GÜNDEM
  • 25-10-2023

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi “Bir Arada” konserlerinin ikincisinde şarkıcı, söz yazarı ve yapımcı Tuğçe Şenoğul ile konuk sanatçı Yasemin Mori’yi 27 Ekim Cuma saat 19.30’da Pera Café’de müzikseverlerle buluşturacak.

    Konserde; Türk müziği, Fransız şansonları, trap, hyperpop, synthpop, dark wave ve trip hop’tan ilham alan Tuğçe Şenoğul’un konuğu, şarkılarıyla insan doğasına dair sıra dışı hikâyeler anlatan Yasemin Mori olacak. Ayrıca konsere katılan dinleyiciler “Uzun Cuma” kapsamında müzeyi saat 22.00’ye kadar ücretsiz gezebilecek. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Müzik kariyerinde dikkat çeken isimleri İstanbullu dinleyicilerle buluşturmayı amaçlayan “Bir Arada” konserleri; kendi müziğinin peşinde, hikâyesini anlatmak isteyen genç kadınları destekleyen bir müzik ve teknoloji girişimi olan Beats By Girlz Türkiye iş birliğinde gerçekleştiriliyor.

    “Bir Arada” Programı:
    24 Kasım 19.30 - Selin Sümbültepe, Konuk: Lara Di Lara
    ​29 Aralık 19.30 - Dilan Balkay, Konuk: Billur Battal

    0
    0
    1591
  • 25-10-2023

    İstanbul Devlet Opera ve Balesi, romantik balenin başyapıtlarından biri olan Giselle balesinin prömiyerini 27 Ekim akşamı Atatürk Kültür Merkezi - Türk Telekom Opera Salonu’nda yapacak.

    Alman şair Heinrich Heine’nin Almanya Üzerine adlı kitabında anlattığı Wililer Efsanesi’nden ilham alan Giselle, ilk kez 28 Haziran 1841’de Paris’teki Salle Le Peletier’de bulunan Ballet du Théâtre de l’Académie Royale de Musique’de sahnelendi. Giselle, Fransız besteci Adolphe Adam’ın (1803-1856) müzikleri üzerine Jean Coralli-Jules Perrot-Marius Petipa koreografisiyle, kırsal yaşam biçimi ile olağandışı dünyayı bir arada işleyen, aşkın yüceliği ve tutkunun vazgeçilmezliğini vurgulayan romantik balenin en önemli yapıtları arasında yer alıyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin bu yıl yeniden repertuvarında yer verdiği Giselle balesini Zeynep Sunal Öngün sahneye koyuyor.

    Doğaüstü ögelerin yer aldığı Giselle balesi, dans etmeyi çok seven, genç ve güzel, bir o kadar da utangaç Giselle adında bir köylü kızı ile kendisini ona “Loys” adlı bir çiftçi olarak tanıtan ve Giselle’e delicesine âşık olan Kont Albrecht’in trajik ve romantik hikâyesini anlatıyor. Aşk, hüsran, ölüm, vicdan azabı, kavuşamama ve yeniden birleşme düşü ekseninde geçen Giselle, tüm bu “imkânsız aşk”, “zengin erkek-fakir kız” gibi dramatik konuları ve ikinci perdede gerçek dışı, fantastik olayları anlatırken gerek koreografide gerekse görsellikle seçilen estetik dil sayesinde, romantik balenin baş yapıtlarından biri hâline geldi.

    Giselle 27 Ekim akşamı prömiyerini yaptıktan sonra; 1, 7, 15 Kasım, 2 ve 7 Aralık tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi – Türk Telekom Opera Salonu’nda, 4, 21, 22 Kasım ise Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak. Etkinliklerin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1569
  • 25-10-2023

    Ata Doğruel’in 2019-2031 yılları arasında gerçekleşen 40 günlük kesintisiz performanslarından oluşan 40 Projesi, ikinci performansı Fırça Darbeleri ile devam ediyor.

    40 Projesinin ilk performası Işık Kaynağı, Performistanbul iş birliğiyle ve Simge Burhanoğlu küratörlüğünde, OMM’da yer alan “Yas ve Haz” sergisine paralel olarak hayata geçirildi. 40 gün / 960 saat aralıksız süren Işık Kaynağı, 2022’nin Kasım-Aralık aylarında OMM’da izleyicilerle buluştu. İdil Tabanca Koleksiyonu’na tekrar gerçekleştirilme hakkı ile 2020 yılında dahil olan, Türkiye’de bir müzenin ev sahipliği yaptığı ilk kesintisiz en uzun süreli performans örneği Işık Kaynağı’nda sanatçı karanlık bir odada kalmış ve tek ışık kaynağı içeriye mum getiren ziyaretçiler olmuştu.

    Serinin ikinci performansı Fırça Darbeleri’nde ise Doğruel, performansını belli bir mekâna bağlı kalmadan, tamamen hayatın içerisinde gerçekleştiriliyor. Performans kapsamında 40 gün aralıksız olarak beyaz bir tişört giyecek ve tüm süreç boyunca, bu tişörtü üzerinden çıkarmayacak. Bu tişörtün altına veya üstüne herhangi bir şey giymeyecek. Doğruel, tişörtün değişimini/dönüşümünü belgelemek için her gün saat 19.00’da bir fotoğraf çekecek. Bu performansta seyirciler, İstanbul’da ikamet eden sanatçının kendi hayatının olağan akışında karşılaştığı insanlar olacak. 15 Ekim saat 19.00’da ilk fotoğrafın çekimiyle başlayan performans, 24 Kasım saat 19.00’da son fotoğrafın çekiminden sonra tişörtü üzerinden çıkarması ile sonlanacak. Performans bittikten sonra bu tişört, yüzeyleri görünecek şekilde çerçevelenecek.

    Projenin ilk serisi gibi yine Simge Burhanoğlu küratörlüğünde ve Performistanbul iş birliğinde gerçekleşecek performansın sürecini 40 Projesi’nin ve Performistanbul’un Instagram hesaplarından takip edebilirsiniz. Ayrıca süreç sonrasında performansın dokümantasyonu da sanatçının kendi internet sitesinde yayımlanacak.

    ​Ata Doğruel performansını şu sözlerle açıklıyor: “Yaşamın getirdiklerine açık olmak ve yaşananları cesurca kabullenebilmek, bilgece bir uysallıkla kabul edebilmek. Kendi kaderinin mimarı olmana rağmen, bilinmezliğe sevgi beslemek. Onu her şeyiyle sahiplenmek ve nihayet bir kere yaşanacak olan hayatın bütününü adeta koca bir sanat eylemi olarak görmek. Yaşananların emsalsizliğini, biricikliğini idrak edebilmek ve hayatı; bir kereliğine var olan bir sanat eseri, sanat eylemi olarak hissetmek. Benim için bilinçli yaşamak budur. Hayat eşsizdir, hayat sanatçıdır.” 

    0
    0
    1201
  • 25-10-2023

    Laure Monloubou’nun yazdığı ve resimlediği, sınıflarıyla birlikte müze gezisinde kaybolan Noemi ve Henri’nin hikâyesini anlatan Müzede Kaybolduğumuz Gün, Korkut Erdur’un çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    “Bugün günlerden okul gezisi günü! Çocuklar sınıfça müze ziyareti yapacaklar.

    Bütün öğrenciler kırmızı şapkalarını taktı, herkes arkadaşıyla el ele tutuşacak ve kimse arkadaşının elini bırakmayacak! Müzede konuşmak, yemek yemek, bağırmak, sergilenen nesnelere dokunmak yok!

    Noemi ve Henri sınıflarıyla birlikte müzeyi geziyorlardı ki birden yalnız kaldıklarını fark ettiler. Peki herkes nereye gitti?”

    0
    0
    1220
  • 24-10-2023

    Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran’ın yönetmenliğini üstlendikleri NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var ve ashura oyunları ekim sonunda İstanbullu tiyatroseverlerle buluşacak.

    Yeni projeleriyle İstanbul sahnelerine yeniden dönüş yapan Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran, yönetmenliğini üstlendikleri, geçtiğimiz sezon Berlin’de ilk kez sahnelenen yeni oyunları NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var 30 Ekim akşamı saat 20.00’de Duru Tiyatro - Watergarden Performans Sahnesi’nde Türkiye prömiyerini yapacak. 2004 yılında 14.Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivalinde ilk kez oynanan ashura ise Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında, uzun süre sonra ilk kez 31 Ekim akşamı saat 20.30’da DasDas’ta sahnelenecek.

    NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var oyunu, doksanlı yılların sonunda ırkçı eylemlerine başlayan ve 2000 yılı itibarıyla on bir yıl boyunca Almanya’nın farklı yerlerinde cinayetler işleyen, bombalı saldırılar gerçekleştiren “NSU üçlüsünün” cani eylemleri üzerinden hâlâ günümüzde de var olan kurumsal ırkçılığı ve ayrımcılığı gözler önüne seriyor. 2009 yılında Ufuk Güldü tarafından kurulan Theater 28’in ev sahibi olduğu Ballhaus Prinzenalle Berlin’de 23 Eylül 2022 tarihinde ilk kez oynanan, Tuğsal Moğul’un kaleme aldığı, Övül ve Mustafa Avkıran’ın sahnelediği ve Saliha Kerkhoff’un dramaturgisini üstlendiği oyunda, Freya Kreutzkam, Lukas David Schmidt, Jonas Broxtermann rol alıyor. Oyun Türkçe altyazı ile izleyicilerle buluşacak.

