
Dans topluluğu La Mov Compania de Danza, 19-20 Ekim tarihlerinde saat 20.00’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak.
2008 yılında, modern dansın öncülerinden Maurice Bèjart’ın öğrencisi olan Lyon Operası’nın ünlü solist dansçısı Víctor Jiménez tarafından kurulan La Mov, kısa süre içerisinde modern dansın uluslararası yüzü hâline geldi. Yenilikçi yaklaşımı, dinamik sahne performansları ve uluslararası başarılarıyla dikkat çeken topluluk, 12’den fazla geniş formatlı prodüksiyonla, klasik eserlerin yanı sıra Rodovalho, Francisco Lorenzo gibi çağdaş koreografların eserlerini de sahneye taşıdı. Amerika Birleşik Devletleri’nden İtalya’ya, İngiltere’den Almanya’ya kadar birçok uluslararası sahnede izleyici karşısına çıkan topluluk, kendi ana vatanı olan İspanya’da da sayısız sahnede performans sergiledi.
CRR’de gerçekleştirilecek performansta, Imanol López, Paula Rodríguez, Daniel Romance, María Bosch, Fermín López, Ainhoa Fernández, Leyre Domingo ve Pilar Miguel sahnede olacak. Etkinliklerin biletlerine Biletix’ten ve CRR gişesinden ulaşabilirsiniz.
Ferda Art Platform, 19 Ekim-11 Kasım tarihleri arasında, Sinan Orakçı’nın “İştahların Makamı” sergisini Ana Salon’da, Ebru Sargın L.’nin “Sessizlik Manzaraları” sergisini ise Proje Alanı’nda sanatseverlerle buluşturacak.
Sinan Orakçı’nın “İştahların Makamı” başlıklı ilk kişisel sergisinde yer alan, şuurun düzenleyici kontrolünden bağımsız olan resimler, bir mantık çerçevesinde belli bir estetik ya da ahlaki ön yargının kontrolü olmadan imgeler aracılığıyla düşünceyi ifade etmeyi amaçlıyor. Bu eserlerin üretim sürecinde sanatçının düşüncesi arzuların ve kaygıların gerçek kaynağına inebilmek, bilinçaltının bir dışavurumu olan yaratıcı süreci akıl ve mantık deneyiminden özgürleştiriyor. Nevroz, bilinçaltı, rüya ve hafıza kavramlarına odaklanan sanatçı, belleğini bir arkeolog gibi inceleyerek düş ve gerçek arasında mistik bir dünyaya bakıyor. Arzu ve iştah arasındaki ilişkiyi alışılmışın dışında renklerle inceleyen sanatçı klasik natürmorta göz kırparak kendine özgün bir ışık gölge evreni yaratıyor. Güncel bir ikonografik dil kullanan sanatçının eserleri gerçek ve hayal arasında gidip geliyor.
Ebru Sargın L.’nin “Sessizlik Manzaraları” başlıklı ilk kişisel sergisi, minimal mimari çizgilerle resmedilmiş, neredeyse soyut bir estetik formla işlenen çalışmalardan oluşan bir seriyi izleyici karşısına çıkartıyor. Ebru Sargın L., sanatına performans sanatçısı kimliği ile çıkış yaptıktan sonra üzerine çalıştığı “sessizlik” kavramını, bu kez bedenin sınırlarını aşarak yeni bir arayışa giriyor. Sanatçı, serginin ana teması olan “sessizlik”i, günümüz kentlerinin sessizleşen mekânlarıyla özdeşleştiriyor. Bu mekânların sessizliğini ve yalnızlığını, Platon’un meşhur “mağara” metaforundan esinlenerek ele alıyor. Bu metafora göre aklın saf faaliyetinin kapsama alanı dışında ruh, bedenin içerisinde karanlık bir mağarada yaşamakta ve ancak zincirlerini kırıp mağaradan dışarı adım atabildiğinde ilk başta ışığın gözlerini kör etmesine rağmen cesaretle hakikatin bilgisine ulaşabiliyor. Airbrush tekniğiyle tasvir edilen bu mekanik dünya, izleyiciye içsel bir yolculuk deneyimi sunuyor. Üçgen formların hâkim olduğu resimler, sessizlik ve yalnızlık temasına iletişim kuruyor. Her bir eser, gri palet içinde sessizliğin ve yalnızlığın farklı yönlerini ifade ederken, aynı zamanda modern kentlerin de sessizliğini gözler önüne seriyor.
