GÜNDEM
  • 24-04-2021

    Kundura Sinema’nın çevrim içi izleme platformu Kundurama’da yayımlanan İngiliz yönetmen ve sinema eleştirmeni Mark Cousins’in Women Make Film: A New Road Movie Through Cinema isimli belgeselinin gösterim tarihi 30 Nisan’a kadar uzatıldı. Ayrıca Mark Cousins, filmin Türkiye gösterimine özel olarak Altyazı sinema dergisi editörü Aslı Ildır’ın sorularını cevapladı.

    Dünya prömiyerini 2018’de Venedik Film Festivali’nde yapan Women Make Film: A New Road Movie Through Cinema dünyanın dört bir yanından seçilmiş kadın yönetmenlerin filmleri üzerinden “iyi bir film” çekmenin 40 altın kuralını sıralıyor. 2020 Avrupa Film Ödülleri’nde Yenilikçi Anlatım Ödülü’nü kazanan film, ortak yapımcısı da olan Tilda Swinton’ın yanı sıra Jane Fonda, Adjoa Andoh, Sharmila Tagore, Kerry Fox, Thandie Newton ve Debra Winger gibi oyuncuların rehberliğinde izleyiciyi eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Cousins binlerce film izleyerek 200’e yakın kadın yönetmenin filmlerinden parçaları bir araya getirdiği bu çılgın projenin hikâyesini anlattı ve kadın sinemacıları film endüstrisinin kurbanları olarak değil, yaratıcılıkları ve hayâl güçleri ile anlatmayı tercih ettiğini belirtti.

    Mark Cousins, yapımı 5 yıldan fazla süren ve 2018’de tamamladığı Women Make Film: A New Road Movie Through Cinema için şöyle söylüyor: “Filme başlarken açık gözlerle bakmaya çalıştım. Kalıpları veya kategorileri unutmaya çalıştım. Siyasi yelpazenin sağındaki insanlar, kadınların anne ve ev içinde olması gerektiği vb. şeyler derken, solcular da kadınların empatiye sahip ve daha iyi olduklarını söylerler. Bunların hepsi bir genelleme; oysa kendi hayatlarımıza kendimiz karar verebiliriz. Bir sinema aşığı olarak bunları tartışmak ve ispatlamak peşinde değildim, sadece kadınların ne yaptığını anlatmak istedim. En iyi savaş filmlerinden, aksiyonlarından bazılarını, ya da en iyi ev içi filmleri (domestic films), deneysel film ya da belgeselleri kadınlar yapmıştır. Bu filmlere gerçekten baktığınızda kadınların kalıplarının ne kadar az olduğunu görüyorsunuz. Bence bu çok özgürleştirici bir şey. Yani gezegenin her yerinden genç ya da yaşlı kadınlar şunu söylüyordu: ‘Omzunuzda size sinemanın nasıl yapılacağını söyleyen bir el yok, istediğiniz türde film çekebilirsiniz!”

    Kundura Sinema ve Altyazı Sohbetleri serisinin ilki olan bu söyleşiyi buradan, filmi de 30 Nisan Cuma gününe kadar buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    1554
  • 24-04-2021

    Arter’in çevrim içi yorumlama etkinlikleri Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan “Dinleyen Gözler İçin” sergisi kapsamında gerçekleşecek Sevengül Sönmez’in “Yazının Dinleyen Gözleri” başlıklı konuşması ile devam ediyor. 6 Mayıs Perşembe günü saat 19:00’da gerçekleşecek konuşmada Sönmez, çağdaş sanata edebiyat penceresinden bakarak Fluxus ağının parçası olan sanatçıların edebiyatla kurdukları ilişkiyi ele alacak.

    Sevengül Sönmez konuşmada çağdaş sanata edebiyat penceresinden bakarak sanatçıların yaşadıkları dönemde dostluk kurdukları edebiyatçılara, ilham aldıkları ve yeniden yorumladıkları edebi metinlere odaklanacak ve bu sanatsal birlikteliği anlamaya, konumlamaya ve etkilerini takip etmeye çalışacak. Konuşmada Fluxus ağının parçası olan sanatçıların edebiyatla kurdukları ilişki merkeze alınacak ve avangard sanatın ve edebiyatın izdüşümü sergiden seçilen eserler aracılığıyla yorumlanacak. Sönmez, konuşması sırasında Fluxus sanatçılarını bir araya getiren Something Else Press’in bu ağa ve sanatçılara katkısını da işleyecek.

    Arter’de devam eden ve çoğu müzikle güçlü bir bağ kuran 23 yapıtın yer aldığı “Dinleyen Gözler İçin” başlıklı grup sergisi John Cage’in müzikte olduğu kadar tüm sanatsal üretiminde sessizlik, belirsizlik ve rastlantısallığı bir arada kullanan deneysel yaklaşımını ve Fluxus sanatçılarını referans alıyor. Küratörlüğünü Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli’nin yaptığı sergi, ses içeren az sayıda eserin tamamen sessiz yapıtlarla aynı mekânda buluşturulması yoluyla gerçeklik ve hayal gücü arasında salınan düşünsel bir sarkaç yaratmayı hedefliyor.

    ​Arter Öğrenme Programı’nın yorumlama etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek “Yazının Dinleyen Gözleri” başlıklı çevrim içi konuşma hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Dick Higgins, 1969
    Senfoni No: 48, 1–3. Bölüm: Allegro Vivace – Andante Spiccato – Allegro Grandioso
    Arter Koleksiyonu, Dinleyen Gözler İçin sergisinden
    ​Fotoğraf: flufoto

    0
    0
    917
  • 24-04-2021

    Şebnem İşigüzel’in erkekler üzerinden anlatılan tarihi ters yüz eden, edebiyata farklı bir pencereden bakan, isyankâr ve oyunbaz yeni romanı İstanbullu Amazonlar 1809, İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    İstanbullu Amazonlar 1809, gizli kapaklı mektupların, günlüklerin, vakanüvis notlarının satır aralarında gezinirken muhayyilesinin sınırlarını zorluyor. Osmanlı, bir kadın sultanı tahta çıkardı mı? Taht bahtına erişen ilk ve son kadın sultan tarihten nasıl silindi? İmparatorluğun başında kalmasına müsaade edilseydi kadınlığın bu topraklardaki kaderi değişir miydi?... Kendinden efsunlu bir anlatıcı, kafasındaki bu deli soruların peşinden gidiyor, derin bir ispata girişiyor.

    “Müneccimbaşı her bebekte haremin kapısında beklerdi. Eğer bebek erkek ise hemen yıldız haritasına bakılır, kehanette bulunulurdu. Bebeğin kız olduğu öğrenildiğinde bunu yapmak gereksiz görülürdü. Zira kızların tahta çıkma olasılığı yoktu. Ancak o gece müneccimbaşı yıldızlarına bakılacak kadar başka bir kadın sultanın dünyaya geldiğini biliyordu.”

    ​Görsel künye: Antoine Ignace Melling, “Vue général du Bosphore, rise de la montagne du Géant”, 1819

    0
    0
    3251
  • 23-04-2021

    Akbank Sanat, 29 Nisan Dünya Dans Günü’nde Paspas’ın İçinde solo dans performansını izleyicilerle buluşturuyor. Dansçı Gizem Seçkin’i izleyeceğimiz solo performansın koreografisi Ebru Cansız’a ait.

    Paspas’ın İçinde isimli solo dans performansı, sanatçı Başar Ünder’in Akbank Sanat’ta 9 Mart - 15 Haziran tarihleri arasında sergilenen, küratörlüğünü Selçuk Artut ve Jeremy Woodruff’un üstlendiği ve “Distopya Ses Sanatı Sergisi” için tasarladığı Sesi Yükseltilmiş Paspas adlı yerleştirmesinden ilham alıyor. Performans; tüm hareketlerin dikte edilmiş bir alanla sınırlı olduğu distopik bir dünyada bireyin beden ve zihin bütünlüğünü korumaya çalışırken var olma, özgürleşme ve özgün olma mücadelesini ve solonun hareket dilini ele alıyor.

    Paspas’ın İçinde performansı 29 Nisan tarihinde Akbank Sanat’ın Instagram ve YouTube hesaplarından izlenebilecek.

    0
    0
    1177
  • 23-04-2021

    Performistanbul sanatçılarından Gülhatun Yıldırım, Mk Yurttaş ve Leman Sevda Darıcıoğlu’nun performans dokümantasyon ve yerleştirmelerinin yer aldığı “Hafızanın Dönüşümü” 12 Mayıs tarihine kadar Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı’nda sanatseverlerle buluşuyor.

    Senkron Eş Zamanlı Video Sergileri kapsamında ve SAHA desteğiyle hayata geçen Performistanbul küratörlüğündeki “Hafızanın Dönüşümü”nde üç sanatçının performans dokümantasyon ve yerleştirmesi bulunuyor. 15 - 22 Nisan tarihlerinde Gülhatun Yıldırım’ın Senin Yarın Su performansı ile başlayan “Hafızanın Dönüşümü”, 26 Nisan - 3 Mayıs’ta  Mk Yurttaş’ın Bitkilerin çok uzun bir zaman içinde çürümesiyle oluşmuş olan koyu renkte organik toprak ve 5 - 12 Mayıs’ta Leman Sevda Darıcıoğlu’nun Beyaz Güller, Pembe Simler performansları ile devam edecek.

    “Hafızanın Dönüşümü” Performistanbul’un 2018 yılında gerçekleşen “Bu Bir Performans Değildir” adlı sergisiyle diyalog kurarak “Yok olan nasıl sergilenir? Performans hafızası nasıl aktarılır?” sorularına cevap arıyor. Ekranların karşısından ayrılamadan, âdeta bedenlerimizin bir uzantısıymışçasına onlarla yaşadığımız bu pandemi döneminde “Hafızanın Dönüşümü” izleyicileri yeniden üç boyutlu yaşama geçmeye, performans kalıntılarını bedenin farklı duyularıyla deneyimlemeye/hissetmeye ve sanatçının geride ne bırakmak istediği üzerine düşünmeye çağırıyor.

    “Hafızanın Dönüşümü” 12 Mayıs tarihine kadar Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı’nda (PCSAA) ziyaret edilebilir. Ayrıca burada PCSAA arşivlerinde bulunan, Londra merkezli Canlı Sanat Kütüphanesi LADA’dan transfer edilen 100’ün üzerinde performans dokümantasyon videoları kütüphanedeki DVD’lerden seçerek alanda görülebilir.

    Künye:
    1- 2020, Leman Sevda Darıcıoğlu, Beyaz Güller, Pembe Simler, Performans, 5 saat, Performistanbul’un küratöryel desteği ile SoliTsoli, Nawara ve Gay Shame tarafından düzenlenen “Glitter and Grief” kapsamında, Haus der Statistik, Berlin
    Fotoğraf: Esra Gültekin
    2- 2020, Gülhatun Yıldırım Senin Yarın Su, Performans, 1 saat, Kemiklerin Üstüne Şarkılar – Disiplinlerarası Temas Sergisi kapsamında, Eksi 1, İstanbul
    Fotoğraf: Can Tonbil
    3- 2020, Mk Yurttaş, Bitkilerin çok uzun bir zaman içinde çürümesiyle oluşmuş olan koyu renkte organik toprak, Performans, 1 saat, Kemiklerin Üstüne Şarkılar – Disiplinlerarası Temas Sergisi kapsamında, Eksi 1, İstanbul
    ​Fotoğraf: Can Tonbil

    0
    0
    1607
  • 23-04-2021

    Zoë Tucker’ın yazdığı ve Rachel Katstaller’in çizdiği, teknoloji tarihinin en parıltılı isimlerinden biri hâline gelecek olan küçük bir kız çocuğunun gerçek hikâyesini anlatan Ada Lovelace ve Sayıların Başını Döndüren Makine, Itır Arda’nın çevirisiyle Koç Üniversitesi Çocuk (KÜ Çocuk) tarafından yayımlandı.

    Şair bir baba ile matematik sevdalısı bir annenin kız çocuğu olarak dünyaya gelen Ada, dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak tanınıyor. Dünyayı öyle bir değiştirmek ki, 2009’dan bu yana her yıl ekim ayının ikinci salı günü, “Ada Lovelace Günü” kabul ediliyor. Ada Lovelace Günü, teknoloji ve bilim alanında çalışan ve başarı gösteren kadınları bir araya getirerek yeni nesillere ilham verme ve cesaretlendirme hedefiyle kutlanıyor.

    ​Ada problemlere bayılır. Bu problemler ister küçük ister büyük olsun, onun için hiç fark etmez. En çok da içinden çıkılması zor problemleri sever. Kütüphanede ne bulursa okur, karmakarışık matematik işlemlerini çözer ve çılgın makineler icat eder. Ada, yaşıtlarından farksız küçük bir kız çocuğu gibi görünse de, dünyayı değiştirmek üzeredir.

    0
    0
    1368
  • 22-04-2021

    BluTV’nin yeni özel yapımı Yeşilçam’ın ilk iki bölümü bu akşam (22 Nisan) saat 19:00’da izleyicilerle buluşuyor. Senaryosunu Levent Cantek ve Volkan Sümbül’ün yazdığı, yönetmenliğini ise Çağan Irmak’ın üstlendiği dönem dizisinin oyuncu kadrosunda Çağatay Ulusoy, Afra Saraçoğlu, Selin Şekerci, Güngör Bayrak, Nilüfer Açıkalın, Altan Erkekli, Yetkin Dikinciler, Özgür Çevik, Ayta Sözeri ve Bora Akkaş yer alıyor.

    60’lar Türkiye’sinde yükselen Yeşilçam Sineması’nın naif ve samimi hisler yaratan atmosferini, arka planda kalan karanlık yönleriyle birlikte anlatan Yeşilçam, hayatını sinemaya adamış genç bir yapımcının önüne çıkan her türlü engele rağmen inandıklarından vazgeçmeden hayallerinin peşinden gitme hikâyesine odaklanıyor.

    ​Yapımcılığını Sibel Tuna’nın yaptığı ve Sunset Film imzalı Yeşilçam dizisinin ilk iki bölümünü bu akşam (22 Nisan) saat 19.00’da BluTV’de izleyebilirsiniz.

    0
    0
    1315
  • 22-04-2021

    .artSümer video sanatını mercek altına alan “Senkron” kapsamında Cezayir asıllı Fransız sanatçı Fayçal Baghriche’in İşçi Pazarı (2003) ve Philippe (2008) başlıklı iki videosunu sanatseverlerle buluşturuyor.

    Çalışmalarına Paris’de gerçekleştiren Fayçal Baghriche’in seçilmiş sergileri arasında Brooklyn Euphoria (New York),  Dashanzi Art Festival (Beijing), Gwangju ve Dakar Bienalleri, Huston's Contemporary Art Museum, Outspot for Contemporary Art (Los Angeles), Bielefelder Kunstverein (Almanya), Al Riwaq Art Space Bahrein, Modern Museum of Alger, Delfina Foundation (Londra), Vögele Kultur Zentrum (İsviçre), Villa Empain (Brüksel), BrotKunsthalle Wien (Avusturya), CAPC (Bordeaux), Museum of Modern Art (Paris), Vasarely Vakfı ve Centre Pompidou yer alıyor.

    ​Fayçal Baghriche’in iki video işi 30 Nisan tarihine kadar salıdan cumaya 12:00 - 18:30 saatleri arasında .artSümer’de görülebilir. Ayrıca .artSümer’de “Çevrimdışı Seyir Odası”nın ikinci seçkisi eş zamanlı olarak devam ediyor.

    0
    0
    930
  • 22-04-2021

    Susan Sontag’ın oğlu David Reiff tarafından yayına hazırlanan günlükleri ve defterlerinden oluşan Yeniden Doğan - Günlükler ve Deflerler, 1947-1963 ve Bilinç Tene Kuşanınca - Günlükler, 1964-1980, Begüm Kovulmaz’ın çevirisiyle Everest Yayınları tarafından dilimizde yayımlandı.

