GÜNDEM
  • 26-04-2021

    Fransız yazar Françoise Sagan'ın yayımlandıktan kısa süre sonra dünya çapında başarı elde eden ve kültleşen ilk romanı Hoş Geldin Hüzün, Frédéric Rébéna'nın grafik roman uyarlamasıyla ve Damla Kellecioğlu’nun çevirisiyle Desen Yayınları tarafından dilimizde yayımlandı.

    Hoş Geldin Hüzün, on yedi yaşındaki Cécile'in zevk düşkünü hayatını, yetişkinlerle ilişkisini ve kuşak çatışmasını 1950'lerin ruhuna sadık kalarak, incelikle yansıtıyor.  Eser, kendi dönemi için uçarı ve hatta cüretkâr sayılabilecek bir hikâyeyi Fransız Rivierası'nın o meyvemsi ve deniz kokulu atmosferi eşliğinde sil baştan yaşatıyor.

    Roman Otto Preminger tarafından aynı adla sinemaya da uyarlanmış ve Jean Seberg'ün oyunculuğuyla hafızalara kazınmıştı. Adını Paul Éluard'ın şiirinden alan Hoş Geldin Hüzün, özellikle Fransız toplumunun burjuva kesiminin geçmişten günümüze neredeyse hiç değişmeyen ahlak algısını sorguluyor.

    ​Baba kız tatile çıkan Cécile ve Raymond, Fransız Rivierası'nda bir villa kiralar. Tatillerine, Raymond'un genç ve güzel sevgilisi Elsa da eşlik edecektir. Okuldan ve derslerden uzakta, ilk duygusal yakınlaşmaların sıcaklığı ile Akdeniz'in tadını doyasıya çıkarmakta olan Cécile'in huzuru, babasının bir emrivaki ile yazlığa davet ettiği, yıllar önce kaybettiği annesinin de eski bir arkadaşı olan Anne'ın gelişi ile bozulur. Zarafeti ve olgun kişiliğiyle herkesi büyüleyen ve hatta Elsa'ya rağmen babasını kendine âşık etmeyi başaran Anne; Cécile'in, babasıyla düşlediği mutlu gelecek için artık büyük bir tehdittir. Genç kızın, konforlu hayatlarını yersiz kurallarla darmadağın edeceğine emin olduğu bu güçlü kadından kurtulmak için entrikalarla dolu sinsi bir planı vardır...

    0
    0
    1938
  • 25-04-2021

    MadenÖktemErsönmez’in “No Mad” isimli yeni teklisi Lycia Records/Space Goats etiketiyle yayımlandı.

    Sarp Maden, Volkan Öktem ve Alp Ersönmez’den oluşan modern caz üçlüsü, farklı müzikal tarzlarını yıllar içerisinde edindikleri deneyim ve uyumla bir araya getirdikleri MadenÖktemErsönmez isimli projelerinin yeni teklisi olan “No Mad”i dinleyiciyle buluşturdular. “No Mad”in tamamlanma çalışmalarını pandemi sürecinde birbirlerinden ayrı şehirlerde gerçekleştirdiler. Şarkıda üç ayrı sanatçının kendi paletinden renkleri tek tabloda nasıl uyumlu bir birlikteliğe getirebileceği ve içerisinde bulunduğumuz sürecin bizlere olan ‘nomad ve no mad’ (göçebelikten uzaklaştıran-delirmememiz gereken günler yaşatması) etkileri aktarılıyor.

    ​Yeni albümün habercisi olan “No Mad”in mix’i Mehmet Uğur Memiş, mastering’i Selim Sayarı, kapak çalışması ise Monroe Creative imzası taşıyor.

    0
    0
    1757
  • 25-04-2021

    Pera Müzesi’nde izleyici ile buluşan kalıcı ve süreli sergiler sanal ortama taşınıyor.

    Üç boyutlu sanal sergi turlarıyla izleyiciler Google Arts & Culture platformundan izlenebilen dijital sergilerden farklı olarak eserlerin en ince ayrıntısına kadar incelenebildiği, multimedya araçlarıyla desteklenmiş, fiziksel dünyaya daha yakın ve gerçekçi bir deneyim yaşıyorlar. Ayrıca bu üç boyutlu sergiler sanal gerçeklik (VR) gözlüğüyle de deneyimlenebiliyor.

