
Zorlu PSM, “Dinle, hisset, keşfet! PSM’de Caz ile dünyan değişsin!” mottosuyla yola çıktığı serisi “PSM’de Caz” kapsamında Grammy ödüllü efsanevi caz-füzyon grubu Yellowjackets’ı 10 Mayıs Salı günü müzikseverlerle buluşturacak.
Zorlu PSM’nin müziğin her türüne olan sıra dışı yaklaşımıyla müzikseverlere eşsiz deneyimler sunmayı planladığı caz konsepti “PSM’de Caz” kapsamında Grammy ödüllü efsanevi caz-füzyon grubu Yellowjackets, 10 Mayıs Salı günü Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde konser verecek. 1977 yılında kurulan kırk yıla yakın süredir birlikte çalan Yellowjackets, yayımladığı toplam 24 albüm ile bugüne kadar 17 kez Grammy ödülüne aday gösterildi. Grubun Raising Our Voice isimli son albümü ilhamını son yıllarda dünyanın tamamını ele geçiren politik ve duygusal karmaşadan alıyor. Brezilyalı ünlü vokalist Luciana Souza’nın vokalleriyle yer aldığı albüm 2018 yılında Amerikan caz listelerinde bir numaraya kadar yükseldi.
10 Mayıs Salı günü Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde gerçekleşecek Yellowjackets konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Galerist ve Galeri Nev, Phoebe Cummings ve Mübin Orhon’un eserlerini bir araya getiren “Ben Aynayım: Gümüş ve Berrak” başlıklı sergiyi 11 Haziran tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Adını Slyvia Plath’in şiirinden alan “Ben Aynayım: Gümüş ve Berrak” sergisi, Phoebe Cummings ve Mübin Orhon’un arasındaki çok katmanlı yansımaları izleyicinin beğenisine sunuyor. Monokrom bir dünyada yan yana gelen iki sanatçı “yok olma” deneyimi üzerinden sergide sıklıkla karşılaşıyor. Heykel, zanaat ve performans alanlarını tararken, seramiği zaman merkezli bir malzeme olarak ele alan Cummings’in her biri farklı detaylarla şekillendirilen eserleri zamana dayanıklı değil; parçalanarak dökülen kil farklı bir yerde farklı bir eserin malzemesi olarak yeniden kullanılıyor. Zaman mevhumunu bütünüyle ortadan kaldırarak çalışan Orhon ise, üzerlerini sim ile kapladığı guajları, aradan geçen yarım asıra rağmen parlaklıklarını koruyarak âdeta zamana meydan okuyor. Sergide Phoebe Cummings’in mekâna özgü olarak kurgulanan ve doğrudan sergi alanına yerleşen heykelleri, Mübin Orhon’un 1972-73 yılları arasında ürettiği aynı palete ait resimleri bir araya geliyor.
Phoebe Cummings ve Mübin Orhon’un eserlerinin bir araya geldiği “Ben Aynayım: Gümüş ve Berrak” başlıklı sergiyi 11 Haziran tarihine kadar Galerist’te ziyaret edebilirsiniz.
Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz, Sanatçı, Galerist ve Galeri Nev’in izniyle
Çocuk eğitiminde zor kullanmanın yetişkinlikteki yaşam ve toplum üzerindeki etkilerini ele alan çalışmalarıyla tanınan Alice Miller’ın Sürgün Bilgi – Çocukluk Hasarlarıyla Yüzleşmek adlı kitabı Oğuz Satır’ın çevirisiyle Profil Kitap’tan çıktı.
“Kötülük gerçektir. Fakat doğuştan değil, sonradan kazanılmış bir şeydir ve asla iyinin tersi de değildir, aksine onu yok eden şeydir. Sözde “kötü bir çocuğa” yapılan zulüm, o çocuğu kötü bir yetişkin yapacak ve daha sonra aydınlanmış bir tanık, onu kurtarmaya gelmedikçe kötü bir dünya yaratacaktır. Saygı duyulan ve sevilen bir çocuk ise bambaşka bir dünya yaratacaktır. Biyolojik vazifemiz insan yaşamını yok etmek değil, korumaktır.
