
Anna Laudel, Serkan Küçüközcü’nün “Sınır-sız Devinim” başlıklı kişisel sergisi ile Belkıs Balpınar’ın “Mikro-Makro” başlıklı kişisel sergisini 10 Haziran tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Serkan Küçüközcü’nün “Sınır-sız Devinim” başlıklı sergisi sanatçının kullandığı renkler ve figürlerle izleyiciyi yolculuğa çıkaran tablolarından oluşuyor. Sanatçı yaşam ve doğayla kurduğu ilişkinin bir göstergesi olarak doğal mekânları tablolarında betimlerken peyzaj resminin çağdaş sanata bakan yüzünü vurguluyor ve dış dünyanın iç dünyamızla olan ilişkisini ele alıyor. Bilinçaltından gün yüzüne çıkan imgelerle sanatçı çocukluk ve masumiyeti işaret ederek oyun, oyuncak ve hikâyelere ait parçaları birer simge hâlinde resimlerine dahil ediyor. Mekânın kendine ait gerçekliğini altüst ederek kompozisyondaki yerini alan nesne ve figürler; ıssızlık ve zamansızlık hislerini uyandırırken gerçeküstücülüğe de kapı aralıyor.
Türkiye’de ilk defa geleneksel kilim dokuma tekniğini güncel sanata taşıyarak özgün işler üreten sanatçı Belkıs Balpınar’ın “Mikro-Makro” başlıklı sergisinde sanatçının astronomiyle dokuma sanatını buluşturduğu yeni eserleri yer alıyor. Kilim dokuma yöntemini, çağdaş sanat ve bilimle bir araya getiren sanatçı, hem kendilerinin hem de diğerlerinin etrafında daireler ve elipsler çizerek hareket eden mikro ve makro evrenleri, uzamdaki hareketlerin bir yansıması olarak ele alıyor. Geleneksel kilim desenlerinin devamlı tekrarlayan motiflerini kırmak ve bir derinlik katabilmek amacıyla “dokumama” tekniğini ortaya çıkaran sanatçı, pek çok temel parçacık, yıldız ve galaksiden oluşan bu evrenlere, en minimal çizimlerle kilim dokuması üzerinde yer veriyor. Sanatçı tasarımlarıyla izleyiciye dünyayı algılamanın farklı yollarını ve yeni bakış açıları sunuyor.
Serkan Küçüközcü’nün “Sınır-sız Devinim” başlıklı kişisel sergisini ve Belkıs Balpınar’ın “Mikro-Makro” başlıklı kişisel sergisini 10 Haziran tarihine kadar Anna Laudel’de görebilirsiniz.
Künye:
1. Serkan Küçüközcü, Benim Güzel Evim, 25 x 35 cm, Tuval üzerine akrilik boya, 2022
2. Serkan Küçüközcü, Kardan Adam ve Zürafa, 80 x 120 cm, Tuval üzerine akrilik boya, 2022
3. Serkan Küçüközcü, Küre, 90 x 120 cm, Tuval üzerine akrilik boya, 2022
4. Serkan Küçüközcü, Atlıkarınca, 120 X 90 cm, Tuval üzerine akrilik boya, 2022
5. Belkıs Balpınar, Galaksiler ve Güneş, 2021, Dokuma, 114x120x20 cm
6. Belkıs Balpınar, Gezegen III, 2021, Dokuma, 138.5h x 120.5w x 8d cm
7. 3-Belkıs Balpınar, Döngüler, 2021, Dokuma, 106h x 121w x 7.5d cm
Ulaş Özdemir, Mehtap Demir ve Evrim Hikmet Öğüt’ün hazırladığı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen bilim alanlarından etnomüzikolojiyi tanıtan çalışma Etnomüzikoloji: Kültürler ve Müzikler, İthaki Yayınları’ndan çıktı.
