
Arter Öğrenme Programı, Arter’in arka bahçesinde farklı yaş gruplarına yönelik çocuk atölyeleri gerçekleştirecek. “Sergi Dedektifleri Arka Bahçede!” başlıklı atölye 18 Eylül’de “Arka Bahçede Perküsyon Atölyesi” başlıklı etkinlik ise 25 Eylül’de düzenlenecek.
Arter’in arka bahçe alanında açık havada gerçekleştirilecek çocuk atölyeleri, herkesin yaratıcı sürecin parçası olabileceği bir ortamı mümkün kılmayı amaçlıyor. Katılımcıların çağdaş sanatı keşfedip yorumlarken çeşitli malzeme ve üretim araçlarıyla yaratıcı süreçleri deneyimleme fırsatı yakalayacakları atölyeler, Arter’in güncel sergilerinden hareketle şekilleniyor ve her çocuğun kendi bakış açısını paylaşmasına özen gösteriyor.
“Sergi Dedektifleri Arka Bahçede!” başlıklı atölye çalışması 18 Eylül 2021 Cumartesi günü saat 14:00’te düzenlenecek. Atölyede 7 - 11 yaş aralığındaki çocuklar sanat eserlerine bir dedektifin büyütecinden bakacaklar. Katılımcılar Arter’in arka bahçesinde üretecekleri hayali büyüteçler ve soru kartlarıyla sergilerde yer alan yapıtları keşfedecekler.
“Arka Bahçede Perküsyon Atölyesi” 25 Eylül 2021 Cumartesi günü 14:00’te Amy Salsgiver ile Nihal Saruhanlı’nın yürütücülüğünde gerçekleşecek. Atölyede 8 - 11 yaş aralığındaki çocuklar, Arter’de sergilenen yapıtlardan yola çıkarak müzik yapacaklar. Çocuklar “Bir sanat yapıtı konuşabilseydi bize neler anlatırdı? Hikâyesi ne olurdu? Nasıl bir ses çıkarırdı?” gibi soruların peşine düşecek. Katılımcılar hayal ettikleri hikâyeler etrafında bedenleri ve enstrümanları aracılığıyla bir perküsyon orkestrası oluşturacaklar.
Her etkinliğe 12 çocuk katılabilecek. Etkinliğin biletlerini Arter’den temin edilebilir ya da 0212 708 58 01 numaralı telefondan ve biletler@arter.org.tr adresi üzerinden rezervasyon yaptırılabilirsiniz. Ayrıca çocukların yetişkin eşlikçisi etkinlik gününde Arter sergilerini gün boyunca ücretsiz olarak ziyaret edebilecek.
Künye:
1- Füsun Onur, Opus II – Fantasia, Küratör: Emre Baykal, 2001 [2021], Arter Koleksiyonu, Sergiden görünüm, 2021, Fotoğraf: flufoto
2- Amy Salsgiver, Nihal Saruhanli (Foto-flufoto)
Institut français Türkiye, Fransız sinemasının önemli isimlerinden, geçtiğimiz günlerde yaşama veda eden Jean-Paul Belmondo anısına 16 ve 17 Eylül’de İstanbul, Ankara ve İzmir şubelerinde Rio Macerası (L’Homme de Rio) ve Çılgın Pierrot (Pierrot le Fou) filmlerinin gösterimini yapacak.
1964 yılında, yönetmenliğini Philippe de Broca'nın üstlendiği Rio Macerası'nda Fransız ordusunda asker olan Adrien, Brezilya'da kaçırılan nişanlısını bulmak için bir maceraya atılır. Tintin'in Kırık Kulak adlı hikayesinin serbest bir uyarlaması olduğu söylenmektedir. Bu filmde, Belmondo kovalamacalarda ve akrobasileriyle öne çıkıyor. Ona çok yakışan bu rol, kariyerinde bir dönüm noktasıdır.
Jean-Luc Godard ile iş birliği yaptığı son filmi, 1965'te Anna Karina ile birlikte rol aldığı efsanevi Çılgın Pierrot. Zengin bir kadınla evli olan ve hayatından sıkılmış olan Ferdinand'ı oynuyor. Bir akşam, beş yıl önce tanıdığı bir öğrenci olan Marianne ile karşılaşır. Karısını terk ederek onunla aşk yaşamaya başlar. Ancak karanlık işlere bulaşan Marianne, çifti gizlilik içerisinde yaşamaya zorlar.
Filmler, Institut français İstanbul ve Izmir şubelerinde 16 Eylül'de, Institut français Ankara'da 17 Eylül'de ücretsiz olarak, Türkçe altyazılı izlenebilecek. Aşağıdan gitmek istediğiniz seans saatinin üzerine tıklayarak kayıt yaptırabilirsiniz:
İstanbul
Rio Macerası - 16.09, 18.00
Çılgın Pierrot - 16.09, 20.30
İzmir
Rio Macerası - 16.09, 18.00
Çılgın Pierrot - 16.09, 20.30
Ankara
Rio Macerası - 17.09, 18.00
Çılgın Pierrot - 17.09, 20.30
Institut français Türkiye’nin Jean-Paul Belmondo'nun anısına, rol aldığı filmlerin müziklerinden hazırladığı Spotify listesini buradan dinleyebilirsiniz.
İstanbul Modern Sinema, Türk Tuborg A.Ş’nin katkılarıyla düzenlediği yedi filmden oluşan “Aşk Yeniden” başlıklı programını 16 - 30 Eylül tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturuyor.
“Aşk Yeniden” seçkisinde aşkın hâllerine odaklanan yedi film yer alıyor. Program kapsamında insanlık tarihi boyunca üzerinde en çok düşünülmüş, konuşulmuş, yazılmış konuların başında gelen aşkın dinamiklerini inceleyen, yoğunluğu ve karmaşıklığı üzerine son bir yıl içinde çekilen filmler izleyiciyle buluşuyor. Seçkide Tilda Swinton’ın rol aldığı Pedro Almódovar’ın İngilizce çektiği ilk filmi olan İnsan Sesi yer alıyor. Programda yer alan bir diğer film olan Maria Schrader imzalı Tam Sana Göreyim, insan ve robot ilişkisine odaklanıyor. Türkiye’de ilk kez seyirci karşısına çıkacak, Rus yönetmen Philipp Yuryev’in ilk filmi Balina Avcısı da programda öne çıkan filmleri arasında yer alıyor.
“Aşk Yeniden” başlıklı programını ücretsiz olarak İstanbul Modern’in internet sitesinden izleyebilirsiniz.
“Aşk Yeniden” Programı:
Tam Sana Göreyim, 2021 (16 - 18 Eylül)
Yönetmen: Maria Schrader
Oyuncular: Maren Eggert, Dan Stevens, Sandra Hüller
Susmayan Köpek, 2021 (22 - 24 Eylül)
Yönetmen: Ana Katz
Oyuncular: Raquel Bank, Daniel Katz, Valeria Lois
İnsan Sesi, 2020 (24 - 26 Eylül)
Yönetmen: Pedro Almodóvar
Oyuncular: Tilda Swinton, Agustín Almodóvar, Miguel Almodóvar
Supernova, 2020 (18 - 20 Eylül)
Yönetmen: Harry Macqueen
Oyuncular: Colin Firth, Stanley Tucci, Pippa Haywood
Balina Avcısı, 2020 (26 - 28 Eylül)
Yönetmen: Philipp Yuryev
Oyuncular: Vladimir Onokhov, Kristina Asmus, Vladimir Lyubimtsev
Mutluluk, 2020 (28 - 30 Eylül)
Yönetmen: Bruno Merle
Oyuncular: Rita Merle, Pio Marmaï, Camille Rutherford
Aşk, Büyü Vs., 2019 (20 - 22 Eylül)
Yönetmen: Ümit Ünal
Oyuncular: Ece Dizdar, Selen Uçer, Ayşenil Şamlıoğlu, Uygar Özçelik
Cooking Sections’ın SALT Beyoğlu’nda süren “İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken” sergisi kapsamında evrimsel genetikçi Emre Keskin, 22 Eylül’de Traces of Escapees [Kaçakların İzinde] (2021) vaka araştırması hakkında bir konuşma gerçekleştirecek.
