GÜNDEM
  • 03-12-2021

    Pom Art & Design Galeri, fotoğraf sanatçısı Çerkes Karadağ’ın “Kimlik, Varlık ve Hiçlik” başlıklı fotoğraf sergisine 18 Aralık tarihine kadar ev sahipliği yapıyor.

    Çerkes Karadağ’ın birbirini tamamlayan yeni tuval resimleri ve fotoğraflarından oluşan ardışık iki serginin ikinci ayağını “Kimlik, Varlık ve Hiçlik” başlıklı fotoğraf sergisi oluşturuyor. Karadağ fotoğraf seçkisinde “varlık ve kimlik” kıskacındaki bireyi hiçliğin bilinmezlerinden kopararak baş tacı ediyor. Varlık, kimlik ve hiçlik kavramlarını temel alan fotoğraflar, varlıkla hiçlik arasında bir kimlik sıkışmasına maruz kalan bireyin konumuna dikkat çekiyor ve postmodernizmde olduğu gibi, gerçekte durması gereken yerde durmayan nesneleri yepyeni bir düzleme yerleştiriyor. Yasemin Semercioğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği sergide yer alan fotoğraflar izleyiciyi bir duruş sergilemeye, tutum almaya veya göstergenin varlığına dahil olmaya mecbur bırakıyor.

    Uzun zamandır fotoğrafla birlikte tuval resimler de yapan Çerkes yeni özgün resimleri geçtiğimiz ay, Yasemin Semercioğlu küratörlüğünde, “Sekanslar” başlıklı sergiyle sanatseverlerle buluşmuştu. Aynı serginin devamı olan ve tuval resimleriyle örtüşen çağdaş sanat fotoğrafları “Kimlik, Varlık ve Hiçlik” başlığı altında izleyici karşısına çıkıyor.

    Çerkes Karadağ’ın “Kimlik, Varlık ve Hiçlik” başlıklı fotoğraf sergisini 18 Aralık tarihine kadar Pom Art & Design Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.

    “Sergideki fotoğraflar kökleri geçmişe uzanan güncel olguları tarihsel bağlamına müdahale etmeden bir anlamda apaçık göstergeler eşliğinde hiçleştirmeye çalışıyor. Basmakalıp konuları ele alarak varlık ve kimlik kıskacındaki bireyi hiçliğin bilinmezlerinden kopararak baş tacı ediyor. Böylece göstergeler aracılığıyla zamanın ve olguların çağrısını günümüze ulaştıran bir role soyunuyor. Fotoğraflar varlığın gölgesinde önemsiz kılınan, hiç görülmeyen veya hiçleştirilen kimliklerin içine düştüğü çıkmazlara bir ayna tutuyor. Çünkü varoluşla yok oluşun birbirine karıştığı veya iç içe geçtiği günümüz koşullarında bireysel kimliğin nasıl erozyona uğradığı veya yok olduğu gün gibi açıktır.” İstanbul, 19 Kasım 2021

    0
    0
    2130
  • 03-12-2021

    Çocuk kitapları yazarı ve editörü Davina Bell’in yazdığı, Allison Colpoys’un resimlediği zekâ kavramına farklı bir bakış açısı getiren Her Çocuk Zekidir adlı kitap, Dr. Müge Akbulut’un çevirisiyle VakıfBank Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    ​Uzman pedagog ve psikolog onaylı bu kitap, 6 yaş ve üzeri yaş grubu için hazırlandı. Her Çocuk Zekidir, yaratıcı ikili Bell ve Colpoys’un, Su Altında Süslü Kostüm Geçidi ve Sevgi Şemsiyesi Altında kitaplarının ardından VBKY etiketiyle yayımlanan üçüncü eseri.


    Her Çocuk Zekidir; yaşamdan nasıl keyif alınabileceğini, sınıfta sorulan soruların yanıtlarını bilememenin bir eksiklik olmadığını, çocukların hikâye anlatmalarının yaratıcılıklarını nasıl geliştirdiğini anlatıyor. Cesaretli olmanın, merak duymanın, yardımsever olmanın, empati kurmanın ve paylaşmanın yollarını anlatan kitap, zekâ kavramına usta bir dille farklı bir bakış açısı getiriyor. 