“Etnomüzikoloji disiplini hem geçirdiği tarihsel süreç hem de güncel durumu açısından sürekli oluşum halinde olan bir alandır. Her ne kadar geçmişi müzik folkloru, müzik etnografisi, müzik sosyolojisi, hatta müzik felsefesi gibi birçok müzik araştırma alanı ve antropoloji, sosyoloji başta olmak üzere müzik dışı pek çok alanla ilişkili olsa da, İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen bir bilim alanı olarak etnomüzikoloji oldukça dinamik bir disiplindir.
Bu çalışma, etnomüzikoloji disiplinini kapsamlı bir literatürle ele alma hedefinde olan bir giriş kitabıdır.
Kitapta emeği geçen yazarlar, çoğunlukla aynı kuşaktan sayılabilecek etnomüzikoloji, müzikoloji, müzik antropolojisi ve dans araştırmaları alanlarından gelen uzmanlar olarak bu alanların etnomüzikolojiyle olan ilişkilerini, genel etnomüzikoloji literatürü içerisinden değerlendiriyorlar. Kitaptaki konu ve kavramların birçoğu (performans, toplumsal cinsiyet, popüler kültür, dans, kimlik, göç vb.) etnomüzikoloji dışında pek çok disiplinin çalışma konuları arasındadır. Ayrıca notasyon, müzik etnografisi vb. konular ise müzikle ilişkili diğer birçok bilimsel alanın kullandığı yöntem, teknik ya da yaklaşımlarla ilişkilidir. Bu yüzden kitapta ele alınan konu ve kavramları mümkün olduğunca derinlemesine incelerken, etnomüzikologların bunları nasıl ele aldıkları sorusunu cevaplamak ana hedef olmuştur.”
Bu yıl 2 - 5 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek Bergama Tiyatro Festivali, satışa sunduğu ilk biletlerle festival programından ilk detayları duyurdu.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bergama Belediyesi, BERKSAV (Bergama Kültür ve Sanat Vakfı), Bergama Ticaret Odası ve Ne Yerde Ne Gökte Derneği destekleriyle düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali, bu yıl yerli ve uluslararası 26 oyunu izleyiciyle buluşturacak. Odeabank ve Mey|Diageo sponsorluğunda 3dots ve BERaBER tarafından gerçekleştirilen festival, antik sahnelerinin yanı sıra oyunları ve etkinlikleriyle kentin sokaklarına, mahallelerine yayılacak. Festival, açılışını kutlamak için seçkisinden performansların ve Mabel Matiz konserinin yer aldığı bir Panayır ile heyecanını katılımcılarla paylaşacak. Tatlı Ekşi Tiyatro’nun ilk yapımı olan Aşk Geçmişim oyunu ve Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu & Piu Entertainment’ın Timsah Ateşi oyunları festivalin erken dönem indirimli bilet opsiyonu ile satışa çıkan ilk etkinlikleri arasında yer alıyor.
D. C. Jackson’ın yazdığı iki perdelik Aşk Geçmişim oyunu, kurumsal bir şirkette yeni işe giren Tom’un ve aynı şirkette çalışan Amy’nin yaşadıklarını anlatıyor. Yönetmenliğini Tuğrul Tülek’in üstlendiği oyunda Şebnem Bozoklu, Rıza Kocaoğlu ve Melisa Doğu rol alıyor.
Meghan Tyler’ın kaleme aldığı Timsah Ateşi oyunu, zıt kutuplarda yaşayan iki kız kardeşin babalarıyla olan çalkantılı hikâyesini anlatıyor. Yönetmenliğini Mehmet Ergen yaptığı Timsah Ateşi’nin oyuncu kadrosunda Funda Eryiğit, Hazar Ergüçlü, Kubilay Tunçer ve Okan Demirok yer alıyor.
3. Bergama Tiyatro Festivali’nin Açılış Panayırı’nın, Aşk Geçmişim ve Timsah Ateşi oyunlarının biletleri 29 Nisan’dan (bugün) itibaren Mobilet üzerinden satın alabilirsiniz. Program detayları ve sahnelenecek diğer oyunlar yakında duyurulacak. Festival ile ilgili duyuruları buradan takip edebilirsiniz.
