
İstanbul Sinema Müzesi (İSM) tarafından düzenlenen “Gelecek Sinemada” Proje Geliştirme Atölyesi için başvurular başladı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Gelecek Gençlerde” destek program kapsamında İSM tarafından hayata geçirilen eğitim programına 21 Ağustos’a kadar başvuru yapılabilecek. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek projede uzman isimler eğitmen olarak yer alacak. “Gelecek Sinemada” Proje Geliştirme Atölyesi ile nitelikli sinemanın gelişmesi için proje ön yapım ve tasarım aşamalarının iyi çalışılması, yol haritasının iyi çizilmesi ve sektörün bir kültür olarak da gelişmesi amaçlanıyor.
Atölye tasarımının ve koordinatörlüğünü Prof. Dr. Nazlı Eda Noyan’ın üstendiği “Gelecek Sinemada” Proje Geliştirme Atölyesi çalışmaları beş ay sürecek. Atölyeye 16 - 26 yaş aralığındaki gençler başvuru yapabilecek. “Gelecek Sinemada” Proje Geliştirme Atölyesi’nin %80’ine katılım sağlayanlara katılım belgesi verilecek. Atölye sonunda seçilen en başarılı ilk üç film sunum dosyası sahibi staj imkânı kazanacak.
“Fikirden Filme Giden Yol”, “Logline, sinopsis, treatman, senaryo”, “Bir filmin sahne analizi”, “Moodboard”, “İş akışı,planlama ve bütçeleme”,”Meslek birlikleri, marketler,fonlar”, “Sunum dosyasının sırrı”, “Proje Sunumu”, “Film ve Teorik Evren”, “Medya Hukuku”, “Kitlesel Fonlama Pazarlama, Dağıtım, Ürün Geliştirme” gibi başlıklarda eğitimlerin verileceği proje kapsamında “Ustalarla Buluşma” bölümünde de Türk sinemasının önde gelen yönetmen ve oyuncularıyla buluşmalar düzenlenecek.
“Gelecek Sinemada” Proje Geliştirme Atölyesi’ne 21 Ağustos tarihine kadar buradan başvuru yapabilirsiniz.
Decollage Art Space; Mahir Güven, İbrahim Örs, Zekai Ormancı, Altan Çelem ve Ekrem Kadak’ın çalışmalarından oluşan 13 eserlik bir seçkiyi 15 Ağustos - 10 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Decollage’ın yaz seçkisinde; kasım ayında kişisel sergisi ile Decollage Art Space’te izleyiciyle buluşacak olan Mahir Güven; bir ay önce hayatını kaybeden İbrahim Örs; mekanizm, devinim ve denge unsurlarına çalışmalarında yer veren Zekai Ormancı; kendine özgü resimsel gerçeklik diliyle Altan Çelem ve çalışmalarında ten, an ve boşluk temalarına yoğunlaşan Ekrem Kadak’ın eserleri yer alacak.
Decollage Art Space’in 14 Eylül’de sanatseverlerle buluşacak Oya Akman’ın tasarımda 50 yıllık sürecine odaklanan sergisiyle başlayacak yeni sezon programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Adres: Suadiye Mahallesi, Müzeyyen Sokak, No:4/1, 34740, Kadıköy/İstanbul
Alman çocuk edebiyatının sevilen kalemi Gudrun Mebs’in çocuk klasikleri arasında yer alan ''Anneanne ile Frieder'' serisinin üçüncü kitabı Anneanne ile Frieder'in Yepyeni Maceraları, Rotraut Susanne Berner’in resimleri ve Ayşe Sarısayın’ın çevirisiyle Can Çocuk’tan çıktı.
Afacan Frieder ile anneannesi 6 yaş ve üzeri tüm okurlara bu kitapla da incelikli ve neşeli bir anneanne-torun portresi çiziyor. Frieder odasının duvarlarını reçelle kırmızıya boyamak isterse, bahçeyi çöle çevirmeye karar verirse ya da anneannesinin ördüğü çorapları yanlışlıkla sökerse... Anneannesi ona birazcık kızabilir. Ama sonuçta ne Frieder'in muzip fikirleri tükenir ne de anneannesinin ona olan sevgisi!
“Anneannesi çamaşır yıkamayı daha çok seviyor, Frieder bunu anladı. Düğmeye bastığında makine gürültüyle su alıyor, çamaşırlar dönmeye başlıyor. Anneannesi hâlâ memnun değil, çamaşır sepetinde kalan kirlileri ayırmaya devam ediyor.
