1 YAPILAN YORUMLAR
11517 GÖRÜNTÜLENME
7 TAKİPÇİ
0 BEĞENİ
Içimizdeki "Çığlık"; Edvard Munch
Edvard Munch... Çoğumuz biliriz ne kadar önemlidir. Norveçli ekspresyonist bir ressamdır.Daha doğrusu gizli sevgilerin, kıskançlığın, ölümün ve hüznün ressamı... Norveç sanatını, Fransız empresyonizminin sultasından kurtularak, benliğine kavuşturmuştur.

O, ruhsal ve duygusal konuları işlediği resimleriyle tanındı. Alman dışavurumculuk akımının gelişmesine önemli katkıları oldu. Resimlerinde egemen olan içe dönük ve karamsar hava hakimdi.
 
Hayatın Frizleri adlı serinin bir parçası olan Çığlık (1893; ilk adı ile Umutsuzluk), tablosunda Munch hayat, aşk, korku, ölüm ve melankoli gibi öğeleri işledi. Diğer pek çok eserinde olduğu gibi bunun da birçok versiyonunu yaptı.
Yaptığı eserlerinin bu kadar karamsar oluşu, yaşadıkları yüzündendir. Küçük yaşta annesini ve ablasını kaybetmesi onda büyük yaralar açmıştır. Ve Munch'ın resimlerinde çoğunlukla ölüm teması hakimdir.

 Munch daha sonra, ilkel ve karanlık kuvvetlerin yönettiği sembolik bir dünyaya yönelip kişinin yalnızlığını, zavallığını, yaşama ve ölüm korkusu, kıskançlığını, hırsını, gerilimini, cinsel kavgasını, acılarını, karşılıklı suçlamalarını; yani yeryüzündeki çarpıcı bir cehennemi canlandırmıştır.

Kadın, onun gözünde, cinsel, şeytani, acımasız, kötü bir varlıktır. Erkeği baştan çıkararak hiç eder, başarılarından korkunç bir zevk duyar. Kadınlarla ilgili karamsar düşüncelerin nedeni, Munch’un kişisel deneylerindeki başarısızlığı, heyecanlı ve huzursuz iç dünyasıdır. 
Eserlerindeki ortam bu yüzden şeytani ve görkemlidir. Karanlık, ürkütücü ve huzursuzdur.

Bu Edvard Munch'ı betimlemektir ve hepimiz görüyoruz ki bu resimlerde yaşadıkları gayet açıktır. Duygularını bu kadar net bir şekilde yansıtan bir ressam olmuştur.Bu yüzden favori ressamımdır diyebilirim. Aslında hepimiz bir Edvard Munch değil miyiz? Daha doğrusu hepimizin içinde yok mu bir Edvard Munch? 

Biz belki bu kadar farkettiremesek de içimizde basbas bağıran biri var. Belki arada dış dünyayla buluşup, sonra geri kaçan... 
Bir çığlık tablosu gibi içimiz daralırken,  tamda böyle hissederken, birden Edvard Munch oluveriyoruz. Çünkü çığlık tablosu eğer Munch'ın en iyi tablosuysa ve egomuzdan dolayı en iyisi biziz diye düşünüyorsak,  bizim karamsarlığımızı ve her düşüşümüzü anlatan sadece bu çığlık tablosu, bir Edvard Munch olabilir.
Ki bizce, en kötü şeyleri yaşayan her zaman kendimiz oluruz. Acıyı dibine kadar yaşar, melankoliyle başbaşa otururuz. İnsanız ya, hiçbir zaman bardağın dolu tarafını görmez, boş tarafıyla hayatı zindan ederiz. 
Böyle insanlara, böyle muhteşem bir ressam işte. Resimlerinde belki kendimizi bulabilicağimiz, hem içten ama hemde içine kapanık, hem çok duygusal ama bu resimleri sanki o çizmemiş gibi duygusuz...
Aslında tamda biz! Kafamızdaki çelişkilerimiz... Suçlu ve bir o kadar masum hissettiğimiz kendimiziz! Fazla uzaklarda aramaya gerek yok aslında. İçimizde bizi bize anlatmaya çalışan bir ressamımız çoktandır var. 
O bir çığlık gibi her gün içimizde basbas bağıran her duygumuz, bir Edvard Munch! 

0
4372
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage