
2021 yazına damga vuran “I WANNA BE YOUR SLAVE” ve “Beggin”, Eurovision’ı kazandıkları “ZITTI E BUONI” şarkılarıyla son zamanların en çok dinlenen sanatçısı olmayı başaran Maneskin, “MAMMAMIA” isimli yeni şarkısını yayımladı.
Fabrizio Ferraguzzo’nun yapımcılığını üstlendiği “MAMMAMIA”, rock şarkısı olmasının yanı sıra dans ve club ritimlerini içererek grubun kendine öz tarzını da yansıtıyor. Maneskin, İstanbul’un da dahil olduğu 13 şehirde düzenlenen ön dinleme etkinliğinde “MAMMAMIA”yı canlı olarak seslendirdi.
Danca’da ay ışığı anlamına gelen Maneskin, vokalde Damiano David, bas gitarda Victoria de Angelis, gitarda Thomas Raggi ve bateride Ethan Torchio’dan oluşuyor. Grup “Beggin” ile 63 ülkede, “I WANNA BE YOUR SLAVE” ile de 35 ülkede ilk 10’a girerek toplamda 24 Platinum ve 16 Gold sertifikasyona ulaştı. Geçtiğimiz günlerde LOUD KIDS isimli Avrupa turnesini açıklayan grubun 2 saat içinde tüm biletleri tükendi.
Maneskin’in yeni şarkısı “MAMMAMIA”yı buradan dinleyebilirsiniz.
Bonobo yeni albümü Fragments’in habercisi olan ilk teklisi “Rosewood”u, Ninja Tune etiketi ve GRGDN Müzik temsilciliği ile müzikseverlerle buluşturdu.
“Rosewood”, Bonobo’nun asıl adıyla Simon Green’in, şimdiye dek yaptığı duygusal olarak en yoğun şarkısı oldu. Sanatçının 14 Ocak 2022’de yayımlanması planlanan Fragments adlı yeni albümünde Jamila Woods, Joji, Kadhja Bonet, Jordan Rakei gibi isimler de yer alıyor. Fragments albümü, duygusal olduğu kadar harekete geçirici ve dinamik 12 parçadan oluşuyor.
Dans müzik sahnesinin önemli isimlerinden biri olan Simon Green, üç kez Grammy’e aday olarak ve 2017 yılında çıkardığı Migration albümünün turnesinde iki milyon bilet satarak büyük başarılara imza attı. Migration albümü ayrıca Billboard’ın dans müzik albüm listelerinde 1. sıraya yükselmişti.
Bonobo’nun yeni şarkısı “Rosewood”u buradan dinleyebilirsiniz.
2021 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi roman yazarı Abdulrazak Gurnah oldu.
İsveç Akademisi, “Kültürler ve kıtalar arasındaki uçurumda, sömürgeciliğin etkilerine ve mültecinin kaderine ödün vermeden ve merhametli bir şekilde nüfuz etmesi” gerekçesiyle ödülün Abdulrazak Gurnah’a verildiği duyurdu.
1948’de Zanzibar’da doğan Abdulrazak Gurnah, 1960'ların sonunda mülteci olarak İngiltere'ye geldi. Ülkesindeki siyasal rejim sebebiyle 1984’e kadar ülkesine geri dönemedi. Gurnah, yakın zamanda emekli olana kadar University of Kent’te İngilizce ve Postkolonyal Edebiyat bölümünde profesör olarak çalıştı. Gurnah’ın 10 romanı ve bir dizi kısa öyküsü yayımlandı. Yazar mülteci sorunu temasını hemen her eserinde işlemekte. Sürgünde henüz 21 yaşında yazmaya başlayan Gurnah’ın ana dili Swahili olmasına rağmen edebi aracı İngilizce oldu.
Nobel Komitesi Başkanı Anders Olsson, Gurnah'ın gerçeğe bağlılığının ve gerçeği basitleştirmeden yansıtmasının dikkat çekici olduğunu, basmakalıp betimlemelerden kaçınarak bakışlarımızı pek çok kişini aşina olmadığı dünyanın başka yerlerine, kültürel olarak çeşitlilik gösteren bir Doğu Afrika'ya çevirdiğini söylüyor.
