
SPOT Projects, Senkron Eş Zamanlı Video Sergileri kapsamında Eda Şarman’ın “sudan dünya” isimli sergisini 30 Nisan tarihine kadar sanatseverle buluşturuyor.
SPOT Destek Fonu 2021 kapsamında hayata geçirilen sergide Eda Şarman’ın ilk kez sergilenecek iki videosu ve bir de yerleştirmesi bulunuyor. İşlerinde mekânlarla ayırt edilemez hâle gelmiş hikâyeleri, efsaneleri, ritüelleri ve yapısal gücün izlerini hatırlamaya ve ayıklamaya çalışan sanatçı, üretimleriyle doğrusal bir zaman ve sınırlı mekân algılarını sorguluyor.
Mimari, fenomenoloji ve “tentacular thinking” üzerine yoğunlaşan pratiğiyle, mekânları birer organizma olarak algılamayı öneren Şarman’ın bu sergisinde ciğerlerim su arzular istavrit oksijen arar (2020) ve su kenarında susuz, önümde bir yılan (2019) adlı iki videosu ile gırtlağımda bir ağırlık (2021) adlı yerleştirmesi yer alıyor.
Eda Şarman’ın işlerinden oluşan “sudan dünya” başlıklı sergi 30 Nisan tarihine kadar pazartesiden cumaya 11:00 - 18:00 saatleri arasında SPOT Projects’in Karaköy Juma Art’ta yer alan mekânında görülebilecek.
Bilsart, Elgiz Müzesi, Mixer, Versus Art Project organizasyonuyla gerçekleşen “SENKRON”, 30 Nisan tarihine kadar Türkiye'den 49 galeri, müze ve inisiyatifin yer aldığı sergi ve etkinlikler ile izleyicilerle buluşacak.
İngiliz yayıncı ve editör Amanda Wood; New York’ta yaşayan tasarımcı ve illustratör Vikki Chu ve Avustralyalı sanatçı Bec Winnel’ın ortak çalışmasıyla hazırlanan miniklerin birbirinden tatlı rüyalar görmesine katkı sağlayan “Mini Hayvan Masalları Serisi”nden İyi Geceler Minik Panda ve İyi Geceler Minik Tavşan, Meraklı Tilki Kitaplığı tarafından yayımlandı.
Kitaplar, doğal yaşamın içinden gelen konularıyla 2 yaş ve üzeri çocukların gelişimini destekliyor. Yumuşak tonlarda görsel tasarımları ve basit hikâyeleri ile minikleri huzurlu bir uykuya hazırlamayı amaçlıyor.
“Minik Panda akşam yemeğini yemek istemiyormuş. Çünkü pek tatsız tuzsuzmuş. Ama diğer hayvanlar ona kendi yiyeceklerinden ikram ettiklerinde, her öğün yediği bambunun o kadar da kötü olmadığını düşünmeye başlamış...
Yuvasından ilk defa dışarıya çıkan Minik Tavşan o gün bir tavşan olmak için ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olduğunu öğrendi; dinlemek için kıpır kıpır ve upuzun kulakları, koklamak için minicik ve hassas bir burnu, zıplamak için kocaman ve güçlü ayakları varmış…”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) bünyesinde, kültür-sanat etkinliklerine erişim ve katılım imkânlarını artırmayı amaçlayan İKSV Alt Kat, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Zorlu Holding desteğiyle atölye çalışmaları gerçekleştirecek. Salgın sebebiyle23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı evlerinde karşılayacak olan çocuklara, müzik, görsel sanatlar ve tiyatro alanlarında farklı yaş gruplarına özel hazırlanan atölyelerle bayram coşkusunu yaşatmak amacıyla gün boyu aileleriyle birlikte katılabilecekleri çevrim içi atölyeler yapılacak.
23 Nisan Cuma günü 11.00 - 11.45 saatleri arasında İKSV tarafından kurulan Birlikte Güçlü Sesler Korosu koristi ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Piyano Bölümü Öğrencisi Sera Çamaş tarafından “Sera Çamaş ile Beden Müziği ve Ritim Atölyesi” gerçekleştirilecek. Bu atölyede çocuklar 23 Nisan sabahına müzikle ve canlı ritimlerle başlayıp hep birlikte öğrenecekleri keyifli bir şarkıya, bedenleriyle ritim yaparak eşlik edecekler. Zoom üzerinden gerçekleştirilecek atölyeye 3 yaş ve üzerindeki çocukların tek başlarına veya isterlerse aileleriyle birlikte katılabilecekler.
13.00 - 14.00 saatleri arasında Atölye Pikolo tarafından hazırlanan “Atölye Pikolo ile ‘Bütün Renkler El Ele’ Sanat Atölyesi” 6 yaş ve üzeri tüm çocuklar ve ebeveynlerinin katılıyla gerçekleşecek. Zoom üzerinden düzenlenecek bu atölyede Hollandalı ressam Piet Mondrian, Meksikalı sanatçı Frida Kahlo, Amerikalı sanatçı Roy Lichtenstein ve Türk ressam Semiha Berksoy’un eserlerinden ilhamla çocuklar krikami tekniği ile resmi bir araya getirecek kâğıttan el ele tutuşan cam süslemeleri yapacaklar. Dünyanın farklı ülkelerinden bu dört farklı sanatçıyı ve onların eserlerinde kullandıkları renkleri, şekilleri, desenleri, teknikleri inceleyecek ve ebeveynlerin asistanlığında 23 Nisan’ı kutlamak için kendi pencere süslerini tasarlayacaklar.
Günün son etkinliği olan “Sevinç Erbulak ile ‘Bir Hayal Bir Oyun’ Atölyesi” ise 15.00 - 16.00 saatleri arasında Zoom üzerinden gerçekleştirilecek. İKSV tarafından 2019’da yayımlanan Tiyatro’da Bir Gün çocuk kitabının yazarı ve oyuncu Sevinç Erbulak, 8 yaş ve üzeri çocukların katılımıyla 23 Nisan’da çocuk olmak, hayaller ve oyun üzerinden bol sohbetli ve eğlenceli bir atölye yürütecek. Etkinlikte Zorlu Holding’in “Bir Hayal Bir Oyun” Öykü Yarışması’nda birinci seçilen Acayip Teknolojik Masallar öyküsü okunacak ve öyküden ilham alan yaratıcı bir sohbet yapılacak.
23 Nisan Cuma günü Zoom platformu üzerinden ücretsiz bir şekilde gerçekleştirilecek çevrim içi atölyelere buradan kayıt olarak katılabilirsiniz.
Bilsart, Mixer küratörlüğünde gerçekleşen “Lens’21” sergisi kapsamında Ali Şentürk’ün hafif derinlikte açığa çıkan birtakım ihtimaller isimli çalışmasını 30 Nisan tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor. Bunun yanı sıra Fırat Arapoğlu moderatörlüğünde “Video İhtiyacı: Zaman - İmaj Donanımı” başlıklı 21 Nisan (bugün) ve 28 Nisanda olmak üzere iki panelden oluşan çevrim içi konuşma dizisi programı gerçekleştirilecek.
2010 - 2011 yıllarında gerçekleşen Ali Şentürk’ün bu düzenlemesi, iki dolap ve üç videodan oluşuyor. Sağ ve solda bulunan iki dolaptan birincisinde bazen gergin bazen sakin bir şekilde etrafı izleyen gözler, ikincisinde ise kendini stres içinde sıkıp bırakan eller yer alıyor. Son yıllarda neredeyse tüm dünyada tecrübe edilen belirsizlik, tedirginlik ve yeni hayatta kalma stratejileri insanlara alışık olmadığı bir düzensizlik öğretti. Hafif derinlikte açığa çıkan birtakım ihtimaller çalışması, intiharın ilk 5 dakika ve 5 yılı arasındaki kısa zaman diliminin bir duygu dökümü denebilir. Genellikle devlet dairelerinde kullanılan metal evrak saklama dolapların yer aldığı yerleştirmede dolap; soğuk, karanlık ve her türlü sır gibi içerideki olasılıkların saklanılabileceği bir yer işlevi görüyor.
“Video İhtiyacı: Zaman - İmaj Donanımı” ana başlıklı iki panelden oluşan çevrim içi konuşma dizisi programı Fırat Arapoğlu moderatörlüğünde düzenlenecek. Necmi Sönmez, Alin Taşçıyan, Devrim CK - Alper Şen (Rantistanbul), Hande Şekerciler - Arda Yalkın (ha:ar), Ahmet Rüstem Ekici ve Marcus Graf’ın konuşmacı olarak yer alacağı program Teori ve Pratik başlıklı iki panel şeklinde gerçekleşecek. Teori bölümü 21 Nisan (bugün) saat 16:00’da Pratik bölümü ise 28 Nisan saat 16:00’da yapılacak. Başlangıcından bugüne video sanatının doğasını araştıran panel serisinde video sanatı sanatsal bağlam içinde ve dışında incelenecek.
