
Birbirinden farklı kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan Tasarım Parkı, 6 sanatçının eserlerinden oluşan “Mavi” başlıklı karma sergiyi, 6 Ekim tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.
Koray Arman’ın küratörlüğünü üstlendiği “Mavi” sergisi, Burcu Batmaz, Burçin Belentepe, Cansu Dinç, Damla Açıl Karakurt, Efkan Sarıahmetoğlu ve Nilay Sorgüven’in eserlerinden oluşuyor. Mavi rengini başlangıç noktası olarak ele alan ve üretimlerini kendi özgün konseptlerine taşıyan 6 farklı sanatçının eserlerini bir araya getiren sergide, sanatçılar izleyicileri mavinin farklı ton ve kullanım şekillerini eserlerine taşıyıp dönüştürdükleri bir yolculuğa davet ediyor. Sanatçılar mavi rengini farklı anlamlarla birleştirip farklı bir sanat tadı yaratıyor.
Adres: Dr. Esat Işık cad. 100/A Moda - Kadıköy
Yazar Olivier Dupin ve çizer Grégoire Mabire’nin kırmızı başlıklı kızın hikâyesini bilişim çağı çocukları için yeniden yorumladıkları Kırmızı Uzay Başlıklı Kız, Yağmur Yavaş Aydın’ın çevirisiyle Uçanbalık’tan çıktı.
Kırmızı Uzay Başlıklı Kız, klasik bir masalı üzerine biraz kozmik ışın ve az biraz da yıldız tozu serpiştiriyor. Kitap, aslolan erdemin yaşadıklarımızdan ders çıkarmak olduğunu hatırlatırken zamanlar ve mekânlar değişse de iyilik ve kötülük gibi bazı temel kavramların hiçbir koşulda değişmeyeceğine vurgu yapıyor. 5 yaş ve üzeri okurlara kıvrak zekâyla her sorunun ve sorumluluğun üstesinden rahatça gelinebileceğini de gösteriyor.
“Adına yakışır şekilde kıpkırmızı giyinmeyi çok seven Kiraz, uzayın ta derinliklerinde, Sepet isimli bir galaksideki küçücük bir gezegende ailesiyle birlikte yaşıyordur. Günlerden bir gün, annesi Kiraz'a önemli bir sorumluluk verir: Hasta büyükannesine bol vitaminli kurabiye götürmelidir. Tabii, yolda hiç oyalanmaması koşuluyla. Neden mi? Çünkü galakside bazı kötü kişilerin namı dolaşıyordur. Mesela Havkurt Gezegeni'nin uydusunu birbirine katan murtlar gibi! Ve bu bol tüylü, korkunç yaratıkların göze alamayacakları şey yoktur...”
LG, OLED ART projesi kapsamında, Arjantinli sanatçı Cecilia Bengolea’nın seçili video eserlerinin yer aldığı “Animations In Water” başlıklı sergiyi, 27 Eylül - 1 Ekim tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşen 18. Contemporary Istanbul’da sanatseverlerle buluşturuyor.
18. Contemporary Istanbul’un partneri LG, Cecilia Bengolea’nın “Animations In Water” başlıklı sergisini dünyanın ilk kablosuz OLED TV’si LG SIGNATURE OLED M ve son teknoloji LG OLED ekranları aracılığıyla, LG OLED ART deneyim alanında izleyiciyle bir araya getiriyor. Performans, video ve heykel gibi farklı yeni medya çalışmaları yapan Cecilia Bengolea, dansı radikal empati ve duygusal alışveriş için bir araç ve ortam olarak kullanıyor. Doğada ve ilişkilerde bulunan sembolik enerjilerle aşılanan kompozisyonları hem bireysel hem de kolektif olarak bedenin bir araç olduğu fikri etrafında şekillendiren Bengolea, hareketi, dansı ve performansı animasyonlu heykel olarak gördüğü geniş bir sanat anlayışı geliştiriyor. Performans ve video enstalasyonları, Guggenheim Museum, Bilbao (2021 ve 2022) ve Tate Modern, London (2015) gibi önemli müzelerde sergilenen sanatçının özel seçkisinden oluşan “Animations In Water” sergisi Contemporary Istanbul’da LG OLED ART deneyim alanında izleyici karşısına çıkıyor. Yeni nesil sanat ve tasarım platformu Mercado yaratıcı kurgusuyla hayata geçirilen seçki, sanatçının suyun ve hareketin akışından ilham alan video çalışmalarından oluşuyor.
