GÜNDEM
  • 19-10-2023

    Hollandalı senfonik metal grubu Epica, Yüzdeyüz Metal katkılarıyla URU ve Epifoni ortak organizasyonuyla 28 Ekim Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek.

    Bu yıl kariyerlerinin 20. yılını kutlayan Epica, geçtiğimiz yıl haziran ayında yine KüçükÇiftlik Park’ta konser vermişti. 2003 yılında gitarist ve vokalist Mark Jansen’ın After Forever adlı gruptan ayrılmasının ardından kurulan Epica, ilk albümü The Phantom Agony ile kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. 2009 yılındaki Desing Your Universe albümü ile dünya çapında tanınan grup, bugün hâlâ metal ve orkestrayı, koroyu ve oryantal enstrümanları bir araya getiren şarkıları ve iddialı sahne performanslarıyla dikkat çekmeye devam ediyor.

    ​28 Ekim Cumartesi günü KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek Epica konserinin biletlerine Biletix ve Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    3127
  • 19-10-2023

    Nermin Ülker’in “Yuvarlağın Köşeleri” başlıklı kişisel sergisi 19 Ekim-2 Aralık tarihleri arasında Labirent Sanat’ta sanatseverlerle buluşacak.

    “Yuvarlağın Köşeleri” sergisi, Nermin Ülker’in doğduğu, yaşadığı, ürettiği, bağ kurduğu, özdeşleştiği mekân(lar)la varoluşsal ve deneyimsel ilişkilerini iç-dış diyalekti üzerinden sorguladığı son dönem işlerine odaklanıyor.

    “…Nermin Ülker ‘Yuvarlağın Köşeleri’ sergisinde üç boyutlu işlerini mekân içinde konumlandırırken, bizi gündelik yaşamda çok da üzerinde durmadığımız deneyimsel uçlar arasındaki bu gerilimle yüzleştirerek; işleri iç-dış, nesnel-öznel, yakın-uzak gibi kavramlar ekseninde kendi yolculuğumuz üzerinden düşünmeye çağırır.

    Merleau-Ponty’nin, Cezanne’ın resimlerinin dünyanın bize nasıl dokunduğunu görünür kılmaya uğraştığı fikrinden hareketle, Nermin Ülker’in işlerinde günlük yaşamın telaşında, içinden-dışından geçerken fark edemediğimiz, ayaklarımızın altından kayıp giden uzamsal mekânın; düzlemden ya da zeminden yırtılarak, eğip-bükülerek, uzatılıp-çekilerek dikeyleştirilen ve mekânsal varoluşumuza aracılık eden şiirsel bir dile dönüştüğüne tanıklık ederiz. Tüm bu meydana getirme, karşılıklı oluş sürecinde, sanatçının malzemeye müdahalesi sırasındaki bedensel hareketleri yapıtta kendini gösterir. Sanatçının yapıtı içindeki varlığı anlamlandırma sürecinde Ariadne’nin Theseus’a labirentten çıkabilmesi için verdiği ip gibidir.

    Nermin Ülker’in sanatsal üretim sürecinde mekân belirleyici bir role sahiptir. Bu tercihin yaşamına, düşünce sistemine baktığımızda tesadüfi olmadığı açıktır. Bu şeffaflığı, sanatçının kişisel yaşamı veya hikâyeler üzerinden değil, doğrudan yapıtları ve onları çağırdığı isimler üzerinden kurduğu çıkarımına rahatlıkla ulaşabiliriz...”

    Sergi metninden altıntıdır.​

    0
    0
    1498
  • 19-10-2023

    30'dan fazla dilde milyonlarca okura sahip olan, ÇocukKüçük Muazzam Şeyler19 Dakika kitaplarıyla tanıdığımız Jodi Picoult’nun yeni romanı Işığın İki Yüzü, Mehmet Deniz Öcal’ın çevirisiyle April Yayıncılık'tan çıktı.

    Jodi Picoult’nun sondan başa doğru kaleme aldığı Işığın İki Yüzü, on bir saatte birbirine hiç benzemeyen on karakterin aynı kaderde nasıl kesiştiğinin hikâyesini anlatırken, sorduğu yakıcı sorularla meydan okuyor. Bu tavrıyla çetrefilli sosyal konuları dürüstlükle tartışmaya açıyor. Ayrıca romanın sonunda okurları Picoult ile yapılmış samimi bir sohbet ve kitap kulüpleri için hazırlanmış yönlendirici bir rehber bekliyor.

