GÜNDEM
  • 17-01-2022

    İpek Duben’in “Ten, Beden, Ben” başlıklı sergisi farklı disiplinlerden davetlilerin katkısıyla yürütülecek SALT Yorumlama programlarıyla tartışmaya açılıyor. İlk eleştirel sergi turu sanatçı İz Öztat’ın katılımıyla 22 Ocak Cumartesi günü gerçekleştirilecek.

    22 Ocak Cumartesi günü saat 15.00’te gerçekleştirilecek sergi turunda İz Öztat, İpek Duben’in işlerinde kullandığı belgesel niteliğindeki metin ve fotoğrafları katılımcılarla birlikte yorumlayacak. Duben’in 1978 ile 2010 yılları arasında Türkiye’deki sanat üretimi ve sergileri inceleyen yazılarında ortaya koyduğu düşüncelerin sanatçının pratiğine nasıl yansıdığına odaklanılacak.

    SALT Beyoğlu’ndaki “Ten, Beden, Ben” sergisi, erkek şiddetinden toplumsal cinsiyete, yerinden edilme ve göçten tüketim alışkanlıklarına uzanan konuları irdeleyen İpek Duben’in üretimine yeni bir bakış sunuyor.

    ​Eleştirel sergi turuna katılmak için ad, soyadı ve iletişim bilgilerini public.programs@saltonline.org adresine göndererek kayıt olabilirsiniz.

    0
    0
    1641
  • 17-01-2022

    Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi, Ankaralıları yazar ve şairlerle buluşturacağı, edebiyata Ankara’dan yeni bir pencere açacağı “Ulus Edebiyat” söyleşilerine yazar Ahmet Büke ile 29 Ocak’ta başlıyor.

    Moderatörlüğünü Tolga Yüksel’in yapacağı söyleşi serisi Artful Living’in basın sponsorluğunda gerçekleşecek. Söyleşilerde her ay çağdaş Türk edebiyatının önde gelen bir ismi okurlarıyla buluşacak.

    ​Can Yayınları iş birliğiyle düzenlenecek ilk etkinlik 29 Ocak Cumartesi günü saat 14.00’te Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde yer alan Çok Amaçlı Salon’da gerçekleşecek. Söyleşiye müze giriş bileti alarak katılabilir, söyleşi sonunda Ahmet Büke’ye kitabınızı imzalatabilirsiniz.

    0
    0
    1248
  • 17-01-2022

    Çağrı Sertel’in umut dolu bir alana davet eden yeni teklisi “Dawn” Space Goats etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlandı.

    Sertel’in 2021’in ilk aylarında Kuytu isimli albümüyle birlikte yaymaya başladığı, piyanosunun eşsiz tınısından beslenen iyileştirici, dinginleştirici müziği “Dawn” ile dinleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Gecenin karanlığından sıyrılan “Dawn” hepimize yeni yıldan ve kendimizden beklentilerimizi hatırlatarak, karanlık günlerin geride kaldığını güneşin doğuşuna biraz daha yaklaştığımızı hissettirmeyi amaçlıyor.

    ​Çağrı Sertel’in “Dawn” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1411
  • 17-01-2022

    Aslı Çavuşoğlu’nun “Lahana pembesi / Soğan yeşili / Portakal mavisi” başlıklı kişisel sergisi EK BİÇ YE İÇ’te 26 Şubat tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Aslı Çavuşoğlu sergide son yıllarda Türkiye’nin farklı bölgelerinde ortaya çıkan tarım inisiyatiflerinin, endüstriyel tarım uygulamalarına karşı geliştirdikleri alternatif yolları, bitkisel boyalarla yaptığı desenler üzerinden anlatıyor. Güncel koşulların daha görünür hâle getirdiği tarımsal üretim ve dağıtım krizine alternatif sunan inisiyatiflerden ilham alan sanatçı, üretimi KADIST (Paris) için gerçekleştirilen projeye yeni eserler ekleyerek izleyicinin beğenisine sunuyor. Yerel üretim ve sürdürülebilir tüketim konularını yeniden düşünmeye açan proje EK BİÇ YE İÇ’in Gümüşsuyu ve Kurtuluş’daki mekânlarında izleyiciyle buluşuyor.

    Sanatçının farklı hedef ve gereksinimlerle oluşan on beş inisiyatife odaklandığı sergide, birçoğu gıda kooperatifi olarak faaliyet gösteren bu inisiyatiflerin hikâyeleri, yine bu inisiyatiflerin yetiştirdikleri ürünlerden elde edilen doğal boyalarla kumaşlar üstünde soyut bir anlatıya dönüşüyor. Farklı tekniklerle elde edilen doğal boyalar ipleri renklendiriyor, dokunan ipler dokumalara dönüşüyor, Türkiye’ye özgü/yerel ve doğal kumaşlar boyanıyor ve ortaya çıkan bütün ürünler bir pazar ortamı hissiyatıyla bir araya geliyorlar.

    Renkleri genellikle bir hikâye anlatırken aracı olarak kullanan sanatçının bu çalışmasında, doğal ürünlerden elde edilen renkler, her bir gıda inisiyatifinin yetiştirdiği ürüne referansla, içeriğin kendisi hâline geliyor. Ürünlerden elde edilen boyanın kimi zaman yarattığı zıt renk algısının altını çizen sergi başlığı, son bölümünde Fransız sürrealist şair Paul Éluard’ın The Earth Is Blue As An Orange (Dünya mavidir tıpkı bir portakal gibi) şiirine gönderme yapıyor.

    Projeye ilham olan tarım inisiyatifleri: Bayramiç Yeniköy Kazdağları Ekolojik Yaşam ve Tohum Derneği, Defne Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, Devrek Güneşi Kooperatifi, Gediz Ekoloji Topluluğu, Hopa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Mezopotamya Kadın Kooperatifi, Mimas Kolektifi, Ormanya Gıda Ormanı, Ovacık 94 Mah. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Refikler Çiftliği, Roma Bostanı, Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi, Vakıflı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Yedikule Bostanı, Zeytinli Ekolojik Ortak Yaşam Topluluğu.

    Aslı Çavuşoğlu’nun “Lahana pembesi / Soğan yeşili / Portakal mavisi” başlıklı sergisini 26 Şubat tarihine kadar EK BİÇ YE İÇ’te ziyaret edebilirsiniz.

    ​Adres: Gümüşsuyu Mah. İnönü Cad. No: 9c Beyoğlu İstanbul 

    0
    0
    2842
  • 17-01-2022

    Serçelerin Ölümü ve Yeryüzü Blues kitaplarıyla tanınan Kadir Daniş’in eski İstanbul’un eğri büğrü sokaklarında ve karanlık dehlizlerinde geçen, aklın ve gerçekliğin sorgulandığı dehşetli bir macera anlattığı romanı Gözlerimiz Kamaşırdı Dehşetten, Ketebe Yayınları’ndan çıktı.

    Daniş, 20 yaşındayken yazdığı ve ilk olarak Panoptik Bela adıyla yayımlanan bu romanında tarihî roman, polisiye, fantastik ve bilimkurgu gibi pek çok türü bir arada sunarken dili ve üslubuyla öne çıkıyor. Osmanlı’nın son dönemlerinde boy gösteren dahi dedektif Yıldırım Agah’ın önce imparatorluğu sonra da dünyayı ele geçirmek isteyen ezoterik bir örgüte karşı verdiği mücadeleyi konu alıyor.

