05 OCAK, PAZARTESİ, 2026

Birlikte Düşünmenin ve Muğlaklığın Kaydı: “ne karanfil ne kurbağa.”

Banu Cennetoğlu’nun “ne karanfil ne kurbağa.” başlıklı kişisel sergisi, Bursa’nın endüstriyel geçmişi ile tarihinin kesiştiği noktada İMALAT-HANE’de sanatseverlerle buluşuyor. Banu Cennetoğlu ve serginin küratörü Yavuz Parlar’ın birbirleriyle ve geçmişle kurdukları diyaloğun fiziksel bir tezahürü niteliğindeki sergi üzerine bir yazı.

Birlikte Düşünmenin ve Muğlaklığın Kaydı: “ne karanfil ne kurbağa.”

İMALAT-HANE’de yer alan “ne karanfil ne kurbağa.” başlıklı sergi, Banu Cennetoğlu ve serginin küratörü Yavuz Parlar’ın uzun zamana yayılan karşılıklı diyaloğunun bir ürünü olarak izleyiciyle buluşuyor.

​Serginin oluşum süreci, klasik bir sergi kurgusundan ziyade, ikilinin birbirleriyle iletişimi ve paylaştığı düşünceler üzerinden şekilleniyor. Dijital bir fikir alışverişi olarak, belki de bir amaç gütmeden, Telegram üzerinden yapılan yazışmalarla süreç başlıyor. Birbirlerine “hadi başlayalım” dedikleri noktada, her gün birinin diğerine bir şey yolladığı ve karşı tarafın buna cevap verdiği bir akış kuruluyor. “Hello” mesajıyla başlayan bu süreç, Adalet Atlası’nın “İmkânsız özür” podcast’inin paylaşılmasıyla sona eriyor. Bu yazışmalar, yalnızca serginin arka planını oluşturmakla kalmıyor; sergi alanında dijital bir mecmua formatında sunularak izleyicinin de bu sürece tanıklık etmesi sağlanıyor. nknk-erika içerisinde Banu Cennetoğlu ve Yavuz Parlar’ın birbirine gönderdiği ses kayıtları, görseller, videolar, sohbetler, haberler, kişisel ruh hâllerine dair gönderiler ve daha fazlası yer alıyor. 

1. ne karanfil ne kurbağa. sergisinden genel görünüm, 2025
2. nknk-erika, 2025. Tablet, metal ayak, RAL 4003 viola erica. 140 × 55 × 70 cm.

Serginin ismi, bu yazışma trafiğinde de gördüğümüz gibi Hasan Hüseyin Korkmazgil’in Analar şiirinin “âmenna” isimli bölümünden alınan bir dizeye dayanıyor. Daha önce bu şiirinden bestelenen şarkılar olsa da bu dizesi sergiyle yeniden hayat buluyor. Bu ifade ne orada ne burada olma hâlini, bir tür belirsizliği ve muğlaklığı temsil ediyor. Kurbağanın veya karanfilin toplumsal ve kişisel temsilleri üzerinden farklı okumalar yapılabilse de sergi temelde bu arada kalmışlık ve tanımlanamayan durum üzerinden kendini kurguluyor. 

​Sergi alanında dikkat çeken en kapsamlı yerleştirmelerden biri, sanatçının Left(l)overs (Artıkseviciler) olarak adlandırdığı ve duvarda çerçevelenmiş hâlde sergilenen defter serisi oluyor. Bu çalışmada, Banu Cennetoğlu’nun babasının vefatından sonra onun evini toplarken bulduğu ajandalar, sanatçının kendi biriktirdiği defterler gibi kişisel eşyalardan oluşuyor. Cennetoğlu; telefon numaraları, gazete kupürleri gibi birbirinden ilgisiz görünen verileri,  kızının yaptığı resimler, sokaktan aldığı bildiriler ve kişisel notlarıyla birleştiriyor. 1980’lerden başlayıp bu zamana kadar uzanan bu belgeler, kronolojik bir sıra gözetmeksizin, bir tür “baba ve iktidar” meselesi etrafında yan yana geliyor. Defterler, bir zamanlar ceplerde veya çekmecelerde duran nesnelerken, sergide çerçevelenip duvara asılarak sabitleniyor ve birer belgeye dönüşüyor. Sanatçı, kendi kişisel “artıklarını” kamusal birer nesneye dönüştürüyor.

1. Artıkseviciler, 2025.  Defter, matbu, beton çivisi ve çeşitli malzemeler. 151 × 209 cm

Sergideki bir diğer eser grubu, 44 adet çinko levhadan oluşan ve üzerinde sadece Entschuldigung (Özür dilerim) yazan çalışma. İsmini de burada alan bu işin hikâyesi, Zürih Polis Teşkilatı’nın yeni binası için Banu Cennetoğlu’nun hayata geçirdiği projeye dayanıyor. Sanatçı, polislerden ve teşkilat çalışanlarından, sebebi belirtilmeden, anonim olarak el yazılarıyla “özür dilerim” yazmalarını istiyor. Bu öneri, bir tür “özür duvarı” oluşturma fikrinden doğuyor. Ancak süreç içerisinde, kimin kimden ne için özür dilediği, suçlu ve suçsuz kavramları birbirine giriyor. Kişilerden alınan bu yazılar, asit ile çinko levhalara kazınarak sergileniyor; asidin metali aşındırması, ilişkilerdeki görünmeyen şiddete ve aşınmaya bir gönderme yapıyor. Özrün muhatabının ve sebebinin belirsiz olmasının, izleyicide “ben ne yaptım ki?” sorusunu veya kendi içindeki potansiyel suçluluk duygusunu tetikliyor. 

