GÜNDEM
  • 13-10-2021

    Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), yeni sezonunun açılış konserini 14 Ekim Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirecek.

    Borusan Sanat, bünyesindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) ve Borusan Quartet ile 2021 - 2022 sezonunda birbirinden değerli konuk solistleri ve şefleri ağırlayacak. 14 Ekim Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek olan açılış konserindeki programda Rautavaara, Ravel ve Mahler’in yapıtları yer alacak. Patrick Hahn şefliğinde gerçekleşecek konserde, başarılı piyanist Alice Sara Ott, yeni sezonda topluluğun ilk konuk solisti olacak.

    Bugüne kadar prestijli albüm firması Deutsche Grammophon ile pek çok iş birliği yapan Alice Sara Ott, yeni sezonda BİFO’nun yanı sıra Seul’de Christoph Eschenbach yönetiminde KBS Symphony, Francois Leleux yönetiminde Camerata Salzburg ile konserler verecek. Mikko Franck yönetiminde Orchestre Philharmonique de Radio France ile Ravel’in Sol El Piyano Konçertosu’nu seslendirecek.

    19. yüzyıl repertuvarının yanı sıra özellikle 20. yüzyılın ilk yarısına ait eserleri repertuvarına katarak yaptığı, övgü kazanan kayıtlarının yanı sıra Köthen’de Bach Yarışması ve İtalya’da Pianello Val Tidone birinciliği olan sanatçı, açılışta Ravel’in başyapıtlarından biri olan Sol El için Re Majör Piyano Konçertosu’nu seslendirecek. Ardından BİFO, Gustav Mahler’in bir yüzyıl dönümü şaheseri olan “Titan” başlıklı 1. Senfoni’sini dinleyicilerle buluşturacak.

    ​Açılış konseri öncesinde Aydın Büke ve Serhan Bali 19.00 - 19.30 saatleri arasında Zorlu PSM’deki Meydan Fuaye alanında müzik üzerine söyleşileri yapacaklar. Söyleşi saat 19.40’ta çevrim içi radyo Borusan Klasik’ten de dinlenebilecek.

    0
    0
    999
  • 13-10-2021

    KRANK Art Gallery, Zeynep Beler, Damla Yalçın, Güçlü Öztekin, Sinan Logie ve Güneş Terkol’un eserlerinden oluşan “Barok Ev” başlıklı karma sergiyi 20 Kasım’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Sergide Zeynep Beler, Damla Yalçın, Güçlü Öztekin, Sinan Logie ve Güneş Terkol, eserleriyle mekânların birbirlerinin içinden akış ve dönüşünü ve aralarındaki çatışmaya karşın iç içe geçişlerini araştırıyor. Bu akışlar ve çatışmalar farklı zamanlarla bir diğerinin ya da öncekinin üzerine yerleşiyor, çatışıyor ve mevcut mekânı oluşturuyor.

    Branka Arsic bir makalesinde, sonunda kayıplara karışan Thoreau’nun ev imgesi ve Deleuze’ün “Barok Ev”ini birlikte ele alıyor. Mekân kavramının geçişken doğasını içeren evleriyle Thoreau ideolojik ev tanımını ortaya koyuyor. Onun eve benzemeyen evleri kimi zaman, içinden geçen her devinimle değişen, nihai şeklini almayan, bulut gibi bir ev ya da bataklık ev, kimi zaman da merdiven ev olarak gözüküyor.

    Güneş Terkol’un sergide yer alan Japon bağlama teknikleriyle boyadığı Uçuşan adlı eserin kumaşında ortaya çıkan izler uçuk mavi mimari bir etki yaratıyor. Bu zeminin içinde yer alan üç figür akışkan bir değişime geçiş yapıyor. Damla Yalçın Evseme adlı enstalasyonunda iç mekânın içsel değeri üzerine yapılan fenomenolojik bir yaklaşımla anılarının ve hayallerinin bir sentezini izleyiciyle buluşturuyor. Mekânlarının poetik temeline anılardan çok şiirsel imgeleri ile dokunuyor. Bunu yaparken kendi yaşam alanına ait bitkileri kurutup, el yapımı kağıtlar hâline getiriyor.

