
Doğumunun 58. yılında küçük İskender, Boğaziçi Üniversitesi'nde yapılacak bir sempozyumla anılacak. Sempozyum, 28 Mayıs 2022 Cumartesi günü Gonca Özmen ve Olcay Akyıldız moderatörlüğünde iki panel olarak gerçekleşecek.
küçük İskender sempozyumunun açılış konuşmasını Murat Gülsoy, kapanış konuşmasını Birhan Keskin yapacak. Sempozyumda, Akif Kurtuluş, Altay Öktem, Asuman Susam, Deniz Durukan, Gökçen Ezber, Kerim Akbaş, Nilay Özer ve Zeliha B. Cenkci küçük İskender'in şiirinin gezindiği alanları, kurcaladığı meseleleri, çomak soktuğu arı kovanlarını, ayrıksı dili, sesi, sözcükleri ile başına buyruk, özgün yazılı mirasını farklı açılardan ele alıp irdeleyecekler.
“Otuz yılı aşan yazı hayatında şiir-deneme, inceleme-eleştiri, roman, serbest metin, derleme, günce türlerinde olmak üzere farklı türlerde eserler veren, zengin bir külliyata sahip küçük İskender, sadece sözcükleri değil, türleri de özgürleştirmek istedi. Türlerin sınırlarını zorlayarak uçlara uzandı. Yazınsal türlerin geleneksel yazma yöntemlerine, anlatısal yapıların kurgu, kural ve kalıplarına bağlı kalmadan özerk metinler oluşturdu. Kişiliği, yaşam biçimi, şiiri ve yazdıklarıyla uçlarda yer aldı. Hiçbir yazınsal gruplaşmanın, akımın, politik grubun içinde yer almadan, ilk şiirleriyle başlattığı ataklığını, yalnız kalmaktan, ötekileştirilmekten, dışlanmaktan çekinmeden sürdürdü. Özgün dili ve sesi, ayrıksı içerikleri, alışılmadık metafor ve imgeleriyle, ironisi ve yakıcı başkaldırısıyla, istediği biçimde yepyeni bir dünya kurdu, geniş okur kitlelerinin ilgisini çekti. Uyarıcı, sarsıcı, zamansız şiirler, metinler yazdı. Bize de bu zengin birikimi, yeni okumalarla, yeni bakış açılarıyla irdelemek ve değerlendirmek kaldı.”
Sempozyum, 28 Mayıs 2022 Cumartesi günü, 13:00 - 17:30 saatleri arasında Zoom üzerinden canlı yayın olarak yayımlanacak. Etkinlik herkesin katılımına açık ve ücretsiz olacak ve kayıt gerekli olmayacak. Yayına buradan girebilirsiniz.
Zorlu PSM, caz ritimlerini fars köklerinden gelen melodilerle birleştiren Liraz’ı 21 Mayıs’ta “PSM’de Caz” kapsamında %100 Studio’da müzikseverlerle buluşturuyor.
Zorlu PSM’nin “Dinle, hisset, keşfet! PSM’de Caz ile dünyan değişsin!” mottosuyla yola çıktığı serisi “PSM’de Caz” kapsamında, sadece üretimleriyle değil kimliği ve güçlü duruşuyla uluslararası arenada kendine yer edinen Liraz 21 Mayıs akşamı konser verecek. Türkçe rap müziğin başarılı isimlerinden Kamufle ile iş birliğinde “Remotely Close: Azizam” isimli şarkısını geçtiğimiz aylarda yayımlayan Liraz, 21 Mayıs’ta 1970’lerdeki İran pop müziğinin yeniden düzenlendiği elektro dans parçalarıyla dolu olan Zan ve Naz albümlerindeki sevilen şarkılarını seslendirecek.
İran asıllı İsrailli sanatçı Liraz’ın 2018 yılında çıkardığı Naz isimli ilk albümü sosyal medyada paylaşılınca şarkıları İran'da hite dönüşmüştü. Oyuncu, şarkıcı ve dansçı olarak sanat kariyerini sürdüren Liraz Charhi, 2020’de yayımladığı Farsça ikinci albümü olma özelliğini taşıyan son albümü Zan (Kadınlar) ile ilişkileri uzun yıllar önce kopan iki ülkeyi, İran ve İsrail’i, müzik ile bir araya getiriyor. Sanatçı bu albümün İsrailliler ve İranlılar arasında bir birlik duygusu oluşturmasını umut ettiğini belirtiyor.
