
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü (İAE)’nün, Kütüphane Haftası’nda kitapseverlere yönelik hazırladığı “Kâğıttan Kitaba: Cilt Atölyesi” başlıklı etkinliği 26 Mart’ta Pera Müzesi Öğrenme Atölyesi’nde gerçekleşecek.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün 60. Kütüphane Haftası kapsamında Eğitmen Enes Çinğay ile düzenleyeceği atölyede kâğıdın ve kitap cildinin tarihsel serüveni anlatılacak, bir kitabın ciltlenmesini ilk adımdan itibaren uygulamalı olarak görme ve deneyimleme imkânı sunulacak. Ayrıca geleneksel malzemelerle cilt yapım tekniklerini keşfeden katılımcılara el yapımı defterler hediye edilecek.
Çinğay, kitabı oluşturan sayfaların formalara dönüştürülmesini, bu formaların dikilmesini, dikildikten sonra cildin hazırlanmasını, isim ve bezeme programının yapılmasını ve yapıştırma işleminin ardından cildin preslenmesini gösterecek, ek olarak şiraze türleri hakkında bilgiler verip bir şiraze örecek.
26 Mart Salı günü saat 15.00’te Pera Müzesi Öğrenme Atölyesi’nde gerçekleştirilecek “Kâğıttan Kitaba: Cilt Atölyesi” ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Türk Müziği Konserleri, 30 Mart’ta Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek “Unutulmayan Şarkılar” konseriyle devam ediyor.
“Unutulmayan Şarkılar” konserinde misafir solistler Münip Utandı ve Merve Utandı Kalkan, büyük bestekârların seçme eserlerini seslendirecek. Klasik Türk Mûsikisi’nin duayen ismi, Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca’nın hatırasına saygıyla düzenlenen Pera Müzesi Türk Müziği Konserleri; Türk müziğinin tarihsel, kültürel, geleneksel, sosyolojik, antropolojik, felsefi, edebi yönlerine ilişkin sunuş ve sohbetler de içeriyor. Günümüzün usta yorumcuları ve sâzendelerinin, büyük bestekârların seçme eserlerini seslendirdiği Pera Müzesi Türk Müziği Konserleri’nin sunuculuğunu Osman Nuri Özpekel üstleniyor.
30 Mart Cumartesi saat 15.30’da Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek “Unutulmayan Şarkılar” konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Saz Sanatçıları:
Osman Nuri Özpekel - Ud
Aziz Şükrü Özoğuz - Keman
Taner Sayacıoğlu - Kanun
Lütfiye Özer - Kemençe
Gamze Ege Yıldız - Tanbur
Volkan Ertem - Viyolonsel
Tansel Çeber’in “The Other/Öteki” başlıklı kişisel sergisi 7 Nisan tarihine kadar Belm’art Space’te sanatseverlerle buluşuyor.
Tansel Çeber’in onuncu kişisel sergisi “The Other/Öteki”, sanatçının pandemiden günümüze kadar olan süreçte ürettiği ve daha önce sergilenmemiş 14 heykelinden oluşuyor. Çeber, eserlerinde pandemi sürecinde eve kapanmayla gelişen, evin içinde ve dışında olan her şeye ve herkese yabancılaşma, güvensizlik, tekinsizlik, yalnızlık, içe dönüklük, karamsarlık, çaresizlik gibi olumsuz duyguların birey üzerinde yarattığı etkileri kendi üzerinden görünür kılmayı hedefliyor.
Pandemi boyunca belki de tek ve en güvenli alan olarak düşünülen mekân olan evin, bu süreçte geçirdiği algısal değişim ile bir hapis ortamına dönüşmesi, dört duvarın bireyi çevresinden kopararak yalıtma süreci ve bu sürecin barındırdığı kendinle baş başa kalma durumunun farklı hâlleri çalışmaların kurgu ve formlarını belirliyor. Pandeminin yaşantımız üzerindeki etkileri, birey ve toplumda yarattığı algı değişimleri çalışmaların temel konuları oluşturuyor. Heykelleri oluşturan ve belirtilen duygu hâllerinden yola çıkılarak farklı malzeme kullanımıyla manipüle edilen biçimlerden oluşan tüm figürler sanatçının kopyaları niteliğini taşıyor. Tek bir “aslın” kopyaları olan bu figürlerin kendilerinden inşa ettikleri kalabalık içinde yalnız, korkak, güvensiz duruşları ve bir araya geldikleri zeminin tekinsizliği dikkat çekiyor. Birbirleriyle kurdukları “sorunlu” iletişim, bireyselliği anlatır gibi görünmekle birlikte, “çok” ve “birlik” olmaları toplumsallığa gönderme yapıyor.
“The Other/Öteki” sergisini, salıdan pazara 12.00-19.00 saatleri arasında Belm’art Space’te ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1-2. Öteki/Other | Alo by Tansel Çeber | 16.03-07.04 | 2024 | BAS SS’24
Akademisyen Melih Duygulu’nun kaleme aldığı, İstanbul’un ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) müzikal tarihinde bir yolculuğa çıkaran arşivlik bir kitap olan İstanbul’un Sesleri-İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Müzik Tarihi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı İstanbul Kültür Araştırmaları Merkezi tarafından yayımlandı.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü Etnomüzikoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Duygulu’nun hazırladığı kitabın proje koordinatörlüğünü İBB Kültür Dairesi Başkanı Tolga Volkan Aslan yaptı.
Bu kitap; İstanbul Belediyesi’nin İstanbul’a ve ülkenin müzik kültürüne sunduğu katkıların yanı sıra, İstanbul’un ilk yerel yönetimi olan Şehremaneti döneminden başlayıp İstanbul Belediyesi’ne ve daha sonra da İBB’ye uzanan süreçte belediyenin şehrin müzik kültürüne olan etkilerini anlatıyor.
Türk müzikolojisinin kurucularından Mahmut Ragıp Gazimihâl’e ithaf edilen ve 240 sayfadan oluşan İstanbul’un Sesleri-İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Müzik Tarihi kitabına İBB kütüphanelerinden ve E-Kitap olarak buradan ücretsiz ulaşabilirsiniz.
GOSS’un bu zaman kadar yaptığı en duygusal parçalardan biri olan “Olası Kazalar” müzikseverlerle buluştu.
GOSS’un ilk albümü Olası Kazalar, yıl boyu yayımlanacak teklilerin ardından 2024 sonbaharında çıkacak. Albüme ismini veren ilk tekli “Olası Kazalar”, art arda yaptığı hatalarla ilişkisini bitirme noktasına getiren birinin, sevdiği insanı kaybetme korkusunu ele alıyor. Parçada uçuşan duygusal vokaller ve insanın içine işleyen gitarlar, dinleyenleri daha önce tanışmadıkları bu GOSS ile bambaşka bir duygusal yolculuğa çıkarıyor.
Söz ve müziği GOSS’a ait olan şarkının prodüksiyon, mix ve mastering’i Yaşar Görkem Arslan imzası taşıyor. Saygın Ayyıldız tarafından çekilen fotoğraflarda, styling Yusufcan Dursun, saç Aykut Akkoç ve makyaj tasarımı ise Gözde Duman tarafından gerçekleştirildi.
GOSS, şarkıda bahsedilen durumu şu şekilde açıklıyor: “Hani ilişkide olduğunuz insanın artık sizden soğumaya başladığını anlarsınız ve onu kaybetmemek için daha fazla üzerine düşmeye başlarsınız ya, işte tam da o sırada yaşadığınız stres yüzünden daha çok hata yapmaya başlar ve karşınızdakinin sizden daha hızlı soğumaya başladığını görürsünüz. Şarkıdaki karakterimiz maalesef kendini böyle bir duygusal kısır döngü içerisinde buluyor. Bundan kurtulabilmesinin tek yolu ise yaptığı hataları itiraf ederek af dilemesi.”