18. Contemporary Istanbul kapsamında, LG OLED ART alanında sergilenen LG SIGNATURE OLED M, dünyanın ilk kablosuz 97 inç OLED TV’si olma özelliği taşıyor. LG SIGNATURE OLED M, harici cihazları bağlamak için tüm giriş bağlantı noktalarının arkada veya yanlarda bulunduğu geleneksel TV’lerin aksine, video ve ses sinyallerini kablosuz olarak LG’nin 97 inçlik sinematik ekranına gönderen ayrı bir Zero Connect kutusuyla birlikte geliyor. TV’den uzağa yerleştirilebilen Zero Connect kutusu daha temiz, dikkat dağıtmayan bir izleme ortamı oluşturmaya yardımcı oluyor ve kullanıcılara alanlarını düzenleme konusunda daha fazla özgürlük kazandırıyor. Kutu, kablo/uydu set üstü kutuları ve oyun konsolları gibi yaygın olarak kullanılan HDMI aygıtlarını bağlamak için birden çok bağlantı noktasına sahip ve ayrıca daha zengin, daha güçlü ses ve ek kablosuz rahatlık için uyumlu soundbar ses sistemlerine kablosuz olarak bağlanabiliyor. LG’nin bu kablosuz çözümü, TV’nin kendinden aydınlatmalı OLED ekranına, yüksek kaliteli video ve ses aktarımı sağlamak için en son teknolojilerden yararlanarak, 4K 120Hz kalitesinde içeriklerde kesinti veya kalite düşüşü olmadan üstün görüntü ve ses deneyimi ile kullanıcıların keyfini çıkarmasına olanak tanıyor.
LG OLED partnerliği ile 27 Eylül - 1 Ekim tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen Contemporary Istanbul, 22 farklı ülkeden 67 çağdaş sanat galerisi, 4 inisiyatif ve 4 sanat kurumuna ev sahipliği yapıyor. Contemporary Istanbul’un 18. edisyonunda, yeni katılan ve İstanbul’a ilk kez gelen 21 çağdaş sanat galerisi sanatseverlerle buluşuyor.
LG’nin sanat ve teknolojinin gücüyle hayatı daha iyi hâle getirme misyonunun bir parçası olan LG OLED ART projesi 2021 yılından beri geleneksel medyanın sınırlarını aşarak sanata ve sanatçılara yeni olasılıklar sağlıyor. Proje, OLED ekranlarına dayalı farklı iş birlikleriyle oluşturulan işler ile yeni bir kültürel akım oluşturmayı amaçlıyor. LG OLED, kendinden aydınlatmalı görüntü kalitesi ve güçlü görüntü işleme teknolojileriyle sanatçıların eserlerinin sunumunda izleme deneyimini yükseltiyor. Sanatçıların tam da zihninden geçen tasarıların ekranlara yansımasını sağlıyor.
Küratörlüğünü HOOD Base’in yaptığı Kendine Has Sunar: Semtine Has, 13 - 21 Ekim tarihleri arasında Kadıköy’de çeşitli mekânlarda gerçekleşecek.
Kadıköy’ü yeniden keşfetmek, kültür, sanat, müzik dolu keyifli bir rotayla hayata karışmak isteyenleri bir araya getiren Kendine Has, Thales, Kadıköy Sahne, Karga, Stereogun, Dunia, Muhit, Kolektif House Moda, Hood Base, Stereogun ve Moda Sahnesi gibi Kadıköy ile özdeşleşmiş pek çok mekânda gerçekleşecek.
