
Mixer, kariyerlerinin başındaki genç sanatçılara alan açma ve destek olma amacıyla düzenlediği Mixer Sessions başlıklı sergi serisinin beşinci edisyonunu 15 Haziran - 4 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlerin beğenisine sunacak.
“Mixer Sessions V” sergisinde Cemil Toprak, Delal Eken, Derya Gözükızıl, Duygu Tanrıverdi, Eda İlbeyci, Ege Subaşı, Ekin Keser, Ferhat Salman, Gökhan Tanrıöver, Hale Arslan, Hazel Kılınç, Irmak Dönmez, Kübra Zor, Nagihan Aydınlık, Pelda Aytaş, Rıdvan Aşar, Serap Alakaz, Volkan Dinçer ve Zeynep Tunçel’in çalışmaları izleyicilerle buluşacak. Sergide farklı şehirlerde eğitim gören sanatçıların video, fotoğraf, tuval, karakalem, seramik, hazır nesne ve mekâna özgü yerleştirmeler gibi çeşitli sanatsal üretim biçimlerini kullanan çalışmaları yer alıyor. Bu seneki seçkide toplumsal hafıza, birey-kimlik, aidiyet, aile, ev-mekân, doğa-insan ilişkisi ve iktidar kavramlar ön plana çıkıyor.
2016 yılından itibaren sanat eğitiminden profesyonel sanat yaşamına geçiş sürecindeki sanatçıların katılımına açık düzenlenen sergi serisine bu yıl, sanat alanında eğitim veren üniversitelerin son sınıf lisans, yüksek lisans, doktora öğrencilerine yönelik yapılan açık çağrı sonucunda 300’ün üzerinde başvuru yapıldı. Mixer ekibinin yaptığı değerlendirme sonucunda başvuranlar arasından 19 sanatçının farklı disiplinlerden çalışmaları seçildi.
Mixer Sessions’ın beşinci edisyonu “Mixer Sessions V” 15 Haziran - 4 Ağustos tarihleri arasında Mixer’de ziyaret edilebilecek.
Künye:
1- Ege Subaşı, hatıraların silüeti silhouette of the memories, kağıt üzerine yağlı boya oil on paper, her biri each 20x15 cm, 2021
2- Rıdvan Aşar, tahakküm domination, fotoğraf baskı photo print, her biri each 12x9 cm, 2019
3- Cemil Toprak, ada island video, 1’05’’, ed. 5+1AP., 2020
4- Volkan Dinçer, diasporal gerilimler diasporal tensions, video, manipülatif kurgu manipulative fiction, 3'32'', 2020
Isabel Otter’in küçük bir çocuğun mektubuyla yaşadığımız gezegeni kurtarmak için hâlâ vaktimiz olduğunu hatırlattığı, Clara Anganuzzi’nin resimleriyle hayat verdiği kitabı Sevgili Dünya, Olcay Mağden Ünal’ın çevirisiyle Meav Yayıncılık tarafından yayımlandı.
3 yaş ve üzeri tüm okurlar için özel bir hikâye anlatıyor Sevgili Dünya. Tessa, bir zamanlar kâşif olan büyükbabasıyla sohbet etmeye bayılıyordu. Bir gün, büyükbabasının da desteğiyle sevgili gezegenimiz Dünya'ya bir mektup yazmaya karar verir ve kendini olağanüstü bir maceranın içinde bulur. Balinalarla baloncuklar çıkardı, kuşlarla gökyüzünde süzüldü... Tessa, gezegenimizin ne kadar özel bir yer olduğunu herkes bilsin istiyor ve onu kurtarmak için hâlâ bir şansımız olduğuna inanıyor.
İstanbul Modern Sinema, 2020’de festivallerde adından söz ettiren filmlerden oluşan “Bahar Nöbeti” seçkisini 18 - 30 Mayıs tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturuyor. Seçki farklı tarihsel bağlamlarda, farklı karakter ve öyküler üzerinden bazen özlemi duyulan, idealleştirilen bir nostalji, bazen de kendini zorla hatırlatan, silinmeye direnen bir iz olarak “geçmiş” kavramına odaklanıyor.
Geçtiğimiz yıl Berlin’de Altın Ayı kazanan ve İran’da hâlen uygulanmaya devam eden idam cezası üzerine dört hikâyeden oluşan İranlı yönetmen Mohammad Rasoulof’un son filmi Şeytan Yoktur seçkide izleyiciyle buluşacak filmler arasında yer alıyor. Agnieszka Holland’ın gerçek bir şifacının hayatına odaklandığı Şarlatan ve rock müzik tarihinin en eksantrik ve asi figürlerinden Frank Zappa’nın hayatını ele alan Zappa da seçkide yer alan iki portre film olarak dikkat çekiyor. Yuri adlı bir delikanlının kentsel dönüşüm yüzünden evinin yıkımını engellemeye çalışmasıyla uzaya gitme hayâllerini anlatan Fransız filmi Gagarine ise Türkiye’de ilk kez “Bahar Nöbeti” seçkisinde izleyici karşısına çıkacak.
Türk Tuborg A.Ş’nin katkılarıyla düzenlenen çevrim içi gösterim programında yer alan filmleri 18 - 30 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Modern’in internet sitesi üzerinden izleyebilirsiniz.
“Bahar Nöbeti” Programı:
Gagarine 2020 (18 - 20 Mayıs)
Yönetmen: Fanny Liatard, Jérémy Trouilh
Oyuncular: Alseni Bathily, Lyna Khoudri, Jamil McCraven
Şeytan Yoktur, 2020 (20 - 22 Mayıs)
Yönetmen: Mohammad Rasoulof
Oyuncular: Baran Rasoulof, Zhila Shahi, Mohammad Seddighimehr
Şarlatan, 2020 (22 - 24 Mayıs)
Yönetmen: Agnieszka Holland
Oyuncular: Ivan Trojan, Josef Trojan, Juraj Loj
Arkadaş, 2019 (24 - 26 Mayıs)
Yönetmen: Gabriela Cowperthwaite
Oyuncular: Jason Segel, Dakota Johnson, Casey Affleck
Zappa, 2020 (26 - 28 Mayıs)
Yönetmen: Alex Winter
Baba, 2020 (28-30 Mayıs)
Yönetmen: Srdan Golubovic
Oyuncular: Goran Bogdan, Boris Isakovic, Nada Sargin
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün YILLIK: Annual of Istanbul Studies isimli akademik dergisinin Aralık 2021 ve 2022’de yayımlanacak yeni sayıları için yazı başvuruları başladı. Yayına Türkçe ve İngilizce özgün makale, deneme yazısı, kitap ve sergi incelemeleri ile 15 Haziran’a kadar başvuru yapılabilecek.
İstanbul’un geçmişine ve bugününe dair en yeni ve ileri araştırmalara yer vermeyi amaçlayan YILLIK: Annual of Istanbul Studies, tarih, mimarlık, sanat tarihi, arkeoloji, sosyoloji, antropoloji, coğrafya, şehir planlama, kent çalışmaları gibi çeşitli alanlardan araştırmacıların çalışmalarını bekliyor. Gelen çalışmaların değerlendirilmesi sonucunda seçilecek yazılar dergide yayımlanacak. Ayrıca her sene olduğu gibi bu sene de alanlarında yenilikçi çalışmalar yürüten ve kariyerlerinin başında olan araştırmacıları desteklemek amacıyla bir kişiye Erken Kariyer Makale Ödülü verilecek.
Uluslararası bir Danışma Kurulu’na sahip olan dergide hakemli makalelerin yanı sıra Cabinet, Meclis, İncelemeler ve İstanbul Kaynakçası bölümleri de yer alıyor. Cabinet bölümünde, Suna ve İnan Kıraç Vakfı (SVİKV) koleksiyonlarından bir eser, alanın uzman bir ismi tarafından incelenirken, Meclis’te İstanbul’a dair güncel tartışmaları konu alan eleştiriler bulunuyor. İncelemeler ve İstanbul Kaynakçası bölümünde kitap ve sergi incelemeleri ile en güncel araştırmaların dökümü yer alıyor.
