09 OCAK, PERŞEMBE, 2014

Cemal Süreya'yı anıyoruz

9 Ocak 1990'da dünyadan ayrılan Cemal Süreya'yı saygıyla anıyoruz.

Haydar Ergülen yazdı...
Cemal Süreya kimleri yazardı?

Cemal Süreya'yı anıyoruz

9 Ocak 1990'da dünyadan ayrılan Cemal Süreya'yı saygıyla anıyoruz..
Haydar Ergülen yazdı...

Cemal Süreya kimleri yazardı?

Cemal Süreya’nın 99Yüz adlı portreler kitabı, şiirin, ironinin, portre yazımında bir şair gibi davranmanın ve denemenin elele verdiği bir başyapıt. Elbette muzipliği, zekayı, gülümseyen düşünceyi de unutmadan. Cemal Süreya kitabı için ‘başyapıt’ denmesine kızmasa bile, dalgasını da bigüzel geçerdi herhalde. Öyleyse bir portre kitabı olduğunu da gözönüne alarak, 99Yüz için ‘üstbaşyapıtı’, ‘tümyapıt’, ‘içdışyapıt’ gibi övgüler de uydurabiliriz sanırım.

Kitabın ilk baskısında (Kaynak, Ocak 1881) Doğu Perinçek’in bir ‘Sunuş’u var. O sunuştan öğrendiğimize göre Cemal Süreya ‘Aslında ben Türkiye’nin en iyi portre yazarıyımdır’ demiş. Eh bu sefer şaka yapmamış ve doğru söylemiş. Bu konuda kendisine katılıyorum.

Portresini yazdıkları arasında, günümüzde esamesi okunmayan ya da Cemal Süreya’nın dünyasıyla ve görüşüyle hiç ilgisi olmayan pek çok ad var: Turgut Özal, Demirel, İhsan Doğramacı, Bedrettin Özfatura, Turgut Sunalp, Mehmet Keçeciler, Kamran İnan,  Hasan Eren, Kurtcebe Alptemoçin, Faruk Sükan, Mehmet Yazar, Semra Özal, İmren Aykut, Ziya Ül-Hak, Hasan Celal Güzel bunlardan bazıları. Çoğu portrelerin yazılmasından 20 yıl sonraya bile kalamamışlar, ama Cemal Süreya’nın derdi de bu değil zaten: “Portre ama tam da öyle değil: Toplumda o sıra öne çıkan insanların izdüşümleri olacak.” Portrelerin, daha doğrusu izdüşümlerin yayımlandığı yer, haftalık siyasi 2000’e Doğru dergisi, günceli izleme kaygısı biraz da bu yüzden olsa gerek. Yoksa insan bazı isimleri görünce, Cemal Süreya bunlar için niye zaman harcamış, yazısına niye konuk etmiş ki diye üzülüyor. Yazılar Ocak 1987- Ocak 1990 arası yayımlanmış.

Cemal Süreya’yı yitireli 22 yıl oldu. Türkçenin büyük şairlerindendi ama kitapları da sağlığında görmediği bir ilgiyle karşılanır oldu. Düzyazıları ve şiir yazıları birer kılavuz niteliğinde. Kişiliğine ve iyiliğine duyulan gereksinimse gün günden artıyor. Bir kez daha

“Yalnızız Cemal abi”, “Senden sonra diyorum Cemal abi/Kars’a şiir gitmiyor/Kars kısa, rakı tatsız/senden sonra şiirde/her şey dibe çöküyor/ anla öyle yalnızız.”

Cemal Süreya Portre-İzdüşümlerini günümüzde yazsaydı, acaba kimleri sevindirirdi diye düşününce, gözlerimin önünde pek çok yüz belirdi. Başbakanı kesinlikle yazardı, Bülent Arınç’ı kaçırmazdı, hemşehrisi olan Kemal Kılıçdaroğlu’nu da yazardı sanırım. Numan Kurtulmuş’u da.  Kenan Evren, sondan bir önceki portre olacakmış, ama yazmamış. Belki yargılandığını duysa şimdi yazardı. Mehmet Ağar’ı da yazabilirdi, Mülkiyeli olduğu için yazdığı pek çok kişi var, o da Mülkiyeli ya.
Gazetecilerden kimleri yazardı acaba? Doğrusu bilemedim. Çetin Altan’ı yazdığı için şimdi oğlu Ahmet Altan’ı yazabilirdi. Murat Belge’yi yeniden yazacağını düşünüyorum. Bülent Ersoy’u da mutlaka bir kez daha yazardı. “Sanatçı olmayarak Bülent Ersoy” yazısında onun yürekliliğini övmüştü. Cemal Süreya’dan çok Ece Ayhan’ı andıran bir cümlesi de vardır o yazıda: “Yeri geliyor, eşcinsel de eşcinsele insan gibi bakmayabiliyor.” Tıpkı Bülent Ersoy’a da bazı ‘devrimci’lerimizin ‘lanet’ okuduğu gibi!

İbrahim Tatlıses’i yazmıştı, belki Ahmet Kaya’yı da yazardı, onun kaleminden bir Erkan Oğur yazısı okumayı ne kadar isterdim. Barış Manço’yu yazdı ama Cem Karaca’yı yazmadı. ‘Taçsız Kral’ Metin Oktay’ı yazdı ama Hakan Şükür’ü yazar mıydı, hiç sanmıyorum. ‘İmparator’ Fatih Terim’i, belki. ‘Dört Kral’ Okan Bayülgen için emin değilim. İkinci Yeni’den yalnızca İlhan Berk’le Sezai Karakoç’u yazmıştı. Şimdi olsa Enis Batur’u, küçük İskender’i yazardı belki. Orhan Pamuk’u da herhalde yazardı, Cemal Süreya’nın kaleminden bir Latife Tekin portresi okumak da güzel olurdu. Füruzan, Leyla Erbil, Sevim Burak, Sevgi Soysal’ı da yazsaydı. Tomris Uyar: Yazar mıydı?

Ne yazık ki yazabileceği bir işçi sınıfı önderi yok şimdi. Mehmet Ali Aybar’ı yazmış, şimdi Aybar’ın karşılığı da yok ki yazılabilecek!
Ara Güler kimseyi ‘yüz’süz bırakmadı! Cemal Süreya’nın toplu şiirleri Sevda Sözleri’nin kapağındaki sigaralı fotoğraf da Ara Güler’indir. Ama o Ara Güler’i ‘söz’süz bıraktı! Tabii Hatay restoranın sahibi Mehmet Ali’nin bir portresi de kitabı bir anason kokusuyla donatırdı.

Güzelleme

Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların
Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur
Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü
Bak bu sensin çocuğum enine boyuna
Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki
Sabahlara kadar koynumda yatmışsın
Bak bende yalan yok vallahi billahi
Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur

İşe bak sen gözlerin de burda
Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık
İyi ki burda yoksa ben ne yapardım
Bak çocuğum kolların işte çıplak işte
Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün
Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
Ne günah işlediysek yarı yarıya

Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
Bunların konuşması olur öpülmesi olur
Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde
Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu
Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu
Uzanmış seni usulca öpmüştüm
Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu. 

Önceleyin

Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakların
Sonra her şey çıkıp geldi

Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben masanın üstüne kodum kuralları
Her şey işte böyle oldu önce

Sayım

Ayışığında oturduk
Bileğinden öptüm seni

Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni

Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni

Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni

Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seni

Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni

En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni


Üstü Kalsın

Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.

Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir...

Üstü kalsın...

0
1957
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle