
Pom Art & Design Galeri Levent, heykeltıraş Maria Kılıçlıoğlu Baraz’ın rengârenk heykelleri ile mücevher tasarımcısı Gönül Özgürel’in sanatsal mücevherlerinin bir araya geldiği “Cennet Bahçesi” başlıklı sergiyi 18 Şubat 2022 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Küratörlüğünü Yasemin Semercioğlu’nun üstlendiği sergide, Maria Kılıçlıoğlu Baraz’ın heykellerinin yanı sıra, yapmış olduğu resimlerden tasarlanan ipek baskı fular ve tabloları, duvar tabakları, Bretz mobilya tarafından sergi için özel olarak üretilen masa üzerinde dört mevsim çay takımını, Gönül Özgürel’in cennet bahçesi çiçeklerinden oluşan Maria Kılıçlıoğlu Baraz heykellerine gönderme yaparak porselen ile birleştirdiği sanatsal mücevherleri yer alıyor.
“Mevsimler her birimize ne ifade ediyor? Zamanın akıp gidişini mi, yaşlanmayı, yaş almayı mı, yoksa kalbinizin, sevgiyle, şefkatle, huzurla, her geçen mevsim dönüşümünde yol alışını mı? ‘Cennet Bahçesi’nde sevmeyi bilenlerin beşinci mevsimi var. Maria Kılıçlıoğlu Baraz ve Gönül Özgürel’in hayal ettiği Cennet Bahçesi rengârenktir. Mutluluğu, refahı ve uyumu temsil eden güzel melodiler söyleyen barış elçisi mitolojik kuşlar ötüşürler, çiçekler açar bu bahçede. Bu Cennet Bahçesinde 5 mevsim yaşanır. Beşinci mevsim aşk, hiç geçmeyen tek mevsimdir. Maria Kılıçlıoğlu Baraz ve Gönül Özgürel bu sergiyle sanatseverleri korkularını bir kenara bırakıp, aşkın dikenli dallarında dolanarak 5. mevsimine adım atmaya çağırıyor…”
“Cennet Bahçesi” sergisini 18 Şubat 2022 tarihine kadar Pom Art & Design Galeri Levent’te ziyaret edebilirsiniz.
Robin Stevenson’ın yazdığı, Allison Steinfeld’in resimlediği mucitlerin ve öncülerin gerçek çocukluk hikâyelerine odaklanan “Gerçek Çocukluk Hikâyeleri” dizisinin Çocuk Yenilikçiler kitabı Onur Kaya’nın çevirisiyle hep kitap’tan çıktı.
Bu dizi; teknoloji, eğitim, ticaret, bilim, sanat ve eğlence gibi çeşitli alanlar üzerine kafa yoran bir grup parlak zekâlı çocuğun hikâyesini konu alıyor. Walt Disney’den Alan Turing’e, Steve Jobs’tan Florance Nightingale’e birbirinden başarılı ismin gerçek çocukluk hikâyesine odaklanan bu seri hem çocukları hem de yetişkinleri eğlence ve bilgi dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Dizinin Çocuk Yazarlar, Çocuk Sporcular, Çocuk Sanatçılar ve Çocuk Bilim İnsanları kitapları da yine hep kitap etiketiyle yayımlanmıştı.
“Onlar hayata büyük fikirleri olan küçük çocuklar olarak başladılar… Çoğu zaman engellerle karşılaşsalar da zaman içinde büyük bir yaratıcılık ve tutkuyla ilgi alanlarının peşinden koşan birer yetişkin oldular. Onlar çocuk yenilikçiler… Ve onlar olmasa dünyamız çok farklı bir yer olurdu.”
Armageddon Turk, Anadolu türkülerini ve anonim eserleri lo-fi hiphop, chill beat soundlarda yorumladığı ilk albümü Anadolu Lo-fi’ın ilk konserini 12 Ocak 2022’de Zorlu PSM % 100 Studio’da gerçekleştirecek.