Emre Keskin “Balık Çiftlikleri Denizleri Nasıl Değiştiriyor?” başlıklı konuşmasında balık çiftliklerinin denizlere etkisini ve su altı canlılarının uğradığı genetik erozyonu ele alacak. Serginin hazırlık sürecinde, Keskin’in iş birliğiyle başlatılan bir çalışma kapsamında, Muğla kıyılarından alınan deniz suyu örneklerinde, çiftliklerden kaçan balıkların genetik izleri araştırıldı. Hem çiftliklere yakın olan hem de hiç çiftlik bulunmayan bölgelerden çevresel DNA (eDNA) örneklemeleri alınarak bunlar üzerinden balık biyoçeşitliliğinin mevcut durumu değerlendirildi. Keskin konuşmasında bu çalışmanın bulgularını paylaşacak. Konuşmada Keskin şu soruları ele alacak: “Su ürünleri yetiştiriciliği ve ıslah çalışmaları deniz biyoçeşitliliğini nasıl dönüştürüyor? Çiftlik balıkları, denizlerin ekosistemini ne yönde değiştiriyor? Kirlilik ve küresel iklim krizinin Türkiye denizlerindeki balık nüfusuna etkileri nelerdir?”
Emre Keskin’in katılımıyla gerçekleştirilecek “Balık Çiftlikleri Denizleri Nasıl Değiştiriyor?” başlıklı konuşmayı 22 Eylül Çarşamba günü saat 19.00’dan itibaren SALT Online YouTube kanalından izleyebilirsiniz. Ayrıca “İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken” sergisini 24 Ekim’e kadar pazartesi hariç her gün 11.00 - 17.00 saatleri arasında SALT Beyoğlu’nda ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1- Cooking Sections, Traces of Escapees [Kaçakların İzinde], 2021 Enstalasyon, filmden bir kare (Cooking Sections izniyle)
2- Cooking Sections, Traces of Escapees [Kaçakların İzinde], 2021 Fotoğraf: Ekin Özbiçer
Kuşak araştırmacısı Evrim Kuran’ın hem yurt dışına yerleşmeyi aklından geçiren hem de Türkiye'nin yurt dışına verdiği göç olgusunu anlamlandırmak isteyenler için bir başvuru kitabı niteliği taşıyan çalışması Onlar Göçtü Buradan – Türkiye’nin Yeni Göç Nesli, Mundi Kitap’tan çıktı.
Telgraftan Tablete ve Z: Bir Kuşağı Anlamak adlı iki kitapların yazarı olan Kuran, bu kitabında Türkiye'nin her köşesinden 118 ülke, 728 kente dağılmış 3.253 göçmenle görüşerek yaptığı araştırmanın sonuçlarını anlatıyor ve yorumluyor. Bunu yaparken onların sesini bize duyurmayı ihmal etmediği gibi, kendi tecrübelerini ve duygularını da aktarıyor.
"Bir göçmen ve bir kuşak araştırmacısı olarak çıktığım bu yolculukta yüzlerce farklı hikâyeyi doğrudan dinleme fırsatım oldu. Bulguların göçmen dostlarıma yalnız olmadıklarını hatırlatmasını, göçmeyi düşünenleri yargılar ya da yorumlarla değil gerçeklerle buluşturmasını ve en önemlisi de kural koyucunun ülkenin kıymetlerinin ülkede kalmalarını kolaylaştırıcı tedbirler almasını sağlamasını dilerim. Çünkü onlar, o güzelim nesil, göçtü buradan." - Evrim Kuran
Islandman, Godless Ceremony isimli üçüncü albümünü Danimarka merkezli plak şirketi Music for Dreams etiketiyle yayımladı.
Islandman, 10 şarkıdan oluşan Godless Ceremony albümüyle müzikal bir hikâye anlatımı yaratıyor. Grup yeni albümleri için dünyanın farklı yerlerinden müzisyenlerle iş birliklerinde bulundu. Islandman, yeni albüm yolculuğuna ilham kaynağının merkezi olan Anadolu’dan başlayarak Kuzey Afrika çöl blues ustaları Tamikrest’i (Tarhamanine Assinegh) ve Kuzey Hindistan’ı (Drums Of Colca) ziyaret edip Huaira’nın etkileyici vokaliyle Ekvador’un tropik bölgelerine (Amarnos Ahora) inerek tamamladı.