Borusan Contemporary’nin Anadolu’nun antik kentlerini Axel Hütte’nin vizöründen yeni bir bakış açısıyla sunan “Chronostasis” başlıklı yeni sergisi, 28 Ağustos’a Perili Köşk’te sanatseverlerle buluşuyor.
Borusan Contemporary, “Chronostasis” sergisiyle izleyiciyi Anadolu’nun antik kentlerinin zengin tarihini yeniden keşfetmeye davet ediyor. Sergide kalabalıklardan arınmış şehirleri ve görkemli manzaraları fotoğraflamasıyla tanınan Alman sanatçı Axel Hütte’nin eserleri Hans Irrek küratörlüğünde izleyiciye sunuluyor.
“Chronostasis” sergisi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun toplumsal alana katkı sağlayacak sipariş eserlerle büyümeyi sürdürme stratejisi kapsamında, uluslararası fotoğraf sanatçılarına verilen sipariş eser projelerinden biri. Türkiye’nin doğal ve kültürel değerlerini odağına alan eser siparişleri, Türkiye coğrafyasının kültürel değerlerinin uluslararası görünürlüğünü artırmayı amaçlıyor. Sanatçı, proje kapsamında, 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretleriyle Efes, Milet, Perge, Sagalassos, Hierapolis ve Afrodisias’ın da aralarında bulunduğu on dört antik kenti kapsayan rotada çekimler gerçekleştirdi. Projeye sanatçının inisiyatifiyle dahil olan Didim ve Milet gibi farklı yerleşimler ile birlikte proje görkemli bir “Asya Minör antik kentleri” projesine dönüştü. Ödünç eserlerle desteklenen seçki, Axel Hütte’nin sanat pratiğini kapsamlı bir küratöryal yaklaşımla ele alıyor.
“Chronostasis” sergisinde yer alan eserler Axel Hütte’nin fotoğraf anlayışının çeşitli unsurlarını birbirine bağlayarak bir diyalog kurmayı hedefliyor. Sanatçı, sergideki fotoğraflarında eski Anadolu uygarlıklarındaki kültürel yaşama dair yeni ip uçları veriyor. Sanatçı sergide yorumladığı tüm mekânları tarihin gölgesinden çıkarıp günümüze ulaştırarak görsel bir canlılığa kavuşturuyor, zamanı artistik bir öğe olarak pratiğine dahil ediyor.
Ayrıca Borusan Contemporary sergi kapsamında özel bir yayın hazırladı. Axel Hütte’nin projesinin yanı sıra sanatçının Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nda bulunan ve sergi için özel olarak getirilen diğer eserlerine de yer veren sınırlı edisyondaki fotoğraf kitabında Hütte’nin fotoğrafları ile Borusan Contemporary Müdürü Dr. Kumru Eren’in ve sergi küratörü Hans Irrek’in makaleleri yer alıyor. Axel Hütte’nin fotoğrafladığı antik kentlerin tarihçesi ve sanatçının çalışmaları üzerine hazırlanmış bu yayını ArtStore’dan ulaşabilirsiniz.
Borusan Contemporary’nin 2021 yılında hibrit bir sergi deneyimi olarak kurguladığı Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu seçkisi “Düş Suda”, 28 Ağustos tarihine kadar Perili Köşk’te sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. Sergi, pandemi döneminde 360 derece sergi turu ve Düş Suda Sergi Rotası gibi farklı çevrim içi mecralarda izleyici karşısına çıkmıştı. Kuruçeşme Parkı ve Emirgan Korusu arasındaki Boğaz hattı güzergâhında Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojisiyle desteklenen Düş Suda Sergi Rotası mobil uygulaması üzerinden izlenebilen on iki yeni eser izleyici ile buluşuyor.
Yeni medya sanatçısı Phillip Frank’in Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişi üzerine ürettiği Miselyum Ağı isimli projeksiyon yerleştirmesi Perili Köşk’ün dış cephesinde sergileniyor. Ne bitki ne de hayvan olarak nitelenebilen mantarların gezegenimizin ekosistemi üzerindeki etkisine odaklanan eser, toprak, bitki örtüsü ve ağaçlar arasındaki canlı iletişimin kilit öğesi olan mantarların gerçekleştirdiği su ve mineral aktarımını, Perili Köşk’ün dış cephesinde titreşen desenlere ve senkronize dalgalara dönüştürüyor.
