
GalataPerform’un oyun yazarlığı alanında gerçekleştirdiği Yeni Metin Festivali, bu yıl onuncu kez “Nefes” teması ile 1 - 28 Kasım tarihleri arasında hem dijital hem de fiziksel olarak gerçekleştirilecek.
Türkiye’nin ilk “Oyun Yazarlığı Festivali” olma özelliğini taşıyan Yeni Metin Festivali, tiyatro alanında yeni yazarlara ve yönetmenlere alan açmayı hedefliyor. Festival bu yıl Saint Benoit Silüet Sahnesi, BAU Konservatuar Pera Sahnesi, BeReZe Gösteri Evi, Bahçe Galata, Arter-Sevgi Gönül Oditoryumu ve yeniperform.com’da hibrit bir yapıyla hem fiziksel hem de çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Festivalin bu yılki teması “Nefes” Yeni Metin Atölyelerinin tüm sınıflarında işlendi. Atölyelerde bu tema altında yazılan 7 yeni oyun, okuma tiyatrosu olarak Yeni Metin Festivali kapsamında izleyiciyle buluşacak. Ayrıca atölyelerden çıkan bir Yeni Yazarlar Masası bir de Yönetmenlik Projesi yeni yazar ve yönetmenleri seyirci ile bir araya getirecek. Festival 1 - 28 Kasım tarihleri arasında #TiyatroylaNefesAlıyoruz sloganıyla hem dijital hem de fiziksel olarak seyirciler ve tiyatrocuları bir araya getirecek.
Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali ve Yeni Metin Festivali iş birliğiyle 2019’dan bu yana Yeni Metin Atölyelerinde kapsamında yazılmış bir oyuna “Senenin Oyunu” ödülü verilmeye başlandı. Bu yılın ödülü Çiçek Kalkışması oyunu ile Sevcan Batı’ya, Saint Benoit Silüet Sahnesinde gerçekleşecek olan okuma tiyatrosundan sonra takdim edilecek.
Festivalin yurt dışı konukları arasında Norveç Büyükelçiliğinin desteğiyle Cecilie Loveleid, Cervantes Enstitüsü desteğiyle Joan Yago, İstanbul Tiyatro Festivali ve Hollanda Sahne Sanatları Fonu iş birliği ile İstanbul Tiyatro Festivali'nin Hollanda Seçkisi bölümünde misafir edilen Magne van den Berg, Bahçeşehir Üniversitesi desteğiyle Yeton Neziray gibi oyun yazarları ve yönetmenler program dahilinde oyun okumaları, atölyeler, söyleşi ve panelleriyle yer alıyorlar. Yeni Metin Festivali programına ve detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Müzik öğretmeni Özlem Yurteri Gürevin ve yazar-çizer Ece Zeber’in birlikte yazdıkları, okurları müzik dolu keyifli bir okuma yolculuğuna çıkaran kitapları Melodi Merdiven, Redhouse Kidz (SEV Yayıncılık) tarafından yayımlandı.
Melodi Merdiven, müzikli bir kitap. Okurlar rengârenk çizimlerin olduğu sayfaları çevirirken, bir yandan da karekodları okutarak müzikle yollarına devam ediyorlar. Çocuklar notaların büyülü dünyasına adım atarken ağustosböceği ile kaval çalamayan çobanın gülümseten öyküsüne eşlik ediyorlar.
Müziğin dilinden anlayan, notaları bilen ağustosböceği, bildiklerini acemi çobana öğretmeye hazır. Böylece acemi çoban, koyunlarıyla iletişim kurarken müzikten faydalanabilecek. Onlar melodi merdivende adım adım notaları tanıyıp şarkılarını oluştururken, bizler de sayfalardaki karekodları okutarak bu yolculuğa eşlik edebiliriz.
İş Sanat hibrit olarak planladığı 22. sezonuna, orkestra şefi Rengim Gökmen yönetimindeki İstanbul Ensemble ve çellist István Várdai ile 12 Kasım’da Maximum Uniq Hall’da gerçekleştireceği açılış konseriyle başlayacak. Konserin kaydı 17 Kasım saat 20.30’dan itibaren İş Sanat Youtube kanalından izlenebilecek.
