
Evelyn Waugh’un ismini Edward Gibbon’ın ünlü eseri Decline and Fall of the Roman Empire’dan alan, mizah dozu yüksek romanı Gerileyiş ve Çöküş, Sanem Erdem’in çevirisiyle Yedi Yayınları’ndan çıktı.
Waugh’un ilk romanı da olan Gerileyiş ve Çöküş, en komik eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Oxford’dan “ahlaka aykırı davranışı” nedeniyle atılan Paul Pennyfeather kısa süre içinde kendini Galler’de bir okulda öğretmenlik yaparken bulur. Buradaki meslektaşları kuşkularla dolu Prendy ve başı beladan kurtulmayan ya da düpedüz sarhoş olan Yüzbaşı Grimes gibi uyumsuz tiplerdir. Paul’un okuldaki günleri çekici Margot Beste-Chetwynde’in sahneye çıkmasıyla değişecek, Paul kendisini İngiliz yüksek sosyetesi içinde bulmayı beklerken farklı bir akıbete doğru ilerleyecektir.
“İnsanların,” dedi Mr. Prendergast, “böyle bir şeyden haberleri olmasaydı âşık olacaklarına ya da evlenmek isteyeceklerine inanmıyorum. Yurtdışı gibi tıpkı: Var olduğundan haberleri olmasaydı kimse yurtdışına çıkmak istemezdi. Aynı fikirde değil misiniz?”
Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen Açık Hava Film Geceleri, 8 - 17 Temmuz tarihleri arasında Ayvalık’ta sinemaseverlerle buluşacak.
Ayvalık Açık Hava Film Geceleri kapsamında Venedik, Cannes, Sundance ve Berlin başta olmak üzere önemli festivallerde gösterilen, ödüller alan, Oscar ve Altın Küre ödüllerinde dikkat çeken yapımlar gösterilecek.
Paul Thomas Anderson’ın Oscar ve Altın Küre ödüllerine birçok dalda aday gösterilen, Amerikan Film Enstitüsü’nün 2021’in En İyi 10 Filmi arasında gösterdiği Licorice Pizza, 1973 yılında iki gencin büyümelerini, hayallerini, var olma çabalarını ve aşklarını dönemin önemli siyasal ve toplumsal gelişmelerini de fona alarak, müzikler eşliğinde anlatıyor.
Daniel’ler ismiyle bilinen yönetmen ikilisi Daniel Kwan ile Daniel Scheinert yeni filmleri Her Şey Her Yerde Aynı Anda / Everything Everywhere All At Once, sıradan bir hayata sahip gibi görünen Evelyn’in bir noktada çoklu evren karmaşasına teslim olarak bir sürü karaktere bürünmesi ve bir tür süper kahramana dönüşmesini konu alıyor.
Bu yıl Berlin Film Festivali’nde eni iyi film ödülü Altın Ayı’yı kazanan Carla Simón imzalı Alcarràs, dünyanın farklı köşelerinde çiftçilerin verdiği toprak mücadelesinin Katalan cephesini anlatıyor. Carla Simón, filmi kendi köyünde Alcarràs’ta çekti ve filmde bu köyün çiftçileri de rol aldı.
Sundance Film Festivali’nde Dünya Sineması Belgesel Büyük Jüri Ödülü başta olmak üzere pek çok ödül alan Kaçış / Flee, bu yıl Oscar Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film, En İyi Belgesel ve En İyi Animasyon dallarında aday gösterilmişti. Jonas Poher Rasmussen’in yönettiği film, çocukluğunda mülteci olarak Avrupa’ya gelen 36 yaşındaki başarılı akademisyen Amin Nawabi’nin hikâyesini anlatıyor.
2014’te yönettiği Körlük ile İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale’yi kazanan Eskil Vogt’un yazıp yönettiği ikinci film Masumlar / The Innocents, büyüklerin bakmadığı, görmediği anlarda dört çocuğun oyun oynarken karanlık, doğaüstü güçlerinin ortaya çıkıp gizemli ve ürkütücü olaylara yol açmalarını anlatıyor.
Maggie Gyllenhaal’un ilk yönetmenlik denemesi Karanlık Kız / Lost Daughter filminde Olivia Colman, Jessie Buckley ve Dakota Johnson rol alıyor. Elena Ferrante’nin aynı adlı romanından uyarlama olan film, kadınlığın farklı hâllerine odaklanıyor.
