GÜNDEM
  • 24-02-2024

    Işıl Eğrikavuk’un “Ne İlyas Ne Cemşit” başlıklı kişisel sergisi, 7-28 Mart tarihleri arasında Performistanbul’da sanatseverlerle buluşacak.

    Işıl Eğrikavuk’un “Ne İlyas Ne Cemşit” sergisi, Cengiz Aytmatov’un aynı isimli kitabından uyarlanan Selvi Boylum Al Yazmalım filminden yola çıkıyor. Filmde iki ana erkek ve aralarında seçim yapmak durumunda kalan bir kadın karakter yer alıyor: Cemşit, İlyas ve Asya. Filmin sonunda sevdiği erkek İlyas ile iyi kalpli Cemşit arasında bir tercih yapmak zorunda kalan Asya’nın bu ikilemi temel bir mesaj veriyor. Asya’nın varoluşu, öz değeri, hayatta kalışı ve sevilme olasılığı bu seçime bağlı gibi. Eğrikavuk’un performatif fotoğraf işi ise Asya’ya üçüncü bir alternatif sunuyor.

    Sanatçı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün hemen öncesinde Performistanbul’da açacağı sergi ve katılımcılarla gerçekleştireceği performansta bir yandan var olan kült hikâyeleri değiştirirken, bir yandan da kadınların kendi öz seçimlerini yapabilmelerine yönelik yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Ayrıca canlı performans, iki performatif fotoğraf, bir video kesit ve performansın dokümantasyonu seçkiye eşlik ediyor.

    ​Künye: Işıl Eğrikavuk, Ne İlyas Ne Cemşit, Fotoğraf, 2024

    0
    0
    1958
  • 24-02-2024

    Antonia Case’in şehirdeki kurumsal işini bırakıp anlam arayışıyla dünyayı dolaşmasının sonucunda bulduğu cevaplarla hazırladığı kitabı Serpilme – Kendini Bulmak Üzerine Sıradışı Bir Yolculuk, Şafak Tahmaz’ın çevirisiyle Eksik Parça Yayınları’ndan çıktı.

    Case, “Anlamlı bir yaşam nedir?”, “Gelişmek ne anlama geliyor?” sorularını cevaplarını bulmak için medyanın sesini kapatır. Teknolojiden uzak durur ve el bagajında kitaplardan başka bir şey olmadan Buenos Aires’ten Paris’e, Barselona’dan Byron Körfezi’ne yolculuk eder. Kadim filozoflardan ve günümüz psikologlarından yaşamaya değer bir hayatın nasıl olacağı konusunda rehberlik arayışına girer.

    Bu yolculuk boyunca, piyangoyu kazanmanın neden mutlu etmediğini, “yapmanın” sahip olmaktan neden daha iyi olduğunu, sevgi ve aidiyetin benlik duygunuz için nasıl hayati önem taşıdığını keşfeder. Serpilme, okurunu en önemli şeyin peşinde sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor.

    “Hayatımı başka bir şeyin özlemini çekerek mi yaşamak istiyorum? Sürekli olarak ‘Bu gerçekleştiğinde mutlu olacağım’ diye mi düşünüyorum?”

    0
    0
    1299
  • 23-02-2024

    İKSV 26. İstanbul Tiyatro Festivali’nde prömiyerini yapan, Nushu Tiyatro imzalı Bir Tatlı Kaşığı Çamur oyunu, 28 Şubat Çarşamba günü 20.30’da Moda Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.

    Toplumsal cinsiyet üzerine yapılan akademik çalışmalar kapsamındaki röportajlardan yola çıkılarak yazılan Bir Tatlı Kaşığı Çamur, tek bir kadının ağzından dökülenler gibi görünse de aslında bütün kadınların ortak hikâyesini anlatıyor. Oyunda, mutfağa hapsolmuş bir kadın, izleyicilere yaptığı yemeklerden, kocasından, babaannesinden, çocukluğundan, çocukluk aşkından bahsediyor. Metnin de yardımıyla oyuncular, fiziksel tiyatro teknikleri ile performatif oyunculuk ve çağdaş dans olanaklarından faydalanarak, sözlerin ve bedenin hareket ve anlam olasılıklarını araştırıyor.

    Bir Tatlı Kaşığı Çamur, ayrıca Türkiye ve Avrupa’nın tek kadın temalı tiyatro festivali olan Atölye Kültür Sanat’ın düzenlediği Kadın Oyunları Festivali kapsamında sahnelenecek. Festival kapsamında oyun Antalya, Ayvalık ve Aydın’da tiyatroseverlerle buluşacak.

    Bir Tatlı Kaşığı Çamur oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Yazan: Elif Candan
    Yöneten: Pınar Akkuzu
    Oynayanlar: Bengisu İspir, Cansu Canaslan
    Yardımcı Yönetmen: Gizem Akdoğan
    Hareket Tasarımı: Ceyda Özcan
    Müzik Direktörü: Berkay Özideş
    Işık ve Sahne Tasarımı: Utku Kara
    Kostüm Tasarımı: Hilal Polat
    Afiş Fotoğraf: Murat Dürüm
    Afiş Tasarım: Deniz Benzetsel
    Koordinatör: Berat Aydın
    ​Yapım: Nushu Tiyatro

    0
    0
    1427
  • 23-02-2024

    Can Göknil’in “Ardıç Kuşu” başlıklı kişisel sergisi, 5 Mart-20 Nisan tarihleri arasında Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda sanatseverlerle buluşacak.

    1970’li yıllardan itibaren her sergisini ayrı bir konu ve kavram bütünlüğünde düzenleyen Can Göknil’in “Ardıç Kuşu” sergisinin ana temaları olan hem sanatta hem de doğada “döngü” ve “denge” kavramları, sanat dünyasında ellinci yılını geride bırakan Göknil’in çok yönlü kişiliğini ortaya koyuyor ve serginin yaratıcılık ilhamı ardıç kuşu misali sergiyi boydan boya dolanıyor.

    Göçmen kuşlar sınıfında yer alan ve ortaya çıkmaları ile baharın müjdeleyicisi olan ardıç kuşları, dünyanın hemen her bölgesinde yaşayabilen, minik bir kuş türü. Baharın gelmesiyle birlikte ardıç ağacı gövdelerine yuvalarını kuruyorlar ve bu ağacın kozalaklarındaki tohumlarla besleniyorlar, sindirim sistemleri sayesinde bu tohumlar doğaya saçılarak ardıç ormanlarının ortaya çıkmasına vesile oluyor. Kuşların beslenebilmesi için ardıç ağacına, ardıç ağacının da varlığını devam ettirebilmesi için ardıç kuşuna ihtiyacı var. Serginin ilk bölümünde bulunan minik ardıç kuşu, doğadaki döngü ve dengenin bir parçası oluyor. Sanat üretimlerinde ağaç kültü ve kuş efsanelerine sıklıkla yer veren Göknil, kendi sanatındaki döngüyü ve dengeyi gözler önüne sermek istiyor. Serginin bir diğer bölümü olan “Sevda Habercileri”, sözlü geleneğin en önemli parçalarından biri olan ve kökleri Dede Korkut hikâyelerine kadar uzanan maniler üzerinden ilerliyor. Can Göknil’in Etiler’deki atölyesinde yaptığı ilk çalışmalarının yer aldığı “Kader Habercileri” bölümünde falcılar, yani gelecekten haber verme işinin ilk uygulayıcıları ele alınıyor.

    ​Can Göknil sergiye ilham veren düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: “Bilirsiniz, zaman zaman sanatıma kuşlar yerleşir; kaderimizin Kuş Adam Anzu’nun eline geçtiğinde şekillenen eski zaman muskalarını veya Akkızlarla göklerin dokuzuncu katında şaman ruhbanlara iyilik yönünü gösteren Dokuz Kuş’u önceki sergilerimden anımsayanlar vardır belki. Bu kez Ardıç Kuşu çaldı kapımı. Boyu ufacık ama marifeti kocaman!”

