
Sinematek/Sinema Evi, yeni programı kapsamında usta sinemacı Pier Paolo Pasolini’nin filmlerinden oluşan Pasolini Toplu Gösterimi seçkisi ile KINO 2022 kapsamında Alman sinemasının son bir yıl içinde öne çıkan ödüllü filmlerinin yer aldığı bir seçkiyi 10 Mayıs - 3 Temmuz tarihleri arasında seyirciyle buluşturacak.
Sinematek/Sinema Evi Pasolini’nin 100. yaşını 17 Mayıs - 3 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek 14 filminden oluşan bir toplu gösterim ve 20 Mayıs - 12 Ağustos tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak Kapadokya’da çektiği filmi Medea’nın set fotoğraflarından oluşan “Pasolini’nin Kapadokya’sı: Bir Yönetmenin Vizyonu ve Yansımaları” sergisi ile kutluyor. Sinematek/Sinema Evi’nin İtalya’nın Ankara Büyükelçiliği himayelerinde, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi iş birliğiyle gerçekleştirdiği program kapsamında Pasolini’ye ait 14 filmin yanı sıra, Abel Ferrara’nın 2014 tarihli biyografik filmi Pasolini de izleyicilerle buluşacak. Pasolini Toplu Gösterimi kapsamında usta sinemacıyı daha iyi tanımayı ve sineması üzerine ufuk açıcı tartışmalara alan açmayı hedefleyen konuşmalar, söyleşiler ve paneller de gerçekleştirilecek.
Medea (1969) filminin, Mario Tursi tarafından çekilmiş olan Enrico Appetito Arşivi’ne ait set fotoğraflarından oluşan “Pasolini’nin Kapadokya’sı: Bir Yönetmenin Vizyonu ve Yansımaları” sergisi, Pasolini'nin Kapadokya'nın kayalık manzaralarına bakışını, yönetmenin görsel tercihlerini ve üslubunu izleyiciyle buluşturuyor. Tiziana Appetito, Flaminia Agnusdei ve Rosa Valentina Raffaele’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide renklerin dikkat dağıtıcı niteliği göz önünde tutularak siyah beyazın tercih edilmiş olması, Pasolini’nin yakın plana, doğal ışığa ve doğaçlamaya dayalı çalışma anlayışıyla örtüşüyor. Sergi, 20 Mayıs - 12 Ağustos tarihleri arasında Sinematek/Sinema Evi’nin sergi salonunda ücretsiz olarak görülebilir.
Sinematek/Sinema Evi’nin yeni programında yer alan KINO 2022: Alman Filmleri Türkiye’de seçkisinde Alman sinemasının son bir yıl içerisinde öne çıkan, ödüllü filmler yer alıyor. KINO 2022 seçkisi 10 Mayıs’ta Son İnfaz (Nahschuss) filminin gösterimiyle başlayacak. Doğu Almanya’da gerçekleşen son idam cezasının hikâyesini konu alan filmin gösterimine yönetmeni Franziska Stünkel de katılacak. Seçki kapsamında ayrıca Kıymetli Ivie (Ivie wie Ivie), Her Şey Değişecek (Everything Will Change), Rabiye Kurnaz George W. Bush’a Karşı (Rabiye Kurnaz gegen George W. Bush), Hayır (Nö), Wannsee Konferansı (Die Wannseekonferenz), Sevgili Thomas (Lieber Thomas) ve Manşetlerin Arkası (Hinter den Schlagzeilen) filmleri gösterilecek. Sinematek/Sinema Evi’nin Goethe-Institut ve German Films ortaklığıyla hayata geçirdiği seçki, 10 - 15 Mayıs tarihleri arasında Sinematek/Sinema Evi’nde izleyiciyle buluşacak.
Sinematek/Sinema Evi, bu yıl ilkini hayata geçireceği Sinematek Günleri: Sektör Buluşmaları’nda alanında uzman sinema endüstrisi profesyonelleri katılımcılarla paneller, söyleşiler ve atölyeler ile bir araya getiriyor. 3, 4 ve 5 Haziran’da gerçekleşecek Sinematek Günleri, sektörde aktif çalışan veya sektöre girmek isteyen sinemaseverlerle profesyonelleri buluşturmayı ve ulusal sinemacılara ağ kurma ortamı sağlamayı amaçlıyor. Sinema Adası’nın organizatörlüğünde hazırlanan etkinlik, film yapımında fikrin ortaya çıkışından filmin son hâlini alışına dek gelişen tüm süreçleri kapsamayı hedefliyor.
