GÜNDEM
  • 26-03-2024

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 17-28 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek 43. İstanbul Film Festivali’nin programı açıklandı.

    N Kolay’ın festival sponsorluğunda düzenlenecek 43. İstanbul Film Festivali, Türkiye ve dünya sinemasından nitelikli ve ödüllü filmleri, özel gösterimleri, yıldız oyuncuları ve usta yönetmenleri bir araya getirecek. Festival biletleri, İKSV Lale Kart üyeleri için 1 Nisan Pazartesi başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından 5 Nisan Cuma genel satışa çıkacak. Gösterimler; Beyoğlu’nda Atlas 1948 ve Beyoğlu Sineması, Şişli’de CineWAM Premium+ City's Nişantaşı (Salon 3 ve Salon 7) ve Kadıköy’de Kadıköy Sineması ile Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi olmak üzere altı salonda yapılacak. Festival kapsamında 132 uzun ve 12 kısa metrajlı filmden oluşan zengin bir program izleyicilerle buluşacak.

    Dünya sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Wim Wenders festivalin onur konuğu olarak ilk kez İstanbul’a gelecek. Festivalde Wenders’in; büyük ustanın Alman sanatçı Anselm Kiefer’in yaşamını ve sanat yolculuğunu mercek altına alan, Cannes’da prömiyerini yapan son filmi Anselm; 50. yılında restore edilen kopyasından gösterilecek Alice Kentlerde ve Koji Yakusho’nun başrolünde yer aldığı, Japonya’nın Oscar adayı Perfect Days / Mükemmel Günler izleyicilerle buluşacak. Wenders, ayrıca festival kapsamında bir festival sohbeti de gerçekleştirerek izleyicilerle buluşacak.

    Festival tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri bu yıl, Cannes’da Altın Palmiye kazanan Yılmaz Güney’in Yol filmi de aralarında olmak üzere pek çok uluslararası festivalde ödüller kazanmış, toplumsal meselelere değinen ve kadın hikâyelerinin işlendiği birçok filmde rol alan usta oyuncu Meral Orhonsay ile 1968’den bu yana yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı filmler, kaleme aldığı akademik çalışmalar, çıkardığı sinema dergileri, çevirdiği sinema kitapları, üniversitelerde ve sinema toplantılarında verdiği derslerle çok yönlü sinemacı Engin Ayça’ya takdim edilecek. Ödüller, 16 Nisan gecesi düzenlenecek Açılış Töreni’nde sahiplerine verilecek.

    43. İstanbul Film Festivali programında, Dünya Festivalleri’nden Genç Ustalar’a, Mayınlı Bölge’den Antidepresan’a, Çiçek İstemez’den Neredesin Aşkım? ve Cinemania’ya 15 farklı bölümde filmler yer alıyor. Sinemaseverler ve müzik tutkunlarını bir araya getiren Musikişinas bölümü geri dönüyor. Müzik tarihine damgasını vurmuş Ryuichi Sakamato’dan Talking Heads’e ikonik isimlerin konser filmleri ve dünyanın farklı bölgelerinden müziğe gönül verenlerin özgün hikâyelerinin yer aldığı bölümde 5 film izleyiciyle buluşacak. Festival programına geçen yıl eklenen “Heyula” bölümü bu yıl da sinemanın yeni olanaklarını deneyen filmleri keşfe çıkartacak. Bu yılki seçkide aralarında Lisandro Alonso’dan Hong Sang-soo’ya Berlin Film Festivali’nden yeni filmlerin yanı sıra Carlos Reygadas’ın restore edilen kült filmi Cennette Savaş yer alıyor. 2024 Türk-Macar Kültür Yılı vesilesiyle tasarlanan Macar Rapsodileri bölümünde, Macaristan sinemasından, 1966’dan 2023’e, dramdan canlandırmaya, siyasiden komediye, genç ustadan auteur’lere 12 uzun 1 kısa metrajlı film gösterilecek.