Godless Ceremony albümü “Ruhani bir törene katılabilir, doğaüstü güçlerin peşine düşebilirsin, fakat bazen mutluluğu küçük detaylarda, günlük işlerinin arasında bulman gerekir.” cümlesiyle manevi boyut kazıyor ve müzikal olarak balearic, house, down-tempo, electronica janrları arasında dolaşıyor. Kapak tasarımını Eralp Güven’in yaptığı albümün Spotify canvas tasarımları ise Dağhan İş’e ait.
İsveç, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de on konserlik bir turneye çıkan Islandman, kasım ayında İngiltere’de sahneye çıkacak. 5 Kasım’da York’ta başlayacak olan İngiltere turnesi dokuz konserin ardından 14 Kasım’da Oxford’da sona erecek.
Islandman’in Godless Ceremony isimli yeni albümünü buradan dinleyebilirsiniz.
Bu sene 18 - 26 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek Istanbul Fringe Festival, hibrit bir programla fiziksel, dijital ve çevrim içi etkinlikleri sanatseverlerle buluşacak.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla, İBB iştiraklerinden Kültür AŞ’nin Şehir Sponsorluğunda ve Hollanda Başkonsolosluğu’nun destekleriyle düzenlenen festival kapsamında şehrin farklı mekânlarında gerçekleşecek fiziksel gösterilerin yanı sıra çevrim içi olarak Mobilet Onlive üzerinden izlenebilecek profesyonel gösteri kayıtlarını da sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Ayrıca dijital mecralar için özel olarak üretilen işler de programda yer alıyor. Festival programına buradan, biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Istanbul Fringe Festival’de Canlı Çevrim İçi Etkinlikler:
Arkadaş Aramıyorum
20 Eylül Pazartesi, 21:00
22 Eylül Çarşamba, 21:00
Fringe Zoom - Online Live
“Hüzünlü bir yanı da var tabii ama bu bir komedi. Uzun uzun kamera karşısında çalıştık ve Arkadaş Aramıyorum'u Zoom performanslarına uyarladık. Bora'nın ortamlarda nasıl tutunamadığını, yaşadığı uyum sorunlarını, Kenyalı saat satıcılarını, gerçek zenginleri, kırık kalpli satanistleri, erkek metresleri konuşmak için bekliyoruz!”
Yönetmen: Mine Çerçi
Yazan, Oynayan: Bora Öğünç
Somewhere only we know
21 Eylül Salı, 21:00
23 Eylül Perşembe, 21:00
Fringe Zoom - Online Live
“Bu eser, etten ve kemikten olan, bildiğimiz ve özlediğimiz sahne işlerine özlem içermektedir.
And if you have a minute, why don't we go
Talk about it somewhere only we know?
This could be the end of everything
So why don't we go? So why don't we go?”
Koreografi ve Performans: Ekin Tunçeli
Görsel ve Video: Buse Ceren Ekici
Müzik: Ekin Tunçeli
Teknik: Muhammed Ali Dönmez
Walkthrough: Istanbul (tibia x fibula)
25 Eylül Cumartesi, 18:00
26 Eylül Pazar, 18:00
Fringe Zoom - Online Live
“Birinci ve üçüncü şahıs macera oyunlarının görsel öğelerini kullanan Walkthrough, bir izleyici/kullanıcının, bir oyuncu/icracıyı canlı yayında bir web arayüzü üzerinden şehrin sokaklarında sözle yönlendirmesi fikrine dayanıyor. Dijital bir mecrada izleyici, oyuncu ve kullanıcıyı bir araya getiren performans, dijital bir bağın, başka bir yerde fiziksel bir değişime yol açmasına vesile oluyor. Walkthrough, şehri oluşturan yüzler, ilişkiler ve peyzajın bir parçası olarak bedeni ele alan, farklı uzamlar ve topoğrafyalar arasında paylaşılan bir flanör(z) deneyimi.”
Yaratıcı ve İcracılar: Cansu Pelin İşbilen, Fatih Gençkal
Editör ve yazar Cem Tunçer’in edebiyatın zorlu türlerinden biri olan "küçürek öykü" türünde kaleme aldığı öykülerden oluşan ilk öykü kitabı Juvenil, Holden Kitap’tan çıktı.
