylar üzerinden hayatın anlamına dair sorulara dokunan, John Clang imzalı A Love Unknown [Meçhul Bir Sevgi] (2020) ile Almanya’nın en sıra dışı ve iddialı okulunda lise öğrencilerinin yaşadıkları üzerinden merak, değişim, öğrenme ve yaşama sevincine dair sorulara atıfta bulunan, Alexander Kleider imzalı Berlin Rebel High School [Berlin Başkaldıranlar Okulu] (2016).
Garanti BBVA tarafında kurulan Salt’ın Perşembe Sineması’nın “Normal dediğin nedir ki?” temalı gösterim programında yer alan filmler 10 Temmuz’a kadar her perşembe saat 19.00’da Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da gerçekleştirilecek gösterimlerin ardından, her hafta cumadan pazara saltonline.org üzerinden seyredilebilecek.
“Normal dediğin nedir ki?” Programı:
Lo strano suono della felicità [Mutluluğun Tuhaf Sesi], Diego Pascal Panarello, 2017
16 Haziran Perşembe, 19.00, Salt Beyoğlu, Açık Sinema
17-19 Haziran, saltonline.org
Faraway My Shadow Wandered [Uzaklarda Dolaşan Gölgem], Jiekai Liao ve Sudhee Liao, 2020
23 Haziran Perşembe, 19.00, Salt Beyoğlu, Açık Sinema
24-26 Haziran, saltonline.org
A Love Unknown [Meçhul Bir Sevgi], John Clang, 2020
30 Haziran Perşembe, 19.00, Salt Beyoğlu, Açık Sinema
1-3 Temmuz, saltonline.org
Berlin Rebel High School [Berlin Başkaldıranlar Okulu], Alexander Kleider, 2016
7 Temmuz Perşembe, 19.00, Salt Beyoğlu, Açık Sinema
8-10 Temmuz, saltonline.org
SANATORIUM, Luz Blanco’nun “Floating Images” başlıklı galerideki üçüncü kişisel sergisini 23 Temmuz’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
İstanbul ve Paris arasında çalışmalarını sürdüren Fransız/İspanyol sanatçı Luz Blanco, “Floating Images” (Süzülen Görüntüler) sergisinde yer alan görsellerin akışını sorguluyor. Nasıl doğdukları, çoğaldıkları, dönüştükleri, dijital ağlarda nasıl kayboldukları ve hafıza görüntülerinin bu bağlamdaki durumu üzerine odaklanıyor. 10 yılı aşkın süredir hafıza ve unutma üzerine yaptığı araştırmayı geliştiren sanatçı, sergideki yeni işlerinde dijital görüntüleri ipek ve kâğıt üzerine basıyor. Böylece görüntülerin maddi tezahürlerini bulurken izleyiciyi onların yok oluşlarıyla karşı karşıya getiriyor. Eserler, hayalet-imgeler olarak belirsiz bir aralıkta aktardıkları bellek olasılıklarıyla bir araya geliyor.
Sanatçı, ortaya çıkma ve tutulma arasındaki iki önemli anda, görüntüleri bir musallatoloji biçimi bulan hayaletler olarak işgal ettikleri bir alana yansıtıyor. İşlerin anonim dijital materyalleri tesadüfen sanatçının biyografisine bağlanan öznellik anlarını ortaya çıkarıyor.
Luz Blanco’nun “Floating Images” başlıklı kişisel sergisini 23 Temmuz’a kadar SANATORIUM’da ziyaret edebilirsiniz.
Gün Ayhan Utkan’ın ikinci şiir kitabı Kırmızı Çerçi ile Emin Ünlü’nün Kızlarla Aram İyi adlı şiir kitabı Natama Yayınları’ndan çıktı.
Kırmızı Çerçi, okura ironi ve şüphecilik arasında çok zengin bir dili yansıtıyor. Şairin kendine has üslubu, gündelik yaşamın anlam derinliğine dalıp sorgulayıcı bir hâle bürünüyor. Bu durum okuruna tarihsiz bir şimdiki zamanı anımsatıyor; bütün her şeyin gözlerimizin önünde gerçekleştiği ama geçmişte ya da gelecekte gerçekleşmiş olabilecek bir zamanı.
“ilk ona söyledim bana da söylemediler
benim de bir arkadaşım var cengiz
hiç görmediğim arhavili bir ermeni poşasına benziyor
çiçeklerine isimler takar
bu en büyüğü ölünün arkasında açan çiçek
bu da kimsenin sevmediği kara lantana
benim bir arkadaşım cengiz
ilk ona söyledim bana da söylemediler dedim dört ay
beş de olabilir
arkadaşlar arasında ölümün hesabı olmaz”
Emin Ünlü, arayışı toplumla yüzleşerek büyüten, yalnızlığı yargılarla sağlamlaştıran ve sorguların verilmiş cevaplarından oluşan bir şiir ortaya çıkarıyor. Hesaplaşma monologları, zaman zaman bir portre kadar net ve sakınmasız durarak. Kaybından memnun, sıyrılmış ve biraz da nihilist bilgeliğiyle bir devam devam şiiri.