Künye:
1. Axel Hütte, Afrodisias-2, 2017. 155 x 305 cm, İki tonlu baskı. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu. Fotoğraf: Özge Balkan
2. Axel Hütte, Efes, Gece, 2017. 225 x 155 cm (her biri), İki tonlu baskı, Ed. 1/4, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu. Fotoğraf: Özge Balkan
3. Axel Hütte, Efes Yamaç Evler-2, 2018. 170 x 235 cm, İki Tonlu Baskı, Ed. 1/4. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu. Fotoğraf: Özge Balkan
4.Phillip Frank, Miselyum Ağı, 2022. Projeksiyon yerleştirme. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu
Pera Müzesi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu’na yönelik, 4-12 yaş arası çocukları Pera Müzesi koleksiyonları ile tanıştırmayı amaçladığı Kayboldum Ben Galiba! isimli mini bir animasyon serisi hazırladı.
Serinin ilk bölümü “Elçinin Serüveni”nde yanlışlıkla kendi zamanlarından yüzlerce yıl sonrasına seyahat edip günümüz Pera Müzesi’nde bir araya gelen bir elçi ve yemiş aramak için haremden çıkan bir maymun kendi zamanlarından yüzlerce yıl sonrasına seyahat edip günümüz Pera Müzesi’nde bir araya gelerek 21. yüzyılı anlamaya çalışırken “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” koleksiyon sergisini keşfe çıkıyor. Jean-Baptiste Vanmour’un dört resimden oluşan saraya kabul serisini yakından inceleyen karakterler, yaklaşık 300 yıl önce Topkapı Sarayı’nda gerçekleşen resmi törenin detayları üzerine sohbet ediyor.
Yönetmenliğini Ethem Onur Bilgiç ve Emrah Tümer’in yaptığı "Kayboldum Ben Galiba!” animasyon serisinin müzikleri Nilipek ve Berkay Küçükbaşlar’a ait. Animasyonda Maymunu Meltem Cumbul, elçiyi Yekta Kopan’ın seslendiriyor.
Çocuklara basitçe sanata ve tarihe nasıl bakılabileceğini anlatırken, sergiden yola çıkarak temel sanat ve uluslararası diplomasi terimlerini öğretmeyi amaçlandığı “Elçinin Serüveni” adlı mini animasyon serisini Pera Müzesi Youtube kanalından izleyebilirsiniz.
Animasyon Künyesi
Yönetenler: Ethem Onur Bilgiç, Emrah Tümer
Seslendirme: Meltem Cumbul, Yekta Kopan
Animasyon: Emrah Tümer
Çizimler: Emre Karacan
Müzik: Nilipek, Berkay Küçükbaşlar
Yürütücü Yapımcı: Volkan Şenozan, Irmak Wöber, Hazal Altun
https://www.youtube.com/watch?v=GyjVx6S5UIM
MUBI, merakla beklenen pek çok iddialı yapımı mayıs seçkisinde sinemaseverlerle buluşturuyor. Joachim Trier’in iki Oscar adayı filmi Dünyanın En Kötü İnsanı, Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde Jüri Ödülü’nü kazanan Sebastian Meise imzalı Büyük Özgürlük, Léa Seydoux’nun başrolde olduğu Philip Roth uyarlaması Aldatma ve on yıl önce hayatını kaybeden Seyfi Teoman’ın tüm filmleri, mayıs ayında MUBI’de gösterime girecek.