Hip hop sahnesinin önemli isimlerinden Aga B ve çok sesli koro müziğinin başarılı temsilcilerinden Chromas’ın pop-up performanslarının yanı sıra, Semtine Has ile özdeşleşmiş şeffaf kabinde, müzisyenlerin ve dinleyicilerin bire bir konser deneyimi yaşadıkları “Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz?” de programda yer alacak. Bazı katılımcılar Kalben, Ozbi, Ege Çubukçu, Barış Demirel, Kamufle, Burakbey, Yung Ouzo, Bade Nosa ve İlke Ozan ile bir araya gelme ve tanışma sansını yakalayacak. Youtube’da yer alan “Tutkum Boğuşmak Show” ise Semtine Has’a özel iki saatlik interaktif bir gösteri ile bu sefer Kadıköy Karga’da katılımcılarla buluşacak. Ari Barokas’ın Moda Sahnesi’nde dinleyicilerle bir araya geleceği gecenin yanı sıra özel tadım atölyeleri, sanatçı atölyeleri ve müzik stüdyoları turu, Kadıköy sokak sanatı turu ve söyleşiler gibi birçok etkinlik düzenlenecek.
Semtine Has kapsamında, multidisipliner sanatçılar MRE ve Uğur Acil’in mural çalışmaları sanatseverlerle buluşacak, Onaranlar Kulübü ile kent hackleme etkinliği düzenlenecek. Katılımcılar “Blind Date” tattoo challenge ile Can Levi’nin dövme koltuğunda yerlerini ayırtabilir, Paptircem’in sunumuyla gerçekleşecek canlı karaoke gecesi “Serbest Detone” ile sahneye çıkabilecekler. Sesleri ve renkleri bir araya getiren interaktif oyun “Hazırsan Boyuyorum” da ise katılımcılar mekâna dağıtılmış objeleri Braderin’in DJ seti eşliğinde özgürce boyarken; sanatçılar Bilge Abur ve Kadir Çıtak ile yaratıcılığın ritmini müzikten aldığı renkli bir deneyim yaşayabilecekler. Ableton UG Istanbul iş birliği ile gerçekleşecek Ableton meets Istanbul 2: Electric Boogaloo etkinliğinde Cava Grande ve yuceboi’dan atölyeler, Akın Orbay moderatörlüğünde Ableton Link Jam session’ları ve gece yarısına uzanan DJ setler katılımcılarla buluşacak.
Programda online müzik dergisi Noirgazer’ın Kadıköy Sahne’de Can Bora Tanzer, Cicexcocux ve Varteres Durise’in sahne almasıyla gerçekleşecek “Omengazing” gecesi, Zincir Kıran Kadınlar ile bisikletli takım sürüşü, @suckmywalls ile graffiti’lerin izini sürüp sokak sanatçılarıyla tanışma turu, HOOD Base ile Yeldeğirmeni’ndeki sanatçı atölyeleri ziyareti, Craft Antakya ile “Bizim Kadıköy” Atölyesi ve MUBİ ile Blue Blues Band ve 90’lar sahnesi gibi farklı etkinlikler de yer alıyor. Finalde ise Grup Ses, Mük. ve HOOD Base’in seçkileriyle Kadıköy Stereogun’da dans ve müzik dolu bir gece katılımcılarla buluşacak.
Kendine Has Sunar: Semtine Has Programı:
Sürekli Etkinlikler:
Uğur Acil’in şişme karakterleri ile mekâna özgü yerleştirme / Karga, Thales
13 Ekim Cuma
Live Painting: MRE & Uğur Acil / Sürpriz
Onaranlar Kulübü ile Kent Hackleme / Thales, Kadife Sokak
Can Levi ile “Blind Date” Tattoo Challenge / HOOD Base
Paptircem ile “Serbest Detone” / Kadıköy Sahne
Kabin Basıncı: Noirgazer Sunar Omengazing / Karga
14 Ekim Cumartesi
Hazırsan Boyuyorum / Kolektif House Moda
Can Levi ile “Blind Date” Tattoo Challenge / HOOD Base
Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz? / Thales
Barış Demirel “BD Deneyimi”
Ege Çubukçu
Pop-Up konser: Chromas / Sürpriz
15 Ekim Pazar
Craft Antakya ile “Bizim Kadıköy” Atölyesi / Thales
Suckmywalls ile Kadıköy Sokak Sanatı Turu
Sokak Sanatı Söyleşisi / Muhit
Pop-Up Konser: Aga B / Sürpriz
16 Ekim Pazartesi
Tadım: Mezopotamya’dan Bugüne Lezzet Rotası / Muhit
Zincir Kıran Kadınlar ile Bisikletli Takım Sürüşü / Kadıköy Sahili
Konser: Ari Barokas (Warm Up: Parham A.G) (Ücretli) / Moda Sahnesi
17 Ekim Salı
Müzik Stüdyoları Turu / Mayday, No:5, Vibes, HOOD Base
18 Ekim Çarşamba
Sanatçı Atölyeleri Turu / Yeldeğirmeni
Tutkum Boğuşmak Show (Ücretli) / Karga
19 Ekim Perşembe
Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz? / Thales
İlke Ozan
Yung Ouzo
Kamufle
20 Ekim Cuma
Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz? / Thales
Burakbey
Ozbi
Ableton Meets İstanbul 2: Electric Boogaloo / Dunia
Atölyeler
Ableton Link Jam
Yuceboi & Oek.