    Galalar bölümü bu yıl N Kolay sponsorluğunda gerçekleştirilecek. N Kolay Galaları’nda ünlü yıldızlardan usta yönetmenlere, sezonun merakla beklenen 9 film, Türkiye’deki ilk kez gösterilecek. Prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan, Jude Law’un Henry VIII ve Alicia Vikander’ın Katherine Parr rolünü üstlendikleri, Karim Aïnouz’un yönettiği Kraliçe’nin Oyunu izleyicilerle buluşacak. Levan Akin’in büyük beğeni toplayan Ve Sonra Dans Ettik’in ardından yönettiği ve büyük bölümü İstanbul’da geçen yeni filmi Geçiş de festivalin merakla beklenen filmleri arasında yer alıyor. Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünün açılışını yapan filmin yönetmeni Levan Akin festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelecek. Kanadalı auteur Atom Egoyan’ın yazıp yönettiği Seven Veils de bölüm kapsamında seyirciyle buluşacak. Ferzan Özpetek’in hayatı paylaşan, neşelenen ya da hüzünlenen güzel insanların bir araya geldiği rakı sofralarının zengin ve köklü geleneğini üç kısa filmde işlediği Bir İstanbul Üçlemesi de N Kolay Galaları bölümünde gösterilecek. Maryam Keshavarz’ın yazıp yönettiği, Sundance’te hem İzleyici Ödülü hem de Senaryo Ödülü kazanarak büyük sansasyon yaratan The Persian Version, Richard Linklater’ın gizemli bir kiralık katili konu aldığı son derece sempatik, sıcak ve komik filmi, dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yarışma dışı yapan Hit Man ile Danimarkalı yönetmen Lone Scherfig’in sinema sevgisini Şili’deki Atacama tuz çölünde bulduğu Film Anlatıcısı Kız da izleyicilerle buluşacak.

    İstanbul Film Festivali, Zurich Sigorta iş birliğiyle bu yıl da Türk sinemasının önemli yapıtlarını restore ettirmeye devam ediyor. Atıf Yılmaz’ın Ümit Ünal’ın senaryosundan sinemaya aktardığı, başrollerini Türkan Şoray ile Oğuz Tunç’un üstlendiği, 1987 yapımı Hayallerim, Aşkım ve Sen, Atlas Post Production tarafından restore edilmiş kopyası ile gösterilecek.

    Festivalin Uluslararası Yarışma jürisinin başkanlığını Yeni Zelandalı oyuncu Kerry Fox üstlenecek. Uluslararası Yarışma jürisinde yönetmen Maryna Er Gorbach, kurgucu Gladys Joujou, Selanik Uluslararası Film Festivali ve Selanik Belgesel Festivali'nin artistik direktörü Orestis Andreadakis, film eleştirmeni Guy Lodge yer alıyor. Ulusal Yarışma’da Altın Lale En İyi Film İKSV tarafından 300.000 TL, Onat Kutlar anısına verilecek Kariyo & Ababay Vakfı Jüri Özel Ödülü’nü kazanan film 150.000 TL ile ödüllendirilecek. Anadolu Efes, En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen isme 75.000 TL verecek. En İyi Senaryo Ödülü'nü kazanana Alamet Holistic tarafından 25.000 TL, En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazanana Milliyet Sanat tarafından 25.000 TL verilecek. En İyi Özgün Müzik, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Görüntü, En İyi Kurgu ödüllerini kazananlara İKSV tarafından 25.000'er TL verilecek. Ulusal Kısa Film Yarışması jürisinde yönetmen Kasım Ördek, yönetmen ve görsel sanatçı Zeynep Demirhan, oyuncu, yazar ve yönetmen Barış Gönenen yer alacak. Jürinin seçtiği En İyi Kısa Film’e, Anadolu Efes tarafından 30.000 TL ödül verilecek. 43. İstanbul Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması jürisinde yönetmen Berna Gençalp, yönetmen Orhan Eskiköy ve sinema yazarı Evrim Kaya yer alacak. Jürinin seçtiği En İyi Belgesel, 30.000 TL ile ödüllendirilecek. Türkiye yapımı uzun metrajlı kurmaca ilk filmlerin aday olduğu Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü jürisinde yönetmen Orçun Köksal, yapımcı İpek Erden, yönetmen Nesimi Yetik yer alıyor. Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü, 2012 yılında kaybettiğimiz yönetmen, senarist ve yapımcı Seyfi Teoman anısına 2013 yılından bu yana veriliyor ve kazanan filmin yönetmeninin sonraki çalışmalarını teşvik etmek üzere 50.000 TL para ödülüyle destekleniyor. Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) jürisi Ulusal Yarışma, Uluslararası Yarışma ve Ulusal Kısa Film Yarışması’ndan birer filme FIPRESCI Ödülü verecek. Başkanlığını Paola Casella’nın yapacağı jüride Géza Csákvári, Sezen Sayınalp, Nino Kovacic, Valentina Giraldo Sánchez ve Selin Gürel yer alacak. İstanbul Film Festivali'nin geleneksel bölümlerinden olan ve Nespresso’nun katkılarıyla iki yıldır yarışmalı bir bölüme dönüşen Genç Ustalar bu yıl da yarışmalı olacak.

    43. İstanbul Film Festivali’nin programına buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2101
  • 26-03-2024

    İsveçli melodik death metal tanrıları Dark Tranquillity, Epifoni Events organizasyonuyla, 4 Nisan 2024 gecesi Ankara’da Jolly Joker Ankara sahnesinde, 5 Nisan’da ise İstanbul’da IF Performance Hall Beşiktaş’ta müzikseverlerle buluşacak.

    Temelleri 1989 yılının başlarında atılan grup; Vokalist Anders Friden (In Flames), gitarist Niklas Sundin, ritim gitarist Mikael Stanne, bas gitarist Martin Henriksson ve baterist Anders Jivarp bir araya gelip Septic Broiler adıyla müzik yapmaya başlamasıyla kuruldu. Bu isim adı altında iki demo çalışması yayımlayan grup daha sonra Dark Tranquillity ismini alarak ilk albümleri Skydancer’ı çıkardı. Bu albümde misafir sanatçı olarak Anna Kajsa Avehall vokalde gruba yardım etti. Albüm çıktıktan sonra Anders Friden gruptan ayrıldı ve Mikael Stanne vokalist rolünü üstlendi. Mikael’in vokali üstlenmesi ile birlikte grubun enerjik sound’unun temelleri atıldı. Daha sonra gruba gitarda Friedrik Johansson dahil oldu. Yeni kadroyla 1994 yılında Of Chaos And Eternal Night adlı EP’yi ve ardından 1995 yılında The Gallery albümünü yaptılar. Albüm büyük beğeni topladı ve gruba büyük bir başarı kazandırdı. Albümden çıkan “Lethe” ve “Punish My Heaven”, hala grubun sevilen şarkıları arasında yer alıyor. 1997’de The Mind’s I albümünü çıkaran grup, başarısını devam ettirdi ve 1999 tarihli albümümü Projector ile ünlü metal firması Century Media’ya dahil oldu. Projector’dan sonra sırasıyla HavenDamage DoneCharacter, FictionConstruct albümlerini çıkaran Dark Tranquillity, her albümüyle eleştirmenlerden tam not aldı. 2016 yılında çıkardıkları Atoma albümü ise grup için yeni bir sayfa açtı ve eski kökleri ile bağlantılarını ortaya çıkarak Göteborg stilinin öncüsü hâline geldi. 34 yıllık profesyonel kariyerlerinde milyonlarca hayrana ulaşan Dark Tranquillity, son albümü Moment’i 2020 yılında yayımladı.

    ​Dark Tranquillity konserlerinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1224
  • 26-03-2024

    Video üretimlerine odaklanan Bilsart, İlayda Bekdemir’in “Kök Aramak: Kuşatılmış Bir Boşluk” başlıklı kişisel sergisini 27 Mart- 6 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    İlayda Bekdemir, “Kök Aramak: Kuşatılmış Bir Boşluk” başlıklı mekâna özgü yerleştirmesinde, son zamanlarda üzerine çalıştığı yansıma ve yanılsama konularını, “Dünyayı başka bakış açılarından / yeni duygularla algılamak mümkün mü?” sorularıyla irdeliyor.

    “Ben, size dünyayı ancak benim gördüğüm şekilde gösterebilirim. Kendi görüşümü ortaya koyduğumda ve onları tekrar gördüğümde -mekânı mekâna, zamanı zamana yeniden getirdiğimde- yeni bir hikâye yaratmış olurum ve onları tekrar görürüm, bu sonsuz bir döngü.

    Beden bir makinadır, imajları görür, imajları gösterir, imajları montajlar ve kendine bir hikâye yaratır. Duygulanım ise belli bir imajdan sonra doğar; imajlar ya da imajların arasındaki aralıklarla. Algı, imajları ya birleştirir ya da birbirleri arasına sınır çeker. Bu noktada iple aynı noktada durur: İp aracılığıyla dikme eylemi iki “şey”i birbirine bağladığı gibi aynı zamanda “şey”ler arasına bir sınır çeker. İmajlar arasındaki ilişki ya da ilişkisizlik hiç bitmeyen yolda olma hâliyle ilişkilenebilir çünkü imajlar birbirine bağladığında / dikildiğinde / montajladığında yalnızca imajları değil, onun bağlandığı zamanı da içine yerleştirmeyi başarır. Bu zamansa aynı zamanda zamansızlığa işaret eder. Yolda olma hâli / gitmek, gerçek mekânlar arasında yer değiştirmek olduğu kadar, mevcut konumdan hiç ayrılmadan yapılan bir eylemdir de. Bir mesafe kat eder ancak bu döngüsel bir zamandır, bir noktadan bir noktaya ulaşmak zorunda değildir. Yol devam ettikçe anlamını kaybeder ya da şekil değiştirerek yeni bakış açıları ortaya koyar, dolayısıyla katmanlaşır; tanıdık olan yabancılaşabilir, periferide görünense merkeze belki de en yakın olandır.

    ‘Bedenin olduğu yer burasıdır, bedenin eylemde olduğu an şimdidir, bedenin işaret ettiği / dokunduğu şey budur, geri kalan her şey orası, sonrası ya da şu’dur.’
    William James”

    0
    0
    1052
  • 26-03-2024

    Ece Erdoğuş Levi’nin çarpık güzellik anlayışımızı mizahi bir dille eleştirirken zorbalığın gençlerin üzerindeki etkilerini gözler önüne serdiği Benim Adım Şeyy, İlk Genç Timaş’tan çıktı.

    Zorbalığın çocukların, gençlerin üzerindeki olumsuz etkilerini, arkadaşlığın, aile desteğinin bu gibi durumlarda ne kadar önemli olduğunu, birbirinden farklı görünen kişilerin birbirlerini desteklediğinde en harika dost olabileceklerini, en sevilmeyen derslerin bile eğlenceli bir ekip çalışmasıyla çok sevilen derslere dönüşebileceğini, zorlukların üstesinden sevgi ve azimle gelinebileceğini gösteriyor.

    “Benim adım “Şeyyy…” Yavuz… Yavuz Kahraman… Hatta Yavuz Kahraman Kocagülle. Bazen adımız veya soyadımız, tipimizle, karakterimizle hiç mi hiç uyuşmaz.
    Annem “Kahraman olsun yeter.” dedikçe “Yavuz Kahraman! Yavuz Kahraman!” diye direten pek sevgili babaanneme teessüflerimi, aman, teşekkürlerimi iletiyorum. Hayatta hoşlanmadığım bir şey varsa o da çocuklara GÖRKEM BAŞAR, GÜÇLÜ ASLAN, YILDIRIM ZEKİ, ŞAHESER NADİR, TONGUÇ EFE, MUTLU MESUT gibi isimler koyulmasıdır. Adam belki huysuzun teki, nasıl mutlu mesut olacak kardeşim? Neyse, bana gelince… Ne olmuş boyum kısaysa? Neden büyütülüyor bu mevzu? Kocaman olmasam ne çıkar? Ben kendi hikâyemin kahramanıyım!
    Kocaman gövdeli Süleyman, geleceğin aşçısı Yasemin ve her zaman yanımda olan Can dostumla çıktığım bu kahramanlık yolunda bana eşlik etmeye var mısın?”

    0
    0
    2334
  • 25-03-2024

    Şarkıcı, söz yazarı ve besteci Melike Şahin, 5 Nisan akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde sahne alacak.

