NELER OLUYOR
  • 16-08-2020

    Lacime mimarları, Çin’in Tianjin kentinin doğu kıyısında yer alan yeni Binhani bölgesine büyük boyutlu çok amaçlı “shimao ·the wave” adı verilen bir müze inşa etti. Etkinlik programında, “eğlenceli eğitim” ve kültürel faaliyetleri birleştiren projede, parametrik tasarım ve BIM teknolojisi kullanılarak elde edilen dalgalardan ilham alındı.

    Bu özel kompleks ile ilgili uzun süre çalışma yürüten Lacime mimarları, Bohai ekonomik sınırının kalbinde yer alan, Tanjin Binhai Aircraft Carrier Theme Park ve Binhai Matsu Cultural Park’a komşu olan bu alandan alabildiğine yararlanıyor. Geniş bir alana yayılan proje, “insan, deniz ve gökyüzünün çağdaş bir kentsel bileşimini yaratmak için nokta, çizgi ve düzlem” gibi unsurları birleştirerek özgün bir konsepti takip ediyor. Sanat müzesi, temel olarak su temasına odaklanıyor ve bir dalga formundan meydana geliyor. Müze aracılığıyla bina ve doğa arasında uçsuz bir diyalog yaratılıyor.

    Geniş bir alana yayılan kompleksteki tüm sergi alanı üç ana işlevsel bölümden oluşuyor: Dalga (sanat müzesi), açık hava tiyatrosu ve kamusal alan. Kompleksteki her alan çevredeki plaj ile bağlantılı olarak ortaya çıkıyor. Sanat müzesi, denizin üzerinde yüzen bir yapı olarak göğe doğru yükseliyor. Binanın merkez alanı ayrıca denize bakan üç açık teras ile biçimleniyor. Bu alan, ziyaretçilerin doğa manzaralarının ve seslerin tadını çıkarmasına olanak tanıyor.

    Binanın dış yüzeyinde parametrik tasarım kullanılırken alüminyum plakalar doğa ile yapı arasında farklı koşutluklar meydana getiriyor.

    ​Kaynak: Designboom

    0
    0
    1551
  • 15-08-2020

    Japon sanat kolektifi Teamlab, salgın nedeniyle daha izole ve sınırlı bir hayat yaşamaya başlayan insanlar için yeni bir proje gerçekleştirdi. Teamlab, yeni çalışması “Flowers Bombing Home” ile birlikte herkesi bir kâğıt parçasına, akıllı telefonlara veya bir bilgisayara çiçek çizmeye ve onu dijital platformlara yüklemeye davet ediyor. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanlar tarafından çizilen çiçekler, bu dijital proje ile başka bölgelerdeki insanların evine konuk oluyor ve ortaya çok daha kolektif bir çalışma çıkıyor. Çiçeklerin yaprakları ekranda sallandıkça, tüm bu unsurlar birlikte tek ve bütün yeni bir sanat eseri meydana getiriyor.

    Kişisel varlığımızın aslında dünyaya bağlı olduğunu gözler önüne seren kolektif, yeni çalışması ile birlikte evinizdeki televizyonu, doğayı odanıza taşıyan ve sürekli değişen bir dijital sanat eserine dönüştürüyor. Dünyanın her yerinden insanlar tarafından ulaşılabilecek eser, rengârenk çiçekleri size getiriyor ve tüm bu çiçekleri evinizden görme imkânı sağlıyor.

    “Flowers Bombing Home” isimli proje salgın sona erene dek devam ettirilecek.

    ​Kaynak: Designboom

    https://www.youtube.com/watch?v=8lujkwMnVDs

    0
    0
    1339
  • 14-08-2020

    The Guggenheim Museum, son dönemin yükselen yıldız ressamlarından biri olan Amoako Boafo tarafından üretilen bir portreyi koleksiyonuna kattı. İlgili açıklama geçtiğimiz Çarşamba günü sanatçının birlikte faaliyet yürüttüğü Mariane Ibrahim Gallery’den geldi. 

    Boafo'nun ticari markası ve canlı renklerle boyanmış tarzıyla işlenen büyük boyutlu bir portre çalışması olan Joy Adenike (2019), The Guggenheim Museum’un koleksiyonuna girerek genç sanatçının kariyerindeki yükselişini de gözler önüne serdi. Mariane Ibrahim Gallery sözcüsüne göre, Guggenheim bu konudaki satın alma sürecini geçtiğimiz yıl Miami Beach fuarında düzenlenen Art Basel ile birlikte başlattı.