Otobiyografik romanı Sekiz Dağ ile uluslararası çapta bilinirlik ve pek çok ödül kazanan Paolo Cognetti’nin öyküsünü anlatmaya devam ettiği kitabı Bıldırcın Karı – Dağ Günlükleri, Yelda Gürlek’in çevirisiyle Kafka Kitap’tan çıktı.
Paolo, şehir yaşamının onun için bunaltıcı bir hâl aldığı bir zamanda İtalyan Alpleri’ne kaçar ve bu kaçışın üzerinden on yıl geçtikten sonra döndüğü dağ evi sayesinde yaşamı yeniden keşfetmeye koyulur. Hiçliğin ortasında edindiği dostlar, yabani yaşam, durmaksızın yağan kar ve yalnızlığın kesif sessizliği hakim olur bu anlatıya.
Cognetti’nin lirik anlatımıyla doğanın gücünü, sürekli sorgulayan bir aklın gerekliliğini ve insan ruhunun direncini kısacık bir kitapta anıtlaştırıyor. Tıpkı ona ismini veren kar türü gibi, yalnızca birkaç saat sürse de olanca gücüyle bastırıp mevsimi değiştirmeye yetiyor.
“Kesintiye uğrayan ilkbaharın çiçekler, böcekler ve etrafta gördüğüm kuşlar için bir haksızlık olduğunu düşünerek kendi kendime onlara ne olacağını sorarken Rigoni Stern’in geç gelen karların sınıflandırmasını yaptığı bir öyküsünü buldum. Martta yağan “kırlangıç karı”, nisandaki “gugukkuşu karı” ve sonuncusu da “bıldırcın karı” idi. “Kuzeyden gelen bir bulut kümesi, bir esinti, aniden düşen hava sıcaklığı ve işte, mayıs karı. Sadece birkaç saat sürer, ama bu süre yuvalarındaki kuşları ürkütmeye, kovanlarının dışındayken baskına uğrayan arılara ölüm saçmaya ve doğurmayı bekleyen dişi karacaları endişelendirmeye yeter.”
Fotoğraf: © Maki Galimberti
Pera Müzesi, güncel sergisi “Zevk Meselesi” kapsamında Hayırlı Evlat ile 21 Nisan saat 19.00’da (bu akşam) Zoom uygulaması üzerinden çevrim içi bir söyleşi gerçekleştirecek. Sanatçının üretim pratiğine ve kitsch kavramıyla ilişkilenme biçimlerine odaklanan “Hayırlı Evlat’ı Yakından Tanıyalım” başlıklı söyleşinin moderatörlüğünü küratör Ulya Soley yapacak.
Kitsch kavramının günümüz görsel kültürüyle kurduğu yakın ilişkiye ve beğeninin şekillenmesindeki kritik rolüne odaklanan “Zevk Meselesi” başlıklı sergide Bırak Kendini (2019) videosuyla yer alan Hayırlı Evlat’ın bu çalışması anket sonuçlarına göre yıllardır Türkiye’nin en mutlu şehri seçilen Sinop’tan yola çıkarak yazılan bir pop şarkısı ve video klipten oluşuyor. Sanatçının Sinoplulara yönelttiği soruların yanıtlarına göre, turizm şirketlerinin işine yarayan bu istatistik gerçek değil. Türkiye’nin siyasi ortamında mutlu olmayı “yumuşak bir direniş” olarak tarif eden Hayırlı Evlat, kumsaldan ormana, oradan sahilde bir okey masasına ve son olarak rakı sofrasına uzanan bu videoda ortaya koyduğu sahte oyunculuklarla turizm reklamlarında yaratılan mutluluk tablolarına gönderme yapıyor.
“Senkron: Eş Zamanlı Video Sergileri” kapsamında düzenlenen bu etkinliğe katılmak için buradan kayıt olabilirsiniz.
Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli’nin küratörlüğünde, Arter Koleksiyonu’ndan çoğu müzikle güçlü bağlar kuran 23 yapıtı bir araya getiren “Dinleyen Gözler İçin” başlıklı grup sergisinin kitabı Arter Yayınları tarafından yayımlandı.