Prodüktör ikili Orkun Tunç ve Zag Erlat’tan oluşan Armageddon Turk, karantinanın ilk günlerinden beri üzerinde çalıştıkları albümün tüm prodüksiyonunu İstanbul ve Londra’daki evlerinde mobil olarak gerçekleştirdi. Albümde Kaan Çelik Metin (perdesiz/elektrik gitar), Ege Cengiz (trompet), Nevbahar Özel (kemençe), Nevcivan Özel (tar), Gonca Feride Varol (piyano) gibi önemli müzisyenler de ekibe eşlik etti. Albüm kapağı, Armageddon Turk’ün hayalindeki “pastoral ve futuristik bir dünyada saz çalan kız figürü” ise illüstratör Beril İrman’a ait.
Armageddon Turk konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Nilüfer Erdem Güngörmüş’ün farklı tarihlerde kaleme aldığı Hermann Melville’den Henry Bauchau’ya, Sevim Burak’tan Selma Gürbüz’e, Alvin Lucier’den Mehmed Siyah Kalem’e farklı ressam, yönetmen, besteci ve edebiyatçının eserlerine odaklanan, sanatsal yaratıcılıkla psikanalitik düşüncenin kesiştiği denemelerden oluşan Sanatçının Kendine Yolculuğu, Metis Yayınları’ndan çıktı.
“Psikanaliz tedavisi sağlıklı ve patolojik durumları birbirinden ayıran sınırların aslında zannedildiği gibi keskin olmadığı ve birinden diğerine geçişin mümkün olduğu fikri üzerine kuruludur. Analizdeki kişinin kendisinin de fark edeceği gibi tedavi olmakla kendini tanımak, kendi ruhsallığının derinliklerini kavramak ayrılmaz şekilde iç içe ilerler. Günümüzün en şanslı bireylerinin sanatçılar olduğu söylenebilir, çünkü onların kendi karanlıklarını emanet edebilecekleri emniyetli ve çok zengin potansiyellere sahip bir yer vardır: Sanat yaratısının gerçekleştirildiği alan.
“Zaten birçok sanatçı da bunun farkındadır: Eserlerini yaratırken kendi içlerinde de bir dönüşümün gerçekleştiğini biliyorlar ve sanatları aracılığıyla kendi karanlıklarına dalıp, içsel bir yolculuğu tamamlayıp kendi derinliklerinden hakikati nasıl bulup çıkardıklarını anlatıyorlar bize.
“Tıpkı psikanaliz tedavisinde olduğu gibi sanatsal yaratıcılıkta da esas olan bireysel süreçlerin tekilliği ve biricikliğidir. Farklı tarihlerde kaleme aldığım ve Hermann Melville’den Henry Bauchau’ya, Sevim Burak’tan Selma Gürbüz’e, Alvin Lucier’den Mehmed Siyah Kalem’e farklı ressam, yönetmen, besteci ve edebiyatçıların eserlerine odaklanan bu denemeler, sanatsal yaratıcılıkla psikanalitik düşüncenin kesiştiği noktalardan doğan bu tür tekil örnekler getirmeyi amaçlıyor.” —Nilüfer E. Güngörmüş
Benedict Cumberbatch’in ressam Louis Wain’i canlandırdığı Louis Wain’in Renkli Dünyası (The Electrical Life Of Louis Wain) filmi 31 Aralık’ta vizyona girecek.
Louis Wain’in gerçek hikâyesini anlatan filmde Benedict Cumberbatch’e, Altın Küre ve Emmy ödüllerinin sahibi Claire Foy eşlik ediyor. Oscar ödüllü yönetmen Taika Waititi ve müzisyen Nick Cave’in sürpriz rollerinin de olduğu filmde, Oscar ödüllü oyuncu Olivia Colman’da seslendirmen olarak yer alıyor. Will Sharpe’in yönetmen koltuğunda oturduğu, yapımcılığını ise Amazon Studios’un üstlendiği film, ülkemizde Filmartı dağıtımıyla sinemaseverlerle buluşacak. Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
Vincent Van Gogh ile aynı dönemde yaşayan ve döneminin en yetenekli ressamları arasında gösterilen Louis Wain, Leonardo Da Vinci gibi iki elini kullanarak resim yapan dahi bir sanatçı ve aynı zamanda hasta eşi için her şeyi yapmaya hazır ince ruhlu biri. Kedilerin ressamı olarak bilinen sanatçı, rengarenk ve göz alıcı kedi resimleri ile tanınıyor.
