
Anna Laudel Düsseldorf, Ardan Özmenoğlu’nun “Alles wunderbar” (Her Şey Harika) başlıklı Düsseldorf’taki ilk kişisel sergisini 16 Eylül -13 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Katerina Valdivia Bruch’un küratörlüğünü yaptığı sergi, Özmenoğlu’nun kariyerinin farklı dönüm noktalarını kapsayan dokuz yıllık yaratıcı yolculuğunu izleyiciye sunuyor. Sonsuz yaratıcılığı ile hem basit hem de karmaşık konuları eğlenceli ve neşeli bir şekilde ele alan sanatçı, eserlerinde kâğıt, cam veya neon gibi farklı malzemeler kullanıyor. Sanatçı doğanın kırılganlığı ve insanın savunmasızlığı üzerine bir tür yorum olarak boyalı cam katmanlarla yarattığı üç boyutlu heykel çalışmalarla çiçekleri ve ağaçları betimliyor. Sanatçı sergisinde Almanya’yla, özellikle de yaşamını sürdürdüğü ve İstanbul’dan sonra en çok üretimde bulunduğu yer olan Berlin’le uzun yıllara dayanan ilişkisine odaklanıyor. Sergide sanatçının öğrendiği ilk Almanca kelimelerle isimlendirdiği eserleri Alles gut (Her Şey İyi), Alles schön (Her Şey Güzel) ve sergiye adını veren Alles wunderbar (Her Şey Harika) isimli post-it çalışmaları ve neon ışıklı heykelleri Ja, ja, ja, ja (Evet, evet, evet, evet) yer alıyor.
Özmenoğlu çalışmalarında her zaman ince bir mizahla, bir topluluk ve aidiyet duygusunu, aynı zamanda da yeniliklere ve hayatın sürprizlerine karşı açıklığını vurguluyor. Post-it’ler genellikle gündelik hayatta bir hatırlatıcı ya da kâğıt yığınları arasında sayfaları ayırmak veya farklı yüzeylere hızlı notlar bırakmak için kullanılıyor. Sanatçı da bu malzeme üzerinden Türk tarihi ve siyasetinden ve İstanbul’daki günlük yaşamdan bahsediyor, ayrıca çağdaş Türk toplumunu şekillendiren modern şehirli kadınları nasıl algıladığını da anlatıyor. Post-it çalışmaları arasında sanat, müzik ve moda dünyasında ünlü isimler, tarihi şahsiyetler ve siyasi liderleri gibi günümüz kültürün kitle iletişim araçlarıyla popülerleştirdiği karakterler bulunuyor. Berlin’de misafir sanatçı olarak kaldığı dönemde ilk kez çalışmaya başladığı neon ışıklarla ürettiği işlerinde sanatçı, toplum ve sanat çevreleri üzerine kişisel yorumlarını aktarıyor.
Ardan Özmenoğlu’nun “Alles wunderbar” başlıklı sergisi 16 Eylül -13 Kasım tarihleri arasında Anna Laudel Düsseldorf’ta ziyaret edilebilir.
Adres: Mühlenstrasse 1, 40213 Düsseldorf
Tarık Tufan’ın kaleme aldığı şiirsel metinlerden biri olan, parçalar tamamladığında derin izler bırakan bir arayış hikâyesi anlattığı romanı Geç Kalan, Doğan Kitap’tan çıktı.
Roman, bir yalnızlık ve varoluş ağrısı olarak çıkıyor okurun karşısına. Bir aşkı, bir kadını ve bir mucizeyi yitirmek. Kaybettiği kadını şehrin sokaklarında, hafızasının karmaşık dehlizlerinde ve kendi içindeki karanlık kuyusunda arayan yalnız bir adamın hikâyesi Geç Kalan. Bir yandan evini terk eden bir annenin geride bıraktığı kapanmaz çocukluk yaraları diğer yandan erken vedalaşan dostların hüznü, tüm bunlar bir terapi koltuğundaki sayıklamalarda dile geliyor.
“Karşısına çıkan her şeyi yakarak üzerine gelen, sinsice etrafını kuşatan bir hayat yangınında korku içinde ne yapacağını düşünürken gördün onu ilk defa. Kaçmaktan bitap düşmüş bir haldeyken yüzüne baktın, sana elini uzattı, elini tuttun. Korkutucu şimşeklerle yüklü gri bulutların kuşattığı yasaklı gökyüzünden elini uzatan asi bir melekti. Yedi kat göğün ötesinden usulca uzandı zarif eli, bulutların arasından, alevlerin arasından uzandı, yavaşça göğsünü yarıp, delice çarpan kalbine dokundu. Dokunduğu yer sızladı. Açık yara.”