Künye:
1. Ebru Sargın L., Acrylic on canvas, 70x100cm, 2023
2. Sinan Orakçı, 2023, ''Gün I'', Tuval üzerine yağlı boya, 130x130 cm
Görme engelliler için Can Yayınları tarafından özel olarak Braille alfabesinde basılan, dünya klasiklerinden ve çocuk kitaplarından bir seçki sunan “Engel Tanımayan Kitaplar”, Amazon Türkiye iş birliği ile 15 Ekim Beyaz Baston Körler ve Güvenlik Günü’nde okurla buluştu.
“Engel Tanımayan Kitaplar”, 21 x 29,7 santimetre ebatlarında, görme engelli bireylere okuma kolaylığı sağlaması için özel olarak üretildi. Seride Anton Çehov, Edgar Allan Poe, Franz Kafka, Mihail Bulgakov gibi klasik dünya edebiyatının önemli yazarlarının öyküleri yer alıyor. Orijinal ebatlarına sadık kalınarak basılan çocuk kitaplarında ise yaklaşık 40 dilde 10 milyondan fazla okurla buluşan Elmer serisi dikkat çekiyor.
“Engel Tanımayan Kitaplar” özel seçkisine buradan erişebilirsiniz.
Bozcaada Caz Festivali’nin kurucu ekipleri 3dots ve Fermente tarafından tasarlanan, yeni yaratıcı girişim “KEŞİF”in ABD'nin Türkiye'deki Diplomatik Misyonu Hibe Programı kapsamında hayata geçirdiği “Caz ile Köprü Kur” projesi, 18-27 Ekim tarihleri arasında Müze Gazhane’de gerçekleşecek.
Ortak değerlere sahip kurum ve toplulukları bir araya getirmek amacıyla Bozcaada Caz Festivali’nin kurucu ekipleri 3dots ve Fermente’nin yeni yaratıcı girişimi “KEŞİF”in ilk projesi “Caz ile Köprü Kur”, farklı disiplinlerin ve seslerin birlikte soru sorduğu ve “keşfetmenin” enerjisiyle yüklü sürdürülebilir topluluklarla program ve projeler geliştirmeyi hedefleyen yaratıcı bir alan yaratıyor. İBB Kültür AŞ’nin katkılarıyla, ABD'nin Türkiye'deki Diplomatik Misyonu Hibe Programı desteğiyle hayata geçirilen “Caz ile Köprü Kur” projesi, müziğin kültürler ve kuşaklar arasında iletişim kurmanın en dolaysız araçlarından biri olması fikrinden yola çıkıyor. Zuhal Müzik’in de enstrüman desteği sağladığı proje, caz aracılığıyla ifade özgürlüğünü ve kültürel diyaloğu sağlamlaştırmayı, genç sanatçıların ve öğrencilerin bir araya geldiği bir caz topluluğu oluşturmayı ve Türkiye ile ABD arasındaki kültürel diplomasi tarihini caz müziği bağlamında inceleyerek iki ülke arasındaki tarihsel ilişkiye farklı bir gözle bakmayı hedefliyor.
Türkiye ve ABD arasında, caz müziğinin benzersiz dilini kullanarak köprüler kurmayı amaçlayan “Caz ile Köprü Kur” projesi kapsamında, caz müziği bağlamında Türkiye ile ABD arasındaki kültürel diplomasi tarihini inceleyen ve dönemi belgeleyen fotoğraflardan oluşan bir arşiv sergisi düzenlenecek. Proje ile aynı adı taşıyan serginin yanı sıra 1940’larda Türkiye’nin Washington Büyükelçisi olarak görev yapan ve cazı bir ifade biçimi olmasının yanı sıra kültürel diplomasi aracı olarak da kullanan Münir Ertegün ve oğulları Nesuhi Ertegün ile Atlantic Records kurucusu Ahmet Ertegün’ün hikâyesine odaklanan ve yönetmenliğini Ümran Safter’in üstlendiği Kapıyı Açık Bırak belgeseli gösterilecek. Projenin son iki günü olan 26-27 Ekim tarihlerinde ise müzik alanında üreten 25 yaş altı öğrenci ve/veya müzisyenlere yönelik atölye çalışması düzenlenecek. Yürütücülüğünü Selen Gülün ile Ben Zwerin’in üstleneceği atölye çalışmasında caz ve doğaçlama müziğin nasıl bir ifade aracı hâline geldiği ve buna bağlı olarak ifade özgürlüğünün nasıl bir kanıtı olduğu konularına odaklanılacak.