“En beni anlatan aynayı meraktaydım: Hiçbir şeye baktığımda
Mesela kadın mayolarını yalnızca yalayarak
İncinmek günboyu: Alnımda sonsuz ellerle
Nedeni: Sanıyorum bir çeşit kimsesizlikti
Üremek: Nedense bir hataya benzer kalmış aklımda
Nar ayıklamak: Ve taneyi rastgele ezmek zamanları
Lanet etmezdim: Yani... Bilmezdim: Bir minyatür nereye varabilir
Üstelemedim: Ama uyumsuzluğu büyüttüm: Bu olabildim”
Electronica, downtempo, soul ve trip hop türlerinde üretimlerini sürdüren Avustralyalı besteci ve şarkıcı Chet Faker, PSM Loves Summer kapsamında 21 Haziran’da Turkcell Sahnesi’nde konser verecek.
2012 yılında yayımladığı Thinking in Textures isimli albümü ile çıkış yapan Nicholas James Murphy ya da bilinen adıyla Chet Faker, Australian Independent Records Awards ve Rolling Stone Australia Awards gibi ödüller kazandıktan sonra 2014 yılında çıkardığı ilk stüdyo albümü Built on Glass ile ARIA Charts’ta zirveye yerleşerek Triple J Hottest 100 of 2014’te kendine yer edindi.
2019’da Run Fast Sleep Naked ve 2020’de Music for Silence isimli enstrümantal albümlerini Nick Murphy adıyla yayımlayan sanatçı, 2020 yılında Chet Faker adıyla “Low” isimli teklisini çıkardı. 2021 yılında 10 şarkıdan oluşan Hotel Surrender albümünü yayımlayan Chet Faker, New York City’deki stüdyosunda kaydettiği üretimlerini PSM Loves Summer kapsamında İstanbul’da seslendirecek.
Chet Faker’ın 21 Haziran’da Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştireceği konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Nişantaşı Galeri Selvin, Şebnem Buhara’nın “Vital” başlıklı heykel sergisine 30 Haziran tarihine kadar ev sahipliği yapıyor.
Mimarlıktaki mekân yorumlama gücünü ürün tasarımına ve heykel sanatına taşıyan Şebnem Buhara’nın “Vital” başlıklı sergisinde yer alan bronz heykelleri farklı açılardan bakıldığında başka bir duygu aktarıyor. Bir önceki çalışmasında insanoğlunun, dünyaya geldiğinde ham hâline vurgu yapan sanatçı, bu sergisinde yaşama dair duyguların insandaki etkilerine odaklanıyor.
Şebnem Buhara’nın “Vital” başlıklı sergisini 30 Haziran tarihine kadar Nişantaşı Galeri Selvin’de ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Abdi İpekçi Caddesi No:38 D:3 Nişantaşı İstanbul
Meryem Ermeydan’ın yazdığı, Eren Caner Polat’ın resimlediği çocukları ayakkabıların heyecanlı küçük kaçamağıyla ilgili eğlenceli bir maceraya davet eden Eyvah! Ayakkabılarım Kaçıyor, Epsilon Yayınevi’nin çocuk kitapları markası Uçan Fil’den çıktı.
Eşyalarını her zaman özensizce sağa sola fırlatan Mert, o sabah erkenden uyandı. Çomar’ın yemeğini vermek üzere kapıyı açtı. Ayakkabılarını ararken gördüklerine inanamadı. Son ayakkabıları da onu terk edip koşarak bahçeden uzaklaşıyordu. Mert, mama kabı elinde öylece arkalarından bakakaldı. Gördükleri bir rüya mıydı yoksa gerçekten ayakkabıları kaçıyor muydu? Peki şimdi Mert ayakkabıları olmadan ne yapacaktı?
Pink Martini, Avrupa turnesi kapsamında 26 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda konser verecek.
Sympathique, Hang on Little Tomato, Hey Eugene!, Splendor in the Grass, Joy to the World, 1969, A Retrospective, Get Happy, Dream A Little Dream ve Je Dis Oui albümleriyle Türkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip olan Pink Martini, ilk kez China Forbes ve Storm Large’ın vokali ile 26 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda müzikseverlerle buluşacak.
Grup, en son yayımladıkları Je Dis Oui isimli stüdyo albümlerinde “Aşkım Bahardı” şarkısına da yer vermişti. 2019 yılında Heinz Record etiketiyle şarkıcı, söz yazarı ve gitarist Edna Vazquez ile birlikte beş şarkıdan oluşan Besame Mucho EP’si ve aynı yıl Jimmie Herrod ile birlikte kaydettiği beş şarkılık Tomorrow EP’sini çıkaran Pink Martini, Portland Oregon’da kaydedilen ilk streaming konserlerini 17 Aralık’ta “Home for Holidays” konseptiyle, 31 Aralık’ta “Good Riddance 2020” konseri ile dinleyiciyle buluşturdu.Kendilerini “Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirerek modern bir formda sunan müzik arkeologları” olarak tanımlayan grubun şarkıları, La Casa De Papel, The West Wing, Desperate Houseviwes gibi pek çok dizi ve filmde de kullanıldı.
Pasion Turca organizasyonu ile 26 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleşecek Pink Martini konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.