GÜNDEM
  • 07-05-2022

    Zorlu PSM, bu yıl 30’uncu yılını kutlayan EFG Londra Caz Festivali’ni özel bir konser serisi ile İstanbul’daki müzikseverlerle buluşturacak. Festivalin açılışını 14 Mayıs akşamı müziğini soul, R&B ve cazdan besleyerek oluşturan multi enstrümantalist Jordan Rakei yapacak.

    Dan Kye ya da bilinen sahne adıyla Jordan Rakei, 14 Mayıs akşamı “London X İstanbul Zorlu PSM Meets EFG London Jazz Festival” kapsamında Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde konser verecek. Cazı farklı müzik türleriyle buluşturmayı seven ve her zaman yenilikçi müziği aradığını belirten Jordon Rakei, Bob Marley’e olan sevgisinden esinlenerek reggae’yi keşfe çıktığı Bruises isimli son EP’sini geçtiğimiz mart ayında yayımladı.

    2013 yılında Franklin’s Room ile soul, R&B ve cazı çok başarılı bir şekilde harmanlayan ve müzikal vizyonunu göstererek hızlı bir çıkış yakalayan Jordon Rakei, 2014 yılında R&B odaklı ve D'Angelo'dan ilham alan beş parçalı Groove Curse EP’sini yayımladı. Cloak isimli ilk albümünü kendi şirketi 4101 Records’tan 2016 yılında çıkaran sanatçı, 2019’da yayımladığı Origin ile dinleyici kitlesini genişletti. Radiohead’in “Codex” ve Jeff Buckley’nin “Lover, You Should’s Come Over” şarkılarını yeniden yorumlayan Rakei, 2021 yılında What We Call Life albümünü yayımladı.

    ​14 Mayıs Cumartesi günü saat 21:30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek Jordan Rakei konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2119
  • 07-05-2022

    Kezban Arca Batıbeki’nin “PULP FICTION 3” başlıklı kişisel sergisi Cue Art Space organizasyonu ve GROHE Türkiye’nin desteğiyle YapıKredi Bomontiada’da 10 - 31 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.

    Kezban Arca Batıbeki’nin yeni sergisinde, sanatçının önceki çalışmalarının çoğunda görülebileceği gibi ilgiyi talep eden baskın imge ve fantezi dünyasında olduğu hissedilen kadındır. Resim sanatında çok uzun zaman geçerli sayılan ve hâkim algı şudur: “Erkekler eyler, kadınlar boy gösterir olarak tanımlanır, yani gözetleyen erkek, gözetlenen kadındır. Soyutlanan kadın nesneleşir, görsel bir nesne hâline, bir görüntüye dönüşür.” Batıbeki, bu algının iç yüzüne işaret ederek bir şekilde nesneleştirmenin etkisiz kılınmasına katkıda bulunur. Sanatçının resimlerinde kimliği belirsizleşen figür erkektir. Sergide erkek figürlerin baskı ve zorbalık kurma arzusu, silah imgesi aracılığıyla izleyiciye sunuluyor. Bu aynı anda hem güç gösterisinin hem de zaafın fonksiyonunu oluşturuyor. Sanatçı herhangi bir kimliği temsil etmek yerine, onu ustalıkla bir imgede ele geçiriyor.

    Batıbeki’nin “PULP FICTION 3” başlıklı sergisindeki neonlar gibi alt kültür, klişe, kitsch ve pop kavramları sanatsal üretiminin dokusuna işliyor. Sanatçının resimlerinden foto-kolajlarına, enstalasyonlarından kısa filmlerine tüm sanatsal üretimlerinde, sıradan görünen imgeler birer ikona dönüşüyor. Bu sergide Batıbeki, her sergisinde denediği yenilikçi tavrını sürdürerek neonlu işlere ağırlık verirken, NFT çalışmalarıyla da bir bakıma geçmişin medyumlarıyla günümüz malzemeleri ve olanakları arasında bir köprü kurmayı amaçlıyor. Ayrıca sergiye metnini Derya Yücel’in yazdığı bir kitap da eşlik edecek.

    ​Kezban Arca Batıbeki’nin “PULP FICTION 3” başlıklı kişisel sergisini 10 - 31 Mayıs tarihleri arasında YapıKredi Bomontiada’da 1.Kat Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    3467
  • 07-05-2022

    Avusturyalı yazar Margit Schreiner’in “Ayrılık Üçlemesi”nin Türkçede ilk kitabı –Almanca aslında son kitabı– olan Sevmek Dedikleri, Serap Gülerçin Karluk’un çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Sevmek Dedikleri, birbirine bağlanan üç öyküden oluşan, doğum ve ölümün, bitimsiz çelişkilerle dolu anne-kız ilişkisinin, sevgi özleminin ve sevginin imkânsızlığının sarmal yapısı üstüne çarpıcı biçimde adaletsiz, iğneleyici, acımasız bir monolog.

    Kitap; birinci tekil anlatıcının yaşamını herkesten fazla şekillendiren seksen üç yaşındaki annesini bakımevine yatırıp onunla vedalaştığı son günlerini dokunaklı bir dille anlattığı uzun “Ölüm” öyküsüyle başlıyor. Anlatıcı ikinci öyküde, insanın sonsuz sevgi hayaliyle yüzleştiği bir “Düğün” kurguluyor; son öyküde, kızını dünyaya getirdiği sancılı “Doğum”un bedeninde ve belleğinde bıraktığı izle, bu kez anne oluşuyla yeni bir başlangıcı betimliyor.

    “Sonunda öldürürüz annelerimizi çünkü artık yalan söylemek istemeyiz.”

    “Derler ki insan hayatta ilk nasıl sevildiyse öyle sever. Her yerde okuyabilirsiniz. Bütün ikilem de bununla başlar zaten. Daha doğrusu doğumla.”

    0
    0
    2888
  • 06-05-2022

    Seyir Derneği, sinemaseverlerin heyecanla beklediği filmleri 8-17 Temmuz tarihleri arasında Ayvalık ve Urla’da açık havada izleyicilerle buluşturacak.

    Ayvalık başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında kültür sanat faaliyetleri yürütmek amacıyla kurulan Seyir Derneği, Ayvalık ve Urla’da eş zamanlı düzenleyeceği Yazlık Sinema ile 10 gün boyunca her akşam açık havada film izleme zevkini yaşatacak.

    Yazlık Sinema’nın Urla gösterimleri Ercan Kesal öncülüğünde kurulan yeni sanat mekânı Urladam'da gerçekleşecek. Seyir Derneği, Ayvalık Uluslararası Film Festivali'ni de 16-21 Eylül tarihleri arasında düzenleyecek.

    ​Yazlık Sinema programında gösterilecek filmlere ve bilet satışına dair ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


    0
    0
    2589
  • 06-05-2022

    Sanatçı Seylan Kandak'ın Geçici Heykeller adlı enstalasyonu 14 Mayıs 2022 Avrupa Müzeler Gecesi etkinlikleri kapsamında, 19.00 - 01.00 saatleri arasında Barcelona Poblenou’daki Can Framis Çağdaş Sanat Müzesi’nde sergilenecek.

    Kandak’ın Geçici Heykeller’de benimsediği katılımcı yaklaşım, hem etkileşimle enstalasyonun gelişmesini, hem de kağıt malzeme kullanımıyla, bireysel ve ortak bir hafıza oluşturulmasını hedefliyor. Sergide, mevcut parçalara ek olarak, izleyiciler de 20.00 - 21.00 saatleri arasında yapacakları kağıttan heykellerle esere katkıda bulunmaya devam edecek.

    Geçici Heykeller, 70 x 100 cm ebatlarındaki kağıtlardan üretilmiş, sanatçının plastik müdahalelerinin izlerini taşıyan heykeller kaidelerin üzerinde sergileniyor. Seylan Kandak, bu projesi hakkında şunları söylüyor: “Parçalanmış hayatım, belirsiz hafızam sonsuza dek geçici heykellere kazındı, aynı ellerimin izinin sonsuza dek kağıtlarda kalışı gibi.”

    ​Müzede sergilenmeye layık bir hafıza kazısına ve envanterine öykünen, arkeolojik bir obje koleksiyonu kurgusu yaratmayı hedefleyen projede fotoğraf, kayıt aleti olarak kullanılıyor. Belgesel nitelikteki fotoğraflar, aynı arkeolojik envanterlerde çatlakların, kırıkların belgelenmesi gibi, kağıtlardaki izleri gösteriyor. Fotoğrafların büyük boyutlu baskıları, kurgudaki gerçekçiliği artırmaya hizmet ediyor. Böylece izleyici, gerçeklik manipüle edilmeden, kurgusal bir belgesel referansa gönderiliyor. Kağıt malzemeler ve katılımcıların etkileşimiyle yapıtı oluşturan unsurlar çoğalıyor ve heykellerin üzerine kazınan bireysel izler yayılarak ortak bir hafızaya dönüşüyor.