    Solo kariyerine 2017’de başlayan ve dünyanın önemli festivallerinden biri olan Roskilde’de sahne alarak büyük bir başarıya imza atan Melike Şahin, “Diva Yorgun”, “Olur Mu” ve “Pusulam Rüzgar” gibi şarkıları ile müzik listelerinin ilk sıralarında yer aldı. İlk albümü Merhem’i 2021 yılında yayımladıktan sonra albümün Türkiye turnesindeki 70 konserle 30 şehirde çalan Şahin, dünyanın her yerinden müzisyenlerle iş birliği yaptı.

    ​​5 Nisan Cuma akşamı saat 21.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek Melike Şahin konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1525
  • 25-03-2024

    Emre Zeytinoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği YUNT’un ikinci sergisi “Görünmeyen Kent”, 12 Mayıs tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Kerem Ozan Bayraktar, Mehmet Ali Boran, Volkan Kızıltunç, Nuri Kuzucan, Sinan Logie, Çağla Meknuze ve Derya Ülker’in eserlerini bir araya getiren sergi, kentin iç mekânlarındaki şaşırtıcı eylemleri, nesnelerin değişen anlamları ve kalabalıkları oluşturan her bir kişinin farklı düşünceleri arasındaki çelişkili yaşam biçimlerini yansıtan yapıtları izleyiciye sunuyor.

    “Görünmeyen Kent”, bir şehrin sadece simge hâline gelmiş yapılarıyla ya da meydanlarıyla açıklanamayacağını, bunların dışında kalan yerlerin de oraya dâhil olduğunu anlatan YUNT’un ilk sergisi “Şehir Nerede?”nin devamı niteliğinde. Sergi, bir kentin simgesel yapılarının ve meydanlarının inşasında, unuttuğumuz “görünmeyen”in rolüne odaklanıyor. Kentlinin kendi zihninde ve özel mekânında gerçekleştirdiği üretimin ne kadar gözden uzak kalırsa kalsın, kente dâhil olduğunu ve önünde sonunda onun karakterine yansıyacağını hatırlatıyor. Gizli kalmış üretime zaman zaman tanık olmanın ve kenti tanımlarken onları da işin içine katmanın, orası hakkındaki algıları ya da yargıları değiştireceğini vurguluyor.

    ​Emre Zeytinoğlu sergi metninde şunları söylüyor: “Kent ve ‘tek insan’ arasındaki karşılıklı etkileri gözlemlemek, aslında tam anlamıyla bir kenti anlama çabasıdır. Öte yandan insanların kenti kullanma biçimi de orayı her an yeni dinamiklere sürükler ve her defasında kenti yeniden kurar. Ne var ki kentlinin bu kullanma biçimi, genellikle aleni bir tavır olarak gözler önüne serilmez; birçok şey zihinlerde ve iç mekânlarda geçer ve oralarda olup biter. Şu kesindir: Kentlilerin kendi zihinlerinde ve özel mekânlarında gerçekleştirdiği üretim ne kadar gözden uzak kalırsa kalsın, kente dâhildir ve önünde sonunda onun karakterine yansır.”

    0
    0
    1660
  • 25-03-2024

    Erman Tamur’un Ankara’nın 1890-1960 yıllarına damga vuran fotoğraflar ve posta kartlarını dönemin toplumsal değişimini yansıtan bir bakış açısıyla ele aldığı kitabı Antranik’ten Foto Rıdvan’a, Mugamyanlar’dan Gökçeatam’a Ankara’da Fotoğrafçılık ve Posta Kartları (1890-1960), Koç Üniversitesi VEKAM’dan çıktı.

    Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (VEKAM) bu yeni kitabı 400’ü aşkın siyah-beyaz fotoğrafı, 300’ü aşkın siyah-beyaz posta kartını ve 70’i aşkın renkli posta kartını içeriyor. Kitap, fotoğrafların bir şehrin mimari dokusunda gerçekleşen değişimleri anlamanın en kestirme yollarından biri olduğunu gösterirken toplumsal hayatın görsel hafızasını renkli örneklerle belgeliyor. Dönemin öne çıkan fotoğrafçılarının yaşam öykülerine, meslek ve sanat anlayışlarına yer verilen kitapta fotoğrafhanelerin artışı, mesleki örgütlenme girişimleri ve şehrin semtleri de kapsamlı olarak ele alınıyor.