Spencer Holst'tan Lydia Davis'e, Ferit Edgü'den Cortazar'a birçok büyük yazarın da denediği bu türde Tunçer de anlatmak istediği hikâyeyi en saf hâliyle, az sözcükle aktarmaya çalışıyor. Çoğu birbiriyle bağlantılı 73 öyküden oluşan kitapta bir kardeşin kaybı, sorunlu ikili ilişkiler, kuşak sıkıntıları, aile kurumu gibi meseleleri irdeliyor. Tunçer, hayatı boyunca yaşadığı travmaları mizahla etkisiz hâle getirmeye çalışan muzip bir anlatıcıyla tanıştırıyor bizi.
“Babamın cenazesinden sonra, yetim mi oldum öksüz mü diye düşünürken, tüm o diz dövmelerin, çay getirip götürmelerin ve dev ayakkabı yığınının ortasında, bir yandan ağlarken bir yandan elimde telefonla gugıllıyordum, babası ölene ne denir diye. Yetim olduğumu öğrendiğimde bir nebze olsun ferahlamıştı içim, öksüz olmak daha kötüydü çünkü.”
Fotoğraf, Michal Solarski'ye aittir.
Uyarlama senaryosunu Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı Netflix yapımı polisiye ve gerilim filmi Kin’in resmi fragmanı yayımlandı. Yapımcılığını BKM’nin üstlendiği filmin yönetmenliği ise Türkan Derya yapıyor.
Kin heyecan dolu hikâyesi ile izleyiciye suçun, suçlunun ve masumiyetin ne olduğunu yeniden sorgulatıyor. Güney Kore adaptasyonu filmin başrollerinde Yılmaz Erdoğan, Ahmet Mümtaz Taylan, Cem Yiğit Üzümoğlu, Rüzgar Aksoy ve Duygu Sarışın yer alıyor. Film 8 Ekim’den itibaren Netflix’ten izlenebilecek. Kin filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
“Başkomiser Harun, mesleğinin en büyük ödülünü aldıktan sonra ekip arkadaşlarıyla kutlamaya gider. Ödülden sonra terfi alacağına emin olan Harun, o gece eve dönerken bulunduğu taksideki şoförün saldırısı sonucu kendini savunurken cinayet işler. Ertesi sabah bu cinayet vakası emniyete ulaşır ve Harun, kendi işlediği cinayetin failini aramaya başlar. Hem kaçan ve hem de kovalayan olmanın stresiyle başa çıkmaya çalışırken, bulduğu her ipucu onu çok daha karmaşık bir olayın içine çeker.”
SAHA Derneği, Amsterdam, Berlin ve New York’taki sanat kurumları ile ortaklıklar kurarak Türkiye’den beş sanatçı ve küratörün misafirlik ve araştırma programlarına katılımını gerçekleştiriyor.
10. senesini kutlayan SAHA Derneği, 2021 Sonbahar ve 2022 Bahar döneminde New York’taki The International Studio & Curatorial Program (ISCP) için açık çağrıyla seçilen sanatçılar Sümer Sayın ve Barış Göktürk’ün üç aylık programa katılımı için destek oluyor. Slavs and Tatars Studio’nun İstanbul Bienali, Pera Müzesi, SAHA ve SALT’tan aldığı öneriler arasından davet ettiği Nihat Karataşlı ve küratör Aylime Aslı Demir SAHA desteğiyle iki ay Berlin’de yaşayıp Slavs and Tatars ekibiyle çalışmalar gerçekleştirecek. Uluslararası açık çağrıyla seçilen sanatçı Cihad Caner ise SAHA’nın desteğiyle Amsterdam’daki Rijksakademie’de iki yıllık kapsamlı misafirlik programına dahil olacak.
SAHA, ISCP ile 2013 yılından beri yaptığı iş birliği kapsamında kurumun misafir sanatçı programına Türkiye’den davet edilen bir sanatçının üç̧ aylık program ve yaşam masraflarına destek oluyor. Berlin merkezli Slavs and Tatars studio ve araştırma programıyla 2020 yılında başlattığı iş birliği ile Türkiye’den sanatçı ve küratörlerin iki ay süren programa katılımını, Berlin sanat ortamıyla tanışmasını ve araştırma yapmasını destekliyor. 2014 yılından itibaren Rijksakademie ile kurulan iş birliğiyle ise kurumun her yıl 50’den fazla sanatçıyı ağırladığı uluslararası misafir sanatçı programına bir ya da iki yıl boyunca Türkiye’den kabul edilen sanatçılara desteklerini sunuyor.