
İBB Atatürk Kitaplığı ile Suna ve İnan Kıraç Vakfı arşivlerinden fotoğraflarla hazırlanan “Yaşasın Cumhuriyet” sergisi 31 Aralık 2023 tarihine kadar Şişli Atatürk Müzesi’nde ziyaretçilerle buluşuyor.
Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bütün ulusun topyekun mücadelesiyle kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın ardından yeniden ayağa kalkan bir devletin sembolü olan Cumhuriyet en büyük mirasımız. Bu sebeple 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’in yüzüncü yılını kutlamak çok büyük bir anlam ve değer taşıyor. Bu sergi de İBB Atatürk Kitaplığı ile Suna ve İnan Kıraç Vakfı arşivlerinden çıkarılan, 1933 yılındaki Cumhuriyet’in 10. yıl kutlamalarında İstanbul’da düzenlenen Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında çekilen fotoğraflardan oluşuyor.
“Genç cumhuriyetin 10 yılda gerçekleştirmeyi başardığı yeniliklerin vurgulandığı bir şenlik olarak organize edilen Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için yurt genelinde komiteler kurulur, planlar yapılır, kapsamlı programlar hazırlanırdı. İstanbul’un tüm caddeleri ve meydanları günler öncesinden süslenir, geçit törenlerinin en önemli sembolü olan taklar kurulur, evler, okullar ve binalar bayraklarla ve ışıklarla donatılırdı.
1933 yılındaki cumhuriyetin 10. yıl kutlamaları, İstanbul’da düzenlenen Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının en coşkulu ve görkemlilerinden biri olarak hatırlanır. Tünel’den Taksim’e kadar İstiklal Caddesi boyunca bütün binalar bayraklar, renkli kâğıtlar ve Gazi Mustafa Kemal’in fotoğraflarıyla donatılmıştır. İstiklal Caddesi boyunca dokuz adet, Taksim Meydanı’nda ise iki adet tak kurulmuş, Beyoğlu defne dalları bayraklar, Gazi’nin fotoğrafları, inkılapların yazılı olduğu afişler ve rengarenk ışıklarla süslenmiştir. Taksim Meydanı’ndaki maksemin üzerine renkli ışıklar yerleştirilerek, ışıklardan bir şelale hazırlanmıştır.
İstanbul’daki kutlamalar Beyazıt Meydanı’ndan başlar, tören alayı tramvay yolunu takip ederek Yeniçeriler Caddesi, Divanyolu, Sultanahmet, Sirkeci, Reşadiye Caddesi’nden devam eder, Galata Köprüsü’nü geçerek, Şişhane yokuşundan Tepebaşı’na gelir, İstiklal Caddesi’ni takip ederek Taksim Meydanı’na ulaşırdı. Taksim Cumhuriyet Heykeli’ne çelenklerin konulması ile başlayan tören, akşam Harbiye, Nişantaşı ve Beyazıt’tan ellerinde fener ve meşalelerle yola çıkan grupların da toplanmasıyla devam ederdi. Kutlamalar boyunca, cumhuriyeti ve inkılapları anlatmak için Beyoğlu’ndaki Melek, Elhamra ve Saray sinemaları gibi birçok mekanda konferanslar düzenlenir, cumhuriyetin kazanımlarının ele alındığı programlarda halkın temsilcileri ile devlet görevlileri bir araya gelirdi.”
Müzikten teknolojiye, kreatif pek çok alanda tüm renklerin aynı canlılıkta parladığı bir dünya yaratmayı amaçlayan Beats By Girlz Türkiye Festivali’nin ikincisi 1-10 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek.
“Kalıpsız”, “kuralsız” ve “önyargısız” bir şekilde ilerlerken güvende hissedeceğimiz alanlar yaratmanın önemine değinen Beats By Girlz Türkiye Festivali, konserler, konuşmalar ve atölyelerle şehrin her yerine yayılacak ve ziyaretçilerini ücretsiz olarak ağırlayacak. Beats By Girlz Türkiye Festivali’nin ikinci edisyonu, sarsıcı haberler ve zorluklarla gelen 2023 yılında katılımcılarını eğlenmeye, dayanışmaya, her şeye rağmen güvenli bağlar kurmaya ve hayal kurmaya davet ediyor. #BuFestivalBizim sloganıyla yola çıkan festival Yedikule Gazhanesi, İTÜ MİAM, İstanbul Kitapçısı, Metrohan, Cemal Reşit Rey Konser Salonu ve Müze Gazhane’nin de yer aldığı mekânlarıyla tüm şehre yayılacak.