    15 yaşından öncesini hatırlamayan ve 40 yaşlarında sadece Osmanlı’da değil tüm dünyada çözdüğü vakalarla büyük bir üne kavuşan Yıldırım Agah’ın macerası, cennetin yeryüzündeki gölgesi olarak gördüğü İstanbul’da işlenen garip cinayetlerle başlıyor. Çözülen her düğüm vakayı başka birine götürürken dahi dedektifimiz ve yardımcıları Muin Paşa ile Fuad Sani kendilerini Yediler Tarikatı’nın kıskacında buluyorlar. Oyun içinde oyunun yer aldığı hikâyede bir sonraki adımın ne olacağı, gerçek suçluların kimler olduğu kitap boyunca gizemini koruyor. Çok geniş teknolojik imkânlara sahip olan Yediler Tarikatı, karmaşık manipülasyonlarla önce Osmanlı Devleti’ni yıkmak, sonra büyük bir Dünya Savaşı çıkararak yeryüzünün hakimiyetini ele geçirmeye çalışıyor. Yıldırım Agah ve arkadaşları ise bu ezoterik tarikate karşı canla başla mücadele ediyorlar. Kitapta tarikatla ilgili verilen şu bilgiler tüm bu fırlamalıkların içinde çok tanıdık durumlar ve öngörüleri de işaret ediyor:

    “Simyacı da anlatmıştı Yediler’i size. Söylediklerinde hakikat payı var... Sizi manipüle ederken sık sık gerçeklere de başvurdu. O şeytanların bir taktiğidir bu; yalanlarını gerçeklerle örerler. Böylece foyalarını meydana çıkaramayacak kadar karışır kafan, kazara bir falsolarını yakaladığında da hemen söyledikleri doğruları suratına fırlatıp seni iftiracılıkla suçlarlar. Bu yüzden tekzip etmek imkânsızdır onları.”

    0
    0
    1239
  • 16-01-2022

    Oyuncu, yazar ve yönetmen Nadir Sönmez, Fransızca yazdığı ilk oyunu Heteroseksüellerin Oğulları’nın okumasını Paris’te sahneledi.

    Nadir Sönmez, Fransız Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle Paris Cité Internationale des Arts’ta düzenlenen ve tüm dünyadan 320 Frankofon sanatçının başvurduğu Trame sanatçı rezidansına kabul edilen on sanatçıdan biri oldu. Sönmez, rezidansının sonunda Les Fils des Hétérosexuels (Heteroseksüellerin Oğulları) metninin bir okumasını sahneledi. Nadir Sönmez’e oyununun okunmasına Sauvage (Vahşi) filmiyle tanınan Fransız aktör Eric Bernard ile oyunları Paris’teki Théâtre du Rond Point ve Londra’daki Royal Court Theatre gibi prestijli tiyatrolarda sahnelenmiş oyun yazarı Christophe Pellet eşlik etti.

    ​2020 Fringe Festivali’nde Erkek Cinayeti isimli dijital performans projesini gerçekleştiren Nadir Sönmez, Anadolu Kültür ortaklığında gerçekleştirilen ve Creative Europe tarafından fonlanan Borderline Offensive Projesi için Yeni Çıkanlar isimli bir kısa film yazdı, yönetti ve oynadı. Sönmez, Ama isimli ilk uzun metraj filminin ise post prodüksiyon çalışmalarını tamamladı.

    0
    0
    1378
  • 16-01-2022

    artSümer, Merkür, Zilberman ve Pi Artworks sanat galerileri İstanbul’un 500 yıllık tarihi semti Piyalepaşa’da yer alan Polat Piyalepaşa’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Tophane ve Karaköy’den Polat Piyalepaşa’ya taşınan bu galeriler, İstanbul’un yeni kültür sanat rotasına önemli katkı sağlıyor. Galerilerin her biri yıl boyunca altı sergi düzenleyerek, toplamda 24 sergi ile sanatseverleri zengin bir sanat seçkisi ile buluşturacak. Galeriler pazar ve pazartesi hariç her gün 11:00 - 18:30 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

    artSümer Galeri’de sanatçı Basim Magdy’nin eserlerinden oluşan “Kırık Ses Dalgaları Havuzundaki Nokta - a Dot in a Pool of Broken Sound Waves” başlıklı sergisi 23 Ocak’a kadar izleyiciyle buluşacak. Sergide yer alan Basim Magdy’nin pandemi öncesi hazırladığı M.A.G.N.E.T adlı 16 milimetrelik videoda sanatçı, şu anda içinde yaşadığımızdan çok da farklı olmayan fantastik ancak aynı derecede katastrofobik bir dünyayı gözler önüne seriyor.