Frieder sessizce odasına gidip kapıyı kapatıyor. Ama sessizce, çünkü kapıyı çarpmak istemiyor. Bugün Frieder'in canı sevmek istiyor, bu da sessiz bir iş. Ayrıca çamaşır makinesi tangır tungur dönerken o kadar gürültü çıkarıyor ki kapı çarpsa da anneannesi duymaz zaten.
Frieder derin bir iç çekerek etrafına bakınıyor. Odası çok büyük ve bomboş. Sadece mobilyalar var: dolap, masa, sandalye ve yatak. Bir de kitaplıkla oyuncak sepeti. İnsan bunları sevemez ki, hepsi de köşeli. Sevmek daha yuvarlak bir şey!”
Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi (AIMA) tarafından 2013’ten beri düzenlenen AIMA Müzik Festivali’nin sekizincisi 16 - 22 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
1998 yılında Prof. Filiz Ali öncülüğünde kurulan Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi, 24 yıldır düzenlediği uzmanlık sınıflarıyla yüzlerce genç müzisyenin yetişmesine katkıda bulunuyor. Bu yılki festivalin programında AIMA’nın çeyrek asır boyunca Türkiye sanat yaşamına yaptığı katkıların öne çıkarılması amacı doğrultusunda çoğunlukla AIMA mezunlarının ve eğitmenleri yer alıyor. Sabancı Vakfı’nın ana destekçiliğinde; T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ayvalık Belediyesi destekleri ile Ayvalık Kültür ve Sanat Vakfı (AKSV) tarafından düzenlenen festival, altı farklı konsere ev sahipliği yapacak. Allianz Türkiye, Milliyet Sanat Dergisi ve Pınar’ın konser sponsoru olduğu festivale Mey|Diageo ve Sabancı Üniversitesi de destek veriyor.
Festivalin açılış konseri 16 Ağustos Salı günü dünyaca ünlü İsrailli keman virtüözü Prof. Hagai Shaham ve MSGSÜ Yaylı Çalgılar Anasanat Dalı Başkanı Prof. Pelin Halkacı Akın’ın katılımıyla gerçekleştirilecek. Mendelssohn Octet’in çalınacağı konserde, Shaham ve Akın’a çoğu eski AIMA Masterclass mezunları olan kemanda Ilgın Ülkü ve Eylül Umay Taş, viyolada Çılga Barok Bostancı ve Yağmur Tekin, viyolonselde ise Umut Sağlam ve Beliz Güney eşlik edecek.
17 Ağustos Çarşamba günü geçekleştirilecek festivalin ikinci konserinde piyanist Tolga Atalay Ün, çellist Umut Sağlam ve kemancı Ilgın Ülkü’den oluşan Nükleus Trio yer alacak.
Festivalin üçüncü konseri, Ankara’dan çıkan ve eğitim ve müzik kariyerlerini Almanya’da sürdüren dört genç Türk müzisyenden oluşan yaylı dörtlü Quartet Parantez tarafından 18 Ağustos Perşembe günü verilecek. AIMA Masterclass mezunu üç müzisyenin de yer aldığı Quartet Parantez; Dörtlü, Umut Sağlam, Mustafa Orkun Pala, Çılga Barok Bostancı ve Kerem Tunçer’den oluşuyor.
AIMA Piyano Masterclass eski mezunlarından, piyanist ve dizi-film müziği bestecisi Güldiyar Tanrıdağlı, festivalin dördüncü konserinde “Rachmaninov Anatolian Project” projesi ile müzikseverlerle buluşacak. 19 Ağustos Cuma günü gerçekleştirilecek konserde Tanrıdağlı’ya vokalde, opera sanatçısı ve vokalist Erkut Cantürk eşlik edecek.
20 Ağustos Cumartesi günü gerçekleştirilecek festivalin beşinci konserinde MSGSÜ Devlet Konservatuarı, Marmara Üniversitesi GSF ve YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi öğretim elemanları Prof. Ayla Uludere, Prof. Dr. Ece Emine Karşal ve Dr. Şebnem Uşen tarafından kurulan ve tamamı kadın müzisyenlerden oluşan İstanbul Flüt Topluluğu sahne alacak.
22 Ağustos Pazartesi günü festivalin kapanış konseri kapsamında Türkiye’nin ilk ve en uzun soluklu bakır nefesli beşlisi olan Golden Horn Brass sahnede olacak. Golden Horn Brass, Bilkent Senfoni Orkestrası, Hacettepe Senfoni Orkestrası ve Mimar Sinan Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olan beş müzisyenden oluşuyor.
Senaristliğini ve yönetmenliğini Özcan Alper’in üstlendiği, başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ ve Settar Tanrıöğen’in paylaştığı bir baba ve oğul hikâyesi anlatan Âşıklar Bayramı’ndan görseller ve fragman paylaşıldı.
Kemal Varol’un ödüllü kitabı Âşıklar Bayramı’ndan uyarlanan filmde avukat Yusuf (Kıvanç Tatlıtuğ) ile saz âşığı babası Heves Ali (Settar Tanrıöğen)'nin yolu, 25 yıllık ayrılıktan sonra çıktıkları uzun ve belki de son yolculukta kesişir. Kırşehir’den Kars’a uzanan yolculukta baba ve oğul bir yandan geçmişleriyle diğer yandan gelecekleriyle olan sorunlarını çözmeye çalışırlar. Âşıklar Bayramı, bağışlamak ve affedilmek, hayata yeniden tutunmak için çıkılan bu dokunaklı yolda, aynı zamanda insanın pişmanlıklarla örülmüş ruhuna bir yolculuk vadediyor.
Yapımcılığını OGM Pictures'ın üstlendiği Âşıklar Bayramı, 2 Eylül’de tüm dünyayla aynı anda Netflix’te izleyicilerle buluşacak. Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=H6SM2A0UkGc
Alman prodüktör ve dj Christian Löffler, Dharma Organizasyonu ile 13 Ağustos Cumartesi akşamı Klein Phönix Park’ta sahne alacak.
Almanya’nın önde gelen elektronik müzik sanatçısı ve yapımcısı Christian Löffler, deneysel tekno müziğin son yıllarda en sevilen isimleri arasında yer alıyor. Sahnede kendi ürettiği videoları da kullanan sanatçı, yeni sahne tasarımında stüdyo havasının olacağını, böylelikle dinleyicilerin üretimini sahnede canlı olarak deneyimleyebileceğini belirtiyor. Löffler, 13 Ağustos Cumartesi akşamı Klein Phönix Park’ta müzikseverlere farklı bir işitsel ve görsel bir deneyim yaşatacak.
Christian Löffler konserinin biletleri Bugece.co üzerinden satın alabilirsiniz.
Dijital deneyim kolektifi DECOL tarafından tasarlanan “Sarnıcın Yankıları” isimli sekiz dakikalık çoklu duyusal deneyim projesi 24 Ağustos tarihine kadar Yerebatan Sarnıcı’nda deneyimlenebilecek.
Mimari aydınlatmaların kontrolü, lazer etkileşimi, surround ses sistemi ve kapsayıcı (immersive) mapping teknolojilerinin kullanıldığı “Sarnıcın Yankıları”, İstanbul’un kolektif hafızasında yer alan mitolojik ve şiirsel geçmişi buluşturuyor. Mevlana’nın “şiir bir teknedir ve şiirin anlamı bir denizdir” sözünden ilham alarak yola çıkan DECOL’ün tasarladığı “Sarnıcın Yankıları”, İstanbul’u bir şiir ve ziyaretçileri izleyici olmaktan çıkarıp, bu şiirin anlamına doğru yola çıkan geminin yolcuları hâline getiriyor. DECOL izleyiciyi günümüzden Yunan mitolojisine kadar uzanan, İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e yelken açan mitolojik Argo gemisine davet ediyor.
Yerebatan Sarnıcı’nın restorasyonu ile başlayan çalışmada İstanbul’dan şehir manzaraları ve su teknolojileri görüntüleri yer alıyor. Kentin Ulysses ve Odysseia destanlarında geçen geçmişine kadar uzanan eser, Altın Boynuz’un Marmara sularından Karadeniz’e ulaşan yolculuğuna, Bizans’ın efsaneleşmiş su getirme çalışmalarından Osmanlı su yollarına, Medusa’nın Deniz Tanrısı Poseidon ile aşkından İstanbul’un koruyucu tılsımlı sütunlarına kadar uzanan çalışma, izleyiciyi Medusa ile Şahmeran’ın dansına ortak olmaya davet ediyor.
Ziyaretçilere mekân ile birlikte hayal güçlerini de eyleme geçirmeleri üzerine çağrı yapan çoklu duyusal deneyim projesi “Sarnıcın Yankıları”, sarnıcın tarihi duvarlarında, sütunları üzerinde ve Yerebatan’ın sularında deneyimlenebilecek şekilde tasarlandı.
“Sarnıcın Yankıları” isimli çoklu duyusal deneyim projesi 24 Ağustos tarihine kadar her saat başı Yerebatan Sarnıcı’nda görülebilir.
