
Tüm dünyada ilgi gören Atlas’ın yaratıcıları Aleksandra Mizielińska ve Daniel Mizieliński'nin Yer Altı Su Altı adlı çift yönlü kitabı Emre Ülgen Dal ve Seda Kostik’in çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.
Yer Altı Su Altı, yerin altına ve okyanusun derinliklerine gizlenmiş muhteşem yerleri göreceğiniz, devasa kalamardan mavi balinaya muazzam canlılarla tanışacağınız, gayzerlerin oluşumu ya da dünyanın en derin metro istasyonu gibi onlarca ilginç bilgiyle karşılaşacağınız heyecan verici bir keşif yolculuğu sunuyor.
Çift yönlü bu kitabın belli bir ön ya da arka yüzü yok. İster Yer Altı tarafından başlayıp ve arkeologlarla eski uygarlıkların ya da dinozor fosillerinin peşine düşebilir, ister kitabı çevirip Su Altı 'na dalıp ve bilim insanlarıyla birlikte Titanik enkazının etrafında yüzebilirsiniz.
Okurlar, detaylı çizimler eşliğinde dünyanın en derin madenine inecek, en yüksek volkanının içine girecek ve dev solucanlarla tanışacak. İlk denizaltılardan derin sulardaki yaşama, kazıcı hayvanlardan insan yapımı tünellere...
İdil Meşe’nin dinleyiciyi 60’lı yılların tınılarına doğru bir yolculuğa çıkardığı “Ah Bir Bilsen” isimli teklisi Ada Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluştu.
İdil Meşe, “Ah Bir Bilsen” isimli 4. teklisiyle bastırılan duyguları açığa çıkarıyor. Düzenlemesini Cem Özel’in üstlendiği şarkının klibi 26 Kasım saat 21:00’de Netd YouTube kanalında yayımlanacak. Meşe’nin aşkını itiraf etmekte zorlananları cesaretlendirdiği şarkısında 60’lar stili gitar riff’leri, fırçalı davullar, duygusal tuşlular, yavaşça tutuşan sıcak ve hisli vokaller bulunuyor. Söz ve müziği İdil Meşe’ye ait şarkının aranjörü Cem Özel aynı zamanda akustik gitar, bas gitar, perküsyon ile tuşluların performans kaydında da yer alıyor. Vokal kaydı Özgür Özkan Mete tarafından Ada Stüdyo’da gerçekleştirilen şarkının mix’ini Baran Göksu ve mastering’ini Ahmet Gökhan Coşkun üstleniyor. Tayfun Çetinkaya tarafından çekilen kapak fotoğrafındaki arka plan resmini Bashaques’in kurucusu Başak Cankeş, kapak tasarımını ise Merve Arslan yaptı.
İdil Meşe’nin 2022 yılında Ada Müzik’ten çıkaracağı yeni albümünü müjdeleyen “Ah Bir Bilsen” teklisini buradan dinleyebilirsiniz.
Evliyagil Dolapdere, Beral Madra küratörlüğünde hazırlanan “5 Sanatçı & 5 Video, Kapsamlı Bir Video Sergisi”ne 16 Ocak 2022 tarihine kadar ev sahipliği yapıyor.
Ferhat Özgür, Danielle Vallet Kleiner, Ergin Çavuşoğlu, Gülçin Aksoy ve Adrian Paci’nin eserlerinin yer aldığı sergi, sanatçıların video pratiğinin, 60’ların sonundaki erken üretimlerinden “ilişkisel estetik” kavramı etrafında şekillenen günümüz anlayışına kadar, sanatın dönüşümleri içinde etkili bir araç ve dil olduğunu göstermeyi amaçlıyor.
Günümüz video işlerinin üç yönünü sunan sergide ilk olarak video çalışmaları, elektronik teknolojisinin cazibesini ve baştan çıkarıcılığını ve sanat üretimini ne kadar derinden etkilediğini vurguluyor. Bununla birlikte, varlığında ve özünde paradokslar olsa bile, geleneksel temsillerle yan yana teknik imaj yaratma gücünün de üzerinde duruluyor. Son olarak sanatçıların yapıtlarından oluşan bir dizi videonun yer aldığı gösterimde izleyici çalışmalara odaklanan bir retrospektif iç görüye davet ediliyor.
“5 Sanatçı & 5 Video, Kapsamlı Bir Video Sergisi” kapsamında her bir sanatçının retrospektif niteliğinde seçilen beş eseri, iki haftalık periyotlarla 16 Ocak 2022 tarihine kadar çarşambadan pazara 11:00’den 17:00’ye kadar Evliyagil Dolapdere’de ziyaret edilebilirsiniz. Ayrıca üçüncü seçki Ergin Çavuşoğlu: “class="carousel-control-prev” kapsamında sanatçı eşliğinde sergi turu 24 Kasım saat 17.00’de gerçekleştirilecek.