    Öncüleri Antranik G. Cevahirciyan, M. Mugamyan ve V. Pernayan olan Ankara fotoğrafçılığının başlangıcı 1890’lı yıllara dayanıyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında Türk fotoğrafçıların sürece dahil olmasıyla Etem Tem ve Esat Nedim (Tengizman) gibi fotoğraf subayları, kendi adlarına fotoğrafhane açan Çulluzâde Mehmet Adil Bey (Adil Çullu) ve İsmail Remzi Bey (Remzi Tezel) gibi isimler de öne çıkıyor.

    ​Ankara’da Osmanlı Dönemi posta kartlarının üretim ve kullanımı 1890’lı yıllardan Birinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarına kadar uzanıyor. Dönemin Mugamyan Biraderleri tarafından bastırılan belgesel değerindeki bu posta kartları, kitapta şehirden otuzu aşkın sahneyi gözler önüne seriyor.  Erman Tamur’un kaleme aldığı kitapta, üretimin kesintiye uğradığı yaklaşık on yılın ardından yeni bir canlanma sürecinin yaşandığı Cumhuriyet Dönemi’ne ait posta kartları da okurla buluşuyor. Bu kitap konuyla ilk kez tanışacak okurlar için kapsamlı bir bakış sunmanın yanı sıra yeni araştırmalar için de bir başlangıç noktası oluşturuyor.

    0
    0
    1850
  • 25-03-2024

    İş Sanat, Türkiye İş Bankası’nın 100. yılında, dünyanın önemli seslerinden Plácido Domingo’yu 28 Mayıs Salı akşamı saat 20.30’da Volkswagen Arena’da müzikseverlerle buluşturacak. Murat Karahan ve Elena Stikhina’nın sahnede olacağı konsere, orkestra şefi Carlo Tenan yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek.

    Müzik tarihinde, yüzyılın en büyük seslerinden biri olarak kabul edilen Plácido Domingo, opera kariyerinin yanı sıra orkestra şefliğiyle de klasik müziğin yaşayan en büyük efsaneleri arasında yer alıyor. Yarım yüzyılı aşkın kariyeri boyunca dünyanın en önemli sahnelerinde 150’den fazla eserde rol alan Plácido Domingo, 4.400’ü aşkın performans gerçekleştirdi. Çoğu opera kayıtlarından oluşan 100’ü aşkın albüm çalışmasına imza atan Domingo, 12 kez Grammy Ödülü’nün sahibi oldu. Uluslararası müzik arenasında büyük kitlelere ulaşan ve eleştirmenler tarafından “Rönesans adamı” olarak tanımlanan Domingo, kariyeri boyunca onursal unvanlar ve sayısız prestijli ödüle layık görüldü.

    Tenor Murat Karahan konserde Domingo ile birlikte dinleyicilerle buluşacak. Bilkent Üniversitesi’nde doktora düzeyindeki müzik eğitimi yanında, Santa Cecilia Akademisi’nde soprano Renata Scotto ve Akademi başkanı Prof. Bruno Cagli' nin de özel öğrencisi olan Karahan bugüne kadar, Berlin Staatsoper, Berlin Deutscheoper, Münih Bayerische Staatsoper, Opera Frankfurt, Wiener Staatsoper, Teatro di San Carlo Napoli, Teatro Massimo Palermo, Teatro Regio Torino, Arena di Verona, Teatro Regio Parma, Madrid Teatro Real, Las Palmas Opera, Bolshoi Theatre, Latvian Opera gibi dünyanın en önemli sahnelerinde Tosca, Il Trovatore, Aida, Turandot, Carmen, Cavalleria Rusticana, Macbeth, Manon Lescaut gibi 40’tan fazla eserin başrolüne sahip çok geniş repertuvarı ve Türk müziğinden dünya müziğinin seçkin örneklerine uzanan çeşitlilikteki özgün performanslarıyla sahne alıyor.