    “Merkez’de sıradan bir sonbahar günü... Her şey yolunda görünüyor.
    Ta ki gözü dönmüş silahlı bir adam ateş açıp içerideki herkesi rehin alana dek.
    Rehine arabulucusu Hugh McElroy, vakit kaybetmeden olay yerine intikal ediyor.
    Tam iletişime geçmeye hazırken telefonuna gelen mesaj, acil durumu kâbusa çeviriyor.
    Rehineler arasında kendi kızı da var: Wren.
    Kısacık hayatının en kötü gününü yaşayan Wren’e, Merkez’de unutulmaz karakterler eşlik ediyor:
    Hayat kurtarmaya çalışan bir hemşire, işini ve inancını en baştan sorgulamak zorunda kalacak bir doktor, hasta kılığında bir kürtaj karşıtı, hamileliğini sonlandırmak isteyen genç bir kadın ve sesini duyurmaya çalışan bir adam...
    Hamile bir kadın ve doğmamış bir çocuk eşit haklara mı sahiptir?
    İyi ebeveyn olmak nedir ve doğru her zaman tek midir?
    Artık şu doğmama ve doğurmama hakkını ciddi bir şekilde konuşalım mı?”

    0
    0
    1496
  • 18-10-2023

    Zorlu PSM’de sahnelenen dev yapımların sahne arkasını tüm detayları ve anılarıyla sergileyen UNSEEN Tur, 21-27-31 Ekim’de misafirlerini ağırlamaya devam edecek.

    Türkiye’de ilk defa bir kültür sanat kurumu sahne arkasındaki, kimsenin bilmediği ve görmediği alanları misafirleri ile paylaşıyor. 90 dakika süren 5000 adımlık UNSEEN Tur, katılımcılarını rehber eşliğinde sahne arkasında özel bir yolculuğa çıkıyor. Bu tur ile Zorlu PSM’de sahnelenen dev yapımların sahne arkası, sanatçıların bıraktığı izler, hediyeler, hikâyeler, fotoğraflar ve daha birçok anı katılımcılarla buluşacak. Konsept tasarımı I-AM İstanbul’a ait olan UNSEEN Tur’un küratörlüğünü Bengü Gün, enstalasyon ve deneyim tasarımını ise sanatçı Bilal Yılmaz üstleniyor.

    Zorlu PSM Genel Müdürü Filiz Ova UNSEEN Tur projesi hakkında şunları söyledi: “Zorlu PSM olarak 10 yılı aşkın süredir sanatseverlerin desteğiyle kültür-sanat alanında dünyanın ve Türkiye’nin en iyilerini sahnemizde ağırlayarak; ilklere ve unutulmayacak etkinliklere imza attık. 11. sezonumuza da ‘Dünyan Değişsin’ diyerek başladık ve tüm sanatseverleri yeni deneyimler keşfetmeye ve hep birlikte bu deneyimleri paylaşarak dünyalarını değiştirmeye davet ediyoruz. Dünyaca ünlü müzikallerden, dünya çapındaki müzisyenlere, büyük prodüksiyonlu tiyatrolardan, kendi yapımlarımıza kadar uzanan nitelikli performansları sanatseverlerle buluşturmaya devam ederken ilham verici olduğuna inandığımız UNSEEN Tur projesini hayata geçirdik. Zorlu PSM olarak 55 bin m2’de ve bugüne kadar 5 milyondan fazla sanatseveri ağırlayan Türkiye’deki kültür sanat faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 15’ini gerçekleştiren bir kurum olarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmek istedik. Dev yapımların, konserlerin, tiyatroların nasıl hayat bulduğunu merak eden misafirlerimize sahne sanatlarının üretim alanları diyebileceğimiz sahne arkasını ziyarete açtık. 90 dakika süren 5000 adımlık Zorlu PSM UNSEEN Tur ile misafirlerimizi rehber eşliğinde keşif dolu bir yolculuğa çıkarıyoruz. Herkes tarafından merak edilen bu büyük ve büyülü dünyayı göstermekten mutluluk duyarken hayata geçirdiğimiz tur projesi hem bizim için hem de misafirlerimiz için heyecan verici oldu. Sahne arkasındaki bu atmosferi gördükten sonra seyircilerimizin sahnedeki performansları izlerken çok daha büyük bir hayranlıkla izleyeceklerini tahmin ediyorum. Zorlu PSM UNSEEN Tur misafirlerimiz için ilham verici bir deneyim olacak.”