Hem basılı hem de dijital ortamda yayımlanan YILLIK’a, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün internet sitesinden ve DergiPark platformu üzerinden ulaşabilirsiniz. Basılı versiyonunu ise kitapçılardan, çevrim içi platformlardan, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ve Pera Müzesi’nden satın alabilirsiniz.
Elias Canetti’nin “Öteki Dava” denemesinin yanı sıra, denemenin yazılmasından önceki 1946–1966 yıllarında, deneme üzerinde çalıştığı 1967–68 yıllarında ve 1969–1994 yıllarında yazdığı notların yer aldığı Kafka’ya ilişkin düşüncelerinin yanı sıra, kendi hayatındaki izlerine de yer verdiği yazılarından oluşan Davalar - Franz Kafka Hakkında, Mustafa Tüzel’in çevirisiyle Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı.
Canetti Vakfı tarafından Susanne Lüdemann ve Kristian Wachinger’e hazırlatılan bu kitapta ayrıca Canetti’nin 1948 yılında Bryanston Summer School’da verdiği “Proust, Kafka Konferansı” ve 10 Mayıs 1980’de, kendisine verilen Johann Peter Hebel Ödülünün töreninde yaptığı “Hebel ve Kafka” başlıklı konuşma da yer alıyor.
Elias Canetti, 1930/31 kış aylarında tek romanı Körleşme’yi yazdığı sırada, Kafka’nın “Dönüşüm” ve “Bir Açlık Sanatçısı” öykülerini okur. Bu öykülerin romanının daha sonraki gelişiminde etkili olduğunu notlarında belirten Canetti, Kafka’ya yönelik ilgisini yaşadığı sürece canlı tutmuştur. Canetti’nin edebî bir tür haline getirdiği notlarında Kafka’ya sık sık rastlarız. Bu notlarda Canetti, Kafka’nın eserlerine ve kişiliğine yönelik yorumlarda bulunur, kimi zaman kendi hayatıyla paralellikler kurar, dahası kendini Kafka’yla özdeşleştirdiği de olur. Öyle ki, 14.4.1982 tarihli bir notunda, Stockholm’e Nobel ödülünü almaya giderken, aslında “Kafka’ya eşlik ettiğini” belirtir. Elias Canetti bütün eserlerini yoğun bir biçimde incelediği Kafka’nın Felice Bauer ile Mektuplaşmaları’nı ve bu mektuplaşmanın yazıldığı dönemi, Öteki Dava. Kafka’nın Felice’ye Mektupları denemesinde ele almış ve bu dönemin Dava romanındaki izlerini göstermiştir.
Arter’in “Dinleyen Gözler İçin” başlıklı sergisinin küratörü Melih Fereli ile John Cage Vakfı Direktörü Laura Kuhn 20 Mayıs Perşembe günü saat 19:00’da çevrim içi bir söyleşi gerçekleştirecek. Arter Öğrenme Programı’nın Yorumlama Etkinlikleri kapsamında çevrim içi olarak düzenlenecek söyleşide John Cage’in çok yönlü sanat pratiği, kişisel yaşamı, ilişki ve iş birlikleri ele alınacak.
Herkesin yaratıcı sürecin parçası olabileceği bir ortam yaratmayı hedefleyen Arter Öğrenme Programı, içinde yaşadığımız zamanı sanat aracılığıyla yorumlamaya yönelik etkinliklerini katılımcılarla buluşturmaya devam ediyor. Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli ile John Cage Vakfı Direktörü Laura Kuhn’un söyleşisinde John Cage’in müzisyen, besteci, görsel sanatçı, yazar, şair ve felsefeci olarak sanat pratiğinden yola çıkarak, Kuhn’un Cage ile çalıştığı döneme dair tecrübelerine, sanatçının renkli özel yaşamına, aralarında Merce Cunningham ve David Tudor’ın da bulunduğu diğer sanatçı ve müzisyenlerle iş birliklerine ve Kuhn’un Cage üzerine yakın zamanda kaleme aldığı yayınlara odaklanılacak.
Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan ve küratörlüğünü Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli’nin üstlendiği “Dinleyen Gözler İçin” başlıklı grup sergisinde çoğu müzikle güçlü bir bağ kuran 23 eser bulunuyor. John Cage’in müzikte olduğu kadar tüm sanatsal üretiminde sessizlik, belirsizlik ve rastlantısallığı bir arada kullanan deneysel yaklaşımını ve Fluxus sanatçılarını referans alan sergi, ses içeren az sayıda eserin tamamen sessiz yapıtlarla aynı mekânda buluşturulması yoluyla gerçeklik ve hayal gücü arasında salınan düşünsel bir sarkaç yaratmayı hedefliyor.
Melih Fereli ve Laura Kuhn söyleşisi İngilizce olarak gerçekleşecek daha sonra Türkçe altyazı ile YouTube kanalında yayımlanacak. Söyleşi hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1- Sol:John Cage, Déreau #31, 1982 Sağ: Partisyonsuz Beste (Thoreau’nun 40 Deseni): On İki Haiku, 1978, Arter Koleksiyonu, "Dinleyen Gözler İçin" sergisinden, Fotoğraf: flufoto
2- Melih Fereli, Fotoğraf: flufoto
3- Laura Kuhn, Fotoğraf: Roberto Massotti
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, öykücülüğümüzün en büyük isimlerinden Füruzan’ın ilk kitabı Parasız Yatılı’nın yayımlanışının 50’nci yılında akademisyenler Erkan Irmak ve Yalçın Armağan ile “Yoksulluğun ‘İncecik Melankolisi’: Parasız Yatılı 50 Yaşında” başlıklı çevrim içi bir söyleşi düzenliyor.
Parasız Yatılı, Şubat 1971’de ilk kez yayımlandığında bir “edebiyat olayı” olarak değerlendirilmişti. Geçen elli yılda defalarca “edebiyat olayı” olarak anılmaya devam etti, ediyor. Yayımlanır yayımlanmaz kalıcı olacağı fark edilen Parasız Yatılı artık Türkçenin klasiklerinden biri olarak kabul ediliyor. Füruzan’ın tüm eserlerini yayımlayan Yapı Kredi Yayınları, yayımlanışının 50. yılı dolayısıyla kitabı özel bir baskıyla okurlarla buluşturdu. Söyleşide Irmak ve Armağan, Parasız Yatılı’yı hem edebiyat tarihi hem de metnin içeriği açısından ele alacaklar.
“Yoksulluğun ‘İncecik Melankolisi’: Parasız Yatılı 50 Yaşında” başlıklı söyleşi 18 Mayıs Salı günü saat 18.00’de Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın YouTube kanalında herkesin katılımına açık ve ücretsiz olarak düzenlenecek.
Kundura Sinema’nın çevrim içi izleme platformu Kundurama’da Mısır ve Rusya’da muhafazakârlığın dayattıkları ile değişim ve özgürlük arzusu arasında sıkışıp kalmış kadınların hayatlarını konu alan iki belgesel film 14 - 30 Mayıs tarihleri arasında izleyicilerle buluşuyor.
İsviçreli yönetmen Julia Bünter imzalı Fiancées / Nişanlılar ve Rusyalı Alina Rudnitskaya’nın yönetmenliğini yaptığı School Of Seduction / Baştan Çıkarma Dersleri filmi sınırlı kontenjanla 14 Mayıs’ta (bugün) gösterime girecek. Türkiye’de ilk kez Kundurama’da gösterilecek bu iki film 30 Mayıs’a kadar İngilizce ve Türkçe altyazıyla ücretsiz olarak seyredilebilecek.
Dünya prömiyerini 2019’da Visions Du Réel’in Ulusal Yarışma’sında yapan ve Tirana Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülü’nü, Mumbai Film Festivali’nden de En İyi Kurgu Ödülü’nü kazanan İsviçreli yönetmen Julia Bünter imzalı Fiancées / Nişanlılar filmi sosyal geçmişleri ve dini mezhepleri farklı Mısırlı üç kadının evliliğe giden uzun ve karmaşık yolda yaşadıklarını ele alıyor.
