
Bu yıl 7. kez düzenlenecek Sabancı Vakfı Kısa Film Yarışması için başvurular başladı. Teması “Ne Eğitimde Ne İstihdamda Yer Alan Genç Kadınlar” olarak belirlenen yarışmaya 18 Kasım’a kadar başvuru yapılabilecek.
Sabancı Vakfı’nın toplumsal sorunlara sanat aracılığıyla dikkat çekmek amacıyla 2016 yılından bu yana gerçekleştirdiği Kısa Film Yarışması bu yıl “Ne Eğitimde Ne İstihdamda Yer Alan Genç Kadınlar” teması ve “Başrolde İlk Kez… Hayattaki rollerine kendileri karar vermek isteyen tüm kadınlar için şimdi başrolde olma zamanı!” sloganı ile düzenlenecek.
Toplumsal konuları sanatın gücüyle ve yaratıcı bakış açısı ile bir araya getiren yarışma için başvurular 18 Kasım tarihine kadar devam edecek. Yarışmaya en fazla beş dakika uzunluğunda olan ve “ne eğitimde ne istihdamda yer alan genç kadınlar” konusunu ele alan eserlerle başvuru yapılabilecek. Eserler, öncelikle ön jüri tarafından değerlendirilecek ve finale kalan en az 10 en fazla 15 eser arasından jüri son değerlendirmeyi yapacak.
Yarışmaya başvuran eserlerin yönetmen (eser sahibi) ve / veya yapımcısından en az birisinin Türkiye Cumhuriyeti veya K.K.T.C. vatandaşı olması gerekiyor. Yarışmaya daha önce herhangi bir yerde gösterilmemiş ve ödül almamış eserler ile başvuru yapılabilecek. Ayrıca eser sahiplerinin bugüne kadar çekmiş olduğu herhangi bir uzun metraj filmi olmaması gerekiyor. Yarışma temasına en uygun şekilde eserini hazırlayan, kriterlere uyan, akılda kalıcı ve yaratıcı bulunan kısa filmlerin birincisi 25 bin TL, ikincisi 20 bin TL, üçüncüsü 15 bin TL ödülün sahibi olacak.
Sabancı Vakfı Kısa Film Yarışması’na 18 Kasım’a kadar buradan başvurabilirsiniz.
Rahmi M. Koç Müzesi, İtalyan ressam Lorenzo Mariotti’nin 33 yağlı boya eserinden oluşan “Deniz ve Ötesi” başlıklı kişisel sergisini 11 Eylül tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Denizcilik konusundaki uzmanlığını tablolara yansıtan Lorenzo Mariotti’nin Tofaş ana sponsorluğunda, Organik Holding ve Sacmi destekleriyle gerçekleşen sergisi, denize ait her şeyi günlük yaşamdan enstantanelerle izleyiciye sunuyor. Denizcilik konusundaki uzmanlığını İtalyan Deniz Kuvvetleri’ne ait eğitim gemisi Amerigo Vespucci’de bölüm başkanı olarak görev yaptığı yıllarda edinen sanatçının eserlerinde tarihi fırkateynler, gemilerin yanı sıra bir tayfanın ellerine doladığı halattan açıktaki savaş gemisine bir kayıktan meraklı gözlerle bakan çocuklara kadar denize dair pek çok unsur yer alıyor.
Lorenzo Mariotti sergide yer alan eserlerinin kendisinin tutkularını yansıtan “denizcilik, mimari ve botanik” ana konuları altında topladığını belirtti ve şunları söyledi: “Bugün burada olmaktan çok mutluluk verici. İstanbul benim için olağanüstü ve eşsiz bir şehir. 1998 yılında İtalyan Donanması’na ait Amerigo Vespucci gemisinde görev yaparken geldiğim İstanbul’da ikinci kez bulunduğum için çok şanslıyım. HMS Hood’un Amiral Teknesi ‘Maid of Honour’ sayesinde de sayın Rahmi M. Koç ve bu eşsiz müzeyle tanıştım. Müzede sergilenen Maid of Honour’ın bir tablosunu yapmış ve sayın Koç’a armağan etmiştim. Sayın Koç’un burada bir sergi açmam konusundaki daveti beni çok heyecanlandırmıştı. Pandemi nedeniyle iki kez ertelemek zorunda kaldık ama nihayet bir aradayız. Denizcilik konusunda bu denli zengin bir koleksiyonu barındıran Rahmi M. Koç Müzesi’nde denize ve resme tutkun bir olarak eserlerimin sergilenmesinden büyük mutluluk duyuyorum.”
Rahmi M. Koç Müzesi Genel Müdürü Mine Sofuoğlu, sergi hakkında şunları söyledi: “Rahmi M. Koç Müzeleri olarak çok geniş bir denizcilik koleksiyonuna sahibiz. Müzemizin ana bölümlerinden Hasköy Tersanesi’nde sergilenen gerçek boyutta tekne ve yatlar, sandallar, gemi donatım objeleri, gemi makinelerinden oluşan değerli bir koleksiyon yer alıyor. Dünyayı dolaşmış iki yelkenliye, Fenerbahçe Vapuru’ndan Uluçalireis Denizaltısı’na, Gonca ve Ysolt gibi birbirinden kıymetli buharlı teknelere, sayın Lorenzo Mariotti’nin de tabloya yansıttığı ve HMS Hood’un Amiral Teknesi ‘Maid of Honour’a kadar uzanan çok mühim bir mirasa ev sahipliği yapıyoruz. Mustafa V. Koç Binamızda sergilenen seçkin gemi modelleri ise denizcilik koleksiyonumuzun bir diğer önemli parçasını oluşturuyor. Bir deniz tutkunu olan kurucumuz sayın Rahmi M. Koç’un kişisel koleksiyonunun yanı sıra çok değerli bağışçılarımızın katkıları ile denizcilik tarihine ışık tutuyor, denizcilik kültürünün gelecek nesillere aktarılması için çabalıyoruz. Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizde denizciliğin gelişmesi için, bir müze olarak, üzerimize düşen vazifeyi layıkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede sayın Lorenzo Mariotti’nin denizin ötesine taşan, günlük yaşamdan enstantaneleri de ustalıkla yansıttığı eserlerin, ziyaretçilerimiz tarafından büyük ilgiyle karşılanacağına inanıyorum.”
Lorenzo Mariotti’nin “Deniz ve Ötesi” başlıklı kişisel sergisini 11 Eylül tarihine kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Aylin Aydın’ın kaleme aldığı ve Elif Onat’ın resimlediği, hikâyesiyle doğa sevgisi ve bilinci, hayaller ve hedefler üzerine sorgulamaya teşvik eden Mavi ve Ağaç adlı kitap hep kitap’tan çıktı.
Mavi ve Ağaç; çocukların hayal dünyasını harekete geçiren, sevginin gücünü gözler önüne seren bir hikâye anlatıyor.
“Mavi, adının hissettirdiği özelliklerle dolup taşan bir kız: merak, duruluk, canlılık, sevgi... Doğaya, özellikle de ağaçlarla kuşlara yoğun bir tutkuyla bağlı. Keşfetmek ve gözlemlemek onun için nefes almaktan farksız. Bir gün çizdiği bir ağacın adeta mucizevi bir şekilde can bulmasıyla farkındalıkları da artmaya başlar. Sevdiklerinin değerini bilmenin ve bunun için uğraş vermenin önemini kavrar. Çünkü sevgi, devasa ölçekte fark yaratabilecek güçtedir.”
Kadıköy Belediyesi’nin geçtiğimiz yıl ilkini düzenlediği Kalamış Yaz Festivali, bu yıl da 1 Temmuz - 30 Ağustos tarihleri arasında Kalamış Atatürk Parkı’nda yeniden gerçekleşecek.