    Soprano Elena Stikhina, Moskova Konservatuvarı ve Galina Vishnevskaya Opera Şan Merkezi’nde eğitim aldı. 2016’da Plácido Domingo’nun Operalia yarışmasında ödüller kazanan sanatçı Mariinsky Tiyatrosu’nun Primorsky Sahnesi’ndeki ilk sahne deneyiminin ardından, yine Mariinsky Tiyatrosu’ndaki Salomé performansı ile Onegin Ödülü ve 'Golden Soffit' Tiyatro ödülü kazanarak Mariinsky’nin bir üyesi oldu. Helsinki’deki Finnish National Opera'da ve Paris Opéra'da Tatyana (Eugene Onegin), Berlin State Opera'da Mimì (La bohème), Metropolitan Opera'da Suor Angelica'nın başrolü gibi birçok önemli performansa imza attı.

    Türkiye’nin önde gelen senfonik topluluklarından Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), 1999 yılında Gürer Aykal tarafından kuruldu. Aykal’ın onursal şefliğindeki orkestra, orkestra şefleri Sascha Goetzel ve Patrick Hahn’dan sonra 2023 yılında İtalyan şef Carlo Tenan ile konserlerini sürdürüyor.

    ​28 Mayıs Salı saat 20.30’da Volkswagen Arena’da gerçekleşecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1361
  • 25-03-2024

    Rei Xiao, Studio Pinprick ve Tuba Geçgel’in eserlerinden oluşan, Martch Art Project’in Piyalepaşa lokasyonunda sanatseverlerle buluşan “Katharsis: Sessizin Payı” başlıklı karma sergi, 30 Mart tarihine kadar uzatıldı.

    Ömer Uğurluoğlu’nun sergi metnini kaleme aldığı “Katharsis: Sessizin Payı” sergisi, resim ve dövme sanatçısı Rei Xiao, multidisipliner sanatçı Tuba Geçgel ve Eskişehirli iki sanatçının inisiyatifi olan Studio Pinprick’in eserlerini bir araya getiriyor.

    Ömer Uğurluoğlu, “Katharsis: Sessizin Payı” sergi metninde şunları söylüyor: “..İnsanın bu bütün kendisini anlamlandırma çabasına rağmen, doğa her zaman insanı kendisine davet eder. ‘sessizin payı’, en büyük sesi çıkarır aslında. Bizi içine dahil eder ve en büyük yüzleşme ve arınmayı gerçekleştirir. Gerçekten de öyle değil midir, gözlemlediğimiz ama anlamlandıramadığımız yoğun duygulanımlar bize her zaman müdahale eder ve içine alır. İçine dahil ettiği her misafir bambaşka dokunuşlarla onu şekillendirir. Var olma pratiğimiz biraz da izler ve dokunuşlarla ilgilidir…”

    Künye:
    1. “Katharsis: Sessizin Payı”  Sergisi
    2. Rei Xiao
    3. Studio Pinprick
    ​​4. Tuba Geçgel

    0
    0
    3089
  • 25-03-2024

    İstanbul Araştırmaları Enstitüsü (İAE)’nün, Kütüphane Haftası’nda kitapseverlere yönelik hazırladığı “Kâğıttan Kitaba: Cilt Atölyesi” başlıklı etkinliği 26 Mart’ta Pera Müzesi Öğrenme Atölyesi’nde gerçekleşecek.

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün 60. Kütüphane Haftası kapsamında Eğitmen Enes Çinğay ile düzenleyeceği atölyede kâğıdın ve kitap cildinin tarihsel serüveni anlatılacak, bir kitabın ciltlenmesini ilk adımdan itibaren uygulamalı olarak görme ve deneyimleme imkânı sunulacak. Ayrıca geleneksel malzemelerle cilt yapım tekniklerini keşfeden katılımcılara el yapımı defterler hediye edilecek.

    Çinğay, kitabı oluşturan sayfaların formalara dönüştürülmesini, bu formaların dikilmesini, dikildikten sonra cildin hazırlanmasını, isim ve bezeme programının yapılmasını ve yapıştırma işleminin ardından cildin preslenmesini gösterecek, ek olarak şiraze türleri hakkında bilgiler verip bir şiraze örecek.

    ​26 Mart Salı günü saat 15.00’te Pera Müzesi Öğrenme Atölyesi’nde gerçekleştirilecek “Kâğıttan Kitaba: Cilt Atölyesi” ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz

    0
    0
    962
DAHA FAZLA
Geldanlage