Ayrıca Sinematek/Sinema Evi’nin Türkiye sineması için alternatif bir gösterim mecrası ve bir tartışma platformu oluşturma hedefi doğrultusunda FilmKoop iş birliği ile gerçekleştirdiği Bağımsız Türkiye Sineması gösterimleri mayıs ve haziran aylarında da yine pazar günleri saat 18.30’da Onat Kutlar Sinema Salonu’nda devam ediyor.
Sinematek/Sinema Evi’nde gerçekleşecek tüm etkinlikler hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Mina’nın Çocukları Projesi, “Kolektif ‘Yansıma’” sergisi ile Türkiye’nin çağdaş sanata odaklanan yeni fuarı CI BLOOM’da 10 - 11 Mayıs’ta ön izleme ve 12 - 15 Mayıs’ta ise genel ziyaretçiye açık olarak Tersane İstanbul’da sanatseverlerle buluşacak.
“Kolektif ‘Yansıma’”da yer alan dünyaca ünlü İran asıllı Amerikalı sanatçı Shirin Abedinirad’ın Pyramid isimli eseri Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) İstanbul Şubesi bünyesindeki Mina’nın Çocukları Projesi yararına CI BLOOM’da satışa çıkacak.
11 kadın adına Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği İstanbul şubesi bursiyerleri tarafından tasarlanan bir proje olan Mina’nın Çocukları, gerçekleştirdiği projelerle 10 - 14 yaş arasındaki ihtiyaç sahibi çocukların hayatına dokunmayı hedefliyor. Yaşamın her alanında disiplinlerarası kurguladığı projelerini sanat ile zenginleştirerek sesini ve amacını daha geniş kitlelere duyurmaya çalışıyor. Mina’nın Çocukları projesi, Eylül 2021’de Bodrum’da 11 sanatçının katılımıyla “Kolektif Hafıza”yı gerçekleştirdi, Ekim 2021’de ise Contemporary Istanbul’un Tersane İstanbul’da gerçekleşen 16. Edisyonunda “Kolektif Hafıza” seçkisinden bu proje için özel üretilmiş bir eserle yer aldı. Ardından Mart 2022’de 13. yüzyılda kız öğrencilerin yaşam-üretim alanı ve korunma amacı ile inşa edilmiş Trabzon Kızlar Manastırı’nda Ayça Okay’ın küratörlüğünde gerçekleşen “Kolektif ‘Yansıma’” ile sesini dünyada duyurdu.
Multidisipliner kavramsal sanatçı Shirin Abedinirad’ın Pyramid isimli eseri kadın birliği ile kurulmuş ve kadın dayanışması ile kolektif iyilik hareketi olarak ortaya çıkmış olan Mina’nın Çocukları Projesi ile çocukların ve burs vereceği sanat öğrencilerinin geleceğine dokunmayı amaçlıyor. Abedinirad’ın “Kolektif ‘Yansıma’”ya eklemlenen eserleri arasında Mevlâna Celaleddin Rumi’nin şiirsel anlatımının somut formları yer alıyor. Bu somut formlardan Pyramid, CI BLOOM’da satışa çıkarılarak ihtiyaç sahibi çocuklara gelişip, birey olma yolunda destek olacak.
Şule Gürbüz'ün iki ciltten oluşan yeni romanı Kıyamet Emeklisi, 13 Mayıs’ta İletişim Yayınları tarafından yayımlanacak.
Uzun bir aradan sonra okurlarıyla ulaşan Gürbüz’ün ilk romanı Kambur (1992), Zamanın Farkında (2011), Coşkuyla Ölmek (2012) ve Öyle Miymiş? (2016) İletişim Yayınları; Ne Yaştadır, Ne Başta Akıl Yoktur (1993) adlı oyunu ve Ağrıyınca Kar Yağıyor (1993) adlı şiir kitabı ise Mitos Boyut Yayınları tarafından yayımlandı. Yazar, hâlen mekanik saat ustası olarak çalışıyor.
Kıyamet Emeklisi – Birinci Cilt: “Rüyalar doğru çıkar, üç yol var denince önce kendine bakacaksın ve herhalde üç kat merdiven çıkacak ya da ineceğim diyeceksin, kendi kendinin yorumcusu böyle olunur. Para gelecek denince önce cebini yoklayacaksın, hiç mi yok, demek ki canın çıkarsa şöyle bir elli kuruş gelecek, zaten elli kuruşun varsa çoktan hak ettiğin ama bir türlü eline geçmeyen bir liranın yirmi beş kuruşu eline geçecek. Bir kadın mı gördün, emin ol ki o seni görmedi. Ama seni de gören biri var işte o gelecek, ama sen onu gelenden saymadığın için geldiğini bile anlamayacaksın. Bekleyeceksin, sabrın da kıt olduğundan senden daha evvel beklemeye başlamış birini hah diye alacaksın, daha eskinin hiç sesi çıkmaz, o yüzden onu mazlum, kendini galip zannedeceksin.”
Kıyamet Emeklisi – İkinci Cilt: “Bazen de bir rastgele taş öylece bütün kış durur ve baharın bir mor çiçek halkası onu çepçevre ama sadece o taşı bir bordürle çevrelerdi. Taşın beyazı çiçeğin moru ile öyle bir resim verirdi ki, o özenle seçilmiş mor halka o taşı dünyanın kutsal taşlarından biri yapar ve boynundaki çelengi ile bunu öyle bir faş ederdi ki, kuşlar yukardan alçalarak bakar da geçer, saksağanlar, serçeler, küçük kuşlar üzerine birkaç saniyeliğine muhakkak konar, ayak sürer de geçer, kertenkele taşın etrafını dolaşır da geçer, karıncalar sıra olur da geçer, arılar üstünden söyler de geçer, bulut nemini salar da geçer, güneş kışın koyu lekelerini açar da geçer, geçer geçer, taş her ziyaretten haberdar anın içinde durur da geçerdi.”
Hüseyin Avni Danyal ve Başak Daşman’ın rol aldığı Kelepçe Kullanma Kılavuzu oyunu, 13 Mayıs’ta Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salon’da, 25 Mayıs’ta Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi Müşfik Kenter Sahnesi’nde tiyatroseverle buluşacak.
Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir sorgunun sahnelendiği Kelepçe Kullanma Kılavuzu oyununda Başak Daşman zeki ve entelektüel bir kadını, Hüseyin Avni Danyal ise inatçı bir polisi canlandırıyor. Dram türündeki tek perdelik oyun, yaptıklarından emin bir şekilde sorgusunun bitmesini bekleyen bir kadın ile yaptığı meslekten kurtulmanın derdinde olan bir adamın hikâyesine odaklanıyor. Bazı gecelerin, şafağın sökmesini engellemeye çalıştığını anlatan bu tiyatro oyununda, güç dengeleri de değişip duruyor. İzleyiciyi polisin mi yoksa kadının mı sorgulandığı ikileminde bırakan oyun, kimsenin göründüğü gibi olmadığı bir polis sorgusunda “Nasıl kaybedilir?” sorusunu sormaya çağırıyor.
İlk kez 25 Nisan’da Fişekhane’de izleyiciyle buluşan oyunu dramaturg Irmak Bahçeçi yazdı, Serkan Üstüner yönetti. Nova Oyun Yapım tarafından sahnelenen oyunun yapımcılığını Mutlu İgdi ve Ali Özdemir, proje asistanlığını Yeraz Çağlayan, reji asistanlığını ise Arda Anarat üstleniyor. Elçin Gürler’in uygulayıcı yapımcılığındaki oyunun dekor tasarımı Cihan Aşar, ışık tasarımı Ayşe Sedef Ayter, müzik tasarımı Anıl Balkan, styling Selin Ölçen, afiş tasarımı Seda Erdem imzası taşıyor. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
13 Mayıs’ta Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salon’da, 25 Mayıs’ta Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi Müşfik Kenter Sahnesi’nde sahnelenecek oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
x-ist’in genç yetenekleri bir araya getirdiği keşif serisi Kesişme’nin yedinci edisyonu “Kesişme VII” sergisi 13 Mayıs - 2 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.
x-ist, genç sanatçıların evrensel fikre dayalı eser üretimini destekleme misyonu, gelenekselleşen Kesişme serisi ile temellendiriyor. Kesişme’nin yedinci edisyonu Büşra Çeğil, Pelda Aytaş ve Sayna Soleimanpour’un sergiye özel hazırladıkları yapıtlardan oluşuyor.