Ne kadar sıklıkla müşahede edilirse edilsin, kötülüğün, yıkıcılığın ve sapkınlığın kaçınılmaz olarak insan varoluşunun bir parçasını oluşturduğu doğru değildir. Ancak her gün daha fazla kötülük yaptığımız ve onunla birlikte kesinlikle önlenebilir acılardan mürekkep okyanusu milyonlar için doldurduğumuz doğrudur.
Bir gün çocukluğun bastırılmasından kaynaklanan cehalet ortadan kalktığında ve insanlık uyandığında, kötülüğün üretimi durdurulabilir.” (Tanıtım metni)
Germinal Tiyatro’nun Nilperi Şahinkaya’nın tek kişilik performansıyla sahnelenecek yeni oyunu Doğal Afet, 6 Mayıs’ta Zorlu PSM %100 Studio sahnesinde prömiyer yapacak.
Amerika Birleşik Devletleri’nde oyunları en çok sahnelenen yazarların başında gelen Lauren Gunderson’un 2018 yılında kaleme aldığı Doğal Afet, Ahmet İlker Ergin’in rejisiyle izleyiciyle buluşacak.
Oyun, izleyicisini klasik bir anlatımdan uzaklaştırarak kalp ritmini andıran inişli çıkışlı bir hikâyeye sürüklüyor. Tek kişilik bir metin olmasına karşın seçilen anlatım tarzından ötürü kalabalık bir kadro seyrediyormuş hissi uyandırıyor. Doğal Afet, Nilperi Şahinkaya’nın dinamik oyunculuğuyla tempolu bir koşuya dönüşüyor.
“Sığınakta tek başına bir kadın. Kafasında soru işaretleri ve yaklaşmakta olan bir fırtına. Olmak ya da olmamak veya gitmek ya da gidememek. Az sonra varacak olan bir şeylerin varlığından haberdar olduğumuz o anda gelen hesaplaşma hissi.
‘Nerede yanlış yaptım? 1/16 gerçekleşen şiddetli bir fırtına bana mı denk geldi? Geçmişle hesaplaşma vakti. Daha doğru seçimler mi yapmalıydım? Tekrar Hamlet, gitmek ya da gidememek, hareket etme kabiliyetini yitirmek.’”
Doğal Afet’i 6 Mayıs’ta Zorlu PSM %100 Studio’daki prömiyerinin ardından 8 Mayıs’ta Alan Kadıköy’de, 10 Mayıs’ta Hann Sahne’de, 17 Mayıs’ta Oyun Atölyesi’nde ve 19 Mayıs’ta DasDas Sahne’de izleyebilirsiniz.
Fotoğraf: ©Cem Gültepe
Doğal Afet’in Künyesi:
Yazan: Lauren Gunderson
Çeviren: İlayda Öncü
Yöneten: Ahmet İlker Ergin
Dramaturg: Burcu Yasemin Şeyben
Oynayan: Nilperi Şahinkaya
Yapım: Germinal
Proje Yapımcısı: Cansu Sıtacı
Hareket Düzeni: Gizem Erdem
Işık Tasarım: Ayşe Sedef Ayter
Ses Tasarım: Ömer Sarıgedik
Kostüm ve Sahne Tasarım: Ahmet İlker Ergin
Afiş Tasarım: Emre Yusufi
Video Tasarım: Müge Cemel
Görüntü Yönetmeni ve Fotoğraf: Oğuzhan Üstün
Marka Danışmanı: Nilüfer Morkoyuncu
Sahne Amiri: Coşkun Çağlar Dere
Reji Asistanı: Öykü Şenol
Süre: 75 dk
Evin Sanat Galerisi tarafından büyük usta Nuri İyem’i anmak ve Türk genç ressamları desteklemek amacıyla bu yıl 16.’sı düzenlenen Nuri İyem Resim Ödülü başvurularının ilk aşaması 5 - 12 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Pandemi nedeniyle iki aşamalı olarak hazırlanan başvuru formatı, ilk olarak 5 - 12 Mayıs tarihleri arasında çevrim içi olarak buradan yapılacak. Ödüle başvurmak isteyenlerin, başvuru formunu eksiksiz olarak doldurmaları gerekiyor. Ardından açıklanacak listedeki katılımcıların, eserlerini 25 Mayıs - 3 Haziran tarihleri arasında, Evin Sanat Galerisi’ne teslim etmeleri gerekiyor.