Mike Mills yönettiği, Joaquin Phoenix ve oyuncu Woody Norman’ın başrollerini paylaştığı Yaşamaya Bak / C’mon C’mon, hikâyesini Johnny ve yeğeninin çıktığı yolculukta aralarında oluşan özel bağ üzerine kuruyor.
Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan ve Pénelope Cruz’a Venedik’te En İyi Kadın Oyuncu Ödülü kazandıran Pedro Almodóvar imzalı Paralel Anneler / Parallel Mothers aynı hastane odasında doğum yapmak için bekleyen iki kadına odaklanıyor.
Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış Ödülü’ne ve Sundance Film Festivali’nde Alfred P. Sloan Ödülü’ne layık görülen, Kogonada'nın yönettiği Yang’dan Sonra / After Yang, yapay zekânın hayatımızın içine iyice nüfuz ettiği bir gelecekte geçiyor.
Açık Hava Film Geceleri’nde çocuklar için de Julien Fournet’in yönettiği Asi Prenses / Pil, Pil’s Adventures filmi gösterilecek. Sokakta yaşayan küçük yetim Pil’in, bir büyü sonucunda yarı kedi, yarı tavuğa dönüşmüş prens Roland’ı kurtarmak üzere atıldığı çılgın macerayı anlatan animasyon türündeki film, Türkçe dublajla diğer filmlerden daha erken bir saatte 21.00’de gösterilecek.
Ayvalık Açık Hava Film Geceleri kapsamında gösterilecek filmlerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz. Açık Hava Film Geceleri, Ayvalık’ın ardından 22 - 31 Temmuz tarihleri arasında Urladam’da izleyiciyle buluşacak.
Bağımsız yayıncıları, illüstratörleri, sanatçıları desteklemeyi ve sergilemeyi amaçlayan Viyana’da bir bağımsız sanat alanı olan Kijosk, “Türkiye’den Mini Fanzin Arşivi” başlıklı sergiyi 13 Temmuz tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Kijosk, “Türkiye’den Mini Fanzin Arşivi” sergisinin yanı sıra atölye çalışmaları, söyleşiler gibi çeşitli etkinliklere de ev sahipliği yapacak. Deniz Beşer’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, 1990’lardan günümüze Türkiye’den seçilmiş bazı fanzinlerden ve diğer kişisel yayın biçimlerinden oluşuyor. Sergide yer alan fanzinler ve sanatçılar arasında Mondo Trasho, Nase Zine, Çizgi Fanzin, Heyt be! Fanzin, Deniz Beşer, Sedef Karakaş / Bir Canavar Sevdim, Andromeda'dan Reptilians, ⅖ BZ / Güzel, Ünderground, Arzu Arısoy / IEKA Haber, Dinçer Dökümcü, Erdem Varol, Suimasen Türkiye, Rakısquad, İbrahim Karakütük, Bunu Neden Kimse Fark Etmedi, Fanzineist Viyana, Mirror Selfieholic ve Paslı Teneke yer alıyor.
“‘İstanbul, 1990'lardan beri zengin bir bağımsız yayıncılık mirasına sahipti. 1970'lerin Londra merkezli punk zine Sniffin’ Glue uluslararası bir dönüm noktasıysa, İstanbul’daki eş değerleri Mondo Thrasho ve Laneth’ti. Bu kendin yap yayınları farklı estetik rotalar aldı ve farklı sahneler tarafından sahiplenildi, ancak her ikisi de aynı fikirle başladı.’ Türkiye’de aynı fikir hâlâ devam ediyor ve fanzinlere farklı yaklaşımlar ilgiyle büyüyor. Türkiye, uzun bir sansür geleneğine sahip ama fanzinler toplumun sansürsüz sesi, belgeleri ve anlık görüntüleri olarak varoluşlarını sürdürüyor.”
Sergi kapsamında 3 Temmuz (bugün) 15:00 - 17:00 saatleri arasında gerçekleştirilecek Fanzin atölyesinde katılımcılar Deniz Beşer ile birlikte bir fanzinin nasıl oluşturulacağını, pratik bilgileri, sayfa düzenini nasıl hazırlanacağını ve bir dizi katlama hilesini öğrenme fırsatı bulacak. Katılımcılar bu atölyeden sonra kendi fanzinizi yapma şansına sahip olacaklar. Facebook etkinlik sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
“Türkiye’den Mini Fanzin Arşivi” başlıklı sergi, 13 Temmuz tarihine kadar Viyana’da yer alan Kijosk’te görülebilir.