Fotoğraf: Muhsin Akgün
Yapı Kredi bomontiada, Kendine Has Sahne konserleri kapsamında Baba Zula, Melike Şahin, Gaye Su Akyol, Sufle, Soft Analog ve Mert Demir’i 15, 16 ve 17 Ekim tarihlerinde Avlu’da ücretsiz olarak müzikseverlerle buluşturacak.
Synth-pop, indie pop, dream pop türlerini benimseyerek ürettiği parçalarında şehir yaşantısını ve modern zamanın yaşattığı duyguları yansıtan Soft Analog ile geleneksel Anadolu müziğinin, psikedelia’nın, surf rock’ın ve post-punk’ın zıtlıklarını fütürist yaklaşımıyla bir araya getiren Gaye Su Akyol, 15 Ekim Cuma günü Kendine Has Sahne’de olacak. Müziğinde sürekli bir değişim arzulayarak R&B ve bedroom pop’un öne çıktığı ses paletinde birçok türü harmanlayan Mert Demir ve geleneksel halk müziğinden beslenen ve müzikal köklerimizden aldıklarını çağdaş müzikle birleştiren Baba Zula, 16 Ekim Cumartesi akşamı Kendine Has Sahne konserleri kapsamında dinleyiciyle buluşacak. 17 Ekim Cuma günü ise 2020’de Geri Geri Maraton Koştum isimli ilk stüdyo albümlerini yayımlayan alternatif pop-rock grubu Sufle ve içimizdeki melankoliyi aynalayan sesi ve büyülü yorumculuğuyla Melike Şahin konser verecek.
Kendine Has Sahne Programı:
15 Ekim Cuma
18.30 - Soft Analog
21.00 - Gaye Su Akyol
16 Ekim Cumartesi
19.00 - Mert Demir
21.00 - Baba Zula
17 Ekim Pazar
16.00 - Sufle
19.00 - Melike Şahin
Labirent Sanat, Serhat Akavcı’nın “Ecdysis” başlıklı ilk kişisel sergisine 20 Kasım’a kadar ev sahipliği yapıyor.
Sergi, Akavcı’nın bireyin psikolojik dönüşümü ile eklembacaklıların kabuklarını değiştirdikleri dönemde yaşadıkları biyolojik metamorfoz arasında paralellik kurduğu fotoğraflarından oluşuyor. Sanatçının sergide yer alan kimliğin dışsal, modifiye izlerini bulanıklaştırdığı, hatta gizlediği fotoğrafları, izleyiciyi bedenin koruyucu ama bir o kadarda şeffaf katmanı, ten üzerinden bir diyaloğa davet ediyor. Sanatçının çalışmalarında nesneleştirdiği bedenler, söz ve yazı öncesi bir dönemin iletişim dilinin taşıyıcıları olarak yer alıyor. Sergide izleyici kendini sunarken gizleyen, kendi olmak için tüm çıplaklığıyla dışa yerleşmiş figürlerin, beden dili üzerinden yazılmamış hikâyelerine tanık oluyor.
“Ecdysis kabuk değiştirmek. Bedenin büyümesine, değişimine izin vermek, bir nevi yeniliğe imkân tanımak… Gözlemlenen dışsal bir değişim olsa da aslında hareket içten dışa doğru gerçekleşir. Doğadaki diğer canlılardan farklı olarak insanlardaki değişim ise uzun süreli ve sancılıdır. İşte Akavcı’nın sergide yer alan son dönem işleri de böyle değişim sürecinin üretimleri… Hem sanatçının hem asıl mesleği modellik olmayan bireylerin dönüşüm sürecine ait bir çeşit duraksama hâli…”
Serhat Akavcı’nın “Ecdysis” sergisini 20 Kasım’a kadar Labirent Sanat’ta ziyaret edebilirsiniz.
Künye: Serhat Akavcı, ND154, 2021, arşivsel pigment baskı, 82x125cm, 2+1 ed
Behiç Ak’ın mizahla yoğurduğu katmanlı kurgusuyla yine konuşulmayan şeylerin evreninde dolandığı yeni resimli romanı Havada Asılı Kalan Top, Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.