Müzik endüstrisinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için kendi müziğinin peşindeki, kendi hikâyesini anlatmak isteyen genç kadınları destekleyen bir müzik ve teknoloji girişimi olan Beats By Girlz Türkiye, hem dünya çapında ünlü sanatçıları hem de Türkiye’nin her bölgesinden müzisyenleri, teknoloji uzmanlarını, eğitimcileri buluşturarak Türkiye çapında toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten bir müzik ve teknoloji topluluğu yaratmayı amaçlıyor.
İstanbul’un bir yakasından diğerine uzanan lokasyonlarıyla şehir festivaline dönüşecek Beats By Girlz Türkiye Festivali ikinci edisyonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İBB Kültür ve Kültür AŞ’nin katkılarıyla düzenleniyor. Zuhal Müzik’in sahne sponsorluğunu üstlendiği festivalin ana destekçileri arasında Nescafe, RedBull, Vitruta, Mey Diageo ve Yves Rocher bulunuyor. Uluslararası destekçiler arasında British Council’ın yer aldığı festivalin programında atölyeler, konuşmalar ve konserler yer alıyor. Medya destekçileri Açık Radyo, Aposto, Argonotlar, Artful Living, calling, Dadanizm, dergy, Salçalı Gündem, Socrates Dergi, T24, Üretim Kaydı ve 20’lik olan festival ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Programda yer alan atölyelere Beats By Girlz Türkiye internet sitesinden kayıt oluşturarak, konuşma ve konserlere ise kayıt yaptırmadan katılabilirsiniz. Festival 10 güne yayılan programında Kate Lowes, Ufuk Önen, Ceylân Önalp, Başar Ünder, Gökçe Uygun, Damla Özenç, Cansel Aslan, Eren Şenkardeş, Ceylan Özgün Özçelik, Ezgi Baltaş ve Gizem Bayıksel gibi alanında öne çıkan isimlerle farklı başlıklar altında yeni tartışma alanları yaratmaya devam edecek.
Beats By Girlz Türkiye Festivali Programı:
1 Kasım Çarşamba
19.00-20.00 / Konser: Selin Sümbültepe @Yedikule Gazhane
20.30-22.00 / Konser: Zuhal Olcay @Yedikule Gazhane
4 Kasım Cumartesi
12.00-13.00 / Konuşma: Felaketlere Karşı Dayanışmayı Büyütmek Moderatör: Damla Özenç (This is Mana) // Cansel Aslan (Hatay Deprem Dayanışması), Eren Şenkardeş ve Taçmin Sarı (Kaf Kolektif) @Müze Gazhane T Atölye
13.00-15.00 / Atölye: HipHop Dans Atölyesi: Hiphop Ladies @Müze Gazhane Otopark -2
13.30-14.30 / Konuşma: Yaratıcı Endüstrilerde Güvenli Alanlar Moderatör: Ezgi Karadayı // Ceylan Özgün Özçelik, Ezgi Baltaş, Gizem Bayıksel @Müze Gazhane T Atölye
15.30-16.30 / Konuşma: Güzellik Dedikleri Moderatör: Valerie Dayan // Cansu Dengey, Seda Yılmaz @Müze Gazhane Otopark -2
17.00-18.00 / Stand-up: Deniz Özturhan @Müze Gazhane Otopark -2
18.00-18.45 / Konser: Bade Nosa @Müze Gazhane Açıkhava
19.00-20.00 / Konser: Sinafi Trio @Müze Gazhane Açıkhava
20.30-22.00 / Konser: Eda Baba @Müze Gazhane Açıkhava
5 Kasım Pazar
12.00-13.30 / Atölye: Üretim Kaydı'yla Müzik Yolculuğunun Kaydını Tutmak: Esra Ece Kuleci, Konuk Konuşmacı: Simge Pınar @Müze Gazhane T Atölye
13.00-15.00 / Atölye: Oryantal Atölyesi: Burcu Bilgen @Müze Gazhane Otopark -2
14.00-15.00 / Konuşma: Müziğe Nasıl Ulaşıyoruz?: Trendler ve Araçlar... Moderatör: Beril Sarıaltun // Sinem Güven (Orchard) Kate Lowes (Brighter Sound) @Müze Gazhane T Atölye