MUBI’nin mayıs programında yer alan filmler arasında; Erkan Tahhuşoğlu’nun 28. Adana Altın Koza Film Festivali’nden üç ödül kazanan filmi Koridor, Rûken Tekeş’in Hasankeyf’i sular altında kalmadan önce ziyaret ettiği belgeseli Aether, Zeynep Dilan Süren’in iki genç kadının yetişkinliğe adım atma sancılarını anlattığı SİYAD tarafından En İyi Kısa Film seçilen Büyük İstanbul Depresyonu, Diane Kruger’a Cannes’da En İyi Oyuncu ödülünü kazandıran Fatih Akın filmi Paramparça, Cate Blanchett ile Rooney Mara’nın rol aldığı Patricia Highsmith’in “Tuzun Bedeli” adlı romanından uyarlanan dönem filmi Carol, Yılmaz Güney ve Pervin Par’ın başrollerinde yer aldığı Lütfi Ömer Akad klasiği Hudutların Kanunu, Senegalli usta Ousmane Sembène imzalı Afrika sinemasının dönüm noktalarından birini teşkil eden Kara Kız, Cannes’da Kuir Palmiye’ye layık görülen tutku dolu romantik komedi Yol Ayrımı, Portekiz sinemasının usta ismi Miguel Gomes’in Maureen Fazendeiro’yla birlikte imza attığı sahte belgesel Sotsuğa Günlükleri bulunuyor.
Norveçli yönetmen Joachim Trier’in vazgeçilmez senaristi Eskil Vogt ile imza attığı üç film, mayıs ayında sinemaseverlerle buluşacak. Bu üç film yaşadığımız çağın açmazları, bir türlü dinmek bilmeyen boşluk hissi ve sonsuz anlam arayışı üzerine düşünmek adına birer yolculuk niteliği taşıyor. Edebiyatçı olma hayalleriyle tutuşan iki rekabetçi dostun gençlik hayallerini anlatırken, kenti çepeçevre saran depresyonu hissettiren Tekrar, hayatına son vermeye kararlı bir bağımlının son saatlerine bizi ortak eden Oslo, 31 Ağustos ve zamanımızın ilişkilerine, kararsızlıklarımıza, tereddütlü hallerimize dair yakaladıklarıyla bir fenomen olma yolunda ilerleyen Dünyanın En Kötü İnsanı oluşan üçleme MUBI’de gösterime girecek.
MUBI, 2012’de henüz 35 yaşındayken hayatını kaybeden Seyfi Teoman’ı vefatının 10. yıl dönümünde tüm filmleriyle anıyor. Bahar Kerimoğlu, Emin Alper ve Yiğit Özşener’in rol aldığı kısa film Apartman, restore edilmiş kopyasıyla gösterilecek olan, Altın Lale ödüllü Tatil Kitabı ve Barış Bıçakçı’nın çok sevilen romanından beyazperdeye uyarlanan Bizim Büyük Çaresizliğimiz, mayıs ayında MUBI’de sinemaseverlerle buluşacak.
MUBI Mayıs Programı:
1 Mayıs - Tekrar (Reprise, 2006)
2 Mayıs - Büyük İstanbul Depresyonu (2020)
3 Mayıs - Aşk Biftekleri (Love Steaks, 2013)
4 Mayıs - Bakir Dev (Fúsi, 2015)
5 Mayıs - Düğün (1973)
6 Mayıs - Büyük Özgürlük (Große Freiheit, 2021)
7 Mayıs - Oslo, 31 Ağustos (Oslo, 31. August, 2011)
8 Mayıs - Tatil Kitabı (2008)
9 Mayıs - Comet (2014)
10 Mayıs - Amatör (Amateur, 1994)
11 Mayıs - Umudun Tarifi (An, 2015)
12 Mayıs - Afrika Kraliçesi (The African Queen, 1951)
13 Mayıs - Dünyanın En Kötü İnsanı (Verdens Verste Menneske, 2021)
14 Mayıs - Yol Ayrımı (La Fracture, 2021)
15 Mayıs - Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2011)
16 Mayıs - Lantana (2001)
17 Mayıs - Çılgın Aşk (Amour Fou, 2014)
18 Mayıs - Yasaklı Oda (The Forbidden Room, 2015)
19 Mayıs - Hudutların Kanunu (1966)
20 Mayıs - Carol (2015)
21 Mayıs - Koridor (2021)
22 Mayıs - Diva (1981)