“Caz ile Köprü Kur” projesi hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Künye: Fotoğrafçı By Delia Potofsky Gottlieb, 1941. William P. Gottlieb, Library of Congress koleksiyonundan Portrait of Ahmet M. Ertegun, Nesuhi Ertegun, Duke Ellington, William P. Gottlieb, and Dave Stewart, William P. Gottlieb's home, Maryland, 1941.
Küratörlüğünü İpek Yeğinsü’nün üstlendiği “Devingen Karakter” başlıklı karma sergi 18 Kasım tarihine kadar The Wall Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.
“Devingen Karakter” sergisi, adını yaşadığı deneyimlerle birlikte dönüşüme uğrayan öykü karakterleri ile sanatçıların pratiğinde yer yer farklı hâl ve biçimlerde sürekli beliren karakterler arasındaki benzerlikten alıyor. Sergide; Ahmet Aydın Atmaca, Alp İşmen, Başak Doğan Kademoğlu, Baysan Yüksel, Evren Erol, Hemad Javadzade, İlsu Aslan, Khayyam Zidane, Leyla Pekmen, Pınar Birim, Samuel Zealey ve Suzan Batu’nun resimden seramiğe, heykelden tekstile uzanan farklı tekniklerdeki çalışmaları yer alıyor.
“‘Devingen karakter’, deneyimlerinin etkisiyle bir öykünün başından sonuna kadar dönüşüme uğrar. Yeni değerler benimser, yeni bakış açıları edinir ve asla yerinde saymaz. Geçirdiği değişim, onunla özdeşim kuran okuyucuyu da esinler; çünkü her birimiz istikrarın sağladığı güven kadar gelişimin heyecanını da arzularız. Zaten en büyük ikilemlerimiz, alışkanlıklarımızla bizi onlardan vazgeçmeye zorlayan hayallerimiz arasındaki gerilime dayanmaz mı?
Sergide, her bir sanatçının pratiğinde zaman zaman tekrar eden ancak asla aynı kalmayan karakterlerle karşılaşırız. İçinde bulundukları durumlar, hatta büründükleri biçimler bile sürekli değişir; her şeye rağmen izleyici, onların hep aynı kişi olduğunu sezinleyecektir. Serüveni boyunca kendine yabancılaşan, belki de kendini isteyerek kaybeden ve defalarca yeniden bulan o devingen karakter, sanatçının ta kendisidir.”
Künye:
1. Baysan Yüksel-Yeni Dünyalar Yarat
2. Hemad Javadzade
3. Khayyam Zidane, Kırılgan Gelecek, tuval üzeri yağlı boya
4. Leyla Pekmen-Yaz Totemi 2, seramik
5. Suzan Batu-Kırmızı Elbiseli Tanrıça, karışık teknik
Yapı Kredi Galeri’nin İstiklal Caddesi’ne açılan ve portiko olarak adlandırılan bina girişinde başlattığı kamusal programı “Portiko Okumaları ve Performansları”na 18 Ekim’de yazar Rebekka Endler konuk oluyor.
Her ay iki kez çarşamba günleri 18:00’de yapılan, Didem Yazıcı, Burcu Çimen, Fisun Yalçınkaya’nın küratörlüğünü üstlendiği program; sanat, bilim, felsefe, psikoloji, antropoloji, ekonomi ve siyaset teorileri, edebiyat, şiir gibi disiplinleri içeriyor. İki ayrı odağı olan programda performans sanatçıları özellikle mimari ve kamusal alanla ilişkilenen çalışmalarıyla Portiko’ya davet edilirken, okuma programında sanatçı, yazar, şair, editör, araştırmacı ve kültür çalışanlarının kendi yazdıkları ya da onlara ilham veren metinler yer alıyor.
18 Ekim, saat 18.00’de gerçekleşecek Portiko Okumaları’nda yazar Rebekka Endler Eşyaların Patriyarkası adlı kitabından okuma yapacak. Gazeteci ve sunucu Hazal Sipahi, kitaptan seçtiği kısımları okuyacak, ardından Rebekka Endler ile bir söyleşi gerçekleştirecek.
Endler kitabında günümüz dünyasındaki eşya tasarımlarını, erkek egemen yapının etkisine dikkat çekerek inceliyor. Okuru, hem kişisel olarak kullanılan kıyafetlerde ve objelerde hem de kamusal alana yayılan ulaşım araçlarında, mimaride ve tıbbi düzenlemelerdeki patriyarkal tasarımın etkisine dair “uyanık” olmaya davet ediyor.
Rebekka Endler’in konuk olacağı “Portiko Okumaları ve Performansları” Tarabya Kültür Akademisi’nin iş birliği ile Türkçe ve İngilizce gerçekleşecek. Katılım ücretsiz ve herkese açık olacak.
Rebekka Endler’in fotoğrafı ©Emily Piwowar
Hazal Sipahi'nin fotoğrafı ©Emre Barut
Versus Art Project, Metehan Özcan’ın “Prova” başlıklı kişisel sergisini 25 Kasım tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Metehan Özcan’ın pratiğine geniş bir bakış sunan “Prova” sergisinin küratörlüğünü Merve Elveren üstleniyor. Özcan’ın galeride gerçekleşen ikinci kişisel sergisi “Prova”, sanatçının mekânın farkı odalarına yayılan yeni üretimleri, geçmiş çalışmaları, arşivi, İstanbul-Ankara-İzmir dönemlerine ait kişisel izleri ve diğer sanatçılara ait üretimleri izleyicilere sunuyor. Sanatçının düşünme yöntemlerini açığa çıkartan, sürekli dağılıp yeniden kurulan bir hafıza alanı olarak kurgulanan sergi, adını “test etmek”, “teyit etmek”, “sınamak”, “denemek” ve “incelemek” anlamlarını barındıran prova sözcüğünden alıyor. Sergi, kelimenin geçirdiği süreçler ve barındırdığı anlamlar ile birlikte değerlendirildiğinde, dönüşümüne sürekli devam eden, yeniden düşünülmeye açık bir yerde konumlanıyor. Bunun yanında sergide sanatçının kendi arşivinden nesneler ve yakın çevresindeki sanatçılardan ödünç aldığı işlerin yan yana oluşu özel ve kamusal olan arasında bir köprü kuruyor.
Sergi süresince değişecek düzenleme ve içerikler ile “Prova” bir serginin yanı sıra bir açık atölye, farklı sunum biçimlerinin deneyimlendiği bir mekân, yaşayan bir alan olarak izleyici karşısına çıkıyor. Özcan’in güncel işleri ve arşivinden eklemlenenler sanatçının pratiğinin yeni anlatılar sunmasına olanak sağlıyor.
Künye:
1. Metehan Özcan, Moodboard 01, Encounter Serisi, Hahnemuhle 200 gr Mat Fibre Kağıda Arşivsel Pigment Baskı, 2023, 50x50cm
2. Metehan Özcan, Security 1, Encounter Serisi, Hahnemuhle 200 gr Mat Fibre Kağıda Arşivsel Pigment Baskı, 40x50cm
3. Metehan Özcan, Security 2, Encounter Serisi, Hahnemuhle 200 gr Mat Fibre Kağıda Arşivsel Pigment Baskı, 2023, 40x50cm, Detay
4. Metehan Özcan, Tactile 01, Encounter Serisi, Hahnemuhle 200 gr Mat Fibre Kağıda Arşivsel Pigment Baskı, 2023, 50x50cm
5. Metehan Özcan, Things we keep, things we remove, Encounter Serisi, Hahnemuhle 200 gr Mat Fibre Kağıda Arşivsel Pigment Baskı, 2023, 94x94 cm
Leyla Ruhan Okyay’ın Cumhuriyet’imizin ilk yıllarından bugünlere dek kat ettiği yolu, kazanımlarını ve dönüştürücü gücünü, köy enstitüsü mezunu bir öğretmenin hikâyesiyle anlattığı romanı Bennane'nin Uçan Koltuğu, Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.
