
Serdar Tunçer’in 2019-2021 yılları arasında yazdığı 26 şiirden oluşan ilk şiir kitabı Mahvettin Materyali, Tabiat Kitap tarafından yayımlandı.
“Liriğin epikle buluştuğu yerde şairin kendi türünü yaratma uğraşı çok önemli bir boşluğu kapatıyor. 2019-2021 arasında yazılan 26 şiirden müteşekkil kitapta günümüz genç öznesinin hayata ve topluma karşı nasıl mukavemet ettiğinin delillerini bulmak mümkün. Tunçer bunu yaparken klişeden kaçıyor ve kendi dilini öneriyor. Kendine özgü söyleyiş biçimlerini önerirken savruk bir deneysellik takınmaktan ziyade gelenekten damıttığı güncelliği yansıtıyor. Dize şiirini seven okurlar için taptaze bir eser bu anlamda. İmge şiirini sevenlerse bulmacaları çözerken epey zevk alacak gibiler. Bir asli ceza unsuru olarak/ birinci tekilden ikinci tekile yazıyorum diyen şairin şiirleri âşıklara da uygundur. Döğüş sporlarına meraklı insanlar için “labutları çivilerim artık/ şiirden vazgeçerim” diyerek şiirden feragat etmeyi göze alacak kadar gözü kara şairin kitabın arka kapağına alınan dizleri bize cesur şiirin imkânlarını gösteriyor:
her gördüğüne hastalıklarını sıralayan teyzen orda
kendi notasına basan kardeşin orda
küçük göçü gören baban orda
deniz ırkının en güzel kadını annen
rüyalarıma giriyor bazen”
Kundura Sinema ve Kundura Sahne’nin ortaklaşa düzenlediği Bir Yaz Gecesi Festivali, bu yıl 29 Temmuz - 14 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek.
Beykoz Kundura’nın Kültür ve Sanat Direktörü S. Buse Yıldırım’ın küratörlüğünde hazırlanan festival programında kapsamında sinema ve müziğin bir araya geldiği unutulmaz klasikler gösterilecek. Eye Filmmuseum’un Sessiz Sinema küratörü Elif Rongen-Kaynakçı’nın danışmanlığında hazırlanan sessiz film programı da sürpriz müzisyen ve grupların canlı performansları eşliğinde izleyiciyle buluşacak. İstanbul’da yaz aylarının vazgeçilmez etkinliklerinden birine dönüşen Bir Yaz Gecesi Festivali (BYGF), 29 Temmuz - 14 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlere Boğaz’ın kıyısında film ve müzik keyfi yaşatacak.
Bir Yaz Gecesi Festivali’nin programı yakında açıklanacak, biletleri ise Haziran ayından itibaren satışa çıkacak. Bir Yaz Gecesi Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
İstanbul’dan bağımsız tiyatroların oyunlarını 17 ülkeden festival yöneticileri, tiyatro yapımcıları ve eleştirmenleriyle bir araya getireceği “Türkiye Tiyatro Vitrini TheatreİST”, 25 - 31 Mayıs tarihleri arasında ilk kez gerçekleşecek.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenecek “Türkiye Tiyatro Vitrini TheatreİST”, İstanbul’dan yenilikçi tiyatro prodüksiyonları ile yaratıcı performansların uluslararası arenaya açılmasına ve böylelikle Türk sanatçıların ve yapıtların uluslararası alanda görünür olmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Etkinliğe Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) katkılarıyla Kanada, ABD, Kosova, Romanya, İngiltere, Slovakya, Gürcistan, Azerbaycan, Almanya, Macaristan, Yunanistan, İspanya, Arnavutluk, İran, Polonya, İsrail, Çekya’dan 20 festival yöneticisi ve eleştirmeni katılacak.
