
“Semtlere +1 Yeşil” projesi atölyeler, söyleşiler, gastronomi buluşmaları ve gizli partileri içeren programı ile 7 Ağustos’a kadar Cihangir’de katılımcılarla buluşacak.
Cihangir’de keşif, gastronomi, eğlence dolu bir yeşil yolculuk sunan “Semtlere +1 Yeşil”, Cihangir’i birbirinden farklı etkinlik ile yeşile boyayacak. Proje tanıtım filminde İbrahim Selim’in yer aldığı “Semtlere +1 Yeşil” programında “Tabiatı Özel Buluşmalar” kapsamında Ahmet Mümtaz Taylan & Levent Erden ile “Cihangir Kafası”, Sezgi Olgaç ile "Dünyayla dost bir gezgin olmak mümkün mü?” söyleşileri, Eray Özer ve Özgür Mumcu ile “Cihangir’de Yeni Haller” podcast kaydının yapıldığı söyleşi, Art Stage Tattoo Gallery ve 3rd Culture’da pop-up partilere ek birden fazla atölye yer alıyor.
Ayrıca program kapsamında Selim Siyami Sümer ile “Music with Plants” konseptiyle bitkilerle müzik performansı, Planthom ile bitki atölyesi ve Eco Print atölyesi katılımcılarla buluşacak.
7 Ağustos’a kadar Cihangir’de gerçekleşecek “Semtlere +1 Yeşil” hakkında ayrıntılı bilgiye @artibir hesabından ulaşabilirsiniz.
Sanat ve yaratıcı endüstrilerin bir araya geldiği Kıraarthane, Türkiye’nin ilk sanat köyü Ayvalık Küçükköy’de yeniden açıldı.
Kıraarthane’nin 100 yılı aşkın kapılarının ardında, geçmiş ve geleceğin bütünlüğünü multidisipliner sanatçıların eserleri ile izleyiciye hissettiren “Yeni Kapılar Açmak/Open the Floodgates” sergisi McART.IST özel seçkisi ile Ayvalık Küçükköy’de sanatseverlerle buluşuyor. Resim, heykel, video oyun, NFT, fotoğraf gibi farklı sanat disiplinlerinde çalışan sanatçıların eserlerinden oluşan bu seçki kapsamında söyleşiler, eğitimler ve yaratıcı endüstrilerle yeni kapılar açılması hedefleniyor. Aliye Altunbilek, Asiye Yüce, Bedir Kılıç, Beşir Bayar, Betül Kotil, Cengiz Yatağan, Ceren Göğebakan, Deniz Karakurt Şekerci, Emine Bıyıklı, Engin Aslan, Eray Dinç, Evren Gül, Hakan Yılmaz (NFT), Lütfiye Kösten, Melisa Özgür, Nebahat Karyağdı, Nihan Çakır, Önnur Toprak, Recep Çiftçi, Resul Dönmez, Saghar Daeeri ve Sibel Selen eserleri ile bu projeye destek verdi.
Ayrıca bu yaz pek çok sanatçının eserleri McART.IST özel seçkisi ile farklı periyotlarda Kıraarthane Gallery’de izleyiciye sunulacak.
Polat Özlüoğlu’nun kendine has üslubuyla kaleme aldığı, içine düştüğümüz cendereyi yaşanır kıldığı öykülerinden oluşan Annem, Kovboylar ve Sarhoş Atlar, İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Özlüoğlu; sesini ailenin tam ortasından yükseltiyor bu öykülerinde. Baba, hem uzak hem yakın, hem güçlü hem de zayıf. Sızmış, bulaşmış gibi o. Çıkmayan leke, dolmayan bardak, kıpırdamayan dağ. Ondan olmanın ağırlığıyla ezilen çocuk var bir de. Kimi zaman ona rağmen, kimi zaman ondan yana, kimi zaman ondan beter. İkisi arasında bir dağılma. İçi boş çekirdek kabuklarına benziyor üstelik bu. Baba, her şeyin kanatabildiği ama hiçbir şeyin sağaltamadığı bir yara.
“Mesafeler mi daha çabuk unutturur, yoksa saatler mi? Kaç şehir eskitmek lazım unutmak için birini ya da kaç saati tüketirsek unutmuş oluruz aklımızda yerli yersiz patlayan anılardan bir çuval mermiyi? Kaç adım atmak lazım bir kâbustan uyanmaya? Kaç uykuyu katletmek gerek unutmak için gözümüze batan dikensi bakışları? Kaç kişiyi teşhis edince gider insan kendinden ya da kaç kişiyi gömmek gerek bulmak için aradığını?”
Tiyatro Gülgeç’in “Öfkenin Yakın Geçmişi” oyunu 13 Ağustos’ta Kadıköy Özgürlük Parkı Tepe Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak.
Freud’un psikanaliz alanı ile sürdürülmüş bir üretim sürecini konu alan “Öfkenin Yakın Geçmişi” bilim ve sanatın iş birliğine de bir örnek teşkil ediyor. Oyun, izleyiciyi kendi içine bakmaya da davet ediyor.
“Öfke duygusu, modern zamanlarda birçok duygu gibi bastırılarak yönetilmeye çalışıldığı için, toplumuzda kendisini yıkıcılık sonucu ile de gösterebilmektedir.
Oyun, bastırılmış öfkenin nedenlerinden birisinin de yas yaşantısının insan ruhsallığındaki evrelerinin doğal bir parçası olan öfke duygusunun modernizimle birlikte, bir baş etme yöntemi olarak bastırılmasından doğan, bireysel ve toplumsal sorunsallara değinir. Yas yaşam döngüsünün, doğanın bir gerçeği olduğunu hatırlatır. Öfke duygusuyla yaratılan yıkıcılığın yerine bir dönüştürücü olarak yaratıcılığı koymayı önerirken bir çözüm yolu olarak doğayı, bilimi ve sanatı işaret eder.”
Yöneten: Emre Saka
Yazan ve Oynayan: Bihter Gülgeç Saka
Kukla Tasarım Uygulama: Sedef Kermen
Beden Kukla Tasarım Uygulama: Asude Kılıç
Kukla Kostüm Tasarım Uygulama: Sema Maviş
Oyuncu Kostüm Tasarım Uygulama: Funda Güder
Müzik: Fatih Gümüş, Hakan Ali Toker
Dış Ses: Gülnur Badakal
Afiş Tasarım: Leyla Özkan
13 Ağustos Cumartesi saat 21.00’de Kadıköy Özgürlük Parkı Tepe Sahne’de izleyici ile buluşacak olan “Öfkenin Yakın Geçmişi” oyunun biletlerini Biletix ve Biletinial üzerinden satın alabilirsiniz.
Anna Laudel Bodrum, Ardan Özmenoğlu’nun “Bodrumania” başlıklı kişisel sergisini 5 Ağustos - 23 Eylül tarihleri arasında ZAİ Yaşam’da sanatseverlerle buluşturacak.
Ardan Özmenoğlu, sergide Bodrum’un mavi denizi, begonvillerinin pembesi, beyaz evleri, doğa harikası koyları, nefes kesici gün batımları, ayın yükselişi ve dolunayda oluşan mehtapları gibi manzaralardan ilham alıyor. Bodrum’un doğal güzelliklerinin orada yaşamadan anlaşılamayacağını düşünen sanatçı, yarımadanın sunduğu bakir koylarından, bilindik restoranlarındaki lezzetlere uzanan, herkesi kendine aşık eden lokal özelliklerine de odaklanıyor.
Sanatçı sergide Bodrum’un kendine has üç sembolü üzerine yoğunlaşıyor. Denizinin mavisini, begonvilinin pembesini ve evlerinin beyazını ele alan sanatçı, Halikarnas Balıkçısı ve Zeki Müren gibi önemli sanatçıların ilham noktası olan, hakkında şiirler yazılan, şarkılar bestelenen Bodrum’un güzelliklerini eserlerine konuk ediyor. Sergi, yarımadanın içinde yaşarken gözden kaçan büyüleyiciliğini ön plana çıkarmayı amaçlıyor.
Ardan Özmenoğlu’nun “Bodrumania” başlıklı kişisel sergisini 5 Ağustos - 23 Eylül tarihleri arasında ZAİ Yaşam’da ziyaret edebilirsiniz.