Sergide sosyolojik ve psikanalitik öğeler aracılığıyla üretim yapan Büşra Çeğil’in nesneleri deforme ederek duygular üzerine bağlar kurduğu eserleri yer alıyor. “Kesişme VII” sergisinde sanatçının Ankara Garı patlamasını konu alarak duyuların yönlendirmesiyle hatırlama biçimlerini yeniden düşünmeye odaklandığı Yas isimli eseri ve Hasankeyf üzerinden bulanıklaşan bir medeniyetin okumasını ve yerinden edilme sürecini irdeleyen Sular Yükseldiğinde sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
İğne ve ipliği kadınlığın tarihi ve kimliğini sorgulama aracı olarak ele alan Pelda Aytaş, “Kesişme VII” sergide yer alan eserlerinde kadınların arzunun nesnesi olmaktan ziyade öznesi olabilmesinin mümkünlüğünü inceliyor. Çalışmalarında kadın bedeninin besleyici statüsüyle konumlandırıldığı kutsal itibar ile teşhir edilen kadın bedenine duyulan korkunun karşısında duran sanatçı, kadının kendi bedeni içinde keşfe çıkmasının ve zevk almasının gerekliliğini izleyiciden bağımsız kurguluyor.
Sayna Soleimanpour “Kesişme VII” sergisinde kendisi için bir ifade dili hâline gelen otoportreleri ile yer alıyor. Sanatçı genelde halüsinasyonlarından aldığı ilhamla üretim yapıyor. Bedeni ve kimliği üzerinden bilinç ve uyanış konularını ele alan sanatçının çocukluk çağlarından itibaren beyne kodlanan toplumsal normları konu aldığı Life is Plastic serisi ile rüyalarından esinlenerek kompoze ettiği Naturemorte serisinden eserleri sergide yer alıyor.
“Kesişme VII” sergisini 13 Mayıs - 2 Temmuz tarihleri arasında x-ist’te ziyaret edebilirsiniz.
Amitav Gosh’un 2015 yılında Chicago Üniversitesi’nde verdiği dört ayrı dersten derlenen, edebiyat, tarih ve politika referansları üzerinden iklim krizine çok boyutlu bir bakış sunan Büyük Kaos – İklim Değişikliği ve Hiç Düşünülmeyenler adlı çalışma İrem Uzunhasanoğlu’nun çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
Kitap; “Edebiyat”, “Tarih” ve “Politika” olmak üzere üç ana başlıktan oluşuyor. Gosh, edebiyat, tarih ve politika üzerinden iklim değişikliğinin ölçeğini ve şiddetini kavrama konusundaki yetersizliğimizi inceliyor.
İlk bölümde edebiyat-iklim krizi arasındaki ilişkiyi ele alıyor ve bunu klasik edebiyattan örneklerle açıklıyor. Madame Bovary’den, Solaris’e, Middlemarch’tan kendi kitaplarına kadar resmedilen doğayı, değişen insan ilişkilerini ve modern dünyada yozlaşan insanı örnekliyor. Tür olarak bilimkurgu ve fantastik evrenlerin mekân ve zaman bağlamında edebiyatın sınırlarını genişlettiğini vurgulayarak iklim değişikliği gibi global problemlerin gelecek senaryoları içinde nasıl yankılandığından bahsediyor.
Tarih kısmında, kapitalizm ve iklim krizini irdeliyor. Asya örneğiyle başlayan bölüm bölgenin kömür, petrol endüstrisiyle modernleşmeye başlamışken sömürgecilikle birlikte sanayileşmenin beraberinde getirdiği iklim krizine odaklanıyor. Endüstriyel büyüme, ülkeler arası bürokrasi, sanayileşme ve bu süreçte gelişen yeni uygarlık gibi başlıklar etrafında tarihten örnekler veriyor.