“Türkiye Tiyatro Vitrini TheatreİST” 25 Mayıs Çarşamba günü saat 16:00’da Müze Gazhane’de Emine Fişek’in moderatörlüğünde, Eylem Ejder ve Deniz Başar’ın sunacağı “Çağdaş Türk Tiyatrosu” paneli ile başlayacak. Panelin ardından İBB Şehir Tiyatroları’nın Yaftalı Tabut oyunu etkinlik konuklarına özel olarak sahnelenecek. Proje tasarım grubu tarafından belirlenen ilk yılın seçkisinde, Şatonun Altında (Fiziksel Tiyatro Araştırmaları), Nihayet Makamı (Kumbaracı50), Zabel (BGST-Tiyatro), Dansöz (Mek’an Sahne), Macbeth-İki Kişilik Kabus (Tiyatro BeReZe), Biz (mdtİST), On İkinci Ev (Melek Ceylan), Saloz’un Mavalı (Cihangir Atölye Sahnesi), Gomidas (Yolcu Tiyatro), Godot Bize Gelmez (Karagöz Sanat Atölyesi & Öteki Tiyatro), Sar (Çıplak Ayaklar Kumpanyası) ve Köpek Kalbi (Küçük Salon) oyunları yer alıyor. Gösterimler İBB Şehir Tiyatroları Müze Gazhane Sahnesi ve BAU Pera Sahnesi’nde gerçekleştirilecek.
“Türkiye Tiyatro Vitrini TheatreİST” kapsamında tiyatro akademisyenleri ve öğrencilerin katılımına açık bir dizi konferans da hayata geçirilecek. Toronto Scarborough Üniversitesi’nden Ass.Prof. Barry Freeman’ın “Belongings, Reimagining a Liberal Arts Theatre Education in Canada” başlıklı konferansı 24 Mayıs’ta İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde, Malta Üniversitesi’nden Marco Galea’nın “The Ottoman Turk in Maltese Theatre and Drama” başlıklı konferansı 28 Mayıs’ta SALT Galata’da, Toronto Üniversitesi’nden Art Babayants’ın “Embodied English: An Actor's Challenge” başlıklı konferansı da 31 Mayıs’ta Bahçeşehir Üniversitesi Konservatuvarı’nda gerçekleştirilecek. Panellere theatreshowcaseturkey@gmail.com adresinden kayıt yaptırarak katılabilirsiniz.
Her yıl düzenlenerek sürdürülebilir olması planlanan TheatreİST, bir sosyal girişimcilik örneği olarak Nihal Kuyumcu, Zerrin Yanıkkaya, Hasibe Kalkan, Senem Cevher, Handan Salta ve Ragıp Ertuğrul’dan oluşan bir grup tiyatro akademisyeni ve eleştirmen tarafından tasarlandı.
Zilberman İstanbul, “Uçuruma Yerleşmek” başlıklı grup sergisini ve Isaac Chong Wai’nin “If we keep crying, we will go blind (Ağlamaya devam edersek, kör olacağız)” başlıklı kişisel sergisini sanatseverlerle buluşturuyor.
Naz Kocadere’nin küratörlüğünü yaptığı “Uçuruma Yerleşmek” başlıklı sergi, Isaac Chong Wai, Sandra del Pilar, Memed Erdener, Erkan Özgen, Yaşam Şaşmazer, Neriman Polat, Cengiz Tekin ve İsmail Yılmaz’ın eserlerinden oluşuyor. İnsanların şiddete ve karanlığa eğilimlerini birey, toplum ve doğa ile olan ilişkisi üzerinden ele alan sergi adını sanatçı Memed Erdener’in referansıyla Friedrich Nietzsche’nin İyinin ve Kötünün Ötesinde (1886) eserinden alıyor. Nietzsche’nin sözleriyle, “Canavarlarla savaşan kişi, bu süreçte canavara dönüşmemeye dikkat etmelidir. Ve bir uçuruma uzun süre bakarsan, uçurum da sana geri bakar.” Bu bağlamda “uçuruma bakmak” kişinin kendine yabancı bir şeye dalıp gitmesinin kendisi için karanlık sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor. Sergi temsil, kimlik, keder, adalet, dayanışma, isyan ve psikolojik ikilem kavramlarına odaklanıyor. İnsan ruhu üzerine yapılan okumalarla serginin çerçevesini zenginleştiren düşünürlerden biri de Carl Jung. Jung’un ortaya koyduğu bir kavram olan “gölge”, kişinin reddetmeyi ve bastırmayı seçtiği kişiliğin bilinmeyen yönlerini tanımlıyor. Gölge arketipi, kişinin bilinçaltındaki gölgeli kısımların gün yüzüne çıkarılmasına ve içsel bir huzur arayışında travmaları kabullenme sürecine işaret ediyor.