    0
    0
    1175
  • 02-12-2021

    Borusan Müzik Evi’nde 3 Aralık’ta Schnellertollermeier, Nova Muzak serisinin 33. konseriyle, 4 Aralık’ta ise İzmir Barok Topluluğu’nun üç üyesi “Shakespeare ve Müzik” başlıklı konser ile izleyicilerle buluşacak.

    Borusan Müzik Evi, bu hafta gerçekleşecek iki yeni konserde hem doğaçlamanın en başarılı örneklerini hem de Shakespeare döneminin müziklerini dinleyicilere sunacak. Schnellertollermeier, Kod Müzik iş birliğiyle hayata geçirilen Nova Muzak serisinin 33.’sü kapsamında 3 Aralık’ta saat 21.00’de Borusan Müzik Evi’nde sahnede olacak. Doğaçlama ile beste arasındaki incecik çizgide ustaca durabilen üçlü, minimalizm, krautrock, deneysel doğaçlama temelli elektronik müzik gibi geleneklerden besleniyor. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    4 Aralık saat 21.00’de “Shakespeare ve Müzik” başlığıyla gerçekleşecek konserde İzmir Barok Topluluğu’nun üç üyesi, viola da gamba sanatçısı Bülent Oral ve soprano Linet Şaul ve lut ustası Diego Leveric yazarın yapıtları için bestelenmiş dönem müziklerini yorumlayacak. Borusan Müzik Evi’nde gerçekleşecek etkinlikte tiyatro sanatçısı Ayşe Lebriz Berkem Shakespeare’in oyun ve sonelerini canlandıracak. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Nova Muzak #33
    Schnellertollermeier
    3 Aralık Cuma 21.00
    Borusan Müzik Evi

    “Shakespeare ve Müzik”
    4 Aralık Cumartesi 21.00
    Borusan Müzik Evi
    Linet Şaul - Soprano
    Bülent Oral - Viola da gamba
    Diego Leveric - Archlute
    ​Ayşe Lebriz Berkem - Tiyatro performans

    0
    0
    1987
  • 02-12-2021

    Ardan Özmenoğlu’nun 2008 - 2020 yılları arasındaki neon eserlerini bir arada topladığı, Anna Laudel tarafından yayımlanan You Like My Work Ha? başlıklı kitabı ve sanatçının eserlerinden oluşan bir seçki 7 Ocak 2022’e kadar galeride sanatseverlerle buluşuyor.

    Toplum, sanat ve hayat üzerine ürettiği kült neon işleriyle bilinen Ardan Özmenoğlu’nun 500 edisyonlu ve imzalı poster kitabı ile sanatçının neon ve cam eserlerinden oluşan özel bir seçki Anna Laudel’de bugün itibariyle (2 Aralık) sergileniyor. You Like My Work Ha? sonsuz yaratıcılığı, basit ve karmaşık konuları eğlenceli bir şekilde sorma ve ele alma becerisi ile tanınan sanatçının neon çalışmalarının hikâyesini anlatıyor. Her eser sayfasının pul koparma tekniğiyle poster olarak tasarlandığı kitap ile istenilen eserler poster olarak duvara asılabiliyor.

    Kitapta sanatçının 2008 yılında ürettiği, Cumaya gittim gelicem; 2013 yılında ürettiği, Anlayana; 2014 yılında ürettiği ve Türkiye güncel sanat piyasasının doğrudan eleştirisini yapan DOES EXIST; 2015 yılında ürettiği, Seni Sevmeyen Ölsün; 2017 yılında ürettiği Babam Sağolsun; 2019 yılında ürettiği, Bunu ben de yaparım gibi eserleri yer alıyor. Ardan Özmenoğlu’nun You Like My Work Ha? kitabını Anna Laudel ve Patika Kitabevi’nden satın alabilirsiniz.

    0
    0
    2709
  • 02-12-2021

    Arjantinli yazar Jorge Baron Biza'nın ailesinin trajik hikâyesinden yola çıkarak kaleme aldığı otobiyografik romanı Çöl ve Tohumu, Soykan Özyurt’un İspanyolca aslından çevirisiyle Jaguar Kitap’tan çıktı.

    Biza, bu romanını Buenos Aires’teki yayıncıların reddetmesi üzerine, intiharından üç yıl önce, kendi çabalarıyla yayımladı. Çöl ve Tohumu, yüzüne eski kocası tarafından asit atılan Eligia isimli bir kadının hastaneye götürülüş sahnesiyle açılıyor. Ona, roman boyunca anlatıcı olarak Mario eşlik ediyor. Tedavi süreci Eligia ile Mario’yu Milano’ya sürüklüyor ve Eligia’nın hasarlı yüzü titizlikle yeniden inşa edilirken Mario da bakım görevinden artakalan zamanında şehrin sokaklarını, barlarını, gece kulüplerini, fahişelerini, kodamanlarını ve kendi hasarlı karakterinin karanlık taraflarını keşfe çıkıyor. Eligia tedaviye cevap verdikçe Mario fark ediyor ki çölleşen sadece Eligia’nın yüzü değil, tıpkı iyileşmeye veya umuda ihtiyaç duyanın yine sadece Eligia olmaması gibi…

    “Yüz, ötekini kabul etmek içindir, kabul ettiğimiz her şey yüzdedir: Göz, kulak, ağız, hatta darbe yiyen yanak. Yüz dediğimiz şey, insanlar kendi aralarında birbirlerini iyice tanısınlar diyedir. Bu yüzden kutsaldır […] çünkü artık Öteki’dir o. İnsanlar yüzlerini sevginin beşiği yapmalıdırlar. Sevme iradesi varsa ancak o zaman hakiki bir yüz vardır; eğer sevmezsen komşunun yüzü bifteğe döner, korkunç bir hal alır… Herkes korkmayı unuttu. Eskiden, korktuk mu hepimizin yüzü değişirdi. Şimdi bakıyorum da tek korkak ben kalmışım. İnsan korktuğunda doğa değişir, yemeğin tadı değişir, hatta korkunun ta kendisi değişir.”

    0
    0
    2432
  • 02-12-2021

    Dijital performans platformu ve müzisyen pazaryeri Musixen, radyo ve müzik portalı MüzikOnAir ile yaptığı iş birliğiyle müzisyenlerinin dijital menajerliğini üstleniyor. Musixen, sanatçılara canlı performans sergileyerek para kazanmanın yanı sıra, özgün müziklerini dinleyicilerle buluşturma fırsatı sunuyor.

    Musixen, sanatçılara uluslararası arenada görünür olma ve platformdaki performanslarından gelir elde etme şansı veriyor. Mayıs 2020’den beri çevrim içi ortamda seyirciyle buluşan sanatçılar; biletleme, oyunlaştırılmış bağış ve kişiselleştirilmiş videolar gibi çeşitli yöntemlerle maddi kazanç elde ediyor. Müzisyenler, yaptıkları canlı yayınlarda gönderilen her bir hediye elmas başına gelir elde etme imkânı buluyor. Sanatçılar biletli yayınlarda ise elde edilen gelirin %80’ini alıyorlar. Şu an 600.000 kullanıcısı olan Musixen bünyesinde 5.000 müzisyeni barındırıyor. Platformda 20.000 performans gerçekleştirilirken, bu canlı performanslar 500.000 kişi tarafından izlendi. Her akşam 20:00 - 01:00 saatleri arasında 50 canlı performans arasından müzikseverler istediğini seyredebiliyor. Bu performanslar sayesinde hem müzisyenler kazanıyor hem de müzikseverler istediği sanatçıları dinlemenin keyfini çıkarıyor.

    Musixen ve MüzikOnAir’in yaptığı iş birliği ile Musixen’e kayıtlı sanatçıların şarkı ve klipleri artık YouTube, YouTube Music, Spotify, fizy, Netd Müzik, Apple Music, Mood, Amazon Music, Deezer gibi dijital platformlarda da yayınlanarak çok daha fazla kişiye ulaşabilecek. İş birliğinin ilk projesi ise Cenk Tevet’in “Son Şans” şarkısı ile hayata geçiyor. Dijital platformlarda yayımlanan şarkıya klarneti ile Hüsnü Şenlendirici eşlik ederken video klip yönetmenliğini ise Talat Oflaz yaptı. Musixen uygulamasını iOS, Android ve HarmonyOS için buradan indirebilirsiniz.