Nuri İyem Resim Ödülü’nün bu yılki seçici kurulu, Dr. Öğr. Üyesi Fırat Arapoğlu, Gamze Büyükkuşoğlu, Cansen Ercan, Memet Güreli, Ümit İyem, Prof. Dr. Erhan Karaesmen, Temür Köran, Prof. Dr. Burcu Pelvanoğlu, Feyyaz Yaman’dan oluşuyor. Bu yıl seçici kurul tarafından belirlenen sanatçı, 15.000 TL para ödülünün ve Nuri İyem Resim Ödülü’nü simgeleyen Prof. Rahmi Aksungur tarafından özel olarak üretilen bronz heykelin sahibi olacak. Evin Sanat Galerisi’nin kurucusu Evin İyem’in anısına Evin İyem Jüri Özel Ödülü adı altında verilmeye başlanan; yine jürinin belirleyeceği bir katılımcıya ise 7.500 TL para ödülü ve seramik sanatçısı Nasip İyem’in bir yapıtının bu ödül adına özel olarak hazırlanmış röprodüksiyonu hediye edilecek. Nuri İyem Resim Ödülü ve Evin İyem Jüri Özel Ödülü kazananlarına ödülleri 16 Haziran’da açılacak Nuri İyem Resim Ödülü 2022 sergisinde takdim edilecek. Nuri İyem Resim Ödülü 2022 sergisi, 7 Temmuz tarihine kadar Evin Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.
16. Nuri İyem Resim Ödülü ve başvuru hakkında ayrıntılı bilgiye buradan uluşabilirsiniz.
Zoran Zivkoviç’in postmodern fantezi türünün unutulmaz örneklerinden biri olan, 2003 Dünya Fantezi ödüllü mozaik romanı Başka Zaman Kütüphaneleri, Cumhur Orancı’nın çevirisiyle Ketebe Yayınları tarafından yeniden yayımlandı.
Sıra dışı bir hayal gücünün eseri olan Başka Zaman Kütüphaneleri, okurlarını kitaplar ve kütüphaneler arasında dolaştırdığı bir maceraya davet ediyor.
Bir yazar, bir internet kütüphanesinde henüz yazmadığı kitapların da listelendiğini görse ne yapar? Ya da posta kutusunda kendiliğinden beliren dev ciltlerle evine bir Dünya Edebiyatı Kütüphanesi kurmak zorunda kalan biri? Peki ya siz, dünyaya gelmiş bütün insanların biyografilerinin bulunduğu bir kütüphaneye rastlasanız ne yapardınız? Bütün kitapları içinde barındıran tek bir kitabınız olsa veya bir arkadaşınız size yok edilmesi imkânsız, peşinizi de asla bırakmayan bir kitap armağan etse?
KüçükÇiftlik Park; Goran Bregoviç Wedding & Funeral Band, Shantel, BaBa ZuLa ve Ahırkapı Büyük Roman Orkestrası’nın sahne alacağı “Yüzdeyüz Müzik Sunar: İstanbul’da Bahar” ile 7 Mayıs Cumartesi günü baharın gelişini kutlayacak.
URU organizasyonuyla KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek “Yüzdeyüz Müzik Sunar: İstanbul'da Bahar”da gün boyu sürecek müziğin yanı sıra dev panayır ortamında enfes mangal lezzetleriyle bir şölen yaşanacak. Baharın gelişinin ve tekrar bir arada olmanın kutlanacağı festivalde, Balkan müziği denildiğinde akla ilk gelen isimlerden Goran Bregoviç ve orkestrası sahnede olacak. KüçükÇiftlik Park sahnesinde ayrıca, DJ setiyle Shantel ve BaBa ZuLa ile Ahırkapı Büyük Roman Orkestrası da dinleyicilerle buluşacak.
7 Mayıs Cumartesi günü gerçekleşecek “Yüzdeyüz Müzik Sunar: İstanbul’da Bahar”ın biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Labirent Sanat, Aslıhan Kaplan Bayrak, Beyza Boynudelik, Emel Ülüş, Nesli Türk, Serhat Akavcı ve Soyhan Baltacı’nın farklı medyumlardaki işlerinden oluşan “Proxemics” başlıklı sergiyi 28 Mayıs tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“Proxemics” sergisi, insan ilişkilerinin konuşulmayan kurallarına ve insanların doğayla, canlılarla, nesnelerle, mekân ile arasında oluşturduğu görünen ve görünmeyen sınırlara odaklanıyor. Sergi ilişki hâlinde olduğumuz şeylere dair oluşturduğumuz görünür ya da görünmez sınırları, sınırların varlığını, geçirgenliğini, esnekliğini; kent-doğa, ben-öteki, kişisel alan-mahrem alan, ütopya-distopya karşıt kavramları üzerinden düşündürmeyi amaçlıyor.
“‘Dışarıda kötü hava kudurup dururken, ateşin önünde duyduğum refah tümüyle hayvansı. Deliğindeki fare, yuvasındaki tavşan, ahırındaki inek de aynen benim gibi mutludur.’ Ressam Vlaminck’in sakin evinde refah içinde yaşarken yazdığı bu satırlar için Bachelard ‘Mekanın Poetikası’ kitabının dördüncü bölümü Kuş Yuvası’nda: ‘böylece refah bizi sığınağın ilkelliğine geri götürmüş olur. İşe fiziksel olarak bakıldığında, sığınak duygusuna sahip bir varlık kendi üstüne kapanır, çekilir, dertop olur, saklanır, gizlenir’ diyerek düşüncelerini aktarır.
Acı çekerken ya da tehlike anında cenin hâline geçişimiz, aslında her insanın ilk ve kadim mekânı olan anne karnındaki güven duygusuna ulaşmak için aldığı pozisyondur. Karanlık, nemli, koruyucu yapısıyla rahim ile özdeşleştirilen mağara, ilk insanın en doğal sığınağıdır. Psikolojide mağara labirentimsi yapısıyla iç dünyaya karşılık gelir. Doğum ile mağaradan dışarı fırlatılan ve yaş aldıkça toplumsal hayata karışan insan, evrenin sınırsızlığı karşısında sınırlarıyla var olma mücadelesine başlar. Doğal çevresindeki sınırları deneyimleyerek korunma, güven içinde olma, sahiplenme, aidiyet duyma, gibi dürtülerle kendi görünmez ve fiziksel sınırlarını yaratırken, kimliğini de oluşturur. Sınırlı ömrü, yani bir başlangıcı ve kökeni olan her şey gibi insanda bu sınırlı doğasının izini taşır.”
Aslıhan Kaplan Bayrak, Beyza Boynudelik, Emel Ülüş, Nesli Türk, Serhat Akavcı ve Soyhan Baltacı’nın işlerinden oluşan “Proxemics” başlıklı sergiyi 28 Mayıs tarihine kadar Labirent Sanat’ta ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Aslıhan Kaplan Bayrak, Gizli Boyutlar - The Hidden Dimensions, 2022, tuval üzerine yağlı boya - oil on canvas, 81x116,5cm
2. Emel Ülüş, Süpürgelik - Mopboard, 2019, tuval üzerine karışık teknik - mixed media on canvas, değişken boyutlar - variable dimesions
3. Beyza Boynudelik, Bu Denli Güçlü - On Such A Strong, 2014, tuval üzerine karışık teknik - mixed media on canvas, 70x70cm
4. Soyhan Baltacı, İsimsiz - Untitled, 2022, kağıt üzerine kömür kalem charcoal on paper, 123x87cm
Alain Serres’in “çocuk hakları” sorununa yine çocukların gözünden ve dilinden yaklaşan, Aurélia Fronty’nin resimlediği kitabı Çocuk Olmaya Hakkım Var, Füsun Önen’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Serres ve Fronty, çoğu zaman önemsemediğimiz, görmezden geldiğimiz ve kulak tıkadığımız bu konuya dikkatleri çekiyor. Çocuk Olmaya Hakkım Var ile daha önce hep siyasetçilerin, eğitimcilerin, kısacası büyüklerin söyleminden tanımlanan çocuklar ve onların hakları, bu defa daha çocuksu, daha masum ve daha renkli bir şekilde dile getiriliyor.