1 Temmuz’da Türk Pop Müziği’nin usta isimlerinden Nazan Öncel konseri ile başlayacak festival programında 34 konser, 17 film gösterimi yer alıyor. Festivalin film programı ise 3 Temmuz saat 22.00’de Charlie Chaplin’in 1928 yapımı Sirk filmi ile başlayacak. Filme Şef Orçun Orçunsel yönetimindeki Avrasya Filarmoni Orkestrası canlı orkestra müziği ile eşlik edecek.
Festivalin +1’in katkılarıyla düzenlenen müzik programında sürpriz isimlerin yanı sıra klasik müzik, caz ve popüler müziğin önemli isimleri dinleyicilerle buluşacak. Caz Müzik akşamları Polonyalı grup Immortal Onion konseri ile 4 Temmuz Pazartesi, Klasik Müzik akşamları ise film müzikleri seslendiren Open String Session ile 5 Temmuz Salı günü açılışını yapacak. Festival programında rock world, elektronik müzik, hip - hop ve popüler müzikten oluşan geniş bir seçki yer alıyor. Festivalin uluslararası misafirleri ise İspanya’dan Luis Reyes ve Isaac Friedhoff piyano resitali ile Arizona’dan şarkıcı ve gitarist Sergio Mendoza tarafından kurulan Latin müzik grubu Orkestra Mendoza Tucson olacak.
Sinematek/Sinema Evi’nin seçkisinden oluşan gösterimler 3 Temmuz’da orkestra eşliğinde Charlie Chaplin’in 1928 yapımı sessiz klasiklerinden Sirk filminin gösterimiyle başlayacak. Kurukahveci Mehmet Efendi’nin katkılarıyla 30 Ağustos’a kadar devam edecek film gösterimleri kapsamında, 17 film sinemaseverlerle buluşacak. Yıldızlar Altında Sinema programında E.T.’den Cazcı Kardeşlere, Altın Ayı ödüllü Alcarras’dan Arabesk ve Selamsız Bandosu’na birçok kült film açık havada gösterilecek.
Kalamış Yaz Festivali 30 Ağustos Zafer Bayramı’na özel sürpriz bir sanatçının konseriyle sona erecek. Festival biletlerine Mobilet üzerinden 10 TL ödeyerek ya da sokak hayvanlarına veya yeni doğan paketi ile yardım yaparak ulaşabilirsiniz.
Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı festival hakkında şunları söyledi: “Kalamış Yaz Festivali boyunca konser ve film gösterimlerinin yanı sıra düzenlenecek çeşitli spor aktivitelerine de katılabilecek hep birlikte açık havada maç izlemenin tadını çıkartabileceğiz. 30 Ağustos Zafer Bayramı’na kadar iki ay boyunca toplam 34 konser ve 17 film sanatseverlerle buluşacak. Herkesi yaz mevsiminin ve Kalamış Yaz Festivali’nin tadını çıkartmaya Kalamış Atatürk Parkı’na bekliyoruz.”
Macaristan, Polonya, Çekya ve Slovakya’nın oluşturduğu Vişegrad Grubu’nun (V4) zengin kültürel mirasını ve doğal güzelliklerini gözler önüne seren “Vişegrad Grubunun Doğal Hazineleri” başlıklı sergi, 10 Eylül’e kadar Liszt Enstitüsü - İstanbul Macar Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı’nın talebiyle V4 ülkelerinden en iyi fotoğrafçılar, gelecek kuşaklar için korunması gereken V4 bölgesinin güzelliklerine ışık tutmak amacıyla “Vişegrad Grubunun Doğal Hazineleri” başlıklı fotoğraf serisinde bir araya geldi. Koordinatörlüğünü naturArt - Macaristan Doğa Fotoğrafçıları Derneği’nin üstlendiği proje, Slovakya Vahşi Yaşam Fotoğrafçıları Derneği, Çekya Doğa Fotoğrafçıları Kulübü ve Polonyalı Doğa Fotoğrafçıları Derneği’nin destekleriyle hayata geçirildi. Orta Avrupa’yı hiç ziyaret etmemiş kişilere bu bölgenin doğal güzelliklerini sunan sergi, bu dört ülkede yaşayanlara ise bilmedikleri yerlerin güzelliklerini keşfetme fırsatı veriyor.
