GÜNDEM
  • 23-06-2021

    Viktor Şklovski’nin 20. yüzyıl Rus edebiyatının şaheserlerinden biri olarak görülen kitabı Aşkın Yasaklandığı Aşk Mektupları, Olcay Kunal’ın çevirisiyle Telemak Kitap’tan çıktı.

    Aşkın Yasaklandığı Aşk Mektupları, aşkın yasaklandığı aşk mektupları yazmaya mecbur bir aşığın sessiz isyanıdır. Aşktan bahsetmemek için arabalardan, şehirlerden, edebiyattan, gurbetten, arkadaşlarından sözü açar bahtsız Rus ve “tıpkı çöl sıcağında kalın mı kalın bir kürk taşıyan köpek gibi” hep gülünç duruma düşer. Leyla’sının reddettiği Mecnun, Berlin sokaklarında serkeş ve beş parasız dolanmaktadır. Rusya’ya dönemez, Berlin’de olduramaz. Araftadır, döner dolaşır ümitsiz aşkın kapısında bulur kendini.

    “Ne kadar çok yasak sözcük var! Doğruyu söylemek gerekirse, en iyi sözcüklerin hepsi komada. Çiçekler, ay, gözler ve göze hoş görünen şeylerden söz eden bütün sözcük aileleri yasak… ‘Aşk’ sözcüğü yine bütün çıplaklığıyla ağzımdan kaçıverirse, bağışla beni Alya. Aşktan başka şeylerden söz etmekten yoruldum...”

    ​Görsel künye: Wassily Kandinsky - Yellow-Red-Blue, 1925, Musée National d'Art Moderne, Paris

    0
    0
    1592
  • 22-06-2021

    ​İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 24 yıldır Garanti BBVA sponsorluğunda gerçekleştirilen İstanbul Caz Festivali, 1-24 Eylül tarihleri arasında 28’inci kez caz coşkusunu şehre yaymaya hazırlanıyor.

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenecek,“Caz hissediyorum!” temasıyla yola çıkan bu yılki festival, açık hava mekânlarında 40’a yakın konser ve çeşitli yan etkinliklerle İstanbul'un cazla hissedildiği günleri geri getirecek.

    24 gün sürecek festival maratonunda konser verecek isimler arasında Afrika müziğinin dört Grammy ödüllü kraliçesi Angélique Kidjo, pop müzikteki yetkinliğini caza taşıdığı “İhtimaller” projesiyle Kenan Doğulu, Ennio Morricone’ye adadığı albümü “Morriconne Stories”den parçalarla Avrupa cazının önde gelen alto saksofonistlerinden Stefano Di Battista, Hollandalı müzisyen ve prodüktör Niels Broos ile festivale özel projesiyle Mabel Matiz, bu topraklardan şarkılarla dünyaya gerdan kırdıran ve geçen yıl Grammy’ye aday gösterilen Altın Gün, ilham kaynağı olan Atlantic Records’ın kurucusu Ahmet Ertegün’ün hikâyesini şarkılar eşliğinde sahneye taşıyan Karsu, BBC Yılın Sanatçısı Ödülü’nü kazanan ve Glastonbury ve Latitude festivalleri gibi önemli müzik sahnelerinde yer alan Arlo Parks ve daha nice isim var. Ayrıca 28. İstanbul Caz Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü ses sanatçısı Tülay German’a verilecek.

    Festivalin yeşille cazı bir araya getiren ücretsiz Parklarda Caz konserlerine bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenecek festivalde #İstanbulBirSahne konserleri de eklenecek. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek konserlere her yaştan festival izleyicisi davetli olacak. Bir diğer sevilen etkinlik Gece Gezmesi, bu yıla özel bir formatla Beykoz Kundura’nın farklı sahnelerine dağılacak.

    Festivalde 19 yıldır devam eden Genç Caz projesi bu yıl 2013’te kaybettiğimiz müzik insanı Mehmet Uluğ’un anısını yaşatmak amacıyla oluşturulan Mehmet Uluğ Fonu ile buluşarak güçleniyor. Genç Caz'la keşfedilen gelecek vadeden genç müzisyenlerin yaratıcılıkları ve kariyer gelişimleri bu fonla desteklenecek ve seslerini Türkiye’den dünyaya duyurmaları sağlanacak.

    ​Festival biletleri, İKSV Lale Kart üyeleri için 6 Temmuz Salı günü başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından 9 Temmuz Cuma günü genel satışa çıkacak.

    Programa dair detayları buradan takip edebilirsiniz. 