    Künye:
    1. Can Göknil, Bacı Bacı, 2023, tuval üzerine akrilik, 50 x 70 cm
    2. Can Göknil, Kanatlıya Dayandım, 2023, tuval üzerine akrilik, 50 x 70 cm
    3. Can Göknil, Fatma, 2023, tuval üzerine akrilik, 50 x 70cm
    4. Can Göknil, Hasret, 2023, tuval üzerine akrilik, 50 x 50 cm
    ​5. Can Göknil, Bir Demet Çiçek, 2022, tuval üzerine akrilik, 90 x 70 cm

    0
    0
    3603
  • 23-02-2024

    Akademisyen, eleştirmen Dikmen Gürün’ün yıllara yayılan bir çalışmayla dostu Semiha Berksoy’un doğumundan ölümüne ve ölümünden bugüne hayatını anlattığı kitabı Ateş Kuşu Semiha Berksoy, Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yeniden yayımlandı.

    Bu kitap; Türkiye’nin opera dünyasında “ilk”lerin, kendi hayatında erken tarihlerden itibaren “mücadele gücü”nün simgesi olan Semiha Berksoy’u, aynı zamanda tiyatro ve görsel sanatlar alanındaki özgün çalışmalarıyla birlikte yaşamöyküsü, kendi yazdıkları, anlattıkları, onun için yazılanlar ve yapıtlarıyla anlatıyor.

    “Semiha Berksoy, güçlü sesi ve yorumuyla eşine az rastlanır bir dramatik soprano. Yönetmeninden eleştirmenine, yazarından izleyicisine onu sahnede gören herkes için derinlikli bir oyuncu. Tiyatroda canlandırdığı her rolü olduğundan daha “cazip” kılan bir yorumcu. Etkileyici bir ressam. Birçok açıdan kendi varlığını, hayatını, çevresini bile bir sanat eserine dönüştürmüş bütüncül bir sanatçı. Ruhuyla, bedeniyle, duygularıyla, aklıyla aykırı bir kadın!

    Dahil olduğu birbirinden farklı sanat dallarında hep zirvede ve özgün eserlere, icralara imza atan, doğru bildiğinden asla şaşmadığı için karşısına hep zorluklar çıkarılan, sabrıyla ve yeteneğiyle her zorluğun üstesinden gelen, Atatürk cumhuriyetinin “kadınlara” açtığı yolda ilerleyen bir simge kadın Semiha Berksoy!”

    0
    0
    1507
  • 23-02-2024

    Ertuğrul Güngör ve Faruk Ertekin’in içinde yaşadığımız kültürden ve geçmişten beslenerek, kalıpların ötesinde derinlemesine bir düşünsel deneyim sunan “Untraditional” başlıklı sergisi, 1 Mart- 28 Nisan tarihleri arasında Anna Laudel İstanbul’da sanatseverlerle buluşacak.

    Çocukluklarını Kütahya’da birlikte geçiren Ertuğrul Güngör ve Faruk Ertekin, yaşadıkları kentin kültürel hafızasından esinlenerek, seramik sanatını modern tasarım ögeleri ile yeniden yorumluyor. Sanatçı ikilisi, seramiğin hassas ve kırılgan doğasına rağmen, edebi ve görsel kültürden günümüze aktarılan güçlü dokuları benimseyerek zıtlıklar arasında bir denge kurmayı hedefliyor.