“Adımın, soyadımın, bana gülümseyen bir ailemin, evimin olacağı bir ülkede yaşamaya hakkım var.”
“Güzelce büyümek için yiyecek ve içeceğimin olmasına hakkım var. En çok portakalı seviyorum; hem yeniyor hem de içiliyor!”
Anna Laudel, Serkan Küçüközcü’nün “Sınır-sız Devinim” başlıklı kişisel sergisi ile Belkıs Balpınar’ın “Mikro-Makro” başlıklı kişisel sergisini 10 Haziran tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Serkan Küçüközcü’nün “Sınır-sız Devinim” başlıklı sergisi sanatçının kullandığı renkler ve figürlerle izleyiciyi yolculuğa çıkaran tablolarından oluşuyor. Sanatçı yaşam ve doğayla kurduğu ilişkinin bir göstergesi olarak doğal mekânları tablolarında betimlerken peyzaj resminin çağdaş sanata bakan yüzünü vurguluyor ve dış dünyanın iç dünyamızla olan ilişkisini ele alıyor. Bilinçaltından gün yüzüne çıkan imgelerle sanatçı çocukluk ve masumiyeti işaret ederek oyun, oyuncak ve hikâyelere ait parçaları birer simge hâlinde resimlerine dahil ediyor. Mekânın kendine ait gerçekliğini altüst ederek kompozisyondaki yerini alan nesne ve figürler; ıssızlık ve zamansızlık hislerini uyandırırken gerçeküstücülüğe de kapı aralıyor.
Türkiye’de ilk defa geleneksel kilim dokuma tekniğini güncel sanata taşıyarak özgün işler üreten sanatçı Belkıs Balpınar’ın “Mikro-Makro” başlıklı sergisinde sanatçının astronomiyle dokuma sanatını buluşturduğu yeni eserleri yer alıyor. Kilim dokuma yöntemini, çağdaş sanat ve bilimle bir araya getiren sanatçı, hem kendilerinin hem de diğerlerinin etrafında daireler ve elipsler çizerek hareket eden mikro ve makro evrenleri, uzamdaki hareketlerin bir yansıması olarak ele alıyor. Geleneksel kilim desenlerinin devamlı tekrarlayan motiflerini kırmak ve bir derinlik katabilmek amacıyla “dokumama” tekniğini ortaya çıkaran sanatçı, pek çok temel parçacık, yıldız ve galaksiden oluşan bu evrenlere, en minimal çizimlerle kilim dokuması üzerinde yer veriyor. Sanatçı tasarımlarıyla izleyiciye dünyayı algılamanın farklı yollarını ve yeni bakış açıları sunuyor.
Serkan Küçüközcü’nün “Sınır-sız Devinim” başlıklı kişisel sergisini ve Belkıs Balpınar’ın “Mikro-Makro” başlıklı kişisel sergisini 10 Haziran tarihine kadar Anna Laudel’de görebilirsiniz.
Künye:
1. Serkan Küçüközcü, Benim Güzel Evim, 25 x 35 cm, Tuval üzerine akrilik boya, 2022
2. Serkan Küçüközcü, Kardan Adam ve Zürafa, 80 x 120 cm, Tuval üzerine akrilik boya, 2022
3. Serkan Küçüközcü, Küre, 90 x 120 cm, Tuval üzerine akrilik boya, 2022
4. Serkan Küçüközcü, Atlıkarınca, 120 X 90 cm, Tuval üzerine akrilik boya, 2022
5. Belkıs Balpınar, Galaksiler ve Güneş, 2021, Dokuma, 114x120x20 cm
6. Belkıs Balpınar, Gezegen III, 2021, Dokuma, 138.5h x 120.5w x 8d cm
7. 3-Belkıs Balpınar, Döngüler, 2021, Dokuma, 106h x 121w x 7.5d cm