
Son dönemin en başarılı trompet sanatçılarından biri olan Barış Demirel’in bu coğrafyanın seslerinden ve türlerinden ilham alarak hazırladığı ilk solo albümü Mutluluklar müzikseverlerle buluştu.
Söz ve müziği Demirel’e ait olan sekiz parçadan oluşan Mutluluklar, hiphop, caz, rock ve lo-fi öğelerini bir araya getiriyor. Bir multi enstrümantalist olan Demirel, albümdeki tüm enstrümanları da kendisi çaldı. Mutluluklar’da ayrıca Kadebostany rework’leri ve Deniz Tekin düeti de yer alıyor. Albümün prodüktörlüğünü ise Da Poet ve Barış Demirel birlikte yaptı.
Armageddon Turk'un Anadolu türkülerini ve anonim eserleri lo-fi hiphop, chill beat soundlarda yorumladığı Anadolu Lo-fi adlı ilk albümü Garaj Müzik etiketiyle dinleyiciyle buluştu.
Prodüktör ikili Orkun Tunç ve Zag Erlat’tan oluşan Armageddon Turk, karantinanın ilk günlerinden beri üzerinde çalıştıkları albümün tüm prodüksiyonunu İstanbul ve Londra’daki evlerinde mobil olarak gerçekleştirdi. Albümde Kaan Çelik Metin (perdesiz/elektrik gitar), Ege Cengiz (trompet), Nevbahar Özel (kemençe), Nevcivan Özel (tar), Gonca Feride Varol (piyano) gibi önemli müzisyenler de ekibe eşlik etti. Albüm kapağı, Armageddon Turk’ün hayalindeki “pastoral ve futuristik bir dünyada saz çalan kız figürü” ise illüstratör Beril İrman’a ait.
Armageddon Turk prodüksiyon ekibi, Kelis, Moby, Gorillaz, Pet Shop Boys, Janet Jackson, Mel C, Aronchupa, Teoman, Sezen Aksu, Nazan Öncel, Edis vb. birçok isme yaptıkları official remixlerle tanınıyor. Ekip 2020’de, yeni nesil hiphop artistlerinden NASKAS ile çıkardıkları “Karıştır” single çalışması ile gündemdeydi. Ayrıca ekip 2018 yılında, ülkemizde türünün "ilk official remix" albümlerinden biri olan, Şah Plak 70’ler dönemine ait Gülden Karaböcek diskografisini içeren bir remix albümü yayımladı. Efes’in 50. yıl şerefine hazırlanan Birlikte Geçen 50 Enfes Yıl filminde, bu albümden “Kalbim Çarpar" şarkısına yaptıkları remix kullanıldı. 2018 yılında Mu Tunç’un, yazıp ve yönettiği ARADA adlı ilk Türk Punk filminde yer alan Armageddon Turk x Gülden Karaböcek Remix'i "Şaka Yaptım" yeraltı partilerinin vazgeçilmez dans hitlerinden biri oldu.
Anadolu Lo-fi albümünü Spotify, Apple Music, Deezer, YouTube Music ve Fizy üzerinden dinleyebilirsiniz.
Armageddon Turk'un Anadolu türkülerini ve anonim eserleri lo-fi hiphop, chill beat soundlarda yorumladığı Anadolu Lo-fi adlı ilk albümü Garaj Müzik etiketiyle dinleyiciyle buluştu.
Prodüktör ikili Orkun Tunç ve Zag Erlat’tan oluşan Armageddon Turk, karantinanın ilk günlerinden beri üzerinde çalıştıkları albümün tüm prodüksiyonunu İstanbul ve Londra’daki evlerinde mobil olarak gerçekleştirdi. Albümde Kaan Çelik Metin (perdesiz/elektrik gitar), Ege Cengiz (trompet), Nevbahar Özel (kemençe), Nevcivan Özel (tar), Gonca Feride Varol (piyano) gibi önemli müzisyenler de ekibe eşlik etti. Albüm kapağı, Armageddon Turk’ün hayalindeki “pastoral ve futuristik bir dünyada saz çalan kız figürü” ise illüstratör Beril İrman’a ait.