    5 bin yıl öncesinden bugüne uzanan “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri”, kahvenin Osmanlı toplumundaki yerini çini ve seramik üretimi ekseninde inceleyen “Kahve Molası”, Osmanlı diplomasi tarihinde hem elçilik hem de ressamlık kimliklerini benimseyen isimlerin çalışmalarının sergilendiği “Kesişen Dünyalar”, ressam, arkeolog, müzeci Osman Hamdi Bey’in sanat hayatına odaklanan “Osman Hamdi Bey” sergileri sanal ortamda sanatseverlerle buluşuyor.

    Ayrıca sanal ortama taşınan sergiler arasında Pera Müzesi’nin son bir yıl içinde gerçekleştirdiği güncel sergiler de yer alıyor. Minyatür sanatının güncel yorumlarına yer veren “Minyatür 2.0”, Arnavutluk tarihinin sosyalizm ile çetrefilli ilişkisini konu alan “Bir Rüyanın İnşası”, çevresel ve toplumsal konuları kristaller ışığında ele alan “Kristal Berraklığı”, müzenin yeni sergileri “Zevk Meselesi” ve “Etel Adnan: İmkânsız Eve Dönüş” sergileri de çevrim içi bir şekilde gezilebiliyor.

    Sanat eserlerinin, serginin içeriğini oluşturan videoların ve dijital materyallerin birebir izlenebildiği sanal turlara buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    4278
  • 25-04-2021

    Modern Çek edebiyatının kurucularından Karel Čapek’in dünyaya “robot” kelimesini hediye eden, insanlığın kendi elleriyle yarattığı makinelerin elinde son bulduğu bir yok oluş tasavvuru sunan, Kateřina Čupová’nın bir çizgi roman olarak yeniden yarattığı tiyatro oyunu RUR Rossum’un Üniversal Robotları, Martin Alaçam’ın çevirisiyle yeni yayınevi Telemak Kitap’ın ilk kitabı olarak okurla buluştu.

    Čapek’in 1920’de kaleme aldığı bir bilimkurgu tiyatro oyunu olan R.U.R., 25 Ocak 1921’deki ilk sahnelenişinden itibaren kitleleri hem dehşete düşürdü hem de büyüledi. Öyle ki oyun, 1923’e gelindiğinde 30 dile çevrilmişti. I. Dünya Savaşı’nın dehşetinin dönüştürdüğü bir dünyada gelmekte olana dair bir kehanetti bu oyun.

    ​Rossum’un Üniversal Robotları, atların yerini mekanize araçların, tüfeğin yerini otomatik silahların aldığı bir savaşın ardından ilerlemenin durdurak bilmeyen hareketini mantıki sonucuna götürüyor. İhtiyar Rossum’un formülü yapay insanımsılar, insana kafa tutuyor. Yazılışından bir yüzyıl sonra dahi R.U.R.bugünü anlatıyor: İnsansız araçlar, robotik uzuvlar, suni organlar ve yapay zeka araştırmalarının günbegün ilerlediği, işin sonunun konuşulduğu, üretimin insansızlaştığı yeni bir yüzyıl için de zorunlu okuma vasfını koruyor.

    0
    0
    2024
  • 24-04-2021

    Kundura Sinema’nın çevrim içi izleme platformu Kundurama’da yayımlanan İngiliz yönetmen ve sinema eleştirmeni Mark Cousins’in Women Make Film: A New Road Movie Through Cinema isimli belgeselinin gösterim tarihi 30 Nisan’a kadar uzatıldı. Ayrıca Mark Cousins, filmin Türkiye gösterimine özel olarak Altyazı sinema dergisi editörü Aslı Ildır’ın sorularını cevapladı.

    Dünya prömiyerini 2018’de Venedik Film Festivali’nde yapan Women Make Film: A New Road Movie Through Cinema dünyanın dört bir yanından seçilmiş kadın yönetmenlerin filmleri üzerinden “iyi bir film” çekmenin 40 altın kuralını sıralıyor. 2020 Avrupa Film Ödülleri’nde Yenilikçi Anlatım Ödülü’nü kazanan film, ortak yapımcısı da olan Tilda Swinton’ın yanı sıra Jane Fonda, Adjoa Andoh, Sharmila Tagore, Kerry Fox, Thandie Newton ve Debra Winger gibi oyuncuların rehberliğinde izleyiciyi eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Cousins binlerce film izleyerek 200’e yakın kadın yönetmenin filmlerinden parçaları bir araya getirdiği bu çılgın projenin hikâyesini anlattı ve kadın sinemacıları film endüstrisinin kurbanları olarak değil, yaratıcılıkları ve hayâl güçleri ile anlatmayı tercih ettiğini belirtti.

    Mark Cousins, yapımı 5 yıldan fazla süren ve 2018’de tamamladığı Women Make Film: A New Road Movie Through Cinema için şöyle söylüyor: “Filme başlarken açık gözlerle bakmaya çalıştım. Kalıpları veya kategorileri unutmaya çalıştım. Siyasi yelpazenin sağındaki insanlar, kadınların anne ve ev içinde olması gerektiği vb. şeyler derken, solcular da kadınların empatiye sahip ve daha iyi olduklarını söylerler. Bunların hepsi bir genelleme; oysa kendi hayatlarımıza kendimiz karar verebiliriz. Bir sinema aşığı olarak bunları tartışmak ve ispatlamak peşinde değildim, sadece kadınların ne yaptığını anlatmak istedim. En iyi savaş filmlerinden, aksiyonlarından bazılarını, ya da en iyi ev içi filmleri (domestic films), deneysel film ya da belgeselleri kadınlar yapmıştır. Bu filmlere gerçekten baktığınızda kadınların kalıplarının ne kadar az olduğunu görüyorsunuz. Bence bu çok özgürleştirici bir şey. Yani gezegenin her yerinden genç ya da yaşlı kadınlar şunu söylüyordu: ‘Omzunuzda size sinemanın nasıl yapılacağını söyleyen bir el yok, istediğiniz türde film çekebilirsiniz!”

    Kundura Sinema ve Altyazı Sohbetleri serisinin ilki olan bu söyleşiyi buradan, filmi de 30 Nisan Cuma gününe kadar buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    1547
  • 24-04-2021

    Arter’in çevrim içi yorumlama etkinlikleri Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan “Dinleyen Gözler İçin” sergisi kapsamında gerçekleşecek Sevengül Sönmez’in “Yazının Dinleyen Gözleri” başlıklı konuşması ile devam ediyor. 6 Mayıs Perşembe günü saat 19:00’da gerçekleşecek konuşmada Sönmez, çağdaş sanata edebiyat penceresinden bakarak Fluxus ağının parçası olan sanatçıların edebiyatla kurdukları ilişkiyi ele alacak.

    Sevengül Sönmez konuşmada çağdaş sanata edebiyat penceresinden bakarak sanatçıların yaşadıkları dönemde dostluk kurdukları edebiyatçılara, ilham aldıkları ve yeniden yorumladıkları edebi metinlere odaklanacak ve bu sanatsal birlikteliği anlamaya, konumlamaya ve etkilerini takip etmeye çalışacak. Konuşmada Fluxus ağının parçası olan sanatçıların edebiyatla kurdukları ilişki merkeze alınacak ve avangard sanatın ve edebiyatın izdüşümü sergiden seçilen eserler aracılığıyla yorumlanacak. Sönmez, konuşması sırasında Fluxus sanatçılarını bir araya getiren Something Else Press’in bu ağa ve sanatçılara katkısını da işleyecek.

    Arter’de devam eden ve çoğu müzikle güçlü bir bağ kuran 23 yapıtın yer aldığı “Dinleyen Gözler İçin” başlıklı grup sergisi John Cage’in müzikte olduğu kadar tüm sanatsal üretiminde sessizlik, belirsizlik ve rastlantısallığı bir arada kullanan deneysel yaklaşımını ve Fluxus sanatçılarını referans alıyor. Küratörlüğünü Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli’nin yaptığı sergi, ses içeren az sayıda eserin tamamen sessiz yapıtlarla aynı mekânda buluşturulması yoluyla gerçeklik ve hayal gücü arasında salınan düşünsel bir sarkaç yaratmayı hedefliyor.