    Merkür Galeri kapılarını sanatçı Burcu Perçin’in “Yeniye Yükseliş - Ascend to New” başlıklı sergiyle açtı. Sergi 5 Mart tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Genellikle tuval üzerine yağlıboya tekniğinde çalışıyor ve mekanları konu edinen sanatçı, kendine özgü tekniğiyle çektiği fotoğraflardaki mekân ve nesneleri kolajlarında yeniden yorumluyor.

    Berlin ve İstanbul’da otuza yakın sanatçıyla büyüyen sergi projeleri ve etkinlik alanını Zilberman Selected adı altında Piyalepaşa ile buluşturan Zilberman Galeri, açılışını “Vekâleten- By Proxy” başlıklı sergiyle yaptı. 19 Şubat tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan sergide, galerinin yakın zamanda temsiliyetini üstlendiği sanatçılar Carlos Aires, Omar Barquet, Isaac Chong Wai, Didem Erk, Itamar Gov, Fatoş İrwen, Jaffa Lam Laam, Mahen Perera ve Sandra del Pilar’ın çalışmaları yer alıyor. Küratörlüğünü Zilberman’dan Naz Kocadere ve T. Melis Golar’ın üstlendiği sergi, insanların kendini teslim ettiği gerek ulusaşırı gerekse yerel yazgı ve krizlere karşı kültürel, psikolojik ve politik bir konaklama ve okuma imkânı sunuyor.

    Polat Piyalepaşa’da bulunan Pi Artworks ise açılışını ocak ayında gerçekleştirecek.

    0
    0
    1451
  • 16-01-2022

    Derya Bengi ile Erdir Zat’ın birlikte hazırladığı üç ciltte tamamlanacak “100. Yılında Cumhuriyet’in Popüler Kültür Haritası” çalışmasının 1950-1980 arasının izlerini süren ikinci cildi Belki Duyulur Sesim, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    “Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar” şarkısındaki bir dizeden, “Bir haykırsam belki duyulur sesim”den adını alan kitap, Türkiye’de çok partili demokrasi deneyiminin ilk 30 yılından, bir yapboz tarihinin kıyılarından sesleniyor.

    Belki Duyulur Sesim; Adnan Menderes’li, Süleyman Demirel’li ve Bülent Ecevit’li yıllara, askerî müdahalelere, Amerikan yardımlarına, “Yanki Go Home” sloganlarına, hızla yayılan gecekondulara, azalan azınlıklara, kılık kıyafetlere, tiryakiliklere, meydanlara ve evlere gazete sütunlarının, dergilerin, Meclis tutanaklarının, mektupların, hatıratların, romanların, filmlerin ve şarkıların penceresinden bakıyor. Siyasetin temel tartışmalarının geçirdiği evrimi, gündelik hayatın küçük zevk ve alışkanlıklarındaki değişimi, eğlence hayatında, yeme içme kültüründe, tatil anlayışında, sporda nelerin başlayıp nelerin bittiğini, geçmişten alınan mirasla bugüne bırakılanlar arasındaki dengeyi araştırıyor.

    0
    0
    2438
  • 15-01-2022

    Zilberman-İstanbul, Başak Bugay’ın “Füg” başlıklı kişisel sergisi 12 Şubat tarihine kadar Mısır Apartmanı’nın üçüncü katında yer alan ana galeri mekânında sanatseverlerle buluşturuyor.