    Deleuze’ün “Kıvrım: Leibniz ve Barok” adlı incelemesinde betimlediği “Barok Ev”in ilk katında dünyayı buyur eden bütün duyularıyla beden yer alıyor. İkinci katta bedeni ve bedene her yandan sızan yaşamı izleyen tin oturuyor. Buradaki ilişki kategorik olmaktan uzak, çünkü katlar arasındaki biteviye gelgitte benlik veya kimlik kurgulanıyor. Duyumların kesintisiz varlığı ve değişkenliği, kimliğin donup kalmasının önüne geçiyor.

    ​Zeynep Beler, Damla Yalçın, Güçlü Öztekin, Sinan Logie ve Güneş Terkol’un eserlerinin yer aldığı “Barok Ev” başlıklı sergiyi 20 Kasım’a kadar KRANK Art Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    2396
  • 13-10-2021

    İstanbul Comics and Art Festival (İCAF), bu yıl 16-17 Ekim tarihlerinde Müze Gazhane'de ziyaretçilerle buluşuyor.

    2016 yılından beri karikatür, çizgi roman, illüstrasyon, animasyon, fanzin, sokak sanatı ve çok daha fazlasını, yerli ve yabancı çizerleri katılımcılarla buluşturan İCAF, bu yıl Müze Gazhane Karikatür Müzesi’nin ev sahipliğinde gerçekliyor. Festivalin bu yılki poster tasarımı ise illüstratör Selin Çınar (@axstone_) imzası taşıyor.

    Girişlerin ücretsiz olacağı festival, 16-17 Ekim tarihlerinde 10.00 - 21.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Henüz ayrıntıları açıklanmayan festival ile gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    3527
  • 13-10-2021

    Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından bu sene 23 - 30 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 9. Boğaziçi Film Festivali’nin açılış ve kapanış filmleri açıklandı.

    Festival, Oscar ödüllü Bosnalı yönetmen Danis Tanovic’in 27. Saraybosna Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptığı Not So Friendly Neighbourhood Affair filmiyle açılışını yapacak. Zagrebli bir kadının şehirdeki en iyi kebabı yemek için gelmesini ve yapılan zararsız ve küçük bir jestin birçok kişinin iş ve özel hayatının altüst olmasına neden olmasını anlatan Not So Friendly Neighbourhood Affair, izleyiciyi zorlu bir pandemi yılının ardından toparlanmaya çalışan tarihi şehre davet ediyor. Saraybosna’da geçen film, festivalin açılış töreninin ardından yönetmen Danis Tanovic’in katılımıyla Türkiye prömiyerini gerçekleştirecek.

    9. Boğaziçi Film Festivali kapanışını başrollerinde Benedict Cumberbatch ve Claire Foy’un yer aldığı, yönetmenliğini Will Sharpe’nin yaptığı The Electrical Life Of Louis Wain filmi ile 29 Ekim’de yapacak. Dünya prömiyerini 48. Telluride Film Festivali’nde yaptıktan sonra Toronto Film Festivali’nde de gösterilen film, eğlenceli hatta bazen psikedelik tarzdaki resimleriyle toplumdaki kedi algısına tümüyle farklı bir bakış açısı getiren eksantrik İngiliz sanatçı Louis Wain’in sıra dışı hayat hikâyesini ele alıyor. Film Louis Wain’in dünyanın “elektrik yüklü” gizemlerini çözmekle meşgul olurken bir yandan da kendi hayatını ve eşi Emily Richardson’la yaşadığı büyük aşkı anlatıyor.

    Boğaziçi Film Festivali’nin biletlerine mobilet.com üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1496
  • 13-10-2021

    Pilevneli Gallery, Ahmet Güneştekin’in eserlerinin yer aldığı “Hafıza Odası” başlıklı sergisini 16 Ekim - 16 Aralık tarihleri arasında Diyarbakır, Keçi Burcu’nda sanatseverlerle buluşturuyor.

    Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde ve Pilevneli tarafından düzenlenen sergide Güneştekin’in nesnelere biçim verişini gösteren çeşitli mecralardan çalışmaları yer alıyor. Sergi, geçmişin parçalanmış hatıralarıyla dayanışma içinde karşı belleğe alan oluşturup sanatsal hatırla(t)ma formlarını kullanarak epistemik direniş biçimlerini gösteriyor.

    Sergide tüm izlerin silinişinin getirdiği unutuluşa, yokluğa tanıklık eden, bu yokluğun yarattığı bir geçmişten doğan ve anlatılmadığında da bu unutuluşun hatırlanma ısrarıyla bugüne musallat olmaya devam edeceğini sürekli olarak izleyiciye anımsatacak nesne ve video yerleştirmeler bulunuyor. Sergi kapsamında ayrıca sanatçının mitolojiyi ve ikonografik unsurları kullanarak yeni bir anlatı olanağı oluşturduğu boyutlu çalışmaları, heykelleri ve kırkyamaları da izleyiciyle buluşuyor.

    “Hafıza Odası” sanatçının ses ve görüntüleri yeniden düzenleme biçimlerine odaklanarak şu soruları soruyor: “Tanığı olmayan tarihsel olayların hafızası nerededir? Olaylara tanık olmuş kişiler öldüğünde anıları nereye gider? Fotoğrafı çekilmeyen görüntüler nerede saklıdır? Kamera ile kaydedilmeyen olayların arkalarında bıraktığı izler nelerdir?  Onları nasıl duyulabilir hâle getirebiliriz? Yas tutma hakkı reddedilirse ne olur? Başka bir deyişle, eksik olan ölüden ziyade ölümün kendisi olduğu için yokluk bir görüntü ile telafi edilemediğinde ne olur?”

    Ayrıca sergiye Pilevneli Gallery’nin yayını olan kapsamlı bir kitap da eşlik ediyor. Kitapta Şener Özmen’in Güneştekin’in siyasi ve kültürel tarih bağlamlarıyla iç içe geçmiş araştırma ve uygulamalarına çok katmanlı bir okuma sunduğu makalesi yer alıyor. Bu makalenin yanı sıra Özmen ile Güneştekin’in serginin teorik çerçevesini ele aldıkları ve günümüz çağdaş sanat politikalarıyla ilgili önemli konuları tartıştıkları kapsamlı bir söyleşi de kitapta bulunuyor.

    ​Ahmet Güneştekin’in “Hafıza Odası” başlıklı sergisi 16 Ekim - 16 Aralık tarihleri arasında Diyarbakır, Keçi Burcu’nda görülebilir.

    0
    0
    18511
  • 13-10-2021

    Zeynep Alpaslan’ın birbirinden oldukça farklı dört çocuğun ortak bir hayalle başlayan güçlü dostluğunu anlattığı kitabı Kaktüs Çiçekleri, Merve Dilek Efe’nin resimleriyle Redhouse Kidz (SEV Yayıncılık) tarafından yayımlandı.

    Kaktüs Çiçekleri, farklılıklarından dolayı dışarıda kaldığını hisseden çocukları değişmek zorunda kalmadan oyuna geri çağıran bir hikâye anlatıyor.