GOSS’un “Olası Kazalar” isimli yeni teklisini buradan dinleyebilirsiniz.
Benal Dikmen’in “Troyalı Kadınlar” başlıklı kişisel sergisi, Nergis Abıyeva küratörlüğünde, 28 Nisan tarihine kadar Quick Art Space’te sanatseverlerle buluşuyor.
Benal Dikmen’in son iki yılda ürettiği resim, ışıklı pano, video gibi farklı türlerde, birçoğu izleyicilerle ilk defa buluşan yapıtlarının yer aldığı “Troyalı Kadınlar” sergisi, Quick Tower’ın mekânına özgü olarak tasarlandı. İlki 8 Mart 2023’te Troya Müzesi’nde, ikincisi Eylül 2023’te Manfred Osman Korfmann Kütüphanesi’nde olmak üzere Çanakkale’de açılan “Troyalı Kadınlar” ve “Helen’in İkili Yaşamı” sergilerinden oluşturulan seçkiye, Quick Art Space’in mekânı gözetilerek üretilmiş yeni yapıtlar eşlik ediyor.
Dikmen, “Troyalı Kadınlar”da mitolojik anlatıları yeniden gündeme getirirken, izleyiciyi içinde olduğumuz zamanı toplumsal cinsiyet perspektifinden irdelemeye davet ediyor. Mitolojik anlatıların çağımıza nakledilmeyi talep ettiğini, günümüzün düşüncelerine, yeni sanat alanlarına ve tekniklerine göre yeniden yorumlanmaları gerektiğini düşünen Dikmen, sergideki yapıtlarını, anonim 19. yüzyıl fotoğraflarını kesip biçerek gerçekleştirdi. Sanatçı, kolajların videoya dönüşmesi aşamasında sanatçı ikilisi Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar’la iş birliği yaptı. Anonim kadın figürlerinden ve sembolizm içeren türlü türlü nesnelerden oluşan kolajlar, dijital ortamda yatay bir düzlemde buluştuktan sonra büyük kumaşlara basıldı.
Audrey Magee’nin II. Dünya Savaşı’nın ortasında aşka ve aile olma olasılığına tutunan iki yalnız kalbi mektuplarla birbirine bağladığı, savaş ve hayat arasında dürüst bir hesaplaşmaya davet ettiği romanı Yüzleşme, Niran Elçi’nin çevirisiyle Delidolu’dan çıktı.
2022 Booker Ödülü adayı Koloni’nin yazarı Magee’nin bu romanı on dilde yayımlandı, ayrıca beyazperdeye de uyarlanıyor. Okuru iktidar-halk kesişiminde ve ilişkisinde süregelen ikiyüzlülüğün altını eşelemeye ve “Sen olsan ne yapardın?” sorusunun peşinden götürüyor. İnsan eliyle yaşanan kıyımlara karşı topyekûn sergilenen hissizleşmenin köklerine inmemizi sağlayan kitap, başkasının felaketine susmanın ya da ondan yararlanmanın açtığı onulmaz yaraları deşiyor.
İnsanlık tarihinde yıkıcı bir dönüm noktası: II. Dünya Savaşı. Bir yanda Almanya'nın Rusya cephesinde görevli Alman askeri Peter, öteki yanda ailesiyle birlikte Berlin'de yaşayan Katharina. Birbirlerini daha önce hiç görmeyen bu iki insanın kaderi, gıyaben kıyılan bir nikâhla birleşir. Apayrı çıkarlar gözeterek imzaladıkları akit, tanışmalarından sonra verdikleri bağlılık sözüyle bambaşka bir dönemece evrilir. Savaşın zorlu koşulları altında günden güne ezilen Katharina ağır bedeller öderken cephedeki Peter'ı hayata bağlayan yegâne şey bir an önce yeni eşine geri dönmek olur. Mektup satırlarında akıp giden ilişkileri zamanla kök salmaya başladıkça değişimin ve dönüşümün ayak sesleri şiddetlenir. İkili önce adım adım kendi içlerinde, sonra ise birbirleriyle bir yüzleşme yaşayacaktır.
