GÜNDEM
  • 16-12-2019

    İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi (İKÜSAG), bu yılki sanat sezonunun üçüncü sergisi kapsamında “göç” temasına odaklanıyor. Akademisyen ve sanatçı Prof. Dr. Mehmet Alagöz’ün eserlerinin gösterileceği “Göç” sergisi, 4 Aralık tarihinden 1 Ocak 2020’ye kadar İKÜ Ataköy’de sanatseverlerle buluşacak.

    ​Almanya’da göçmen olarak yaşadığı dönemi sanatında yoğun bir biçimde kullanan Mehmet Alagöz, insan merkezli portre çalışmalarıyla ön plana çıkıyor. Almanya’da yaşayan Türk işçiler ve beraberinde gelen birkaç nesli ve onların mücadelesini eserlerine yansıtan sanatçı, Türk işçilerin politik duruşlarını eserlerine taşıyor. Sanatçının oluşturduğu figürler zamanla çeşitli anonim boyutlar kazanırken motiflerin ön plana çıktığı farklı portrelerin oluşmasına da zemin hazırlıyor.

    0
    0
    208
  • 16-12-2019

    İstanbul Devlet Opera ve Balesi, prömiyerini geçen sezon yapan ve seyircinin büyük beğenisini toplayan Don Quichotte Operası’nı bu sezon da sahnelemeye hazırlanıyor. Bu sezonki ilk gösterimi 20 Aralık 2019’da Kadıköy Süreyya Operası’nda yapılacak gösteri, sezon boyunca da programda yer alacak.

    ​İspanyol yazar Miguel de Cervantes tarafından 17. yüzyılın başlarında yazılan ve güncelliğini her zaman koruyan romandan esinlenilerek bestelenen opera, izleyiciye Don Kişot’un hayalle gerçek arasında gidip gelen, günlük hayatın sınırlarını sorgulayan, aslında neyin değerli olduğunun altını çizen unutulmaz bir şölen vaat ediyor. Fransız oyun yazarı Henri Cain tarafından librettosunun yazıldığı, dünyanın önde gelen bestecilerinden olan Jules Massenet’in bestelediği opera 1910’daki ilk gösteriminden bugüne aynı heyecanla sahnelerde kendisine yer bulmaya devam ediyor. Don Quichotte Operası, 20, 21, 24, 25 ve 27 Aralık 2019 tarihlerindeki gösterimlerle birlikte sahnelerde yerini almaya hazırlanıyor.

    0
    0
    220
  • 16-12-2019

    Modern Japon edebiyatının en tartışmalı yazarı Yukio Mişima’nın iki eseri Aşka Susamış ve Yaz Ortasında Ölüm, A. Volkan Erdemir’in ve H. Can Erkin’in çevirileriyle, Can Yayınları tarafından yayımlandı.

    Aşka Susamış, dört duvar arasında bir dul kadının, yaşadığı evin hizmetçisine duyduğu tutkulu aşkı konu alıyor. Bu kitap, yazarın hayatı boyunca kalemine rehberlik etmiş sapkın ve saplantılı arzuyu ve sarsıcı şiddeti sahneye koyan, okuru yakalayan ve bırakmayan bir eser.

    1952 tarihli bir derleme olan Yaz Ortasında Ölüm, yazarın uzun eserlerinde resmettiği sahneleri aratmayan on bir minyatürü içeriyor. Kini, cinneti, sapkınlığı, çaresizliği ve erotizmi kendine ve kültürüne özgü bir dinginlik ve durulukla betimlerken, zengin tasvirleriyle gelenekten kopamamış bir Japonya panoraması yaratıyor.

    “Aslan, kafesinden çıktığı anda, eski, vahşi aslan olduğu zamandakinden daha geniş bir dünyaya sahip olur. Hapsedildiği sürede onun için iki dünyadan başka dünya yoktur. Diğer bir deyişle kafesin içindeki dünya ile kafesin dışındaki dünya. Artık özgür kalmıştır. Kükrer. İnsanlara saldırabilir. Onları yiyebilir. Yine de tatmin olamaz, çünkü ne kafesin içinde, ne de kafesin dışında bir üçüncü dünya yoktur.”

    ​“Çocukluğun sımsıkı mühürlenmiş bir sandığı vardır. Genç insan bir gayret o sandığı açmaya çalışır. Kapağı açtığında içinin boş olduğunu görür. Bunun üzerine anlar ki, hazine sandığı dedikleri, her zaman böylesine boştur. Sonrasında artık kendi yargılarını önemsemeye başlar. Ancak sandık gerçekten de boş mudur acaba? Sandığı açtığı anda, göremediği çok önemli bir şey uçup gitmiş midir yoksa?”