Politika kısmındaysa, iklim politikaları etrafında kuruluşları, hükümetleri, batı toplumlarının üretim araçlarını, dağıtım sistemlerini ve politikalarını ele alıyor. Devamında iklim krizinin önüne geçmek için imzalanan anlaşmalar ve protokoller gibi diplomatik adımlardan bahsediyor. İklim kriziyle mücadelenin bireysel tedbirlerin kolektif hale gelmesiyle başlayacağının altını çiziyor.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Miguel de Cervantes’in aynı isimli romanından seçilmiş bazı bölümlerden esinlenilerek bale sahnesine taşınan Don Kişot balesini 14, 15, 17 ve 18 Mayıs’ta Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde izleyiciyle buluşturacak.
Müziklerindeki melodi zenginliği, İspanyol kültürünün renkli ve heyecan verici etkisinin uyumlu birlikteliği ile klasik bale dünyasının en pırıltılı ve ihtişamlı eserlerinden ve yüksek seviyedeki bale tekniğiyle dünyaca ünlü toplulukların repertuvarlarında değişmez bir yeri olan Don Kişot balesini Ayşem Sunal Savaşkurt sahneye koydu.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Don Kişot balesini iki senelik bir aradan sonra 22 Nisan akşamı gerçekleştirilen temsille seyircisi ile buluşturdu. Sezonun bu ilk Don Kişot temsilinde “Kitri” Ami Naito, “Basilio” Erhan Güzel, “Don Kişot” Alkış Peker, “Sancho Panza” Ürün İndere, “Gamache” Özerk Tozkoparan, “Lorenzo” Kerem Kuraner, “Espada” Mehmet Nuri Arkan, “Mercedes” Deniz Kılınç Tunçeli, “İki Arkadaş” Merve Topaldemir ve Asena Ökte, “Rüya Kraliçesi” Zeynep Güçoğlu, “Amor” Ayça Anıl, “Çeribaşı” Can Bezirganoğlu, “Çingene Kadın” Zuhal Karaca ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları dans ettiler. Merakla beklenen Don Kişot balesinin gösterimleri mayıs ayında da devam ediyor.
Don Kişot balesini 14 ve 15 Mayıs saat 16.00’da, 17 ve 18 Mayıs saat 20.00’de Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde izleyebilirsiniz. Don Kişot balesi hakkında ayrıntılı bilgiye ve biletlere buradan ulaşabilirsiniz.
Ali Kazma’nın zaman ve zaman içinde oluşan ritimlerin ve bu ritimlerin içinden çıkan videolarından oluşan “Zaman Zaman” başlıklı kişisel sergisi, 14 Mayıs - 14 Ağustos tarihleri arasında İMALAT-HANE’de sanatseverlerle buluşacak.İnsanın dünyayı algılama, şekil verme, değiştirme ve yeniden yaratma yöntem ve imkânları üzerine odaklanan Ali Kazma, zamanın farklı bölünmüşlüklerini, mekân ile kurduğu diyaloğu, tanım, kişilik, kimlik olarak ifadesini alternatif perspektiflerden ele alıyor. Sanatçının uzun zamandır pratiğini şekillendiren zaman ve üretim, zaman ve değişim ve zamanın mekâna yansıyan izleri ile hafıza arasındaki ilişkiler “Zaman Zaman” başlıklı yeni sergisinde de kendini gösteriyor. Sergide sanatçının ilk kez aynı mekân içinde birleşen sekiz çalışması, çok ekranlı ve büyük boyutlu sergileme biçimiyle izleyiciyle buluşacak. Eserlerin kendi içindeki etkileşimi, ilişkisi ve kuracağı alternatif diyaloglarla adeta büyük boyutlu bir enstalasyonun parçalarını oluşturuyor.
“Ali Kazma’nın çoğu zaman birikerek birer seriye dönüşen videoları, belgesel görüntüden uzakta bir yerde konumlanırlar. Sanatçı videolarını sinematografik görüntüdeki kadar açık ve tahmin edilebilir bir akış içinde düzenlemez. Bu durumun Kazma’nın videolarını oluşturan ve her saniyeye yirmi beş kare olarak dizilen fotoğrafları için de geçerli olduğu düşünülebilir. Bu fotoğraf kareleri hikâyelerle birbirine bağlanmaz ve her biri resme yönelik bir eğilim barındırır. Hem hareketli görüntülerde hem de statik imajlarda sanatçının fotoğraf karesi üzerine düşünürken seçtiği yol ağırlıklı olarak resimseldir. Bu yaklaşım Kazma’nın imgelerini her bir videonun kendi akışı içinde şekillenen formların içinde tutar. Sanatçı bu formları hem çekim aşamasında hem de kurgu esnasında oluşturur ve diğer olası formların arasından ayırarak seçer. Ali Kazma’nın fotoğraflarında ve videolarında formların sıralanışı bir süreci baştan sona göstermektense işaret ettiği şeylerin kendiliğiyle ilgilenir. Sanatçının İMALAT-HANE’de sunduğu videolarda ısı, hız ve ışık, bir hikâyenin veya belgesel bir anlatının parçası haline gelmeden yalnızca kendi ritimleri ve oluş halleriyle gözler önüne serilirler.”