    ​Zorlu PSM UNSEEN Tur’un biletlerine Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1644
  • 18-10-2023

    Anselm Reyle’nin “Kozmik Boşluk” başlıklı kişisel sergisi, 19 Ekim-19 Kasım tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de sanatseverlerle buluşacak.

    İzleyiciyi kuşatan ve onu çekim kuvvetiyle kendine sürükleyen bir yerleştirmenin yer aldığı “Kozmik Boşluk” sergisi Anselm Reyle’nin soyut ile somut, bilinen ile gizemli olan arasındaki sınırları bulanıklaştırarak algının sınırlarına meydan okuyan sanatsal kozmosuna keşif niteliği taşıyor.

    Geleneksel ile geleneksel olmayan malzemeleri özgün şekilde kullanarak soyut biçimleri cesurca keşfe çıktığı, geleneksel sanat yorumlarının sınırlarını zorlayan yapıtlarıyla tanınan sanatçının isyan ile gelenek, çürüme ile canlılık gibi karşıtlıkları bir araya getirdiği yapıtları klişeleri zekice eleştiren satirik bir tavır taşıyor. “Kozmik Boşluk” sergisinde, benzer şekilde, her daim evrilen dünyamızdaki yeni bakış açılarını keşfetmeleri için izleyiciye meydan okuyor. İzleyiciler sergi mekânına adım attıklarında ilk önce en derin siyaha boyanmış duvarlarla karşılaşıyor. Duvarlar, yapıtları ön plana çıkartan bir arka plan oluşturuyor. Yapıtların formu bozuk yansımalarıysa mekânın farklı noktalarına stratejik olarak yerleştirilmiş paslanmaz çelik heykellerin üzerinde yer alıyor. İzleyiciyi kuşatan bu yerleştirme, izleyici ile sanatçı arasındaki sınırı, onları kozmik bir anlatının içine dahil edercesine belirsizleştiriyor.

    Reyle’nin sanatsal vizyonu duvarların kendisine de uzanıyor. Sanatçı, sergide genellikle beyaz yüzeylerde uygulanan bir teknik kullanıyor ve resimlerini, bir yangın söndürücü yardımıyla doğrudan siyah duvarlar üzerine yapıyor. Duvar resimlerinin negatifi gibi düşünülebilecek bu teknik, kara delik kavramıyla birlikte yankılanarak dikkat çekici bir karşıtlık oluşturuyor. Sergi izleyiciyi Reyle’nin son dönem sanatsal çalışmalarının içinde sürükleyici bir keşfe çıkarıyor. İzleyiciyi sanatçının çok yönlü sanatsal vizyonuna davet eden “Kozmik Boşluk” sergisi, geleneksel normları öngörülemez, kışkırtıcı ve güncel bir şeye dönüştürerek isyanın ve ham duyguların iletilmesini sağlıyor.

    Künye:
    1. İsimsiz, 2023, Neon, kablo, zincir, Değişken ölçüler
    2. İsimsiz, 2022, tuval üzerine karışık teknik, 242 x 191 x 8 cm 

    0
    0
    1622
  • 18-10-2023

    Pera Film, sonbahar gösterimleri kapsamında Cadılar Bayramı’na özel hazırladığı “Ritmik Kâbuslar” başlıklı programı 24-31 Ekim tarihleri arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda sinemaseverlerle buluşturacak.

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Film ve Video Programları, kökeni Pagan geleneklerine dayanan ve tüm dünyada popüler kültürün parçası hâline gelen Cadılar Bayramı’na özel mini bir seçki hazırladı. Karanlık estetiği, habis müzikleri ve dans sahneleriyle dikkat çeken hikâyelere odaklanan “Ritmik Kâbuslar” başlıklı seçkide, Jim Sharman imzalı kült klasik The Rocky Horror Picture Show ve olağanüstü sahne tasarımlarıyla korku sinemasının kilometre taşlarından olan Suspiria yer alıyor.

    Korku ve bilimkurgunun müzikle harmanlandığı, o güne dek eşi benzeri görülmemiş kâbusvari bir müzikal olan The Rocky Horror Picture Show’un başrollerinde Tim Curry, Susan Sarandon ve Barry Bostwick yer alıyor. Jim Sharman imzalı film, ormanda yolunu kaybeden Brad ve Janet adlı iki gencin, yardım için kapısını çaldıkları Dr. Frank-N-Furter’ın şatafatlı şatosunda yaşadıkları çılgın deneyime odaklanıyor.

    Ünlü yönetmen Dario Argento ve partneri Daria Nicolodi’nin birlikte kaleme aldıkları Suspiria, Amerikalı dans öğrencisi Suzy’nin Almanya’daki ünlü bir dans okuluna yatılı öğrenci olarak geldikten sonra deneyimlediği korkunç olaylar zincirine odaklanıyor. Goblin imzalı müzikleri ve Luciana Tovoli’nin olağanüstü görüntü çalışmasıyla korku klasikleri arasında özel bir yere sahip olan film, Nicolodi’nin yaşamından otobiyografik izler taşıdığı iddiasıyla da dikkat çekiyor.

    “Ritmik Kâbuslar” programının biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    “Ritmik Kâbuslar” Gösterim Programı:

    The Rocky Horror Picture Show / 24 Ekim Salı, 19.00 - 28 Ekim Cumartesi, 19.00
    Yönetmen: Jim Sharman
    Oyuncular: Tim Curry, Susan Sarandon, Barry Bostwick, Richard O'Brien
    ABD, 1975, 100’, DCP, renkli / İngilizce; Türkçe altyazılı

    Suspiria / 26 Ekim Perşembe, 19.00 - 31 Ekim Salı, 19.00
    Yönetmen: Dario Argento
    Oyuncular: Jessica Harper, Stefania Casini, Udo Kier, Flavio Bucci
    ​İtalya, 1977, 98’, DCP, renkli / İngilizce; Türkçe altyazılı

    0
    0
    1196
  • 18-10-2023

    Gate 27’nin geçmiş konuğu sanatçı ve akademisyen Selçuk Artut, yaratıcı kodlamayla geometrik desenler üretme üzerine çalıştığı projesi için hazırladığı yeni kitabını sanatseverlerle buluşturuyor.

    Uluslararası konuk sanatçı programı Gate 27, İstanbul ve Ayvalık’taki yerleşkelerinde konuk sürecine katılan geçmiş konuklarının projelerini desteklemeye devam ediyor. Alp Tuğan ile birlikte kurdukları deneysel müzik grubu RAW ile Gate 27 Ayvalık’taki konuk sürecini Haziran 2020’de tamamlayan Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi, sanatçı Selçuk Artut’un Yaratıcı Kodlama ile Geometrik Desenler (Geometric Patterns with Creative Coding) isimli yeni kitabı New York’ta yer alan Apress isimli yayınevi tarafından yayımlandı.

    ​Sanatçı yaratıcı kodlama üzerine olan çalışmalarını yeni kitabıyla bir sonraki aşamaya taşıyor. Eserlerinde ses ve görüntü deneyimlerine odaklanan Artut, hazırladığı yedinci kitabında, kendinden üreyen (jeneratif) sanat biçimine alışılagelmişin dışında bir perspektiften bakıyor. Artut, yeni kitabında batı kültürlerinin hegemonyasındaki sanat tarihi anlayışından uzaklaşarak özellikle doğu coğrafyasında uzunca bir dönem yükselen bir kültürel öğe hâline dönüşmüş olan geometri sanatıyla günümüzün “yeni?” medya sanatı arasındaki ilişkileri ele alıyor. Sanatçı, geometri sanatında geleneksel olarak yer alan yirmi üç farklı deseni yaratıcı kodlama yöntemleriyle bilişimsel olarak günümüze taşıyor. Artut’un kitabında önerdiği algoritmik yöntemler gelenek ve gelecek arasında gizli kalmış köprüleri görünür hâle getiriyor. İngilizce olarak yayımlanan kitap, Amazon üzerinden temin edilebiliyor.

    0
    0
    1698
  • 18-10-2023

    Davranışbilimci Konrad Lorenz’in köpeğin evcilleşmesinin ve insanla ortak yaşamının öyküsünü anlattığı kitabı Ve İnsan Köpekle Tanıştı, Evrim Tevfik Güney’in çevirisiyle yeniden Alfa Yayınları’ndan yayımlandı.

    Lorenz, en eski zamanlarda köpekle insan arasındaki yaşam-çıkar ortaklığının nasıl kurulduğunu ve aradan geçen binlerce yılda, homo sapiens ile bir hayvan arasındaki bu içten dostluğun nasıl derinleştiğini eğlenceli bir dille okura gösteriyor.