    ​Arter Öğrenme Programı’nın yorumlama etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek “Yazının Dinleyen Gözleri” başlıklı çevrim içi konuşma hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Dick Higgins, 1969
    Senfoni No: 48, 1–3. Bölüm: Allegro Vivace – Andante Spiccato – Allegro Grandioso
    Arter Koleksiyonu, Dinleyen Gözler İçin sergisinden
    ​Fotoğraf: flufoto

    0
    0
    910
  • 24-04-2021

    Şebnem İşigüzel’in erkekler üzerinden anlatılan tarihi ters yüz eden, edebiyata farklı bir pencereden bakan, isyankâr ve oyunbaz yeni romanı İstanbullu Amazonlar 1809, İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    İstanbullu Amazonlar 1809, gizli kapaklı mektupların, günlüklerin, vakanüvis notlarının satır aralarında gezinirken muhayyilesinin sınırlarını zorluyor. Osmanlı, bir kadın sultanı tahta çıkardı mı? Taht bahtına erişen ilk ve son kadın sultan tarihten nasıl silindi? İmparatorluğun başında kalmasına müsaade edilseydi kadınlığın bu topraklardaki kaderi değişir miydi?... Kendinden efsunlu bir anlatıcı, kafasındaki bu deli soruların peşinden gidiyor, derin bir ispata girişiyor.

    “Müneccimbaşı her bebekte haremin kapısında beklerdi. Eğer bebek erkek ise hemen yıldız haritasına bakılır, kehanette bulunulurdu. Bebeğin kız olduğu öğrenildiğinde bunu yapmak gereksiz görülürdü. Zira kızların tahta çıkma olasılığı yoktu. Ancak o gece müneccimbaşı yıldızlarına bakılacak kadar başka bir kadın sultanın dünyaya geldiğini biliyordu.”

    ​Görsel künye: Antoine Ignace Melling, “Vue général du Bosphore, rise de la montagne du Géant”, 1819

    0
    0
    3242
  • 23-04-2021

    Akbank Sanat, 29 Nisan Dünya Dans Günü’nde Paspas’ın İçinde solo dans performansını izleyicilerle buluşturuyor. Dansçı Gizem Seçkin’i izleyeceğimiz solo performansın koreografisi Ebru Cansız’a ait.

    Paspas’ın İçinde isimli solo dans performansı, sanatçı Başar Ünder’in Akbank Sanat’ta 9 Mart - 15 Haziran tarihleri arasında sergilenen, küratörlüğünü Selçuk Artut ve Jeremy Woodruff’un üstlendiği ve “Distopya Ses Sanatı Sergisi” için tasarladığı Sesi Yükseltilmiş Paspas adlı yerleştirmesinden ilham alıyor. Performans; tüm hareketlerin dikte edilmiş bir alanla sınırlı olduğu distopik bir dünyada bireyin beden ve zihin bütünlüğünü korumaya çalışırken var olma, özgürleşme ve özgün olma mücadelesini ve solonun hareket dilini ele alıyor.

    Paspas’ın İçinde performansı 29 Nisan tarihinde Akbank Sanat’ın Instagram ve YouTube hesaplarından izlenebilecek.

    0
    0
    1166
  • 23-04-2021

    Performistanbul sanatçılarından Gülhatun Yıldırım, Mk Yurttaş ve Leman Sevda Darıcıoğlu’nun performans dokümantasyon ve yerleştirmelerinin yer aldığı “Hafızanın Dönüşümü” 12 Mayıs tarihine kadar Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı’nda sanatseverlerle buluşuyor.

    Senkron Eş Zamanlı Video Sergileri kapsamında ve SAHA desteğiyle hayata geçen Performistanbul küratörlüğündeki “Hafızanın Dönüşümü”nde üç sanatçının performans dokümantasyon ve yerleştirmesi bulunuyor. 15 - 22 Nisan tarihlerinde Gülhatun Yıldırım’ın Senin Yarın Su performansı ile başlayan “Hafızanın Dönüşümü”, 26 Nisan - 3 Mayıs’ta  Mk Yurttaş’ın Bitkilerin çok uzun bir zaman içinde çürümesiyle oluşmuş olan koyu renkte organik toprak ve 5 - 12 Mayıs’ta Leman Sevda Darıcıoğlu’nun Beyaz Güller, Pembe Simler performansları ile devam edecek.