    0
    0
    3142
  • 22-06-2021

    SALT Araştırma’nın, Nezih Eldem Arşivi’ni erişime açma çalışmalarına eşlik eden “Mimarlığın Uç Beyi Nezih Eldem” program dizisi, 24 Haziran’da çevrim içi ortamda gerçekleştirilecek “Nezih Eldem’in Müze Mimarlığı” başlıklı söyleşi ile devam ediyor.

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden Prof. Dr. Ayşen Savaş ve TED Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden Prof. Dr. Namık Erkal’ın katılımıyla gerçekleştirilecek söyleşide, işlevsel ve yapısal olarak dönüştürülerek yeni ekler yapılmasına yönelik fikirsel çalışmalarına 1960’larda başlanan ama inşa süreçleri 1990’lara uzanan Eski Şark Eserleri Müzesi ve Harbiye Askerî Müzesi’ne odaklanılacak. Etkinlikte dolaşım kurgusundan ışıklıklara ve teşhire Eldem’in bütüncül mimari anlayışının örneklerine sahip bu yapılar müze mimarlığı tarihi ve müzeoloji bakımından ele alınacak.

    “Nezih Eldem’in Müze Mimarlığı” söyleşisi 24 Haziran saat 19.00’dan itibaren SALT Online YouTube kanalından seyredilebilecek.

    ​Görsel: Mekteb-i Fünûn-ı Harbiyye [bugün Harbiye Askerî Müzesi], tahminen 1920’ler SALT Araştırma Nezih Eldem Arşivi

    0
    0
    1263
  • 22-06-2021

    Koreli paleoantropolog Sang-Hee Lee ile Koreli bilim muhabiri ve yazar Shin-Young Yoon’un hazırladığı, insanın evrimiyle ilgili kilit sorulara aydınlatıcı cevaplar sunan İnsan Türleriyle Yakın Temas - Bir Paleoantropoloğun Evrim Halindeki İnsana Dair İncelemeleri adlı kitap Gürol Koca’nın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Lee, okurla okurla sohbet havasında kaleme aldığı bu kitapta “Tarihin herhangi bir döneminde “yamyam” insan toplulukları var mıydı? Tekeşlilik ve babalık nasıl doğdu? İnsanın alametifarikası olan büyük beyin ve iki ayak üstünde yürüme bize nelere mal oldu? Ete olan düşkünlüğümüz nasıl ortaya çıktı? Farklı bölgelerdeki insanların ten renkleri neden ve nasıl farklılaştı? Uzun ömürlü büyükanneler insan toplumuna neler kattı? Neandertallerle aramızda nasıl bir ilişki vardı? Medeniyetin gelişmesiyle birlikte tıp ve teknolojideki ilerlemeler evrim sürecimizi nasıl etkiledi?” gibi birtakım sorulara cevap arıyor.

    “Bu kitaptaki yirmi iki hikâye sınıfta öğrencilerle girdiğim diyaloglardan ve doğrudan veya dolaylı olarak yaşadığım anlardan esinlenilerek yazıldı. Hikâyeler eğlenceli ve ilgi çekici olduğunu umduğum bir şekilde, makale formatında kaleme alındı. Bu konuları paleoantropoloji hakkında hiç bilgisi olmayanların da anlayabilecekleri şekilde açıklamaya çalıştım. İnsanlığın kökenlerinin izini süren bu heyecan verici yolculukta bana eşlik etmeye davet ediyorum sizi.”

    0
    0
    1687
  • 22-06-2021

    Rus yazar Tatyana Tolstaya’nın aşk, çocukluk, kayıp, siyaset, kimlik temalarını işlerken hem Rus insanını anlattığı hem de insan olmanın ortak özüne dokunduğu öykülerinden oluşan Öte Dünyalar, Erdem Erinç’in çevirisiyle Yüz Kitap’tan çıktı.

    Tolstaya’nın öykülerindeki kahramanlar, gündelik hayatın sıradan gerçekliklerini aşıp öte dünyaların loş güzelliğini, belirsizliğini deneyimlemeye ihtiyaç duyuyor. Öte dünyalara açılan bir pencere olmadan somut gerçekliğin eksik kalacağını hissettiren Tolstaya, öyküleriyle okuruna bu pencereyi sunuyor.