İbrahim Cansızoğlu’nun sergi metninden alıntı
Ali Kazma’nın “Zaman Zaman” başlıklı kişisel sergisini 14 Mayıs - 14 Ağustos tarihleri arasında İMALAT-HANE’de görebilirsiniz.
Adres: Işıktepe BOSB Mah. Kırmızı Cd. No: 1/3C 16140, Nilüfer/Bursa
Künye:
1-2. Ali Kazma, Çay Saati, 2017, Üç kanallı senkronize HD video, 8 dk. Sanatçının izniyle
3-4. Ali Kazma, Finis Terrae, 2019, İki kanallı senkronize HD video, 5 dk. Sanatçı ve Galeri Nev İstanbul’un izniyle
Psikanalist Adam Phillips ve tarih bilimci Barbara Taylor’ın iyiliğin ortaya koyduğu memnuniyet duygusunu ve iyiliğin risklerini inceledikleri çalışmaları İyilik Üzerine, Selin Siral’in çevirisiyle Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı.
Entelektüel tarihten, edebiyattan, psikanalizden ve çağdaş sosyal teorilerden yararlanan bu kitap, bağ kurmak yerine yalnızlığı nasıl ve neden tercih ettiğimizi açıklıyor. İyilik Üzerine, başkaları ile içgüdüsel ve sıcak bir özdeşleşme içerisinde yaşanan hayatın, kendimiz için seçmemiz gereken hayat olduğunu vurguluyor. Gözlemlerle dolu bu kitap, cömertliğin ve merhametin yaşattığı yoğun duyguları okura tekrar hatırlatıyor.
“Toplum olarak çıkarcı ve menfaatçi bir hale geldiysek eğer, Phillips ve Taylor bu yabancılaşmaya ve kaygıya karşı panzehir olarak fedakârlığı öneriyor. Bu öneri, yaşadığımız zor zamanlar için doğru bir yol.” - Iain Finlayson, The Times (London)
Zorlu PSM, bu yıl 30’uncu yılını kutlayan EFG Londra Caz Festivali’ni özel bir konser serisi ile İstanbul’daki müzikseverlerle buluşturacak. Festivalin açılışını 14 Mayıs akşamı müziğini soul, R&B ve cazdan besleyerek oluşturan multi enstrümantalist Jordan Rakei yapacak.
Dan Kye ya da bilinen sahne adıyla Jordan Rakei, 14 Mayıs akşamı “London X İstanbul Zorlu PSM Meets EFG London Jazz Festival” kapsamında Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde konser verecek. Cazı farklı müzik türleriyle buluşturmayı seven ve her zaman yenilikçi müziği aradığını belirten Jordon Rakei, Bob Marley’e olan sevgisinden esinlenerek reggae’yi keşfe çıktığı Bruises isimli son EP’sini geçtiğimiz mart ayında yayımladı.
2013 yılında Franklin’s Room ile soul, R&B ve cazı çok başarılı bir şekilde harmanlayan ve müzikal vizyonunu göstererek hızlı bir çıkış yakalayan Jordon Rakei, 2014 yılında R&B odaklı ve D'Angelo'dan ilham alan beş parçalı Groove Curse EP’sini yayımladı. Cloak isimli ilk albümünü kendi şirketi 4101 Records’tan 2016 yılında çıkaran sanatçı, 2019’da yayımladığı Origin ile dinleyici kitlesini genişletti. Radiohead’in “Codex” ve Jeff Buckley’nin “Lover, You Should’s Come Over” şarkılarını yeniden yorumlayan Rakei, 2021 yılında What We Call Life albümünü yayımladı.
14 Mayıs Cumartesi günü saat 21:30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek Jordan Rakei konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.