Isaac Chong Wai’nin üçüncü kişisel sergisi “If we keep crying, we will go blind (Ağlamaya devam edersek, kör olacağız)”, büyük bir yerleştirme, iki kanallı bir video, bir dizi ipek baskı, ışıklı bir kutu ve bir performans olmak üzere sanatçının yeni çalışmalarından oluşuyor. Sanatçının pratiğine yerleştirdiği kavramsal, politik ve performatif nitelikler, toplumsal değişimlerin ve küresel olguların aciliyetini işleyen disiplinlerarası bir yaklaşımla iç içe geçiyor. Sanatçının beden, güçsüzlük, şiddet, kolektivizm, lidersizlik, yas ve benzeri temalar üzerinden yaptığı müdahaleli temsiller izleyiciyi yeni bir incelemeye davet ediyor. Chong, içinde bulunduğumuz çağdaş gerçekliğin yarattığı ulus aşırı kedere cevaben, kolektif yas tutmanın aciliyetine işaret ederek üzüntünün performatif boyutunu irdeliyor.
Isaac Chong Wai’nin “If we keep crying, we will go blind (Ağlamaya devam edersek, kör olacağız)” başlıklı sergisi 30 Temmuz’a kadar Zilberman İstanbul’un Piyalepaşa’daki yeni mekânı Zilberman Selected’de, “Uçuruma Yerleşmek” başlıklı grup sergisi ise 1 Temmuz’a kadar Zilberman İstanbul’un Mısır Apartmanı’ndaki ana sergi mekânında ziyaret edilebilir.
Erhan Bener’in henüz yirmi üç yaşındayken adını duyuran ilk romanı Acemiler, Everest Yayınları tarafından yeniden yayımlandı.
Acemiler, edebiyat dünyasına sıra dışı bir yazarı müjdelemiş, Nurullah Ataç’tan Oktay Akbal’a, önemli edebiyat eleştirmenlerinin değerlendirme yazılarına konu olmuştu. Yazarın gençlik döneminden izlere rastladığımız Acemiler, hayata gerçekten “acemi” üç arkadaşın hikâyesini anlatıyor; karakter betimlemeleri ve anlatım derinliğiyle hayret ve hayranlık uyandırıyor.
“Melâhat Hanım, merdivenleri koşa koşa inen oğlunun arkasından bakarken yüreğinde tuhaf bir sıkıntı hissetti. Nedenini kestiremiyordu ama, oğlunun sevinci yalancıktanmış gibi geliyordu içine. Yüzündeki yaygın rahatlığı bir bıçakla sıyırıverip alsa, altından bir elem çökeleği fırlayacak.”
Bu yıl dördüncü kez gerçekleştirilecek olan Kaş Caz Festivali, Gezinomi’nin katkılarıyla ve Setur Marina ev sahipliğinde 26 - 28 Ağustos tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak.
Dopdolu ve keyifli bir programı dinleyicilerle buluşmayı amaçlayan festival, bu yıl uluslararası alanda da ses getirmiş önemli isimleri ağırlayacak. Kaş’ın doğası eşliğinde gerçekleşecek festivalde müzisyenler solo ve grup performansları ile müzikseverlerle buluşacak.
Festivalin uluslararası konukları arasında; caz piyanisti ve bestecisi Uriel Herman Trio, yaşamını New York’ta sürdüren trompetçi Itamar Borochov, Mevlana Celaleddin Rumi’nin bir şiirinden alınan albüm adıyla dikkat çeken Hollandalı Rembrant Trio, Ediz Hafızoğlu ile “Kavuşma” projesinde dinleyicilerle buluşacak olan Vasiliki Papageorgiou yer alıyor.