    ​Görsel: Magnum Collection Poster: Courtyard of the Meiji shrine. Tokyo, Japan. 1951. - Werner Bischof

    0
    0
    89
  • 16-12-2019

    Selma Parlour, Pi Artworks Londra’da gösterilen ikinci kişisel sergisi “Activities for the Abyss” ile İngiltere’deki sanatseverlerle buluşuyor. Sergi 11 Ocak 2020’ye kadar izleyiciyi Parlour’un farklı formlardaki eserleriyle tanışmaya çağırıyor.

    ​Ödüllü ressam Selma Parlour’un geçtiğimiz iki yıldaki üretimlerini bir araya getiren ve ilk kez sanatseverlerin beğenisine sunan “Activities for the Abyss” sergisi, sanatçının desen, baskı ve farklı boya teknikleriyle hayat verdiği yağlı boya tablolardan oluşuyor. Sanatçının kullanmaktan büyük keyif aldığı yumuşak renk katmanları, yetkinliğini gösterdiği ve ustaca arıttığı mat yüzeyleri ve resmin iki boyutluluğunu vurgulayan diyagramsal yaklaşımı kendine has bir şekilde geliştirdiği tarzla birlikte ön plana çıkıyor. Parlour, resmin materyal gereçlerine verdiği önemle birlikte mimari, sanal ve uzaysal keşifleriyle de izleyicisine farklı görme biçimlerinin yolunu açıyor.

    0
    0
    142
  • 15-12-2019

    İş Sanat, bu sezon caz perdesini besteci ve piyanist Omar Sosa, trompetçi Paolo Fresu ve perküsyonist Trilok Gurtu’nun buluşmasıyla 17 Aralık 2019 Salı günü İş Kuleleri Salonu’nda açıyor. Uluslararası düzeyde büyük beğeni toplayan sanatçılar bu kez İstanbul’da dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşatmaya hazırlanıyor.

    ​Müziğinin kökenlerini “uyum, ritim ve neşe” gibi kelimelerle ifade eden Omar Sosa, hem solo hem de çeşitli caz sanatçılarıyla yaptığı albümlerle dünyaca ünlü bir isim hâline geldi. Enstrümanlarıyla çok değerli bir bütün oluşturan Sosa ve Fresu’ya Trilok Gurtu’nun da katılmasıyla ortaya oldukça yenilikçi ve geleneksel duruşu da devam ettiren bir müzik çıktı. Dinleyicilerini kendileriyle beraber dans etmeye çağıran müzisyenler dikkat çekici tarzlarıyla unutulmaz bir geceye hazırlanıyor.

    0
    0
    199
  • 15-12-2019

    Sanatorium, 6 Aralık ile 19 Ocak 2020 tarihleri arasında “Artifical Bloom; Fluid Archives” (Yapay Çiçeklenme; Akışkan Arşivler) adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. Melih Aydemir’in küratörlüğünde gerçekleşen sergi Zeynep Beler, Luz Blanco ve Christiane Peschek’in çizgisel olmayan, akışkan ve hibrid gerçeklik üzerine kurulu işlerini bir araya getiriyor.

    ​Gerçek hayatla sanal varlığımız arasındaki sınırları bulanıklaştıran sanatçılar Beler, Blanco ve Peschek; sergi dolayısıyla gösterilen eserlerinde insanın kendisini tekrar inşa etme ve bedensel sınırlarını genişletmesi üzerine çeşitli fikirler öne sürüyor. Sergi dijital deneyimleri, anıları ve kimlik sorunsallarını merkezine alıyor ve sanatseverleri farklı bir sanat dünyasıyla karşılıyor. “Akışkan Arşivler”de ise bir arkeolog misali beden hafızasıyla arşivler arasında git geller yapılıyor ve izleyici için yeni sorgulamaların önü açılıyor.

    0
    0
    212
  • 15-12-2019

    Simone de Beauvoir’ın elli bir yıllık hayat arkadaşı Jean-Paul Sartre’la mektuplaşmalarının büyük bir kısmının yer aldığı Veda Töreni, Nesrin Altınova’nın çevirisiyle, Alfa Yayınları tarafından yayımlandı.

    ​Beauvoir’ın bütün eserlerinde her zaman belirgin bir yer tutan yaşlılık ve ölüm olgusu, Veda Töreni’nde merkezde yer alıyor. Beauvoir, varoluşçu felsefenin önde gelen filozoflarından biri, Nobel ödüllü bir tiyatro yazarı ve bir aydın olarak zamanının toplumsal olaylarında, politik ve edebi dünyada her zaman görünür olan Sartre’ın son yıllarını tuttuğu günlükler ve arkadaş tanıklıkları üzerinden anlatırken, dönemin Fransa’sının ve dünyasının siyasi ve düşünsel haritasını da çiziyor. Sartre’ın siyasi müdahalelerini, Flaubert üzerine yazmak istediği çalışmasını, arkadaşlıklarını, kendisiyle olan ilişkisini, sevgililerini ve adım adım ölüme gidişini son derece içten ve sade bir dille anlatırken eşsiz dostluklarını da özlemle anıyor.