    Adı insanlık tarihi kadar eski ashura oyunu ise yüzlerce yıldır, Anadolu toprakları üzerinde “homojen” bir toplum yaratma adına oradan oraya savrulan, zorunlu olarak göç ettirilen insanları, sürgüne zorlanan mültecilerin göç yollarını, göç yollarında 12 dilde söylenen şarkılarla anlatıyor. Üç dine ait şarkıların metnini oluşturduğu ashura, zorunlu göç, kimlik, aidiyet, dil, dilsizlik gibi temalar içeriyor. Müzisyen, şarkıcı ve oyuncuların birlikte yer aldığı oyunda Mustafa Avkıran ile Övül Avkıran, yüzlerce yılda oluşan sözlü miras ile resmi tarih bilgisini müzik-tiyatro tanımı içinde yeniden sorguluyor.

    ​30 Ekim’de Duru Tiyatro - Watergarden Performans Sahnesi’nde izleyicilerle buluşacak NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var oyunun biletlerine buradan, 31 Ekim’de DasDas’ta sahnelenecek ashura oyunun biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1730
  • 24-10-2023

    Uğur Ulusoy’un “Hangi Gezegenden Geliyorsun?” başlıklı Türkiye’deki ilk kişisel sergisi 3 Kasım-16 Aralık tarihleri arasında KAIROS’ta sanatseverlerle buluşacak.

    Çalışmalarını üç boyutlu olarak sergilendikleri alanların içine yerleştiren Uğur Ulusoy’un resim ile yerleştirme, duvar heykeli ile grafiti tekniklerini birbiri içinde eriterek kelimenin tam anlamıyla disiplinlerarası olarak geliştirdiği bir anlatım biçimi var. Onun sergi alanı içinde renk, geometri, form ve çizgilerle kurguladığı akışkanlık, duvarlardan tavanlara, yerlere doğru ilerleyen bir özelliğe sahip olduğu gibi, duygularla, kalp atışlarıyla kavranabilecek gizemli bir bütünlüğe de sahip. Uğur’un farklı rölyef, heykel ve yerleştirme tekniklerini kullanarak tuvalin dışına taşıdığı yaratı evreni, şiirsel izlenimlerin yalın bir dille aktarıldığı, incelikle yakalanmış ân’lar üzerine kuruludur. Uğur’un KAIROS’ta düzenlenen Türkiye’deki ilk kişisel sergisi 'Hangi Gezegenden Geliyorsun?' izleyicilere kimi zaman hüzünle, kimi zaman kara mizah, kimi zaman araştırma tutkusuyla şekillenmiş yakası açılmadık bir görselliği sunuyor.”

    Necmi Sönmez’in metninden alıntı.

    0
    0
    1323
  • 24-10-2023

    Cem Akaş’ın edebiyattan modern sanat hicvine, aşktan yalana pek çok konuya dair kaleme aldığı ilham verici denemelerinden ya da kendi ifadesiyle “nadüz” yazılarından oluşan kitabı Dildo: Yaşam, Yazın ve Sanatın Mekaniği, Kafka Kitap’tan çıktı.

    Akaş, okuruna yaşamın, edebiyatın ve sanatın nasıl işlediğini anlaması için bir çift yeni göz bahşederken kimi zaman da bilinmeyen katmanlarda gezinip bir tür edebi delilikle  hayrete düşürüyor. Yazar, bu denemelerinde yan yana geldiğinde tamamen anlam değiştiren sözcüğün sanattaki manasını ise şu sözlerle açıklıyor: “Hakiki’nin yerini tutması için üretilen bir ‘gerçeklik’tir dildo, ama burada kalmaz; yerini tuttuğu ‘hakiki’nin ötesine geçer, onda olmayan özellikler, fonksiyonlar kazanır ve böylece kendi ‘hakiki’liğine erişir; artık yalnızca başka bir şeyle karşılaştırılarak tartışılmaz, kendi hakikiliği çerçevesinde değerlendirilir. Yazın, sanat ve diğer kültürel yapıtlar için dildo bu anlamda bir simgedir; bu yapıtlar bir şeye benzemeye çalışan, bir şey hakkında olmaya çalışan birer ürün olmaktan çıkar ve kendileri ‘bir şey’ olur; o şeyler artık dünyanın hakikatine eklemlenmiş birer hakikattir.”