1920’lerin caz ruhunu yeniden yansıtan Uninvited Jazz Band, Su İdil, DJ Tsü Tsü, Mert Pekduraner Quintet, İzzet Kızıl X Emiran “Across”, DJ Mesut Yücel, Kerem Görsev Trio feat. Fatih Erkoç, “herkes için müzik” sloganı ile yola çıkan Social Inclusion Band ise festivalin yerli konukları arasında yer alıyor.
Festivalin bu yılki önceliklerinden biri de kapsayıcılık ve çeşitlilik olacak. Festival her aşamasında herkes için erişilebilir ve ulaşılabilir olarak eşitlikçi bir festival organizasyonu örneği sunacak.
4. Kaş Caz Festivali’nin biletlerine buradan, festivalin programı ve ayrıntılı bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.
Maçka Sanat Galerisi, sanatçı Esra Carus’un kâğıt ve porselen malzemeyi bir araya getirerek yeni illüzyonlar yarattığı “Hafızayı Onarmak” başlıklı kişisel sergisini 4 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Esra Carus, sergisinde geçmişle bugünün aynasında, artık muğlak olanın arasında, gerçeği sorguluyor. Sanatçı sergide yer alan eserleriyle kendine ve izleyiciye “Hafızayı onarmak mümkün mü, eldeki parçalarla en baştaki hakikate ulaşılabilir mi, gerçeklik dediğimiz tam olarak ne?” sorularını soruyor. Carus’un işleri hemen her zaman, parçalanma görüntüleriyle, kayan yüzeyler, yanılsama yaratan katmanlar, boşluklar ve yeniden birleştirmelerle kendini dışa vuruyor. Sanatçının terk edemediği geçmiş deneyimlerini temsil eden önceki işlerinden arta kalmış ya da tamamlanmamış malzemeler bu serginin ilham kaynağını oluşturuyor. Sergide yer alan eserler, bu anlamda sanatçının yaratım süreçlerine derinden bir bakış sunuyor.
Esra Carus, sergideki yeni işlerinin aslında geçmişte ürettiklerinin birer parçası, anısı veya izdüşümü olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Bu sergide, geçmişte yapmış olduğum işlerden arta kalan veya kullanmadığım kâğıt ve porselen malzemeyi yeni bir bütünlük içinde bir araya getirdim. Bugün onlara baktığımda sanki düzgün bir cümleyi bölüp parçalayarak bir şiir dizesi haline dönüştürmeye çalıştığımı görüyorum… Savaşlar, çatışmalar ve yıkımların gölgesinde, yüzyıldan fazla bir süredir gerçeği, nesnel olanın yerine duygu, inanç, tahmin ve önyargılar ikame ediyor. Her inkâr başka çöküntülere neden oluyor ve başlangıç noktasını unutturuyor, hakikate ulaşmayı engelliyor. Temel sorum aslında şu: Arkasında ne var? Eldeki parçalarla, belki kısmen eksik, ama yeni ve hakikati tamamen yok edilmemiş bir ifadeye ulaşma çabası benim düşünce dünyamın hareket noktası…”
Esra Carus’un “Hafızayı Onarmak” başlıklı kişisel sergisini 4 Haziran’a kadar pazar ve pazartesi hariç haftanın her günü 12.00 - 19.00 saatleri arasında Maçka Sanat Galerisi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Podcast yapım şirketi Podbee Media, gazeteci ve yazar Pınar Öğünç tarafından hazırlanan belgesel formatındaki Sen Ben O adlı podcast yapımını 25 Mayıs itibariyle dinleyiciyle buluşturacak.
Temelini radyo tiyatrosundan alan “Podcast Dizileri” ardından belgesel formatını mecraya taşıyan Podbee Media’nın yeni yapımı Sen Ben O, Öğünç ile 7 aylık bir çalışmanın neticesinde ortaya çıktı.