15.00-16.30 / Konuşma: #ilhamverenler Moderatör: Çağıl Özge Özkul, İlkin Aydın @Müze Gazhane Otopark -2
17.00-18.00 / Stand-up: Özge Özel @Müze Gazhane Otopark -2
18.00-18.45 / Konser: Özge Ürer @Müze Gazhane Açıkhava
19.00-20.00 / Konser: Ruken Yılmaz @Müze Gazhane Açıkhava
20.30-22.00 / Konser: Duygu Soylu @Müze Gazhane Açıkhava
6 Kasım Pazartesi
15.00-16.30 /Konuşma: Burcu Koşar Ses Terapisi @İTÜ MİAM - İlhan Usmanbaş Konser Salonu
18.00-19.00 / Pop-up konser: Nergis Fırtına @İstanbul Kitapçısı Kadıköy Şubesi
18.00-19.00 / Konuşma: Kesişimde Ses: Dijitalleşme, Performans, Oyun Moderatör: Ceylân Önalp // Başar Ünder, Gökçe Uygun @Metrohan
20.00-21.00 / Pop-up konser: Şenceylik @Metrohan
7 Kasım Salı
10.00-12.00 / Panel: Dolby Atmos Evreni. Moderatör: İdil Yentür Konuşmacılar: Ayşe Yörükoğlu, Ufuk Önen, Hakan Kurşun @İTÜ MİAM - Altar Salonu
13.00-16.00 / Atölye: Ufuk Önen Miks Kritik Kliniği @İTÜ MİAM - Altar Salonu
13.00-16.00 / Atölye: Dolby Atmos Evrenine Yolculuk. Yürütücüler: Ayşe Yörükoğlu, Oğuz Öz @İTÜ MİAM - Miam Ana Stüdyo
8 Kasım Çarşamba
19.00-20.00 / Konser: Dilhan Şeşen @Müze Gazhane Açıkhava
20.30-22.00 / Konser: Gaye Su Akyol @Müze Gazhane Açıkhava
9 Kasım Perşembe
20.30-22.00 / Konser: Benim Şehrim Benim Sesim ft Feryal Öney, Jülide Özçelik @Cemal Reşit Rey Konser Salonu
10 Kasım Cuma
18.00-18.45 / Pop-up konser: Sirel Tunay @İstanbul Kitapçısı Kadıköy Şubesi
19.00-20.00 / Pop-up konser: İdil Meşe @Metrohan
Cumhuriyet’in kuruluşunun 100. yılı vesilesiyle, Sakıp Sabancı Müzesi ve müzede yer alan “Modernizmin İzinde Türk Resmi” başlıklı sergi, 28 Ekim Cumartesi ve 29 Ekim Pazar tarihlerinde ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.
Cumhuriyet’in yetiştirdiği sanatçı kuşağının ve Cumhuriyet’in özgür ortamında yaratılan eserlerin de yer aldığı “Modernizm İzinde Türk Resmi” sergisi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan modernleşme sürecini krononolojik bir düzende izleyiciye sunuyor.
Yirminci yüzyıl Rus edebiyatının önemli yazarlarından, Türkiye’de roman ve öyküleriyle tanınan Andrey Platonov’un şiirlerinden oluşan Şarkı Söyleyen Düşünceler, Sabri Gürses’in çevirisiyle ilk kez Türkçede Natama Yayınevi tarafından yayımlandı.
Platonov’un 1918-1926 yılları arasında, yirmili yaşlarında yazdığı bu şiirler tanrı, din, aşk ve dönemin toplumsal sorunlarıyla ilgili düşünsel ve ruhsal dünyasının ilk evrelerini yansıtıyor. Kitapta Platonov’un şiirlerinin yanı sıra, eşine yazdığı bir mektubu, fotoğraf albümü ve Sabri Gürses’in şiirleri üzerine bir yazısı yer alıyor.
Platonov ilk şiir kitabı Mavi Derinlik’i 1922’de yayımladı. Daha sonra 1926’da Moskova’ya taşındığında ilk romanını, bizim Çevengur adıyla bildiğimiz Baharın Mühendisleri’ni yayımladı ve bu kitabı öyküler, makaleler, piyesler izledi. 1946’da yayımladığı Dönüş adlı tartışmalar yaratan savaş hikâyesi moral bozucu, gerici bulundu ve eserlerini yayımlaması yasaklandı. Şiirlerini yeniden Şarkı Söyleyen Düşünceler adıyla derledi ama hayattayken yayımlayamadı.