21 Mayıs Cumartesi akşamı %100 Studio’da gerçekleşecek Liraz konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Zorlu PSM, caz ritimlerini fars köklerinden gelen melodilerle birleştiren Liraz’ı 21 Mayıs’ta “PSM’de Caz” kapsamında %100 Studio’da müzikseverlerle buluşturuyor.
Zorlu PSM’nin “Dinle, hisset, keşfet! PSM’de Caz ile dünyan değişsin!” mottosuyla yola çıktığı serisi “PSM’de Caz” kapsamında, sadece üretimleriyle değil kimliği ve güçlü duruşuyla uluslararası arenada kendine yer edinen Liraz 21 Mayıs akşamı konser verecek. Türkçe rap müziğin başarılı isimlerinden Kamufle ile iş birliğinde “Remotely Close: Azizam” isimli şarkısını geçtiğimiz aylarda yayımlayan Liraz, 21 Mayıs’ta 1970’lerdeki İran pop müziğinin yeniden düzenlendiği elektro dans parçalarıyla dolu olan Zan ve Naz albümlerindeki sevilen şarkılarını seslendirecek.
Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), Silvia Bener’in “Yüzeyin Ötesinde: Su” başlıklı Türkiye’deki ilk kişisel sergisini 30 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
On yılı aşkın süredir suyu temel mecrası olarak benimseyen Silvia Bener, “Yüzeyin Ötesinde: Su” sergisinde izleyiciye her şeyin özü ve varoluşun kendini görünür kıldığı bir kavram olarak suyu araştırdığı çalışmalarından bir seçki sunuyor. Rana Kelleci’nin küratörlüğünü yaptığı sergide sanatçı, suyun yüzeyinden öteye yönelttiği bakışla kişinin evrende tuttuğu konuma dair sorulara kapı aralıyor. Geleneksel ebru sanatından ilham alan fakat ondan çeşitli biçimlerde farklılaşan, su üzerine boyalarla çalıştığı Aqua Materia Sanat olarak adlandırdığı bir teknik uygulayan sanatçı, eserlerinin performatif ve meditatif süreçlerini içsel bir yolculuğun aracı olarak yorumluyor.
İzleyiciyi suya duyusal, deneyimsel ve zihinsel bir dalışa davet eden sergi, KTSM’nin giriş ve asma katlarında yoğunlaşarak binaya yayılıyor. Sanatçının suyun buz hâlindeki altıgen atom strüktürünü baz alan Heksagonal adlı giriş galeri katını tamamen dönüştüren yerleştirmesi, mekân algısıyla oynayarak gözün yanılabilir olduğunun vurgulayarak izleyicinin dikkatini evrendeki konumuna çekiyor. Asma katta bir deneyim alanı yaratan Tözün Akışı adlı video-yerleştirme ve farklı mecralarda üretilmiş eserlerin yanı sıra sergide, sanatçının su üzerine yıllara yayılan araştırma sürecinden fotoğraflar, eskizler, not defterleri ve doğal nesneler de yer alıyor.
Silvia Bener’in “Yüzeyin Ötesinde: Su” başlıklı sergisini 30 Haziran’a kadar Karaköy’de yer alan Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Sanat Kritik'in bu yıl ilk kez düzenlediği Doğan Hızlan Edebiyat Eleştiri ve İnceleme Ödülü'nün “Kitap” dalındaki sahibi Yaralı Erkeklikler -12 Mart Romanlarında Yalnızlık, Yabancılaşma ve Öfke- adlı çalışmasıyla Çimen Günay Erkol oldu.
Yaralı Erkeklikler, bir dönemi tutarlı şekilde ele alması, edebiyat tarihine cinsiyet üzerinden bakarak romana yeni bir inceleme perspektifi getirmesi ve eser seçiminde farklı ideolojilere yer vermesi sebebiyle bu armağana değer görüldü. Doğan Hızlan Edebiyat Eleştiri ve İnceleme Ödülü'nün “Makale” dalında bu yıl ödül verilmedi.
“Kitap” dalında ödül jürisi Turhan Günay başkanlığında Hami Çağdaş, Metin Kayahan Özgül, Nedret Öztokat Kılıçeri, Nilüfer Kuyaş’tan oluştu. “Makale” dalında ödül jürisinde ise Didem Ardalı Büyükarman, Hilmi Tezgör, Nevzat Kaya, Serhan Bali, Turgay Anar, Seval Şahin yer aldı.
Ödül töreni 3 Haziran 2022’de Sanat Kritik’te yapılacak ve Çimen Günay Erkol’a ödülü takdim edilecek.