Rus yönetmen Alina Rudnitskaya’nın ülkesinden üç kadını yedi yıl boyunca izlediği belgeseli School Of Seduction / Baştan Çıkarma Dersleri Zürih, DOC NYC, Sidney, CPH: DOX festivallerinde izleyiciyle buluştu. ‘Tercihen zengin’ erkekleri baştan çıkarmanın yollarının öğretildiği bir kursa giden 30’larındaki üç kadına odaklanan film, ülkedeki arkaik cinsiyet rollerinin trajikomik portresini çizerken, bir yandan da Putin Rusya’sında kadın özgürlüğünün önündeki engelleri rahatsız edici gerçeklerle gözler önüne seriyor.
Kundura Sinema’nın çevrim içi izleme platformu Kundurama’ya buradan ulaşabilirsiniz.
SALT “hiyerarşik olmayan, ortak bir öğrenme süreci” olarak tasarlanan Çalışma Grupları serisi kapsamında sanatçı ve eğitmen Ayşe Köklü ile “Dil Döndüğünce…” başlığı altında bir atölye düzenliyor.
Çevrim içi olarak gerçekleştirilecek atölyede katılımcılarla birlikte insan-merkezcilik ile dil arasındaki dinamik ve çelişkili ilişki araştırılacak. Şiirsel metin okuma ve yorumlamaları ile dil biliminde kelimeleri duyularla edinilen izlenim olarak tarifleyen ideofon araştırmaları çalışmanın başlangıç noktası olacak ve bu yolla ortaya çıkarılacak çeşitli türde ilişki, hiyerarşi ve sürtünmelerin seçili kuramlar dâhilinde ne ifade edebileceği tartışılacak. Çalışmanın amacı ise eleştirel ırk teorisi ve feminist varoluş kuramlarında insan merkezli bakış açısına ve sabitlemeye itiraz eden; öte yandan bu itirazın hakkının da alıştığımız dil kalıplarıyla tam olarak verilemediği ontolojilere giriş (ve oluş) için yeni imkânlar bulmak ve yaratmak.
Atölye kapsamında Vicki Kirby, Fred Moten, Stefano Harney ve Merve Ünsal’ın gerçekleştireceği sunum ve söyleşiler SALT Online YouTube kanalından canlı yayında izlenebilecek. Türkçe ve İngilizce dillerinde oturumların yapılacağı on iki kişilik atölyeye 17 Mayıs Pazartesi gece yarısına kadar buradan başvurulabilecek. Yapılacak değerlendirme sonrasında belirlenen katılımcılar 18 Mayıs Salı günü bildirilecek.
Program:
20 Mayıs 19.00 Grup Çalışması: “(Parantezin içinde nefes?)”
22 Mayıs 12.00 Açık Sunum: Vicki Kirby, “Wild Allusions: Ecologies of Agency” [Vahşi Anıştırmalar: Öznelliğin Ekolojileri] (İngilizce)
27 Mayıs 19.00 Açık Sunum: Merve Ünsal, “Tökezleyen Görseller ve Sesler”
3 Haziran 19.00 Grup Çalışması: “Bağlam/ntılar”
7 Haziran 19.00 Açık Söyleşi: Ayşe Köklü moderatörlüğünde Fred Moten ve Stefano Harney (İngilizce)
10 Haziran 19.00 Grup Çalışması: Değerlendirme
Görsel: Ayşe Köklü’nün speeching bubbles isimli taslağı, 2021 (sanatçının izniyle)
Sema Aslan’ın kimselerin duymadığı “ah”lara, yangılı yüreklere ses olan, tepesinde kara bulutların toplandığı bir hikâyeyi anlattığı yeni romanı Dünyanın Kasım’a Görünüşü, İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Kasım, güneşe kafa tutamayacak kadar çelimsiz, kara kuru bir adam, yüreği korkuyla atan çocuksu bir baba. Yüzünü gözünü döven yağmurun altında dünyaya bakıyor. Yüksek bir huzura, en kıymetli makama sesleniyor, oğlunun davasını soruyor. Avaz avaz, için için…
"Kasım gözlerini ve kulaklarını düzenli olarak dışarıya saldığı için etrafında insanların yaşamakta olduğundan emindi. Her seferinde gözleri bir insana, kulakları bir sese değip kendisine dönüyordu çünkü. Gözüne ve kulağına bir karşılama inlemesi hazırlıyordu o da. O yerlerden başka gözler ve kulaklar da gelir, halini görüp duyarlar diye."