Nomadland filminin ilham kaynağı olan Jessica Bruder’in Amerikan ekonomisinin karanlık yüzünün göçebe kurbanlarının, “evsiz” değil, “evi olmayanların” gerçek hikâyesini anlattığı kitabı Göçebeler Diyarı: Yirmi Birinci Yüzyılda Amerika’da Hayatta Kalmak, Burcu Denizci’nin çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Kitabın yazımı süresince aylarca kamplarda yaşayan ve odağına aldığı asıl kahramanıyla, eskiden kamyon şoförlüğü, kokteyl garsonluğu, müteahhitlik, sigortacılık, köpek kulübesi temizlikçiliği yapan Linda May’le tanışan Jessica Bruder sezonluk işlerde çalışanların arasında, kapitalist bir kıyamette hayatta kalmaya çabalayanları anlatıyor.
“Hem Kuzey Dakota’nın şekerpancarı tarlalarında hasada katılan hem de Amazon.com’un Teksas’taki işçi kamplarında ürünlerin barkodlarını tarayan yeni bir emekçi türü var artık – işverenlerin hoşuna gidecek kadar düşük masraflı, çoğunluğu eski beyaz yakalı, göçebe ihtiyar Amerikalılardan oluşan bir işçi kabilesi. Büyük Durgunluk’un görünmez kurbanları olan bu insanların emeklilik güvenceleri yeterli değil, çoğu ipotek borcuna sahip. On binlercesi, karavanlarıyla, kamyonetleriyle, günbegün büyüyen bir göçebe topluluğunu oluşturuyorlar.”
Adamlar grubu uzun bir aradan sonra yayımlayacakları albümlerinin ilk bölümü olan ve dört şarkıdan oluşan Harekete kimse mâni olamaz. Part1 isimli yeni EP’lerini müzikseverlerle buluşturdu.
Söz ve müzikleri Tolga Akdoğan’a ait olan şarkıların düzenlemesini Tolga Akdoğan, Emre Malikler ve Gürhan Öğütücü üstleniyor. Elektronik ve alternatif müziğin bir araya geldiği Harekete kimse mâni olamaz, perküsif elementler ve karanlık ambiyansların, alaturka ve rap vokallere eşlik etmesi ile saykedelik bir hava yaratıyor. EP’nin çıkış şarkısı “Dal” için çekilen klibin yönetmenliği ise Burak Kolcu yaptı. Grup şarkılarını şu cümle ile özetliyor: “Kendini yenileyerek dönüşmek bu hayatın bitmeyen yolculuğu.”
Sony Music Türkiye iş birliğiyle yayımlanan Harekete kimse mâni olamaz. Part1’in “Dal” şarkısının klibini buradan izleyebilir, albümü ise buradan dinleyebilirsiniz.
Mixer, Seçil Büyükkan’ın “Kendime Doğru Bir Adım” başlıklı sergisini proje odasında ve Rugül Serbest’in "Kendimin Ormanında” başlıklı sergisini ana galeri mekânında 27 Kasım 2021 - 8 Ocak 2022 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Resimleri aracılığıyla benliğini, bedenini ve özellikle kendi iç dünyasını “bir başkasının” kimliğine bürünerek yeniden deneyimlemenin yollarını arayan Rugül Serbest, tuvallerinde yeni bir dünya olasılığını arıyor. Sergide sanatçının tuvallerinin yanı sıra desen çalışmaları da yer alıyor. Sergi sanatçının uzun süredir resmettiği iç mekânlardan tamamen sıyrılarak dış dünyada kendine bir yer arama hikâyesini ele alıyor. Rugül Serbest bu durumu şu sözlerle anlatıyor: “Dünyada-olmanın ne demek olduğunu sorguluyorum. Dünya bir yer veya bir mekân değildir. ‘Doğa içeridedir’ der Cezanne. Ben ne kadar bu dünyanın içindeysem dünya da bir o kadar benim içimde, soluduğum nefestedir.” İzleyiciyi kendi yarattığı dünyasına davet eden Serbest’in kendi iç dünyasında açtığı pencereden çıkıp düşlediği evren içerisinde su, toprak, ağaçlar ve çiçekler ile bezenmiş görüntüler manzaralar kimi zaman yeniden doğan kimi zaman da kendi ölümlü gerçekliği ile beraber yaşayan apaçık ve yalın bir üslupta manzaralara dönüşüyor.