Havada Asılı Kalan Top, unutmaya şartlanmış, alışkanlıklarına bağımlı bir kasaba halkının üzerindeki gizem bulutunu, çocukların merakıyla ve yaratıcılıkla dağıtıp, umut ve cesaret veriyor. Çocuk oyunlarının bir tür tiyatro olduğunu, 23 Nisan'ın anlamını, doğal afetlerin toplumsal etkilerini, alışkanlıkların ürkütücü gücünü, anadilin sözcük üretme neşesini ve yetişkinlerin içinde gömülü kalan çocukluğu düşündüren roman, çocukluğa güzelleme niteliğinde.
“Sualtına sevdalı Serkan, yeni atanan kaymakamı merak eder. Kaymakam, kasaba halkının özensiz yaşam alışkanlıklarını eleştirince yetişkinler suspus olurken, çocuklar sözcük üretme ustası arkadaşları Zekiye'ye başvurmuş ve nedenlerin peşine düşmüşlerdir bile. Depremde sulara gömülmüş heykelli park, "şom ağızlı" yaftasıyla küstürülen Bal ve aile tarihçeleri ortaya çıkmaya başlar. 23 Nisan günü, görevliler makamlarını çocuklara bıraktığında, işler hepten karışır. Bir futbol maçında düğümlenen geçmişin sırları kasabayı değiştirecek gibidir...”
Želimir Žilnik, bi'bak, DiasporaTürk, Özlem Sarıyıldız, Semra Ertan ve Cana Bilir-Meier’in eserlerinden oluşan “Dikenden Sığınak” başlıklı sergi 19 Aralık’a kadar Depo’da sanatseverlerle buluşuyor.
“Dikenden Sığınak” sergisi Türkiye’den yola çıkıp çalışmak ve yaşamak amacıyla Almanya’ya göç eden farklı kuşakların yaşamını konu alan sanat yapıtları, araştırmaları ve şiirleri yer alıyor. Yıllarca tartışılacak bu çerçevenin geçmişine dair bir hatırlama pratiği sunan serginin Almanya’ya gönderilen işçilerin muayene edildiği Tophane’deki irtibat bürosunun yanı başında olan Tütün Deposu binasında gerçekleşiyor olması da tarihsel bir önem de taşıyor. Erden Kosova, Marina Papazyan ve Mert Sarısu tarafından hazırlanan sergi, Red Thread isimli e-derginin önümüzdeki aylarda yayımlanacak olan 6. sayısına hazırlık niteliği taşıyor.
“Türkiye ve Almanya arasında imzalanan İşgücü Anlaşması’nın 60. yıl dönümüne denk gelen 2021 yılı boyunca konuya değinen çok sayıda etkinlik düzenleniyor. Geriye dönüp bakıldığında, iki devlet arasında alınmış ve milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkilemiş olan 1961 tarihli kararın nasıl hatırlanması gerektiği konusunda hâlen tereddütler mevcut. Emek gücü olarak tanımlanmış insanların hükümetler tarafından araçsallaştırılmış ve istatistikî malzeme olarak görülmüş olmalarının yanı sıra, yaşanan zorluk, acı ve gerilimler dikkate alındığında ‘kutlama’ sözcüğünü kullanmak hayli zor görünüyor. Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli insanlar arasında artık üçüncü, hatta dördüncü kuşağın oluştuğu, ciddi ölçekte sosyolojik farklılaşmaların; deneyimler, kültürel üretimler ve kimliklerin inşası konusunda büyük bir zenginliğin ortaya çıktığı günümüzde, bu sosyal gerçekliği temsil alanında görünür kılmak güçlüğünü koruyor.
Almanya’daki sağcı politik zeminin giderek inkârcılığa, dışlayıcılığa ve saldırganlığa yaklaştığı, kültürel çeşitlenmeyi bir tür kirlenme veya bozulma olarak tanımladığı görülüyor. Öte yandan, Türkiye tarafının da Almanya’da oluşmuş farklı öznellikleri, iç ve dış politikaya yönelik manevralarda yekpare bir bütünlük olarak sunarak kullanmaya çalıştığı fark ediliyor. İnsani ilişkilerde yaşanan dinamik etkileşime rağmen, Almanya'daki Türkiye kökenlilerin güncel sorunlarına, politik tartışmalarına ve kültürel üretimlerine yönelik Türkiye'de derin bir bilgisizlik de söz konusu.”
“Dikenden Sığınak” sergini 19 Aralık’a kadar Depo’da ziyaret edebilirsiniz.