    0
    0
    434
  • 14-12-2019

    New York temelli jungle pop ikilisi olan Sofi Tukker, 8 Mayıs 2020’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde konser vermeye hazırlanıyor. Türkiye’deki ilk konserini 30 Mart 2019’da veren ve biletleri günler öncesinden tükenen ikili, yeni hit şarkıları ve performanslarıyla izleyiciyle buluşmayı bekliyor.

    ​2017’de Grammy’e aday gösterilen Sofi Tukker ikilisi, Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde “Sahne Üstü Ayakta” konseptiyle hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Sophie Hawley-Weld ve Tucker Halpern’in bir araya gelmesiyle oluşan iki kişilik grup, 90’ların house müziğinden ilham alıyor ve jungle pop türünde şarkılar üretiyor. Yaptıkları müzikle kısa zamanda dünyaca üne kavuşan Amerikalı grup, Türkiye’de de birçok müziksever tarafından yakından takip ediliyor.

    0
    0
    219
  • 14-12-2019

    İFSAK, 7-26 Aralık 2019 tarihleri arasında İFSAK Lokal Sergi Salonu’nda “İstanbul’un Hanları” isimli bir sergi gerçekleştiriyor. Timurtaş Onan’ın proje danışmanı olduğu sergi, Hanlar Proje Geliştirme Atölyesi’nin katılımcıları tarafından çekilen fotoğraflardan meydana geliyor.

    ​Eminönü, Karaköy ve Beyazıt civarında yoğunlaşan; Bizans, Osmanlı ve Türkiye arasında bir köprü olan hanlar, doğu ile batı arasında önemli bir ticari durak olarak uzun yıllar varlıklarını sürdürdü. Tüm bu dönüşümlerin izlerini geleneksel yöntemlerle üretilen yapılar ekseninde ele alan ve süren sergi, sanatsal anlatıma ağırlık veren bir yıllık fotoğraflamanın bir ürünü olarak ön plana çıkıyor. Sergi kapsamında Semiha Berkem, Ferhan Coşkun, Dila Çeçen, Selda Durkut, Hilal Düz Dilaver, Sema Düzgeç, Mehmet Berke Göktürk, Özge Gülsoy, Gülhan Hanbay, Muhip Şeyda Işıktaç, Müslüm İstekli, Mürvet Kılıç, Türkan Ceylan Koçak, Niso Maçoro, Artun Odabaşyan, Neslihan Oruç, Sena Öksüz, Mustafa Öz, Bahar Sayıner, Selma Topaç, Züleyha Uğrak, Birsen Uzun, Ahmet Yılmaz, Nurgül Yılmazkaya ve Beyhan Zeybek’in eserleri sanatseverlerle buluşuyor.

    0
    0
    416
  • 14-12-2019

    Farkındalık (mindfulness) eğitmeni İlksen Utlu’nun temel farkındalık alanlarına odaklanarak çocukların öz-farkındalık, duygu denetimi ve dikkat kontrolü becerilerini desteklemeyi amaçladığı ilk çocuk kitabı Üzüntü ile Neşe Gezerler Hep El Ele - Duyguları Keşfe Yolculuk, Duygu Cigal’in resimleriyle, Doğan Egmont Yayıncılık tarafından yayımlandı.

    Yaşadığımız “şu an”da, kendimizde ve etrafımızda olanları, oldukları gibi, yargılamadan fark etmek anlamına gelen mindfulness (farkındalık), bir hayat becerisidir. Aslında özlerinde “an farkındalığı”nı barındıran çocuklar, çağımızın beraberinde getirdiği hızdan en az yetişkinler kadar etkilenerek kaygı ve stresin etkisiyle çok erken yaşta anlarından kopuyorlar. Çocuklar için mindfulness çalışmaları, onların öz-farkındalık, duygu denetimi ve dikkat kontrolü becerilerinin güçlenmesine destek olarak mental ve duygusal dayanıklılıklarını ve esnekliklerini kuvvetlendiriyor.

    ​Kitabın ana kahramanı Leyla, istediği şey olmayınca birden sinirlenir. Bağırır, çağırır ve hatta kendini yerlere atar. Neyse ki annesi ona müthiş bir oyun öğretir: Nefes almak! Farkındalıkla nefes alıp vermenin sihirli gücüyle tanışan Leyla o gece tatlı bir rüyaya dalar. Rüyasında en sevdiği oyuncağı olan tilkisi de vardır. İki arkadaş rengârenk bir ormanda keşfe çıkarlar. Üstelik bir de bilmeceyle karşılaşırlar.

    0
    0
    324
DAHA FAZLA