    Sergi, Erken Cumhuriyet dönemi yağlı boya eserlerinden İznik çinilerine, geleneksel kadın motiflerinden seramik sanatına uzanan geniş bir imgelem havuzundan besleniyor. Modern ve çağdaş figürlerle kurduğu bağlantı ile yeni semantik katmanlar tasarlayan sergideki eserler iki sanatçının geleneksel sanat anlayışını sorgulayarak ve izleyiciye alışılmışın dışında bir düşünsel deneyim sunuyor. Sergi, eleştirel düşünceye sahip sanatçıları övgüyle selamlarken, izleyiciye tanıdık ama bir o kadar da kendine özgü bu yeni ifade biçiminin parçası olma fırsatı veriyor.

    Künye:
    1-2. Ertuğrul Güngör & Faruk Ertekin, Bring My Flower, 160x160x2,8 cm
    3-4. Ertuğrul Güngör & Faruk Ertekin, Rise like a sun, 120x160x2,8cm​

    0
    0
    3489
  • 23-02-2024

    Kardiyolog Sandeep Jauhar için bir tutku olan, hayatın motoru olduğu kadar her türden duyguyu barındıran kalbi tüm yönleriyle ele aldığı kitabı Kalp: Bir Tarihçe, Yeşim Seber’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Kalple ilgili sorunlar ailesinde büyük travmalar yaratmış, hassas bir yapıya sahip olan Jauhar’a daha çocuk yaşlarda uzman doktorluğa giden yolu açmış. Bir yandan tıp doktorları ve bilim insanlarının giriştikleri kimi tabu yıkıcı deney ve keşiflerin öyküsünü anlatırken bir yandan da bu büyüleyici organın yapısına ve işleyişine açıklık getiriyor. Bununla beraber özellikle modern tıbbın olağanüstü başarılarının yanında yetersiz kaldığı noktalara da işaret ediyor.

    ​Kalp hastalıklarının hâlen en önemli kamu sağlığı sorunlarından biri olduğunu belirten yazar, kişisel deneyim ve gözlemleri kadar geniş çaplı araştırma sonuçlarına da yer veriyor. Böylece meselenin sadece teknolojik ilerlemeyle çözülemeyeceğini savunarak toplumsal sorunlara ve günümüz insanının ruh haliyle yaşam tarzına da dikkat çekiyor.

    0
    0
    1036
  • 22-02-2024

    Fransız multi-enstrümantalist Voyou, ilk Türkiye konserini 24 Şubat Cumartesi akşamı Salon İKSV’de verecek.

    Pop’u elektronik altyapılardan kurtarıp yeniden enstrümanlarla bir araya getiren Voyou, beş yıllık bireysel kariyerine iki albüm, on dört tekli ve iki EP sığdırdı. İlk albümü Les bruits dela ville 2019’da; ardından Des confettis en désordre 2020’de, Chroniques terrestres 2021’de yayımlandı. Yelle, Vincent Delerm, Melissa Lavaux'nun yanı sıra İngiliz trip-hop ikilisi Morcheeba, Amerikalı garaj grubu The Black Lips gibi isimlerle birlikte çalışan Voyou, son albümü Les Royaumes Minuscules ve 2024 başında Vanessa Paradis ile birlikte kaydettiği tekli “Le Bal” ile hayran kitlesini genişletti.

    ​24 Şubat Cumartesi günü saat 22.00’de başlayacak +1 Sunar: Voyou konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1029
  • 22-02-2024

    Enis Malik Duran’ın “Yerin Ekseni” başlıklı kişisel sergisi 2 Mart tarihine kadar Art On Istanbul’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Enis Malik Duran “Yerin Ekseni/Axis of the Ground” sergisinde, insanın anlam arayışını yerküreyle bağı üzerinden irdelemeyi amaçlıyor. Sergi adını birçok kültürde ve coğrafyada karşılaşılan; Latince’de “Dünyanın Ekseni” anlamına gelen “Axis Mundi” kavramından alıyor. Sanatçının geçmiş uygarlıkların izlerini, kültür ve iktidar metaforları olarak yorumladığı çalışmalarında sıklıkla kullandığı çukur imgesi, iktidar mekanizmasını yaratan boşluklara; insanın yeryüzünün kaynaklarıyla beslediği tanrısal tahakküme dair arzusunun bir alegorisi olarak izleyici karşısına çıkıyor.