Abdulrazak Gurnah’ın Kumdan Yürek, Sessizliğe Hayranlık, Deniz Kenarında, Son Hediye ve Terkediş romanları Türkçede İletişim Yayınları’ndan yayımlanmakta.
Oscar and the Wolf 22 Ekim’de dinleyicilerle buluşturmayı planladığı üçüncü stüdyo albümü The Shimmer’a ait “Livestream” isimli yeni teklisini PIAS etiketi ve Türkiye’de GRGDN Müzik temsilciliğinde yayımladı.
Albümden yayımlanan üçüncü tekli olan “Livestream”, Belçikalı şarkıcı Max Colombie’nin kendi yönettiği video klibi ile birlikte müzikseverlerle buluştu. “Livestream” şarkısı sevdiğiniz insanlara duyduğunuz özlem ve yeniden onlara yakın olabilme isteğine odaklanıyor. Koreografisini ve yönetmenliğini Colombie’nin üstlendiği şarkının video klibi albümden yayımlanan bir önceki parça “Oliver”ın devamı olma özelliği taşıyor. Bir önceki klipten aynı karakterlerin yer aldığı video cezbedici, rüya gibi bir yaz ortamında geçiyor.
Max Colombie’nin modern R&B, elektro-pop, bağımsız rock tarzındaki şarkılarının kaynağını hüzün, mutluluk, aşk ve alacakaranlık temaları oluşturuyor. Colombie, yeni albümünde Fransız ve İtalyanların yaşayış tarzlarından, kıyafetlerinden, fotoğraflarından ve filmlerinden etkilendiğini belirtiyor. Max Colombie yeni albümüyle ilgili şunları söylüyor: “Bana göre The Shimmer, birçok türde parçaları ve temalarıyla, gişe rekorları kıran bir filmin soundtrack’i gibi hissettiriyor.”
Oscar and the Wolf’un “Livestream” isimli yeni teklisini buradan dinleyebilir, klibini ise buradan izleyebilirsiniz.
Belçikalı grup Balthazar, son albümleri Sand’den sekiz şarkının yer aldığı ve Brüksel civarındaki eski bir kalede geçirdikleri birkaç günde kaydettikleri Sand Castle Tapes isimli yeni albümlerini PIAS etiketi ve GRGDN Müzik temsilciliğiyle yayımladı.
20 Kasım’da "+1 Katkılarıyla: Gezgin Salon" kapsamında İstanbul’da konser vermeye hazırlanan Balthazar, Belçika’daki bir kalede birkaç gece kalıp Sand albümündeki parçaları canlı bir şekilde kaydederek yeni albümlerini oluşturdu. Geçtiğimiz haftalarda yayımlanan “I Want You”, “On A Roll” ve “Moment” parçalarını takip eden Sand Castle Tapes, Heleen Declercq tarafından yönetildi; yapımcılığını ise HolyShit Sessions üstlendi. Canlı performans kayıtlarından oluşan bu albüm, grubun müziklerinin ve hikâyelerinin antik kale duvarlarının arasında nasıl ortaya çıktığına dair bir bakış sunuyor.
Kalede geçirdikleri günlere kadar birbirlerinden uzak kalan grup üyeleri, Sand Castle Tapes için uzun zaman sonra tekrardan bir araya gelerek yeni şarkılarını yorumladı. Grup birlikte geçirdikleri günler hakkında şunu söylüyor: “Bir albümü ancak birlikte çalmaya başladığınızda tamamıyla anlayabiliyorsunuz.” ve ekliyor: “Rahat ve huzurlu koşullar, şarkıları canlı bir şov için yapacağımızdan çok daha farklı bir şekilde yorumlamanın yolunu açıyor. Bu çok canlandırıcı, çok insani.”
Belçikalı grup Balthazar’ın Sand Castle Tapes isimli yeni albümlerini buradan dinleyebilirsiniz.
Hollandalı ressam Vincent van Gogh’un Kasım 1882’de yaptığı başı ellerinde yaşlı bir adamı tasvir eden eskizi ilk kez sergilendi.