Adres: ZAİ Yaşam Çırkan Mahallesi, Halide Edip Adıvar Cd. No:7, Bodrum
Künye: Ardan Özmenoğlu, Dolunay Alfabesi, Full Moon Alphabet, 2022, C-print, 120 x 90 cm, Anna Laudel Bodrum
Alain Serres’in bir Kızılderili deyişinden ilham alarak yazdığı ve Silvia Bonanni’nin resimlediği Gezegenimizi Yiyip Bitirdiğimizde, Hazel Bilgen’in Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Serres, çocuklarda gezegenimiz Dünya’nın sağlığına az da olsa katkıda bulunma hevesi uyandıracak; ayrıca büyük küçük demeden herkesi Dünyamızın gidişatı hakkında meraklandıracak.
50’ye yakın kitabı yayımlanan Serres, 1996 yılında çocuklara yönelik, “dünyayı hayal etmelerine ve sorgulamalarına yardım edecek kitaplar” yayımlamak üzere Rue du Monde yayınevini kurdu.
Geçen yıl ilki düzenlenen Sounds of Paşaköy başlıklı klasik müzik konserleri bu yıl 6 Ağustos’ta Assos’ta müzikseverlerle buluşacak.
Prof. Dr. Eftal Güdemez ve eşi Damla Güdemez tarafından hayata geçirilen Sounds of Paşaköy klasik müzik konserlerinin ikincisi 6 Ağustos 19.30’da Assos’ta kendi evlerinde gerçekleştirilecek. Bir gelenek hâline getirmek istedikleri bu organizasyon, insanlara klasik müziği sevdirmeyi amaçlıyor. Konserde Şafak Erişkin, Didem Erken, Gülyar Balcı ve Dilbağ Tokay’dan oluşan Cello Paradiso; J. Pachelbel, T. Albinoni, A. Vivaldi, J. S. Bach, L. Boccherini, G. Faure, E. Elgar, C. Gardel, D. Shostakovich, N. Jaffe ve F. Say’ın eserlerini müzikseverlerle buluşturacak.
Prof. Dr. Eftal Güdemez şunları söyledi: “Bu yıl anlamlı bir ricada da bulunuyoruz, misafirlerimizin geceye katılmadan önce TEMA Vakfı'na fidan bağışında bulunmaları istiyoruz.”
Büyükdere35, 1Duvar Sergileri kapsamında Melis Erdem’in “H’iç ve Dış” başlıklı sergisini 23 Ağustos tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Melis Erdem’in üretimleri, içsel varoluşun Fordizm’den itibaren maruz kaldığı hiçleşmeye başkaldırı niteliği taşıyor. Sanatçı resim ve heykeller vasıtasıyla, evrensel rutinin bir dışavurumu olarak geleceğe; artık olmadığı zamanlara bıraktığı izleri anlatıyor. “Var - Yok”, “iyilik - kötülük” ikilikleri arasında oluşan semantik çarpışmada, sanatçının heykellerinde kullandığı demir, çelik gibi sert malzemeler, hiçliğin sertliğini temsil ediyor. Varlığın “geçirgen - şeffaf’’ dokusunu öneren resimler, hiçliğe karşı doğan bir tepki olarak “doğum - ölüm’’ ikiliklerini epikleştirecek yeni bir plastik söylem öneriyor.
Sanatçı resim ve heykellerinde kaos içerisindeki dengeyi bulmaya, bozulma/eskime ve çürüme gibi süreçlerin doğal döngüsünü usulca kabul etmeye odaklanıyor. İstenmeyen ve terk edilmiş malzemeler kullanan sanatçı, üretimlerinde yeni kompozisyonlara biçim vererek, bu nesneleri günlük hayattaki kullanım alanlarından ayrıştırarak farklı bir form kazanmalarını sağlıyor.