    Ailesinin üç kuşaktır gittiği yazlık evlerini özlemle hatırlayan bir kadın ebediyen kaybolmuş bir zamanın yasını tutar. Sihirli bir pencereden bedava hediyeler alan bir adam her şeyin bir bedeli olduğunu öğrenir. Amerikalı bir meslektaşına duyduğu saplantılı aşk yüzünden bunalan bir Rus öğretim görevlisi gerçekle hayal arasında salınır. Yaz tatilindeki işinde telgraf dağıtmanın inceliklerini öğrenen genç bir kız  tanıdığı hayatın ötesini de sezmeye başladığı o yazı hiç unutmaz. Geçirdiği göz ameliyat yüzünden geçici bir körlük yaşayan bir kadın geçmişini adeta bir film gibi görebilmeye başlar.

    0
    0
    1889
  • 21-06-2021

    Institut français Türkiye tarafından nitelikli edebiyat çevirilerini desteklemek ve çevirmenlik mesleğine hak ettiği değeri vermek amacıyla bu yıl ilk kez armağan edilen “Fransızca Çeviri Ödülü”nün sahibi Mahir Güven’in Fransızca aslından çevirdiği Ağabey romanıyla Ebru Erbaş oldu.

    Genç Çevirmen Teşvik Ödülü’ne ise Jacques Rancière’in Les Bords de la Fiction adlı eserini Kurmacanın Kıyıları adıyla Türkçeye çeviren Yunus Çetin layık görüldü. Ayrıca yılların deneyimiyle Fransızcadan Türkçeye yaptığı çevirilerle Türkiye okurunu Frankofon edebiyatla buluşturan ve kaynak metne hakim olmanın yanı sıra, erek dilde eşdeğer bir üslup yaratarak metni okura en doğru ve anlaşılır biçimiyle aktaran Aysel Bora, Fransızca Çeviri Onur Ödülü armağan edildi.

    Institut français Türkiye Fransızca Çeviri Ödülü jürisi, Ebru Erbaş’a verilen ödülün gerekçesini; “Her bir roman karakterine göre değişen roman dilini, çok katmanlı olay örgüsünü,  romanın temel ekseninde yer alan kültürel karşıtlığı Türkçeye aynı nüanslarla ve eşdeğer bir biçimde aktarmayı başarmıştır. Paris banliyölerine ait olan güncel argoyu ustalıkla ve eşsiz bir denge oluşturarak erek dilde de kurabilmiştir. Üslup ustalığına dayalı bu romanı dil düzeyiyle, eşdeğer anlatımıyla, bütünlük içinde Türkçede karşılamayı başarmıştır. Tüm bu evrensel meseleler karşısında karakterlerin ağzından dökülen öfkeyi, eleştirel yaklaşımı ve bunun hissettirdiği çaresizlik duygusunu çevirisinde okura yansıtabilmiştir” olarak paylaştı.

    Çetin’e ise Genç Çevirmen Teşvik Ödülü, kaynak metnin felsefe ve edebiyat eleştirisi alanındaki önemi, özellikle dilinin zorluğu göz önünde bulundurularak, kaynak metnin felsefi ve kavramsal düzeyde içerdiği güçlüklerin erek metinde kabul edilebilir düzeyde ve özenle karşılanmış olması dikkate alınarak armağan edildi.

    Seçilci Kurul; INALCO Türkçe Kürsüsü Başkanı ve Actes Sud Yayınevi Koleksiyon Müdürü Timour Muhidine’in başkanlığında; Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr Lâle Özcan, Hacettepe Üniversitesi Çeviri Bölümü Başkanı Doç. Dr Zeynep Oral, Galatasaray Üniversitesi Öğr. Gör. ve çevirmen Dr. Şilan Karadağ ile çevirmen ve editör Ayça Sezen’den oluştu. Jüri üyeleri arasında yer alan Ayça Sezen, Mahir Güven’in Ağabey adlı romanının editörü olması dolayısıyla, eserle ilgili değerlendirme görüşmelerine ve final oylamasına katılmadı. Institut français Fransızca Çeviri Ödülü’nün kazananı Erbaş’a 20 bin TL, Genç Çevirmen Teşvik Ödülü ile Çetin’e 10 bin TL tutarındaki ödül takdim edildi.

    ​Ödül hakkındaki detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 

    0
    0
    2259
  • 21-06-2021

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Anadolu Efes’in desteğiyle İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen Köprüde Buluşmalar ve Medienboard Berlin-Brandenburg, Hamburg Schleswig-Holstein Film Fonu iş birliğinde oluşturulan “Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu”na başvurular başladı.