    Çalışmalarına Accra ve Viyana’da devam eden Boafo, geçtiğimiz yıl Amerika’daki ilk kişisel sergisini gerçekleştirmişti. 2019'un sonuna gelindiğiyse Boafo, Nina Chanel Abney küratörlüğünde Jeffrey Deitch Los Angeles'ta gerçekleştirilen bir grup sergisine katıldı. Bunun ardındansa Miami Beach'teki Art Basel'de Mariane Ibrahim Gallery ile solo bir stantta temsil edildi. Boafo son olarak Rubell Müzesi'nin açılış sanatçısı seçildi.

    Satın alma, geçen ay müzenin üst yönetiminden bir kişinin ırkçı ve taciz ile suçlanmasının ardından gerçekleşti. Suçlamalar, müzede bir serginin küratörlüğünü yapan ilk Siyah kadın olan Chaédria LaBouvier'in, müzenin 2019’daki Jean-Michel Basquiat sergisi sırasında baş küratör ve sanat yönetmeni Nancy Spector'ı düşmanca bir çalışma ortamı yaratmakla itham etmesinin ardından ortaya çıktı. LaBouvier, Spector ile çalışmayı "hayatının en ırkçı mesleki deneyimi" olarak nitelendirdi.

    ​Kaynak: Artsy

    0
    0
    990
  • 14-08-2020

    Sofia Coppola ve Bill Murray, birlikçe çalıştıkları Lost in Translation’dan sonra yeniden bir araya geliyor. Tokyo’nun parıltılarını New York’a getiren On The Rocks’ta, Murray ile Rashida Jones gecenin orta yerinde bir baba ile kızı olarak ekranlara çıkıyor.

    Mutlu bir yazar gibi görünen ve bir anne olan Jones’un Laura’sı, zaman içinde hayattaki seçimleri ve kocasının onu aldatıp aldatmadığı üzerine sorular sormaya başlayan bir karakterdir. Felix’e hayat veren Murray ise Laura’nın babası ve bir sanat simsarıdır. Birlikte uzun bir geceye hazırlanan bu ikili, bol sohbet, bol kahkaha ve bolca içki ile dolu bir geceye bırakır kendini.

    Konuyla ilgili EW’ye açıklama yapan Coppola, “Ben bu filmimle birlikte biraz daha hafif, samimiyet ve eğlence içeren bir şeyler yapmak istedim,” ifadelerini kullanıyor. Yönetmen ayrıca Tootsie ve The Thin Man'in bu filmin "sofistike komedisi" için kendisine ilham verdiğini de belirtiyor. “Felix içeri giriyor ve Laura’yı savunmasız yakalıyor, bu yüzden de onda bir paranoyaya neden oluyor. Ona kendi bakış açısını sunuyor ve onu uzun bir maceraya sürüklüyor."

    Filmden yayımlanan ilk görsellerde Felix ve Laura'nın derin bir sohbete daldığı görünüyor. Bir başka görselde ise Laura ile kocası (Marlon Wayans) bir akşam yemeği sırasında gözümüze çarpıyor.

    On the Rocks, A24 üzerinden sinemalarda olacak ve Ekim ayında Apple TV+ üzerinden satışa sunulacak. Bu, Coppola'nın bir dijital platformla ilk iş birliği olacak.

    ​Kaynak: The Film Stage

    0
    0
    1112
  • 14-08-2020

    Burning Man'in pandemi nedeniyle bu yıl iptal edilmesinin ardından festival organizatörleri, etkinliğin geleceğini güvence altına almak amacıyla bir kampanya başlattı. Buna göre kampanya kapsamında bağışçılar, festivalin giriş ücreti olan 475 dolar’ı belirtilen fona yatırarak organizasyonun geleceği için yardımda bulunabiliyor.

    Tüm maddi olanaksızlıklara rağmen Burning Man’in 2021 yılında Black Rock Desert’teki organizasyonuyla ziyaretçilerin karşısına çıkacağını belirtiliyor.