2 Ocak 2022’ye kadar ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek olan “Dinleyen Gözler İçin”, Arter’in “Sesli Dizi” serisi kapsamında düzenlenen üçüncü sergisi. Sergi, ziyaretçileri galeri alanına hâkim olan sessizliğin içinde yapıtlardan yükselen “sesleri” keşfetmeye ve hayal etmeye davet ediyor.
John Cage’in “mutlak bir sessizliğin imkânsızlığına” odaklanan önermesinin izinden giden sergiyle aynı başlığı taşıyan yayın, Arter Kurucu Direktörü ve serginin küratörü Melih Fereli ile Süreyyya Evren tarafından hazırlandı. Kitap Fereli’nin, John Cage’in müzikte olduğu kadar tüm sanatsal üretiminde sessizlik, belirsizlik ve rastlantısallığı bir arada kullanan deneysel yaklaşımını ele aldığı yazısıyla açılıyor. Kitap ayrıca 2019’da elektro-akustik müziğe katkılarından dolayı SEAMUS Ödülü alan besteci Gordon Mumma’nın kaleme aldığı bir metin, Hasan Cem Çal ve Furkan Keçeli’nin “buluntu ses” kavramına odaklanan yazıları ile John Cage’in Silence [Sessizlik, 1961] ve A Year From Monday [Pazartesiden Bir Yıl Sonra, 1963] başlıklı kitaplarından derlenen kısa öykülere yer veriyor. Tasarımını Vahit Tuna’nın yaptığı yayında, Hadiye Cangökçe’nin ve flufoto’dan Barış Aras ve Elif Çakırlar’ın çektiği yapıt ve sergiden görünüm fotoğrafları da bulunuyor.
Dinleyen Gözler İçin başlıklı kitap, Arter Kitabevi’nden satın alınabilir veya kitabevi@arter.org.tr e-posta adresi üzerinden sipariş edilebilir. Salı-Cuma günleri arasında 11:00–17:00 saatlerinde ücretsiz ziyaret edilebilen Arter Kütüphanesi’nde kitabı inceleyebilirsiniz.
Künye:
1. Carles Santos
Parçalanmış Piyano ve Fotoğrafı
2008
Parçalanmış piyano, renkli fotoğraf
Arter Koleksiyonu
Dinleyen Gözler İçin sergisinden
Fotoğraf: flufoto
2. Osman Dinç
Ahlat’a Ağıt
1984–2014
Nota sehpaları, siyah beyaz fotoğraflar
80 adet fotoğraf; 13 × 18 cm (her biri)
80 adet nota sehpası; 116,5 × 43 × 43 cm (her biri)
Arter Koleksiyonu
Dinleyen Gözler İçin sergisinden
Fotoğraf: flufoto
Vision Art Platform, “Senkron” kapsamında “Beyond Vision/Görünenin Ardında” başlıklı çevrim içi sergisini sanatseverlerle buluşturuyor. Sergide Gökhan Balkan, Mehmet Öğüt, Özgün Şahin ve SABO’nun eserleri yer alıyor.
Çevrim içi ve 3d olarak deneyimlenmek üzere hayata geçirilen sergi, Vision Art Platform’un Akaretler’deki yeni mekânında gerçekleşen ilk sergi olma özelliği taşıyor. Sergide Mehmet Öğüt’ün kâğıt üzerine yakma tekniğiyle oluşturduğu resimleri, Özgün Şahin’in “Müşterek Alanda Kusursuz Tekrar” videoları ve tuval üzerine yağlı boya çalışmaları, Sabo’nun John Fowles’tan esinlenmiş Magus serisi resimleri, Gökhan Balkan’ın kültür ve doğayı insan sonrası bir perspektifle ilişkilendiren kayıt üzerine UV baskı işleri yer alıyor. Sergideki bu yöntemsel çeşitlilik, görünenin akışkan varlıkla ilişkisini sorguluyor ve kavramsal bir birlik yaratıyor.
“Beyond Vision/Görünenin Ardında” akışın, tekrarın, dönüşümün, yaşam döngüsünün göze getirilmesinde imgenin imkânlarını sorguluyor. Bu döngü fikri Mehmet Öğüt’te ontolojik bir bağlama yerleşirken Özgün Şahin’de kentsel, Gökhan Balkan’da ekolojik, Sabo’da edebi bir derinlikte köklerini buluyor.