Denef Huvaj’ın “Aramızdaki Deniz” başlıklı sergisi 29 Mayıs’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
Eda Yiğit’in küratörlüğünü üstlendiği “Aramızdaki Deniz” sergisinde Denef Huvaj, bir görsel hikâye anlatıcısı olarak fotoğraflarıyla sürgünden kalanlara bakarken, coğrafyasından, kültüründen, ikliminden, geçmişinden koparılan bir halkın ilelebet dinmeyecek ayrılık acısının meskeni olabileceğini anlatıyor. Huvaj, Türkiye’de yaşayan Kuzey Kafkasya halklarından oluşan diasporayı içeriden deneyimliyor. Sanatçının, sürgünü soyut bir dille anlattığı sergi, geçmişe bir keşif yolculuğu eşliğinde yersiz yurtsuzluk, ayrılık acısı, belirsizlik, ölüm korkusu ve kayıplara odaklanıyor. Sergide iki kıyıya ayrılan fotoğraflarda, iki karşı yakada birbirlerinin hikâyeleriyle, özlemleriyle büyümüş köy sakinleri yer alıyor. Adige Cumhuriyeti’nde bulunan Penehes ve Afıpsıp köylerinden 1864 yılında Anadolu’ya gönderilen ve üç ayrı köye dağıtılan (Karaçalılık, Muratlar, Balıklıdere) köylüler 158 yıl sonra “Aramızdaki Deniz” sergisinde bir araya geliyor.
Geçmişte bir Aşkenaz Sinagogu olarak bilinen Schneidertempel, bu coğrafyada var olan farklı kültürleri temsil eden ve aynı zamanda korunabilmiş mimarlık örneklerinden biridir. Yeniden yaşama kazandırılan bu sinagog, sürgünü anlatan bir sergiye ev sahipliği yaparak kültürler arası bir köprü kuruyor.
Denef Huvaj’ın “Aramızdaki Deniz” başlıklı sergisini 29 Mayıs’a kadar pazartesi hariç her gün 11.00 - 18.00 saatleri arasında Schneidertempel Sanat Merkezi sergi salonunda görebilirsiniz.
Adres: Schneidertempel Sanat Merkezi - Felek Sokak N:1 Karaköy / İstanbul, Türkiye
Joshua Sperling’in; yayımlanmamış röportajlardan, elyazmalarından, British Library’de yeni erişime açılmış John Berger Arşivi’nde bulunan belgelerden yararlanarak okuru John Berger’ın dünyasına davet ettiği çalışması John Berger - Zamanımızın Bir Yazarı, Özge Özgür’ün çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı.
II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın kültür alanında önde gelen figürlerinden biri olan John Berger, roman ve denemelerinin yanı sıra tiyatro oyunları, foto-metinleri, televizyon programlarıyla bir hikâyeci ve bir düşünür olarak benzersiz bir yere sahip.
Henüz yirmi altı yaşındayken “Siyaseti sanata sokmak şöyle dursun, asıl sanat beni siyasete sürükledi,” diyen Berger ölene dek devrimci tavrından vazgeçmedi, işçilerin, göçmenlerin, ezilenlerin haklarını savundu.
Pera Müzesi’nde 7 - 12 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek Yunan Film Günleri, Yunanistan Sineması’nın auteur yönetmenlerinden özgün ve ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluşturacak.
Yunanistan’dan EMEIS Kültür Kolektifi ile Türkiye’den istos film ve istos yayın’ın ortaklığında ilk kez düzenlenen Yunan Film Günleri’nde ülke sinemasının 60’lardan 80’lere uzanan verimli döneminden seçilmiş usta işi filmleri yenilenmiş kopyalarıyla gösterilecek.
Yunan Film Günleri açılışını 7 Haziran Salı akşamı Yunanistan sinemasının auteur yönetmenlerinden Theo Angelopoulos’un ilk uzun filmi olan Anaparastasi / Tatbikat (1970) ile yapacak. Theo Angelopoulos’un bir tutku suçu haberinden yola çıkarak cinayetin işlendiği köyde ve olayın tanıkları eşliğinde çektiği film, 60’lar ve 70’lerde Almanya’ya işçi göçünün yaşandığı ülkenin sosyoekonomik portresini derinden çiziyor. Sinema tarihçilerinin Yeni Yunanistan Sineması’nın doğuşu olarak da nitelendirdiği film, Berlinale’den FIPRESCI Ödülü ile dönmüş, Selanik Film Festivali’ne En İyi Sanat Filmi, En İyi Yeni Yönetmen, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Görüntü ve Yunan Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Film ödüllerini kazanmıştı.