23 Mayıs - Aldatma (Tromperie, 2021)
24 Mayıs - Lady Macbeth (2016)
25 Mayıs - Sotsuğa Günlükleri (Diários de Otsoga, 2021)
26 Mayıs - Dağların Denizcisi (Marinheiro das Montanhas, 2021)
27 Mayıs - Paris, 13. Bölge (Les Olympiades, 2021)
28 Mayıs - Aether (2019)
29 Mayıs - Paramparça (Aus dem Nichts, 2017)
30 Mayıs - Kadınların Cevabı: Bizim Bedenimiz, Bizim Cinsiyetimiz (Réponse de Femmes: Notre Corps, Notre Sexe, 1975)
31 Mayıs - Kara Kız (La Noire de..., 1966)
Fotoğraf sanatçısı Renate Graf’ın “İpek Yolu'nda ve Zamanda Geriye Yolculuk” başlıklı sergisi, Institut français İstanbul, Fransa ve Avusturya’nın Türkiye Büyükelçilikleri, Avusturya Kültür Ofisi ve Muse Contemporary iş birliğiyle İstanbul’da üç mekânda 9 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşacak.
1993 yılında Anselm Kiefer ile birlikte Orta Asya üzerinden İpek Yolu’nda üç aylık bir yolculuğa çıkan Renate Graf için bu yolculuk güçlü bir ilham kaynağı oldu. Geziden döndüğünde sanatçı, sergideki ikonik baskılara kaynak olan bir tür fotoğraflı seyahat günlüğü hazırladı. Bu seride, Orta Asya’dan Anadolu platosunun merkezine, bozkırların ortasında, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin görkemli türbesinin bulunduğu Konya’ya giden yola kadar görüntüler yer alıyor. Ayrıca sergide Aksaray, Nevşehir, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinden eşsiz manzaralar da bulunuyor.
Renate Graf, sergide günlük hayattan, zaman ve sonsuzluk içinde donup kalmış uçup giden anlardan bahseden en çarpıcı fotoğraflarından bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturuyor. Sergi, çevre, küresel ısınma ve özellikle buzulların erime tehlikesi ana teması etrafında İstanbul’da üç ayrı mekânda geniş formatlı fotoğraflar ve fotografik projeksiyonlar sunuyor. Kendini doğaya adamış bir aktivist olan Graf, fotoğrafları aracılığıyla bir farkındalık yaratarak izleyiciyi geçmişin hatalarını düzeltmeye davet ediyor.
Renate Graf çalışmaları hakkında şunları söyledi: “Kelimenin klasik anlamıyla bir fotoğrafçı değilim; fotoğraflarım, gerçek bir fotoğrafçınınkinden farklı bir amaca hizmet etmek için var; tam veya kesin değiller. Ayrıca mükemmel fotoğraflar da değiller. Teknik mükemmellik arayışı sadece görüntü olarak değil, bir dil olarak, bir anlama işaret eden işaretler olarak işlev görürler... Tanımlamazlar, tanıklık ederler ve bir evrenin kültürel çeşitliliği içinde kendi başlarına bir dildirler, benim gördüklerimi tarif edecek bir dil.”
Renate Graf’ın “İpek Yolu'nda ve Zamanda Geriye Yolculuk” başlıklı sergisini 9 Mayıs’a kadar Institut français Istanbul, Avusturya Sarayı ve Muse Contemporary’de ziyaret edebilirsiniz.
Institut français Istanbul: İstiklal Caddesi No:4, Beyoğlu
Avusturya Sarayı: Avusturya Başkonsolosluğu, Köybaşı Caddesi, Yeniköy, Sarıyer
Muse Contemporary Sanat Galerisi: Levent, Aydın Sokağı No:12 K:1, Beşiktaş
Yasunari Kawabata’nın kışa ve bahara, tutkuya ve yenilenmeye dair iki başyapıtı Karlar Ülkesi ve Kiraz Çiçekleri, H.Can Erkin’in çevirisiyle Can Yayınları'ndan çıktı.