Lara Di Lara’nın İstanbul’da ve Viyana’da kayıtlarını gerçekleştirdiği 13 şarkıdan oluşan Eskisi Gibi Değil isimli yeni albümü müzikseverlerle buluştu.
Lara Di Lara’nın “her şey ve hiçbir şey” diye tanımladığı yeni albümünde yer alan şarkıların söz ve müziği sanatçının imzasını taşıyor. Farklı kültürlerden ve doğadan beslenen müziği, sesi ve performanslarıyla Türkçe alternatif müzik sahnesinin öne çıkan isimlerinden biri olan Lara Di Lara, dördüncü stüdyo albümü Eskisi Gibi Değil’de akustik öğeleri synth dünyasıyla harmanlıyor. Albümün prodüktörlüğünü Levni ile birlikte üstlenen Lara Di Lara’ya müzisyenler Herbert Pirker, Willi Rosner, Markus W. Schneider, Christina Ruf, Burak Irmak ve Selen Gülün eşlik ediyor. Kapak fotoğrafını Pelin Kaçar’ın çektiği albümün kapak tasarımı ise Valerija İlchuka imzasını taşıyor. Sanatçı, yeni albümü için şunları söylüyor: “Annelik, doğurganlık, doğum, ölüm, doğa, birey olmak, güç, her şey ve hiçbir şey, protesto etmek, insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları, politik erozyon, ayrımcılık, birlik ve beraberlik, aşk ve bırakabilmek üstüne bir albüm.”
Eskisi Gibi Değil’in yanı sıra albümde yer alan “Büyü” adlı şarkının klibi de yayımlandı. Carbon Works Film Collective yapımı olan klibi Pelin Kaçar yönetti. Yapımcılığını Aksel Bonfil ve Ateş Benek’in üstlendiği klibin görüntü yönetmenliğini ise Adrien Heylen yaptı. Beş gencin, ailelerinin baskılarından kurtulup birlikte yaptıkları bir araba yolculuğu sonunda özgürlüğe kavuşmalarını anlatan klipte Şara Ayvaz, Eren Demircan, Buse Külekçi, Beyza Elçin Işığan, Eren Erkul, Begüm Erceber gibi oyuncularına Arzu Suriçi eşlik ediyor.
Lara Di Lara, yeni albümünün lansman konserini 11 Kasım’da Zorlu PSM %100 Studio’da gerçekleştirecek. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Lara Di Lara’nın Eskisi Gibi Değil isimli yeni albümünü buradan dinleyebilir, “Büyü” şarkısının klibini ise buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=bNvDcb9eaZc
Tim Kent’in “Kronos ve Kairos” başlıklı kişisel sergisi ile Defne Tesal’ın “Suyla Konuşmak” başlıklı kişisel sergisi 2 Aralık’a kadar PİLEVNELİ Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor.
Kavramsal ve teknik donanımı sayesinde, kısıtlı görünen tuval alanını kendi sınır tanımayan imgeler dünyasıyla boyutlandıran Tim Kent, tanıdık olanla tekinsiz olan, uygun olanla beklenmedik olan arasında gidip gelerek parçalı, ancak resimsel olarak tutarlı kompozisyonlar inşa ediyor. Her yeni üretimiyle “Sanat tarihiyle oynuyorum” ifadesinin arkasında durabilen sanatçı, yüzlerin bulanıklaştığı, mekân ve zamanın puslanarak buharlaştığı, yakalandığı sanılan detayların yerini belirsizliğe bıraktığı, rüyayla uyanıklık arasında kalan bir anın duygusunu izleyiciye veriyor. Sergide sanki yüzyıllar, sanat akımları, semboller, değişen-dönüşen mekânlar ve zaman yolculuğu yapan figürler fütursuzca geziniyor. Hatta bu kompozisyonların, sanat tarihiyle daha yakın bir ilişki içinde olanlar için bir bulmaca heyecanı uyandırdığını bile söylemek mümkün.