    2011 yılında Almanya ve Türkiye arasındaki uzun metraj ortak yapım projelerini desteklemek amacıyla başlayan “Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu” bu yıl 11. kez düzenlenecek. Fona çekimine henüz başlanmamış tüm uzun metraj Almanya- Türkiye ortak yapımları 1 Eylül Çarşamba gününe kadar başvuru yapabilecek. Desteklenen projelerin duyurusu ekim ayında yapılacak. Başvuru formu, yönetmelik ve detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Başvuruların her üç kuruma e-mail ile eş zamanlı yapılması gerekmekte.

    Fon tarafından desteklenen 56 film arasında dünya prömiyerini Berlinale Ana Yarışma’da yapan Kız Kardeşler (Emin Alper), Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası’nda yapan Albüm (Mehmetcan Mertoğlu), Berlinale Panorama’da yapan Ansızın (Aslı Özge), Forum’da yapan Nefesim Kesilene Kadar (Emine Emel Balcı), Generation’da yapan Mavi Bisiklet (Ümit Köreken), Sesime Gel (Hüseyin Karabey) ve Karlovy Vary Film Festivali Ana Yarışma’da yapan Babamın Kanatları (Kıvanç Sezer), Karlovy Vary Film Festivali Ana Yarışma’da yapan Kardeşler (Ömür Atay) bulunuyor. Ayrıca dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Talinn Black Nights Film Festivali’nde yapan ve büyük ödülü kazanan Bir Nefes Daha (Nisan Dağ) ile dünya prömiyerini 2021 Visions du Reel’de yaparak Jüri Özel Ödülü alan Yaramaz Çocuklar (Ahmet Necdet Çupur) da Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu’ndan yararlanan filmler arasında bulunuyor.

    ​Destek alan projelerden Zuhal (Nazlı Elif Durlu), Ela ile Hilmi ve Ali (Ziya Demirel), Kar ve Ayı (Selcen Ergun) çekimleri tamamlandı. Geçtiğimiz yıl destek alan projelerden Bir Seri Katil Hakkında Yazmaya Karar Veren Yazarın Sığ Hikayesi (Tolga Karaçelik) ve İki Gözlüler (Ziya Demirel) henüz geliştirme aşamasında. Bugüne kadar bu fon tarafından Türkiye – Almanya ortak yapımı filmlere sağlanan destek toplam 913,500 Euro’dur.

    0
    0
    3052
  • 21-06-2021

    Galeri Nev İstanbul, “Yedinci Vadi” (The Seventh Valley) başlıklı grup sergisine 28 Ağustos’a kadar ev sahipliği yapıyor. Alev Ebüzziya Siesbye, Behçet Safa, Bilge Friedlaender, Canan Tolon, Füsun Onur, Gökçen Dilek Acay, Murat Morova ve Serdar Arat’ın eserlerinin yer aldığı sergi, Pers Mitolojisi’nde Simurg olarak geçen ve her şeyi bildiğine inanılan efsanevi kuşun peşine düşen kuşların uğradığı yedi vadiden ilham alıyor.

    “Yedinci Vadi” başlıklı sergi, izleyiciyi içinde bulunduğumuz dönemde içsel yolculukları esnasında karşılaştıklarını, göze aldıklarını ve yüzleşmelerini düşünmeye davet ediyor. Galeri Nev İstanbul, yeni bir döneme başlamadan önceki bu son sergisinde içinde döngüselliği, ritüelleri, mitolojiyi, doğa – insan ilişkisini ve biçimsel arayışları barındırarak birlikte inşa edeceğimiz umudu yeniden hatırlatıyor.

    “‘Bilgiye nasıl ulaşırız?’ Belki de bu, Simurg Efsanesi’nin ortaya çıkışının temel sorularından biridir. Rivayete göre, bilgeliğine inanılan bu kuşun kanadından bir tüy bulan tüm kuşlar yolunda gitmeyen şeyler için ondan yardım istemeye karar verince, ona ulaşmak için yedi dipsiz vadiyi geçmek zorunda kalırlar. Zaman içinde her şeye sahip olmanın hevesine kapılanlar, güzellikten gözleri kamaşanlar, cehalet yüzünden ne aradığını bile unutanlar, umudunu kaybedenler, yalnızlaşıp bencilleşenler ve altıncı vadide de dedikodulara kanıp yolundan vazgeçenler kaybolup gider. Yedinci Vadi, yani Ben Vadisi’nde ise her kuş ayrı bir şey söyleyerek hep bir ağızdan konuşmaya, birbiriyle mücadele etmeye, liderlik yarışına girmeye başlar. Bu vadiyi aşmak zordur; yalnızca otuz kuş Kaf Dağı’na varabilir. Burada ise Simurg’un aslında ‘otuz kuş’ demek olduğunu, yani aradıklarının kendileri olduğunu anlarlar; bilgeliğe giden yol, esasında kendilerine yaptıkları yolculuktur.