Seçil Büyükkan’ın “Kendime Doğru Bir Adım” başlıklı sergisinde çeşitli özgün baskı tekniklerinden hareketle oluşturduğu çalışmaları yer alıyor. Sanatçının uzun süredir çalışmalarına odak olan doğu felsefesi ve doğa ilişkisi bu sergide kutsal ağaçlar konusu ile derinleşiyor. Sanatçı kutsallık kavramını sorgulama ediminden yola çıkarak bir varlığa bir nesneye kutsallık yüklenmesini durumunu ağaç metaforu üzerinden ele alıyor. Büyükkan’ın metafordan yola çıkarak oluşturduğu kutsal ağaçlar serisi kumaş ve kâğıt üzerine linol baskılar ile bir mekân yaratarak izleyiciyi yeni bir sorgulama alanına davet ediyor. Birçok toplum tarafından kutsal kabul edilen ağaçların izini süren Büyükkan, kendi zihninde onlara yeni bir oluşum imkânı yaratıyor ve bunu baskıları aracılığıyla izleyiciye sunuyor.
Seçil Büyükkan’ın “Kendime Doğru Bir Adım” başlıklı sergisi ve Rugül Serbest’in Kendimin Ormanında” başlıklı sergisi 27 Kasım 2021 - 8 Ocak 2022 tarihleri arasında Mixer’de ziyaret edilebilir.
Künye:
1. Rugül Serbest, dünyanın soluğu the breath of the world, tuval üzerine yağlıboya oil on canvas, 60 x70 cm, 2021
2. Rugül Serbest, bilinmeyen toprak II terra incognita II, tuval üzerine yağlıboya oil on canvas, 120x160 cm, 2020
3. Rugül Serbest, salyangozun bakışı snail's look, tuval üzerine yağlıboya oil on canvas, 60x70 cm, 2021
4. Seçil Büyükkan, kendime doğru bir adım I, keten kumaş üzerine linol baskı, 41x51 cm, 2021
Türkiye’nin ilk punk filmi Arada’nın yönetmeni Mu Tunç’un Youtuber, gamer, videographer, streaming platformlarından NFT kripto sanatına kadar, yeni dijital dünya düzeninde telif haklarına dair kaleme aldığı kitabı Genç Rönesans – Dijital Yaratıcıların Hayatta Kalma Rehberi, Karakarga Yayınları’ndan çıktı.
Tunç, kitapta “Gerçeğin çok kolay manipüle edildiği, yalan olanın hemen doğru kabul edildiği içinde yaşadığımız bu “hiper-normalite çağı”nda dijital yaratıcılar nerede konumlanacak?” sorusunun peşinden gidiyor, samimiyet ve cesaretle deneyimlerini okurla paylaşıyor.
“Dijital film yaratıcıları, Youtuber’lar, Tik Tok fenomenleri… Instagram ve Twitter’da çevrim içi kimliğimizin küratörlüğünü yapmak, hem gizliliğimize, hem güvenliğimize, hem de dijital her türlü eserimizin telifine karşı gelişebilecek tehditlere hazırlıklı olmak. Beklenmedik bir şekilde ve hızla oluşan, sınırları sürekli değişen dijital kast sisteminde yerimizi almak ve korumak. Bu baş döndürücü dijital Rönesans Çağı’na sıkı şekilde hazırlanmak isteyen yaratıcılar için kafa açıcı bir yol gösterici: Genç Rönesans – Dijital Yaratıcıların Hayatta Kalma Rehberi”
40. İstanbul Film Festivali’nin özel retrospektif bölümü kapsamında, Alfred Hitchcock’un 15 renkli filmi kasım ve aralık aylarında yenilenmiş kopyalarıyla Beyoğlu ve Kadıköy sinemalarında izleyiciyle buluşacak.
40. İstanbul Film Festivali özel retrospektif bölümüyle yılı ve gösterimleri bitiriyor. Festivalin Nippon Paint sponsorluğundaki özel bölümü “Hitchcock Renkli”, yapıtları yalnızca sanat değil felsefe ve psikoloji alanlarında da konu edilen, dünya sinemasını ve çağdaş sinemacıları derinden etkileyen bu efsane yönetmenin filmlerini beyazperdeye taşıyor. Gerilim ustası Alfred Hitchcock’un yönettiği, her biri bir başyapıt olan 15 uzun metrajlı, renkli filmin yenilenmiş kopyalarından gösterileceği seçki, yönetmenin filmografisine farklı bir açıdan yaklaşıyor.