Sokakta, dükkânda, atölyede konuklarına mikrofonunu uzatan Pınar Öğünç, Sen Ben O’yu şöyle anlatıyor: “Bu diziyi hayatlardan bir koleksiyon, seslerden bir albüm gibi düşünebiliriz. Her bölümde gerçek insanlar yıllara yayılan hikayelerini, bazen o hikâyeden bir kesiti anlatıyorlar. Başlarından dünyanın en acayip şeyi geçmedi; ibretlik öyküler de değil bunlar. Yaşayarak gördükleri, gördüklerinin düşündürdükleri kayda geçiyor. Böylece hayata, bu düzene ve yaşadığımız zamana dair bir hakikati paylaşıyoruz. Tüm tuhaflığıyla, ağırlığıyla, neşesiyle; incelikle...”
Tasarım çalışmalarına Kasım 2021’de başlanılan dizinin 10 bölümünde yer alan konuklar, Pınar Öğünç tarafından belirlendi ve kayıtlar konukların kendi semtlerinde, evlerinde, çalıştıkları lokasyonlarda gerçekleştirildi. Böylelikle dinleyiciler, kendilerini bazen tanıdık bazen tanımak istedikleri bir yerde bulacaklar; bir bölümde Beşiktaş vapur iskelesinde, bir bölümde Beykoz’da bir zanaatkarın dükkanında ya da Etiler’de bir caddede farklı insanların hikayelerini dinleyecekler. Bu hayat kesitleri, alışageldik soru-cevap formunda değil, anlatılanların ses dünyasıyla zenginleşerek, bir hikaye kurgusuyla çıkacak dinleyicinin karşısına.
25 Mayıs itibariyle her hafta yeni bir bölümü yayımlanacak belgesel podcast Sen Ben O tüm podcast platformlarından dinlenebilecek.
İstanbul ve Ankara’nın, tarihi ve güncel kültür zenginliklerine canlılık katmak ve sahip oldukları kültürel mirası tanıtmak amacıyla hayata geçirilen Beyoğlu ve Başkent Kültür Yolu projeleri, 28 Mayıs - 12 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek iki festivali sanatseverlerle buluşturacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği “Kültür Yolu Festivalleri”, 7’den 70’e herkes için planlanmış 2 bine yakın etkinliğe ve 6 binden fazla sanatçıya ev sahipliği yapacak. Festivaller, şehirlerin kültürel, mimari ve tarihî miraslarına rotalarla dikkat çekerken farklı kültürel deneyimleri yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz yıl ilk kez gerçekleştirilen Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’nin yanı sıra bu sene Başkent Kültür Yolu Festivali de Ankara’da gerçekleşecek. İki festival de eş zamanlı olarak 28 Mayıs - 12 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek.
Kültür ve Turizm Bakanlığının kültürel hayata katılımın ve kültür turizminin önemli stratejik projelerinden biri olarak ortaya koyduğu “Kültür Yolları”, kültürel mirasın, somut ve somut olmayan ürünleriyle bir bütün olarak korunup yaşatılmasını ve dünya vitrinine taşınmasını amaçlıyor.
Başkent Kültür Yolu rotası Cumhuriyet öncesi, Cumhuriyet dönemi ve yeni çağdaş Ankara olmak üzere farklı dönemlere ait 70’den fazla durak noktasından oluşuyor. Ankara’nın simgelerinden biri olan Ankara Kalesi, eşsiz değerde bir koleksiyona sahip yüz yıllık Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 400 yıllık geçmişi ile başkentin en önemli dini yapıları arasında yer alan Hacı Bayram Veli Camii, Hamamönü tarihî kent dokusu, Roma medeniyetinin anıtsal yapıları olan Augustus Tapınağı ile Roma Hamamı gibi tarihî eserlerin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığınca restorasyonu yaptırılan Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Etnoğrafya Müzesi, I. Ulusal Mimarlık Dönemi’nin eşsiz eserlerinden İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi, Ziraat Bankası Müzesi, PTT Pul Müzesi ve CSO Ada Ankara gibi modern sanat yapıları, müzeler, sanat galerileri, tarihî yapılar ve anıtlar yaklaşık 4,7 km uzunluğundaki Başkent Kültür Yolu Festivali rotası üzerinde yer alıyor.