“Ressam, idealist, mucit, boksör... Louis Wain hayatı boyunca iki şeyi tutkuyla sever: hayatının aşkı, karısı Emily ve evlerine aldıkları sokak kedisi Peter. Emily’yi güldürebilmek için sayısız kedi tablosu yapacak kadar büyük bir aşk yaşar Louis Wain. Yaptığı bu kedi resimleriyle büyük bir başarıya ve şöhrete ulaşarak sadece kendi hayatını değil dünyadaki herkesin kedilere bakış açısını da değiştirir. Başına gelen sayısız talihsizlikler ve sıkıntılar süresince içinde fırtınalar kopan zihniyle de büyük bir mücadele yaşar. Fakat Louis Wain resimleriyle hayata tutunur. ‘Kedilerin Ressamı’ olarak dünyanın en ünlü ressamları arasındaki yerini alır.”
Sanat tarihçisi Dr. Özlem İnay Erten küratörlüğünde hazırlanan “Hayal Fanusu: Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu” başlıklı sergi 12 Ocak 2022 - 26 Mart 2022 tarihleri arasında Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda sanatseverlerle buluşacak.
19. yüzyıldan günümüze uzanan kapsamlı bir seçkiyi içeren sergi, kırk yıllık bir geçmişe sahip Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu’ndan örnekleri izleyicinin beğenisine sunuyor. 70’e yakın sanatçı ve 100’ün üzerinde eserin bir araya geldiği sergi, Türkiye sanatının tarihsel süreçteki gelişimini koleksiyondaki yapıtlar üzerinden kronolojik olarak yansıtmayı hedefliyor. Sergide Türkiye’nin sanatına dair 19. yüzyıldan günümüze klasik, modern ve çağdaş sanat yapıtlarının bir arada yer alıyor.
Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu, Türkiye’de tuval resminin ilk örneklerini veren “Asker Ressamlar Kuşağı”ndan başlayarak, II. Meşrutiyet döneminden Cumhuriyet’e geçişte önemli bir varlık gösteren “1914 Kuşağı Sanatçıları”na, “Müstakiller” ve “d grubu” gibi ilk sanatçı örgütlenmelerine dek uzanıyor, ardından 50’li ve 60’lı yıllarda varlık gösteren “Paris Okulu”, “1968 Kuşağı Sanatçıları” gibi oluşumların izini sürerek günümüz sanatçılarının yapıtlarına kadar ilerliyor. Kronolojik düzenlemeye elverişli yapısıyla koleksiyon, tarihsel süreçte yaşanan kültürel, sanatsal, sosyal değişimleri, yeni ifade biçimlerini ve düşünsel gelişmeleri yansıtarak güncel sanat üretimlerine de yer veriyor. Resimden, heykele, fotoğrafa ve video art’a uzanan çeşitliliği ile sergi, koleksiyonun disiplinlerarası bir yaklaşıma sahip oluşuna dikkat çekiyor.
Sergi ile eş zamanlı olarak Bozlu Sanat Yayınları’nın yayımladığı, Dr. Özlem İnay Erten’in yazdığı Hayal Fanusu: Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu isimli kitap, koleksiyondaki yapıtlar üzerinden sanat tarihimiz hakkında başlangıcından günümüze hem kronolojik hem de tematik olarak geniş bir perspektif sunabilecek şekilde hazırlandı.
“Hayal Fanusu: Dr. Şükrü Bozluolçay Koleksiyonu” başlıklı sergiyi, 12 Ocak 2022 - 26 Mart 2022 tarihleri arasında Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Nurullah Berk, Avşa'da Pazar, 1972, Tuval üzerine yağlıboya, 100 x 120 cm
2. Nazmi Ziya Güran, Süleymaniye'den Fatih Camii, mukavva üzerine yağlıboya, 47 x 60 cm
3. Burhan Doğançay, Antiques, 1965, tuval üzerine yağlıboya ve karışık teknik, 203,2 x 203,2 cm
4. Erol Akyavaş, İsimsiz, 1980'ler, Tuval üzerine akrilik, 83 x 61 cm
5. Neş’e Erdok, Egon Schiele Hücresinde, 1988, Tuval üzerine yağlıboya, 200 x 130 cm
Ödüllü yazar ve çizer Catherine Rayner’in çocuklara uyku öncesi okunacak rahatlatıcı bir hikâye anlattığı resimli kitabı Arlo Uyuyamayan Aslan, Feride Kurtulmuş’un çevirisiyle Ketebe Çocuk’tan çıktı.