    “Aşk, paradoksal bir fonksiyon olarak düşünülebilir, karanlık bağlamında iki ters dürtüyü içermesi nedeniyle. Bunlardan birisi, kişiyi kendi hakkında olabildiğince çok şey anlatmaya (bilgi aktarmaya), kendini daha, daha çok paylaşmaya, Öteki’ni iyice içine almaya, kendi karanlığını azaltmaya yöneltir. Diğer dürtüyse, bazı şeylerin karanlıkta kalmasında diretir. Bu direnç, bir yanıyla Bir’leşme sürecinde Tek olarak, farklı, ayrı, müstakil ve biçimli bir birim olarak kalmak, kimliğini korumak istemenin ürünüdür.”

    0
    0
    1137
  • 24-10-2023

    BKM tarafından, Maksimum Kart ana sponsorluğunda düzenlenen 6. İstanbul Komedi Festivali, 5 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek.

    İstanbul Komedi Festivali kapsamında söyleşiler, stand-up’lar, doğaçlama gösteriler, kapalı gişe tiyatro oyunları ve çocuk etkinliklerinin yanı sıra bu yıl İngiliz komedyenleri de izleyicilerle buluşacak. Demet Akbağ, Şener Şen, Uğur Yücel, Ali Poyrazoğlu & Güneş Berberoğlu, Behzat & Süheyl Uygur, Kaan Sekban, Doğu Demirkol, Zafer Algöz & Can Yılmaz, Berfu & Eser Yenenler, Esra Dermancıoğlu, Deniz Göktaş, Ali Kerim Diler, Can Bonomo & Can Temiz & Bengi Apak, Oya Başar ve Ebru Kural, Hakan Yılmaz & Ebru Cündübeyoğlu, Yasemin Şefik, Geveze, Semaver Kumpanya Cimri, Volkan Severcan & Asuman Dabak, Yunus Günçe gibi isimlerinin yanı sıra interaktif etkinlikler, sezon boyunca kapalı gişe sahnelenen AydınlıkevlerGüldür Güldür ShowZengin MutfağıÇok Güzel Hareketler 2 gibi pek çok etkinlik İstanbul Komedi Festivali’nde kapsamında sahnelenecek. Funny Woman Awards’ı (2019) kazanmasıyla tanınan Laura Symth, Rick Gervais’in turnesinin açılışını yapan Sean McLoughlin, Birleşik Krallık’taki en iyi komedi kulübü komedyenlerinden biri olan çok ödüllü genç komedyen Matt Richardson ve Manchesterlı komedyen Brennan Reece, İstanbul Komedi Festivali etkinlikleri kapsamında Türkiye’de ilk kez sahne alacak.

    Sedef İybar, Saffet Emre Tonguç ve Serda Büyükkoyuncu ile “Aşk ‘Boğaz’dan Geçer Mi?”, ünlü astrolog Aygül Aydın ile gökyüzü ile yeryüzü arasında geçen gösteri “Aygül Aydın ile Yıldızlara Gülümse”, 56 yıldır sahnede olan Erhan Yazıcıoğlu Fikrim Firarda ile, Uygur Tiyatrosu’nun Hey Gidi Günler adlı tiyatro oyunu ile Behzat & Süheyl Uygur, şarkı, sohbet ve türküleriyle sahnelerin sevilen ismi Soner Olgun İyi Bayramlar ile, taklitleri ve komik hikâyeleriyle Sefa Doğanay, PUCCA’nın konsepti ile 4 yıldır kapalı gişe oynayan Ölü’n Bizi Ayırana Dek adlı tiyatro oyunu ile Hakan Yılmaz ve Ebru Cündübeyoğlu, Leyla ile Mecnun Değil ile Bülent Emrah Parlak ve Elit Andaç Çam, 90’lı yılların en sevilen dizisi Bizimkiler’in usta oyuncusu Ayşe Kökçü’nün yer aldığı, Tatlı Kaçık, TuzBiber 6’lı, ve Şokopop Magazin Quiz İstanbul Komedi Festivali kapsamında izleyicilerle buluşacak.

    Brandweek İstanbul, İstanbul Komedi Festivali etkinlikleri kapsamında Funny Woman Awards (2019) ödüllü İngiliz komedyen Laura Symth’i, Düğün Şarkıcısı adlı oyunuyla Türk tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu Nergis Öztürk’ü ve stand-up’a yepyeni bir soluk getiren, bir kadın gözüyle hayatın komedisini izleyiciye sunan Lesli Karavil’i katılımcılarla bir araya getirecek.