Klasik müzikten caza, Türk halk müziğinden şiir ve hikâye dinletilerine geniş yelpazede hazırladığı programını seyircisine sunmaya hazırlanan İş Sanat, yedi ay sürecek yeni sezonunda biletli etkinliklerin yanı sıra çevrim içi yayınlarını da YouTube kanalı üzerinden gerçekleştirecek. Sezon açılış konseri orkestra şefi Rengim Gökmen yönetimindeki İstanbul Ensemble ve çellist István Várdai’nin katılımıyla 2 Kasım Cuma akşamı saat 20.30’da Maximum Uniq Hall’da gerçekleşecek. Franz Liszt Oda Orkestrası’nın Sanat Yönetmenliğini de üstlenen, Münih ARD (2014), Uluslararası Tchaikovsky (2007) gibi dünya çapında pek çok yarışmada ödül alan Várdai konserde İngiliz besteci Edward Elgar’ın çello konçertosunu yorumlayacak. Ayrıca konserde Giacomo Rossini Hırsız Saksağan Uvertürü ve Ludwig van Beethoven’ın Pastoral Senfonisi seslendirilecek.
Yeni sezonda Bulutsuzluk Özlemi, Symphonista Oda Orkestrası ile 10 Aralık Cuma akşamı Maximum Uniq Hall’da konser verecek. İş Sanat’ın gelenekselleşen Yeni Yıl Konseri’nde yıldız isimler yılın son haftası sahnede olacak. Zubin Mehta, Valery Gergiev gibi ünlü orkestra şefleri ile Metropolitan Opera, Berlin Staasoper gibi prestijli opera salonlarında yer alan soprano Olga Peretyatko ile ülkemizi yurtdışında parlak kariyeri ile temsil eden tenor Mert Süngü’nün solist olarak yer alacağı konserde solistlere şef Murat Cem Orhan yönetimindeki Gedik Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Konser 29 Aralık Çarşamba akşamı gerçekleşecek. Fatih Erkoç, Aycan Teztel yönetimindeki İstanbul Superband, 6 Ocak 2022 Perşembe akşamı saat 20.30’da Maximum Uniq Hall’da dinleyicilerle buluşacak. Konserde Erkoç’a başarılı caz vokallerinden Selen Beytekin eşlik edecek ve Amerikan caz müziğinin en sevilen şarkılarını seslendirecekler. Cenk Erdoğan ve Mehmet İkiz’in ortak projesi “Lahza”, Kenan Doğulu ile İş Sanat’ta bir araya gelecek. Anadolu Rock müziğin önemli isimlerinden Cahit Berkay ve Türk halk müziğinin değerli isimlerinden bağlama ustası Cengiz Özkan İş Sanat sahnesinde buluşarak sürpriz konuklarıyla Anadolu ozanlarının izini sürecek.
İş Sanat, konser ve diğer etkinlik kayıtlarını YouTube kanalından yayımlayacak. İş Sanat’ın Provadan İzle başlıklı serisi 22. sezonda yine çevrim içi olarak izleyiciyle buluşmaya devam edecek. Klasikleşmiş tiyatro eserlerini bir okuma provası düzeninde seyirciye sunan proje, William Shakespeare’in Hırçın Kız isimli eseri ile 30 Kasım Salı akşamı saat 20.30’da İş Sanat’ın YouTube kanalında yeni sezonun ilk gösterimini yapacak.
Yeni sezonda edebiyatımızın usta şair ve hikâyecilerinin unutulmaz eserlerinin müzik ve dekor ile bir araya geldiği inletiler yeni isimlerle devam ediyor. Mehmet Birkiye ve Atilla Birkiye’nin sahneye hazırladığı dinletiler İş Sanat’ın YouTube kanalında yayımlanacak. Denize Dönmek İstiyorum adlı Nâzım Hikmet şiirleriyle 22 Kasım’da başlayacak dinletilerde Âşık Veysel, Yaşar Kemal, Turgut Uyar, Orhan Veli, Orhan Kemal ve Nezihe Meriç yer alacak.
İş Sanat Kibele Sanat Galerisi yeni sezonu seramik sanatçısı Beril Anılanmert’in “Seyir Defteri” başlıklı sergisi ile açıyor. Formları yapılandırması ve farklı tekniklerle yeniden tanımlamasıyla bilinen Anılanmert’in yarım asrı aşan sanat yolculuğunu izleyiciyle buluşturan sergi, 8 Ocak 2022 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
Tüm etkinliklerin biletleri 22 Ekim’den itibaren Biletix üzerinden satışa çıkacak.
Bilsart, Melike Bayık’ın küratörlüğünü üstlendiği Cansu Yıldıran’ın “Mülksüzler” başlıklı sergisini 30 Ekim’e kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Cansu Yıldıran’ın Mülksüzler ismini verdiği video yerleştirmesi, Karadeniz coğrafyasının ve kültürel çoğulculuğunun birçok video ve fotoğraf kadrajından oluşuyor. Videoda kesitler hâlinde sunulan anlarda, coğrafya ve yaşam biçimi içinde fındık toplama, cenaze töreni, yaylaya çıkma, sisli yollarda yolculuk gibi birbirinden bağımsız gibi görünen ancak bir coğrafyanın kültürel yapısı içindeki gündelik ve güncel meseleleri rastlantısal bir yaklaşımla sunan birçok görüntü yer alıyor.
“Mülksüzler” sanatçının kendisinin de Karadenizli olması üzerine coğrafyayı özellikle irdelediği bir yansıma niteliği taşıyor. Video sanatçının Karadeniz’in yeşil, sisli ve olağan yaşamı içinde patriarkal sistemin yoğun yaşandığını gözlemlemesiyle oluştu. Ataerkil bir sistem üzerinden kurulan Karadeniz yaşamı kadınların erkekler karşısında mülk sahibi olamayıp, erk’e bağımlı bırakıldığı bir normun göstergesi niteliğindedir. Yıldıran’ın bu gerçeği öğrenmesi ile birlikte geçmiş ve gelecek arasında bir köprü kurup, aidiyetsiz bırakan sistemi sorguladığı Mülksüzler video yerleştirmesi ile kendisinin çektiği videolar ve geçmişte annesinin çektiği videoların üst üste getirilerek oluşturulduğu yeni bir varoluş sunuyor.
Karadeniz’in yerleşmiş kuralcı aile yapısı içinde kadınların mülk sahibi olamayıp erkeğe bağlı yaşadığı, ev ve toprak ile, köklerle kurulan bağın zorunlu ve yıkıcı tarafını ele aldığı video yerleştirme ataerkil sistemin kimliksizleştiren omurgasız hâlini sorguluyor. Yerel bir coğrafya içinde kadının ait olduğu toprağı, evini zaman içinde bertaraf eden, kadını yalnız ve kimsesiz ve çoğu zaman belki de çaresiz bırakan, aidiyeti kıran ve yaşamı sahiplik ile özleştiren bu kurgu gerçek bir durumun çarpıcı yansımalarından oluşuyor.
Cansu Yıldıran’ın “Mülksüzler” başlıklı sergisini 30 Ekim’e kadar Bilsart’ta ziyaret edebilirsiniz.
Künye: Cansu Yıldıran, Mülksüzler Serisi Çayırdaki Kadın, 50 x 75 cm, Arşivsel
BluTV, hem Türkiye’deki hem de dünyadaki pek çok festivalde filmleri gösterilen ve sayısız ödüle sahip olan usta yönetmen Derviş Zaim’in filmografisinin öne çıkan filmlerini sinemaseverlerle buluşturuyor.
Derviş Zaim’in Çamur (2003), Cenneti Beklerken (2006), Nokta (2008), Gölgeler ve Suretler (2010), Devir (2013), Balık (2014) ve Rüya (2016) filmleri BluTV seçkisinde yer alıyor. Venedik Film Festivali’nden Unesco Ödülü ile dönen Çamur filminde Zaim, Kıbrıs’ta barış kültürünün gelişmesine ve kalıcı hâle gelmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Zaim’in geleneksel Türk sanatları ile sinema arasındaki ilişkiye odaklandığı üçlemenin ilk halkası Cenneti Beklerken, izleyicileri 17. yüzyıl Osmanlı Dönemi’ne götürüyor. Yarıştığı yıl Adana Film Festivali’nden dört ödülle ayrılan filmle beraber bu üçlemenin Antalya, İstanbul ve Adana Film Festivali’nden ödüllerle dönen diğer yapıtları Nokta ve Gölgeler ve Suretler de seçkide yer alıyor. Seçkide bulunan diğer yapımlar ise şöyle; Burdur’a bağlı Hasanpaşa köyünde düzenlenen çoban yarışmasını ele alan Devir, Adana Film Festivali’nden En İyi Senaryo dalında ödülle ayrılan ve Sanem Çelik ile Bülent İnal’ın başrollerini paylaştığı Balık, Gizem Erdem’e Adana Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazandıran Rüya.
SANATORIUM, Mehmet Dere’nin “Gönül Yakınlıkları” başlıklı kişisel sergisini 5 Kasım - 12 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Sergi adını Johann Wolfgang von Goethe’nin 1809 yılında yayımlanan üçüncü romanı olan ve İngilizcesi Elective Affinities, Almancası Die Wahlverwandtschaften olarak geçen, dilimize Sadi Irmak tarafından Gönül Yakınlıkları olarak çevrilmiş kitaptan alıyor. Serginin başlığı bir zamanlar kimyasal türlerin eğilimini tanımlamak için kullanılan bilimsel bir terime göndermede bulunuyor. “Gönül Yakınlıkları” romanın haricinde Dere’nin sanatsal yaklaşımına ilham veren bir metafor olarak da işlev görüyor.
“Gönül Yakınlıkları” sanatçının kendi üzerine düşünme pratiği anlamında bir monografik kayıt olarak kitap ve işlerinden oluşan çok katmanlı bir sergi projesi olarak ortaya çıkıyor. Sanatçının yazdığı monografisi sanatçının kültürel sermaye olarak üretimlerini bir değer, bütüncül bir okuma gayreti anlamında, kendi üzerine düşünen bir metin olarak ortaya koyuyor. Dere’nin kendi sanat tarihsel okumasının kaydını tutan monografisi, Türkiye’deki sanat tarihi yazımı alanında, sanatçının bir sanat tarihçisi kimliğiyle kendini ortaya koyması ve kendini bir metin olarak konumlandırması bakımından farklı bir niteliğe sahip.
Sanatçının erken dönem çalışmaları Türkiye’nin sosyo-politik tarihi, çok kültürlülüğü, kimlik, aidiyet ve kültürel demokratikleşme anlamında çok sesliliğin oluşması, korunması, geliştirilmesi konularını merkeze alan politik bir alana odaklanıyor. Bunun yanı sıra son dönem çalışmaları ise iç gerçeklikten beslenen şiirsel, lirik, soyut bir çizgi gösteriyor. “Gönül Yakınlıkları” metaforu sanatçının birleştirmeye çalıştığı uzlaşmaz zıtlıklara gönderme yaparak, üretim pratiğindeki sorunsalların iç içeliğine, kopmaz bölünmezliğine işaret ediyor. Sanatçının eserlerinde kurduğu kavramsal ikilikler diyalektik olarak bir zıtlık olarak değil bir çeşit “gönül yakınlığı’’ ile bir araya geliyor.