    Petek, ailesiyle taşındığı Elmaçiçeği Kasabası’nın düzenine ayak uydurmakta zorlanacağını düşünür. Yeni bir okulu olacaktır artık ve böyle değişimlere uyum sağlamak onun için zordur. Neyse ki müzik vardır… Ancak Petek’i hiç ummadığı güzellikler beklemektedir. Okuldaki yeni arkadaşlarıyla müziğin birleştirici gücü sayesinde birbirlerine tutunur ve bambaşka hayaller kurarlar. Yapmaları gereken tek şey, hayallerini gerçekleştirmek için çalışmaya başlamaktır…

    0
    0
    1801
  • 12-10-2021

    İtalyan mücevher evi Bulgari, ikonik Serpenti Koleksiyonunu kutlamak için ödüllü yeni medya sanatçısı ve yönetmen Refik Anadol ile bir iş birliği gerçekleştirdi. Anadol’un markanın ikonik yılanı Serpenti’den ilhamla ürettiği üç boyutlu ve çok algılı yapay zekâ heykeli Serpenti Metamorphosis 31 Ekim’e kadar Milano’nun kalbi Duomo Meydanı’nında sergilenecek.

    Doğanın güzelliğini makine öğrenimi algoritmalarından elde edilen datanın ayrıntılı incelenmesi ve dönüştürülmesi aracılığıyla kutlayan Serpenti Metamorphosis, datayı sıra dışı bir deneyim hâline getiriyor. Doğal dünyada gerçekleşen sonsuz dönüşüm biçimlerini anlatan eser, dinamik, üç boyutlu bir yapay zekâ veri heykeli ile hayat buluyor. Metamorfoz kavramından ilham alan multimedya enstalasyonu doğanın güzelliğini ve Bulgari’nin yılanını yapay zekâ data analizi ile dinamik üç boyutlu heykellere dönüştürüyor.

    70 milyonu gerçek çiçek olmak üzere 200 milyondan fazla doğa görüntüsü üzerinde eğitilen makine öğrenimi algoritmaları, bu doğa olaylarını görsel şiire dönüştürüyor. Bu anlamda, metamorfoz hem projenin ana ilham kaynağı hem de yöntemi hâline geliyor. Bir çiçeğin ne olduğunu öğrenme yeteneğine sahip olan makine renkleri, desenleri, şekilleri ve daha sonra sadece sentetik hafızalarında var olan çiçekleri hayal edebiliyor. Sonuç olarak dokularını ve hatta kokularını taklit eden alternatif bir doğa gerçekliği görselleştiriyor. Metamorfoz, gözlemlenebilir bir fiziksel dönüşüm süreci olarak esas anlamını korurken, sadece doğada değil, sanat, teknoloji ve lüks gibi diğer alanlarda da evrim ve büyüme fikrini temsil ediyor. Buna ek olarak, Bulgari Serpenti Koleksiyonu’nun yaratıcı ilham kaynağı olan yılanın sembolik gücünü vurgulamak için Refik Anadol Studio, 120.000’den fazla yılan görüntüsü üzerinde eğitilmiş bir makine öğrenimi algoritmasını kullanarak özel bir sanat eseri geliştirdi. Bunun sonucunda sonsuz yaşamın efsanevi işaretinin büyüleyici dijital simgesi ortaya çıktı. Bu eşsiz veri heykeli, estetik ve ruhsal gücünü Bulgari’nin tarihinde yılanın sahip olduğu ikonik rolün birleşimiyle ve metamorfoz, yeniden icat alanındaki muazzam potansiyeliyle ortaya çıkarıyor.

    Refik Anadol’un üç boyutlu Serpenti Metamorphosis enstalasyonu Group CEO’su Jean-Christophe Babin, sanatçı Refik Anadol ve etkinliğin ev sahibesi Chiara Ferragni eşliğinde Milano’daki Duomo Meydanı’nında gerçekleştirilen törenle ziyarete açıldı. Bulgari Group CEO’su Jean-Christophe Babin ve Chiara Ferragni’nin açılış kurdelesini kestiği töreni Terazza Duomo 21’de özel bir parti izledi. Etkinlikte Bulgari Türkiye marka elçisi ünlü oyuncu Serenay Sarıkaya’da yer aldı.