    Festival, çocuklara yönelik düzenlenen tiyatro oyunlarına ve atölyelere ev sahipliği yapacak. Festival kapsamında Türkçe Benim Evim - Kelimeler AdasıBully BullyCeko ile Pepo - İki Bavul DolusuNasreddin Hoca etkinlikleri gerçekleştirilecek.

    BKM Mutfak Çarşı ve BKM Mutfak Kadıköy ise, İstanbul Komedi Festivali boyunca yerli ve yabancı stand-up gösterilerine ev sahipliği yapacak.

    ​5 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek 6. İstanbul Komedi Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1324
  • 24-10-2023

    İstanbul Modern’in Paribu’nun desteğiyle hayata geçirdiği “Sizin Perşembeniz” Sanatçı Buluşmaları kapsamında Bager Akbay, 26 Ekim’de sanatseverlerle buluşacak.

    Üretimlerinde teknoloji ve sanatı buluşturan sanatçı ve eğitimci Bager Akbay, “Görsel ve Metin Üretiminde Yapay Zekâ Araçları” başlıklı seminerde günümüz sanatının geleceğini yorumlayacak. Akbay’ın yapay zekâ araçlarıyla üretilmiş sanat çalışmalarını anlatacağı buluşmada, teknolojik gelişmeler ve günümüz sanatının geleceği konuşulacak.

    “Sizin Perşembeniz” Sanatçı Buluşmaları, sanatçıların yaratım süreçlerini ve sanatsal deneyimlerini katılımcılarla paylaştıkları atölye çalışmaları ve kısa söyleşileri katılımcılarla buluşturuyor. İstanbul Modern, bu etkinliklerle ziyaretçilerini müzeyi, yapıtları ve sanatsal üretim süreçlerini keşfetmeye davet ediyor.

    ​Bager Akbay’ın “Görsel ve Metin Üretiminde Yapay Zekâ Araçları” başlıklı semineri 26 Ekim Perşembe günü saat 13.00’te İstanbul Modern’de gerçekleştirilecek.

    0
    0
    1960
  • 24-10-2023

    Katalan oyun yazarı Joan Yago imzalı Fairfly, 25 Ekim Çarşamba saat 20.30’da Kadıköy Boa Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak.

    Joan Yago’nun ekibi La Calòrica ile kaleme aldığı Mark Levitas’ın yönettiği Fairfly’da Atakan Akarsu, Begüm Akkaya, Tuğçe Altuğ ve Barış Gönenen rol alıyor. Günümüz iş dünyasındaki acımasız rekabete ve girişimcilik kültürüne ironik bir bakış açısı getiren oyun, işsiz kalmak üzere olan dört beyaz yakalının hikâyesini anlatıyor. Kara komedi türündeki Fairfly, kendi şirketini kurmaya götüren motivasyonları sorguluyor ve bir iş projesinin ilk hayaliyle gerçeklik arasındaki boşluğu mizahla ortaya koyuyor. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    “Otuzlu yaşlarındaki dört beyaz yakalı arkadaş, çalıştıkları şirketteki idari kesintiler nedeniyle işlerinin tehdit altında olduğunu görüyor. İlk iş, işlerini savunmak için savaşmak oluyor ancak daha sonra yıllar önce sahip oldukları parlak fikri gerçeğe dönüştürmeyi teklif ediyorlar. Yazarımız Joan Yago, karakterleri ve izleyicileri 5 yıllık bir fikir geliştirme sürecine taşıyor. Yago'nun neoliberal söylem, başarı ve çok para kazanma takıntısı hakkında dramla komediyi harmanladığı Fairfly, aynı zamanda girişimcilik balonunun, yeni başlayanların ve önerdiğimiz şey ile yaptığımız şey arasındaki mesafenin sert eleştirisi.”

    Künye:
    Yazan: Joan Yago & La Calorica
    Yöneten: Mark Levitas
    Çeviren: Seniz Coşkun Adıgüzel
    Işık Tasarımı: Ayşe Sedef Ayter
    Ses ve Müzik Tasarımı: Bucan Ekin Şimşek
    Kostüm Tasarımı: Merve Ertan
    Ses Operatörü: Duygu Dikmeer
    Reji Asistanı: Duygu Dikmeer, Ceren Köse, Emrecan Karakurum
    Uygulayıcı Yapımcı: Furkan Güder
    Teknik Koordinasyon: Umut Rışvanlı
    ​Fotoğraf: Volkan Erkan

    0
    0
    1036
DAHA FAZLA
Geldanlage