Mehmet Dere’nin “Gönül Yakınlıkları” başlıklı sergisini 5 Kasım - 12 Aralık tarihleri arasında SANATORIUM’da ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Gönül Yakınlıkları serisi no. 1, 2019, Kâğıt üzerine akrilik boya, 70 x 50 cm
2. İsimsiz, no. 1, 2021, Kumaş̧ üzerine renkli baskı ve özel dikim, 152 x 92 cm
Patrik Svensson’un, Aristoteles'ten günümüze sırlarıyla büyüleyen yılanbalığının peşinden gittiği kitabı Yılanbalığının Yolu, Ayşegül Çetin çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.
Svensson’un, İsveç’te prestijli August Ödülü’nün kazandıktan sonra uluslararası bir yayıncılık hadisesine dönüşüp otuz dört dile çevrilen kitabı Yılanbalığının Yolu, bir doğa bilimi kitabından biraz daha fazlasını sunuyor.
“Patrik Svensson yılanbalığı tutmayı küçük yaşta babasından öğrenmişti. Baba oğul saatler bazen günlerce, birlikte ama sessizlik içinde, bilinen en gizemli yaratığın peşine düştüler.
Doğa bilimlerinde anıldığı şekliyle “yılanbalığı sorusu”, Aristoteles’ten Freud’a pek çok parlak zihnin çözmeyi deneyip başarısız olduğu, yaşama dair en büyük muammalardan biri. Bugüne dek hiç kimse yılanbalıklarını çiftleşirken görmedi ve hiç kimse onların neden sadece Sargasso Denizi’nde doğduklarını ve okyanuslar aşıp binlerce kilometre yaptıktan sonra neden ölmek için yine aynı denize döndüklerini öğrenemedi. Peki yılanbalığının bu döngüsel yolculuğu insanın anlam arayışı hakkında ne söyleyebilir? Ne kadarını bilmek mümkün: bir yılanbalığı veya bir insan hakkında?
Svensson yıllar sonra babasıyla anılarının izini sürmeye karar verdiğinde, aralarındaki en kuvvetli bağın peşinden gitmesi gerektiğini anlıyor. Gizem dolu yılanbalığını incelerken bir taraftan da çocukluğuna dönüyor. Bu dolambaçlı yolda yılanbalığı sorusu hayatın ta kendisine dönüşüyor: Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Bütün bu yolculuğun anlamı ne?”
Artopol Sanat Galerisi’nin galeri sanatçılarıyla “Artist Day by Artopol Art Gallery” başlığı altında gerçekleştireceği etkinlik serisinin ilki, Zeynep Akgün ve Sayat Uşaklıgil’in katılımıyla 21 Ekim’de 14:00 - 20:00 saatleri arasında düzenlenecek.
Zeynep Akgün Ruhun Kabuğu serisiyle insan bedenini ve ruhunu tema alırken toplumdaki yerini de eleştiriyor. Bilinen/görünen beden ve bilinmeyen/görünmeyen ruh sanatçının eserlerinde gerçek bedenler ve gerçeküstü mekânlar olarak izleyicinin karşısına çıkıyor. Kabuk kavramı, tıpkı bedeni örten kıyafetler gibi ruhu koruyan bir metafor olarak yer alıyor.
Sayat Uşaklıgil illüstratif bir üslupla mekânsal ve zamansal bir zıtlık yaratıyor. Bir imza niteliğinde olan nostaljik kadın figürleri, günümüz dünyasının görsel algısının çok uzağından, en masum hâlleriyle sanki zaman makinesiyle gelip bir maceranın peşinde gibi gösteriliyor.
Zeynep Akgün ve Sayat Uşaklıgil’in katılımıyla gerçekleştirilecek “Artist Day by Artopol Art Gallery” etkinliğine 21 Ekim Perşembe günü 14:00 - 20:00 saatleri arasında 42 Maslak’ta yer alan Artopol Sanat Galerisi’nde katılabilirsiniz.
Fotoğrafla ilgili kültürel bir platform yaratmak üzere yola çıkan ve bu yıl dördüncü kez düzenlenen 212 Photography Istanbul kapsamında ABD Büyükelçiliği’nin katkılarıyla düzenlenen Female Gaze (Kadın Bakışı) adlı proje 7 Kasım’a kadar Müze Gazhane’de sanatseverlerle buluşuyor.