Adres: Kijosk, Wild im West – Mariahilferstraße 166, 1150 Viyana
Künye: Heyt be Chronology- Mini Zine Archive From Turkey, Volumes Independent Art Publishing Fair, Kunsthalle Zürich, 2018
Her yıl bir sayısını bir yazar editöre teslim eden Notos’un 92’nci sayısı “Edebiyat ve Yürüyen Kadınlar” başlığıyla edebiyatçı ve felsefeci Meltem Gürle tarafından hazırlandı.
Meltem Gürle, sunuş yazısında, “Bu sayıda hem yürüyüşün doğasına dair düşünmek hem de yürüyen kentli kadınların edebiyat ve sinemadaki temsillerine yakından bakmak istiyoruz” diyor. Dosyada Meltem Gürle, Burcu Alkan, Seval Şahin, Çimen Günay-Erkol, Aylin Vartanyan Dilaver, Banu Karakaş, Aslı Kotaman’ın yazıları; Birgül Oğuz ile bir söyleşi; Virginia Elena Patrone, Vuslat Çamkerten ve Hazal Kırımlı’nın desenleri yer alıyor.
Meksikalı yazar Brenda Lozano ile Türkçedeki ilk kitabı İdeal Defter hakkında bir söyleşi de bu sayıda okurla buluşuyor. “Aganta” bölümünde günümüz edebiyat dünyasına ve güncel kitaplara dair yazılarıyla Alper Güngör, Aslı İdil Kaynar, Başak Bingöl Yüce, Esin Akşar, Fulya Kılınçarslan ve Pınarnaz Eren yer alıyor. “Bir Yazarın Seçtikleri” bölümünde Doğu Yücel okunmasını zorunlu gördüğü kitapları, Murat Çelik ise en çok etkilendiği yazarı nedenleriyle anlatıyor. Kadire Bozkurt ve Burcu Kapu kısa sorulara kısa yanıtlarla kendi yazarlık serüvenlerini ve yayımlanan son kitaplarını anlatıyor.
“Foto-Yazı” bölümünde Ed van der Elsken’in fotoğrafını Anıl Mert Özsoy kısa bir anlatıyla yorumluyor. “Kitaplık” bölümünde Şenay Eroğlu Aksoy, Aziz Avcı’nın İnceldiği Yerden Başlamak adlı öykü kitabını; İlkay Koç, Antoine de Saint-Exupéry ve Consuelo de Saint-Exupéry’nin Mektuplar’ını; Serkan Parlak, Daryo D. Beskinazi’nin Kafesperest adlı öykü kitabını; Banu Yıldıran, Genç Devrim Koçak’ın Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler adlı romanını inceliyor.
Notos’un bu sayısında öyküleriyle Kate Chopin, Elisabeth Langgässer, Semih Gümüş, B. Nihan Eren, Ekin Deniz Kuzu, Çiler İlhan, İbrahim Alaş, Serdar Aysev, Osman Gür, Yalın Gündüz, Ömer Kaya yer alıyor.
Cava Grande’nin 2021’de yayımladığı ikinci albümü Hollow Shell’den sonraki ilk EP’si “Serenity” müzikseverlerle buluştu.
“Hüzünlü dans müziği” olarak tanımlanan “Serenity”, dinleyiciye analog synth’ler, zengin armonilerle desteklenmiş sıcak vokaller, atmosferik melodiler, canlandırıcı ritmler ve melankolik sözler eşliğinde zengin bir ses evreni sunuyor. Şarkıda İtalyan müzisyen Glanko ve İtalyan-Amerikan Oora’nın “rework”ü yer alıyor. Uluslararası başarı kazanmış iki sanatçı orijinal yorumlarıyla şarkıya yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Albümde ayrıca akustik bir versiyon da yer alıyor. Klasik gitar, ambient melodiler ve armonik vokaller, şarkıya farklı bir derinlik veriyor.
Cava Grande’nin “Serenity” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.