    On yılı aşkın süredir manzara imgesi üzerinden gerçekleştirdiği üretimlerinde post- hümanist bir bakış açısını benimseyen sanatçının sergiyi oluştururken başvurduğu resim, desen, heykel gibi medyumları, insanın yeryüzüyle ilişkisindeki uyumsuzluğun imgesini farklı materyaller üzerinden araştırmasının ve arayışının göstergelerine dönüşüyor. İnsanın yerkürede bir anomali olarak var oluşunun yarattığı ikilik, “Yerin Ekseni” sergisinde negatif pozitif ilişkisi ve ters yüz edilen formlarla kavramsallaşıyor. Sanatçının özellikle ironi ve manipülasyon yöntemlerine başvurarak; coğrafyayı özne olarak ele aldığı yapıtları, ortak kültürün izleri üzerinden bugünün kaygı çağını getiren ontolojiyi sorgulamayı amaçlıyor.

    ​Nazlı Pektaş katalog metninde şunları söylüyor: “Enis Malik Duran, ‘Yerin Ekseni’ kavramıyla güçten çokça da gücün bıraktığı izden söz eder. İktidarlarca kurulan kule/ tapınak/ kilise/ cami/ sinagog/ maden/ inşaatlar... Aklınıza gelebilecek türlü kaynağın bıraktığı çukuru iyice derinleştirir. Yerin Ekseni, anlamını bugünün perspektifinden baktığımızda tanrının kutsallığı; yarattığı yüce ve onun adına yapılan türlü yapıdan almaz. Gücünü geçmişteki gibi kapsayıcı yahut ilahi olandan değil de yerin dibinden, hiçlikten, karanlıktan alır; aynı zamanda da ilahi gücü de istediği gibi kullanan insanın gücünün derinleştirdiği çukurlar, yeni Axis Mundi’lerdir.”

    0
    0
    2126
  • 22-02-2024

    Küratörlüğünü Bilge Bal, Orhan Cem Doğan ve Sevil Enginsoy Ekinci’nin yaptığı, mimarlar, tasarımcılar, sanatçılar, edebiyatçılardan oluşan yaratıcı ve eleştirel üretimler yapan kalabalık bir grubun çalışmalarından oluşan “Italo Calvino 100+1 Yaşında” sergisi 23 Şubat-22 Mart tarihleri arasında Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde ziyaretçilerle buluşacak.

    Italo Calvino’nun 101. yaşını kutlayan bu sergide Ali Artun, Bilge Bal, Ci Demi, Aslıhan Demirtaş, Sevil Enginsoy Ekinci Ve Gülsen Şenol [+ Ege Özmen], Fırat Erdim [+ Micah Berger, Run-Qiang Lın, Luke Mcdonell, Peter Mıller, Samarth-Vish Vachhrajanı], Gökçen Erkılıç, Folkolektif [Elif Kendir Beraha, Ceren Balkır Övünç, Nilay Yurtsever], Murat Germen, Ilgın Hancıoğlu, Evrim Kavcar, Onur Kutluoğlu Ve E S Kibele Yarman, Waseem Ahmad Sıddıquı, Ertuğ Uçar, Levent Şentürk ve Ayşenur Telli [+ Ali Yasin Altıparmak, Emine Atılgan, İrem Başülmez, Filiz Baykal, İsmail Gökhan Çatal, Dilay Dinç, Ömer Ege Güvendi, Ece Güvercin, Özge Karaman, Earta Pıreva, Hatice Sarıkaya, Metehan Şahin, Havva Begüm Yılmaz, Ayça Yiğit] yer alıyor.