Her yolu denemesine rağmen bir türlü uyuyamayan Arlo, yorgun düşünce arkadaşı baykuştan yardım istiyor. Arlo’ya kendi şarkısını söyleyen baykuş hem aslana hem de onu dinleyen çocukların uyumasına yardımcı oluyor. Çizimleri ve metniyle tam uyku öncesinde rahatlatıcı bir fonksiyona sahip olan kitap, uykunun önemine dair farkındalık da oluşturuyor. Uyuyabilme konusunda arkadaştan alınan destek ise yardımlaşmanın ve dayanışmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor. Kitapta uykuya dalmayı ve gevşemeyi sağlayan etkileyici sözcük ve ifadeler kullanılıyor.
“Arlo çok yorgun. Her yolu denemesine rağmen bir türlü uyuyamıyor. Etraf ya çok sıcak, ya çok soğuk ya da çok gürültülü...
Peki ama Arlo hiç dinlenemeyecek mi?
Belki de yeni arkadaşı baykuş ona yardım edebilir...”
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden hareketle hayata geçirilen “Birileri” projesinin ilk üçlemesi Arjen. Zülfünaz. Aylin. tiyatroseverlerle buluşuyor.
“Birileri” projesi kapsamında bildirgede yer alan her bir madde için 30 farklı yazar tarafından yazılacak 30 kurmaca hikâye 30 farklı oyuncu tarafından sahneye taşınacak. Proje yazılı ve basılı olarak “bir yerlerde duran” bildirgeyi yeniden hayata geçirmeyi amaçlıyor. Sanatın gücüyle insan haklarının içselleştirilmesini sağlamayı hedefleyen projenin ilk üç kısa oyunu bu toprakların renklerinden yola çıkarak Friedrich Naumann Foundation (FNF) ana desteğiyle hazırlandı. Arjen. Zülfünaz. Aylin. 30 Aralık saat 20:30’da Kadıköy Boa Sahne’de, 3 Ocak saat 20:30’da Moda Sahnesi’nde, 27 Ocak saat 20:30’da Hann Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak.
BİRİLERİ: Arjen. Zülfünaz. Aylin.
“Renkler Üçlemesi”
Arjen 7*
“Öyle bir sevdaymış ki bu, gönlünün yarasını yüzüne bakan herkes görür olmuş.”
Bir gözün gördüğü kadarsa Dünya, görünmeyenlerdedir asıl hikâye, bekleyen sözlerin sahibi karanlıkta kalanlardır. Bir fırın ateşinde pişen aşk ve yurtsuzluk hikâyesi. Aitsiz hissedenlerin bir parça ekmekle ve karanlıkla eşlik ettiği tuhaf bir şahitlik!
*Madde 7
Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunmaya hakkı vardır. Herkes, bu bildirgeye aykırı herhangi bir ayrımcılığa ve ayrımcı kışkırtmalara karşı eşit korunma hakkına sahiptir.
Zülfünaz 18*
“Annem demişti zaten ‘Bizi yaktılar kızım’ diye. Ben de ondan yanıyom herhalde.”
Bir taşra kasabasına sürülen Zülfünaz ve ailesi, toplumsal kimlikleriyle beraber birçok şeyi de gizlemek zorundadır artık. Bir yandan bedenindeki kontrolsüz büyüme hissiyle boğuşurken, bir yandan da Karakarakapkara’lar, cinler ve çüklere karşı kendi kurduğu dünya aracılığıyla savaşan Zülfünaz için geçmiş, şimdiyi bulanıklaştırıp geleceğe musallat olur.
*Madde 18
Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din veya inancını, tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet ve uyma yoluyla açıklama serbestliğini de kapsar.
Aylin 20*
“Gök, bulut kopmak üzere, şimşekler, fırtına…”
Tutup nefesini, dört duvar arasında beklemek mi dinmesini fırtınanın; yoksa avaz avaz yağan yağmura karışıp taşmak mı sokaklardan? Hem belki gökkuşağı çıkar yağmurdan sonra… Başkalarının yazdığı bu hikâyeye bir türlü sığamayan Aylin, sonunda kalemi eline alacak mı?
*Madde 20
1. Herkes, barış içinde toplanma ve örgütlenme hakkına sahiptir.
2. Hiç kimse, bir örgüte üye olmaya zorlanamaz.
Grand Hyatt İstanbul, Berlin merkezli avangart sanatçı Ayhan Üstün’ün “After the Apes” başlıklı sergisini 28 Şubat 2022 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“After the Apes” sergisi, insan gibi olmanın ne anlama geldiğine dair ilginç bir yorum getiriyor. Maymunlara, antropomorfik varlıklardan daha fazla odaklanan Ayhan Üstün, her maymunun kendi hikâyesi, karakteri ve anlatım araçlarını beş yıllık bir planlama ve çalışma ile izleyiciyle buluşturuyor. Sergide yer alan eserler, kâğıt üzerinde basit bir eskizden başlayıp daha sonra Pixar Studios tarafından kullanılan bir teknik olan “sea brush” tekniği ile dijitalleştirmeye doğru ilerleyen ve ardından çizimin dijital bir kalemle havada geldiği zorlu ve zaman alıcı bir süreçten meydana geldi. Sanatçıya göre her maymun, yalnızca ifade, jestler ve insan taklidi neredeyse mükemmel olduğunda bir heykele doğru ilerleyen basit ama özenle çizilmiş bir eskizden başlıyor.
Ayhan Üstün’ün “After the Apes” başlıklı sergisini 28 Şubat 2022 tarihine kadar Grand Hyatt İstanbul’da görebilirsiniz.
Latin Amerika edebiyatının belli başlı imgelerle kısıtlanmasından bıkan Rita Guibert’in Neruda, Borges, Asturias, Paz, Cortázar, Márquez ve Infante'yle yaptığı söyleşilerden oluşan kitabı Yedi Ses, Celâl Üster’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
Guibert, kendi deyişiyle bir bıkkınlıktan, "bir kıtanın bıkkınlığı"ndan doğan Yedi Ses'te, edebiyatı köklü bir dönüşüme uğratan Latin Amerika'nın çıkardığı yedi büyük yazarla konuşuyor. Bu söyleşilerle hem kıtalararası hem de kültürlerarası uçurumu kapatmayı amaçlıyor. Miguel Angel Asturias'ın Fransız meslektaşları üzerinden dünyaya seslendiği, "Artık siz bir oturun bakalım, şimdi biz size bir şeyler anlatacağız," sözünden yola çıkan kitapta yedi ustanın yazarlığa, edebiyata ve dünyaya dair düşünceleri, bu büyük kıtanın tek bir renkten ibaret olmadığını ortaya koyuyor ve yazarları kişisel olarak besleyen iklimleri, kültürleri ve olayları da portrelerine detay olarak ekliyor.
"Yedi Ses, kendi köklerinden yola çıkarak evrensel bir edebiyatın peşine düşen, kendi uygarlıklarının derin geleneklerinde gezinmekle yetinmeyip insan ruhunun kuytularına uzanan, ama hiçbiri birbirine benzemeyen yedi büyük yazar ve şairi, bizi yer yer şaşırtan en sakınmasız düşünceleri, eleştirileri, itirafları ve suçlamalarıyla bir kitapta buluşturuyor: Yalnızca yaşama, dünyaya, insanlığa, edebiyata, dönemin edebî tartışmalarına değil, sosyalizme, kapitalizme, dönemin siyasal olaylarına da yedi ayrı bakış. Uzaktan bakıldığında 'yedi benzer' gibi görünen 'yedi benzemez'." - Celâl Üster