SAHA Studio Haziran-Aralık 2022 döneminde Atıf Akın, Elmas Deniz, Can Küçük, Burcu Yağcıoğlu ve Ahmet Öğüt & Silent University Orientation Program ekibine (Amal Jibril, Suha Nabhan, Yelta Köm) ev sahipliği yapıyor.
SAHA Derneği tarafından 2019’da Beyoğlu’nda faaliyete geçen SAHA Studio, Türkiye’den sanatçıların üretim ortamlarını destekleyerek uluslararası sanat kurumu ve aktörleriyle etkileşimlerini artırmaya çalışıyor. Davetli sanatçılara çalışma mekânı ve küratoryal desteği sağlayan SAHA Studio, bunların yanı sıra sanatçıların projeleri için araştırma, üretim, sergileme ve sunum desteği vererek çalışmalarını sürdürebilecekleri bir alan sunuyor. Aynı zamanda uluslararası küratör ve yazarlara da ev sahipliği yapan SAHA Studio, sanat çevresindeki diyaloğun zenginleşmesine katkı sunan programlarıyla her yıl iki ayrı dönemde 10’un üzerinde katılımcıyı ağırlıyor.
Bu yıl 17 Eylül - 20 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek 17. İstanbul Bienali’nin katılımcıları ve mekânları arasında yer alan SAHA Studio, 17 Eylül’den itibaren çarşamba ve cumartesi günleri bienal ziyaretçilerini ağırlayacak. Sanatçıların eser üretim süreçlerine yakın bakışların sunulacağı SAHA Studio, sanatçı üretimlerinin paylaşılacağı ve konuşmaların yapılacağı bir mekân olarak kurgulanıyor.
Bu yıl da İstanbul Bienali’ne Türkiye’den katılan sanatçıların yeni projelerine fon ve kaynak sağlayacak olan SAHA, bienal küratörleri ve yurt dışından İstanbul’a araştırmaya gelen bienal sanatçılarının bir kısmına Galata’daki SAHA Residency’de konaklama imkânı sunuyor.
Ayrıca SAHA, küresel iklim krizine karşı 28 ülkeden sanatçı ve yazarları bir araya getiren World Weather Network’e katılıyor. Sanatçılardan Elmas Deniz, Can Küçük ve Burcu Yağcıoğlu SAHA’nın World Weather Network için iş birliği yaptığı bağımsız sanat inisiyatifi m-est.org ile birlikte SAHA Studio’ya davet edilirken 17. İstanbul Bienali katılımcılarından Atıf Akın ve Ahmet Öğüt & Silent University Orientation Program ekibinin SAHA Studio’nun yeni dönemine katılımı ise 17. İstanbul Bienali eş küratörleri Ute Meta Bauer, Amar Kanwar ile David Teh ile ortaklaşa belirlendi.
Çizgili Pijamalı Çocuk kitabı ile tüm dünyada tanınan John Boyne'un başkalarının hikâyelerini avlayarak kendine mâl eden saplantılı bir yazarın portresini çizdiği romanı Gökyüzüne Uzanan Merdiven, Emili İlemre’nin çevirisiyle Delidolu Yayınları’ndan çıktı.
Edebiyat çevrelerinde tutunabilmek ve başarıya ulaşmak için her yolu mubah gören zeki ve acımasız bir yazarın neleri göze alabileceğini gösteren roman, fikir ve sanat eserlerindeki intihal sorununa da dikkat çekiyor. Boyne, yıldızı bir anda parlayan veya ışık hızında sönen yazarların çalkantılı hayatlarından, ışıltılı ama bir o kadar da samimiyetsiz manzaralar sunuyor.
Edebiyat tutkusu yüzünden evinden, ailesinden koparak bir otelde garsonluk yapmaya başlayan Maurice Swift'in en büyük ideali ileride başarılı bir yazar olmaktır. Bu yolda kendince adımlar atsa da en büyük eksikliği hayal gücüdür. Fakat böylesine küçük bir ayrıntı yüzünden idealinden vazgeçmek niyetinde değildir. Çünkü aslında, bir yazar için gereken en önemli şey hikâyelerdir ve hikâyeler tek bir zihnin ürünü olmaksızın her yerde bulunabilir.
Genç adam, 1988 yılında, Batı Berlin'deki Savoy Oteli'nde, ünlü romancı Erich Ackermann'la yaşadığı tesadüfi karşılaşma sonrasında hedefine bir adım daha yaklaşır. Kısa sürede ilişkileri tarifi zor bir usta-çırak ilişkisine dönüşür. Uzun süredir yaratıcı ateşini yakabilecek bir kıvılcımın izini süren Maurice nihayet aradığını bulmuştur: Erich'in yarım asırdır yükünü sırtladığı büyük sırrı, ilk romanı için bulunmaz bir kaynak olacaktır...
“Bir hikâye bulduğunda ya da duyduğunda onu sahiplen; sonra dünya ayaklarına gelecektir.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen Köprüde Buluşmalar ile Medienboard Berlin-Brandenburg ve Hamburg Schleswig-Holstein Film Fonları iş birliğinde oluşturulan Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu için başvurular başladı.
Geliştirme aşamasındaki projelere destek veren fonun son başvuru tarihi 5 Eylül Pazartesi olarak belirlendi. Fon tarafından desteklenen 62 film arasında dünya prömiyerlerini Berlinale Ana Yarışma’da yapan Kız Kardeşler (Emin Alper); Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası’nda yapan Albüm (Mehmetcan Mertoğlu); Berlinale Panorama’da yapan Ansızın (Aslı Özge); Forum’da yapan Nefesim Kesilene Kadar (Emine Emel Balcı); Generation’da yapan Mavi Bisiklet (Ümit Köreken) ile Sesime Gel (Hüseyin Karabey) ve Karlovy Vary Film Festivali Ana Yarışma’da yapan Babamın Kanatları (Kıvanç Sezer) ile Kardeşler (Ömür Atay) yer alıyor. Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu’ndan yararlanan filmler arasında ayrıca dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Talinn Black Nights Film Festivali’nde yapan ve Büyük Ödül’ü kazanan Bir Nefes Daha (Nisan Dağ) ile dünya prömiyerini 2021 Visions du Reel’de yaparak Jüri Özel Ödülü’nü alan Yaramaz Çocuklar (Ahmet Necdet Çupur) bulunuyor.
Desteklenen projeler arasında Zuhal (Nazlı Elif Durlu), Ela ile Hilmi ve Ali (Ziya Demirel) ve Kar ve Ayı (Selcen Ergun) da yer alıyor. Geçtiğimiz yıl destek alan projelerden Bir Seri Katil Hakkında Yazmaya Karar Veren Yazarın Sığ Hikayesi (Tolga Karaçelik) ve İki Gözlüler (Ziya Demirel) henüz geliştirme aşamasında. Bugüne kadar bu fon tarafından Türkiye-Almanya ortak yapımı filmlere toplam 966,500 avro destek sağlandı.
Çekimine henüz başlanmamış uzun metraj Almanya-Türkiye ortak yapımlar, 5 Eylül Pazartesi gününe kadar fona başvuru yapabilir. Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
AB Yaratıcı Avrupa programı tarafından finanse edilen Avrupa Kültürel Miras Ödülleri / Europa Nostra Ödülleri’nde “Yurttaş Katılımı ve Farkındalık Yaratma” kategorisinde Türkiye’den Kenan Yavuz Etnografya Müzesi ödüle layık görüldü.
Avrupa Kültürel Miras Ödülleri / Europa Nostra Ödülleri’nin 2022 yılı sahipleri Europa Nostra tarafından duyuruldu. Europa Nostra Ödülü’nü kazananlar arasında “Yurttaş Katılımı ve Farkındalık Yaratma” kategorisinde Türkiye’den Kenan Yavuz Etnografya Müzesi (Bayburt) de yer aldı. 18 Avrupa ülkesinden 30 ödül, beş kategoride etkileyici çalışmalara verildi. Ödüller, 26 Eylül’de Prag’da; Avrupa Komisyonunun İnovasyon, Araştırma, Kültür, Eğitim ve Gençlikten Sorumlu Üyesi Mariya Gabriel ve Europa Nostra İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hermann Parzinger’in ev sahipliğinde, yeni restore edilmiş olan Prag Devlet Opera’sında düzenlenecek olan Avrupa Kültürel Miras Ödülleri Töreni’nde sahiplerine takdim edilecek. Bu yıl 20. yıl dönümünü kutlayan Avrupa Kültürel Miras Ödülleri / Europa Nostra Ödülleri, Avrupa’nın bu alandaki en prestijli ödülü olarak kabul ediliyor.