Filmlerin biletleri 3 Kasım Çarşamba 10.30’da başlayacak Lale Kart üyeleri için indirimli ön satışların ardından, 5 Kasım Cuma 10.30’da genel satışa açılacak. Biletleri passo.com.tr üzerinden satın alabilirsiniz. "Hitchcock Renkli" bölümü hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
"Hitchcock Renkli" bölümünde yer alan filmler:
Ölüm Kararı / Rope (1948)
Kapri Yıldızı / Under Capricorn (1949)
Cinayet Var / Dial M for Murder (1954)
Arka Pencere / Rear Window (1954)
Kelepçeli Âşık / To Catch A Thief (1955)
Harry ile Derdimiz / The Trouble with Harry (1955)
Tehlikeli Adam / The Man Who Knew Too Much (1956)
Ölüm Korkusu / Vertigo (1958)
Gizli Teşkilat / North by Northwest (1959)
Kuşlar / The Birds (1963)
Hırsız Kız / Marnie (1964)
Esrar Perdesi / Torn Curtain (1966)
Topaz (1969)
Cinnet / Frenzy (1972)
Aile Oyunu / Family Plot (1976)
Maçka Sanat Galerisi (MSG) beş yıl aradan sonra sanatçı, akademisyen Serhat Kiraz ve sanatçı ve bilgisayar programcısı Hakan Gündüz’ün “Moment/An” başlıklı sergisiyle yeniden kapılarını açıyor. Sergi 18 Aralık tarihine kadar MSG’de sanatseverlerle buluşuyor.
Kuruluşundan 40 yıl sonra 2016’da sanatseverlere veda eden Maçka Sanat Galerisi (MSG), Rabia Çapa’nın kurumu devrettiği kızı Didem Çapa ile verdiği ortak karar ile yeniden hayat buldu. “Moment/An” başlıklı sergide yer alan eserler, Mimar Konuralp’in kullandığı 10 x 10 cm’lik ham seramik karoların etkisiyle karakteristik denebilecek iç ve dış tasarımıyla izleyicileri zamana ilişkin uçsuz, bucaksız bir tecrübeye davet ediyor.
Kiraz ve Gündüz, “Moment/An” projesiyle insanoğlunun varoluşunu emek, farkındalık ve mülkiyet gibi unsurlarla farklı disiplinler üzerinden hesaplanabilir, kazanılabilir, sorgulanabilir ve harcanabilir kılan “zaman”a verdikleri fiziksel, kavramsal, akustik, görsel ve kişisel yorumları bitiştiriyor. İkili, kavramsal ve deneyimsel zeminde dün, bugün ve yarını, MSG’deki tarihsel an ve mekân kapsamında pekiştiriyor ve tartışmaya açıyor.
Tarihi duvar saatleri, elektronik çark düzenlemeleri, güneş saati ve sayısal ya da görsel yerleştirmelerle kendi devinimini izleyiciyle edinen “Moment/An” sergisi, deneyim tasarımı ve mekân tarihine göndermelerle zenginleşiyor. Sergi, Kiraz’ın MSG’de açtığı 1984, 1993 ve 2007 tarihli üç ayrı kişisel sergisinden sonra ortaya koyduğu ve aynı zamanda bir yeni medya sanatçısı olan Hakan Gündüz’ün de mekân ve zamana kattığı sanal, psikolojik ve duyusal müdahaleyle yeni boyutlar kazanıyor. Sergiye “Mementografi - Andaçnâme” başlıklı okumasıyla AİCA Türkiye üyesi ve bağımsız gazeteci, yazar Evrim Altuğ katkıda bulunuyor.
Serhat Kiraz ve Hakan Gündüz’ün “Moment/An” başlıklı sergisi 18 Aralık tarihine kadar MSG’de ziyaret edilebilir.
İş Sanat, 17 Kasım’da başlattığı çevrim içi sezonunun ilk edebiyat etkinliğini “Denize Dönmek İstiyorum” başlıklı Nâzım Hikmet şiir dinletisi ile 22 Kasım akşamı yapacak.
Atilla Birkiye’nin hazırladığı, müzik yönetmenliğini Serdar Yalçın’ın üstlendiği, Mehmet Birkiye’nin sahneye uyarladığı dinleti, Nâzım Hikmet’in şiirlerinden kronolojik sıra gözetilerek derlendi.
Dinletideki şiirleri Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek seslendirecek. Vedat Sakman, şairin şiirlerinden bu gösteriye özel bestelediği şarkıların yanı sıra, kendi şarkılarını da seslendirecek.
“Denize Dönmek İstiyorum” başlıklı dinleti 22 Kasım Pazartesi saat 20.30’da İş Sanat’ın YouTube kanalında ilk gösterimini yapacak. 22. sezonun çevrim içi etkinliklerine sezon boyunca İş Sanat’ın YouTube kanalında ücretsiz erişilebilecek.