    Arada kaldığımız bir zamanda, belirsizliklerle mücadeleye umudumuzu yitirmeden devam etmeye çabalarken, tıpkı bu yedi çetin vadide olduğu gibi her gün başka bir zorlukla yüz yüze geliyoruz. Sanat ise bize eşlik ederek yolumuzu açmaya, birlik olmamıza, keyif ve ilham almamıza, sorgulamamıza imkân tanımaya ve kendi içinde bir bilgi evrenini inşa etmeye devam ediyor. Simurg, dünyaların yıkılışlarına ve yeniden yapılışlarına şahit olurken, durduğumuz eşik ise adeta ‘Yedinci Vadi’ye benziyor.”

    “Yedinci Vadi” (The Seventh Valley) başlıklı grup sergisini Galeri Nev İstanbul’da 28 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1- Alev Ebüzziya Siesbye, İsimsiz / Untitled, 2020, h: 29,5cm, ø: 26,5 cm
    2- Gökçen Dilek Acay, İsimsiz / Untitled, 2019, Tuval üzerine nakış / Embroidery on canvas, 25 x 25 cm
    ​3- Murat Morova, Kuşların Konferansı / Conference of Birds, 2016, Demir, pirinç, gümüş kaplama ve çinko / Iron, brass, silver plating and zinc, 186 x 76 x 112 cm

    0
    0
    2378
  • 21-06-2021

    Kalabalıkta YüzlerDişlerimin HikâyesiKayıp Çocuk Arşivi romanlarıyla çağdaş edebiyatın parlak kalemlerinden biri olan Valeria Luiselli’nin Meksika’dan ABD’ye giriş yapan göçmen çocukların hakiki öyküsünü anlattığı kurmaca dışı kitabı Bana Sonunu Söyle, Seda Ersavcı’nın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.

    Luiselli’nin mahkemede gönüllü tercümanlık yaptığı süreçte yaşadıklarına dayanan Bana Sonunu Söyle, akla hayale sığmayacak koşullarda seyahat edip ABD’ye giriş yapan çocukların sınırda, mahkemede ve sonrasında yaşadıklarına değiniyor, göç bürokrasisini olanca tutarsızlığıyla gözler önüne seriyor. Çetelerin kurşunlarından kaçıp buzhanelere sığınan çocuklardan canavar kılıklı trenlere varan hakikatler bunlar ve tarama formlarının soruları, mahkeme tutanakları ya da devlet politikaları onlardan bahsetmeyi seçmiyor.

    Kayıp Çocuk Arşivi romanında kurmacanın olanaklarıyla aynı konuya değinen yazar, bu defa başı, sonu ya da ortası olmayan hakikatleri yazıyor, bir yere çıkmayan yolların izini sürüyor, dosyaları karıştırıyor. Çetelerin kurşunlarından kaçıp buzhanelere sığınan çocuklardan canavar kılıklı trenlere varan hakikatler bunlar ve tarama formlarının soruları, mahkeme tutanakları ya da devlet politikaları onlardan bahsetmeyi seçmiyor.

    Fotoğraf: Ramin Talaie/The Guardian

    0
    0
    2486
  • 21-06-2021

    Gitarist ve besteci Mert Pekduraner’in altı parçalık EP’si Geriye Ne Kaldı’dan üç yeni şarkı tüm dijital mecralarda yayımlandı.

    Pekduraner, kurduğu ekiple “Ne Yere?”, “Çukurova” ve “Beyaz Geceler” şarkılarından oluşan Geriye Ne Kaldı'yı stüdyoda canlı çalarak kaydetti. EP’de, Pekduraner’e davullarda Nihal Saruhanlı, kontrbasta Apostolos Sideris, İstanbul Kemençesi’nde Ezgi Coşkunpınar, trompette Barış Demirel eşlik etti.

    Pekduraner, daha önce BaharKıyıGülleri Elinde parçalarıyla dinleyiciyle buluşmuştu. Geçtiğimiz haziran ayında 17. Venedik Bienali için Türkiye’den kabul alan projeye müzik kompozisyonu yapan aynı zamanda mimar ve fotoğrafçı olan Pekduraner, sanat çalışmaları, film vb. görsel projeler için de üretim yapmaya devam ediyor.

    0
    0
    1815
DAHA FAZLA
Geldanlage