    Başak Bugay’ın Zilberman’daki ilk kişisel sergisi olan “füg” ismini Latince “uçmak” anlamına gelen “fuga”dan türemiş “füg” sözcüğünün psikolojideki karşılığından alıyor. Sanatçı ilham aldığı “disosiyatif füg” olgusu bir tür bellek kaybı olan amnezinin izlerini taşıyor ve kişinin benliğinden ayrılmasını ya da “uçup gitmesini” ifade ediyor. Sergide yer alan karışık teknik heykeller ve mürekkep desenler, gerçek sanılan rüyalar gibi arafta, kendi iç dünyalarında asılı kalmış figürleri sahneliyor. İzleyiciyi galeri mekânında zamansız, bilinçdışı, rüya-gerçek aralığında, içeriyi dışarıdan koruyan alanlar karşılıyor. Sergide odaklandığı “füg” kavramı sanatçı için birey ve toplumdaki şiddet ve zorbalık eğilimlerini anlamak için kritik önem taşıyor. Serginin merkezindeki bu olgu kişinin geçmişinde deneyimlediğine benzer bir çaresizlikle tetiklendiğinde benliğinden ve gerçeklikten kaçışını anlatıyor. Sanatçı bu gerçeklikten firar etme anlarını kendini yalıtmış heykellerle görünür kılıyor ve kendine zihinsel bir alan yaratma davranışını sadece kişisel değil, toplumsal bir patoloji olarak nitelendiriyor.

    Çalışmalarında özneye ait ruhsal yapılanmaların, kolektif bilinçdışıyla ilişkisini temsil etmenin yollarını araştıran sanatçı, geniş malzeme kullanımını ironik bir anlatım ile birleştirerek çocukluk travmaları, inkâr ve savunma mekanizmaları, uyku / ölüm gibi konuları çalışmalarında gözler önüne seriyor. Malzeme ve süreçle organik olarak gelişen çalışmalarına “oyun” olarak bakan Bugay, üretim sürecinde kumaş, elyaf, sıva, terakota gibi malzemeler kullanıyor. Bugay, mahremiyet barındıran mekânlarda hapsolmuş saklı öğelerin keşfedilmesini, figürlerin mahremiyetlerinin ihlal edilmesini ve tekinsiz, örtük öykülerin tamamlanmasını izleyiciye bırakıyor. Çalışmalarındaki mekânlar ve figürler güvenli ve sıcak olduğu kadar saldırı ihtimalini de barındırıyor.

    ​Bugay’ın “Füg” başlıklı kişisel sergisini Zilberman-İstanbul’un Mısır Apartmanı’nın üçüncü katında yer alan ana galeri mekânında 12 Şubat’a kadar ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1636
  • 15-01-2022

    Cécile Elma Roger’ın gerçekle hayal gücünü bir araya getirerek çevresel konular hakkında bilinçlenmeyi teşvik ettiği, Ève Gentilhomme’un resimlediği Nehir Çocuk, Göyçen Gülce Karagöz’ün çevirisiyle Koç Üniversitesi Çocuk (KÜ Çocuk) tarafından yayımlandı.

    “Abel, herkesin önünde gururla duyurur: “Ben büyüyünce nehir olacağım.” Çeşitli nedenler ortaya koyan arkadaşlarına göre bu söylediği bir saçmalıktır Abel'in, ayrıca imkânsız hayaller kurmak da yasaktır. Bütün bunlara karşın Abel, yine de iyimserliğini korur. Neden olmasın!

    ​Bir nehir olsaydı, bacakları olmazdı belki ama her zamankinden daha hızlı koşardı, hatta kıtaları bir uçtan bir uca geçerdi. Bir nehir olsaydı, kimse olmazdı etrafında örneğin, yalnız kalırdı ama balıklar, yengeçler, hatta denizkızları ona eşlik ederdi... Peki tekneler, insanlar çöpleriyle onun karnını doldururlarsa, o zaman ne yapardı?”

    0
    0
    1721
DAHA FAZLA
Geldanlage