    0
    0
    2248
  • 05-05-2022

    Refik Anadol’un Living Architecture: Casa Batlló başlıklı eseri “Christie’s 20th / 21st Century Marquee Week” kapsamında New York’taki Rockefeller Plaza’nın dışında sergileniyor.

    Anadol’un Living Architecture: Casa Batlló başlıklı NFT eseri, 10 Mayıs’ta Christie’s New York’ta gerçekleşecek 21. yüzyıl akşam satışı isimli müzayedede satışa çıkacak. Eser ayrıca 7 Mayıs’ta Barselona’da Casa Batlló’da izleyiciyle buluşacak. Gaudí’nin ikonik binasının cephesini yeniden tasarlayan dinamik bir NFT olan Living Architecture: Casa Batlló, Barselona’dan gerçek zamanlı toplanan iklim verilerini kullanıyor.

    ​İlk kez bir UNESCO dünya mirasının daima değişen, yani dinamik NFT forumunu alması özelliğini taşıyan Living Architecture: Casa Batlló başlıklı eseri oluşturan eş zamanlı veri, Barselona’nın iklim verilerinden ve gökgünlüğünden meydana geliyor. Casa Batlló’nun dış cephesini kanvas hâline getiren eserin açılış fiyatı 1 - 2 milyon dolar aralığında olacak ve satıştan elde edilen gelirin yüzde onu Associació Aprenem Autisme ve Fundació Adana vakıflarına bağışlanacak. Beş günlük etkinlik kapsamında Monet, Picasso, Warhol, Basquiat, Banksy, O'Keeffe ve Van Gogh gibi önemli sanatçıların eserleri de açık arttırmada satışa çıkacak.

    0
    0
    27
  • 05-05-2022

    New York çıkışlı jungle pop ikilisi Sofi Tukker, “The Wet Tennis” tur kapsamında Epifoni organizasyonu ile 30 Eylül’de İstanbul’da, 1 Ekim’de Ankara’da ve 2 Ekim’de İzmir’de konser verecek. 

    Sophie Hawley-Weld ve Tucker Halpern’den oluşan Sofi Tukker, “Drinkee”, “Batshit” gibi uluslararası hitlere imza attı, 2017 yılında Grammy’e aday gösterildi ve kısa sürede dans pistlerinin vazgeçilmez gruplarından biri hâline geldi. Grup, Türk dj ve prodüktör Mahmut Orhan ile birlikte kaydettikleri “Forgive Me” şarkısını geçtiğimiz aylarda yayımladı.

    90’lar house ve jungle pop türlerini modern bir yorumla harmanlayan Sofi Tukker, 30 Eylül’de İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta, 1 Ekim’de Ankara ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesisi’nde ve 2 Ekim’de İzmir Arena’da konser verecek. Konserlerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    3880
  • 05-05-2022

    Ferda Art Platform, Emre Çelik’in “Peek-a-boo” başlıklı ilk kişisel sergisini 6 Mayıs - 1 Haziran, Sadık Arı, Ekin Kano, Deniz Pasha, Kemal Özen, Gizem Çeşmeci, Levent Aygül, Mert Öztekin ve Ateş Alpar’ın işlerinden oluşan “Kayıp Mum” başlıklı sergiyi ise 6 Mayıs - 10 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Merak duygusu, teşhir ve gözetleme kavramları etrafında şekillenen “Peek-a- boo” sergisi Emre Çelik’in örtülü olanın yarattığı merak duygusunun izini sürdüğü çalışmalar serisinden oluşuyor. Sergi, örtünün altındaki saklı olana ulaşma dürtüsünün ve merak duygusunun en yoğun yaşandığı ortaya çıkarma anlarının yarattığı geçici şımarıklık hissine odaklanıyor. Çerçevelenmiş fotoğraflardaki bedenleri üç boyutlu duvar heykellerine dönüştüren bir örtü ile sergilenen eserler izleyiciyi tam da o açılma, ortaya çıkarma anını sunuyor.

    Sadık Arı, Ekin Kano, Deniz Pasha, Kemal Özen, Gizem Çeşmeci, Levent Aygül, Mert Öztekin ve Ateş Alpar’ın işlerini bir araya getiren “Kayıp Mum” sergisi adını aynı isimli üretim tekniğinden alıyor. Teknik işin, mumdan bir kalıbının çıkartılması ve bu kalıbın döküm esnasında kaybolup yerine sıvı metalin yerleşmesinden oluşuyor. Sanatçıların üretim süreçlerinde yola çıktıkları fikir ve hissiyatın hayal etme, kurgulama ve uygulama sürecinde geçirdiği dönüşüme odaklanan sergi, sekiz sanatçının kurgularının birbirine geçen hikâyesini ele alıyor. Sergi hayallerin yolculuğu ve bu yolculuğun vardığı noktanın tasviri üzerine her bir sanatçının getirdiği yaklaşımları izleyiciyle buluşturuyor.