    Ve İnsan Köpekle Tanıştı, kimi kez insani özellikler atfettiğimiz sadık dostlarımızın davranışlarını, binlerce yıllık içgüdüleri temel alarak açıklıyor. Lorenz’e göre her köpek ırkının, hatta tek tek her bir köpeğin, ancak onun gelişim tarihini ve davranış biçimlerini tanımakla keşfedilebilecek kendine özgü bir karakteri var.

    Eser: Briton Riviere – “Fidelity”

    0
    0
    1374
  • 17-10-2023

    Riella’nın “Self Theraphy - Öz Terapi” başlıklı kişisel sergisi, 19-31 Ekim tarihleri arasında 42 Maslak’ta yer alan Artopol Gallery’de sanatseverlerle buluşacak.

    Riella’nın 20 heykelinin yer aldığı “Self Therapy” sergisi sanatçının iç dünyasını ve güçlülük savaşı ile olan mücadelesini ele alıyor. Siyah-beyaz keskinliğiyle grileri bir araya getirirken, inatlaşmaların kabullenmeyle nasıl tanıştığını gözler önüne seren sergi, pes etmeyi reddetmenin, gerektiğinde geri adım atmanın ve sakinliği aramanın önemini anlatıyor. Sergideki her bir eser, içsel çatışmaları, hırçınlıkları, acıları ve endişeleri somutlaştırıyor. Riella’nın çamur ve sivri silahlar aracılığıyla şekillendirdiği duygular, izleyicilere kendi iç dünyalarına bir bakış fırsatı sunuyor.

    Künye:
    1. Riella, “Explosion”, Seramik
    ​2. Riella, “Anger”, Seramik

    0
    0
    1394
  • 17-10-2023

    ENKA Sanat’ın Cumhuriyet’in 100. yılına özel olarak düzenlediği etkinlik serisi, piyanist AyşeDeniz Gökçin konseri ile 18 Ekim’de başlıyor.

    ENKA sahnelerine ilk kez 10 yaşında ayak basan dünyaca ünlü piyanist AyşeDeniz Gökçin, Cumhuriyet Turnesi kapsamında 18 Ekim’de sahne alacak. Gecede, “Çökertme”, “Katibim”, “Uzun İnce Bir Yoldayım” gibi türkülerin düzenlemeleri ile Cumhuriyet’in 100. yılına özel hazırladığı besteyi seslendirecek olan sanatçı, bir Türk ve kadın besteci olarak dinleyicilere, Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı hakların müzikteki yansımasını sunacak.

    Piyanist, besteci Burçin Büke ile opera sanatçısı Güvenç Dağüstün 20 Ekim’de birlikte konser verecek. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sevdiği şarkıların seslendirileceği konserde, Burçin Büke’nin Cumhuriyet’in 100. yılı için bestelediği ve sözlerini Güvenç Dağüstün’ün yazdığı “100. Yıl Valsi” isimli eser de ilk kez müzikseverlerle buluşacak.

    24 Ekim’de gerçekleşecek “Cumhuriyet Dönemi Bestecilerimiz” isimli konserde Borusan Quartet, çağdaş Türk müziğine yön veren en önemli bestecilerden Ahmed Adnan Saygun’un “Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No.1 Op. 27” bestesi ile Ulvi Cemal Erkin’in 1935-1936 yıllarında bestelediği, çağdaş Türk müziğinde ilk oda müziği örneklerinden “Yaylı Çalgılar Dörtlüsü” bestesini icra edecek. Gecede ayrıca, genç besteci Cem Oslu’nun “Göz Açıp Kapayıncaya Kadar” adlı eseri, Avrupa yakasında ilk kez müzikseverlere sunulacak. 

    ​Dünyaca ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say, 10 Kasım’ı kapsayan Atatürk Haftası’nda ENKA Oditoryumu’nda sahne alacak. Geçtiğimiz yıllarda Beethoven’ın 32 sonatının tamamını yorumladığı 9 CD’lik kayıt projesini hayata geçiren sanatçı, bu resitalde Beethoven’ın “Fırtına Sonatı” ve “Appassionata” isimli iki eserini yorumlayacak. 8 Kasım’da gerçekleşecek konserin son parçası ise Fazıl Say’ın, Atatürk anısına bestelediği ve onun doğa sevgisini anlatan “Yürüyen Köşk” olacak. Eser, Atatürk’ün Yalova’daki Millet Çiftliği’nde bulunan köşkünün ve çınar ağacının hikâyesini, eşsiz melodilerle dinleyiciyle buluşturacak.  

    0
    0
    1558
DAHA FAZLA
Geldanlage