    Musixen Kurucusu Çağrı Bozay şunları söyledi: “Musixen olarak müzik endüstrisinde çalışanların dinleyicilerine farklı platformlar üzerinden ulaşması için elimizden gelen desteği sağlıyoruz. Türkiye’nin en önemli radyo ve müzik portallarından MüzikOnAir ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, sanatçılarımızın şarkı ve kliplerinin dünyanın önde gelen dijital platformlarında yayınlanmasını sağlayacak” diye konuştu. Dijital platformlardaki tanıtım çalışmaları konusunda da sanatçılara destek olacaklarını söyleyen Bozay, “Attığımız bu adım sayesinde Musixen platformundaki sanatçılarımız hem dünyaya açılma şansı bulacak hem de gelirlerini artıracak. Biz de Musixen olarak kendimizi artık yeni nesil dijital menajerlik platformu olarak adlandırabiliriz.”

    0
    0
    1295
  • 02-12-2021

    Avustralyalı sanatçı Gabriel Evans'ın yazıp resimlediği, hayvanların insanlar hakkındaki düşüncelerinden yola çıkarak bambaşka bir arayış öyküsü anlattığı Panço Kendine İnsan Arıyor, Ümit Mutlu’nun çevirisiyle Uçanbalık’tan çıktı.

    Evans, kadim dostlarımızın kendi istedikleri gibi bir yaşam sürebilme hakları üstüne zihinleri soru işaretleriyle dolduruyor. Bireysel farklılıklar üzerinden insanlar arasındaki çeşitliliğe vurgu yapan kitap, 5 yaş ve üzeri çocuklara dünyaya bir de hayvanların gözünden bakmaları için fırsat tanıyor.

    Panço Kendine İnsan Arıyor, ''Aramaktan vazgeçme!'' özdeyişi üstüne şekilleniyor. Yalnızlık canına tak eden Panço, bir insan edinmeye karar verir. Ama işi bir hayli zor! Çünkü insan beslemek, büyük sorumluluk gerektirir. Üstelik etrafta bu kadar çok insan varken birini seçmek hiç de kolay değil. Büyük, hızlı, gürültücü, huysuz ve hatta kendisi gibi bol tüylü... Ah, herkes birbirinden ne kadar da farklı! Gel gör ki gerçekte hiçbiri Panço'nun istediği gibi değil. Sevimli dostumuz aradığı o mükemmel insanı bulabilecek mi dersiniz? Kim bilir, belki de onun tek eksiği, kendisine ihtiyaç duyan bir insanla yaşamaktır.

    0
    0
    1508
  • 01-12-2021

    İtalyan sanatçı Vincenzo Savastano’nun “Metropolis” başlıklı kişisel sergisi 11 Aralık’a kadar Goba Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Vincenzo Savastano’nun sergisinde 2013’ten 2021’e kadar sınırlı sayıda üretilen iç tasarım projelerinden bir seçki yer alıyor. Sergide sanatçının bu zaman dilimi içerisinde İstanbul şehrinin dönüşümünü kendi vizyonuyla uzun süre gözlemleyerek ortaya çıkardığı yeni heykel koleksiyonu bulunuyor.

    Savastano’nun “İstanbul’da 8 Yıl” başlıklı sanat ve tasarım retrospektifi, 14 Kasım tarihinde İstanbul’da tarihi Venedik Sarayı’nda gerçekleşti. Büyükelçi Massimo Gaiani’nin tanıtımını yaptığı sergi, sanatçının çalışmalarını ve Türkiye’de, özellikle İstanbul’da sanattan tasarıma uzanan projelerde geçirdiği sekiz yılı belgeliyor. Savastano’nun bu projesi, şehrin radikal dönüşümlerini, mimari ve kentsel unsurlarından aldığı ilhamları, İtalyan Rönesans şehri Floransa’dan gelen bir İtalyan’ın gözünden anlatıyor.

    Vincenzo Savastano’nun “Metropolis” başlıklı kişisel sergisi İstanbul’un Pera semtindeki Goba Galeri’de 11 Aralık’a kadar ziyaret edilebilir.

    ​Adres: Mesrutiyet Caddesi Simal Sokak No:3/A Beyoğlu, İstanbul

    Photo Credit: Serenay Lökçetin

    0
    0
    3295
  • 01-12-2021

    Gazeteci ve yazar Lawrence Weschler’ın kendini Don Kişot’un Sanço’su rolüne sokarak yakın dostu dâhi nörolog Oliver Sacks’ın ayrıntılı bir portresini hazırladığı kitabı Ya Siz Nasılsınız, Dr. Sacks?, Ebru Kılıç’ın çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.

    Weschler, bu biyografi kitabında dâhi nöroloğun müthiş sofra sohbetleri ve muazzam kişiliğini capcanlı bir anlatıya yansıtıyor. Sacks’ın kürek çekmesini, söylenmelerini ve derinlemesine önemseyişini, Karısını Şapka Sanan Adam’ı oluşturan denemeleri yazışını, uyuşturucu yüklü, çalkantılı gençliğini, hastalarına yardım edişini ve dostlarını çileden çıkarışını, bireyin ruhunun özgünlüğü meselesini ele almayı başaramayan tıp ve bilim dünyasına karşı büyük endişesini ve sonucundaki fikir savaşını izliyoruz. Ve tüm bu anlar boyunca, onu çağının en büyük hatiplerinden biri yapan müthiş, müstehcen, gülünç ve derin konuşmalar çağlıyor.

    Weschler, Oliver Sacks’la vakit geçirmeye, 80’lerin başlarında The Times için bu nörologla ilgili bir profil yazısı hazırlamaya giriştiğinde başladı. Dr. Sacks yaklaşık on yıl öncesinde, Bronx’taki bir hastane koğuşunda yatan katatonik hastalarının hayata mucizevi ama aynı zamanda sorunlu dönüşlerini anlatan başyapıtı Uyanışlar’ı yayımlamış ama bu kitap çok duyulmamıştı ve Dr. Sacks hâlâ pek tanınmıyordu. İkili, izleyen dört yıl boyunca, Oliver Sacks’ın kişisel nedenler öne sürerek profil yazısını bırakmasını rica etmesine kadar birlikte çalıştı. İş birliği sonlansa da Dr. Sacks ve Weschler sonraki otuz yıl boyunca yakın arkadaş kaldılar ve Oliver Sacks ölüm döşeğindeyken Weschler’dan projeyi tekrar ele almasını istedi. Ya Siz Nasılsınız, Dr. Sacks?, bir “klinik ontolojist”in nihai portresi.

    0
    0
    1475
  • 01-12-2021

    Sanatmezat.com’un yeni galeri mekânı Artonom İstanbul, genç sanatçı Kadir Çıtak’ın “Thingz” sergisiyle açıldı.

    “Thingz” makineler, insanlar ve hayvanların insan sonrası bir düzlemde birbirine karıştığı, karşılıklı olarak dönüşümlerin, alternatif organizmaların ve yaşam biçimlerinin oluştuğu siber bir evrende hayat buluyor. Biyolojik ve mekanik süreçlerin benzerlik ve karşıtlıklarından ilham alarak ortaya çıkan bu “şeyler” sanatçının kişisel geçmişi ve kolektif geçmişin izlerine göndermeler yaparken geleceğin biçim ve formlarına dair bir ön tasvir niteliği taşıyor.

    Hızla şekil değiştiren dünya, uzay misyonları, robotik çalışmalar, otomasyon ve yapay zekâ gibi gelişmelerin ekseninde belirsiz bir “yeni”ye eviriliyor. Sanatın kendi içinde gelecekle ilişkisini yansıtan sanatçı, günümüz düzeninden formalarını yakın bir geleceğin boşluğuna rastgele bırakıyor. Kimi zaman toplu hâlde kimi zaman dağınık kimi zaman ise form hâline gelmiş Çıtak’ın “şeyleri” kendi şekillerini ve formlarını bu boşluğun içinde biçimlendiriyor.

    Kadir Çıtak’ın “Thingz” başlıklı sergisi 18 Aralık’a kadar Artonom İstanbul’da görülebilir.

    ​Adres: Murat Reis Mahallesi, Yeni Ocak Sokak 26/A, Bağlarbaşı - Üsküdar / İstanbul

    0
    0
    1884
DAHA FAZLA
Geldanlage