Değişen dünyanın bir sanatçısı olan Yasunari Kawabata, Japonya'nın sakin ve durağan yüzeyi altındaki arayışları, kaygıları ve buhranları gözünü gerçeklerden ayırmadan, bir ressamın duyarlılığıyla anlatır. Her bir eseri nesiller, coğrafyalar ve dönemler arasında kurulmuş bir köprü olmuştur.
Karlar Ülkesi: Japonya'nın batısında, karlarla kaplı bir kaplıca kasabasına yolculuk eden Shimamura, burada Komako adlı masum bir geyşayla bir ilişkiye başlar. İkisi de gayet iyi bilmektedir ki bu ilişkinin buruk sonu onlar için çoktan yazılmıştır.
Kiraz Çiçekleri: Japonya'nın geleneklerine bağlı eski başkenti Kyoto'da değişim rüzgârları esmektedir. Mevsim değişir, kiraz çiçekleri açarken şehir başka bir renge ve kimliğe bürünür. Bir kimono ustasının evlatlığı olan Chieko da bu değişimden uzak kalamayacaktır.
goodspaces, sanat, teknoloji ve sürdürülebilirlik dönüşümünü odağına alan ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022 zirvesini 13 - 15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirecek.
ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022 kapsamında konusunda uzman konuşmacıların yer alacağı paneller, sanal ve artırılmış gerçeklik deneyimleri, NFT sergi, “Digital Art Party”, dijital sanatı ve müziği bir araya getirecek konserler ve özel söyleşiler katılımcılarla buluşacak. Metaverse, NFT ve Web 3.0’ı odağına alan zirve, katılımcılara üç gün boyunca farklı etkinliklerle özgün bir deneyim sunacak.
42 Maslak’ta yer alan ve şehrin sanat, teknoloji, iyilik merkezi olan goodspaces, ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022 ile dönüşüm yolculuğundaki merak edilenleri tek bir zirvede katılımcılarla buluşturacak. Ayrıca ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022, kapsamında bir NFT sergisi de düzenlenecek. goodspaces, Exbition Hall, Artopol Art Gallery, Yiğit Yazıcı 42 Maslak Atelier ve Luca Fine Art’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek sergi kapsamında özel söyleşiler de yapılacak.
13 Mayıs Cuma akşamı gerçekleştirilecek Digital Art Party’de dijital sanat ve müzik bir araya gelecek. Gecede BeeGee ve Hakan Yılmaz sahne alacak. 14 Mayıs Cumartesi günü, Türkiye’den ve dünyadan konusunda uzman konuşmacıların özgün içerikleriyle Metaverse, NFT ve Web 3.0 konularını ele alacak. Kültür sanat, medya, yaratıcılık sektörlerinin önde gelen isimleri, goodspaces sergi ve etkileşim alanı ve ESA Espor Arena’da gerçekleşecek panellerde farklı konu başlıklarıyla yeni dünyadaki dönüşümünü konuşacak. Levent Erden’in moderatörlüğünü yaptığı, keynote speaker’ı David McWilliams olan panelde; Refik Anadol, Haluk Levent, birçok sanatçı, iş insanı ve sivil toplum kuruluşu lideri yer alacak.
Zirvenin son günü 15 Mayıs’ta goodspaces’da bilim, teknoloji, eğitim, çevre, kültür, sanat faaliyetleri sürdüren sivil toplum örgütlerinin katılımıyla gerçekleşecek Toplumsal Fayda Günü’nde toplumsal farkındalık yaratacak bir panel ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Panelde Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER), (WWF) Dünya Doğayı Koruma Vakfı, Habitat, Yuvam Dünya, Ahbap, TÜRKONFED sözcüleri konuşmacı olarak yer alacak. Ayrıca sürdürülebilirliği odağına alan birçok marka da stant açacak. ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022 kapsamında 42 Maslak’ta yer alan Nezih Kitabevi’nde sanat, teknoloji ve sürdürülebilirlik dönüşümünü odağına alan yazarlarla özel imza saatleri gerçekleştirilecek. Bunların yanı sıra 14 - 15 Mayıs tarihlerinde yine 42 Maslak içerisinde yer alan Atölye Mayacan’da gerçekleşecek dijital sanat workshop’lar ile çocuklar kendi avatarlarını oluşturacak.
ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022 kapanışını, goodspaces Exhibition Hall’da, Soul Train İstanbul Ezgi Alaş ve Güneş konseriyle yapacak. Güneş ilk albümü Atlantis’in 13. şarkısını (kayıp şarkı) ilk defa bu konserde seslendirecek ve şarkı NFT olarak satışa sunulacak. Satışın geliri ise WWF’e bağışlanacak.
ART & TECH for GOOD SUMMIT 2022 zirvesinin sponsorları arasında Borusan Otomotiv, Pernod Ricard Türkiye, Fuddy, 42 Maslak, ESA Espor Arena, Webrazzi, Onedio, Artful Living, Aposto!, Kiss FM, Next Akademi, Artopol Art Gallery, Türk Lezzet Müzesi, A46 Organizasyon, Effect BCW yer alıyor. Zirve kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklerin biletlerine biletix.com’dan alınabilecek. Detaylı programa goodspaces’ın internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
Borusan Sanat, nisan ayını dopdolu bir programla sonlandırıyor. 28 Nisan’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde, Kerem Hasan yönetiminde BİFO ile viyolonsel sanatçısı Daniel Müller-Schott “Baharı Danslarla Karşılamak” başlıklı konserde bir araya gelirken, 30 Nisan Uluslararası Caz Günü’nde Borusan Müzik Evi, İkiz Cabin Crew’ün yeni projesi “Transit”i ağırlayacak.
Avusturya’nın en başarılı orkestralarından biri olan Innsbruck Tirol Senfoni Orkestrası’nın daimi şefi olan Kerem Hasan yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), solist viyolonselci Daniel Müller-Schott ile birlikte 28 Nisan Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde konser verecek. Macaristan’dan İspanya’ya uzanan farklı kültürlere ait ezgilerin seslendirileceği “Baharı Danslarla Karşılamak” başlıklı konserde, Zoltán Kodály’nin Galanta Dansları, Édouard Lalo’nun Viyolonsel Konçertosu ve Sergey Rachmaninov’un son büyük eseri olan Senfonik Dansları seslendirilecek. Serhan Bali ve Aydın Büke, konser öncesinde Zorlu PSM Meydan Fuaye alanında 19.00 -19.30 saatleri arasında müzik üzerine bir söyleşi gerçekleştirecek. Bu sohbet ve konser, bir Karnaval radyosu olan Borusan Klasik üzerinden canlı olarak yayımlanacak.
Borusan Müzik Evi’nin Uluslararası Caz Günü’ne özel olarak hazırladığı program kapsamında İkiz Cabin Crew’ün Stockholm Jazz Records’dan 4 Mart’ta yayımlanan “Transit” adlı projesi müzikseverlerle buluşacak. Ödüllü davulcu İkiz tarafından yazılan ve topluluğun üç üyesi tarafından üretilen, akustik enstrümanlar ve elektronik soundscape’lerle 30 Nisan Cumartesi günü saat 21.00’de Borusan Müzik Evi’nde izleyiciler benzersiz bir deneyim yaşayacak. Küresel salgınla birlikte çalışmaları durma noktasına gelen grubun yeniden nefes aldığı ve üretmeye başladığı yaratıcı bir çalışma olan “Transit”, ilk “kalkış” parkurundan son “varışa” kadar, kelimenin tam anlamıyla baştan sona bir yolculuğa çıkaran, pandeminin sonsuza kadar sürmeyeceğini ve çok yakın bir gelecekte yeniden “yeni” yolculuklara çıkılacak zamanın geleceğini hatırlatan bir mesaj taşıyor. Konser, Uluslararası Caz Günü’ne özel olarak JOY FM ve çevrim içi radyo platformu Borusan Klasik’ten canlı olarak yayımlanacak.