Defne Tesal’ın gündelik ritüellerinin eserleriyle somutlaştığı “Suyla Konuşmak” başlıklı yeni sergisi, daha önceki çalışmalar bütününü de takip ederek birkaç temel jestle üretilen üç farklı serisini izleyiciye sunuyor. Bu eserler, onun fiziksel olarak mümkün olanı zorlamadan, bedeninin çevresinde usulca, sakince gezinerek yaptığı tekrarların hassas detaylarına tanıklık etmemizi, bir süreliğine de olsa onun zamanına yerleşmemizi sağlıyor. Üretiminin başlangıcından bu yana zamanla, anla, geçmişle, gelecekle derdi olan sanatçılardan biri olan Tesal, ritüellerle ve rutinlerle koruduğu kendi zamanında, akışın içinde bir aralık açılıp içinde barınılabilecek, dün-bugün-yarın gibi tanımlardan uzaklaşıp doğanın, bedenin ve zihnin ritmini duyabilecek boşluklar yaratmaya çalışıyor. Eserlerinin genellikle sakin, dingin, akışkan olarak tanımlanmasının ardında, “şey”lerin ritmik birlikteliğine ve düzenli, kümülatif dizilimine yönelik bir tekrarla, malzemeyle birlikte keşfedebileceği yeni alanlar açma dürtüsü yatıyor.
Künye:
1. Tim Kent
2. Defne Tesal
Intan Paramaditha’nın gezginliğe, göçebeliğe, arzunun ve yolun politikasına, özgürlüklere ve sınırlara dair çok katmanlı bir hikâye anlattığı interaktif romanı Serseri, Deniz Erkaradağ’ın çevirisiyle April Yayıncılık’tan çıktı.
Asya'nın en heyecan verici yazarlarından biri olan Paramaditha, okuru bir oyunun içine davet ediyor. Serseri interaktif bir kitap ve bu kitapta okur seçimlerine göre okuyacağı sayfaları belirleyecek, kendi macerasını kendisi yaratacak.
“Serseriliğe başladın, rotan her yer ve hiçbir yer.
İblis Aşık'la Faust’tan ödünç aldığın bir anlaşmaya çoktan imza attın.
Seni uyardı, sonra da bir çift kırmızı topuklu ayakkabı hediye etti.
Artık nereye istersen gidebilirsin.
Peki, yuvan neresi?
New York'a hayallerini kovalamaya mı gideceksin?
Berlin'e mi yoksa Amsterdam'a mı?
Lima ve Tijuana da seni bekliyor.
Yoksa hiçbir durakta mola vermeyecek o trene mi bineceksin?
Bir turist ya da göçmen, kutsal bir anne ya da bir seri katil, hepsi olabilirsin. Dahası yol boyunca sana müthiş hikâyeler anlatacak yolcularla karşılaşacaksın. Yollarınız kesişip ayrıldıkça, hepimizin öyküsünün bir olduğunu anlayacaksın.”
Çevreye atılan ve doğada biriken çöplerin artan miktarının, sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları ve geri dönüşümün önemi konusunda toplumda farkındalık yaratmak üzere tasarlanan “Farkında Mısın?” 2. Ulusal Fotoğraf ve Kısa Video Yarışması başvuruları başladı.
Temiz bir çevre için çöpün azaltılması, doğru yere atılması ve değerlendirilmesi konusunda toplumun hassasiyet ile davrandığı sürdürülebilir bir dünya yaratmak vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Çöpüne Sahip Çık Vakfı’nın Büyük Efes Sanat’ın desteğiyle hayata geçirdiği “Farkında Mısın?” Ulusal Fotoğraf ve Kısa Video Yarışmasının ilki 2020 yılında düzenlendi. Fotoğraf ve kısa video olmak üzere iki kategorisi bulunan yarışmaya başvurular 15 Ocak 2024 tarihine kadar devam edecek. Yarışmaya amatör ve profesyonel fark etmeksizin herkes katılabiliyor. Yarışma sonunda, her iki kategoride seçilen ilk 3 eser sahibine para ödülleri verilecek. Şubat 2024 itibarıyla sonuçlanacak yarışmanın jürisinde psikolog Prof. Dr. Zuhal Baltaş, fotoğraf sanatçısı Gültekin Çizgen, koleksiyoner ve küratör Yasemin Emirdağ, fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar, yönetmen ve fotoğraf sanatçısı Ömer Vargı yer alıyor. Yarışmaya çevrim içi olarak buradan başvurabilirsiniz.