Yunan Film Günleri’nin konuklarından biri de Angelopulos’un Days of '36 / 1936 Günleri (1972) ve Alexander the Great / Büyük İskender (1980) gibi filmlerinin yanı sıra Yeşim Ustaoğlu’nun Bulutları Beklerken (2004) filminin senaristi olarak tanıdığımız, Gece Bülteni, Alan Savunması gibi polisiye romanların da yazarı Petros Markaris olacak. Petros Markaris, etkinlik kapsamında İstanbul’a gelerek açılış gecesi Tatbikat filminin sunuşunu yapacak.
Yunan Film Günleri kapsamında Yunanistan Sineması’nın tarihine uzanan film afişleri sergisi ve Yunanistan’dan film profesyonellerinin konuk olacağı Sektör Buluşması da gerçekleştirilecek.
Yunanistan Kültür Bakanlığı’nın katkıları ve Yunan Film Merkezi ile Yunan Film Akademisi’nin destekleriyle Pera Müzesi’nde gerçekleşecek etkinlikte tüm gösterimler ücretsiz olacak. Yunan Film Günleri’nin film ve etkinlik programı önümüzdeki günlerde buradan duyurulacak.
Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda sanatçının çağdaş yapıtlarına ev sahipliği yapan Piyalepaşa İstanbul Sanat Meydanı açıldı.
Piyalepaşa İstanbul Sanat Meydanı’nda yıl boyunca MERKUR, Pi Artworks, .artSümer, Zilberman ve Art On galerileri toplam 24 özel seçkiyi sanatseverlerle buluşturacak. Sanat Meydanı Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat ev sahipliğinde gerçekleşen davet ile kapılarını açtı.
Galeri Merkur, toplumsal cinsiyet rolleri ve kadın olma hâlleri üzerine yeniden düşünme fırsatı sunan “Kim o / o Kim” başlıklı sergiyi 7 Temmuz’a kadar Sanat Meydanı’nda sanatseverlerle buluşturuyor. Sergide, sanat pratiklerinde kâğıt, beton, seramik, kumaş, fotoğraf gibi faklı malzemeler kullanan 5 sanatçı; Canan, Merve Dündar, Leyla Emadi, Neriman Polat ve Saliha Yılmaz eserleri ile kadın olmayı tanımlayan değerleri, imajları, davranışları, inanç sistemlerini sorguluyor.
Pi Artworks İstanbul, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden 2020 ve 2021 pandemi dönemi mezunlarının “Yine Boya” başlıklı grup sergisine 30 Haziran’a kadar ev sahipliği yapıyor.
Zilberman İstanbul’un Piyalepaşa’daki mekânı Zilberman Selected, Isaac Chong Wai’nin “If we keep crying, we will go blind / Ağlamaya Devam Edersek, Kör Olacağız” başlıklı üçüncü kişisel sergisini 30 Temmuz’a kadar izleyicilerin beğenisine sunuyor. Sergide büyük bir yerleştirme, iki kanallı bir video, bir dizi ipek baskı, ışıklı bir kutu ve bir performans olmak üzere sanatçının yeni çalışmaları yer alıyor.
.artSümer, Erdal Duman’ın “Bu İşte Bir Terslik Var” başlıklı kişisel sergisini 2 Ağustos’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Sanat Meydanı’nda yer alan Art On İstanbul, sanatçı Songül Girgin’in Tohum – Seed başlıklı işi ile Onur Dumansız’ın Helix Thorn başlıklı işini izleyicinin beğenisine sunuyor.
Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat açılışta şunları söyledi: “Piyalepaşa İstanbul, Polat olarak bizim çok kıymetli projelerimizden bir tanesi. Bu projeyi oluştururken İstanbul’a her şeyiyle bir bütün olan yeni bir yaşam alanı kazandırmak arzusundaydık ve bu arzumuza göre tasarladık. Bugün Piyalepaşa İstanbul; konut, ofis, Polat Piyalepaşa Çarşı, toplantı salonları, çocuk deneyim alanları ve zengin gastronomi kültürü ile karma bir yaşam merkezi. Sanat ise bu yaşam alanının en önemli noktalarından biri. Sanat ve sanatçı bizim yıllardır odağımızda olan bir konu, bu projemize de sanatı entegre ettiğimiz, çok değerli sanatçıları, koleksiyonerleri ve kıymetli eserleri ağırladığımız için çok mutluyuz. Yeni sanat rotamızda, sene içinde toplam 24 özel sergide zengin bir sanat seçkisini sanat izleyicisiyle buluşturacağız.”