Yüzyılı aşkın bir süredir hayatta olmayan bir sanatçının kataloğuna yeni bir sanat eserinin eklenmesi sık rastlanan bir durum değil ancak yakın zamanda yeniden keşfedilen bir çizimin Vincent van Gogh’a ait olduğu ortaya çıktı. Sanatçının 1882 yılında Lahey’de yaşarken kâğıt üzerine kurşun kalemle yaptığı bu çizim, başı elleri arasında oturmuş, zayıf düşmüş yaşlı bir adamı tasvir ediyor. Bunun Van Gogh’un aynı yıl yaptığı Worn out çizimi için bir ön çalışma olduğu düşünülüyor. Bu haber, sanat eserinin ilk kez halka açık sergilendiği Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi tarafından düzenlenen bir basın toplantısında duyuruldu.
Van Gogh Müzesi direktörü Emilie Gordenker yaptığı açıklamada “Yeni bir çalışmanın Van Gogh’a atfedilmesi oldukça nadirdir.” dedi ve ekledi: “Bu erken çizimi ve hikâyesini ziyaretçilerimizle paylaşabildiğimiz için gurur duyuyoruz.”
Study for Worn Out ismi verilen çalışma, 20. yüzyılın ilk on yılından beri özel bir Hollanda koleksiyonunda yer alıyor. Eskizin 1900’lerdeki alıcısının soyundan gelen, kimliği açıklanmayan şu anki sahibi, bu çizimin meşru bir Van Gogh olup olmadığını belirlemek için Van Gogh Müzesi’ne başvurdu.
Müzede kıdemli bir araştırmacı olan Teio Meedendorp eserle ilgili şunları söyledi: “Stilistik açıdan Van Gogh’un Lahey’deki zamanından bildiğimiz birçok figür çalışmasına mükemmel bir şekilde uyuyor ve bu çizimin de Worn out ile bağlantılı olduğu çok açık.”
Meedendorp’un açıkladığı gibi malzemelerin hepsi sanatçının bu süre zarfında kullandığı şeylerle uyumlu olduğu görülüyor. Kalın bir marangoz kalemi, suluboya kâğıdı ve su ile süt karışımından yapılmış bir sabitleme maddesi gibi unsurlar benzerliği destekliyor. Ayrıca Teio Meedendorp şu şekilde açıklıyor: “Çizimin arkasındaki köşelerde Van Gogh’un geleneksel olarak nişasta tomarları kullanarak çizim tahtasına kâğıt yapraklarını yapıştırma biçimine bağlayabileceğimiz hasar izleri var.”
Araştırmacıya göre Worn out ve eskizinin dayandığı modelin adı Adrianus Jacobus Zuyderland oldu. Yerel bir işçi olan bu adam, Van Gogh’un favori konusuydu ve sanatçı onu kırk defadan fazla çizimlerinde kullandı. Zuyderland At eternity’s gate ve Sorrowful old man (1882) gibi ünlü çizimlerin temelini oluşturdu.
Van Gogh’un Lahey’deki günlerinde yaptığı birçok çizimin tarihlerini belirlemek zor olsa da Worn out ve eskiz için durum böyle değil. Van Gogh 24 Kasım 1882 tarihli kardeşi Theo’ya yazdığı bir mektupta sanat eserlerine atıfta bulunuyor. Sanatçı mektubunda şöyle belirtmiş “Bugün ve dün, dirsekleri dizlerinde ve başı ellerinin arasında iki yaşlı adam figürü çizdim. Yamalı bombazine elbisesi içinde, kel kafalı yaşlı bir işçi ne güzel bir görüntü oluşturuyor.”
Van Gogh Müzesi’nde 2 Ocak 2022’ye kadar sergilenecek olan Study for Worn Out, Worn out çiziminin yanı sıra kurumun kalıcı koleksiyonundan diğer eserlerle birlikte izleyiciyle buluşuyor. Teio Meedendorp “Diğer çalışmalar bağlamında Study for Worn Out’u göstermek, Van Gogh'un çalışma süreci hakkında bize özel bir fikir veriyor.” Diyor ve ekliyor: “Dahası çalışma tamamen kendi başına ayakta duran çok güzel, güçlü bir çizim.”