Künye: bi’bak’ın arşivinden fotoğraflar, (önde) isimsiz (1971, Berlin) / Photos from the archive of bi’bak, (in front) untitled (1971, Berlin)
Yunus Nadi Roman Ödüllü yazar Başar Başarır’ın okurlarını 2001 yılının şenlikli günlerine geri götürdüğü yeni romanı Dolunay İki Gece Sürer, Can Yayınları’ndan çıktı.
Başarır, yaşanan beklenmedik bazı aksaklıkların büyük fırsatlara, hüsranların diri umutlara, zıtlıkların muhabbete, her türlü çılgınlığın da hayırlara vesile olduğu, tabiri caizse "ters köşe"lerle dolu muzip, hınzır, capcanlı bir roman sunuyor okuruna.
Geleceğin mühendisi başarılı öğrenci Gamze ile köy enstitüsü mezunu babası emekli öğretmen İhsan Sami Bey’in arasında uzanmakta olan fay hattı, Gamze'nin annesi Feriha Hanım'ın vefatından beri hayli aktiftir. Gamze'nin üniversitede tanıştığı misafir öğrenci Stavros'la muhabbeti ilerletmesiyle baba-kız çatışması iyice şiddetlenir. Zira kabına sığmaz Gamze Yunan sevgilisinin kollarına, Girit'in koylarına kaçacak, İhsan Sami Bey'in neşrettiği gayri resmi milli mücadele tarihinin gölgesindeki bu cesur girişim kaçınılmaz olarak umutla dehşet arasında gidip gelen heyecan dolu bir maceraya evrilecektir. Ne İhsan Sami Bey'in pes etmeye niyeti vardır ne de aşkın, tutkuların ve tarihin dip akıntılarının öngörülebilir bir seyri…
Dünyaca ünlü İtalyan oyuncu Monica Belluci, Tom Volf’un yazıp yönettiği Maria Callas’ın hayatını anlatan tek kişilik tiyatrosu Maria Callas: Mektuplar ve Anılar ile Zorlu PSM ve Piu Entertainment iş birliğiyle Türkiye’de ilk kez 14 Aralık’ta izleyici karşısına çıkacak.
Yunan asıllı ünlü soprano Maria Callas’ın Tom Volf tarafından yazılan Maria by Callas kitabından yine kendisi tarafından sahneye uyarlanan Maria Callas: Mektuplar ve Anılar oyunu Monica Bellucci’nin performansıyla 14 Aralık akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde izleyiciyle buluşacak. Sinema kariyerindeki başarısını birkaç defa seçildiği dünyanın en güzel kadını unvanıyla taçlandıran Bellucci, bu kez yeni projesi olan Lettres et Mémoires by Maria Callas okumalarını sahneleyecek. Maria Callas: Mektuplar ve Anılar, Callas’ın şöhretinin ötesinde sadece Maria olarak esasında kim olduğunu, nereden geldiğini, şöhretini ne zorluklarla kazandığını, dostluklarını ve aşklarını anlatıyor. New York’taki mütevazı çocukluğundan Atina’daki savaş yıllarına, operadaki ihtiyatlı duruşundan skandallar ve kişisel sorunlarla gölgelenmiş bir kariyere, 20. yüzyılın en büyük seslerinden biri olan Maria Callas’ın derin ve dokunaklı hikâyesi Monica Bellucci’nin anlatımıyla izleyiciyle buluşacak. Maria Callas: Mektuplar ve Anılar’ın biletleri çok yakında biletix.com ve passo.com.tr üzerinden satışa çıkacak.
Sabancı Holding desteğiyle düzenlenen ve fotoğraf sanatçısı Murat Germen ile 22 genç sanatçının gözünden İstanbul’a dair bir durum tespitinde bulunan “Dün Bugün İstanbul” sergisi 28 Kasım’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Görme ve işitme engelli bireylerin erişilebilir bir içerikle gezebildiği sergide, fiziksel engelli ziyaretçiler de rampa ve asansörleri kullanarak sergi alanlarına ulaşabiliyor.
Sabancı Vakfı’nın Fark Yaratanlar Programı’na seçilen sosyal girişimlerden biri olan Erişilebilir Her Şey iş birliği ve Sabancı Vakfı desteğiyle gerçekleştirilen “Dün Bugün İstanbul” sergisi, görme ve işitme engelli bireylerin yanı sıra fiziksel engelliler için de engelleri ortadan kaldırıyor. Sergide görme ve işitme engelli bireyler için tüm bilgi panoları işaret diline çevrildi; video, yerleştirme ve görseller için sesli betimleme kayıtları gerçekleştirdi. Ayrıca sergi alanı ve rotasının sesli betimlemeleri hazırlandı ve ziyaretçilerin QR kodu kullanarak ulaşabilecekleri tüm içeriklerle sergi erişebilir hâle getirildi.