Okyay; tarihsel bir kurguya dayanan bu romanında, Cumhuriyet'in birleştiren, geliştiren, geleceğe güvenle baktıran öngörülü ilkelerine ve değerlerine bir güzelleme yapıyor.
“İnci, çok sevdiği ninesi Nane'yi neşelendirmenin yolunu arar. İncir ağacındaki koltuğunda keman çalan, çocukları etrafına toplayıp masallar anlatan, cepleri hep kitap, yemiş dolu olan Bennane Nine'nin hayat hikâyesinin peşine düşer. Elinden her iş gelen, biçki dikişten de, toprak ve tamir işlerinden de anlayan köy enstitülü Bennane'nin anıları çocuğu, Cumhuriyet'in erken yıllarına götürür. Büyük küçük herkesi buluşturan coşkulu Cumhuriyet kutlamaları yine incir ağacının altında gerçekleşecektir...”
Doğuş Grubu’nun “Çocuklara Doğuş'tan İyi Bir Gelecek” vizyonuyla hayata geçirdiği Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası (DÇSO), Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına özel 29 Ekim’de Galataport İstanbul’da konser verecek.
Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek konserde, Prof. Rengim Gökmen yönetimindeki Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası (DÇSO), Ankara Devlet Opera ve Bale sanatçısı Görkem Ezgi Yıldırım ve İzmir Devlet Opera ve Bale Sanatçısı Teyfik Rodos’un yanı sıra Başak Doğan yönetimindeki çağdaş topluluk Vokal Akademi Pop&Caz Korosu ile sahne alacak. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda, Galataport İstanbul Doğuş Meydanı’nda saat 14.00 ve 17.00’de gerçekleşecek olan konserlerde yaklaşık 70 DÇSO öğrencisi ve Vokal Akademi Pop&Caz Korosu’ndan 40 kişi sahne alacak. Görkem Ezgi Yıldırım ve Teyfik Rodos gibi usta sanatçılar da bu özel etkinliğe solist olarak katılacak. Cumhuriyet’in 100. yılını anlam dolu bir şekilde kutlamak için özel olarak hazırlanan repertuvar, Türk marşlarından Türk valslerine, tangolardan türkülere kadar geniş bir yelpazeyi içeriyor.
DÇSO ayrıca, 27 Ekim Cuma günü saat 20.30’da Antalya Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konserinde de Antalya seyircisiyle buluşacak.
Odeabank, kuruluşunun 10. yılına özel olarak, sanat platformu O’art ile düzenlediği “Onunla” başlıklı sergiyi 27 Ekim tarihine kadar Fişekhane’de sanatseverlerle buluşturuyor.
Sanatın tüm disiplinlerini herkes için ulaşılabilir kılma amacıyla Odeabank tarafından hayata geçirilen O’art ile çalışmış 10 sanatçının eserlerini bir araya getiren “Onunla” sergisinin küratörlüğünü Begüm Güney üstleniyor. Fişekhane’nin mekân sponsorluğunda gerçekleşen sergide; Mehmet Dere, Erdal Duman, Leyla Emadi, Emin Mete Erdoğan, Buğra Erol, İnci Furni, Ali İbrahim Öcal, Nejat Satı, Berkay Tuncay ve Aylin Zaptçıoğlu’nun eserleri yer alıyor. O’art, bu sergi ile sanatın kitlesel temasını pekiştirmeye ve genişletmeye odaklanmış olduğunun altını çiziyor.
“Onunla” sergisini 27 Ekim’e dek pazartesi hariç her gün 11.00-19.00 saatleri arasında Fişekhane’de ziyaret edebilirsiniz.