    Emre Çelik’in “Peek-a-boo” başlıklı sergisini 6 Mayıs - 1 Haziran tarihleri arasında Ferda Art Platform Proje Alanı’nda, “Kayıp Mum” başlıklı sergiyi ise 6 Mayıs - 10 Haziran tarihleri arasında Ferda Art Platform Ana Salon’da ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Gizem Çeşmeci,2022, Çoğunluk, karışık teknik, farklı ölçeklerde
    ​2. Levent Aygül, 2022, İsimsiz, pres tuval üzerine yağlıboya, 18x24 cm  

    0
    0
    2334
  • 05-05-2022

    Mustafa Alp Dağıstanlı’nın kültür tarihimizin yapıtaşlarını oluşturan 115 edebiyatçının yaşamından 608 anekdotu bir araya getirdiği çalışması Anekdotlar – Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar, Kolektif Kitap’tan çıktı.

    Anekdotlar, hikâye anlatmalarına alışık olduğumuz edebiyatçıları bu sefer hikâyesi anlatılan karakterlere dönüştüren kısa, özlü ve çarpıcı anlatılarla, okurları yazarlarla daha yakın bağlar kuracakları ilişkiler alemine götürüyor.

    “Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat bir kere öpmek için kimi sıkıştırmıştı?

    "Evime canlı giren tavuk kendi kendine ölmeye mahkumdur" diyen yazar kimdi?

    Yahya Kemal'in "manen tokat"ını hangi yazar yemişti?

    Deniz Gezmişleri savunduğu için Kemal Tahir'i masayı terk edecek kadar kim kızdırmıştı?

    Mina Urgan'a Urgan soyadını kim niye vermiş?

    "Ben bilmek için yıllarca okudum. Onlarsa bilinmek için okudular" sözü kimindi?

    Genç şairlere "Cemal Süreya'nın peşine takılmayın" diyen şair kimdi?

    Dost olduğu yılanı besleyen yazar kimdi?

    "Bir piyes yazamayacak kadar aptalım" diyen yazarımız kimdi?

    Kayseri garında bir köylünün ayağındaki çorabı satın almak isteyen kimdi?”

    0
    0
    2177
  • 04-05-2022

    Zeynep Beler’in, Esther Leslie’nin 2016 yılında yazdığı Liquid Crystals kitabından ilham alan “Görünürde Yaşam” başlıklı sergisi 4 Haziran tarihine kadar KRANK Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Zeynep Beler, yağlı boya resimleri, heykelleri ve dijital ekranda çizilmiş edisyonlu baskıları ile LCD (Sıvı Kristal Ekran) teknolojisinin atomik yapısına göndermede bulunuyor. Ekranlarla olan sınırlarını kaybetmiş, sıvı ve kristal arasında sıkışıp kalmış, her şeyin akmak ve durmak, değişken ve stabil, hareketli ve durağan arasında gidip geldiği yaşamımıza da seçilen “paylaşım değer” olmayan imajlar, eriyip giden strafor ve suluboyadan ayırt edilemez dijital baskılar üzerinden sunuluyor. Sanatçı, bir simyacı gibi sıvı kristal ekranlarımızdan akan metaforik ve pek de geçici olmayan atomları titreştiriyor, onları ekrandan çekip havaya doğru uzatıyor, tuvalin fizikselliğine taşıyor. Bu üç boyutlu, dokulu ve katmanlı çerçevede izleyicinin karşısına fotoğrafı çeken ekranın başka bir LCD ekrandaki yansıması bile çıkabiliyor. LCD’nin ışıklı yansımasından, tuvalin üzerindeki fırça izlerine, her iki çerçevenin de tuttuğu, geçmiş ve geleceğinin bütün potansiyellerinin altını çiziyor.

    Ayrıca sergi kapsamında Zeynep Beler’in Londra merkezli co/editions tarafından yayımlanan ve mayıs ayında lansmanı gerçekleşecek yeni kitabı da sergide görülebilecek.

    ​Zeynep Beler’in “Görünürde Yaşam” başlıklı sergisi 4 Haziran tarihine kadar KRANK Art Gallery’de ziyaret edilebilir.

    0
    0
    2040
DAHA FAZLA
Geldanlage