NELER OLUYOR
  • 08-09-2020

    Soundwalk Collective & Patti Smith’in adını yirminci yüzyılın ünlü Fransız yazarlarından biri olan René Daumal'in dünya klasiği Analog Dağ romanından alan Peradam albümü yayımlandı.

    GRGDN Müzik'in temsil ettiği Bella Union etiketiyle dinleyicilerle buluşan albüm, dinleyicilere farklı diyarlarda dolaşan deneysel bir müzik sunuyor.

    ​Daha önce Killer Road, The Peyote Dance ve Mummer Love adlarını taşıyan üç deneysel albüm yayımlayan Soundwalk Collective & Patti Smith, bu çalışmasında ilhamını Fransız şair ve yazarlardan alıyor. Alüm kapsamında başta Anoushka Shankar, Tenzin Choegal ve Charlotte Gainsbourg gibi isimler ön plana çıkarken Peradam, bünyesinde barındırdığı diğer sürrealist metinlerle de farklı bir yere konumlanıyor. Peradam, dinleyicilere Patti Smith’in ruha işleyen çekici sesi ve Soundwalk Collective'in eşsiz ses tasarımıyla ruhani, mistik ve büyüleyici bir deneyim vadediyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=wwyGrJfHCbU

    0
    0
    1575
  • 08-09-2020

    Banksy’nin eski temsilcisi Steve Lazarides, kişisel koleksiyonunda yer alan çeşitli sanat eseri ve öğeleri satmak için yeni bir çevrim içi mağaza olan Laz Emporium'un açılışını gerçekleştirdi.

    Bu hafta açılan mağazada Lazarides, diğer sanatçı veya iş birlikçilerinin sınırlı sayıda ürettikleri sanat eserleri satışa çıkarılacak. Bunun yanı sıra çeşitli özel baskı çalışma ve kitaplar (Banksy'yi çalışırken gösteren 250 sayfalık bir resim kitabı ve  yakında çıkacak ikinci cilt de) da bu metotla piyasaya sürülecek.

    Çevrim içi mağazada yer alan sanat eserleri arasında Di-Faced Tenner, Banksy'nin sahte Prenses Diana banknotu ve sanatçının uzun yıllar boyunca ürettiği kartpostal, poster ve çıkartmalar gibi diğer birçok Banksy “efemera” parçası (veya Lazarides'in dediği gibi “anarşi nesneleri”) da satışa çıkarışacak.

    Jamie Hewlett’in anarko-punk çizgi romanı Tank Girl (1995 tarihli kült filme ilham veren) için yaptığı orijinal sanat eserinin bir parçası da Massive Attack’ın 3D'sinden (diğer adıyla Robert Del Naja) sanat eserleri de mağazanın kataloğunda yer alacak. Lazarides, Artnet'e yaptığı açıklamada fiyatların 75 ila 100 bin sterlin arasında değiştiğini ve tüm satışların şeffaf olacağını söyledi ve çevrimiçi mağazanın "bir görseli kullanmak için nihai özgürlüğe" sahip olduğunu açıkça belirtti.

    Lazarides ayrıca “Son yirmi yıldır parçası olduğum bir hareket ya da kalıcı bir alan tarafından artık zincirlenmediğim için özgür hissediyorum,” ifadelerini de kullandı.

    Son dönemde basına yansıyan haberlere göre Banksy, Avrupa'ya ulaşmaya çalışan mültecileri kurtarmak için  bir kurtarma botu olan MV Louise Michel'i finanse etti. Bu gelişmeden sonra sanatçı, 200'den fazla kişinin kurtarıldığı bir operasyondan sonra cankurtaranları, Akdeniz'deki imdat çağrılarını görmezden gelmekle suçladı.

    ​Kaynak: Dazed

    0
    0
    1411
  • 07-09-2020

    Jackson Pollock'un nadir görülen eserlerinden biri olan Red Composition, Christie's’in önümüzdeki Ekim ayında gerçekleştireceği 20. ve 21. Yüzyıl Sanat Müzayedesi’nde satışı çıkmaya hazırlanıyor. Pollock tarafından 1946'da yaratılan yedi resimlik bir serinin parçası olan tablo, bu özelliğiyle ön plana çıkıyor ve eserin yaklaşık 12 milyon dolara satılacağı düşünülüyor.