    Sontag’ın 1947-1963 yılları arasında tuttuğu günlüklerden oluşan Yeniden Doğan için oğlu David Reiff, “Bu günlükleri çekici kılan şey, Susan Sontag’ı, olmak istediği kişiyi ve edinmek istediği benliği, özbilinçli ve kararlı bir şekilde yaratan bir genç kız olarak sunuşuydu. İşte bu yüzden bu cilde Yeniden Doğan adını vermeyi seçtim, ” diyor. Sontag da günlüğe yüklediği anlamı benzer bir yaklaşımla açıklıyor, “Günlük yalnızca kişinin özel, gizli düşüncelerinin kaydı değildir – günlüğü sağır, dilsiz, okuma yazması olmayan bir sırdaş gibi görmek yüzeysel bir kavrayış. Günlük yazarken kendimi başkalarının karşısında yapamadığım kadar açık yüreklilikle ifade etmekle kalmıyor, kendimi yaratıyorum. Günlük bireysellik algımın bir aracı. Duygusal ve tinsel bağımsızlığımı simgeliyor. Dolayısıyla (ne yazık ki) sadece güncel, gündelik hayatımın kaydını tutmuyor, daha ziyade –çoğu zaman– ona bir alternatif sunuyor.”

    Bilinç Tene Kuşanınca ise Sontag’ın 1964-80 yılları arasında, otuzlu-kırklı yaşları boyunca tuttuğu günlükleri içeriyor. Bu cilt Sontag’ın ani kararların, kırılmaların ve keskin dönemeçlerin temsil ettiği hayatının bir dökümü olarak karşımıza çıkıyor. 

    ​Sontag’ın ölümünden sonra bu metinleri yayına hazırlayan oğlu David Reiff, “Bu cildin –özellikle annemin eğitimi, olgunluğa erişmesi anlamında, siyasal bir bildungsroman olduğunu da söylemek mümkün. Bir anlamda, annemin hayatını eksik bir şekilde anlatıyor günlükleri; çünkü günlüklerine mutsuzken yazma eğilimindeydi, ne kadar mutsuzsa o kadar sık yazardı. Mutluyken günlüğünü eline almazdı pek. Dolayısıyla, günlükteki ölçülerle gerçek hayattaki ölçüler birbirini tutmasa bile, bana kalırsa aşktaki mutsuzluğu da yazmaktan aldığı derin tatmin duygusu gibi karakterinin bir parçasıydı.”Susan Sontag ise “Hayatım boyunca mucizelere inandım,”diyor.“Sonunda, bir mucize yaratmaya karar verdim. Başarısız oldum. Ölmek istedim. Ama başarısız olmak istemiyorum, dedim. Hayatta kalanlardan biri olmak istiyorum.”

    0
    0
    1358
  • 22-04-2021

    İstanbul Fringe’in hayata geçirdiği Ev Yapımı Fringe serisinin bu yılki son atölyesi olan Kuralsız Dans Atölyesi 25 Nisan tarihinde gerçekleşecek. Katılımcıları hafta sonunda kuralsızca dans etmeye çağıran atölye Işıl Bıçakçı eğitmenliğinde yapılacak.

    Teknik kurallardan ve estetik kaygılardan sıyrılıp bedenin özgürlüklerini keşfetmek isteyen herkese açık olan atölyeye katılmak için herhangi bir dans/fiziksel eğitim geçmişi aranmıyor. Kuralsız Dans Atölyesi’nde katılımcılar 90 dakika boyunca hem fiziksel hem de zihinsel sınırlarda yolculuğa çıkacak. 25 Nisan Pazar günü saat 12.00 - 13:30 arasında gerçekleşecek atölyenin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    “Dans insanlık tarihi kadar eski olan bir ifade biçimidir. Peki nedir bu ‘Çağdaş Dans’ dedikleri? Bu atölye, bir yandan dansın çağımızdaki yaklaşımlarıyla ilgili fikirler verirken, diğer yandan teknik kurallara ve estetik kaygılara bağlı kalmaksızın bedeninizin özgürlüklerini keşfedeceğiniz, fiziksel/zihinsel kapasitenizi farklı yönlerde kullanacağınız keyifli bir deneyim sunmayı amaçlamaktadır.”

    0
    0
    979
DAHA FAZLA
Geldanlage