Avrupa Komisyonu Üyesi Mariya Gabriel ödüllerle ilgili şunları söyledi: “Bu yılki Avrupa Kültürel Miras Ödülleri / Europa Nostra Ödülleri’ni kazananların tümünü, çalışmalarının olağanüstü kalitesi ve yeniliğe açık olmaları nedeniyle yürekten kutluyorum. 2022, Avrupa miras topluluğu için en önemli ödül hâline gelmiş olan AB Kültürel Miras Ödülü’nün 20. yıl dönümünü kutladığımız için özel bir yıl. Ödüllendirilen girişimlerin çoğu, gençlerin mirasımıza, tarihimize ve özellikle bu yıl Avrupa Gençlik Yılı olması bakımından daha da anlamlı olan kültürel kimliğimize yönelik muazzam ilgisini ve katılımını göstermektedir. Ukraynalı İki ödül sahibine de iyi dileklerimizi ayrıca belirtmek isterim. Ödüllerin eş-finansmanını sağlayan Yaratıcı Avrupa, temel Avrupa değerlerimiz üzerine kurulmuş kapsayıcı ve uyumlu toplumlar inşa etmekte kültürü ve yaratıcılığı teşvik etmeyi temsil etmektedir.”
Europa Nostra İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hermann Parzinger ise şunları söyledi: “Bu yılın ödül sahipleri, kültür mirasımızın bizi doğayla nasıl yeniden ilişkilendirdiğini, aidiyet ve yer duygusu yaratmaya nasıl yardımcı olduğunu ve sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yaşam biçimini destekleyen döngüsel bir ekonomi geliştirmenin ayrılmaz bir yapı taşı olduğunu gösteren güçlü örnekleridir. Bu olağanüstü girişimleriyle ödül kazananları -meslek insanlarını ve adanmış kişileri- esaslı ve övgüye değer çalışmalarından dolayı kutluyorum.”
Bu yıl 1- 8 Ekim 2022 tarihlerinde 59’uncu kez gerçekleşecek Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında “Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması” düzenlenecek.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yaptığı açıklamada, “Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması”nın amacının edebiyatımızın nitelikli eserlerinin sinemaya uyarlanmasını teşvik ederek yapımcı ve yaratıcıların yeni filmler üretmesine maddi ve manevi katkı sunmak olduğunu belirtti. Sinema tarihimizdeki Susuz Yaz, Anayurt Oteli, Gizli Yüz, Bereketli Topraklar Üzerinde, Zübük, Adı Vasfiye, Hakkari’de Bir Mevsim, Karılar Koğuşu, Hababam Sınıfı, Yılanların Öcü, Vurun Kahpeye ve Selvi Boylum Al Yazmalım gibi birçok önemli filmin edebiyat uyarlaması olduğunu belirten Muhittin Böcek, sinemamıza güçlü senaryolar kazandıracak böyle bir yarışmanın Türkiye’de ilk kez Antalya Altın Portakal Film Festivali tarafından düzenleneceğinin altını çizdi.
Yarışmaya katılacak senaryonun, 31 Aralık 2021 tarihinden önce Türkiye’de basılmış bir eserden uyarlanmış olması ve her iki eserin sahibinin de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor. Daha önce filme çekilmiş ya da tiyatro oyunu olarak sahnelenmiş eserler yarışmaya kabul edilmeyecek.
Katılımcı kendi eserinden yola çıkıp bir senaryo yazarak yarışmaya başvurabilecek. Eğer başka bir yazarın eserinden faydalanacak ise mutlaka eserin yazarından ya da yasal temsilcilerinden yazılı bir onay alması ve bu onayı başvuru ile birlikte yollaması gerekiyor. Son başvuru tarihi 15 Ağustos 2022 olan “Altın Portakal Edebiyat Uyarlaması Senaryo Yarışması”nda En İyi Senaryo Ödülü 80.000 TL ve Jüri Özel Ödülü 40.000 TL olarak belirlendi. Eserin yazarı ile senaryo yazarı farklı kişilerse para ödülü ikisi arasında eşit olarak paylaştırılacak. Yarışmanın sonuçları, 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 1 Ekim 2022’de gerçekleştirilecek olan açılış töreninde açıklanacak.
Yarışmaya ve festivale dair ayrıntılı bilgi için Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.