Özel gereksinimli bireylerin hayata eşit ve bağımsız katılımı için erişilebilirlik danışmanlığı sağlayan bir sosyal girişim olan Erişilebilir Her Şey yöneticileri, doğru iletişim ve davranış yöntemlerini anlatmak için Sakıp Sabancı Müzesi’nde görev alan tüm saha ekibine özel bir eğitim verdi. Bu eğitimde farklı engel gruplarına sahip kişileri karşılama, eşlik, yönlendirme ve acil durum süreçleri hakkında bilgi verildi.
Sergide Murat Germen’le birlikte Ahu Akgün, Aslı Narin, Begüm Yamanlar, Beril Ece Güler, Burak Dikilitaş, Canan Erbil, Cemre Yeşil Gönenli, Deniz Ezgi Sürek, Didem Erbaş, Ege Kanar, Eren Sulamacı, Eser Epözdemir, Korhan Karaoysal, Mekânda Adalet Derneği, Neslihan Koyuncu Bali, Nora Bryne, Onur Özen, Örsan Karakuş, Serkan Taycan, Sıla Ünlü İntepe, Sinan Tuncay ve Zeynep Kaynar’ın eserleri yer alıyor.
Sergide yer alan sanatçıların İstanbul’un dünü ve bugününü düşündükleri, kente dair bir durum tespiti yaptıkları sergi, izleyiciyi İstanbul’un geleceğini üzerine düşünmeye yönlendiriyor. Mekâna özel hazırlanan eserler, çevre, hayvan popülasyonu, kentsel dönüşüm, toplumsal yaşam, tarihi mekânlar, su kaynakları, ulaşım ve ütopya / distopya kavramlarının da aralarında bulunduğu temalar ışığında, kent dinamiklerine dair yorumlar içeriyor.
“Dün Bugün İstanbul” sergisini 28 Kasım’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Çocukluğun birleştirici gücünden yola çıkan Paper Street Co., Tel Aviv’den Gnat Micro Press’in iş birliğiyle, 20 sanatçının çocukluk anılarıyla hazırladıkları Tell Me Your Story - Bana Hikayeni Anlat isimli katılımcı sanat projesi ve sanatçı kitabını yayımladı.
Proje kapsamında Türkiye’den 10 ve İsrail’den 10 sanatçı birbirleriyle eşleştirildi. Partnerler kendi çocukluk hatıralarını birbirleriyle paylaştılar ve ardından, her sanatçı partnerinin hikâyesini kendi özgün diliyle resmetti.
Kitap, ünlü yazar Etgar Keret’in bu proje için kaleme aldığı, İbranice, Türkçe ve İngilizce olarak üç farklı dilde okunabilen bir hikâyesiyle başlıyor. Okurlar her iki sanatçı arasında oluşan benzersiz diyaloğa çocukluk anılarının büyüsüyle tanıklık ediyor. Çok renkli ve duygu dolu çizim ve hikâyelerin yer aldığı bu katılımcı sanatçı kitabı, tanıdık bir yerden okuru kendisiyle ve başkalarıyla bağ kurmaya davet ediyor. Farklı yaş, dil, coğrafya ve mesafelere rağmen hikâyelerin benzerliği ile kültürlerarası bir yolculuğa çıkarıyor.
Kitapta yer alan sanatçılar: Ahu Akgün, Aya Talshir, Bora Aşık, Dror Cohen, Ecem Yüksel, Einav Vaisman, Gilad Seliktar, Gökçe İrten, Itzik Rennert, Jennifer İpekel, Keren Katz, Meltem Şahin, Mert Tugen, Michal Bonano, Roni Fahima, Sasha Zilberman, Selin Çınar, SENA, Shahar Kober, Vardal Caniş. Tasarımı Ayşe Zeynep Özbay’a, editöryel düzenlemesi Alican Kutlay’a, proje kurgusu ise Ayşe Zeynep Özbay, Elazar Zinvel, İpek Özbay, Keren Katz’a ait.
Tell Me Your Story - Bana Hikayeni Anlat kitabı, Paper Street Co.’nun internet sitesi üzerinden satın alınabilir.