Armageddon Turk prodüksiyon ekibi, Kelis, Moby, Gorillaz, Pet Shop Boys, Janet Jackson, Mel C, Aronchupa, Teoman, Sezen Aksu, Nazan Öncel, Edis vb. birçok isme yaptıkları official remixlerle tanınıyor. Ekip 2020’de, yeni nesil hiphop artistlerinden NASKAS ile çıkardıkları “Karıştır” single çalışması ile gündemdeydi. Ayrıca ekip 2018 yılında, ülkemizde türünün "ilk official remix" albümlerinden biri olan, Şah Plak 70’ler dönemine ait Gülden Karaböcek diskografisini içeren bir remix albümü yayımladı. Efes’in 50. yıl şerefine hazırlanan Birlikte Geçen 50 Enfes Yıl filminde, bu albümden “Kalbim Çarpar" şarkısına yaptıkları remix kullanıldı. 2018 yılında Mu Tunç’un, yazıp ve yönettiği ARADA adlı ilk Türk Punk filminde yer alan Armageddon Turk x Gülden Karaböcek Remix'i "Şaka Yaptım" yeraltı partilerinin vazgeçilmez dans hitlerinden biri oldu.
Anadolu Lo-fi albümünü Spotify, Apple Music, Deezer, YouTube Music ve Fizy üzerinden dinleyebilirsiniz.
Larissa Araz’ın Türkiye’nin doğusunda ve batısında gelişen süreçlerin karşılaştırmasını yaptığı ve 10 yıllık bir süreye tanıklık eden “Şark & Garp” başlıklı sergisi 8 Haziran - 22 Ağustos tarihleri arasında KRANK Art Gallery’de sanatseverlerle buluşacak.
Bir fotoğraf serisinden oluşan “Şark & Garp” sergisinde Türkiye’nin batısındaki insansız ve homojenleştirilmiş görüntülerle doğunun abartılı imajları bir çelişki oluşturuyor. Siyah beyaz fotoğraflardan oluşan bu serideki görüntülerin bir arada yerleştirilmeleri işlemekte olan aynı sürecin önceki ve sonraki günlerini belgelemekte oldukları izlenimini veriyor.
Serginin ülkenin batı coğrafyasında çekilmiş fotoğrafları nüfusun “uysal” bedenlerinin, Cumhuriyet’in 10. yılı için bestelenen marşında idealize edildiği gibi hâlihazırda tamamlanmış olan “taşlaşma”sını gösterirken diğer yanda ülkenin doğu coğrafyasında çekilmiş fotoğraflar ise uysal olmayan bedenlerin taşlaşma sürecinin muhtemelen sona ermesi imkânsız olsa da hâlâ devam ettiğini ortaya koyuyor.
Larissa Araz’ın “Şark&Garp” başlıklı sergisi 8 Haziran - 22 Ağustos tarihleri arasında KRANK Art Gallery’de ziyaret edilebilir.
Geçtiğimiz aylarda Oğuz Atay Sözlüğü adlı çalışması okurla buluşan Sefa Kaplan'ın kapsamlı Oğuz Atay biyografisi Geleceği Elinden Alınan Adam: Oğuz Atay, Holden Kitap'tan çıktı.
Kaplan, Oğuz Atay’ın çocukluğundan ilk gençlik yıllarına, üniversite döneminden edebiyatla geçen senelerine, Tutunamayanlar’ı, Tehlikeli Oyunlar’ı nasıl yazdığından, Kemal Tahir, Halit Refiğ, Vüs’at O. Bener gibi sanatçılarla nasıl tanıştığına ve Yılmaz Güney’in Oğuz Atay’ın kafasına neden silah dayadığına dair daha önce bilinmeyen pek çok ayrıntının yer aldığı bir biyografi sunuyor okura.
Kaplan, Atay'ın çocukluğundan ölümüne değin, tüm hayatını ince ayrıntılarıyla ele almasının yanında, bir de yaşarken neden değerinin anlaşılmadığının izini sürüyor. Doğan Hızlan, Abdullah Uçman, Selim İleri gibi dönemin aydınları neden anlamadılar onu?
“beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.”
SALT’ın Garanti BBVA desteğiyle gerçekleştirdiği “Bu son şansımız mı?” programı kapsamında, 4 Temmuz’a kadar her hafta yeni bir belgesel film orijinal dilinde ve altyazılı olarak izleyicilerle buluşacak.
Peter Wohlleben’in 2015 tarihli ve belgeselle aynı adı taşıyan kitabına dayanan Ağaçların Gizli Yaşamı (Das geheime Leben der Bäume) belgesel filmi 6 Haziran’a kadar gösterimde olacak. Film her şeyden çok, ağaçların güzelliğini ve büyüsünü gözler önüne seriyor ve ormanları koruyabilmek için acilen harekete geçmek gerektiğini hatırlatıyor.