    Bulgari Group CEO’su Jean-Christophe Babin, proje ile ilgili düşüncelerini şu sözlerle özetledi: “Metamorfoz, hem Refik’in, hem de Bulgari DNA’sının bir parçasıdır. Aynı doğa fikrini paylaşıyoruz: Renkli, canlı ve zengin. İkimiz de değişim ve yeniden doğuş sürecinde zaman ve mekân içinde gelişen güzelliği arıyoruz. Bulgari’nin en ikonik sembollerinden biri olan Serpenti’nin kutlanması için Refik Anadol gibi vizyoner bir sanatçıyla iş birliği yapmaktan onur duyuyoruz.”

    ​Refik Anadol ise iş birliği hakkında şunları söyledi: “Metamorfoz kavramı benim için gerçekten ilham verici, çünkü makine zekâsı doğanın renklerini, desenlerini ve şekillerini alıp sadece zihninde var olan yeni formlara dönüştürme kapasitesine sahip. Makineyi iş birlikçi olarak kabul etmem görünmezi görünür yapmamı sağlıyor. Metamorfoz, bizi çevreleyen dünyadaki evrim, büyüme ve hassasiyet fikirlerini temsil etmek için gerçekten mükemmel bir semboldür. Bu hassasiyet Bulgari’nin yaptığı her şeyde yansımasını buluyor, bu yüzden sanat eserlerimizin ve Bulgari mücevherlerinin yaratılmasındaki işçiliğin, bu metamorfoz hassasiyeti ile çok fazla benzerlik içerdiğini görüyorum.”

    0
    0
    6446
  • 12-10-2021

    İlk basımlarında adı Kara Kitap Üzerine Yazılar olan, Nüket Esen’in yeni bir düzenleme yaptığı, ayrıca Orhan Pamuk’un çok yakınında olan dostu Ahmet Işıkçı ile yaptığı bir söyleşinin de eklendiği Kara Kitap Tartışmaları – Orhan Pamuk söyleşisiyle, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Modern Türk romanının klasiklerinden sayılan Kara Kitap, 1990’da yayımlandığında yadırganmış, şiddetli edebi tartışmaların, polemiklerin ve saldırıların konusu olmuştu. Bu benzersiz, yenilikçi ve “esrarlı” romanın biçimi, dili ve edebiyat anlayışı günün önde gelen eleştirmenleri tarafından sert bir şekilde eleştirilmiş, başka yazar ve eleştirmenler de bu yazılara cevap verip romanın modern ya da postmodern yanlarını savunmuşlardı. Pamuk’a Nobel ödülünü kazandıran eserlerin en önem­lilerinden Kara Kitap’ın edebiyatımızın başyapıtlarından biri olarak kabul edilmesi süreci bu ilk tartışmalarla başladı. Hem Kara Kitap’ın dünyasını, dayandığı diğer kitap ve metinleri ortaya koyan hem de kitabın kalbinde yatan “mana”ya yönelik bu tartış­malar aynı zamanda Pamuk’un çok katmanlı edebi dünyasına bir giriş niteliğinde.

    ​Kitaba yazılarıyla katkı sunanlar: Handan İnci, Enis Batur, Mustafa Kutlu, Fethi Naci, Füsun Akatlı, Kemal Atakay, Tahsin Yücel, Bedri Baykam, Fatma Erkman Akerson, Süheylâ Bayrav, Berna Moran, Gregor Vetter, Jale Baysal, Jale Parla, Sevda Şener, Mustafa Ever, Bernt Brendemoen, Orhan Koçak, Mustafa Durak, Ramazan Çeçen, Taciser Belge, Güney Şimşek, Sooyong Kim, Paul – Jean Franceschini, Guy Mannes-Abbott, Sibel Irzık, Hugo Barnacle, Hülya Adak, Juan Goytisolo.

    0
    0
    1818
  • 12-10-2021

    Disiplinler arası paylaşımlara imkân veren üretim ve buluşma platformu olma yolunda ilerleyen Karaköy merkezli Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), İstanbul ve New York merkezli multi-disipliner bir tasarımcı ve sanatçı olan Aslı Smith’in “Solar: Güneşe Dair” başlıklı sergisine 28 Ekim’e kadar ev sahipliği yapıyor.