    Konuyla ilgili yapılan açıklamalarda şu ifadeler kullanılıyor:

    “Ne yazık ki 2020'de Black Rock Desert’te bir araya gelemeyeceğiz. Bu Burning Man Projesi için eşi görülmemiş bir gelir kaybına neden olacak olsa da iyimser olmaya gayret ediyoruz. Black Rock City 2021'i gerçekleştirmek ve önümüzdeki yıl da hayati önem taşıyan çalışmalarımıza devam etmek için, harcamalarımız ve personel kesintilerinden sonra ihtiyaç duyacağımız kritik altyapıyı korumaya kararlıyız. "

    Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Burning Man, bu yılın başlarında yeni sanal etkinlik platformu Kindling’i duyurmuştu. Ziyaretçiler bu sanal platform üzerinden festival ile bağlarını sürdürebilir ve çeşitli biçimlerde ondan faydalanabilecekler.

    Konuyla ilgili daha fazla bilgi ve bağış yapmak için ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Kaynak: Dancing Astronaut​

    0
    0
    1182
  • 14-08-2020

    Avustralyalı fotoğrafçı Christian Spencer, Winged Prism başlıklı fotoğraf serisinde kuş fotoğrafçılarının her zaman gözdesi olan sinek kuşlarının, kanatlarında ortaya çıkan gökkuşağı renklerini fotoğraf karelerine yansıtıyor.

    2001 yılından bu yana Brezilya’daki Itatiaia National Park civarında gerçekleştirdiği turlarda birçok doğa fotoğrafı çeken Spencer, nefes kesici bir fenomenle karşılaştı. Sanatçı, kadrajına takılan sinek kuşlarının kanatlarından her güneş ışığı geçişinde kuşun tüylerinin gökkuşağına döndüğünü ve bir prizma etkisi yarattığını keşfetti.

    Christian Spencer'ın bu fotoğraf serisi, doğanın ustalığını ve mükemmelliğini açıkça gösteriyor. Oldukça hızlı bir şekilde kanat çırptıkları bilinen bu sürat-sever kuşlar, bir noktadan diğerine saatte 34 milin üzerinde (saatte 54,72 kilometre) hareket edebiliyorlar.

    Uzun süre sinek kuşlarını gözlemleyen Spencer, onları doğrudan fotoğraflamak yerine arka taraftan güneş yansırken çekerse, kanatlarında bir prizma efekti oluştuğunu ve tam bir gökkuşağı ortaya çıkardıklarını fark etti. Daha sonra çalışmalarını sürdüren sanatçı, gökkuşağı renklerinin daha da ön plana çıkması için doğru açı üzerinde çalıştı. Usta fotoğrafçı, zaman içinde kuşların silüetini ve arkalarındaki bitki örtüsünü de kapsayacak şekilde kadrajını geliştirdi. 

    Seri genel olarak görünmez orkestrasyon evrenini sergiliyor ve çıplak gözümüzle göremediklerimizi bizim için görünür kılıyor.

    Christian Spencer’ın Instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz.

    ​Kaynak: Designboom

    0
    0
    6545
  • 14-08-2020

    Tayland asıllı İtalyan illüstratör Elisa Macellari, Yayoi Kusama’nın sanatsal yolculuğunu anlattığı KUSAMA: A Graphic Biography adlı bir çizgi roman hazırladı.

    128 sayfalık çizgi roman, sanatçının gerçek bir biyografisini sunuyor. Kusama’nın çocukluğunu, genç bir sanatçıyken Japonya’dan ayrılışını, 1960'larda hareketli New York sanat ortamını, eve dönüşünü ve uluslararası şöhrete nasıl kavuştuğunu anlatıyor. 400 illüstrasyondan oluşan kitapta sanatçının puantiyelerine, doğadan ilham aldığı desenlerine ve ikonik işlerine de yer verildi.

    KUSAMA: A Graphic Biography, Laurence Kingtarafından 15 Eylül’den itibaren satışa sunulacak.

    Kaynak: somewhere

    0
    0
    1559
  • 13-08-2020

    Geçtiğimiz hafta Andy Warhol ile ilgili çekilecek filmin yapımcılığını Jared Leto’nun üstlendiği haberi doğrulanmıştı. Bu hafta ise hakları 2016’da satın alınan filmin başrolünde de Leto’nun yer alacağı açıklandı.

    Biyografinin yapımcılığını Michael De Luca ile birlikte üstlenen Leto, senaryo üzerinde The Wolf of Wall Street ve Boardwalk Empire gibi eserleri kaleme alan Terence Winter ile birlikte çalışacak. Şu an için herhangi bir detay basınla paylaşılmazken filmin yayın tarihi ile ilgili de resmi bir açıklama yok.