“Her şeye tahammül edilmesi gerekiyordu. Ama her şeye tahammül edilemezdi.”
Usta yönetmen Wim Wenders’in yeni filmi Mükemmel Günler, 12 Nisan’dan itibaren sadece MUBI’de gösterime girecek.
Başrolünde Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görülen Kôji Yakusho’nun yer aldığı Mükemmel Günler, 96. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film dalında Oscar’a aday gösterildi. Paris, Texas ve Berlin Üzerindeki Gökyüzü gibi sayısız filme imza atan Wim Wenders’ın son filmi Mükemmel Günler, günlük yaşamda bulunan güzelliğin ışıltılı bir yansımasını izleyicilere sunuyor.
“Tokyo Tuvaleti” isimli gerçek bir kentsel yenileme projesinden esinlenerek hayata geçirilen film, adını Lou Reed’in klasikleşmiş “Perfect Day” şarkıdan alıyor. Film, alçakgönüllü ve dingin bir hayat yaşayan, Tokyo’da umumi tuvalet temizliği işinde çalışan, rutinlerine sıkı sıkıya bağlı orta yaşlı bir adam olan Hirayama’ya odaklanıyor. Müzik, edebiyat ve fotoğrafçılığa olan tutkusunun peşinden giden Hirayama’nın huzurlu ve mutlu günlük yaşantısı artık görüşmediği kız kardeşi Keiko’nun ergenlik çağındaki kızı Niko’nun ansızın kapısına dayanmasıyla aksamaya başlıyor. Hirayama’nın geçmişiyle yeniden bağ kurmasına yol açan beklenmedik karşılaşmalar, mutlu yaşamının arkasında yatan gizli geçmişini yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başlıyor.
Mükemmel Günler filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=Iv8YO5BXCAQ
Ken Loach ve Édouard Louis’nin sanatı, sinemayı, edebiyatı ve bunların günümüzdeki rolünü tartıştığı kitabı Sanat ve Siyaset Konuşmaları, Ayberk Erkay’ın çevirisiyle Tellekt’ten çıktı.
İngiliz yönetmen Ken Loach, yoksulluk, işsizlik, işçi hakları, barınma sorunları gibi toplumsal sorunları ele alan filmleriyle ve yazar Édouard Louis Eddy’nin Sonu, Babamı Kim Öldürdü ve Şiddetin Tarihi kitaplarıyla çağın en tanınan sanatçıları.
İki farklı ülkeden ve iki farklı kuşaktan gelen bu iki sanatçı, düşüncelerini karşılaştırarak ve eserlerine dayanarak “Sanat, sınıf şiddeti sorununu nasıl gündeme getirebilir ve yeniden düşünebilir? Bu iki sanatçının eserlerinde öne çıkan işçi sınıfı nasıl temsil edilebilir? En güvencesizlerin aşırı sağa yöneldiği küresel politik bağlamda sanatın rolü nedir? Milliyetçiliğin ve sağ popülizmin dünyanın her yerinde yükselişini tersine çevirmek için sol ne yapabilir?” gibi sorulara cevap arıyorlar.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’ne özel olarak sekiz oyunu ücretsiz olarak sahneleyecek.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Hamlet, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde Bir Halk Düşmanı, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde Cadı Kazanı, Ümraniye Sahnesi’nde Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde Ay, Carmela!, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde Ben Medea Değilim, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde Yatak Odası Komedisi, Müze Gazhane Meydan Sahne’de Zehir oyunlarını 27 Mart Çarşamba günü ücretsiz olarak tiyatroseverlerle buluşturacak.
Oyunlar hakkında detaylı bilgiye ve oyunların biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.