    Güneşin yeryüzüne getirdiği dönüşümlerden ve yeryüzü ile yeni bağlantılar kurma fikri üzerinden anlamlı ve özgün bir sergi olan “Solar: Güneşe Dair”, atık kavramı ve dönüşüm üzerine çalışmalar yapan sanatçıları destekleyen KTSM’de sanatseverlerle buluşuyor. Küratörlüğünü Yonca Keremoğlu ve Rana Kelleci’nin yaptığı sergide Aslı Smith, doğanın zenginliğini, sistemli bir rastlantısallık içinde, ince bir dengeyle dokuyarak yeniden kurguluyor. Sergide sanatçının doğadan malzemeleri dönüştürerek meydana getirdiği son dönem dokuma resimlerinden bir seçki yer alıyor.

    Çıkış noktasını güneşin yeryüzüne getirdiği dönüşümlerden alan eserler, gerektirdikleri emek yoğun ve meditatif süreçle izleyiciyi yeryüzü ile yeni bağlantılar kurma fikri üzerine düşünmeye davet ediyor. Smith bitki, yiyecek atıkları, toprak ve taşları, buharlama ve kaynatma gibi çeşitli süreçlerden geçirerek sürdürülebilir sanatsal malzemelere dönüştürüyor. 11 eserin yer aldığı sergiye, izleyiciyi sanatçının süreç odaklı yaklaşımını keşfetmek üzere boya ve baskı süreçlerinin mutfağına buyur eden bir kolaj eşlik ediyor.

    Geçen sene Kale Tasarım ve Sanat Merkezi bünyesinde gerçekleştirilen Atığın İhtimalleri: Biçim ve Süreç” projesi için üretmiş olduğu Solar 02 adlı yapıtında mutfağından arta kalan avokado atıklarının güneşle kazandığı rengi kâğıda aktaran Smith, kâğıdı parçalara ayırarak zamanı yavaşlatan dokuma eylemiyle yeni bir bütün oluşturuyor. Gezegenin karşı karşıya olduğu atık problemi, iklim krizi ve çevresel duyarsızlığa karşı doğa ile ilişkimizi, güneşe dönerek yeniden inşa etmemiz gerektiğini vurgulayan sanatçı, eserleriyle bireysel veya ev içi rutinlerimizi, bedensel ve ruhsal döngülerimizi gezegenin ve doğanın döngüleriyle birlikte düşünerek, doğa ve kültür ayrımına kendine has bir yaklaşım sunuyor.

    ​Aslı Smith’in “Solar: Güneşe Dair” başlıklı sergisini 28 Ekim’e kadar pazar ve pazartesi hariç her gün 10:00 - 19:00 saatleri arasında KTSM’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1623
  • 12-10-2021

    Alper Canıgüz’ün şöhreti ülke sınırlarını aşan kahramanı Alper Kamu’nun bu kez bir cinayeti çözdüğü yeni hikâyesi Kıyamet Park, Alfa Kitap’tan çıktı.

    Kıyamet Park, sahici dehşet ile sahte şöleni bir araya getiriyor. Okuru her sayfada katilin gölgesini göreceği, maktulün parfümünü duyacağı temposu hiç dinmeyen bir hikâye içine çekiyor.

    “Mozart 5 yaşında beste yapıyordu, Alper Kamu cinayet çözüyor. Lüks bir otelde gedikli bir gazeteci vahşice öldürülür. Böylece dünyanın en küçük dedektifinin hayatına renk gelir.

    Zanlılar arasında mekik dokurken, 8 yaşında tecrübeli bir rakibi vardır bu defa: Altan… şeytana pabucunu ters giydiren yeni nesil bir şeytan. Kahramanımız katili Altan’dan önce bulabilecek midir? Yoksa davayı, bahsi ve hayalî arkadaşlarını kaybedecek midir?”

    0
    0
    2167
DAHA FAZLA
Geldanlage