    Filmin temel olarak 2016 tarihli Victor Bockris'in Warhol: The Biography adlı eserine dayandığı açıklanmıştı. Ancak Leto’nun üzerinde çalıştığı projenin bu kitabın bir uyarlaması mı yoksa orijinal bir çalışma mı olduğu konusundaki belirsizlik sürüyor. Buna karşılık Leto, yapımla ilgili şu ifadelerde bulundu:

    “Evet, yeni filmimde Andy Warhol'u oynayacağım doğru. Bu önemli fırsat için çok minnettar ve heyecanlıyım. Geçmiş doğum günün kutlu olsun Andy! Seni ve dehanı özlüyoruz!”

    ​Kaynak: Somewhere Magazine

    0
    0
    1416
  • 13-08-2020

    Elisabeth Moss, Love and Squalor Pictures yapım şirketi ve Blumhouse ile birlikte yeni bir proje üzerinde çalışıldığını duyurdu. Altın Küre ve Emmy ödüllü Moss, esas olarak Virginia Feito’nun Mrs. March isimli gerilim romanına dayanan projede bizzat yer alacak.

    Mrs. March, kocasının yazdığı çoksatar romandaki baş karakterin kendisi olduğundan şüphelenmeye başlayan ve Yukarı Doğu Yakası’nda yaşayan bir ev hanımının hikâyesine odaklanıyor.

    Romanın yazarı Feito, proje kapsamında senaryo ve yönetici yapımcılık görevlerinde yer alacak. Moss, Lindsey McManus, Love and Squalor yapımcılığı; Jason Blum ve Blumhouse için prodüksiyonu; Carla Hacken ve Bea Sequeira ise diğer yönetici yapımcılık görevlerini üstlenecek.

    Konuyla ilgili bir değerlendirmede bulunan Moss, şu açıklamalarda bulundu:

    “Virginia'nın romanını bir oturuşta okudum ve ondan o kadar çok etkilendim ki onu filme almam ve Mrs. March’ı oynamam gerektiğini hissettim. Bir karakter olarak büyüleyici, karmaşık ve son derece insani; dişlerimi ona geçirmek için sabırsızlanıyorum. Mrs. March, Love And Squalor Pictures'ın yapmak için kurulduğu, kadınların bir lider konumunda olduğu son derece ilgi çekici ve meydan okuyucu bir proje. Bir yapım şirketi olarak, Blumhouse ile ortak çalışmamızı duyurmaktan büyük bir heyecan duyuyoruz. ABD'de Jason'la The Invisible Man'de birlikte çalıştıktan sonra onun yaratıcılığı ve zekâsı beni sürekli şaşırttı. Jason Blum, hikâye anlatma konusunda çok güçlü ve kişisel olarak Blumhouse ailesinde olmaktan onur duyuyorum.”

    Mrs. March kitabı, Liveright tarafından Ağustos 2021’de Amerika’da satışa sunulacak.

    ​Kaynak: Deadline

    0
    0
    993
  • 13-08-2020

    1996 yılından beri Birleşik Krallık’ta yayımlanan kadın yazarların kurgu kitaplarına armağan edilen Women’s Prize for Fiction, 25’inci yıl dönümünü kadın yazarlara adlarını geri veren #ReclaimHerName adlı koleksiyonla kutluyor.

    Tarih boyunca kadın yazarlar ciddiye alınmak ve kitaplarının basılması için takma erkek isimleriyle kitaplarını yayımladı. Women’s Prize for Fiction, Baileys sponsorluğunda hazırlanan koleksiyon ile takma isimle yayımlanan 25 kitabı, bu yazarların kendi isimleriyle basarak hak ettikleri onuru onlara geri verme kararı aldı. Yazarlar arasında dünyaca ünlü roman Middlemarch’ın yazarı Mary Ann Evans yani bilinen adıyla George Eliot, Violet Paget’in ya da Vernon Lee’nin A Phantom Lover’ı gibi romanlar ve yazarları yer alıyor.

    Women's Prize for Fiction'ın kurucu direktörü Kate Mosse, ödülün 25. Yıl dönümünü "kutlamanın güzel bir yolu" olduğunu belirtti ve girişimin "kadınları güçlendirme, konuşmaları ateşleme ve hak ettikleri takdiri almalarını sağlama" sürecini sürdüreceğini söyledi.

    Kitaplar, daha fazla kişiye ulaşabilmesi için e-kitap olarak indirilebiliyor. Koleksiyon setleri ise fiziki olarak ülkede seçilen bazı kütüphanelere bağışlanaca

    0
    0
    1021
DAHA FAZLA
Geldanlage