    “Hafızanın Dönüşümü” Performistanbul’un 2018 yılında gerçekleşen “Bu Bir Performans Değildir” adlı sergisiyle diyalog kurarak “Yok olan nasıl sergilenir? Performans hafızası nasıl aktarılır?” sorularına cevap arıyor. Ekranların karşısından ayrılamadan, âdeta bedenlerimizin bir uzantısıymışçasına onlarla yaşadığımız bu pandemi döneminde “Hafızanın Dönüşümü” izleyicileri yeniden üç boyutlu yaşama geçmeye, performans kalıntılarını bedenin farklı duyularıyla deneyimlemeye/hissetmeye ve sanatçının geride ne bırakmak istediği üzerine düşünmeye çağırıyor.

    “Hafızanın Dönüşümü” 12 Mayıs tarihine kadar Performistanbul Canlı Sanat Araştırma Alanı’nda (PCSAA) ziyaret edilebilir. Ayrıca burada PCSAA arşivlerinde bulunan, Londra merkezli Canlı Sanat Kütüphanesi LADA’dan transfer edilen 100’ün üzerinde performans dokümantasyon videoları kütüphanedeki DVD’lerden seçerek alanda görülebilir.

    Künye:
    1- 2020, Leman Sevda Darıcıoğlu, Beyaz Güller, Pembe Simler, Performans, 5 saat, Performistanbul’un küratöryel desteği ile SoliTsoli, Nawara ve Gay Shame tarafından düzenlenen “Glitter and Grief” kapsamında, Haus der Statistik, Berlin
    Fotoğraf: Esra Gültekin
    2- 2020, Gülhatun Yıldırım Senin Yarın Su, Performans, 1 saat, Kemiklerin Üstüne Şarkılar – Disiplinlerarası Temas Sergisi kapsamında, Eksi 1, İstanbul
    Fotoğraf: Can Tonbil
    3- 2020, Mk Yurttaş, Bitkilerin çok uzun bir zaman içinde çürümesiyle oluşmuş olan koyu renkte organik toprak, Performans, 1 saat, Kemiklerin Üstüne Şarkılar – Disiplinlerarası Temas Sergisi kapsamında, Eksi 1, İstanbul
    ​Fotoğraf: Can Tonbil

    0
    0
    1591
  • 23-04-2021

    Zoë Tucker’ın yazdığı ve Rachel Katstaller’in çizdiği, teknoloji tarihinin en parıltılı isimlerinden biri hâline gelecek olan küçük bir kız çocuğunun gerçek hikâyesini anlatan Ada Lovelace ve Sayıların Başını Döndüren Makine, Itır Arda’nın çevirisiyle Koç Üniversitesi Çocuk (KÜ Çocuk) tarafından yayımlandı.

    Şair bir baba ile matematik sevdalısı bir annenin kız çocuğu olarak dünyaya gelen Ada, dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak tanınıyor. Dünyayı öyle bir değiştirmek ki, 2009’dan bu yana her yıl ekim ayının ikinci salı günü, “Ada Lovelace Günü” kabul ediliyor. Ada Lovelace Günü, teknoloji ve bilim alanında çalışan ve başarı gösteren kadınları bir araya getirerek yeni nesillere ilham verme ve cesaretlendirme hedefiyle kutlanıyor.

    ​Ada problemlere bayılır. Bu problemler ister küçük ister büyük olsun, onun için hiç fark etmez. En çok da içinden çıkılması zor problemleri sever. Kütüphanede ne bulursa okur, karmakarışık matematik işlemlerini çözer ve çılgın makineler icat eder. Ada, yaşıtlarından farksız küçük bir kız çocuğu gibi görünse de, dünyayı değiştirmek üzeredir.

    0
    0
    1355
DAHA FAZLA
Geldanlage