    Red Composition, Pollock'un kendisi için imza niteliği taşıyan fırça ile boya uygulamasından tamamen vazgeçip resim pigmentini doğrudan tüpten çıkararak tuvallere sürdüğü ve soyut dışavurumculuk tarzını benimsemeye başladığı yıl içerisinde üretildi. Pollock'un ilk kez kullandığı damla boyama tekniği o günden bu yana 20. yüzyıl sanatında bir devrim etkisi yarattı.

    ​Öte taraftan resmin Syracuse New York'taki Everson Museum tarafından satışa çıkarıldığı ve tablodan elde edilecek gelirin bir kısmının müzenin koleksiyonunda yer alan diğer Pollock eserlerinin korunması için kullanılacağı da açıklandı.

    Christie's tarafından yapılan 20. ve 21. Yüzyıl Sanat müzayedesi 6 Ekim'de başlayacak.

    ​Kaynak: Somewhere Magazine

    0
    0
    1317
  • 05-09-2020

    Art Basel Miami Beach'in organizatörleri bu yıl Aralık ayının ilk haftasında Florida'da gerçekleşmesi planlanan Bellwether Miami Beach Fuarı'nı iptal etmek zorunda kaldıklarını duyurdu. Haber, fuarın mali açıdan zor durumdaki ana şirketi MCH'in halka açık olarak işlem gördüğü İsviçre borsasında işlemin kapanmasının ardından duyuruldu.

    Art Basel’in Amerika direktörü Noah Horowitz, konuyla ilgili yaptığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    "Bu fuarın buradaki galeriler, Miami sanat toplulukları ve yerel ekonomi için ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz için fuarın Aralık ayında gerçekleşmesi planlanan Miami Beach'teki edisyonunun iptal edildiğini duyurduğumuz için büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı yaşıyoruz. Geçtiğimiz süreçte görüşlerini bizimle paylaşan herkese teşekkür ediyor ve başarılı bir fuarı izleyicilerle buluşturmak için gelecek yıl Miami Beach'e dönmeyi dört gözle bekliyoruz."

    Fuarın bu yıl için iptal edilmesine neden olan başlıca nedenler arasında ülke geneline yayılmaya devam eden virüs salgını gösteriliyor. Bugüne kadar Florida’da açıklanan 633.000 vaka, eyaleti California ve Teksas’ın ardından Amerika’da salgının en fazla görüldüğü üçüncü eyalet yapıyor. The New York Times’a göre son yedi gün içinde 25.538 yeni vaka daha bildirildi.

    Art Basel Miami Beach ayrıca 2020 için yapılan başvuruların ve masraflarının 2021 yılına devredileceğini duyurdu. Fuarın bir sonraki edisyonu için 1 Aralık’taki önizleme ile başlayıp 2-5 Aralık tarihlerinde gerçekleşecek. Art Basel, iptal edilen fiziki fuar yerine kabul edilen tüm galerilere açık olacak Çevrim İçi Görüntüleme Odaları’na ev sahipliği yapacak.

    ​Kaynak: ArtNews

    0
    0
    1349
  • 04-09-2020

    Francis Ford Coppola salgından önce girdiği kurgu odasında işleriyle meşguldü, ancak bu süreç ona işlerini yeniden gözden geçirmek için daha fazla zaman verdi. Usta yönetmen Tucker: The Man and His Dream’ı restore ettikte sonra Apocalypse Now ve The Cotton Club için de çalışmalarını sürdürdü. Coppola şimdi ise The Godfather üçlemesi için restorasyon süreci üzerine odaklandı, özellikle de serinin en bilinen filmi olan 3’üncü filmine.

    Paramount Pictures, Francis Ford Coppola'nın Mario Puzo'nun THE GODFATHER, Coda: The Death of Michael Corleone adlı epik Godfather üçlemesinin  son filminin restore edimiş hâlini yayımlayacaklarını duyurdu. The Godfather: Part III'nin  bu yeni versiyonu, yönetmen ve senarist Coppola ve senarist Puzo'nun final için daha önce düşündükleri orijinal düşüncesini gerçekleştiriyor; bu çalışma, Corleone efsanesinin son bölümünün en iyi şekilde izleyicilerin beğenisine sunulması için titizlikle gerçekleştirildi. Mario Puzo'nun aynı isimli eserinden uyarlanan film, Aralık ayında Amerika’da sınırlı sayıda sinema salonunda yeniden gösterime girecek ve ardından dijital ev eğlence platformlarında ve disklerde piyasaya sürülecek.