Doğa fotoğrafçılığında, doğadaki en güzel anları yakalamak için fotoğrafçıların hayvanların davranışlarını, bitkilerin ve peyzajın özelliklerini ve de ışık koşullarındaki değişiklikleri bilmesi gerekiyor. Fotoğrafçılar doğayı rahatsız etmeden hayal ettikleri fotoğrafları çekmek için çevreyle neredeyse bütünleşir.
Vişegrad Grubunun Doğal Hazineleri” başlıklı fotoğraf sergisini 10 Eylül tarihine kadar Liszt Enstitüsü - İstanbul Macar Kültür Merkezi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Macar Kültür Merkezi, İmrahor Cad. No:23 B Blok, Kağıthane/İstanbul
Orhan Pamuk’un son romanı Veba Geceleri, tiyatro ve sinema oyuncusu Erdem Akakçe’nin seslendirmesiyle Dinlebi uygulaması üzerinden erişilebilecek bir sesli kitaba dönüştürüldü.
Romanları, bugüne kadar 60’tan fazla dile çevrilerek, 100’den fazla ülkede yayımlanan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un bu romanı, 1901 yılında 3’üncü Veba pandemisi döneminde Osmanlı’nın 29. Vilayeti Minger Adası’nda geçiyor. Sürükleyici bir siyaset ve aşk romanı olan Veba Geceleri, Pamuk’un salgın, karantina, devlet ve birey konularını bir masal havasıyla tartıştığı bir tarihi roman olarak konusuyla da yaşadığımız günlere ışık düşürüyor.
Orhan Pamuk’un Sessiz Ev, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı, Kar, Masumiyet Müzesi, Kafamda Bir Tuhaflık ve Kırmızı Saçlı Kadın gibi çoksatar romanları da önümüzdeki dönemde Dinlebi platformunda sesli kitap severlerle buluşacak. Dinlebi Sesli Kitap uygulaması, herkese ilk 7 gün ücretsiz avantajı ile 6 binden fazla sesli içeriği kullanıcıları ile buluşturuyor.
10 Eylül Cumartesi günü Maximum Uniq Açıkhava’da gerçekleşecek Jam’s Session Festival’in erken dönem biletleri satışa çıktı.
The Irish Spirit ana sponsorluğunda, 3dots tarafından düzenlenen Jam’s Session Festival’de akustik enstrümanlarını elektronik ritimlerle birleştirerek tekno müzikte devrim yaratan Hamburg merkezli tekno bando takımı MEUTE, Glasgow’dan misafir olacak olan şarkıcı, söz yazarı ve flütist Alex Amor ve farklı müzik türlerini bir araya getirerek kendine özgü evrenini dinleyicileriyle paylaşan M.I.L.K. müzikseverlerle buluşacak. MEUTE, Alex Amor ve M.I.L.K.’in yanı sıra sahne alacak diğer isimler önümüzdeki günlerde duyurulacak. Festivalin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Jam’s Session Festival hakkında tüm gelişmeleri Instagram hesabından takip edebilirsiniz.
Alev Ersan, İbrahim Alam ve İlyas Odman’ın ortak bir çalışma ve birbirlerinin işlerine müdahalelerle hazırladıkları “mâzîk” başlıklı sergi, 13 Ağustos’a kadar Depo’da sanatseverlerle buluşuyor.