“Beyond Vision/Görünenin Ardında” sergisi 15 Mayıs tarihine kadar buradan 3d tur ile çevrim içi olarak görülebilir.
Künye:
1- Mehmet Öğüt, Hürmüz, 2019, Pyrogravure / Kâğıt Üzerine Yakma Tekniği, 85 cm x 115 cm (çerçeveli)
2- Sabo, The Magus / Büyücü, 2016, Tuval üzerine yağlıboya, 50 x 50 cm
3- Gökhan Balkan, Kingdom Within A Kingdom / Krallık İçinde Krallık, Mat Fibre Kağıt Üzerine Fine Art Baskı, 1 + AP , AP, 110 x 115 cm
4- Özgün Şahin, Flawnes Repeat in the Collective Area II / Müşterek Alanda Kusursuz Tekrar II, 2019, Video, 5 dk (sonsuz döngü), 2160 x 2160 piksel renkli video, 5.1 kanal çevresel ses Dolby Surround
Edward W. Said’in Batı “yüksek kültürü”nün emperyalizmle ilişkisini sorgularken bu ilişkiyi ortaya çıkarmaya çalıştığı; buna maruz kalanların, sömürgeleştirilenlerin emperyalizme düşünsel ve edebi direnişlerini incelediği Kültür ve Emperyalizm, Necmiye Alpay’ın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.
Kültür ve Emperyalizm, Edward W. Said’in Şarkiyatçılık’la başladığı tasarının bir parçası. Said, kitaptaki incelemelerde Batı romanı ve müziğine; Joseph Conrad, Jane Austen, Charles Dickens, Rudyard Kipling, Albert Camus, André Gide gibi yazarların yanı sıra Verdi’nin Aida’sına yoğunlaşıyor. Ele alınan yapıtların emperyalizme (varsa) neler borçlu olduğunu, içinde yer aldıkları emperyal dünyayı, sömürgeleri, sömüren ile sömürülen arasındaki ilişkileri ne ölçüde ve nasıl yansıttıklarını, yansıtmadıkları takdirde neleri görmezden geldiklerini gösteriyor, romanı (ve sanatı) “dünya”ya bağlayan hatları vurguluyor.
Öte yandan İngiliz ve Fransız emperyalizmine maruz kalmış eski sömürgelerde gelişen kurtuluş ve bağımsızlık mücadelelerine eşlik etmiş antiemperyalist düşüncelerin, kuramsal ve edebi tepkilerin içeriklerini araştırıyor ve ulusçuluk, yerlicilik gibi ideolojilerin zaaflarını ve sömürgelikten çıkmış ülkelerdeki “iktidar patolojileri”nin sonuçlarını ele alıyor. Said, her iki dünyaya mensup ama ikisine de tam ait olmayan biri olarak, bir yanda tahakkümün öbür yanda “içine kapanma”nın alternatifi üstüne düşünüyor.
Kundura Sinema’nın çevrim içi izleme platformu Kundurama “Rüyanın Öte Yakası” isimli yeni seçkisini sinemaseverlerin beğenisine sundu. İzleyicinin hafızasını, zihnini ve duygularını harekete geçirmeye hazır ikisi kısa olmak üzere üç filmin yer aldığı seçkinin küratörlüğünü New York merkezli bağımsız ve deneysel film platformu Kinescope’un kurucusu ve sinema yazarı Pawel Wieszczecinski yaptı.
Seçki kapsamında İngiliz sanatçı ve yönetmen ikili Daniel & Clara’nın 2019 yapımı belgeselleri Notes From A Journey / Bir Yolculuktan Notlar ve Berlin ve Cannes festivallerinin geleceğin yönetmenlerinden biri olarak işaret ettiği ve programlarıyla desteklediği Hindistanlı Payal Kapadia’nın Afternoon Clouds / Öğleden Sonra Bulutlar (2017) ve And What Is The Summer Saying / Ve Yaz Ne Söyler ki… (2018) adlı ödüllü kısaları izleyiciyle buluşacak.
Kundura Sinema ve Kinescope ortaklığında hazırlanan “Rüyanın Öte Yakası” seçkisindeki filmler 19 Temmuz tarihlere kadar Kundurama’da Türkçe altyazıyla ücretsiz bir şekilde izlenebilecek. Seçki hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.