    GF Hakan Plastik’in ana sponsorluğunda, Mimarlık ve Tasarım Yayın Platformu mimarizm’in medya partnerliğinde gerçekleşen “Italo Calvino 100+1 Yaşında” sergisini 22 Mart’a kadar pazar hariç her gün 11.00-19.00 saatleri arasında ve ücretsiz olarak Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde görebilirsiniz. Ayrıca sergiye Calvino ile yaratıcı diyaloğu sürdürmeye, bakışları çoğaltmaya, paylaşılabilir deneyimleri çoğullaştırmaya davet eden iki konuşma/söyleşi ve üç atölye çalışması eşlik edecek. Sergi ve etkinlik detaylarına buradan ulaşabilirsiniz. 

    Sergi metninden:
    “Okumak / Yaz(ış)mak / Hikâye Anlatmak / Betimlemek / Bakmak / Görmek / Gözlemlemek / Duymak / Duyumsamak / Dokunmak / Dola(n)mak / Örmek / Postalamak / Ağaca Tünemek / Uçmak / Dalgalanmak / Yeşer(t)mek / Çiçek Açmak / Hayal Kurmak / Yapmak / Oyun Oynamak / Haritalandırmak / Çizmek / …

    Mimarlık / Tasarım / Sanat / Edebiyat eğitimi almış pek çoğumuz gibi, bizi de öğrencilik yıllarımızda Görünmez Kentler romanı tanıştırdı Italo CALVINO ile. Bugüne kadar onu döne dolaşa tekrar tekrar okuduk, taklit ettik, yorumladık, bedenlileştirdik; onun başka temsillerini aradık, bakışını eleştirdik, üzerine spekülasyonlar yaptık; onunla heyecanlandık, gündüz düşleri gördük, hikâyeler anlattık, bağlantılar kurduk, keşfettik ve/ya ondan ilham aldık. Şimdi, 23 Şubat-22 Mart 2024 arasında CALVINO’nun 101. yaşını kutlamak üzere Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde “ITALO CALVINO 100+1 YAŞINDA!” sergisiyle bir araya geliyoruz: Mimar, eğitimci, iç mimar, mekânsal araştırmacı, sanatçı, arşivci, örgücü, kartograf, görsel iletişim tasarımcısı, grafik-romancı, video-yapımcısı, illüstratör, tiyatro yönetmeni, oyuncu, mimarlık tarihçisi, sanat eleştirmeni ve yazar.

    Sergi ve sergiye paralel konuşma/söyleşi ve atölye çalışmalarıyla CALVINO’nun külliyatını, edebiyatın sınırlarını aşan disiplinler-üstü pratikler olarak Türkiye’den bakışlar/hikâyeler/deneyimler ile yeniden okumayı deniyoruz. Denemelerimizle geniş bir CALVINO manzarası kuran patikalar açıyoruz: Görünmez Kentler, Amerika Dersleri, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, Kum Koleksiyonu, Kesişen Yazgılar Şatosu, Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler, Atalarımız (İkiye Bölünen Vikont, Ağaca Tüneyen Baron, Varolmayan Şövalye), Dere Tepe Ters, Palomar, Bütün Kozmikomik Öyküler, Klasikleri Niçin Okumalı?. Bir yandan dilden dile çevirinin yaratıcı olanakları üzerine düşünüyoruz; bir yandan da imgeden kelimeye, kelimeden çizgiye, çizgiden ipliğe, dokumadan örgüye, coğrafyadan kâğıt yaprağına, fotoğraftan kolaja, haritadan hareketli-imgeye ve bedene, kartpostaldan oyuna her türlü çevirinin dönüştürücü gücünü araştırıyoruz.

    Birlikte soruyoruz: CALVINO’nun masalları, öyküleri, romanları, denemeleri, mektupları ve en geniş anlamıyla mimarlıkla arasındaki ilişkiler sizleri de heyecanlandırır mı? CALVINO’yu türlü görme biçimleri, ölçekler, mekânsallıklar ve disiplinlerle okumak ve onunla bağlar kurmak mümkün mü?”

    0
    0
    1473
DAHA FAZLA
Geldanlage