Melis Erdem’in “H’iç ve Dış” başlıklı sergisini 23 Ağustos tarihine kadar Büyükdere35’te ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
Melis Erdem, An Anıtı, paslı çelik, boyalı metal, temperli alpaka çeliği 25 x 26 x 130 cm 2021
Melis Erdem, H’iç ve Dış tuval üzerine karışık teknik 115 x 160 cm 2022
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV)’nın edebiyat çevirilerini desteklemek amacıyla, sekiz yıl önce aramızdan ayrılan Talât Sait Halman anısına başlattığı Talât Sait Halman Çeviri Ödülü, 2022 değerlendirmeleri için başvurular başladı.
Başkanlığını yazar Doğan Hızlan’ın yaptığı Talât Sait Halman Çeviri Ödülü Seçici Kurulu; yazar, çevirmen ve eleştirmen Sevin Okyay; yazar ve çevirmen Ayşe Sarısayın; yazar ve çevirmen Yiğit Bener ile yazar ve çevirmen Kaya Genç’ten oluşuyor. Ödülün sahibi, Seçici Kurul tarafından yıl sonunda açıklanacak.
Talât Sait Halman Çeviri Ödülü, 2022 değerlendirmeleri için başvuruları 1 Ağustos – 16 Eylül tarihleri arasında kabul edecek. Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’yle, Seçici Kurul tarafından belirlenen yapıtın çevirmenine 20 bin TL tutarında nakit desteği sağlanacak.
Talât Sait Halman Çeviri Ödülü için başvurular, yayınevleri veya çevirmenler tarafından yapılabilir. Başvuruda sunulacak eserler, orijinal dilinden Türkçeye çevrilmiş, ISBN numarası almış öykü ve roman çevirileri ile sınırlıdır. Yayınevleri en fazla üç çeviri eser ile başvuru yapabilmektedir. Seçici Kurul, aday önerilerinde bulunabilir. Adayların daha önce Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nü kazanmamış olması gerekmektedir. Başvuru formuna buradan ve koşullara dair ayrıntılı bilgi içeren şartnameye iksv.org adresinden ulaşılabilir.
2022 Talât Sait Halman Çeviri Ödülü için başvuruların 16 Eylül Cuma saat 17.00’ye kadar İKSV’ye ulaştırılması (Nilay Kartal dikkatine, Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5, 34433 Şişhane, Beyoğlu, İstanbul) gerekmektedir.
Hip hop, popping, house gibi tüm sokak dansı türlerini bünyesinde barındıran dans yarışması Red Bull Dance Your Style için başvurular başladı.
Dans pistlerini yeniden yeteneklerle buluşturmaya hazırlanan Red Bull Dance Your Styl için başvurular Instagram üzerinden yapılacak. Ağustos ayında Antalya, İstanbul ve İzmir’de gerçekleşecek elemelerin ardından jüri tarafından seçilecek 16 dansçı 10 Eylül’de Ankara’daki Red Bull Dance Your Style Türkiye Finali’nde yarışacak. Türkiye’nin en iyisi seyircilerin oyları ile seçilecek. Yarışmada dansçıların hip hop, popping, house dance gibi sokak dansı stillerinde performans sergileyecek. Yarışmanın kazananı Güney Afrika’da gerçekleştirilecek Red Bull Dance Your Style 2022 Dünya Finali’nde Türkiye’yi temsil edecek. Yarışmaya katılmak için 18 yaşından büyük olmak gerekiyor.
Ülkemizde ilk olarak 2018 yılında Antalya’da düzenlenen Red Bull Dance Your Style’da kazanan Can Tohma oldu. 2019’da da Aydan Uysal en iyi isim olarak ilk defa gerçekleştirilen Paris’teki Red Bull Dance Your Style Dünya Finali’nde de ülkemizi temsil etti. 2020 yılında ise çevrim içi olarak TikTok üzerinden düzenlenen yarışmanın kazananı Akay Üstünel oldu.
Başvuru Adımları
1. Adım - Aday Instagram’da dilediği şarkı eşliğinde dans ettiği videoyu Instagram Reels’a yükleyecek.
2. Adım - Videoyu paylaşırken @redbulldance ve @redbulltr hesaplarını etiketleyecek ve #RedBullDanceYourStyle etiketini kullanacak.
3. Adım - Son olarak aday RedBullDanceYourStyle.com adresine gidecek ve başvuru formunu dolduracak.