Farklı queer jenerasyonların zaman ve ifade arayışlarına, karanlığa ve yalnızlığa duyulan ihtiyaca, iyileşme, dönüşme ve yaşlanma biçimlerine odaklanan sergi, adını İbrahim Alam’ın eserinin bir parçası olan mazı meşesinin üzerine mazı arılarının yaptığı, Kürtçe’de “küçük mazı” ya da “mazıcık” anlamına gelen mâzîk’lerden alıyor. Habitatı devamlı yakılarak tahrip edilmesine rağmen kendini onarabilen mazı meşesi (ya da Quercus infectoria, “iltihaplı meşe”) tekstil boyamacılığı ve mürekkep yapımında kullanılırken, yaraları ve enfeksiyonları iyileştirebilme özelliğiyle de tanınıyor.
Sergide sanatçılar Depo’nun giriş katındaki kapının penceresinden süzülen gün ışığıyla beraber, sergi süresince yapılacak performanslar ve kayıtlarıyla dönüşen bir bahçe yaratıyor. Derek Jarman’ın Modern Doğa (1989-1990) isimli günlüğündeki bahçe betimlemelerinden hareketle, bahçıvanın görüş alanı ve zamanla kurduğu ilişkiyi bir serginin ölçeğine taşıyor. Farklı günlerde ya da saatlerde sergiyi ziyaret eden iki farklı kişinin aynı şeyi anlayamayacağı bir süreklilik sunan sergi, içindeki zamanla birlikte bedenin hareketlerini de yavaşlatmayı amaçlıyor. Sergi mekânındaki müzik ziyaretçiyi bir slow-motion dans pistine çağırırken; tekrar edildikçe dönüşen metin ve sesler, gelenleri içeride uzun bir süre geçirmeye, dinlemeye ve okumaya davet ediyor.
Alev Ersan, İbrahim Alam ve İlyas Odman’ın işlerinden oluşan “mâzîk” başlıklı sergiyi 13 Ağustos’a kadar Depo’da ziyaret edebilirsiniz.
Künye: Mazı meşesinin kurumuş parçaları (Fotoğraf- İbrahim Alam) / Dry pieces of Aleppo oak (Image credit- İbrahim Alam)
Arkeolog ve akademisyen Nesibe Çakır'ın genç okurlarını 2014 yılında UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesine aldığı Pergamon'da tarihsel bir yolculuğa çıkardığı romanı Pergamon'un Kayıp Hazinesi, Yusuf Tansu Özel’in resimleriyle Can Çocuk’tan çıktı.
9 yaş ve üzeri okurları dönemin gündelik yaşamına, pazar yerlerine, kütüphanelerine, aile sofralarına davet eden romanın sonunda, kentin tarihsel bağlamına; siyasi, kültürel, sanatsal özelliklerine değinen bölümler yer alıyor.
Roma'ya bağlı Pergamon kentine yeni bir vali atanmıştır. Valinin karısı Crispina kendisine boş bir ev seçmek yerine, kentin en eski evlerinden birinde oturmayı istemiş, Arete'nin ve atalarının yüzyıllardır yaşadığı evi ellerinden alıp oraya yerleşmiştir. Arete'nin evini geri kazanmak için başlattığı mücadele, onu yeni tanıştığı Plin'le birlikte şehrin kadim gizemlerine ve atalarından kalma sırlara sürükler. Pergamon'un krallık hazinesi tehlikede midir?
Elektronik dans müziğinin başarılı gruplarından Stavroz, 23 Temmuz Cumartesi akşamı Kloster x Suma Beach Alaçatı’da konser verecek.
Stavroz, Belçika’nın Gent şehrinde, her ikisi de dj, müzisyen ve ses mühendisi olan Ijsbrand De Wilde ve Gert Beazar tarafından kuruldu. Belçikalı grup, elektronik müziğe ve dans müziğine kattıkları organik ve akustik soluklu caz dokunuşları ile dans türünde yeni ufuklar açıyor.
23 Temmuz Cumartesi akşamı Kloster x Suma Beach Alaçatı’da gerçekleşecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.