212 Photography Istanbul’un 2021 programına ek olarak hazırlanan Female Gaze (Kadın Bakışı) projesinde, dünyada ve Türkiye’de medya dünyasında kadın fotoğrafçıların ve foto muhabirlerinin sayıca az olması verisinden hareketle fotoğrafın değişen rolüne ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalara odaklanan etkinlikler gerçekleştirilecek. Program kapsamında sergi ve dört günlük fotoğraf atölyesinin yanı sıra, sektör profesyonelleriyle çevrim içi röportajlar da yer alıyor. Female Gaze (Kadın Bakışı) projesi, fotoğrafın rolünün sürekli değiştiği bir dünyada, medyada fotoğrafçılık ve foto muhabirlik alanında görülen toplumsal cinsiyet eşitsizliği kaynaklı boşluklar hakkında bir tartışma yaratmayı amaçlıyor.
Female Gaze (Kadın Bakışı) projesi çerçevesinde gerçekleştirilen fotoğraf alanında dikkat çeken ve imza bakışıyla tanınan Amerikalı fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı Ami Vitale’nin yanı sıra, Rena Effendi ve Özge Sebzeci’nin çalışmalarından oluşan karma sergi 7 Kasım’a kadar Müze Gazhane’de izleyiciyle buluşacak. Program kapsamında serbest fotoğrafçı Rena Effendi sınırlı sayıda katılımcıyla 28 Ekim - 31 Ekim tarihleri arasında Müze Gazhane’de fotoğraf atölyesi gerçekleştirecek. Programda yer alan Binnaz Saktanber moderatörlüğünde Ebru Yıldız, Mine Kasapoğlu, Ekin Özbiçer, Özge Sebzeci ve Dilan Bozyel’in konuk olduğu 5 Kadına 5 Soru söyleşi dizisi, fotoğraf dünyasındaki erkek egemen bakış açısını moda, müzik, spor gibi farklı disiplinler üzerinden tartışmaya açıyor. 5 Kadına 5 Soru çevrim içi söyleşi serisini buradan izleyebilirsiniz. Proje hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
212 Photography Istanbul Direktörü ve Female Gaze (Kadın Bakışı) Proje Yöneticisi Banu Tunçağ şunları söylüyor: “Amerikan Büyükelçiliği’nin değerli katkılarıyla hayata geçen bu proje, dünyayı ve kültürler arası diyaloğu foto muhabirliğe ve fotoğraf sanatına daha eşitlikçi bir bakış üzerinden deneyimleyerek bir tartışma ortaya koymayı amaçlıyor. Fotoğrafçılık ve diğer disiplinlerde ayrımcılık gören bireyleri güçlendirerek foto muhabirlik alanındaki ve medyadaki cinsiyet eşitsizliği kaynaklı boşlukların kapatılmasına katkıda bulunmak amacıyla bu projenin hayata geçmesini önemsiyorum.”
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Olga Tokarczuk’un tanıdık, özgün ve sofistike kadın karakterleri üzerinden insan hayatını ve geçen zamanı sorguladığı romanı Son Hikâyeler, Neşe Taluy Yüce’nin çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
Tokarczuk, bu romanında insan için en evrensel, en temel gerçek olan ölümü ele alıyor. Kitapta okurunu tanıştırdığı üç hikâye var, yakınlıkları ile rahatsız eden ve hayal gücüne giderek daha derinden hükmeden üç dünya, yalnız ve kendini arayan üç kadın. Uzun bir aradan sonra eve dönen ama tanıdıkların anılarıyla teselli bulmak zorunda kalan Ida; keçisiyle dağlarda yaşayan Pareskeva ve son olarak torun Maja. Başlangıçta bağımsız gibi gözüken bu üç hikâye, aslında üç kuşağın ruhunun en gizli köşelerini son derece renkli bir şekilde temsil ederler. Tamamen farklı üç dünya, tamamen farklı üç geçmiş ve kaçınılmaz bir gerçek.
“İnsan ne zaman ölmeye başlar?”