Kaynak: Artnet
Künye:
1.Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi’nin ziyaretçileri Vincent van Gogh’un 1882 tarihli Study for Worn out adlı eskizine bakıyor. Fotoğraf: Jelle Draper, Van Gogh Museum
2. Vincent van Gogh, Study for Worn out (1882) Van Gogh Museum
3. Vincent van Gogh, Worn out
Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Arc de Triomphe anıtı 25.000 metrekarelik geri dönüştürülebilir polipropilen kumaşla kaplandı. 2021’de dünyanın en büyük kamusal sanat eseri olduğu söylenen l'arc de triomphe, wrap 3 Ekim’e kadar sergilenecek.
Sotheby’s’in Küresel Güzel Sanatlar bölümünün başkan yardımcısı Simon Shaw’ın designboom’a verdiği bir röportajda “Christo son nefesine kadar, kendi deyimiyle son ‘geçici sergisi’ olan bu proje üzerinde yorulmadan çalıştı” dedi ve ekledi: “ve bu özgün çalışmalar gerçekten de merhum sanatçının büyülü hayal gücüne, en iddialı yerleştirmesini hazırlarken bulduğu neşe ve meraka bir pencere açıyor.”
Arc de Triomphe anıtının kaplanmasının nedeni ise ünlü sanatçılar Christo Vladimirov Javacheff ve eşi Jeanne-Claude’nin planladığı ancak hayata geçiremediği projelerinin 60 yıl sonra gerçekleştirilmesi. Ünlü sanatçılar Christo Vladimirov Javacheff ve eşi Jeanne-Claude 1961’de kamusal alanlarda sanat eserleri yaratmaya başladı. Çiftin projelerinden biri de bir kamu binasını kaplamaktı. Arc de Triomphe yakınında küçük bir oda kiralayan Christo, orada Arc de Triomphe’nin sarılmış bir fotomontajı da dahil olmak üzere birkaç çalışma yaptı. Planlanan bu proje neredeyse 60 yıl sonra hayata geçirildi.
Christo Vladimirov Javacheff’in tüm projelerinde olduğu gibi l'arc de triomphe, wrap projesi de tamamen sanatçının çizimleri ve kolajlarının yanı sıra 1950’ler ve 1960’lardan kalma ölçekli modellerin satışı yoluyla finanse edilecek. Hiçbir kamu veya özel fondan yararlanmayacak. Ayrıca “The final christo” başlıklı sergi kapsamında kaplamaya hazırlık olarak çizilmiş imgeler, yan yana haritalar, mimari planlar, fotoğraflar ve pastel ve boya mühendislik çizimlerini içeren 25 orijinal eser sanatseverlerle buluşuyor. Sergide bulunan eserler hem gelecek projeye hem de sanatçıların mirasını gelecek nesiller için korumak için kurulan Christo & Jeanne-Claude vakfına fayda sağlamak için özel satışa sunulacak.
Kaynak: designboom
Fotoğraflar: Wolfgang Volz © 2021 Christo and Jeanne-Claude Foundation
Portekiz topluluğu Madredeus’un arkasındaki müzisyen ve bestecilerden Rodrigo Leão’nun, Kanadalı şarkıcı, söz yazarı Michelle Gurevich ile düet yaptığı “Friend of a Friend” isimli teklisi yayımlandı.
Leão, ekimde çıkacak A Estranha Beleza da Vida isimli yeni albümünün ilk teklisi olan “Friend of a Friend”de sanatçı Michelle Gurevich ile birlikte çalıştı. “1950’lerin müziğinden etkilenen mutlu bir ritim ararken başlayan ve bana yeni fikirler bulma hevesi veren bir şarkı.” diyen Leão “Friend of a Friend”i bizi şu anda yaşadığımızdan çok farklı bir zamana götüren bir şarkı olarak tanımlıyor. Rodrigo Leão ekim ayında BMG tarafından dünya çapında yayımlanacak A Estranha Beleza da Vida adlı albümünde Kurt Wagner (Lambchop), Michelle Gurevich, Martírio, Surma veya Suso Saiz gibi sanatçılarla çalıştı.