Beyoğlu ve Başkent Kültür Yolu Festivalleri’nde mimariden edebiyata, resimden müziğe, tasarımdan tiyatroya kadar farklı disiplinlerden çok sayıda sanat etkinliği yer alacak. Her iki festivalde de biletli etkinliklerin yanı sıra pek çok ücretsiz ve açık hava sahnesi de katılımcılarla buluşacak. Tanınan sanatçıların ve 53 farklı kültür sanat kurumunun katılımıyla düzenlenecek Beyoğlu Kültür Yolu Festivali, bu yıl 84 farklı noktada, 4 bin 500’ün üzerinde sanatçının 1500’den fazla etkinliğine ev sahipliği yapacak. Beyoğlu Kültür Yolu’nun açılış konseri Rebetiko müziğinin önde gelen isimlerinden Yunan sanatçı Glykeria ile İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. 70’i aşkın durakta 1500’den fazla sanatçının katılacağı ve 300’den fazla etkinliğe ev sahipliği yapacak olan Başkent Kültür Yolu Festivali ise Güney Koreli K-pop grubu Mirae’nin açılış konseriyle başlayacak.
Türkiye’nin en geniş kapsamlı kültür-sanat etkinlikleri olan Beyoğlu ve Başkent Kültür Yolu Festivalleri hakkında ayrıntılı bilgiye ve festival programlarına Beyoğlu Kültür Yolu ve Başkent Kültür Yolu’nun internet sitelerinden ulaşabilirsiniz.
Galeri Selvin, Bosna-Hersek sanatının 20. yüzyılın ikinci yarısındaki en önemli temsilcilerinden Mersad Berber’in “Masalsı Diyaloglar” başlıklı resim sergisini 17 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Küratörlüğünü Beste Gürsu’nun üstlendiği “Masalsı Diyaloglar” sergisinde yer alan resimlerde giderek güzelleşen Dubrovnik kadınlarını temsil eden Dubrovnik çiçekleri yer alıyor. Kariyerine Dubrovnik’teki kadınları resmederek başlayan Mersad Berber, kadınların güzelliğinin gelişimi ve değişiminden ilham alıyor. Çizdiği Bosna atlarıyla da tanınan sanatçının bu sergisinde yer alan bazı eserlerinde atlar da yer alıyor. Osmanlı İmparatorluğu’ndan ve Bosna Hersek’te uzun yıllar süren hakimiyetinden etkilenen sanatçı hem Avrupai hem Osmanlı kültürünü harmanlıyor. Sergide sanatçının Bosna’nın masalsı manzaralarına yaptığı seyahatlerin etkisindeki derin, mat beyazlardan, Srebrenitsa’nın karanlık, korkunç çukurlarına geniş bir yelpazedeki eserleri izleyiciyle buluşuyor.
2012 yılında hayatını kaybeden ve Rönesans’tan Art Nouveau’ya Avrupa güzel sanatının ustalarından ilham alan Mersad Berber, eserlerinde Velázquez, Ingres ve Klimt gibi sanatçıların yanı sıra Yugoslav ressamlar Bukovac ve Jurkić ile kurduğu diyaloğun izlerini yansıtıyor. Yerel sanat çevresini çağdaş Avrupa ve dünya sanatının bir parçası hâline getiren sanatçı, Antik dönem, Bizans, Ortaçağ, Rönesans, Barok, Art Nouveau ve Modernizmi birlikte kaynaştırdı, Doğu ve Batı’yı sentezleyerek ona özel bir nitelik kazandırdı.
Mersad Berber’in “Masalsı Diyaloglar” başlıklı sergisi 17 Haziran tarihine kadar Arnavutköy Galeri Selvin’de görülebilecek.