    Coppola, konuyla ilgili değerlendirmelerinde şu ifadelere yer veriyor:

    “Mario Puzo'nun THE GODFATHER, Coda: The Death of Michael Corleone'si Mario'nun ve benim tercih ettiğim düzenin ve ortak çalışmamız The Godfather: Part III'nin ilk tasarladığımız yaklaşması için gerçekleştirdiğimiz çalışmaya dair niyetimizi gösteriyor. Üçlemenin bu son filminin bu özel versiyonu için yeni bir başlangıç ​​ve bitiş ânı meydana getirdim; bazı sahneleri, çekimleri ve müzikleri yeniden düzenledim. Bu değişiklikler, görüntüler ve sesler benim için filmi The Godfather ve The Godfather: Part II’nun ardından daha iyi bir yere konumlandırdı. Jim Gianopulos'a ve Paramount'a tekrar onları ziyaret etmemi sağladıkları için minnettarım.”

    Coppola'nın Puzo'nun romanından uyarladığı film, Corleone ailesinin yükselişini ve düşüşünü anlatıyor. Hikâye sinema tarihinin en önemli çalışmalarından biri olarak görülüyor. Bu yıl otuzuncu yıl dönümünü kutlayan Godfather: Part III, daha önce başta İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere yedi dalda Akademi Ödülleri’ne aday gösterildi. Film, ailesini maruz kaldığı yasal suçlardan kurtarmaya ve imparatorluğuna uygun bir halef bulmaya çalışan Michael Corleone'yi (Al Pacino) ve onun 1960’lardaki serüvenini anlatıyor.

    ​Kaynak: The Film Stage

    0
    0
    4865
  • 04-09-2020

    Tartışmalı bir Vincent van Gogh tablosu, Alman müzayede evi Dechow'un ev sahipliğinde 1 Eylül 2020 tarihinde düzenlenen bir açık arttırma oturumunda 550.000€ (651.100 $) karşılığında satıldı. The Wijk Mill (1883–85) başlığını taşıyan eser, kurumun resmi incelemesi ve ressam tarafından yapılmadığını belirlemesi üzerine Amsterdam'daki Van Gogh Müzesi tarafından geri çevrildi. Daha sonra Monopol'e müzayededen hemen önce bir açıklama yapan Dechow’un proje yöneticisi Jens-Peter Franz, "Bunun gerçek olduğunu kanıtlayamayız, ancak bu yönde birçok kanıt var," ifadelerini kullandı ve tablonun meşru olduğunu iddia etti .

    Monopol'ün bildirdiğine göre, özgünlük iddiasını desteklemek isteyen müzayede evi, bu konuda bir kimyasal analiz ve bir sanat tarihi raporu ile yapay zeka destekli bir soruşturma başlattı. ARTnews’e göre Almanya'daki Kiel Üniversitesi'nde profesör olan Ulrich Kuder, Van Gogh’un tabloyu 1883 ile 1885 yılları arasında Hollanda'daki Lahey Okulu'nda bir öğrenciyken yaptığını belirten Dechow'un iddiasını destekliyor. Bu iddia da Hollandalı ressam Jacob van Ruisdael’in The Windmill at Wijk (1670) adlı çalışmasıyla Van Gogh arasında görülen benzerlikleri ve onun alışık olmadığımız “Vincent” imzasını da açıklıyor.

    Bu çalışmanın ilginç yanı sanatçının eğitimi sırasındaki olaylarla ilgisidir. Van Gogh Enstitüsü'nden bazı araştırmacılar geçtiğimiz Temmuz ayında sanatçının sözde son resmi olduğu düşünülen Tree Roots’u (1890) çizdiği yerin tam olarak nerede olduğunu keşfettiklerini açıkladılar. Bu da en az tablo kadar tartışmalı bir iddia. Araştırmacı Wouter van der Veen, Van Gogh'un son aylarını geçirdiği Paris'in dışındaki taşra kasabası Auvers-sur-Oise'nin eski bir kartpostalını inceledikten sonra bölgeyi araştırdı. 

    Geçtiğimiz Mart ayının başlarında ise Van Goh’un The Parsonage Garden at Nuenen in Spring 1884 (1884) adlı tablosu pandemi nedeniyle kapalı olan the Dutch Museum Singer Laren’den çalınmıştı.