2016 yapımı Longyearbyen: İki Kutuplu Şehir (Longyearbyen, a Bipolar City) filmi 7 - 13 Haziran’da izleyicilerle buluşacak. Svalbard’ın yerel seçimlerini mercek altına alan belgeselde kömürün fiyatı azalırken halk sürdürülebilir gelişimi tartışmanın acil gerekliliğinin bugün her zamankinden daha önemli olduğunu fark ediyor. Belgeselde resmi yetkililer ve yerel halkla yapılan röportajlar aracılığıyla yönetmenler kentin çevresel çelişkilerini ve bunların sonuçlarını araştırıyorlar.
4 Temmuz’a dek her hafta bir film orijinal dilinde altyazılı bir şekilde ücretsiz olarak erişime açılacak. Filmleri süresi içerisinde buradan izleyebilirisiniz.
SALT Beyoğlu ise 22 Ağustos'a kadar insan faaliyetleri iklimleri değiştirirken nasıl beslenilmesi gerektiğini inceleyen Cooking Sections’ın (Daniel Fernández Pascual ve Alon Schwabe) “İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken” sergisine ev sahipliği yapmaya devam ediyor.
Ayrıca sergi paralelinde 11 Haziran Cuma günü, saat 19.00’da Cooking Sections (Daniel Fernández Pascual ve Alon Schwabe) ile çevre tarihçisi Zozan Pehlivan iklim değişikliklerinin yol açtığı toplumsal ve siyasal koşullara odaklı bir söyleşi gerçekleştirecek. Söyleşi SALT Online YouTube kanalında yayımlanacak.
Arter Koleksiyonu’ndan yapıtların yer aldığı “Tedbir” başlıklı grup sergisi Arter’de sanatseverlerle buluşuyor. Emre Baykal’ın küratörlüğünü yaptığı sergi, Arter Koleksiyonu’ndan bir araya getirilen yapıtlar yoluyla sanatın üretim, muhafaza ve sergileme pratiklerine odaklanıyor.
11 sanatçının 13 eserini bir araya getiren sergi, başta sağlık alanında olmak üzere ekonomi, güvenlik, enerji gibi farklı bağlamlarda sıklıkla duyup kullanır olduğumuz “tedbir” kelimesinin açılımlarından ilham alıyor. Sanatçı, sanat kurumu, sanat eseri ve izleyici arasındaki ilişkiler etrafında kurgulanan “Tedbir”, çoğu kez izleyicinin tanık olmadığı hazırlık ve müzakere süreçlerini; kültürel, ideolojik, hiyerarşik ve ekonomik bağlamların şekillendirdiği güç dinamiklerinin yanı sıra, sanatın kendine özgü zaaf, hassasiyet ve kırılganlıklarını ele alıyor. Adını Canan Tolon’un sergide yer alan bir eserinden alan sergi, yaşamın günlük akışının, sosyal ilişkilerimizin, çalışma biçimlerimizin, dünyayla ve birbirimizle kurduğumuz mesafelerin değiştiği, hareket alanlarımızın kısıtlandığı, hatta fiziksel görünüşlerimizin maskelendiği bir dönemde tasarlanıp izleyicinin beğenisine sunuluyor.
Sergide yer alan yapıtlar hem üretildikleri tarihler hem de sorunsallaştırdıkları konular itibarıyla günümüz pandemi koşullarıyla gündeme gelen sorun ve kavramlara doğrudan referanslar taşımasalar da hiç şüphesiz bu koşulların belirlediği kurallar ve izin verdiği sınırlar içinde deneyimlenebiliyorlar. Hamra Abbas, Halil Altındere, Rogelio López Cuenca, Burak Delier, Lamia Joreige, Ali Kazma, Alicja Kwade, Serkan Özkaya, Walid Raad, Canan Tolon ve Nasan Tur’un yapıtları Arter’in üçüncü kat galerisinde izleyiciyle buluşuyor.
“Tedbir” başlıklı grup sergisi, 20 Şubat 2022 tarihine kadar Arter’de ziyaret edilebilir.
Künye:
1- "Tedbir" Küratör: Emre Baykal, Sergiden yerleştirme görüntüsü, 2021 Fotoğraf: flufoto
2- Canan Tolon, "Tedbir" 2011 [2021] Yerleştirme Sanatçının izniyle, Sergiden yerleştirme görüntüsü: Tedbir, 2021 Fotoğraf: flufoto
Biyolog Paola Vitale ile ressam Rossana Bossù’nun okurlarını yeryüzündeki yaşamın kökenine doğru, hücrelerde uzun bir yolculuğa çıkarttıkları Acaba Bu Nedir?, Burçak Taşkın’ın çevirisiyle Koç Üniversitesi Çocuk (KÜ Çocuk) tarafından yayımlandı.
15. Premio Cento İllüstratör Yarışması finalisti ve Dapeng Doğa Çocuk Kitabı Ödülü sahibi Acaba Bu Nedir?, merak duygusunu her sayfada canlı tutan rengârenk çizimler eşliğinde –embriyonik gelişim, DNA araştırmaları, doğal seçilim gibi konuyla ilgili bilimsel temellerin de ayrıntılarıyla ayrıca ele alındığı kitapta– dünya üzerindeki tüm canlıları birbirine bağlayan ortak hikâyeyi anlatıyor.
“Kum saatinin taneleri nasıl aynıysa birbiriyle,
başta insan da öyle aynıdır yılanlarla,
kuşlarla, ördeklerle...
Sonra zaman akar,
taneler darboğazdan dökülür.
İşte ancak o zaman kuş uçar, yılan sürünür,
insan yürür...”
Akustikhane’nin yeni müzik deneyimleri yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği Across serisindeki performanslar albüm hâline geliyor. Across serisinin ilk albümünde Emiran ve İzzet Kızıl’ın yeni şarkıları yer alıyor.
İstanbul’daki ilham verici mekânlarda, elektronik müzik artistleriyle, kendi enstrümanının ustalarını bir araya getiren Across serisi, YouTube ve BluTV’nin ardından şimdi Spotify, Apple Music gibi dijital müzik platformlarında müzikseverlerle buluşacak. Akustikhane Across serisinde ilk olarak Emiran ve İzzet Kızıl’ın birlikte yaptıkları eserler albüm hâline geldi. İstanbul’daki tarihi Ses Tiyatrosu’nda kaydedilen şarkılar Spotify, Apple Music gibi dijital müzik platformlarında dinleyicilerle buluştu.
Emiran ve İzzet Kızıl’ın projesinde farklı disiplinler bir araya gelerek dinleyiciye farklı bir müzikal enerji sunuyor. Albümde down-tempo, organica, melodic house gibi türlerin; Bonobo, Satori, Stavroz, Thylacine, NTO, Bedouin, Viken Arman, Xique Xique ve Fakear gibi sanatçıların takipçilerine ilham verecek şarkılar bulunuyor.
Akustikhane Across serisinin ilk albümünü buradan dinleyebilirsiniz.
BE Contemporary Art Gallery, Genco Gülan’ın kavramsal sanat ve güzellik sorunsalına odaklandığı “Güzel Şeyler” başlıklı kişisel sergisine 4 Haziran - 6 Temmuz tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.
Gülan’ın son dönemde gerçekleştirdiği büyük boyutlu soyut resimlerini, figüratif heykellerini, deneysel objelerini ve seramik yapıtlarını bir araya getiren sergide yer alacak yapıtların büyük bir bölümü ilk defa izleyiciyle buluşacak. Güzellik kavramının uzun süre sanatla ilişkilendirilmiş olmasından sonra postmodern dönemde bu ilişkide yaşanılan ciddi kopuştan yola çıkan sergide sanatçı kavramsal sanatın güzellikle yaşadığı bu yol ayrımından sonra postpostmodern dönemde tekrar yakınlaşmalarını öngörüyor.
Kavramsal sanat ve güzellik algısının tekrar bir arada anılabilmesi için sergisinde yeni yöntemler deneyen Gülan, izleyicilerin zihinlerindeki güzellik tanımını yeniden ele alan, bazen kitsch bazen minimal yapıtlar veren bu yaklaşımı, bir final değil bir bekleme alanı olarak değerlendiriyor. Sanatçının “güzellik ve akıl” kavramlarının nasıl beraber kullanılabileceğini araştıran sergisinde Hem Güzellik Hem Akıl (2014 ve 2020) ismindeki Sokrates’in başına ve Venüs’ün vücuduna sahip heykel çalışması, Janus (2021) isimli portresi, Taşı Toprağı Altın (2020) isimli readymade çalışması gibi işleri yer alıyor.
Genco Gülan’ın “Güzel Şeyler” başlıklı kişisel sergisini 4 Haziran - 6 Temmuz tarihleri arasında BE Contemporary Art Gallery’nin İzmir Urla’da yer alan mekânında ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1- Genco Gülan, Color Planet, 2020, tuval üzerine akrilik, çap 120 cm
2- Genco Gülan, Taşı Toprağı Altın, 2020, tuğla ve boya, 18,5x13x18,5 cm
3- Genco Gülan, Hem Güzellik Hem Akıl, 2014, polimer, 30x10x10cm