2020 yılında gerçekleştirilen “Farkında mısın?” yarışmasının ilkiyle Türkiye’nin atık ve çöp konulu ilk ve tek fotoğraf ve video arşivinin adımları atıldı. Bugüne kadar görsel iletişim kanallarında ödül alan ve sergilemeye değer bulunan eserlere yer verildi. 2020 yılında “Farkında mısın?” 1. Ulusal Yarışması Fotoğraf Kategorisi 1.si Doğayı Zehirleme isimli eseriyle Serkan Daldal oldu.
En İyi Fotoğraf Ödülü: 20.000 ₺ + Ödül Heykelciği
En İyi 2. Fotoğraf Ödülü: 15.000 ₺ + Ödül Heykelciği
En İyi 3. Fotoğraf Ödülü: 10.000 ₺ + Ödül Heykelciği
En İyi Kısa Film Ödülü: 20.000 ₺ + Ödül Heykelciği
En İyi 2. Kısa Film Ödülü: 15.000 ₺ + Ödül Heykelciği
En İyi 3. Kısa Film Ödülü: 10.000 ₺ + Ödül Heykelciği
Künye: Serkan Daldal, Doğayı Zehirleme
SANATORIUM, Merve Şendil’in “Karanlığımızın Arkasındaki Şeyler” başlıklı kişisel sergisini 3 Kasım-16 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Merve Şendil’in “Karanlığımızın Arkasındaki Şeyler” sergisi sanatçının kendi algı dünyasından yola çıkarak günlük yaşamın şekillendirdiği anlamsızlıklara karşı verdiği mücadeleyi soyut ve somut elemanlarla aktaran çalışmalarını izleyicilere sunuyor. Yağlı boya ve dantel teknikleri kullanılarak üretilmiş bu çalışmalar Şendil’in 2000’lerden bu yana yaptığı üretimlere referans veriyor. Bireylerin iç seslerine gönderme yapan görsel ve duygusal karşıtlıkları gösteren serginin çıkış noktası olan “karanlığın” bir metafor olarak ele alındığı bu yaklaşım, sanatçının görünenin ardında kalan imgeleri bulmaya yönelik araştırmasını farklı medyumlarla gözler önüne seriyor. 2x2 cm kareler üzerine işlediği yağlı boya çalışmaları Şendil’in kişisel dünyasından anları piksel piksel gösterirken, benzer bir ızgara (grid) sistemi içinde var olan dantel çalışmaları 2007’den beri geliştirdiği Underscene Project serisinde yer alan alternatif müzik üretimlerinden aldığı toplumsal yansımaları olan şarkı sözlerini yeni bir düzleme taşıyor. Şendil’in sanatsal üretiminde varmış olduğu önemli bir durak noktasını gösteren sergi, politik ve sosyal gelişmeler karşısında, sözcüklerin ve imgelerin yardımıyla yeni duruş biçimlerini arıyor. Dantellere işlenen alternatif şarkı sözleriyle, barok çerçevelere yerleştirilmiş piksel çalışmalar sanatçının karşıtlıklar arasında bir varoluş yöntemi arayışını gösteriyor.
Künye:
1. Merve Şendil, One Night Poetic, 2022, Tuval üzerine yağlı boya, 80 x 110,5 cm (SANATORIUM ve sanatçının izniyle)
2. Merve Şendil, Karanlığımızın Arkasındaki Şeyler, 2022, Akrilik ip, 78.5 x 175 cm (çerçeveli) (SANATORIUM ve sanatçının izniyle)
3. Merve Şendil, Bir anlık ışıldadı karanlığın, 2022, Tuval üzerine yağlı boya, 90,5 x 60,5 cm (SANATORIUM ve sanatçının izniyle)
Cath Senker’ın genç yazarlarla faydalı ipuçları ve öneriler paylaştığı, Isobel Lundie’nin resimlediği kitabı Hadi Bir Şeyler Yazalım!, Ebru Koç Bal’ın çevirisiyle İthaki Çocuk’tan çıktı.
Hadi Bir Şeyler Yazalım!, yazmaya ilgi duyan ama nereden başlayacağını bilemeyen tüm genç yazar adayları için eğlenceli alıştırmalarla dolu ilham verici bir rehber niteliği taşıyor. Senker; karakter yaratma, olay örgüsü, tür ve diyaloglar dahil olmak üzere bir hikâye yazmanın tüm yapı taşları ve önemli ipuçlarını bu kitapta genç yazarlarla paylaşıyor.
Kalemlerinizi hazırladıysanız, yazarlık yolculuğu başlasın!