Rodrigo Leão yaklaşık 10 yıldır çalıştığı Madredeus’dan kendi solo kariyerine odaklanmak için ayrıldı. Sanatçı Londra’daki Barbican Centre, Barselona’daki Palau de la Musica, Paris’teki Alhambra ve Grand Rex tiyatroları, Amsterdam'daki Melkweg, Teatro Municipal do Rio de Janeiro ve Washington’daki Kennedy Center gibi mekânlarda canlı performans sergilerken Forest Whitaker’ın oynadığı Lee Daniels’ın Oscar adayı tarihi draması The Butler’da dahil olmak üzere filmin müziklerini yaptı.
Rodrigo Leão’nun Michelle Gurevich ile birlikte çalıştığı “Friend of a Friend” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.
Televizyonun Oscar’ları olarak bilinen Emmy Ödülleri dün gece ABD’nin California eyaletindeki Los Angeles şehrinde düzenlenen törenle 73. kez sahiplerini buldu. Geceye drama kategorilerindeki tüm ödüllerin sahibi olan The Crown dizisi damgasını vurdu. Ted Lasso ve The Queen’s Gambit’in kendi kategorilerinde birçok ödülü toplayarak gecede öne çıkan yapımlardan oldu. Cedric the Entertainer’ın sunuculuğunu yaptığı törende Taraji P. Henson, Michael Douglas, Sarah Paulson, Amy Poehler, Kerry Washington gibi isimler ödülleri vermek için sahneye çıktı.
73. Emmy Ödülleri Kazananları:
En İyi Dram Dizisi: The Crown
En iyi Komedi Dizisi: Ted Lasso
En İyi Mini Dizi: The Queen’s Gambit
En İyi Yarışma: RuPaul’s Drag Race
En İyi Dram Erkek Oyuncusu: Josh O’Connor - The Crown
En İyi Dram Kadın Oyuncusu: Olivia Colman - The Crown
En İyi Komedi Erkek Oyuncusu: Jason Sudeikis - Ted Lasso
En İyi Kadın Komedi Oyuncusu: Jean Smart - Hacks
Mini Dizi ya da Filmde En İyi Erkek Oyuncu: Ewan McGregor - Halston
Mini Dizi ya da Filmde En İyi Kadın Oyuncu: Kate Winslet - Mare of Easttown
Dramda En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tobias Menzies - The Crown
Dramda En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Gillian Anderson - The Crown
Komedi En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Brett Goldstein - Ted Lasso
Komedi En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Hannah Waddingham - Ted Lasso
Mini Dizi ya da Filmde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Evan Peters - Mare of Easttown
Mini Dizi ya da Filmde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Julianne Nicholson - Mare of Easttown
En İyi Dram Dizisi Yazarı: Peter Morgan - The Crown
En İyi Yönetmen Komedi Dizisi Yazarı: Lucia Aniello Paul W Downs, Jen Stansky - Hacks
En İyi Mini Dizi ya da Film Yazarı: Michaela Coel - I May Destroy You
Dram Dizisi Dalında En İyi Yönetmen: Jessica Hobbs - The Crown (War)
Komedi Dizisi Dalında En İyi Yönetmen: Lucia Aniello - Hacks “There Is No Line (Pilot)”
Mini Dizi Dalında En İyi Yönetmen: Scott Frank - The Queen's Gambit
Amerika’nın prestijli Video Müzik Ödülleri’nde “Yılın Videosu” ödülünü kazanan, Grammy Ödüllü sanatçı Lil Nas X, MONTERO isimli ilk albümünü yayımladı.
Geçtiğimiz günlerde düzenlenen MET Gala’da dikkatleri üzerine çeken Lil Nas X, albümden önce yayımladığı “MONTERO (Call Me By Your Name)” ve “INDUSTRY BABY” şarkıları dünya çapında yüz milyonlarca dinlendi. 15 şarkının yer aldığı MONTERO albümünde sanatçıya Doja Cat, Elton John, Jack Harlow, Megan Thee Stallion ve Miley Cyrus gibi dünyaca ünlü isimler eşlik ediyor. Albüm ile birlikte “THAT’S WHAT I WANT” şarkısının klibini de yayımlandı. Ayrıca Lil Nas X, Jean Paul Gaultier ile albüme özel bir koleksiyonu satışa çıkaracağını da açıkladı.
Lil Nas X’in MONTERO isimli albümünü buradan dinleyebilir, “THAT’S WHAT I WANT” şarkısının klibini ise buradan izleyebilirsiniz.