    ​Kaynak: Artsy

    0
    0
    1979
  • 04-09-2020

    John Waters, bugüne kadar New York Film Festivali'nde kendisine ait hiçbir film gösterilmemesine rağmen, kült ikonundan yola çıkarak (diğer adıyla the Pope of Trash) 3 Eylül 2020'de başlayacak festivalin afişini tasarladı.

    Waters, Lincoln Center’daki açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: “Bugüne kadar filmlerimden hiçbiri New York Film Festivali’ne seçilmediği için bu yılki afişi tasarlamam istendiğinde oldukça heyecanlandım. Bir şekilde bir gün orada olacağımı her zaman biliyordum!”

    Waters, açıklamalarının devamında afiş hakkında daha fazla bilgi veriyor ve tarzının nereden geldiğini de belirtiyor: “Bu prestijli etkinliğe karşı duyduğum saygıyı göstermek için, onlarca yıl sonra Baltimore'un en iyi rock and roll şovlarını tanıtan ünlü yayın Globe Poster'ı festivale getirmekten daha iyi bir yol var mı?”

    Waters'ın memleketi Baltimore'da 1929'da kurulan ve 2010'a kadar insanlarla buluşmaya devam eden Globe Poster, bugüne kadar James Brown, Tina Turner ve Beach Boys’un reklamı için kullandığı renkler ve iddialı yazılarla tanındı. NYFF'nin tasarımında Martin Scorsese, Pedro Almodóvar, Jean-Luc Godard, Barry Jenkins ve Agnès Varda gibi isimler de göze çarpıyor.

    ​Waters, karakteristik olarak ayrıca festivalin Art Movie Hell at the Drive-In başlıklı ve Gaspar Noé’nun Climax (Waters için 2019'un en iyi filmi)  ve Pier Paolo Pasolini’nin Salò, or the 120 Days of Sodom isimli filmi için de çalışma yürüttü.


    ​Kaynak: Dazed

    0
    0
    1051
  • 04-09-2020

    Daft Punk, 2007 Alive’da piramit kürsü kurulumuyla elektronik tur teçhizatlarının en iyi örneklerinden birini oluşturmuştu. Birçok kişiye göre şimdiye kadarki en ikonik sahne setlerinden biri olarak kabul edilen Alive’ın kurulumu, izleyicilere dans müziği tarihinin en büyük anlarından birine de tanık olma fırsatı veriyor. 

    ​Androids'in unutulmaz Coachella ve Glastonbury performanslarının o yılki görüntüleri hâlâ belirli aralıklarla internette yeniden dolaşıma girerken, şimdi de Daft Punk'ın Las Vegas'taki 2007 Vegoose Festival’in daha önce görülmemiş görüntüleri gün ışığına çıkıyor.


    Yeni görüntüler, ikilinin efsanevi Alive performansını birçok farklı açıdan daha önce hiç olmadığı kadar net yakalıyor ve tüm seti üç farklı kamera açısıyla izleyicilerin ekranlarına taşıyor. 80 dakikalık performans, "Robot Rock"ın açılış rifinden, "Aerodinamik"e, "Human After All"dan "Together" ve encore için “One More Time"a kadar birçok özel görüntü ve kaydı içeriyor. Daft Punk, şüphesiz Alive turnesindeki performanslarıyla “elektronik tanrılar” olarak insanların zihnine yerleşti. Bu yeni video kaydının da bu fikri pekiştirdiği söylenebilir.

    Kaynak: Dancing Astrronaut

    https://www.youtube.com/watch?v=sQVqHD4L2tw

    0
    0
    1186
  • 03-09-2020

    Paul Thomas Anderson, Philip Seymour Hoffman'ın oğlu Cooper Hoffman'ı 1970'lerde geçecek yeni filminde başrol olarak oynatıyor. Soggy Bottom başlıklı ve çekimleri halihazırda devam eden filmin set fotoğrafları ise kısa bir süre önce Alana Haim tarafından ortaya çıkarılmıştı. THR’nin bildirdiğine göre bu fotoğraflar aracılığıyla Hoffman’ın rolü de doğrulanmış oldu.

    Philip Seymour Hoffman'ın inanılmaz başarılarla dolu kariyerde en iyi çalışmaları arasında Paul Thomas Anderson ile gerçekleştirdiği Hard Eight, Boogie Nights, Magnolia, Punch-Drunk Love ve The Master'ın da bulunduğu birçok ortak çalışma var. Mimi O'Donnell ve Philip Seymour Hoffman'ın oğlu olan 17 yaşındaki Cooper Hoffman ise filmde bir lise öğrencisi ve çocuk oyuncuyu canlandırarak ilk performansına imza atacak.

    Benzer şekilde setten yansıyan ilk fotoğraflara göre Benny Safdie'nin gerçekten de filmde yer aldığı bilgisi doğrulanmış oldu. Safdie’nin muhtemelen gerçek bir kişilik olan Los Angeles Council üyesi Joel Wach’tan esinlenen karakteri, 1990'ların sonlarına kadar pek ortalıkta dolaşmamış, özel bir kişiliğe sahip gizemli bir eşcinsel adamdı. Tüm bunlara rağmen Bradley Cooper'ın karakteri bir sır olarak kalmaya devam ediyor, ancak onun A Star is Born'un yapımcısı Jon Peters'tan ilham aldığı söylentileri ortalıkta dolanıyor.

    Soggy Bottom için çekimler şu anda the San Fernando Valley ve çevresinde sürdürülüyor.

    ​Kaynak:  The Film Stage

    0
    0
    3495
  • 03-09-2020

    Netflix, çoksatar Çin bilimkurgu romanı The Three-Body Problem’ı bir televizyon dizisine uyarlamak için Game of Thrones'un yapımcılarıyla anlaşmaya vardığını açıkladı.

    Dizi için yazar David Benioff ve DB Weiss, True Blood’ın yazarı Alexander Woo ile birlikte çalışacak. Uyarlama, Liu Cixin’in meşhur üçlemesi Remembrance of Earth's Past’ın ilk kitabı ile başlayacak.

    Game of Thrones hayranları tarafından oldukça karışık tepkilerle karşılaşan açıklama, bir Çin hikâyesinden yapılacak uyarlamanın ne denli başarılı olabileceğine dair ciddi şüpheler yarattı. Benzer şekilde çalışmanın Çin tarafından sansürlenebileceği veya projede çeşitli değişikliklerin olabileceği konusunda endişelerin olduğu da dile getirildi.

    İlk kez 2008'de yayımlanan kitaplar kısa bir süre sonra İngilizceye çevrilmiş ve birçok okur tarafından beğeniyle karşılanmıştı. Serinin takipçileri arasında eski ABD Başkanı Barack Obama ve Facebook’un patronu Mark Zuckerberg de dâhil olmak birçok önemli isim var.

    Destan temel olarak Çin Kültür Devrimi'nden yola çıkıyor ve gelecekteki birkaç bin yılda meydana gelecek olaylar dizisini anlatıyor.

    Netflix’in yazar ve yapımcılarından olan Benioff ve Weiss, söz konusu üçlemeyle ilgili şu ifadeleri kullanıyor:

    "Liu Cixin'in üçlemesi, okuyucuları 1960'lardan zamanın sonuna doğru uzun bir yolculuğa çıkaran, okuduğumuz en iddialı bilimkurgu metinlerden biri. O, bizi soluk mavi dünyamızdaki yaşamdan evrenin uzak noktalarına doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Hayatımızın önümüzdeki yıllarını bu projeyi dünyanın her yerinden izleyiciler için ekranlara taşıyarak geçirmeyi planlıyoruz.”

    Çift, 2019 yılında bu proje için Netflix ile özel bir anlaşma imzaladı.

    Öte taraftan üçlemenin Çinli yazarı Liu Cixin, projede danışman yapımcı olarak yer alacak.

    Cixin, Netflix'e yaptığı açıklamada, "The Three-Body Problem'i televizyon izleyicileri için uyarlayan yaratıcı ekibe karşı büyük bir saygı duyduğunu” da belirtiyor.

    "Bir yazar olarak, bu eşsiz bilim kurgu konseptinin dünya çapında ilgi gördüğünü ve hayranlık kazandığını görmek benim için büyük bir onur. Tüm dünyadaki insanların Netflix'te yayımlanacak hikâyeyi keşfetmesi beni heyecanlandırıyor."

    Bir başka Cixin romanı olan The Wandering Earth'ün 2019'daki film uyarlaması ise Çin'de tüm zamanların en çok hasılat yapan filmlerinden biri olmuştu.

    Projenin yayın tarihiyle ve ayrıntılarıyla ilgili ise henüz açıklama yapılmadı.

    ​Kaynak: BBC

    0
    0
    1328
DAHA FAZLA
Geldanlage