Adres: Yerebatan Sarnıcı | Alemdar, Yerebatan Cd. 1/3, 34110 Fatih/İstanbul
Sandro Veronesi'nin Marco Carrera'nın ve ailesinin üç kuşağını kapsayan hikâyesini ilişkiler, bağlar, kopuşlar ve kayıplar üzerinden anlattığı romanı Sinekkuşu, Eren Cendey’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
2020'de Strega Ödülü'ne değer görülen Sinekkuşu, 1960'ların sonundan başlayıp 2030'lara uzanan bir zaman diliminde geçiyor. Kitabın baş kahramanı Marco Carrera'nın yaşam yolu tuhaf eşzamanlılıkların yanı sıra ağır kayıplar ve trajedilerle yüklüdür: intihar eden bir kız kardeş, başka bir ülkeye göç eden ve yıllarca suskunluğa gömülen bir erkek kardeş, mutsuz bir evlilik, asla kavuşulmayan, mektuplarla sürdürülen platonik bir gençlik aşkı ve Marco'yu derinden etkileyen bir kayıp. Veronesi, yaşamın keskin virajlarında etrafındaki her şey değişime uğrarken özel bir çabadan ziyade doğası gereği -tıpkı bir sinekkuşu gibi- sabitliğini koruyan Marco'nun yaşam yazgısını sürükleyici bir dille öykülüyor.
“Sen bir sinekkuşusun çünkü sinekkuşu gibi tüm enerjini olduğun yerde kalmaya harcıyorsun. Tam olduğun yerde kalabilmek için saniyede 70 kez kanat çırpıyorsun. Bu konuda mükemmelsin. Dünyada ve zamanda durabiliyorsun, çevrendeki dünyayı ve zamanı durdurabiliyorsun, hatta bazen de geri geri uçma yeteneğine sahip sinekkuşu gibi zamanda yeniden yükseliyorsun ve kaybettiğini yakalıyorsun.”
İsviçreli indie grup Meimuna, 7 Ekim Cuma günü Asmalımescit’te yer alan canlı müzik mekânı Blind’da müzikseverlerle buluşacak.
2016 yılında şarkıcı ve gitarist Cyrielle Formaz tarafından kurulan Meimuna, kısa sürede İsviçre ve Avrupa sahnesindeki önemli müzik projelerinden biri hâline geldi. “Tristesse du Diable” şarkısı ile tanınan grup, müzik ve dil sınırlarıyla oynayarak Anglosakson halk ve Fransız şiirinin kenarlarında oturuyor. Bugüne kadar yayımladığı beş EP’sini tanıtmak için Çin, Kanada, Almanya ve Doğu Avrupa’ya kadar giden Meimuna, 7 Ekim’de İstanbul’da sahneye çıkacak. 7 Ekim Cuma günü Blind’da gerçekleşecek Meimuna konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Heykeltıraş Maria Kılıçlıoğlu Baraz’ın sürrealist ve fantastik öğeleri düş gücüyle birleştirerek ürettiği eserlerinden oluşan sergisi Ziraat Bankası Çukurambar Sanat Galerisi’nde 31 Ekim’e kadar sanatseverlerle buluşuyor.
Ünlü heykeltıraş Dimitri Dimov’un kızı olan Maria Kılıçlıoğlu Baraz’ın ilk çalışmaları olan Ana, Şeytan, Melek, Öpücük gibi önemli eserler, sanatçının form arayışı olarak doğdu. Işık, sanatçının yapıtlarının öznesi olarak heykele biçim veren, biçime devinim katan bir öğe oldu. Döküm yönteminin başlangıcından sonuna dek balmumu tekniği uygulayan sanatçının yapıtları iyiliğe, güzelliğe, duyarlılığa ve umuda çağrı niteliği taşıyor. Taş, balmumu ve bronz kullanarak ürettiği heykelleri ile Helenistik tarzda çok sayıda esere imza atan sanatçının 1993 yılında yapmış olduğu bronz Atatürk büstü T.C. Sofya Büyükelçiliği’ne hediye edildi. Sanatçı bugüne kadar 78 kişisel sergi ve yaklaşık 700 karma sergiye katıldı.
Sanatçı Maria Kılıçlıoğlu Baraz’ın eserleri 31 Ekim’e kadar Ankara’da yer alan Ziraat Bankası Çukurambar Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.
Adres: Next Level AVM Kızılırmak Mahallesi Dumlupınar Bulvarı No:3/C1 Kat:2 Söğütözü/Ankara