Cava Grande
21 Ekim Cumartesi
MUBI x Semtine Has: Blue Blues Band ve 90’lar Sahnesi / Muhit
Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz? / Thales
Bade Nosa
Kalben
Semtine Has Kapanış Partisi: Yeniden Başlasın / Stereogun
Mekâna Özgü Yerleştirme: Uğur Acil / Karga, Thales
Hollandalı sanatçı Vincent de Boer’in Türkiye’deki ilk sergisi “Kritik Mesafe”, 11 Kasım’a kadar Maçka Residences’ta yer alan 10__12 Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.
Hazal Özkan Art Gallery, yeni sanat sezonunda yolculuğuna 10__12 olarak devam ediyor. Hazal Özkan Art Gallery’nin yeni ismiyle düzenlediği ilk sergisi olma özelliğini taşıyan “Kritik Mesafe” sergisinde hem sanatçının kendi koleksiyonundan daha önce hiç sergilenmemiş eserleri hem de bu sergi için özel olarak ürettiği eserleri yer alıyor.
Eserlerinde genellikle dil, tipografi ve sanat arasındaki ilişkiyi anlatan sanatçı, grafik tasarımdaki referansıyla geleneksel teknikleri, modern teknolojiyle birleştirerek kendine özgü bir stile sahip. Vincent de Boer’in çalışma sürecini sesin çağrışımı, ritim, akış ve titreşimlerle ilişkilendirerek ürettiği eserleri bir araya getiren “Kritik Mesafe” sergisi aynı zamanda izleyici ile eser arasındaki algı ve etkileşim mesafesini de işliyor. Sanatçının kariyerine ışık tutan sergi, kritik mesafe temasını işleyen bir dizi resim, çizim ve enstalasyonu izleyicilerle buluşturuyor. Sanatçı, eserleri aracılığıyla izleyiciyi ortam ve ses üzerine düşünmeye devam ediyor.
DasDas’ın ev sahipliğinde düzenlenen İO Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında, Theodoros Terzopoulos’un hem yönetmenliğini yaptığı hem de sahnede olduğu İO oyunu, 3 ve 4 Kasım’da İstanbul’da ilk kez sahnelenecek.
DasDas, eylül ayında La Reprise ve Gılgamış oyunları ile başladığı İO Uluslararası Tiyatro Festivali’ne kasım ayında da yeni oyunlarla devam ediyor. Etel Adnan tarafından usta yönetmen Theodoros Terzopoulos için yazılan İO, küçük bir mekânda büyük bir enerji ile sahnelenen bir performans olarak tanımlanıyor. Köklerinden kopmuş bir kadının, İO’nun, sürgünlüğünün sessiz acısının, mücadelesinin anlatıldığı oyunda Aglaia Pappa’ya sahnede Theodoros Terzopoulos eşlik ediyor.
Tiyatroyu daha geniş kitlelere ulaştırıp Türkiye’deki tiyatro üretimine katkı sağlamayı, yıl içerisinde prömiyerini gerçekleştirecek yerli yapımları ve birçok uluslararası tiyatro, dans performans gösterilerini Türkiye’de sanatseverlerle buluşturmayı hedefleyen DasDas, İO Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında ev sahipliği yapacağı yeni gösterileri önümüzdeki günlerde duyuracak.
3 ve 4 Kasım’da DasDas’ta sahnelenecek İO oyununun biletlerini Mobilet üzerinden satın alabilirsiniz.
Metin Kalkızoğlu’nun “Bugün Önemli Bir Şey Olmadı.” başlıklı kişisel sergisi 4- 30 Ekim tarihleri arasında Galeri/Miz’de sanatseverlerle buluşacak.
Hipergerçekçi portreleri, minimal anlatımı ve figürler içeren peyzajları ile tanınan Metin Kalkızoğlu’nun “Bugün Önemli Bir Şey Olmadı.” sergisinde sanatçının tuval ve kâğıt üzerine akrilik tekniğiyle ürettiği eserleri yer alıyor. Sergi izleyiciyi ilk bakışta fotoğraf olduğu yanılsamasına düşürecek, sade ama detaylı eserlere odaklansa da sanatçının izleyiciyle oynadığı oyun, aslında her hipergerçekçi tabloda karşılaşılabilecek bu basit yanılsamanın ötesine geçiyor. Az sayıda figür içeren resimlerin minimalliği ve bu minimalliğin yansıttığı sadelik, izleyicinin bu figürlere sembolik anlamlar yüklemesini sağlıyor.
Kalkızoğlu’nun minimal çalışmalarında resmettiği dingin ve yalın atmosfer, fotoğrafın yanı sıra bazen de hareketsiz bir film sahnesini andırarak izleyiciyi boyutsal bir ikilemin ortasında bırakıyor. Eserlerdeki uçsuz bucaksız, karlarla kaplı araziler, bu arazilerde kulübesinin önünde oturan ya da duran bir insan, nerden gelip nereye gittiği bilinmeyen otomobiller, kaçmadan ya da ölmeden önce son bir bakış atan yabani hayvanlar, avcı mı yoksa av mı olduğu anlaşılmayan tekinsiz insanlar; izleyende yalnızlık, kaçış, uzaklaşma ve belki biraz da tekinsizlik temalarını ya da duygularını uyandırsa da bu tekinsiz atmosfer aynı zamanda izleyende garip bir huzur hissi doğuruyor. İzleyiciye birden fazla hissiyatı bir arada yaşatan sergide, Kalkızoğlu izleyiciyi de kendi anlamlarınızı üretmeye davet ediyor.
Künye:
1. "The Boy" 76x56cm, acrylic on cotton paper, 2023
2. "The Bull" 70x50cm , acrylic on cotton paper, 2023
Tülin Kozikoğlu’nun kaleme aldığı, illüstratör Seda Mit’in çizgilerinin hayat verdiği, 7 yaşındaki bir çocuğun duygu ve düşüncelerinden yola çıkarak okuru bir başka iletişim şekliyle tanıştıran Yedi Yaşıma Girmeden Önce Bilmem Gerekenler, Doğan Çocuk’tan çıktı.
6 yaş ve üzeri okurlara anlatılan bu hikâye, kahramanın yolculuğuna eşlik ederken 7 sanat dalına gönderme yapılan sayfaları ve resimlerde Türk İşaret Dili’yle gösterilen sözcükleri arayıp bulmaya yölendiriyor.
“Bir haftada kaç gün var? Neden mevsimler sadece dört taneyken aylar bu kadar çoklar? Ya renkler, notalar, yönler, kıtalar?.. Peki aldığımız nefes içimizde nerede saklanıyor? Neden kediler de okula gitmiyor? Ayakkabının sağ tekini sol ayağa giyince ne oluyor?
Hikâyemizin kahramanı 7 yaşına girecek. Okula başlayacağı için çok heyecanlı. Afacan ağabeyi de “7 yaşına girmeden önce bilmen gereken şeyler var,” diyerek ortalığı biraz karıştırıyor. Bilmesi gerekenlerin ne olduğunu düşünürken kahramanımızın kafasında pek çok soru oluşuyor. O bunlara cevaplar ararken yediden yetmişe her yaştan okur da yedi rakamının eşliğinde tatlı bir yolculuğa çıkıyor. Meraklı ve nazik olmanın hepimizin ortak paydası olduğuna vurgu yapan bu harika kitap kahramanının işitme engelli oluşunu odağına almadan işitme engellilikle ilgili farkındalık uyandırmayı başarıyor. Ne bildiğinden çok ne olduğunun önemine, her şeyden çok “gönül dili”nin gücüne vurgu yapan bu kurgulaştırılmış kurgu-dışı kitap ayrıca iki eğlenceli oyun barındırıyor.”
Ahmet Güneştekin, 19. yüzyılda Avusturya Arşidükü Frederick’in de yaşadığı, Venedik’in tarihi simgelerinden Palazzo Gradenigo’yu satın aldı.
Venedik’in Santa Groce bölgesinde bulunan, asırlar boyu zamana tanıklık eden ve mimarisiyle her göreni hayran bırakan görkemli yapı Palazzo Gradenigo, Venedik Bienali’nin gerçekleştiği başlıca sergi alanları arasında yer alıyor. Kanalları, dar sokakları, saklı bahçeleri, mimarisi ve tarihiyle her zaman ilgi odağı olan şehrin en önemli yapılarından olan, asırlar boyu tarihe tanıklık eden bina, Güneştekin Art Refinery olarak anılacak.
Santa Groce’de yer alan Palazzo Gradenigo; Venedik tersanesi, Santi Giovanni e Paolo Kilisesi, St. Zacaria Kilisesi, Castello Bahçeleri ve Venedik Bienali mekânları gibi mimari, sanatsal ve turistik alanlarla aynı bölgede bulunuyor. Yüksek camlı, aristokrat tarzda inşa edilmiş bir yapı olan Palazzo’nun her katındaki büyük salonlar 18. Yüzyıl ressamlarına ait değerli fresk süslemeleriyle Venedik mimarisinin tipik özelliklerini taşıyor.
Ahmet Güneştekin şunları söyledi: “Venedik’in en tarihi ve simge binalarından Palazzo Gradenigo’da gerçekleştireceğimiz işler adına şimdiden çok heyecanlıyım. Bu tarihi ve zarif mekânın sanat dünyamıza ufuk açacağını umuyorum. Türkiye adına sesimizi sanatla duyurmak adına ve Güneştekin vakfının desteklediği genç sanatçılarımıza sergi ve tanıtım imkânı sağlayacak olması çok güzel bir adım.”
İlkay Yıldız’ın sahaflardan aldığı sahipsiz fotoğrafları öyküleştirdiği, 41 tasarımcının hayal gücünün anlatılardaki fotoğrafları yeniden şekillendirdiği kitabı Sepya, Alfa Yayınları’ndan çıktı.
Yıldız, sahaflarda başladığı bu siyah beyaz maceraya okuru da davet ediyor. Her bir fotoğrafa yeni bir öykü veriyor. Bu fotoğraflar 41 tasarımcının elinde yeniden hayat buluyor. Bir vapur düdüğünde, bir dilek ağacında, bir çocukluk rüyasında, sokak aralarında, şarkılarda dolaşıyor; uzak akrabalarla, yakın dostlarla selamlaşıyor. Feraye, Nevbahar, Müberra ve Kriko Cemil’i takdim ediyor okura. Kaçırılan vapurlar bu bir kahkahalık, iki hayretlik hikâyelerde yakalanıyor. Ertelenen özürler dileniyor, çiçeğe su veriliyor, bir türlü terk edilemeyen şehirlerden çekip gitmek mümkün oluyor bu öykülerle; bazen mutlu sonlar bazen hicran yaraları bahşediliyor.
“Birinin kusuruna güleceğimiz günler olacaktı, tepeden bakacağımız birileriyle tanışacaktık, burun kıvıracağımız hikâyeler dinleyecek, bize düşmediği halde akıl vereceğimiz insanlar çıkacaktı karşımıza; sınanmadığımız günahlar üzerine ahkâm kesecektik, anlatacak anlaşılmayacak, anlamak istemeyecek, yalnız kalacak, yalan söyleyecek, mutlaka bir dedikoduya karışacak, defalarca hayal kırıklığına uğrayacak ve illa ki bir kalp kıracaktık. Biz bu dünyanın yıkılacağını çok zamandır biliyorduk. Sadece o gün geldiğinde biz orada olmayacaktık. Geleceği değiştiremeyeceğimiz aşikârdı, biz geçmişimizi bugünden seçmek istiyorduk. Geçmiş bizim için tek bir fotoğraf olacaktı. Günün birinde hepimiz o fotoğrafa bakıp aynı şeyleri düşünecektik.”
https://www.youtube.com/watch?v=_5i_SVI0BM8