1. Entschuldigung (Özür dilerim), 2021. Asitle kazınmış çinko levha, mektup. 44 levha, her biri:
6 × 14 cm.

Sergide yer alan gazete arşivleri, Banu Cennetoğlu’nun uzun soluklu projesi olan ve belirli bir tarihte yayımlanan tüm gazeteleri bir araya getirme pratiğinin bir uzantısı. Cennetoğlu’nun gazete serisinin ilki olan 20.08.2010’da 20 Ağustos 2010 tarihinde Türkiye’de yayımlanan ulusal ve yerel gazeteler sekiz cilt hâlinde sunuluyor. Tarih tamamen tesadüfi olarak seçiliyor. Sanatçı, o dönem internet bu kadar da yaygın olmadığı için Konya, Bingöl ve Bursa gibi birçok yerden insanlarla iletişime geçip gazetelerin fiziksel kopyalarına ulaşıyor. Bu çalışmada amaç, haberlerin hiyerarşisini görünür kılmak. Bir gazetenin manşetinde bir havuç kamyonunun devrilmesi haberi yer alırken, aynı gün başka bir yerde savaş veya kriz olabiliyor; bu durum medyanın önceliklerini ve arşivin doğasını sorgulatıyor. Gazetelerin yan yana gelişi, farklı ideolojilere sahip gazetelerin manşetlerinin aynı ciltte buluşmasına neden olurken, normalde bir araya gelmeyecek gazeteleri zoraki bir “komşuluğa” itiyor. Bu işin Almanya, Danimarka, İsviçre gibi farklı ülkelerde üretilmiş edisyonları da bulunuyor.

1. 20.08.2010, 2010. Gazete, masa. 8 cilt, her biri: 56,5 × 38 cm.

Sergi alanında yerdeki sönmüş balonlardan oluşan yerleştirme right?, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin maddelerini içeriyor. Sanatçı, bildirgenin İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra ve Filistin’deki olaylarla eş zamanlı olarak ortaya çıkışındaki tarihsel çelişkiye dikkat çekiyor. Altın renkli balonlar, ilk şişirildiklerinde kutlama havası yaratan, parlak ve gösterişli nesnelerken, zamanla helyum gazının etkisiyle sönüyor, büzüşüyor ve yere iniyor. Sergide, Carnegie Sanat Müzesi’ndeki sergide daha önce gösterilmiş olan ilk 10 madde, havası inmiş ve vakumlanmış paketler hâlinde sergileniyor. Sanatçı, bu maddelerin (yaşama hakkı, özgürlük vb.) artık hizmet ettikleri anlama yetemediklerini, harflerin birbirine girip büzüşmesiyle görselleştiriyor. Balonlar bir daha şişirilmiyor; bir kez sergilenip söndükten sonra plastik hurçlarda vakumlanarak kalıntı hâlinde saklanıyor. Bu durum, hakların kâğıt üzerindeki varlığı ile pratikteki işlevsizliği arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. 

1. ne karanfil ne kurbağa. sergisinden genel görünüm, 2025.
​2. right? (hak? doğru? haklı? sağ? hemen?), 2022–süregelen. Sönmüş folyo harf balon, vakumlu hurç, az miktarda helyum. 16 hurç, her biri: 70 × 100 cm.

Serginin yeni üretimlerinden biri olan kurşun kolye, Hepsi senin iyiliğin için bitanem ismini taşıyor. Sanatçı ve küratör, olta kurşunlarını bir araya getirerek ağır bir gerdanlık formuna sokuyor. Kurşunun ağırlığı ve toksik yapısı, “senin iyiliğin için” denilerek kurulan baskıcı sevgi ilişkilerine, aile içi iktidara ve “severken öldüren” bağlara işaret ediyor. 

1. ne karanfil ne kurbağa. sergisinden genel görünüm, 2025.
​2. Hepsi senin iyiliğin için bitanem, 2025. Armut kurşun, çelik tel, yer boyası. 100 × 100 cm

Kırmızı bir ışık yayan CİNNET isimli neon işi izleyicileri mekânın üst katında karşılıyor. Bu eser, sanatçının CENNET/CİNNET işinin güncel versiyonu olarak sergide yer alıyor. Harfler 17 parçaya bölünerek soyutlanmış ve sadece kırmızı, yoğun bir ışık huzmesi olarak mekâna yayılıyor. Okunabilirliğin kaybolduğu bu noktada, cinnet hâli bir metinden ziyade bir hisse dönüşüyor, mekânı ele geçiriyor.

1. CİNNET, 2025. 17 adet 10 mm’lik cam tüp, neon gazı, kablo, transformatör. 106 × 75 × 5,5 cm.

Son olarak sergi mekânının tepesinden bakan, annesiyle birlikte izleyicileri de yargılayan Şerife ise Cennetoğlu’nun kızının eseri. Sanatçının kızının 2015 yılında yaptığı annesinin portesi olan Şerife, sanatçının otoriter yönünü de gözler önüne seriyor aslında. Şerife, serginin ana konularından otorite, iktidar ilişkisine annelik yönünden bir dokunuş olarak bizlerle buluşuyor.

Banu Cennetoğlu’nun “ne karanfil ne kurbağa.” başlıklı sergini 24 Ocak 2026 tarihine kadar Bursa’da yer alan İMALAT-HANE’de ziyaret edebilirsiniz.

0
450
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage